KÜLTÜR SANAT
İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu 30 Nisan 2026 Perşembe - 23:18:55 Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:18 Kütahya’da ney geleneği sürdürülüyor Kütahya’da faaliyet gösteren Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği, 2007 yılından bu yana sürdürdüğü ney eğitimleriyle hem Türk musikisini hem de tasavvuf kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Dernekte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, farklı yaş gruplarından ve seviyelerden öğrencilerle düzenli eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Aydın, her hafta yapılan derslerde, klasik Türk musikisi repertuarından seçilen eserler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Aydın, bu süreçte öğrencilerin sadece teknik anlamda değil, aynı zamanda müzikal ve kültürel açıdan da gelişim gösterdiğini belirtti. Eğitimlerin belirli bir aşamaya ulaşmasının ardından, öğrencilerle birlikte oluşturulan repertuar doğrultusunda konserler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Derneğin bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirdiğini vurgulayan Aydın, bu öğrenciler arasında üniversitelerde ney hocalığı yapanların, farklı şehirlerde konserler verenlerin ve sanat yolculuğunu profesyonel düzeye taşıyan isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirten Aydın, yeni öğrencilerle bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. Neyin yalnızca bir enstrüman olmadığını özellikle vurgulayan Aydın, bu sazın derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Kamışlıkta yetişen bir kamışın, çeşitli işlemlerden geçirilerek bir enstrümana dönüşmesini anlatan Aydın, bu sürecin insanın olgunlaşma yolculuğuna benzetildiğini belirtti. Neyin içinin boşaltılması, ateşle dağlanması ve şekillendirilmesi gibi aşamaların, tasavvufta insanın nefs terbiyesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Neyin tarihi kökenlerine de değinen Aydın, bu sazın Anadolu’da asıl anlamını Mevlana Celaleddin-i Rumi ile birlikte kazandığını ifade etti. Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinin ilk 18 beyitinde neyin, insan-ı kâmilin sembolü olarak anlatıldığını hatırlatan Aydın, bu yaklaşımın yüzyıllardır etkisini sürdürdüğünü belirtti. Neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, Türk sanatının önemli bir parçası olan ney ve Türk musikisinin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti. Ney kursuna katılan kursiyerler de neyin insan ruhunu dinlendiren, stres azaltan ve iç huzuru sağlayan bir müzik aleti olduğunu dile getirerek, bu sanatı öğrenmenin kendileri için hem kültürel hem de manevi bir kazanım olduğunu ifade etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:14 Kütahya’da ney geleneği sürdürülüyor Kütahya’da faaliyet gösteren Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği, 2007 yılından bu yana sürdürdüğü ney eğitimleriyle hem Türk musikisini hem de tasavvuf kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Dernekte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, farklı yaş gruplarından ve seviyelerden öğrencilerle düzenli eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Aydın, her hafta yapılan derslerde, klasik Türk musikisi repertuarından seçilen eserler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Aydın, bu süreçte öğrencilerin sadece teknik anlamda değil, aynı zamanda müzikal ve kültürel açıdan da gelişim gösterdiğini belirtti. Eğitimlerin belirli bir aşamaya ulaşmasının ardından, öğrencilerle birlikte oluşturulan repertuar doğrultusunda konserler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Derneğin bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirdiğini vurgulayan Aydın, bu öğrenciler arasında üniversitelerde ney hocalığı yapanların, farklı şehirlerde konserler verenlerin ve sanat yolculuğunu profesyonel düzeye taşıyan isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirten Aydın, yeni öğrencilerle bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. Neyin yalnızca bir enstrüman olmadığını özellikle vurgulayan Aydın, bu sazın derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Kamışlıkta yetişen bir kamışın, çeşitli işlemlerden geçirilerek bir enstrümana dönüşmesini anlatan Aydın, bu sürecin insanın olgunlaşma yolculuğuna benzetildiğini belirtti. Neyin içinin boşaltılması, ateşle dağlanması ve şekillendirilmesi gibi aşamaların, tasavvufta insanın nefs terbiyesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Neyin tarihi kökenlerine de değinen Aydın, bu sazın Anadolu’da asıl anlamını Mevlana Celaleddin-i Rumi ile birlikte kazandığını ifade etti. Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinin ilk 18 beyitinde neyin, insan-ı kâmilin sembolü olarak anlatıldığını hatırlatan Aydın, bu yaklaşımın yüzyıllardır etkisini sürdürdüğünü belirtti. Neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, Türk sanatının önemli bir parçası olan ney ve Türk musikisinin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti. Ney kursuna katılan kursiyerler de neyin insan ruhunu dinlendiren, stres azaltan ve iç huzuru sağlayan bir müzik aleti olduğunu dile getirerek, bu sanatı öğrenmenin kendileri için hem kültürel hem de manevi bir kazanım olduğunu ifade etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:14 İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
2025 Beyhan Eczacıbaşı Ödülü Koray Avcı Çakman’ın oldu
14 Ekim 2025 Salı - 10:09 2025 Beyhan Eczacıbaşı Ödülü Koray Avcı Çakman’ın oldu Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı tarafından bu yıl üçüncü kez verilen Beyhan Eczacıbaşı İlkgençlik Edebiyatı Yılın Kadın Yazarı Ödülü’nün sahibi belli oldu. ’Dr. Kimo’nun Laboratuvarı’ kitabıyla Koray Avcı Çakman bu yılki ödüle layık görüldü. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı tarafından, kadın yazarların ilkgençlik edebiyatındaki üretimlerini desteklemek ve edebiyatta fırsat eşitliğini teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen Beyhan Eczacıbaşı İlkgençlik Edebiyatı Yılın Kadın Yazarı Ödülü bu yıl üçüncü kez sahibini buldu. 2025 ödülünün kazananı, ’Dr. Kimo’nun Laboratuvarı’ adlı kitabıyla Koray Avcı Çakman oldu. Çakman, aynı zamanda 75 bin TL tutarındaki para ödülünün de sahibi oldu. 13 Ekim’de İstanbul Modern’de düzenlenen törende, açılış konuşmasını Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı yaptı. Bugünün dünyasının belirsizliklerle dolu olduğunu ama gençlerin hayal gücünün, daima geleceğe dair umut verdiğini belirten Bülent Eczacıbaşı, "Onlara sunulan her özgün hikâye, gençlerin kişisel yolculukları kadar yarının toplumunu da şekillendiriyor. Ve kendi kültürümüzden, kendi sesimizden çıkan eserler, gençlerimize okuma alışkanlığı kazandırmanın yanı sıra daha adil, daha üretici ve daha umut dolu bir dünyanın mümkün olduğuna dair güven aşılıyor. Bu ödülün kadın yazarlara adanmış olması ise ayrı bir anlam taşıyor. Kadın kalemlerin sesini daha gür duyurması, gençlerin edebiyatla kurduğu bağın çeşitlenmesine ve daha kapsayıcı bir gelecek vizyonunun gelişmesine katkı sağlıyor" dedi. Seçici Kurul Başkanı Prof. Dr. Jale Parla da Koray Çakman’ın ‘Dr. Kimo’nun Laboratuvarı’ kitabında öyküyü oyun teması ekseninde kurarken geleneksel/modern, doğal/yapay, aklın gücü/hayal gücü ikiliklerini ince bir mizahla karşı karşıya getirdiğini vurgulayarak, "En önemlisi de, insanın yapay zekayla gireceği oyunlarda oyunun kurallarının nasıl belirleneceği sorusunu yanıtsız bırakarak genç okurunu geleceği düşünmeye, hatta bu gelecek konusunda kaygı duymaya davet etmiş. İşte bu meseleyi bir büyüme deneyimine başarıyla yerleştirdiği için jürimiz bu yılın Beyhan Eczacıbaşı İlk Gençlik Edebiyat ödülünü oybirliğiyle Sayın Koray Avcı Çakman’a verdi" diye konuştu. Beyhan Eczacıbaşı İlkgençlik Edebiyatı Yılın Kadın Yazarı Ödülü’nü kazanan Koray Avcı Çakman ise konuşmasında, ilkgençliğin çoğu zaman ‘çocukluğun bittiği, yetişkinliğin başlamadığı’ bir ara durak olarak görüldüğünü ifade ederek, "Oysa ben bunun tam tersine inanıyorum. İlkgençlik edebiyatı da bir ara alan değil; düşüncenin, hayalin ve kimliğin merkezidir. Gençler için yazmak, aslında gelecekle konuşmaktır. Bugün kurulan edebi bağ, yarının dünyasını şekillendirecek düşüncelerin tohumu olabilir" dedi. Bu yıl da Türkiye’nin önde gelen edebiyatçılarından oluşan seçici kurul; Prof. Dr. Jale Parla başkanlığında, Prof. Dr. Nüket Esen, Prof. Dr. Sibel Irzık, Müge İplikçi ve Asuman Kafaoğlu Büke’nin katılımıyla değerlendirmelerini yaptı. Kurul, ilkgençlik döneminin sorgulamalarını, üreticiliğini ve enerjisini yansıtan eserleri öncelikli olarak dikkate aldı.
