KÜLTÜR SANAT
İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu 30 Nisan 2026 Perşembe - 23:18:55 Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:18 Kütahya’da ney geleneği sürdürülüyor Kütahya’da faaliyet gösteren Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği, 2007 yılından bu yana sürdürdüğü ney eğitimleriyle hem Türk musikisini hem de tasavvuf kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Dernekte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, farklı yaş gruplarından ve seviyelerden öğrencilerle düzenli eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Aydın, her hafta yapılan derslerde, klasik Türk musikisi repertuarından seçilen eserler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Aydın, bu süreçte öğrencilerin sadece teknik anlamda değil, aynı zamanda müzikal ve kültürel açıdan da gelişim gösterdiğini belirtti. Eğitimlerin belirli bir aşamaya ulaşmasının ardından, öğrencilerle birlikte oluşturulan repertuar doğrultusunda konserler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Derneğin bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirdiğini vurgulayan Aydın, bu öğrenciler arasında üniversitelerde ney hocalığı yapanların, farklı şehirlerde konserler verenlerin ve sanat yolculuğunu profesyonel düzeye taşıyan isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirten Aydın, yeni öğrencilerle bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. Neyin yalnızca bir enstrüman olmadığını özellikle vurgulayan Aydın, bu sazın derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Kamışlıkta yetişen bir kamışın, çeşitli işlemlerden geçirilerek bir enstrümana dönüşmesini anlatan Aydın, bu sürecin insanın olgunlaşma yolculuğuna benzetildiğini belirtti. Neyin içinin boşaltılması, ateşle dağlanması ve şekillendirilmesi gibi aşamaların, tasavvufta insanın nefs terbiyesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Neyin tarihi kökenlerine de değinen Aydın, bu sazın Anadolu’da asıl anlamını Mevlana Celaleddin-i Rumi ile birlikte kazandığını ifade etti. Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinin ilk 18 beyitinde neyin, insan-ı kâmilin sembolü olarak anlatıldığını hatırlatan Aydın, bu yaklaşımın yüzyıllardır etkisini sürdürdüğünü belirtti. Neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, Türk sanatının önemli bir parçası olan ney ve Türk musikisinin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti. Ney kursuna katılan kursiyerler de neyin insan ruhunu dinlendiren, stres azaltan ve iç huzuru sağlayan bir müzik aleti olduğunu dile getirerek, bu sanatı öğrenmenin kendileri için hem kültürel hem de manevi bir kazanım olduğunu ifade etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:14 Kütahya’da ney geleneği sürdürülüyor Kütahya’da faaliyet gösteren Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği, 2007 yılından bu yana sürdürdüğü ney eğitimleriyle hem Türk musikisini hem de tasavvuf kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Dernekte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, farklı yaş gruplarından ve seviyelerden öğrencilerle düzenli eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Aydın, her hafta yapılan derslerde, klasik Türk musikisi repertuarından seçilen eserler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Aydın, bu süreçte öğrencilerin sadece teknik anlamda değil, aynı zamanda müzikal ve kültürel açıdan da gelişim gösterdiğini belirtti. Eğitimlerin belirli bir aşamaya ulaşmasının ardından, öğrencilerle birlikte oluşturulan repertuar doğrultusunda konserler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Derneğin bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirdiğini vurgulayan Aydın, bu öğrenciler arasında üniversitelerde