Son Dakika
|
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
KÜLTÜR SANAT
Üniversite öğrencilerinden oluşan korunun konseri büyük beğeni topladı
28 Nisan 2026 Salı - 23:47:34
Kastamonu Üniversitesi’nde 40 öğrenciden oluşan koronun 3 aylık çalışmanın ardından icra ettiği tasavvuf musikisi konseri büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi tarafından 20. yıl kuruluş etkinlikleri kapsamında Tasavvuf Musikisi Konseri düzenlendi. Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirilen konser, Prof. Dr. Sıtkı Akarsu yönetiminde yaklaşık 40 öğrenciden oluşan koro ve orkestra tarafından icra edildi. Konserde 14 farklı eser icra edildi, klasikleşmiş ilahiler de seslendirildi. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal akademik ve idari personel, öğrenciler ve davetlilerin katıldığı konserin ardından katılımcılar öğrencileri tebrik etti. "Yaklaşık 40 öğrencimizle eserleri seslendirdik" Konser için yaklaşık 3 ay boyunca çalıştıklarını dile getiren Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sıtkı Akarsu, "Öğrencilerimizle bir dönem boyunca hazırladığımız musiki eserlerini icra ettik. Yaklaşık 40 öğrencimizle eserleri seslendirdik. Bir de kaside okuduk. Dini musi türleri, bizim Türk Sanat Müziği repertuarı dersimizin içeriğinde yer alıyor. Genellikle normal eserleri seslendiriyorduk, ancak bu dönem hem bu türü öğrenebilmek hem de bununla ilgili bir konser verebilmek için tekke ve tasavvuf musikisinde eserler seslendirdik" dedi. Kürdi, Hicaz, Uşşak, Rast ve Segah makamlarında eserler seslendirdiklerini anlatan Akarsu, "Yaklaşık üç aylık bir çalışmanın ürünüydü. Şimdi yine aynı ders kapsamında din dışı eserlerden oluşan Nihavend makamında bir hazırlığımız var, onu da bitirirsek konserini yapacağız" ifadelerini kullandı. Konserde görev alan Müzikoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi Helin Şahin de, "Gerçekten üç ay boyunca bu eserlerimize çalıştık. Hocamızla güzel bir sonuç ortaya çıkarmaya gayret ettik. Seyircilerimiz geldiğinde tabii ki büyük bir heyecan yaşadık. Allah ve Peygamber sevgisi temalı, çok hüzünlü bir konserdi. Hazırlanırken de sahnede seslendirirken de çok duygulandık, hüzünlendik, hatta ağlayacak raddeye geldim. Bir arkadaşımızın solo performansı beni çok etkiledi. Umuyoruz ki bu konser herkesin gönlüne bir ferahlık vermiştir" ifadelerini kullandı.
28 Nisan 2026 Salı - 22:53
Hicaz Demiryolu’nun tarihine fotoğraflar ve belgelerle
Kastamonu’da, son günlerde gündeme gelen Hicaz Demiryolu’nun tarihi, açılan sergide, fotoğraflar ve belgelerle anlatıldı. Kastamonu Üniversitesi’nin destekleriyle, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği iş birliğinde hazırlanan "Belge ve Fotoğraflarla Hicaz Demiryolu" sergisi ve Kastamonu Üniversitesi öğrencileri tarafından Kastamonu Kalesi’nde çekimleri yapılan "Dopatonin" filminin gala gecesi Kastamonu Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programın ilk bölümünde son aylarda sık sık gündeme gelen Hicaz Demiryolu ile ilgili Eğitimci ve Araştırmacı Mustafa Gezici tarafından hazırlanan "Belge ve Fotoğraflarla Hicaz Demiryolu" sergisi açıldı. Sergide, Hicaz Demiryolu’nun inşa sürecine ilişkin belge ve fotoğraflar ziyarete açıldı. Sergi açılışında konuşan Araştırmacı Mustafa Gezici, "Tren yolunun İstanbul’dan Kilis’e kadar olan kısmının yanı sıra, bu sergimizde 1900 ila 1918 yılları arasında Kilis’ten başlayıp Medine-i Münevvere’ye kadar olan kısmını konu olarak aldık. Sergimizde yapım aşamaları, toplanan belgeler, bağış makbuzları, verilen madalya beratları tamamını bu sergide bulabileceksiniz. Eskiden hicaza nasıl gidiliyormuş, tren yolu geldikten sonra nasıl ardından askerlerimiz nasıl gitmişler. 1900-1918 yılları arasındaki yapım aşamaları ve çalışmasını konu aldık. Sergimizde 60 fotoğraf ve 16 belge ile belgeledik" dedi. Konuşmaların ardından serginin açılışı yapıldı ve Araştırmacı Mustafa Gezici tarafından davetlilere Hicaz Demiryolu’nun tarihi sürecine ilişkin bilgiler verildi. Programın ikinci bölümünde, Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından tarihi Kastamonu Kalesi’nde işlenen bir cinayeti konu alan ve çekimleri 8 ay süren psikolojik dram türündeki filmin galası yapıldı. Filmin galasında konuşan Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Orhan Salcı, "Kastamonu’da üniversitede okuyan kardeşimiz, burada aldığı eğitimin meyvesini burada çekimlerini yaparak burada göstermek istemiş. Şehrimizi tanıtmak noktasında bir film çekmiş. Bizim çok değerli, o yüzden öğrencilerimize destek veren herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Üniversite öğrencilerinin filmi seyirciyle buluştu Filmin yönetmen ve senaristi olan Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Bölümü’nde eğitim gören Özbekistan uyruklu Ferdaus Mohammad Ali de, "Dopatonin isimli filmin çekimlerini tam bağımsız bir şekilde yaptım. Bu filmin içerisinde bir mesaj var, bu mesajın anlaşılmasını da herkesten merakla bekliyorum. Kendim açık olarak bu mesajı söylemedim çünkü herkes, çözsün istiyorum, kendisi bulsun istiyorum. Kendilerine göre anlaşılsın diye düşündüm. O yüzden inşallah bu mesajımı herkes anlar" şeklinde konuştu. Açılış kurdelesinin kesilmesiyle ilk kez gösterime giren ve 1 saat süren film, davetliler tarafından büyük ilgiyle izlendi. Gösterimin ardından filmin yönetmeni ve yapım ekibiyle söyleşi gerçekleştirildi.