Kartpostallık güzellik
14 Ekim 2025 Salı - 09:49 Kartpostallık güzellik Amasya’da Türkiye’nin en görkemli kaleleri arasında gösterilen Harşena Kalesi’nin sarp yamaçlarında bulunan 2 bin yıldan daha eski beş mağaranın kral mezarı olduğunu öğrenen şaşırıyor. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları UNESCO dünya miras geçici listesinde bulunuyor. Dağın yüzeyinde beş kral mezarı Kıyısından Yeşilırmak Nehri’nin geçtiği kayalıklara oyulmuş mimarı yapısıyla dikkati çeken mağaralar Pontus Krallığı’nın kurucusu I. Mithridates Ktistes’den I. Pharnakes’e kadarki beş krala ait kaya mezarları olarak biliniyor. Milattan önce 333’ten milattan sonra 26’ya kadar Amasya’yı başkent olarak kullanan Pontus kralları için Harşena Dağı’nın güney eteklerine, kalker kayalara oyularak yapılan mezarların benzerlerinden Yeşilırmak Vadisi boyunca irili ufaklı 21 tane bulunuyor. Kaya mezarları içinde en çok dikkati 15 metre yükseklik, 8 metre genişlik ve 6 metre derinlikteki Büyük Kral Mezarı ile Kızlar Sarayı üzerinde yer alan birbirine çok yakın oyulmuş üçlü kral mezarı çekiyor. Bazı dönemlerde hapishane olarak kullanıldığı bilinen kaya mezarlara, kayalara oyulan taş merdivenlerle çıkılıyor. Mezarları görmek için dünyanın birçok yerinden ziyaretçilerin geldiğini belirten Amasya Turizm Derneği Başkanı Hicabi Bağçuvan, "Bu mağaralar 2 bin yıl öncesinde inşa edilmiş. İnsan eliyle yapılarak krallara mezar olmuş. Herkes gördüğünde, mezar olduğunu duyduğunda çok şaşırıyor" dedi. Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları’nın 2015 yılında UNESCO dünya miras geçici listesine alındığını hatırlatan Hicabi Bağçuvan, daimi listeye eklenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Amasya’nın turizmde başarılı bir yaz dönemini geride bıraktığını anlatan Bağçuvan, tarihi şehrin sonbahar ve kış döneminde de görülmesi gereken kartpostallık güzelliğe bir büründüğünü vurguladı. Mağaraların mezar olduğunu duyan şaşırıyor Konya’dan Amasya’ya ziyaret için gelen Ömer Çelik de "Mağaraların kral mezarı olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Sakin bir şehir olan Amasya’ya ise hayran kaldım. Yaşanılacak bir yer. Buranın tarihi, doğası çok güzel" diye konuştu.
Diyarbakır’da ’Hamid Aytaç’ın İzinde, İcazetnameler’ sergisine yoğun ilgi
14 Ekim 2025 Salı - 09:48 Diyarbakır’da ’Hamid Aytaç’ın İzinde, İcazetnameler’ sergisine yoğun ilgi Diyarbakır’da 11-19 Ekim ’Türkiye Kültür Yolu Festivali’ kapsamında ’Hamid Aytaç’ın İzinde, İcazetnameler Sergisi’ vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Hat sanatının üstadı olarak bilinen Hamid Aytaç’ın ’Hamid Aytaç’ın İzinde, İcazetnameler Sergisi’ Sur ilçesi Paşa Hamamı’nda ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle devam ediyor. Sergi 11-19 Ekim 08.00 ile 19.00 saatleri arasında vatandaşlara açık olacak. Aytaç’ın öğrencileri tarafından yapılan eserlerin gösterildiği sergide 16 eser bulunurken, bu eserlerin 10 tanesinin orijinal, 6 tanesinin ise orijinalinden baskılı eser olduğu belirtildi. Sergi yetkilisi Barış Sarı, Diyarbakır’da yetişmiş hat sanatının tanıtımında önemli bir yere sahip olan Hamit Aytaç’ın sergisini yönetmekten büyük sevinç duyduğunu söyledi. Sarı, "Sergide 10’u orijinal, 6’sı baskı olmak üzere toplam 16 eser yer alıyor. Bu eserler, Hamit Aytaç’ın izinden giden öğrencileri ve talebeleri tarafından kaleme alınmış. Sergi, 11-19 Ekim tarihleri arasında her gün sabah 08.00’dan akşam 19.00’a kadar vatandaşların ziyaretine açık" dedi. Ziyaretçilerden Hamit Özhan, Hamit Aytaç sergisi için geldiklerini söyledi. Özhan, "Gerçekten çok güzel bir sergi olmuş. Diyarbakır’da bu tür kültürel etkinliklerin artması ve bu faaliyetlerin devam etmesi çok önemli. Böyle bir şehre bu anlamda yapılan bu sergi bence çok yakışmış. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu
Adana’nın Sümela’sı ’Sin Manastırı’ turizme kazandırılmayı bekliyor