ney hocalığı yapanların, farklı şehirlerde konserler verenlerin ve sanat yolculuğunu profesyonel düzeye taşıyan isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirten Aydın, yeni öğrencilerle bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. Neyin yalnızca bir enstrüman olmadığını özellikle vurgulayan Aydın, bu sazın derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Kamışlıkta yetişen bir kamışın, çeşitli işlemlerden geçirilerek bir enstrümana dönüşmesini anlatan Aydın, bu sürecin insanın olgunlaşma yolculuğuna benzetildiğini belirtti. Neyin içinin boşaltılması, ateşle dağlanması ve şekillendirilmesi gibi aşamaların, tasavvufta insanın nefs terbiyesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Neyin tarihi kökenlerine de değinen Aydın, bu sazın Anadolu’da asıl anlamını Mevlana Celaleddin-i Rumi ile birlikte kazandığını ifade etti. Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinin ilk 18 beyitinde neyin, insan-ı kâmilin sembolü olarak anlatıldığını hatırlatan Aydın, bu yaklaşımın yüzyıllardır etkisini sürdürdüğünü belirtti. Neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, Türk sanatının önemli bir parçası olan ney ve Türk musikisinin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti. Ney kursuna katılan kursiyerler de neyin insan ruhunu dinlendiren, stres azaltan ve iç huzuru sağlayan bir müzik aleti olduğunu dile getirerek, bu sanatı öğrenmenin kendileri için hem kültürel hem de manevi bir kazanım olduğunu ifade etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:14 İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
Mimar Sinan Akademi seçmeleri başlıyor
14 Ekim 2025 Salı - 13:06 Mimar Sinan Akademi seçmeleri başlıyor Kepez Belediyesi’nin kültür ve sanat alanında geleceğe kazandırdığı önemli projelerden biri olan Mimar Sinan Akademi, 2025-2026 dönemi için yeteneklerini arıyor. Akademinin, Modern Dans Topluluğu, Halk Dansları Topluluğu ve Çocuk Koroları seçmeleri için son başvuru tarihi 24 Ekim olarak belirlendi. Antalya’nın Kepez Belediyesi Mimar Sinan Akademi ile sanatı toplumun her kesimiyle buluşturmaya, yetenekli bireyleri keşfetmeye ve geleceğin sanatçılarını yetiştirmeye devam ediyor. 2025 yılının Ocak ayında kapılarını açan akademi, müzikten dansa, tiyatrodan yabancı dile kadar birçok alanda eğitim imkanı sunuyor. Her yaştan katılımcıya hitap eden geniş kapsamlı eğitim ve etkinlik programlarıyla dikkat çeken Mimar Sinan Akademi, 2025-2026 dönemi için yeni öğrencilerini bekliyor. Akademinin, Modern Dans Topluluğu, Halk Dansları Topluluğu ve Çocuk Koroları seçmeleri için son başvuru tarihi 24 Ekim olarak belirlendi. Modern Dans Topluluğu seçmelerine 18-40 yaş, Halk Dansları Topluluğuna 18-30 yaş arasındaki sanatseverler katılabilecek. Çocuk Korosu seçmelerinde; temel müzik eğitimi, Türk halk müziği, toplu ses ve şan, koro kültürü, Türk sanat müziği ve çok sesli koro alanlarında değerlendirmeler yapılacak. Seçmelere katılmak isteyenler, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nin 0 242 346 67 56 nolu telefondan hattından gerekli bilgilere ulaşabilecek.
Akbank Caz Festivali, 35’inci yılında da şehri cazla buluşturdu
14 Ekim 2025 Salı - 13:00 Akbank Caz Festivali, 35’inci yılında da şehri cazla buluşturdu Türkiye’nin en köklü caz festivallerinden Akbank Caz Festivali, bu yıl 27 Eylül – 12 Ekim tarihleri arasında 35’inci kez gerçekleşti. 200’den fazla müzisyenin yer aldığı 30’dan fazla konser ile şehrin dört bir yanına yayılan festival, 15 bin müzikseveri ağırlayarak unutulmaz bir deneyim yaşattı. Sanatı her disipliniyle destekleyen Akbank Sanat ile BKM organizasyonuyla gerçekleşen Türkiye’nin en köklü caz festivallerinden Akbank Caz Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da caz tutkunlarına unutulmaz anlar yaşattı. Cazın farklı renklerini şehrin her köşesine taşıyan "Şehrin Caz Hali" 35’inci Akbank Caz Festivali, 15 bin müzikseveri ağırladı. 