28 Nisan 2026 Salı - 17:53
Nilüfer’de renkli dayanışma: Sanat ve sevgi panosu
Bursa’da Nilüfer Belediyesi tarafından hayata geçirilen ‘Seramik Dayanışma Duvarı’, düzenlenen törenle açıldı. Özel öğrencilerin de dahil olduğu farklı okullar, seramik severler ve sanatçıların destekleriyle tamamlanan eser, Nilüfer’in ‘engelsiz kent’ vizyonunun en renkli ve somut örneklerinden biri oldu. Seramik Dayanışma Duvarı’, İbrahim Yazıcı Stadyumu’nda düzenlenen törenle açıldı. Gerçekleştirilen törende, projenin paydaşları olan Hacı Mehmet Zorlu Özel Eğitim Meslek Okulu, Bizim Ev Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi, Alara Ortaokulu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK) Kır Çiçekleri öğrencileri ile öğretmenleri hazır bulundu. Gönüllü seramik sanatçıları Adnan Baysan, Vedat Dinç, Figen Özden ve Sinem Yayman’ın teknik desteğiyle hazırlanan pano, aylar süren bir emeğin ürünü olarak duvarda yerini aldı. "Nilüfer bir dayanışma kentidir" Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, dayanışmanın Nilüfer’in merkezinde olduğunu vurgulayarak, "İbrahim Yazıcı Stadyumu’nun bu duvarı bundan sonra bambaşka hikayeler anlatacak. Ve bu hikayenin kahramanları çocuklarımız; onların elleri, sabırları ve emekleri. Engellerin sadece birlikte olduğumuzda aşılabileceğini bugün burada bir kez daha görüyoruz" dedi. Başkan Şadi Özdemir, projenin Kasım 2025’te başlayan ve farklı atölyelerde şekillenen parçaların birleşmesiyle tamamlanan ortak bir yolculuk olduğunu belirterek, "Birbirinden habersiz çalışan ellerin aslında birbirini ne kadar güzel tamamladığını burada gördük. Bu eser, özel çocuklarımızı kent yaşamında çok daha görünür kılacaktır" diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 17:50
Atakum’da ‘Korolar Buluşması’
Samsun’un Atakum ilçesinde düzenlenen "Korolar Buluşması", farklı şehirlerden ve ülkelerden gelen koroları aynı sahnede buluşturarak sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Atakum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlikte; çocuk, gençlik ve yetişkin olmak üzere üç ayrı kategoride koro performansları sahnelendi. Programa Samsun, Sinop, Ordu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden korolar katıldı. Farklı kuşakları ve müzikleri tek platformda bir araya getiren organizasyon, her yaş ve zevke hitap eden içeriğiyle unutulmaz anlara imza attı. İki bölüm halinde gerçekleştirilen programda Türkiye’nin yanı sıra dünyanın popüler şarkılarını seslendirildi. Koro şefleri eşliğinde birbirinden özel performanslar sergileyen koristler, seslerinin güzelliği ile büyük beğeni topladı. "Gönülden teşekkür ediyorum" Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel etkinlik hakkında yaptığı açıklamada organizasyonun sanatın birleştirici gücünü sergilemesi açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Başkan Türkel, "23 Nisan programı kapsamında kentimizin yanı sıra Sinop, Ordu gibi illerimizden ve Kuzey Kıbrıs’tan koroları Atakum’da bir araya getirdiğimiz organizasyonumuza gösterilen ilgiden son derece mutlu olduk. Bu yıl ilk kez düzenlediğimiz etkinliğin çok sesli müzik kültürünün, sanatın yaygınlaştırılması açısından önemli bir yere sahip olacağına inanıyoruz. Programımıza katkı sağlayan tüm koristlerimize, şeflerimize, sanatçılarımıza ve halkımıza gönülden teşekkür ediyorum" dedi. "İlki gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz" Atakum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Deniz Gömeç programda yaptığı konuşmada, "Korolar Buluşması’nda olan bütün korolara minnet doluyuz. Çünkü birlikte yapabilirsek, birlikte olursak bu işleri başaracağız. Önümüzdeki haziran ayında bir de piyano festivali gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Bunun da müjdesini veriyoruz. Atakum Belediyesi olarak, geçtiğimiz aylarda tiyatro topluluğumuzu oluşturduk onlar da oyunlarını sergiledi. Bugün sahne alacak tüm koristlerimize, sanatçılarımıza emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. O kadar gururluyuz ve mutluyuz ki. Atakum ilçemizde bir ilki gerçekleştirmenin onurunu yaşıyoruz. Bugün ilk defa korolar buluşmasını gerçekleştiriyoruz. Bu yıl şenlik demedik, önümüzdeki sene şenlik olarak devam edeceğiz. Bu sene 8 olan sayımızı önümüzdeki sene 18, 28 olarak artırmayı düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Büyüyerek devam edecek" Amisos Akademi Korosu Şefi Levent Aydın da "Amisos Akademi Korosu ve Atakum Belediyesi Amisos Çocuk Korosu ile birlikte bu organizasyonu planladık. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’e, böyle bir organizasyonda bize ön ayak olduğu için çok teşekkür ediyoruz. Değerli müdürümüz Deniz Gömeç’e de çok teşekkür ediyoruz. Atakum Türkiye’nin en özel ilçelerinden bir tanesi. Sahili ve sosyal imkanları olsun mükemmel bir şehir. Biz böyle bir şehirde, sanatsal faaliyetlerin çok daha fazla olabilmesi için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz. İlkini düzenliyoruz ve bundan sonra çok daha büyüyerek devam edecek" ifadelerini kullandı. Sanatseverler de programdan duydukları memnuniyeti dile getirerek, etkinliğin her yıl düzenlenmesini istediklerini ifade etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 12:27