14 Ekim 2025 Salı - 09:33 Adana’nın Sümela’sı ’Sin Manastırı’ turizme kazandırılmayı bekliyor Adana’nın Kozan ilçesinde, sarp kayalara inşa edilmiş mimarisiyle Sümela’yı andıran Sin Manastırı turizme kazandırılmayı bekliyor. İlçeye bağlı Velicanlı Mahallesi’nden geçen Seyhan Nehri’nin ana kollarından Göksu Irmağı’nın doğu tarafında yer alan Sin Manastırı, görüntüsü ile Sümela Manastırı’na benzerliği ile dikkat çekiyor. Dağ yamacına oyulmuş 5 katlı şekilde görülen Sin Manastırı dron ile görüntülendi. Zaman zaman bölgeye gelen bazı şahıslar tarafından zarar verilen manastırın, koruma altına alınarak turizme kazandırılması isteniyor. 2018 yılında bölgede yapılan incelemede yapının üzerinde herhangi bir kitabe bulunmadığı, işçilik özelliklerine göre 10. ve 11. yüzyıllar arasında inşa edilmiş olabileceğini ortaya çıkan manastırla ilgili Velicanlı Mahallesi Muhtarı Hatice Akkaya, ilgililerden destek istedi. "Karadeniz’in Sümela’sından eksiği yok" Sin Manastırı’nın turizme kazandırılmasını isteyen muhtar Hatice Akkaya, manastırın yöre sakinleri arasında ’Sin Ağzı’ olarak bilindiğini söyledi. Akkaya "Yolu çok tehlikeli olduğu için bakanlığın tarafından buraya el atılmasını istiyoruz. Kozan Belediye Başkanımız da burası için elimizden tutarsa, Karadeniz’in Sümela Manastırı gibi ziyaretçi ağırlayacağına inanıyoruz. Karadeniz’in Sümela’sından eksiği yok, bakımsız ilgisiz buralar. Altında baraj var. Burası restore edilirse çok güzel bir yer çıkacak. Karadeniz’e nasıl her yıl milyonlar gidiyorsa buraya da gelecektir" dedi. Mahalle sakini Ali Yıldırım ise "Burası Sin Ağzı, Sin Manastırı olarak yeni tanınıyor. Burası çok güzel. Ben 50 yıldır burada yaşıyorum. Gelen giden oluyor ama zarar veriyorlar. Sin Manastırı’nı sökmeye, tahrip etmeye çalışıyorlar. Bir yol ihtiyacı var, buranın turizme kazandırılarak korunmasını istiyoruz" diye konuştu.
Erzurum’un yükselişini başlatan emir
14 Ekim 2025 Salı - 09:26 Erzurum’un yükselişini başlatan emir Osmanlı Devleti’nin doğu sınırlarını şekillendiren en önemli kararlardan biri olan Erzurum Beylerbeyliği’nin Bayburt’tan Erzurum’a taşınması, Devlet Arşivleri’nde yapılan araştırmalar sonucunda belgeleriyle gün yüzüne çıktı. Bu önemli belge, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir tarafından yürütülen arşiv çalışmasıyla tespit edildi. Belgede, dönemin kudretli sadrazamı Vezir-i Azam İbrahim Paşa’nın Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu teklif yer alıyor. Teklif, Erzurum’un Osmanlı idaresindeki stratejik önemini belirleyen ve şehrin tarih içerisindeki yerini değiştiren en eski kayıt olarak değerlendiriliyor. Beylerbeyliğin İlk Merkezi Bayburt’tu Osmanlı kaynaklarına göre; 1535 yılında kurulan Erzurum Beylerbeyliği’nin ilk merkezi Bayburt’tu. O dönemlerde Erzurum, savaşların ardından büyük ölçüde harap olmuş ve nüfusu azalmış durumdaydı. Şehirde kale tamiratı ve yeniden imar çalışmaları devam ediyordu. Bu sebeple beylerbeyliği ilk yıllarında Bayburt merkezli olarak idare edildi. Ancak doğuda artan Safevi tehdidi, Osmanlı’yı sınır güvenliğini güçlendirecek yeni bir yapılanmaya yöneltti. Bu noktada, İbrahim Paşa’nın hazırladığı rapor Osmanlı devlet aklının yönünü değiştiren bir nitelik taşıdı. İbrahim Paşa: "Beylerbeyliği Erzurum’a Taşınmalıdır" Vezir-i Azam İbrahim Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu raporda beylerbeyliği merkezinin Bayburt’tan Erzurum’a taşınmasını teklif etti. Paşa, raporunda şu gerekçeleri sıraladı: Erzurum’un serhad (sınır) konumunda olması nedeniyle sürekli askerî hazırlık içinde bulunması gerektiğini, Bayburt’un bu açıdan merkeze uzak kaldığını, Erzurum’un coğrafi yapısı itibarıyla askerî ve idari merkez olmaya elverişli olduğunu, Beylerbeyinin bölgeden uzak olmasının hem güvenlik hem halkın refahı açısından sorun oluşturduğunu, Bu nedenle beylerbeyliği merkezinin Erzurum’a taşınmasının devlet menfaatine olacağını ifade etti. İbrahim Paşa ayrıca, Erzurum’un doğuya açılan kapı konumunda bulunduğunu, bu şehrin güçlendirilmesinin Osmanlı hâkimiyetini kalıcı kılacağını vurguladı. Kanuni’nin Onayı: Yeni Bir Dönem Başladı İbrahim Paşa’nın raporu Kanuni Sultan Süleyman tarafından incelendi ve kısa sürede kabul edildi. Böylece 1540’lı yıllarda Erzurum Beylerbeyliği resmen Bayburt’tan Erzurum’a taşındı. Bu karar, sadece idarî bir düzenleme değil; Osmanlı Devleti’nin doğu siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Kanuni Sultan Süleyman’ın bu kararıyla Erzurum yeniden imar edildi, kale güçlendirildi, çevre sancaklar Erzurum merkezine bağlandı. Tarihçiler, bu gelişme sonrası Erzurum’un Osmanlı için askerî, idari ve stratejik bir üs haline geldiğini; böylece doğu seferlerinin sevk ve idaresinde merkezi bir rol oynadığını ifade ediyor. Bu yönüyle Kanuni Sultan Süleyman, yalnızca bir imparator değil; Erzurum’un