200’den fazla müzisyenin sahne aldığı festival, Müze Gazhane’de İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions ve Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde Türkiye’nin ilk kadın caz piyanisti Nilüfer Verdi’nin projesi olan Nilüfer Verdi Trio "Playing Tunes For Peace" konserleriyle başladı. Caz severlerin yoğun ilgisiyle karşılanan festival boyunca Chief Adjuah, The Brandee Younger Trio, Joel Lyssarides & Georgios Prokopiou, Enji, Niechec, Eliane Elias, Aaron Parks Little Big, Alfredo Rodriguez & Pedrito Martínez, Raül Refree, Kinga Glyk, Bohren Und Der Club Of Gore ve RYMDEN gibi dünyaca ünlü isimlerin yanı sıra Önder Focan & Yavuz Darıdere "Legendary Hammond Trio", Ahmet Ali Arslan "Manastır", Ali Perret "Octopus Band", Dilan Balkay, Sista Sound, Kind of Six, Yeşim Pekiner Quintet "Reflections on a Jade", Ömercan Şakar "Project OM 4.0", Batu Şallıel & İstanbul Swing Cats, Sinem İslamoğlu Group "Neo-Soul Vibes" ve Berkay Sümbül Quintet gibi Türkiye caz sahnesinden birçok isim performanslarıyla büyük beğeni topladı. Festivalin gelenekselleşen bölümlerinden biri olan Mehmet Uluğ Gecesi, bu yıl da müziğin birleştirici gücüne sahne oldu. Adam Rudolph’un "Invisible Threads" projesi kapsamında Okay Temiz ve Hacı Tekbilek’in aynı sahneyi paylaştığı konser, izleyicilere kültürler ötesi bir müzikal yolculuğa çıkardı. Festivalin özel projelerinden Jazz Meets Rap, cazın ve rap’in doğaçlama gücünü birleştirerek dinleyicilere benzersiz bir deneyim yaşattı. Caz Kulüpleri Gecesi, İstanbul’un caz mirasını yeniden canlandırarak Bova, Pera 77 ve Nardis Jazz Club gibi sahneleri festivalin merkezine taşıdı. Cazın elektronik tınılarla harmanlandığı All Night Jazz kapsamındaysa Jitwam, Grup Ses ve Garan Garan DJ setleriyle enerjisi yüksek bir gece yaşandı. Birçok farklı disiplinin müzikle bir araya geldiği, çok renkli ve sesli paneller ve atölyelerden oluşan yan etkinlik programı da yoğun ilgi gördü. Caz Ağı Paneli, Türkiye’de cazın medya görünürlüğünü tartışmaya açarken, Üretim Kaydı yürütücülüğünde gerçekleştirilen ve Maya Perest’in konuk olduğu "Müzik Yolculuğunun Kaydını Tutmak" atölyesi müzisyenlerin üretim süreçlerine yeni bir perspektif sundu. Farklı yaş gruplarından çocuklara yönelik hazırlanan "Çılgın Çocuk Orkestrası" atölyesi, soundpainting yöntemiyle minik katılımcıların ritim ve ses dünyalarını zenginleştirdi. Festivale özel edisyonu ve Bant Mag.’in sunumuyla Ayben, 3pillie ve Deniz Taşar’ın konuk olduğu "Beni Bu Şarkılar Mahvetti" etkinliği ise müzik ile müzik etrafında şekillenen hikayeleri bir araya getirdi. Konuklar hayatlarına damga vuran şarkıları ve bu şarkıların ardındaki hikâyeleri paylaştı. "Caz Tarihinin Dönüm Noktaları" panelinde caz tarihine yön veren müzisyenler ve akımlar ele alınırken, fugamundi’nin yürütücülüğünü üstlendiği ve yazar Hakan Bıçakçı’nın konuk olduğu Caz Dinleme Kulübü oturumunda ise cazın sinemada bir gerilim unsuru olarak nasıl kullanıldığı örneklerle tartışıldı. Hülya Tunçağ’ın moderasyonunda gerçekleşen "Edebiyat ve Caz" söyleşisi ise İnci Aral ve Esra Kayıkçı’nın katılımıyla cazın yazın, dil ve seslerle kurduğu çok katmanlı bağları görünür kıldı. Festival süresince Akbank Sanat’ın dijital kanallarında yayınlanan özel içerikler, konser sahnelerinin coşkusunu çevrim içi ortama taşıdı. "Şehrin Caz Hali’nde Dans Hep Var" söylemiyle, çağdaş dans ve cazı bir araya getiren proje devam etti. Dans sanatçılarının konser verilecek mekanda yer alacak sanatçının eseri eşliğinde dans ettikleri performanslar çevrimiçi olarak Akbank Sanat Youtube kanalında yayınlandı.