Tavşanlı Halk Eğitimi Merkezi’nden uluslararası tanıtım atağı
2
23 Nisan 2026 Perşembe- 10:15
Sanayinin başkenti Gebze’de bu kez sanayi değil tarih konuşuldu
3
27 Nisan 2026 Pazartesi- 12:15
Edremit Belediyesi Geleneksel Uçurtma Şenliği yapıldı
4
27 Nisan 2026 Pazartesi- 11:15
Sinop’ta Osmaniye Mahallesi dernek çatısı altında birleşti
5
23 Nisan 2026 Perşembe- 10:28
Athena Heykeli molozlar arasında bulundu
19 Ekim 2025 Pazar - 11:15
Aççana Höyük’te M.Ö. 1500’lere ait çivi yazılı tabletler bulundu
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aççana Höyük’te yürütülen kazılarda çivi yazılı tabletlerin gün yüzüne çıkarıldığını duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Aççana Höyük’te yürütülen kazılarda, M.Ö. 1500-1400 yıllarına tarihlenen çivi yazılı tabletlerin gün yüzüne çıkarıldığını duyurdu. Belgeler, Mitanni İmparatorluğu’nun etkisindeki İdrimi Hanedanlığı’na ait idari ve ekonomik yaşam hakkında önemli bilgiler içeriyor. Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürdürülen kazılarda, yoğun bir yangın tabakası içinde keşfedilen tabletlerde; farklı şehirlerden gelen çalışan listeleri, mobilya siparişleri ve gıda ile ham madde dağıtımıyla ilgili detaylar yer alıyor. Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada tabletlerin yalnızca dini değil, aynı zamanda dönemin idari ve ekonomik düzenine dair de önemli ipuçları sunduğunu belirtti. Bu keşfin, Geç Tunç Çağı’nın süper güçlerinden biri olan Mitanni İmparatorluğu’nun himayesinde yönetilen bir krallığın çok yönlü yapısını ortaya koyduğunu vurguladı. Bu keşfin Türkiye’nin kültür hayatına değer katacağını ifade eden Bakan Ersoy, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Tarihin izini süren kazılar, bize yine benzersiz bir keşif sundu. Geleceğe Miras Projemiz kapsamında sürdürülen Aççana Höyük, Eski Alalah kenti kazılarında Hatay, Reyhanlı’da İdrimi Hanedanlığı dönemine ait, yaklaşık M.Ö. 1500-1400 yıllarına tarihlenen çivi yazılı tabletler gün yüzüne çıkarıldı. Yoğun bir yangın tabakası içinde bulunan bu belgelerde; mobilya siparişleri, farklı şehirlerden gelen çalışan listeleri ve gıda ile ham madde dağıtımıyla ilgili bilgiler yer alıyor. Bu buluntular, Geç Tunç Çağı’nın süper güçlerinden biri olan Mitanni İmparatorluğu’nun himayesindeki bir bölgesel krallığın sadece dini değil, aynı zamanda idari ve ekonomik yaşamına da ışık tutuyor. Kazılarda emeği geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü çalışanlarımıza ve tüm bilim insanlarına gönülden teşekkür ediyor, bu önemli keşfin ülkemizin kültür hayatına değer katmasını diliyorum."
19 Ekim 2025 Pazar - 11:07
Lezzetin ve kültürün buluşma noktası Sakarya’nın Pamukova ilçesi oldu
Sakarya’nın Pamukova ilçesinde bu yıl 6’ncısı düzenlenen "Pamukova Yöresel Ürünler ve Ayva Festivali", yoğun katılım ve büyük coşku ile başladı. Türkiye’nin ayva üretiminde önemli bir yere sahip olan Pamukova’da, festival yöresel lezzetlerin ve kültürel zenginliğin merkezi haline geldi. Pamukova Ayvasını Tanıtma Derneği (PAYDER) öncülüğünde; Tarım ve Orman Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Pamukova Kaymakamlığı ve Pamukova Belediyesi’nin katkılarıyla organize edilen festival, bölge ekonomisine ve yerel kültüre katkı sunma hedefleniyor. Festival alanında kurulan stantlarda Pamukova’nın meşhur ayvasının yanı sıra üzüm, enginar, çilek, ev yapımı reçeller ve el emeği ürünler sergilendi. Kadın üreticilerin el işi ürünleri ve yöresel yiyecekleri ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Festival aynı zamanda üreticilere ekonomik katkı sağlayan önemli bir pazar alanı oluşturdu. "Tarım artık stratejik bir güç" Sakarya Valisi Rahmi Doğan programda yaptığı konuşmada, "Sakarya bir tarım kentidir. Ayva, fındık, çilek gibi ürünlerle öne çıkıyoruz. Tarım ve gıda artık dünyanın stratejik kaynakları arasında. Türkiye, kendi kendine yeten ve ihracat yapan bir ülke. Devletimiz üreticimizin her zaman yanındadır" derken, Pamukova Kaymakamı Gürsel Temurci ise festivalin ilçede yaşanan zorlu süreçlerin ardından topluma moral kaynağı olduğunu belirtti. "Her yıl katılım artıyor" Pamukova Ayvasını Tanıtma Derneği (PAYDER) Başkanı Abdullah Özçelik, festivale olan ilgiden duyduğu memnuniyeti belirtere, "Bu yıl 6’ncısını düzenlediğimiz festivalimize ilgi oldukça yüksek. Ürün çeşitliliği, halkın ve üreticilerin ilgisi her yıl artıyor. İlçemizin tanıtımı açısından önemli bir organizasyon" diye konuştu.