banisi, yani kurucu sultanı olarak anılıyor. Özdemir: "Bu Belge Erzurum’un Tarihini Yeniden Yazdırıyor" Arşiv çalışmasını yürüten Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, ulaşılan belgenin Erzurum tarihi açısından çok kıymetli olduğunu belirtti. Özdemir, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bu belge, Erzurum’un Osmanlı yönetimindeki yükseliş sürecini belgeleyen en eski kayıtlardan biri. İbrahim Paşa’nın ileri görüşlülüğü, Kanuni Sultan Süleyman’ın vizyonuyla birleşmiş ve Erzurum’un geleceği tamamen değişmiştir. Artık Erzurum, yalnızca bir sancak değil, imparatorluğun doğu kapısı olmuştur." Erzurum, Osmanlı’nın Doğu Karargâhı Oldu Özdemir, söz konusu belgenin Erzurum’un tarihî ve kültürel kimliğini anlamada yeni bir dönemin kapılarını aralayacağını vurguladı. Bu kararın ardından Erzurum, Osmanlı Devleti’nin doğu politikalarının en güçlü merkezlerinden biri haline geldi. İran seferlerinin planlaması, Kafkasya hattındaki diplomatik temaslar ve doğu ticaret yollarının güvenliği Erzurum merkezli olarak yürütüldü. Şehir, hem askerî hem idari yapısıyla yüzyıllar boyunca Osmanlı mirasının en önemli parçası oldu. Beylerbeyliği döneminden kalan birçok yapı, bugün hâlâ Erzurum’un tarihî dokusunda bu büyük değişimin izlerini taşımaktadır. Erzurum’un Tarihine Işık Tutan Arşiv Belgesi Devlet Arşivleri’nde yer alan bu belge, Erzurum’un Osmanlı tarihindeki yerini ve önemini anlamak açısından büyük bir değere sahip. Tarihçiler, söz konusu bulgunun Erzurum’un kuruluş süreci ve Osmanlı’nın doğu stratejisi açısından yeni değerlendirmelere zemin hazırlayacağını belirtiyor.
Kırıkkale’de "Kim Var?" sanat etkinliğinde coşkulu anlar yaşandı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 23:49 Kırıkkale’de "Kim Var?" sanat etkinliğinde coşkulu anlar yaşandı Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından "Kim Var?" sanat etkinliği düzenlendi. Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü koordinesinde sanatçı Yücel Arzen Hacıoğulları ile Kırıkkale Güzel Sanatlar Lisesi iş birliğinde gerçekleştirilen program, İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda yoğun bir katılımla yapıldı. Programda konuşan Vali Yardımcısı Recep Yüksel, gençlerin sanata yönelmesinin önemine değinerek, "Gençlerimizin bu akşam sanatçılarla bir araya gelmesi, onlara çok önemli kazanımlar sağladı. Bu program sayesinde gençlerimiz sanatlarını icra etme imkânı buldular. Hepimiz büyük bir mutluluk yaşadık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. İl Milli Eğitim Müdürü Rahmi Güney ise sanatın toplumu güzelleştiren yönüne vurgu yaparak, "Etkinliğimizin adı olan ‘Kim Var?’ aslında bir çağrıdır; maziden atiye uzanan güçlü bir sesleniştir. ‘Kim Var?’ denildiğinde milletinin değerlerinin ve inancının nöbetini tutmaya hazır bir gençlik yetiştirmenin gururunu yaşıyoruz. Sanat insanı güzelleştirir; güzelleşen insan ise topluma ışık olur. Bu bilinçle hareket eden bizler, gençlerimizin sanatla yoğrulmuş bir ruh, estetikle güçlenmiş bir benlik kazanmalarını önemsiyoruz. Çünkü biliyoruz ki sanat sadece bir ifade biçimi değil, milli kimliğin en zarif aynasıdır" diye konuştu. Güney, "Bu anlayışla hayata geçirilen ‘Kim Var?’ projesi, gençlerimizin hem sanatsal hem de manevi gelişimine değerli bir katkı sunmaktadır. Bu kıymetli çalışmanın öncüsü, gönül insanı sanatçı Sayın Yücel Arzen Hacıoğulları’na, Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne, Sayın Bakanımıza, emek veren öğretmenlerimize ve sahnede yürekleriyle yer alan öğrencilerimize teşekkür ediyorum. İnanıyoruz ki Türkiye Yüzyılı’nı şekillendirecek olanlar, ilimle, irfanla, kültürel değerlerini ve insanını seven bu gençler olacaktır" ifadelerini kullandı. Sanatçı Yücel Arzen Hacıoğulları, orkestra eşliğinde solist Sezen Kiremit ile birlikte seslendirdiği eserlerle izleyicileri derinden etkiledi. Müziğin ritmiyle sanatın zarafeti birleşince salonda coşkulu anlar yaşandı. Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin tiyatro performansları da davetliler tarafından büyük beğeni topladı. Gecenin sonunda sahnede Türk ve Filistin bayrakları açan öğrenciler büyük alkış aldı. Etkinliğe Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, siyasi parti temsilcileri, şube müdürleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, öğrenciler ve çok sayıda sanatsever katıldı.