Asırlık telsiz ve radyo bu müzede özenle korunuyor
14 Ekim 2025 Salı - 12:36 Asırlık telsiz ve radyo bu müzede özenle korunuyor Çankırı’da bulunan müzede sergilenen ve bir asır önce hem telsiz hem de istihbarat amaçlı kullanılan radyo büyük ilgi görüyor. Çankırı Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi, ziyaretçilerini iletişimin tarihine yolculuğa çıkarıyor. Müzede sergilenen, 1923-1924 yıllarına ait 1 asırlık radyo, en eski ürünler arasında yer alıyor. Döneminde kolluk kuvvetleri tarafından istihbarat amacıyla kullanılan, aynı zamanda telsiz görevi de gören ve korunaklı bir şekilde sergilenen radyo, müzeyi ziyaret edenlerin en çok ilgi gösterdiği eserlerin başında geliyor. "İstihbaratın yapıldığı bir radyo olarak da bilinmektedir" Radyonun özenle korunduğunu ifade eden Müze Rehberi Nezire Yıldız Günaçtı, "İçerisinde bulunduğumuz müzede birbirinden farklı radyolar sergilenmektedir. Bunların içerisindeki en eski tarihli radyomuz ise 1923-1924 tarihli bir radyodur. Müzemizde korunaklı bir şekilde sergilenmektedir. 1923-1924 dönemlerinde kolluk kuvvetleri tarafından kullanılan bir radyodur. Aynı zamanda istihbaratın yapıldığı bir radyo olarak da bilinmektedir. O dönemlerde telsiz görevini üstlendiği bilinmektedir. Çankırı Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi’ni ziyaret eden vatandaşlardan oldukça yoğun bir ilgi görmektedir. Ziyaretçilerimiz en eski tarihli radyoyu sorduklarında bu radyoyu gösteriyoruz. Onlara hikayesini anlattıktan sonra oldukça ilgilerini çekiyor. Bu radyoda Ferit Akalın’ın koleksiyonuna ait bir radyodur. Ferit Akalın Beyde Çankırılıdır. Burada görmüş olduğunuz tüm radyolarda kendi koleksiyonudur" diye konuştu.
Pursaklar’da kamp heyecanı başladı
14 Ekim 2025 Salı - 12:20 Pursaklar’da kamp heyecanı başladı Sanatsal, kültürel ve sportif birçok alanda gençlerin gelişimini destekleyecek projeleri hayata geçiren Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, 15-20 yaş arası genç erkekleri, Mersin Silifke Maliye Kampı’na uğurladı. Pursaklar Belediyesi, gençlerin sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen Gençlik Kampı programı kapsamında yeni bir kafileyi daha yola çıkardı. Pursaklar Belediyesi önünde düzenlenen uğurlama töreninde gençlerle tek tek sohbet eden Başkan Çetin, onlara verimli, keyifli ve bol aktiviteli bir kamp dönemi diledi. "Başvuru yapan herkesi gönderdik çok şükür" Gençlik Kampı’nda gençlerin birkaç gün gönüllerince eğlenme fırsatı bulacağını ifade eden Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin: "Gençlerimizin sosyal yönlerini güçlendirmek, yeni dostluklar kurmalarını sağlamak ve doğayla iç içe bir ortamda keyifli vakit geçirmelerine vesile olmak için bu kampları düzenliyoruz. 15-20 yaş arası genç erkekleri Silifke kampına uğurladık. Başvuru yapan herkesi gönderdik çok şükür. Sağ salim gidip gelin, benim delikanlı canlarım. Her şey gençlerimiz için. Onların yüzlerindeki tebessüm bizim en büyük mutluluğumuz. Pursaklar’da geziler, kamplar, etkinlikler önümüzdeki günlerde kesintisiz devam edecek" dedi. Gençler, kamp boyunca çeşitli sportif faaliyetlerin yanı sıra kültürel geziler, doğa yürüyüşleri ve takım çalışmalarıyla unutulmaz bir deneyim yaşayacak. Pursaklar Belediyesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliği ile düzenlenen kamp, hem eğlenceli hem de öğretici içerikleriyle gençlerin ufkunu genişletmeyi amaçlıyor. Pursaklar Belediyesi, yıl boyunca farklı yaş gruplarındaki gençlere yönelik sosyal ve kültürel etkinliklerle gençlerin yanında olmaya devam edecek.