19 Ekim 2025 Pazar - 11:02
Tuz Gölündeki tuz odaları sağlık turizmine katkı sunuyor
Aksaray’ın Eskil İlçe Belediyesi tarafından yaptırılan 32 kıl çadırdan oluşan tuz odaları, sağlık turizmi kapsamında yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlıyor. Tuz Gölü’nün eşsiz doğası içinde kurulan tesis, hem sağlık hem de doğa turizmini bir araya getiriyor. Ziyaretçiler, gün doğumu ve gün batımında Tuz Gölü’nün eşsiz manzarasının tadını çıkarırken, aynı zamanda tuzdan yapılan odalarda nefes terapisi ve dinlenme imkanı buluyor. Bölgede düzenlenen at ve ATV turları da ziyaretçilere Tuz Gölü’nün bembeyaz yüzeyinde farklı bir deneyim yaşatıyor. Doğayla iç içe bu etkinlikler bölgeyi ziyaret eden turistlerin ilgisini çekiyor. Ziyaretçiler, tuz odaları deneyiminden oldukça memnun kaldıklarını belirterek, odalarda geçirdikleri sürenin nefes darlığına iyi geldiğini ifade ediyor. Başkan Zavlak: "Tuz Gölü dünya cennetinden bir tanesi" Tuz Gölü turizmiyle doğa ve turizme farklı bir kapı açıldığını ifade eden Eskil İlçe Belediye Başkanı Mustafa Zavlak, "Eskil Tuz Gölü Obalarında tuz odasındaki çadırdayız. Sağlık turizmi olarak bir nimet olan Tuz Gölü ve tuz odalarını Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu hocamız da ziyaret ederek, Tuz Gölü’nün faydalarını, nimetlerini ve ne kadar önemli olduğunu dile getirdi. Tuz odalarımızın, solunum ve cilt hastalıklarına çok faydalı olduğunu bizzat kendisi açıkladı. Ayrıca Tuz Gölü, coğrafya açısından dünya cennetinden bir tanesi. Sınırsız gökyüzü, uçsuz bucaksız beyazlığı eşliğinde gün doğumu ve gün batımı ile görsel açıdan Allah vergisi tabiat güzelliği var. Bu doğal şifa kaynağı ve görsel güzelliği açarak yerli ve yabancı turistleri ağırlıyoruz. Sağlık ve coğrafya açısından yerli ve yabancı turistlerimiz Tuz Gölü’nü ziyaret ederek tabiatın güzelliğini ve nimetlerinden faydalanıyorlar" dedi. İsviçre’den tuz obalarına gelen 65 yaşındaki Daniel Simmler, "Daha önce böyle bir şey görmedim, sağda solda her yerde tavanda bile tuz var. Görselliği, manzarası her şey çok güzel. Geldiğimiz için çok mutlu olduk" derken, eşi Caroline Simmler ise "Tuz Gölü’nü daha önce bilmiyorduk, tuz odalarının sağlığa faydalı olduğunu düşünüyorum. Farklı ve ilginç bir yer olmuş" dedi. Tuzun sağlık için önemli olduğunu belirten Duygu Demirci, "Buraya Ankara’dan geliyorum. Aksaray’ın Eskil ilçesindeki Tuz Gölü ve Tuz Gölü Obasındayız şimdi. Tuz odalarının olduğunu öğrendik, tuzun sağlık açısından çok faydalı olduğunu zaten biliyordum. Bende astım rahatsızlığı vardı, burada kaldığım süre içerisinde kendimi çok rahatlamış hissettim. Denemek için geldim faydasını da gördüm ve ara ara gelmeyi düşünüyorum" diye konuştu. Ayşenur Ömerci ise "Tuz Gölü’ndeki çamurun cilde çok iyi geldiğini öğrendik. Tuz Gölü’nde gün batımına denk gelmemiz de iyi oldu, müthiş bir manzarası var. Daha sonra tuz odalarına geldik, burası da çok güzel güzel bir şekilde geliştirilmiş, çok beğendim herkese tavsiye ederim" şeklinde konuştu.
19 Ekim 2025 Pazar - 10:59
’Doğudan Gelen Hayaletler’e Amasya Film Festivali’nde 3 ödül
Amasya Film Festivali’nde Filistinli bir çocuğun gözünden savaşın acısını ve umudun direncini anlatan ’Doğudan Gelen Hayaletler’ adlı film 3 dalda birincilik elde etti. Bu yıl ilki düzenlenen kısa film festivalinde Ahmet Sami Kuriş’in yazıp yönettiği film, en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi oyuncu kategorilerinde ipi göğüsledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Amasya Sinema Derneği tarafından düzenlenen festivale 316 eser başvururken finalde 20 film yarıştı. Jürinin değerlendirmesi sonucu eserleri çeşitli kategorilerde başarılı bulunan yönetmen ve senaristler ödüllerini aldı. En iyi film kategorisinde ikinciliği ‘Teamül’, üçüncülüğü ise ‘Çekiliş’ elde etti. ‘Paylaşılamayan’ adlı film jüri özel ödülünün sahibi oldu. Filistinli bir çocuğun gözünden savaşın acısını ve umudun direncini anlatan ‘Doğudan Gelen Hayaletler’ adlı kısa filmi 3 ödül alan Ahmet Sami Kuriş, "Filmde Gazze’deki savaşın çocuklar üzerindeki etkisini anlatmak istedim" dedi. Oyuncu Ferit Aktuğ’un sunduğu yarışmanın ödül törenine Amasya Valisi Önder Bakan, Belediye Başkanı Turgay Sevindi, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ve RTÜK Üyesi Hasan Davulcu da katıldı.
19 Ekim 2025 Pazar - 10:56
Batman’da bağbozumu heyecanı başladı
Batman’ın Gercüş ilçesinde bağbozumu heyecanı başladı. İlçede vatandaşlar bağbozumu ile birlikte cevizli sucuk ve pestil mesaisine girdi. Gercüş ilçesinde ve köylerde pekmez mesaisi start aldı. Sabah erken saatlerde üzümleri bağlardan toplayan çiftçiler, üzümlerin geleneksel yöntemle suyunu çıkarıyor. Üzümlerin sıkılmasıyla birlikte elde edilen suy, evlerin önünde kurulan büyük kazanlarda saatlerce odun ateşinde kaynatılarak pekmez, cevizli sucuk ve pestil haline getiriliyor. Zahmetli ama bir o kadar da keyifli süreçte, ateşin başında karıştırılan pekmez hem sabrın hem emeğin sembolü haline geliyor. Tamamen doğal, katkısız ve organik olan Gercüş pekmezi, cevizli sucuğu ve pestili hem lezzetiyle hem de sağlık açısından sunduğu faydalarla öne çıkıyor. Her yıl sonbaharda ilçe merkezinde ve köy meydanlarında yükselen üzüm kokusu hem geçmişin hatıralarını canlandırıyor hem de gelecek nesillere aktarılan bir yerel mirasın sürdüğünü müjdeliyor. Pekmezin tamamen organik olduğunu belirten çiftçilerden Süleyman Öner, "Sabahın erken saatlerinde kalkıp dağa gidiyoruz üzümlerimizi toplayıp ev önündeki meydanda suyunu sıkıyoruz. Daha sonra bakır dev kazanların içine koyarak ateşimizi yakıyoruz. Pekmezin kendini temizlemesi için bir parça beyaz taş içine atıyoruz pekmez temiz ve kaliteli olması için yapıyoruz. Saatlerce odun ateşinde kaynatıyoruz. Ortalama 6 ila 8 saat kaynamanın ardından pekmez oluyor. Pekmezimiz organik olduğu için çoğu hastalıklara şifa kaynağıdır. Gercüş pekmezi adı ve namıyla çok kaliteli bir pekmezdir. Gercüş zaten üzümüyle meşhurdur" dedi.