Altın Portakal’ın Uluslararası Yarışması’nda yer alan filmler açıklandı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 17:20 Altın Portakal’ın Uluslararası Yarışması’nda yer alan filmler açıklandı 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda 10 film Altın Portakal heykelciği için yarışacak. Kazananlar 1 Kasım’da açıklanacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla bu yıl 62.’si düzenlenecek Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında, Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışacak 10 film belli oldu. 24 Ekim- 2 Kasım 2025 tarihleri arasında bu sene 62.’si gerçekleştirilecek Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda 10 film yer alacak. Dünyanın dört bir yanından toplam 10 film, En İyi Film ve En İyi Yönetmen ile En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu dallarında Altın Portakal heykelciği için yarışacak. Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda 10 film Altın Portakal için yarışacak ABD, Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Çek Cumhuriyeti, Fransa, İran, İsveç, İsviçre, İtalya, Kolombiya, Lüksemburg, Polonya, Slovakya ve Türkiye yapımları 10 film, Türkiye’de ilk kez 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında izleyiciyle buluşacak. "Ulusal Uzun Metraj Yarışması" filmleri arasında; Joel Alfonso Vargas yönetmenliğini üstlendiği, sınıf mücadeleleri, yetişkinliğe adım atma ve aile ilişkileri gibi karmaşık temalarını anlatan Mad Bills to Pay, 78. Cannes Film Festivali’nde Un Certain Regard bölümünde dünya prömiyerini yapan ve FIPRESCI ödülüne layık görülen, Londra sokaklarının kıyısında, hayatta kalmaya çalışan evsiz Mike’ın hikayesini anlatan, Harris Dickinson yönetmenliğindeki Urchin, Dünya prömiyerini 2025 Cannes Film Festivali’nde La Semaine de la Critique seçkisinde yapan, yalnızca bir anne–çocuk draması değil, aynı zamanda kurumların insana nasıl dokunduğunu ve dokunamadığını sorgulayan, seyirciyi yargılamaktan çok anlamaya davet eden Laura Wandel’in yönetmenliğini üstlendiği Adam’s Sake, Dünya prömiyerini 2025 Cannes Film Festivali’nde Un Certain Regard bölümünde yapan, Medellín’in sokaklarından yükselen sessiz bir şairin hayatının anlatıldığı Simón Mesa Soto’nun yönetmenliğindeki A Poet. Aynı zamanda 2025 Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan, Mary Bronstein’in yazıp yönettiği psikolojik kara komedi türündeki, izleyiciyi hem acı acı güldüren hem de sarsan bir enerjiye sahip If I Had Legs I’d Kick You, 61. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ilk kez kendisine takdim edilen ‘Onursal Nişanı’ taşıyan Saadet Işıl Aksoy’un başrolünde oynadığı, Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan, Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti’nin yönettiği, Türkiye-Fransa-Lüksemburg ortak yapımı, 1990’lı yıllarda 900’lü hatlarda çalışan bir kadının, gizemli bir telefon görüşmesiyle değişen hayatını konu alan Confidante, Johanna Moder’in dördüncü uzun metraj filmi, 40 yaşında başarılı bir orkestra şefi olan Julia’yı anlatan Mother’s Baby, Milagros Mumenthaler’in yönettiği, başarılı bir Arjantinli sanatçı olan Lina’yı anlatan The Currents, Venedik Film Festivali 2025’in Orizzonti bölümünde dünya prömiyerini yapan Ali Asgari’nin yönettiği, kariyerinin son eserini sansür engelleriyle boğuşarak tamamlamaya çalışan bir yönetmenin hikayesi üzerinden, özgürlük, yenilikçilik ve adalet arayışını gözler önüne seren Divine Comedy ve ülkesinin OSCAR adayı olan, Tereza Nvotová’nın yönetmenliğini üstlendiği, Michal, Zuzana ve kızları Dominika’yı konu alan bir aile dramı olan Otec (Father) filmleri yer alıyor. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ödüller 1 Kasım 2025, Cumartesi günü gerçekleştirilecek olan ödül töreninde açıklanacak.