Yunan işgalinin izleri hala Ertuğrulgazi Türbesi’nde duruyor
14 Ekim 2025 Salı - 12:01 Yunan işgalinin izleri hala Ertuğrulgazi Türbesi’nde duruyor Osmanlı Devletinin kurucusu Osmangazi’nin babası Kayı Aşireti lideri Ertuğrul Gazi’nin türbesinde kurşun izleri günümüze kadar gelmesinde şaşkınlık gösterdi. O yıllar 12 bin olan Bilecik nüfusu işgal sonrası 4 bine kadar geriledi. Osmanlı Devletinin kurucusu Osmangazi’nin babası Kayı Aşireti lideri Ertuğrul Gazi’nin türbesini bu aya kadar 2 milyon kişi ziyaret etti. Ziyaretçiler en çok Yunan işgali sırasında sıkılan kurşun izleri günümüze kadar gelmesinde şaşkınlık gösterirken, izler gelecek nesillere aktarmak adına korunuyor. O yıllar 12 bin olan Bilecik nüfusu işgal sonrası 4 bine kadar gerilerken, Türkiye’de 700 bine yakın kayıp oldu. Türbeye yurt dışından en çok Pakistanlılar ilgi gösteriyor Osmanlı Devletinin kurulduğu topraklar olan Bilecik’in Söğüt ilçesinde Ertuğrul Gazi eşi Halime Hatun, oğlu Savcı Bey ile 19 makam kabrinin yanı sıra Osman Gazi’nin naaşının ilk defin yeri olan muvakkaten kabrinin yer aldığı türbeden ziyaretçi eksik olmuyor. Bilecik Valiliği ile Jandarma Genel Komutanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında Mayıs 2017’den itibaren Söğüt Jandarma Ulaştırma Eğitim Merkezi Komutanlığından 14 uzman erbaşın alp kıyafetiyle saygı nöbeti tuttuğu türbeye yurt dışından en çok Pakistanlılar ilgi gösteriyor. Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman dizilerinin birçok ülkede yayınlanması türbeye ilgiyi arttırırken, ziyaretçiler arasında Hindistan, Malezya, Endonezya, Afrika, Orta Asya Türk devletleri, Azerbaycan, Kuveyt, Dubai gibi ülkelerden gelenler çoğunlukta yer alıyor. "Pakistan, Hindistan ve birçok Arap ülkesi, Avrupa’da yaşayan birçok soydaşımızla ziyarete geliyor" 9 ayda 2 milyon kişi ziyaret ettiğini anlatan türbe görevlisi Belgin Özkan, "Ertuğrul Gazi türbemiz, dönemi anlatan dizilerle birlikte son yıllarda en çok ziyaretçi alan ziyaretgahlarımızdan birisi oldu. Bu aya kadar 2 milyon kişiye aşkın ziyaretçi ağırladık. Burada, Osmanlı’nın kuruluş yeri olarak özellikle birçok kişinin ziyaretini burada yapmasına vesile oldu dizi. Dizinin sayesinde aynı zamanda yurt dışından da birçok ziyaretçi akınına uğradı. Özellikle Pakistan, Hindistan ve birçok Arap ülkesi, Avrupa’da yaşayan birçok soydaşımızla yine Müslüman ülkelerden gelen ziyaretçiyi burada dizi sayesinde ağırlıyoruz. Tabii Alplerimizin kostümle burada görev yapması, onlara gerçeği yansıtan bir heyecan uyandırıyor. Bu da bizim türbemize olan ilgiyi arttırıyor" dedi. "Yunan işgalinde atılan kurşun izleri hâlâ cam kepenklerinde" Türbedeki kurşun izlerinden bahseden Belgin Özkan, "Yunan işgalinde Bilecik ve Söğüt olarak işgal sırasında en çok darp edilen yerlerden ilçelerimizden birisiydi. İşgal sırasında Söğüt yakılıp yıkılırken türbeye de zarar vermişler. Kurtuluş Savaşı’nda, Yunan işgalinde atılan kurşun izleri hâlâ cam kepenklerinde burada ziyaret yerimizde gelecek nesillere aktarmak adına duruyor" dedi.
Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu başladı
14 Ekim 2025 Salı - 11:55 Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu başladı Türkiye’nin turizm başkenti Kuşadası’nda bu yıl 5’inci kez düzenlenen Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu başladı. Mermer blokların ‘adalet’ temasıyla şekilleneceği sempozyuma aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 8 ülkeden 9 heykeltıraş katılıyor. Kuşadası Belediyesi ve Mehmet Nuri Göçen Vakfı (MN Göçen Vakfı) iş birliği ve Marmara Adalar Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen 5’inci Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu başladı. Bu yıl, adalet temasıyla gerçekleşecek olan sempozyumun açılışı nedeniyle Kuştur Mevkii’nde bulunan eski deve güreşi alanında tören yapıldı. Törene Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Mehmet Nuri Göçen Vakfı temsilcisi Ebru Gökçe, Neopolis Heykel Sempozyumu Küratörü Hakan Şengönül, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri ile sanatseverler katıldı. Törende konuşan Kuşadası belediye Başkanı Ömer Günel, "Heykel sempozyumunu bu yıl da düzenlemekten mutluluk duyuyoruz. Amacımız kültür ve turizm başkenti olan Kuşadası’nı sokakta da sanatla buluşturmak. Kuşadası sanatla iç içe büyüyen bir turizm kenti olma yolunda hızla ilerliyor. Bu yıl sempozyumun temasını adalet olarak belirledik. Adalet ve bağımsız yargı herkese lazım. Bunu her geçen gün görüyoruz. Dünyanın birçok ülkesinden sempozyuma katılmak için heykeltıraşlar müracaat etti. Sempozyum için alana 30 ton mermer getirildi. Bu konuda bize destek olan Marmara Adalar Belediye Başkanı Aydın Dinçer’e de çok teşekkür ederim. Heykeltıraşlarımız 1 ayda gördüğünüz mermer blokları sanat eserine dönüştürecekler. Daha sonra da Kuşadası’nın uygun alanlarında bu sanat eserleri sergilenecek. Sempozyum için belediyenin kasasından para çıkmıyor. Tüm masraflar sponsorlar tarafından karşılanıyor" diye konuştu. 5. Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu, konuşmaların ardından Başkan Ömer Günel, Mehmet Nuri Göçen Vakfı’nı temsilen Ebru Gökçe ve sempozyumun Küratörü Hakan Şengönül tarafından vurulan ilk sembolik çekiç darbesi ile başladı. Sempozyumda bu yıl Türkiye, Estonya, İran, İtalya, Japonya, Rusya, Ukrayna ve Bulgaristan’dan heykeltıraşlar yer alıyor. 14 Kasım’a kadar sürecek olan sempozyumda çocuklar için çeşitli atölyeler de düzenlenecek.