19 Ekim 2025 Pazar - 10:51
’Doğudan gelen hayaletler’e Amasya Film Festivali’nde 3 ödül
Amasya Film Festivali’nde Filistinli bir çocuğun gözünden savaşın acısını ve umudun direncini anlatan ‘Doğudan gelen hayaletler’ adlı film 3 dalda birincilik elde etti. Bu yıl ilki düzenlenen kısa film festivalinde Ahmet Sami Kuriş’in yazıp yönettiği film, en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi oyuncu kategorilerinde ipi göğüsledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Amasya Sinema Derneği tarafından düzenlenen festivale 316 eser başvururken finalde 20 film yarıştı. Jürinin değerlendirmesi sonucu eserleri çeşitli kategorilerde başarılı bulunan yönetmen ve senaristler ödüllerini aldı. En iyi film kategorisinde ikinciliği ‘Teamül’, üçüncülüğü ise ‘Çekiliş’ elde etti. ‘Paylaşılamayan’ adlı film jüri özel ödülünün sahibi oldu. Filistinli bir çocuğun gözünden savaşın acısını ve umudun direncini anlatan ‘Doğudan gelen hayaletler’ adlı kısa filmi 3 ödül alan Ahmet Sami Kuriş, "Filmde Gazze’deki savaşın çocuklar üzerindeki etkisini anlatmak istedim" dedi. Oyuncu Ferit Aktuğ’un sunduğu yarışmanın ödül törenine Amasya Valisi Önder Bakan, Belediye Başkanı Turgay Sevindi, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ve RTÜK Üyesi Hasan Davulcu da katıldı.
19 Ekim 2025 Pazar - 10:45
Batman’da bağbozumu heyecanı başladı
Batman’ın Gercüş ilçesinde bağbozumu heyecanı başladı. İlçede vatandaşlar bağbozumu ile birlikte cevizli sucuk ve pestil mesaisine girdi. Gercüş ilçesinde ve köylerde pekmez mesaisi start aldı. Sabah erken saatlerde üzümleri bağlardan toplayan çiftçiler, üzümlerin geleneksel yöntemle suyunu çıkarıyor. Üzümlerin sıkılmasıyla birlikte elde edilen suy, evlerin önünde kurulan büyük kazanlarda saatlerce odun ateşinde kaynatılarak pekmez, cevizli sucuk ve pestil haline getiriliyor. Zahmetli ama bir o kadar da keyifli süreçte, ateşin başında karıştırılan pekmez hem sabrın hem emeğin sembolü haline geliyor. Tamamen doğal, katkısız ve organik olan Gercüş pekmezi, cevizli sucuğu ve pestili hem lezzetiyle hem de sağlık açısından sunduğu faydalarla öne çıkıyor. Her yıl sonbaharda ilçe merkezinde ve köy meydanlarında yükselen üzüm kokusu, hem geçmişin hatıralarını canlandırıyor hem de gelecek nesillere aktarılan bir yerel mirasın sürdüğünü müjdeliyor. Pekmezin tamamen organik olduğunu belirten çiftçilerden Süleyman Öner, ’’Sabahın erken saatlerinde kalkıp dağa gidiyoruz üzümlerimizi toplayıp ev önündeki meydanda suyunu sıkıyoruz. Daha sonra bakır dev kazanların içine koyarak ateşimizi yakıyoruz. Pekmezin kendini temizlemesi için bir parça beyaz taş içine atıyoruz pekmez temiz ve kaliteli olması için yapıyoruz. Saatlerce odun ateşinde kaynatıyoruz. Ortalama 6 ila 8 saat kaynamanın ardından pekmez oluyor. Pekmezimiz organik olduğu için çoğu hastalıklara şifa kaynağıdır. Gercüş pekmezi adı ve namıyla çok kaliteli bir pekmezdir. Gercüş zaten üzümüyle meşhurdur’’ dedi.
19 Ekim 2025 Pazar - 10:40
Coğrafi işaret tescilli Gölhisar kavurması 7 saniyede pişiyor, büyük ilgi görüyor
Burdur’un Gölhisar ilçesinde, yarım asrı aşkın süredir yapılan ve geçtiğimiz yıl coğrafi işaret alarak tescillenen yaprak kavurma 7 saniyede pişiyor, ülkenin dört bir yanından gelenlerin beğenisine sunuluyor. Burdur’un Gölhisar ilçesinde yarım asrı aşkın süredir pişirilen yaprak kavurma 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde 1309 numarası ile 28 Nisan 2021 tarihinden itibaren korunmak üzere, 9 Ocak 2023 tarihinde ’Coğrafi İşaret tescili’ aldı. Tescilden sonra ülke genelinde bilinirliği artan yöresel lezzete talep de gün geçtikçe çoğaldı. Kızgın sac tava üzerinde 7 saniyede pişmesiyle bilinen Gölhisar kavurmasının her zaman taze ve sıcak olması da insanlar üzerinde merak uyandırmasının en büyük nedeni olarak görünmekte. Türkiye’nin dört bir yanından ilçeye yolu düşenlerin denediği Gölhisar kavurması vatandaşlardan tam not almaya devam ediyor. "Hayatında ilk defa kavurmamızı yiyenler tekrarını istiyorlar" Gölhisar ilçesinde yaklaşık 40 yıldır kavurmacılık yapan Osman Kaya, "Kavurmacı Osman olarak 40 yıldır bu işi yapmaktayım. Geçen yıl coğrafi işaret alan Gölhisar kavurmamıza büyük ilgi var. Her geçen gün de bu ilgi artarak devam ediyor. Gerek yaprak şeklinde doğranan eti ile gerekse 7 saniyede pişmesiyle Gölhisar’ımıza has bu lezzetin ise beğeneni çok. Hayatında ilk defa kavurmamızı yiyenler tekrarını istiyorlar. Coğrafi işaretli kavurmamızın yeneceği yer Gölhisar’dır herkesi bekleriz" dedi. "Gölhisar kavurmasını yemeden gitmem" İşletmeye çocukları ile birlikte kavurma yemeye gelen İsmet Ertürk ise, "Çavdır ilçesinde ikamet etmekteyim. Genelde hafta sonu işlerim için Gölhisar’a gelirim ve muhakkak gerek ailemle gerek kendim bu meşhur Gölhisar kavurmasını yemeden gitmem. Herkese de tavsiye ederim" şeklinde konuştu. "En azından bir kez yemelerini isterim" Bir diğer müşteri Süleyman Türk ise, "Denizli’den geliyorum. Daha önce de gelmiştim. Bu lezzeti bildiğimden dolayı bu kez ailecek geldik. Gerçekten farklı bir lezzet. Et her yerde et fakat bunun tadı bir başka herkese tavsiye ederim. En azından bir kez yemelerini isterim" diye konuştu.