Sultan Şeyhmus türbesi ve medresesi binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor
13 Ekim 2025 Pazartesi - 16:21 Sultan Şeyhmus türbesi ve medresesi binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor Mardin’deki Sultan Şeyhmus türbesi ve medresesi, yurt içi ve yurt dışından gelen binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Tarihi ve manevi atmosferiyle kentin simge yapılarından biri olan Sultan Şeyhmus türbesi ve medresesi her hafta ziyaretçi akınına uğruyor. Mekan hakkında bilgi veren Sultan Şeyhmus Ez-Zuli Derneği Başkanı ve Sultan Şeyhmus’un torunu Av. Ahmet Baysal, Sultan Şeyhmus’un Hazretleri’nin 1077’de dünyaya geldiğini ve 1164’te vefat ettiğini belirtti. Sultan Şeyhmus’un soyunun Hazreti Ömer’e dayandığını ifade eden Baysal, Sultan Şeyhmus’un şeyh Abdülkadir Geylani’nin talebesi olduğunu söyledi. Baysal, "Sultan Şeyhmus hazretleri, Abdülkadir Geylani hazretlerinden eğitim aldıktan sonra Mardin’e gönderilmiş ve burada medrese eğitimi vermesi görevlendirilmiştir. Yaklaşık 4 bin alim yetiştirdiği rivayet edilmektedir. Sultan Şeyhmus burada medresesinde meftundur. Daha önceden evi yukarı taraftaydı burası medresesiydi. Kabri de buradadır’’ dedi. ’’Günlük 1500’e yakın kişi yemek alabiliyor’’ Her hafta perşembe günleri akşam namazından sonra yapılan zikir programları ve dağıtılan yemeklerle medresede yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşandığını aktaran Baysal, "Öğle ve akşam olmak üzere günde iki kez yemek veriliyor. Günlük bin-bin 500 kişi yemek almaktadır. Hafta sonları daha yoğun oluyor. Türkiye’den ve yurt dışından da bir çok kişi burayı ziyaret eder. Yemekler hem bizim hem de halkın bağışlarıyla hazırlanıyor. Bu yemekler halk tarafından verilip ve yine halk tarafından yenilir" diye konuştu. Sultan Şeyhmus türbesi ve medresesi tarihi geçmişi, maneviyatı ve misafirperverlik geleneğiyle bölgenin en çok ziyaret edilen kutsal mekanları arasında yer alıyor.
Balıkesirlilerden üç gün süren 10.10 etkinliklerine yoğun ilgi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 16:07 Balıkesirlilerden üç gün süren 10.10 etkinliklerine yoğun ilgi Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın tarafından bu yıl ilk defa üç gün boyunca dolu dolu etkinliklerle kutlanan 10.10 Dünya Balıkesir Günü’nde vatandaşlar etkinliklere yoğun ilgi gösterdi. 10.10 Dünya Balıkesirliler Günü bu yıl ilk defa Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın liderliğinde üç gün süren bir programla kutlandı. Başkan Akın’ın Dünya Balıkesirliler Günü’nde açılışını gerçekleştirdiği Cumhuriyet Meydanı 2. Etap ve Cumhuriyet Rölyefi, vatandaşlardan tam not aldı. Üç gün süren etkinlik ve konserlere vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. İstanbul, Bursa, Manisa ve İzmir’de yaşayan Balıkesirliler de bu özel günde kutlamalara katılmak için Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz otobüs seferleriyle memleket hasretini giderdiler. Yediden yetmişe herkesin doyasıya eğlendiği programları değerlendiren vatandaşlar, "Şehrimize yakışır çok güzel bir organizasyon oldu. Ahmet Akın Başkanımıza her şey için teşekkür ederiz" diyerek memnuniyetlerini ifade ettiler. Kadın emeği Cumhuriyet Meydanı’nda hayat buldu Cumhuriyet Meydanı’nda 10 Ekim’den itibaren üç gün boyunca hizmet veren Kadın Emeği Çarşısı’nda yöresel ürünlerden el emeği eserlere kadar birçok stant vatandaşların ilgisini çekti. Kadın girişimcilerin hazırladıkları el emeği ürünleri inceleme ve alışveriş yapma fırsatı bulan ziyaretçiler, sonrasında meydanda gerçekleşen çocuk etkinlikleri ve halk oyunları gösterileriyle keyifli zaman geçirdi. Çocuklar da aileler de doyasıya eğlendi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerin ikinci gününde Cumhuriyet Meydanı’ndaki çocuk etkinlikleri, halk dansları gösterileri ve müzik konseri yoğun ilgi gördü. Pamukçu Bengi ekibi tarafından sunulan gösteri de vatandaşlardan büyük alkış aldı. Etkinliklerin üçüncü gününde de çocuk etkinlikleri ve müzik konserleriyle Cumhuriyet Meydanı binlerce kişiyi ağırladı. Ünlü sanatçılardan eşsiz konserler 10.10 Dünya Balıkesirliler Günü’nde Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde Onur Yaman’ın sahne almasının ardından Ali Çakar da en sevilen şarkılarını Balıkesirliler için seslendirdi. 