"Sanatta İslam, İslamda Sanat" uluslararası kongresi Atatürk Üniversitesinde başlıyor
14 Ekim 2025 Salı - 10:49 "Sanatta İslam, İslamda Sanat" uluslararası kongresi Atatürk Üniversitesinde başlıyor Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) iş birliğinde düzenlenen "Sanatta İslam, İslamda Sanat" Uluslararası Kongresi, yarın saat 9.30’da 100’ü aşkın yerli ve yabancı katılımcıyla başlıyor. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden ilim insanlarının yanı sıra Fransa, İsveç, Malezya, Fas, İran, Azerbaycan, Bosna Hersek, Mısır, Katar ve Endonezya gibi birçok ülkeden seçkin sanatçı, araştırmacı ve akademisyenlerin yer alacağı kongrede, İslâm medeniyetinde sanatın düşünsel temelleri, günümüz sanat anlayışıyla ilişkisi ve çağdaş estetik tartışmaları ele alınacak. Kongrenin açılışında, IRCICA Direktörü Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç ile İslam Âlimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu birer konuşma yapacak. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Aydemir, kongreyle ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Rektörümüz Prof.Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun destek ve teşvikleriyle gerçekleştirdiğimiz bu kongre hem akademik bir toplantı niteliğinde olacak hem de sanatın İslam düşüncesindeki köklü yerini yeniden hatırlatmayı ve bugünle ve gelecekle ilişkisinin sorgulanmasını amaçlayan bir kültür buluşması olacaktır. IRCICA gibi önemli bir kurumla iş birliği içinde, sanatın barış, merhamet ve medeniyet dili olduğunu dünyaya bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Atatürk Üniversitesinden yükselen bu sesin uluslararası sanat ve düşünce çevrelerinde yankı bulacağına inanıyoruz." 15 ile 17 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Kongre kapsamında sergiler ve konserler de düzenlenecek.
Yozgat’ta hem yöresel hem şifa deposu hem de damak tadı: Kuşburnu yemeği
14 Ekim 2025 Salı - 10:10 Yozgat’ta hem yöresel hem şifa deposu hem de damak tadı: Kuşburnu yemeği Yozgat’ın Çayıralan ilçesinde, kuşburnu marmelatı ve aşure malzemesiyle yapılan yöresel kuşburnu yemeği, farklı damak tadı ve C vitamini ile dikkat çekiyor. Yozgat’ın ormanlık alan içerisinde yer alan Çayıralan ilçesinde, doğada kendiliğinden yetişen kuşburnu meyvesi; marmelat, çay ve sirke yapılarak kullanımının yanında yemeği de yapılarak, özellikle kış aylarında soğuk algınlığı rahatsızlığından korunmak amaçlı tüketiliyor. Yüksek C vitamini içeriği ve sağlık açısından sayısız faydasıyla bilinen kuşburnu meyvesi, özellikle kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek, hastalıklara karşı korunmak için sıkça tercih ediliyor. Çayıralan ilçesinde yapılan yemeği yiyen iş adamı Süleyman Kandemir, "Yöresel kuşburnu aşı. Bunun bir karşılığındaki C vitamini bir kasa portakal, mandalina C vitaminine eşit. Çayıralan işi biliyor. Onun için kadınları da erkekleri de en az 80 yaşında olur. Ona göre tavsiye ederim. C vitamini vücudun en önemli enerji kaynağı" dedi. Çayıralan Emekçi Kadınlar Kooperatifi Başkanı Gülten Bulut da, kuşburnu yemeğinin kış aylarının vazgeçilmezi olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Yöremize ait kuşburnu yemeğimiz. Bizim düğünlerimizde, özel günlerimizde, misafirlerimize en güzel ikramlarımızdan yöresel bir yiyeceğimiz. Kuşburnu yemeğimizi de marmelat kaynattığımız gibi çekirdeğinden, tüyünden arındırdıktan sonra haşlamış olduğumuz yerli yarma, nohut, fasulye ve siyah üzüm koyarak yaparız. Haşlanmış nohut, fasulye ve yarma haşlandıktan sonra katarız ve böyle kıvamlı bir şekilde kuşburnu yemeği olur. Çok faydalıdır, şifalıdır. Antioksidan özelliği çok yüksektir. Bağışıklığı destekler. Bizim olmazsa olmaz yemeklerimizden, yöresel yemeklerimizden birisi. Özellikle düğünlerimizde, yaz günleri yapıp dolaba koyup her akşam bir kase yediğiniz zaman hem serinletir hem de şifalı bir yiyeceğimiz."