19 Ekim 2025 Pazar - 10:08
Taşköprü ekibinden Antalya’da önemli incelemeler
Taşköprü Yerel İklim Eylemi Projesi ekibi,Pompeiopolis Antik Kenti’nin tanıtımında yeni stratejiler geliştirilmesi amacıyla Side Antik Kenti’nde incelemelerde bulundu. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından kabul edilen ve Taşköprü Kaymakamlığı, Taşköprü Belediye Başkanlığı ile Taşköprü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığında yürütülen "Taşköprü Yerel İklim Eylemi Projesi" kapsamında Antalya’ya saha ziyareti gerçekleştirildi. Taşköprü Eğitim Derneği koordinasyonunda düzenlenen gezide, iklim değişikliğinin yerel etkilerini, tarihi miras üzerindeki yansımalarını ve turizmde sürdürülebilirlik konularını yerinde gözlemlendi. Proje ekibi, Antalya’nın dünyaca ünlü tarihi alanı Side Antik Kentinde incelemelerde bulunarak, iklim değişikliğinin antik yapılar üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Ziyaret kapsamında, Taşköprü Pompeiopolis Antik Kenti ile Side Antik Kenti arasında karşılaştırmalar yapılarak, kültürel mirasın korunması ve tanıtımı konularında bilgi alışverişinde bulunuldu. Aspendos Amfi Tiyatro, Perge Antik Kenti, Düden Şelalesi ve Antalya Kaleiçi gibi tarihi ve doğal güzellikleri de ziyaret eden ekip, turizmin sürdürülebilir yönetimi, tanıtım faaliyetleri ve çevre bilinci konularında gözlemler yaptı. Ziyaret sayesinde, Pompeiopolis Antik Kenti’nin tanıtımında yeni stratejiler geliştirilmesi ve çevresel sürdürülebilirlik konusunda farkındalığın artırılması hedefleniyor.
19 Ekim 2025 Pazar - 10:05
Çivi ve telin ustası: 71 yaşında sanatı yaşatıyor
Çivi ve tellerle sabrı sanata dönüştüren 71 yaşındaki Mustafa Tekoğul, 60 yaşından sonra başladığı filografiyle hayatına yeni bir anlam kattı. Bugün binlerce kişiye ilham veren Tekoğul, bu kadim sanatı cezaevlerindeki mahkumlara da öğreterek umut ışığı olmayı hedefliyor. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşayan 71 yaşındaki Mustafa Tekoğul, 60 yaşından sonra tanıştığı filografi sanatını hayatının merkezine aldı. Ahşap üzerine çivi ve tellerle yapılan bu sabır gerektiren sanata ilk başta hobi olarak başlayan Tekoğul, zamanla kendini geliştirerek eğitmenliğe adım attı. 11 yıldır filografiyle ilgilenen Tekoğul, bugüne kadar binin üzerinde öğrenciye eğitim verdi. Hem filografi sanatına katkıda bulunan hem de bu sanatın nesilden nesle aktarılmasını sağlayan Tekoğul, resmî kurumlarda yaş sınırı nedeniyle artık görev alamasa da atölyesinde özel dersler vermeye devam ediyor. Sanatın yaşatılması için çabalayan Tekoğul, özellikle cezaevindeki mahkumlara bu sanatı ücretsiz olarak öğretmek istiyor. "Sanata çocukluğumdan beri hep merakım vardı" Çocukluğundan beri çeşitli el sanatlarıyla ilgilenmeye çalışan ve hiçbir zaman merakını gideremediğini ifade eden Mustafa Tekoğul, "Sanata çocukluğumdan beri hep merakım vardı ama bir türlü ekonomik imkanlar ve zaman itibarıyla sanatla ilgilenemedim. Askerden önce kibrit çöpünden gemi maketleri, kumaşlar üzerine kamışlarla Boğaz Köprüsü resimleri yaparak kendimi avutuyordum. Daha sonra, 1998’de emekli olduktan sonra bir müddet ticarete atıldım. Ticarette 45 yaşından sonra işe girerseniz batarsınız ve ben battım. Şükürler olsun, sonrasında Rabb’im yardım etti, düzlüğe çıktık" dedi. "Başta sadece hobi olarak başlamıştım" Bir hocasının kendisini filografi sergisine götürmesiyle bu sanatla tanıştığını anlatan Mustafa Tekoğul, "Sergiyi görünce adeta bittim. ’Bunu muhakkak öğrenmeliyim’ dedim ve KOMEK’te kursa yazıldım. Bir sene kursa devam ettim. Başta sadece hobi olarak başlamıştım, hiç eğitimci olurum diye düşünmemiştim. İstek üzerine eğitim vermeye başladım. 9 sene boyunca halk eğitim merkezlerinde, çeşitli ilçelerde, üniversite kız yurtlarında filografi eğitimi verdim" şeklinde konuştu. "Mevzuata takıldığımız için artık eğitim veremiyorum" Yaştan dolayı artık kurumlarda eğitim veremediğini ve bu duruma üzüldüğünü dile getiren Tekoğul sözlerine şöyle devam etti: "Ancak şu anda eğitim veremiyorum, bu da beni çok üzüyor. Verememe nedeni benimle ilgili değil ben gencim. Ben kendimi genç görüyorum. Çünkü bana göre gençlik, inancı ve ideali uğruna fedakarlık yapabilen insandır. Fiziki görüntüsü, yaşı ne olursa olsun. Ben de onlardan biriyim ve kurs vermek istiyorum. Ama maalesef yaş mevzuatına takıldığımız için eğitim veremiyorum" ifadelerini kullandı. "Özellikle cezaevlerinde kurs vermek istiyorum" Mahkum psikolojisini bildiğini ve onlara eğitim vermek istediğinin altını çizen Tekoğul, "Özellikle cezaevlerinde kurs vermek