11 Ekim Cumartesi günü Kirpi Bülent, klarnetiyle benzersiz bir performans sergiledi. Aynı gün gerçekleşen Sabahattin Gülümser konserinde de vatandaşlar salonu doldurdu. Kutlama programının son gününde Cumhuriyet Meydanı’nda başlayan etkinlikler Avlu’da Dursunbey Barana Topluluğu’nun Balıkesir’in köklü kültürünü yansıtan gösterisiyle devam etti. Programın finalini Balıkesirli Türk Sanat Müziği sanatçısı İsmail Özkan yaptı. Özkan, en sevilen şarkılarını seslendirirken vatandaşlar da eserlere hep bir ağızdan eşlik etti. "Ahmet Başkan’ımız bizleri çok sevindirdi" Dünya Balıkesirliler Günü kapsamında Başkan Akın’ın dolu dolu bir program hazırladığını söyleyen vatandaşlar, bu yıl etkinlikleri çok beğendiklerini ifade ettiler. Çok güzel bir program olduğunu söyleyen Çetin Aslanhan, "Üç gün süren çok güzel bir etkinlik oldu. Dünya Balıkesirliler Günü kapsamında düzenlenen tüm etkinliklere katılmaya çalıştım. Başkanımıza bu etkinlikleri bizlere yaşattığı için çok teşekkür ederiz." şeklinde konuştu. Etkinlikleri çok beğendiğini söyleyen Osman Allaç, "Organizasyonlar çok iyi düşünülmüş. Balıkesirlilerin etkinliklerde yer alması da çok iyi" dedi. Nurdan Allaç, "Ahmet Başkan’ımızdan çok çok memnunuz. Bu şekilde insanlara içten ve samimi davranması, gençlerle iç içe olması çok güzel. Etkinliklerin hepsini çok beğendi. Ahmet Başkan’ımız bizleri çok sevindirdi" ifadelerini kullandı. Böyle bir kutlama programı oluşturulduğu için çok mutlu olduğunu dile getiren Gülbin İçlioğlu, "Bizler Balıkesirli olarak gurur duyduk." derken etkinliklerin şehrin tanıtımına da katkı sağladığını ifade etti.
Trabzon’da Türk-Macar Dostluk Müzesi kurulacak
13 Ekim 2025 Pazartesi - 15:22 Trabzon’da Türk-Macar Dostluk Müzesi kurulacak Trabzon’da Kanuni Sultan Süleyman ve Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin ortak tarihini anlatan müze hayata geçirilecek. 2026 yılında açılması planlanan müze, Türk-Macar dostluğunu kültürel bir köprüyle geleceğe taşıyacak. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Macar Milli Müzesi Tarihçisi Dr. Robert Szvitek, Sergi Yönetmeni Akos Marosfalvi, İstanbul Macar Kültür Merkezi Müdürü Aron Sipos, Müdür Yardımcısı Gergo Kovacs ve Macaristan Trabzon Fahri Konsolosluğu Müdürü Çağla Çiçek’i makamında ağırladı. Ziyarette, Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile Zigetvar Kuşatması’nda hayatını kaybeden Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin ortak tarihini ele alacak özel bir müze projesi masaya yatırıldı. Trabzon’daki "Kanuni Evi" bünyesinde hayata geçirilecek bu proje, Zigetvar üzerinden şekillenen Türk-Macar tarihsel bağlarını yeniden canlandırmayı ve iki ülke arasındaki dostluğu gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Proje fikri Macaristan Büyükelçisi Viktor Matis tarafından sunuldu. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in onayıyla resmi süreci başlatılan proje, Türkiye ile Macaristan arasında tarih, sanat ve kültür ekseninde güçlü bir köprü kurmayı amaçlıyor. Macar heyet, Trabzon’daki Kanuni Evi’nde incelemelerde bulunarak müzenin tasarım, sergileme ve içerik planlamasına dair ön değerlendirmeler yapacak. Müzenin 2026 yılı Eylül ayında tamamlanarak ziyarete açılması planlanıyor. Proje, Zigetvar Kuşatması sırasında her iki liderin de aynı günlerde hayatını kaybetmiş olmasının sembolik anlamını merkeze alıyor. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile Macar Komutan Miklos Zrinyi’nin ölümünün, savaş meydanında bile karşılıklı saygı ve insanlık duygularını yansıttığı vurgulanacak. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, projenin iki ülke arasında kalıcı kültürel bağlar kuracağını belirterek "Cihan padişahımız Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu şehir Trabzon’da, Zigetvar’la olan tarihsel bağlarımızı yeniden canlandıran bu projeyi hayata geçirmek bizim için büyük bir gurur. Bu müze, yalnızca bir tarih anlatısı değil; Türk ve Macar halklarının yüzyıllardır süregelen dostluk hikayesinin bir simgesidir. Geçmişin mirasını geleceğe taşıyan bir kültür kapısı açıyoruz. Kanuni’nin Trabzon’dan doğan mirası, Macaristan’la buluşarak iki medeniyetin ortak belleğinde kalıcı bir yer edinecek" diye konuştu.