istiyorum. Çünkü oradaki mahkumların ruh hallerini çok iyi biliyorum. Bunu yöneticilerimizden rica ettim ama görevlendirme yapamıyorlar, mevzuat engeli var. Hatta halk eğitim müdürümüze de söyledim. Ben ücret falan istemiyorum, yeter ki beni oraya gönderin. Benim amacım oradaki insanlara dokunmak" diye konuştu. "’Nehirden denize özgür Filistin’ temalı bir çalışma hazırlamış" Japon bir öğretmenin Filistin için yaptığı resmin hikayesini aktaran Tekoğul, "Hiroşima’ya ait bir temadan yola çıkılarak hazırlandı. Japon bayan hoca Müslüman olmuş. ’Filistin için ne yapabilirim’ diye düşünmüş, resmin üzerinde Filistin’i sembolize eden ögeler, bayrak ve karpuz dilimleri yerleştirerek ’Nehirden denize özgür Filistin’ temalı bir çalışma hazırlamış" ifadlerini kaydetti. "Konsolosa da bu tabloyu ve hikayesini anlattım" Tekoğul resmi filografi sanatına dönüştürme sürecini de anlatarak, "Bu hikayeyi duyunca çok duygulandım ve tabloyu yaptım. Sonra bu tabloyu o Japon hocamıza hediye ettim, çok sevindi. Daha sonra okulda her sene geleneksel olarak Japon günü kutlanıyor. Japon Başkonsolosu da o programa katıldı. Konsolosa bu tabloyu ve hikayesini anlattım, o da çok duygulandı. Gerçekten çok güzel, duygusal anlar yaşadık" dedi. "Binin üzerinde öğrenciye eğitim verdim" Bu zamana kadar her yaş grubundan öğrencisinin olduğunu kaydeden Tekoğul, binin üzerinde öğrenciye eğitim verdiğini söyledi. Tekoğul, "Filografi sanatı asırlar öncesine dayanan, çok eski bir sanattır. Fakat bir dönem tamamen unutulmuş. Nedenini tam bilmiyorum, belki masraflı olduğu ya da zahmetli bulunduğu içindir. Ancak yaklaşık 40 yıl önce Derviş Hocamız, şu anda yaklaşık 87 yaşında, Üsküdar’da yaşıyor, Allah ondan razı olsun. Avrupa’ya gidip bu sanatın tekniğini öğrenmiş ve Türkiye’ye tekrar kazandırmış. Şimdi Türkiye’de filografi çok revaçta, tabiri caizse ’patladı’ diyebiliriz. Her yerde ilgi görüyor. Kocaeli’ye gelişi de yaklaşık 15 yıl önceye dayanıyor. Benim bu sanatla tanışmam da Allah’ın nasibiyle oldu. 11 senedir bu sanatın içindeyim. Çok çeşitli insanlarla tanıştım. En güzel yanı da şu, 10 yaşından 80 yaşına kadar her yaş grubundan binin üzerinde öğrenciye eğitim verdim. Ben onlara bir sanat öğrettim ama inanın, ben onlardan çok daha fazlasını öğrendim" ifadelerine yer verdi.
19 Ekim 2025 Pazar - 09:49
Çivi ve telin ustası: 71 yaşında sanatı yaşatıyor
Çivi ve tellerle sabrı sanata dönüştüren 71 yaşındaki Mustafa Tekoğul, 60 yaşından sonra başladığı filografiyle hayatına yeni bir anlam kattı. Bugün binlerce kişiye ilham veren Tekoğul, bu kadim sanatı cezaevlerindeki mahkumlara da öğreterek umut ışığı olmayı hedefliyor. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşayan 71 yaşındaki Mustafa Tekoğul, 60 yaşından sonra tanıştığı filografi sanatını hayatının merkezine aldı. Ahşap üzerine çivi ve tellerle yapılan bu sabır gerektiren sanata ilk başta hobi olarak başlayan Tekoğul, zamanla kendini geliştirerek eğitmenliğe adım attı. 11 yıldır filografiyle ilgilenen Tekoğul, bugüne kadar binin üzerinde öğrenciye eğitim verdi. Hem filografi sanatına katkıda bulunan hem de bu sanatın nesilden nesle aktarılmasını sağlayan Tekoğul, resmî kurumlarda yaş sınırı nedeniyle artık görev alamasa da atölyesinde özel dersler vermeye devam ediyor. Sanatın yaşatılması için çabalayan Tekoğul, özellikle cezaevindeki mahkumlara bu sanatı ücretsiz olarak öğretmek istiyor. "Sanata çocukluğumdan beri hep merakım vardı" Çocukluğundan beri çeşitli el sanatlarıyla ilgilenmeye çalışan ve hiçbir zaman merakını gideremediğini ifade eden Mustafa Tekoğul, "Sanata çocukluğumdan beri hep merakım vardı ama bir türlü ekonomik imkanlar ve zaman itibariyle sanatla ilgilenemedim. Askerden önce kibrit çöpünden gemi maketleri, kumaşlar üzerine kamışlarla Boğaz Köprüsü resimleri yaparak kendimi avutuyordum. Daha sonra, 1998’de emekli olduktan sonra bir müddet ticarete atıldım. Ticarette 45 yaşından sonra işe girerseniz batarsınız ve ben battım. Şükürler olsun, sonrasında Rabb’im yardım etti, düzlüğe çıktık" dedi. "Başta sadece hobi olarak başlamıştım" Bir hocasının kendisini filografi sergisine götürmesiyle bu sanatla tanıştığını anlatan Mustafa Tekoğul, "Sergiyi görünce adeta bittim. ’Bunu muhakkak öğrenmeliyim’ dedim ve KOMEK’te kursa yazıldım. Bir sene kursa devam ettim. Başta sadece hobi olarak başlamıştım, hiç eğitimci olurum diye düşünmemiştim. İstek üzerine eğitim vermeye başladım. 9 sene boyunca halk eğitim merkezlerinde, çeşitli ilçelerde, üniversite kız yurtlarında filografi eğitimi verdim" şeklinde konuştu. "Mevzuata takıldığımız için artık eğitim veremiyorum" Yaştan dolayı artık kurumlarda eğitim veremediğini ve bu duruma üzüldüğünü dile getiren Tekoğul sözlerine şu şekilde devam etti; "Ancak şu anda eğitim veremiyorum, bu da beni çok üzüyor. Verememe neden benimle ilgili değil ben gencim. Ben kendimi genç görüyorum. Çünkü bana göre gençlik, inancı ve ideali uğruna fedakarlık yapabilen insandır. Fiziki görüntüsü, yaşı ne olursa olsun. Ben de onlardan biriyim ve kurs vermek istiyorum. Ama maalesef yaş mevzuatına takıldığımız için eğitim veremiyorum" ifadelerini kullandı. "Özellikle cezaevlerinde kurs vermek istiyorum" Mahkum psikolojisini bildiğini ve onlara eğitim vermek istediğinin altını çizen Tekoğul, "Özellikle cezaevlerinde kurs vermek istiyorum. Çünkü oradaki mahkumların ruh hallerini çok iyi biliyorum. Bunu yöneticilerimizden rica ettim ama görevlendirme yapamıyorlar, mevzuat engeli var. Hatta halk eğitim müdürümüze de söyledim. Ben ücret falan istemiyorum, yeter ki beni oraya gönderin. Benim amacım oradaki insanlara dokunmak" diye konuştu. "Nehirden denize özgür Filistin" temalı bir çalışma hazırlamış" Japon bir öğretmenin Filistin için yaptığı resmin hikayesini aktaran Tekoğul, "Hiroşima’ya ait bir temadan yola çıkılarak hazırlandı. Japon bayan hoca Müslüman olmuş. ’Filistin için ne yapabilirim?’ diye düşünmüş, resmin üzerinde Filistin’i sembolize eden ögeler, bayrak ve karpuz dilimleri yerleştirerek "Nehirden denize özgür Filistin" temalı bir çalışma hazırlamış" sözlerini kaydetti. "Konsolosa de bu tabloyu ve hikayesini anlattım" Tekoğul sözlerine resmi filografi sanatına dönüştürme sürecini anlatarak şu şekilde devam etti; "Bu hikayeyi duyunca çok duygulandım ve tabloyu yaptım. Sonra bu tabloyu o Japon hocamıza hediye ettim, çok sevindi. Daha sonra okulda her sene geleneksel olarak Japon günü kutlanıyor. Japon Başkonsolosu da o programa katıldı. Konsolosa bu tabloyu ve hikayesini anlattım, o da çok duygulandı. Gerçekten çok güzel, duygusal anlar yaşadık" dedi. "Binin üzerinde öğrenciye eğitim verdim" Bu zamana kadar her yaş grubundan öğrencisinin olduğunu kaydeden Tekoğul, binin üzerinde öğrenciye eğitim verdiğini söyledi. Tekoğul, "Filografi sanatı asırlar öncesine dayanan, çok eski bir sanattır. Fakat bir dönem tamamen unutulmuş. Nedenini tam bilmiyorum, belki masraflı olduğu ya da zahmetli bulunduğu içindir. Ancak yaklaşık 40 yıl önce Derviş Hocamız, şu anda yaklaşık 87 yaşında, Üsküdar’da yaşıyor, Allah ondan razı olsun. Avrupa’ya gidip bu sanatın tekniğini öğrenmiş ve Türkiye’ye tekrar kazandırmış. Şimdi Türkiye’de filografi çok revaçta, tabiri caizse ’patladı’ diyebiliriz. Her yerde ilgi görüyor. Kocaeli’ye gelişi de yaklaşık 15 yıl önceye dayanıyor. Benim bu sanatla tanışmam da Allah’ın nasibiyle oldu. 11 senedir bu sanatın içindeyim. Çok çeşitli insanlarla tanıştım. En güzel yanı da şu, 10 yaşından 80 yaşına kadar her yaş grubundan binin üzerinde öğrenciye eğitim verdim. Ben onlara bir sanat öğrettim ama inanın, ben onlardan çok daha fazlasını öğrendim" dedi.
19 Ekim 2025 Pazar - 07:38
"İmam Hatip Okulları Başarı Örnekleri" sergisinde Kütahya’ya çifte gurur
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından Büyük Çamlıca Camii 1071 Kongre ve Etkinlik Salonu’nda düzenlenen "İmam Hatip Okullarının 74. Yılında Başarı Örnekleri Sergisi ve Ödül Töreni" gerçekleştirildi. Programda konuşan Bakan Yusuf Tekin, imam hatip okullarının ülkemizin demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları mücadelesinin bir izdüşümü olduğunu vurgulayarak, imam hatip modelinin hem dini hem de fen bilimleri alanında eğitim veren, dünyada benzeri bulunmayan özgün bir eğitim yaklaşımı olduğunu ifade etti. Gediz Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü SADA Kültür, Sanat ve Edebiyat Programı çerçevesinde yürüttüğü "Merceğimdeki Düşler" projesi kapsamında hazırladığı "Kırık Çerçeve" kısa filmiyle, "İmam Hatip Okulları İyi Örnekler 2025 Sergisi"nde Kültür, Sanat ve Spor kategorisinde Türkiye birinciliği elde etti. Kütahya Akşemsettin Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ise, "Manevi Mirasın İzinde: Sürre Alayı" adlı projesiyle Din Öğretiminde Başarılı Örnekler Sergisinde Türkiye üçüncülüğü kazandı. Konuyla ilgili İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada," Kütahya’mızı gururlandıran bu iki okulumuzu, öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi ve proje ekiplerini gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz" ifadelerine yer verildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder