KÜLTÜR SANAT
Diyarbakır’da ‘Uçan Köfteci’ filminin galası yapıldı 01 Mart 2026 Pazar - 22:55:40 Tamamı Diyarbakır’da çekilen ve yerel hikayeleri evrensel bir dille anlatan Uçan Köfteci filminin galası büyük ilgi gördü. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Uçan Köfteci’ filminin galası gerçekleşti. 2021 yılında başlanan çekimlerin kentin tarihi dokusunda yaklaşık 4 ay sürdüğü filmin galası, kentin sanatseverlerini bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören gece, adeta bir kültür şölenine dönüştü. Filmin yapımcılığını Rez Film adına Azat Yeşilbaş, yönetmenliğini ise ödüllü yönetmen Rezan Yeşilbaş üstlendi. Yönetmen Rezan Yeşilbaş, Diyarbakır’da çekilen ve bir Diyarbakır hikayesini anlatan senaryoyu gerçek bir karakterden etkilenerek kaleme aldığını söyledi. Yeşilbaş, "Ne yazık ki 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Kadir Arslan’dan ilham alarak senaryoyu yazdım ve filmi çektim. Filmi hem burada çektiğimiz hem de hikayesi Diyarbakır’a ait olduğu için galasını da burada yapmak istedik. Ekibimizle birlikte Diyarbakır’dayız. Kıymetli misafirlerimiz burada ve filmi ilk kez izleyecekler. Film, 6 Mart’ta tüm Türkiye’de vizyona girecek. İnsanların sinemalara gidip bu keyifli hikayeyi izlemelerini çok isterim. Katılım da oldukça iyi. Diyarbakır’daki insanlara mümkün olduğunca davet gönderdik, gelebilenler geldi. Şu an gördüğüm kadarıyla oldukça kalabalık bir seyirci kitlesi var’’ dedi. Oyuncu Nazmi Kırık ise, çok mutlu olduğunu söyledi. Kırık, "Gerçekten bu filmi Diyarbakır’da çekip, Diyarbakır seyircisiyle buluşturmak benim için büyük bir gurur. Hayatımın en güzel gecesi olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki bundan sonra da burada çok daha fazla film çekeceğiz. Biliyorsunuz Kadir Aslan’ı depremde kaybettik. Galeria Sitesi’nde kendisini ve ailesini kaybetmiştik. Bu yüzden bugün benim için duygular biraz karmaşık; bir yandan mutluluk, bir yandan da derin bir hüzün var" diye konuştu. Ceylan Karavil Park Yönetim Kurulu Başkanı Abdülhalim Karavil, AVM’lerinin Diyarbakır’a mal olmuş bir AVM, bir aile olduğunu söyledi. Karavil, "Ceylan Karavil ailesi olarak Diyarbakır’ı tanıtan filmler ve benzeri tüm değerli çalışmalara her zaman destek olacağımızı ifade ettik. Diyarbakır’ın tanıtımına katkı sağlayan her değeri önemsiyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte de Diyarbakır’ı tanıtacak projeler, değerler ve filmler olursa yine onların yanında olacak, destek vermeye devam edeceğiz. Çünkü insan sevgisi ve memleket sevgisi gerçekten çok önemli. Elhamdülillah bizler de Ceylan Karavil ailesi olarak insanlarımızı, ilimizi ve memleketimizi seviyoruz. Bu sevginin Allah tarafından bize verilmiş bir nimet olduğuna inanıyor, bunun için şükrediyoruz. İmkanlarımız var ve bu imkânlarımızı memleketimiz için kullanmaya devam edeceğiz. Her şeyden önce örnek olmamız gerektiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Ceylan Karvil Park Yönetim Kurulu Üyesi Şeyhmuz Ceylan ise bu tür etkinliklere vesile oldukları için çok mutlu olduklarını belirterek, "İnşallah bundan sonra bu tür etkinliklere devam edeceğiz. Memleketimizi tanıtmak görevimizdir. Memleketimizi seviyoruz" dedi. Konuşmaların ardından film ekibi, protokol üyeleri ve vatandaşlar filmi izledi.
01 Mart 2026 Pazar - 15:32 Burhaniye’de akademik ve idari personel iftarda buluştu Burhaniye ilçesinde, BAÜN Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesinde akademik ve idari personel İftar Yemeğinde buluştu. Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban’ın ev sahipliğinde, Ramazan ayı dolayısıyla Fakülte Yönetimi tarafından verilen iftar yemeğinde fakülte akademik ve idari personeli bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi yönetimi tarafından verilen iftar yemeğine; Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt ve Prof. Dr. Fatih Satıl, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban, Burhaniye MYO Müdürü Prof. Dr. Muammer Bezirgan, Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çolakoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Özkan Demir, Fakülte Sekreteri Ahmet Özcan BUBYO Otel Müdürü Nurettin Büyükbaş ile fakülte akademik ve idari personeli katıldı. Ayrıca Özbekistan’daki Alfraganus Üniversitesinden gelen misafir öğretim elemanları da iftar yemeğinde yer aldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştiren manevi atmosferinde gerçekleştirilen iftar yemeğinde katılımcılar aynı sofrada bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlan, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendiren önemli bir dönem olduğunu belirterek, akademik ve idari personelin bu tür buluşmalarla bir araya gelmesinin kurumsal birlikteliğe katkı sağladığını ifade etti. İftar yemeği, gerçekleştirilen sohbetlerin ardından sona erdi.
Vali Mustafa Çiftçi, Yazıpınar köyünde tel helvası geleneğine katıldı
10 Şubat 2026 Salı - 09:27 Vali Mustafa Çiftçi, Yazıpınar köyünde tel helvası geleneğine katıldı Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Yazıpınar köyünde düzenlenen tel helvası yapımına katılarak, kentin köklü kış geleneklerinden birine eşlik etti. Erzurum’da özellikle kış aylarında köy odaları ve konaklarında yapılan tel helvası; şeker, su, irmik ve limon kullanılarak hazırlanan, kar üzerinde soğutularak kıvam alan ve zahmeti yüksek olmasına rağmen maliyeti düşük olmasıyla bilinen önemli bir kültürel miras olarak yaşatılmaya devam ediyor. Asırlardır sürdürülen bu gelenek, uzun ve karlı kış gecelerinde toplumsal dayanışmayı, sohbet kültürünü ve türkü geleneğini besleyen önemli bir sosyo-kültürel unsur olma özelliği taşıyor. Vali Mustafa Çiftçi de Yakutiye ilçesi Yazıpınar köyünde düzenlenen tel helvası yapımı programına katılarak, kentin köklü kış geleneklerinden birine eşlik etti. Kültürel değerlere sahip çıkmanın önemine vurgu yapan Vali Çiftçi, tel helvası yapımı için kolları sıvayarak bu kadim geleneğe bizzat katıldı. Vali Çiftçi kentin kış kültürünü, misafirperverliğini ve somut olmayan kültürel mirasını yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarmaya yönelik bu tür kültürel etkinliklerin desteklenmeye devam edeceğini aktardı. Program kapsamında düzenlenen konak buluşmalarında; geleneksel oyunlar, türküler ve sohbetler eşliğinde Erzurum’a özgü kültürel miras misafirlere tanıtıldı. Etkinlikte ayrıca, Yazıpınar köyünden çiftçi-şair Sinan Örnek tarafından kaleme alınan "Seyyahın Gönül Sözleri 1" adlı eserin tanıtımı da alışılmışın dışında, geleneksel bir atmosferde gerçekleştirildi. Kültürel değerlerin yaşatıldığı bu özel program, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Şehir Tanıtım Uzmanı Canan Şimşek’in organizasyonuyla Yazıpınar Köy Konağı’ndaki programda, Erzurum kültüründe "yatsılık" olarak adlandırılan akşam öğünü eşliğinde misafirler ağırlandı. Yöresel mutfağın seçkin lezzetleri arasında göğermiş peynir, kavurmalı ve civil peynirli su böreği, lor dolması, tandır ketesi, tandır ekmeği, tereyağı ve limonlu çay ikram edildi. Kış mevsimine özgü olarak kar üzerinde hazırlanan tel helvası, türküler eşliğinde yapıldı. Halk Müziği Sanatçısı Mehmet Çalmaşur ile Mahmut Kıvanç’ın seslendirdiği türküler programa ayrı bir renk kattı. Vali Mustafa Çiftçi de tel helvası yapımına katılarak bu kültürel geleneğe verdiği desteği bir kez daha gösterdi. Palandöken Masterlar Koşu Grubu üyeleri de programa renk kattı.
Vali Çiftçi, Yazıpınar Köyü’nde tel helvası geleneğine katıldı
10 Şubat 2026 Salı - 09:19 Vali Çiftçi, Yazıpınar Köyü’nde tel helvası geleneğine katıldı Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Yakutiye ilçesine bağlı Yazıpınar Köyü’nde düzenlenen Tel Helvası Yapımı Programı’na katılarak, kentin köklü kış geleneklerinden birine eşlik etti. Erzurum’da özellikle kış aylarında köy odaları ve köy konaklarında yapılan tel helvası; şeker, su, irmik ve limon kullanılarak hazırlanan, kar üzerinde soğutularak kıvam alan ve zahmeti yüksek olmasına rağmen maliyeti düşük olmasıyla bilinen önemli bir kültürel miras olarak yaşatılmaya devam ediyor. Yüzyıllardır sürdürülen bu gelenek, uzun ve karlı kış gecelerinde toplumsal dayanışmayı, sohbet kültürünü ve türkü geleneğini besleyen önemli bir sosyo-kültürel unsur olma özelliği taşıyor. Kültürel değerlere sahip çıkmanın önemine vurgu yapan Vali Mustafa Çiftçi, tel helvası yapımı için kolları sıvayarak bu kadim geleneğe bizzat katıldı. Program kapsamında düzenlenen konak buluşmalarında; geleneksel oyunlar, türküler ve sohbetler eşliğinde Erzurum’a özgü kültürel miras misafirlere tanıtıldı. Etkinlikte ayrıca, Yazıpınar Köyü’nden çiftçi-şair Sinan Örnek tarafından kaleme alınan "Seyyahın Gönül Sözleri 1" adlı eserin tanıtımı da alışılmışın dışında, geleneksel bir atmosferde gerçekleştirildi. Kültürel değerlerin yaşatıldığı bu özel program, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Şehir Tanıtım Uzmanı Canan Şimşek’in organizasyonuyla Yazıpınar Köy Konağı’nda düzenlenen programda, Erzurum kültüründe "yatsılık" olarak adlandırılan akşam öğünü eşliğinde misafirler ağırlandı. Yöresel mutfağın seçkin lezzetleri arasında göğermiş peynir, kavurmalı ve civil peynirli su böreği, lor dolması, tandır ketesi, tandır ekmeği, tereyağı ve limonlu çay ikram edildi. Kış mevsimine özgü olarak kar üzerinde hazırlanan tel helvası, türküler eşliğinde yapıldı. Halk Müziği Sanatçısı Mehmet Çalmaşur ile Mahmut Kıvanç’ın seslendirdiği türküler programa ayrı bir renk kattı. Vali Mustafa Çiftçi de tel helvası yapımına katılarak bu kültürel geleneğe verdiği desteği bir kez daha gösterdi. Palandöken Masterlar Koşu Grubu üyelerinin de katılım sağladığı etkinlik, Erzurum’un kış kültürünü, misafirperverliğini ve somut olmayan kültürel mirasını yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarma açısından önemli bir örnek teşkil etti. Erzurum Valiliği, yerel değerlerin korunması ve tanıtılmasına yönelik bu tür kültürel etkinlikleri desteklemeye devam edeceği aktardı. (ERZ-NK)
Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 22:13 Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor Kocaeli’de yaşayan 63 yaşındaki ud yapım ustası Burhan Çeşni, askerlik dönüşü tesadüfen başladığı meslekte 42 yılı geride bıraktı. Kuveyt’te geçirdiği 12 yılda Arap udları üzerine uzmanlaşan Çeşni, kişiye özel enstrümanlar üretiyor. Askerlik dönüşü tesadüfen tanıştığı ud yapımında 42 yılı geride bırakan Burhan Çeşni, ağaca şekil vererek, notalara can veriyor. Meslek hayatına 1984 yılında adım atan ve 12 yılını Kuveyt’te geçirerek Arap udunun inceliklerine hakim olan 63 yaşındaki Çeşni, seri üretimi reddediyor. Her enstrümanı sanatçının fiziksel özelliklerine, parmak yapısına ve aradığı tınıya göre terzi titizliğiyle işleyen Çeşni, atölyesinden çıkan udların sadece bir müzik aleti değil, sanatçının sesi ve karakteri olduğunu savunuyor. Piyasadaki "öğrenci udu" algısına karşı çıkarak kalitenin önemini vurgulayan ve Türkiye’yi uluslararası alanda temsil eden sayılı ustalardan biri haline gelen Çeşni’nin udları yaklaşık 50 ülkede rağbet görüyor. "O gün bu gündür bu işin içindeyim" Mesleğe başlama hikayesini anlatan Burhan Çeşni, "Askerden geldikten sonra iş aramaya başladım. Abim sanat okulu, ben lise mezunuydum. Gazetede müzik aletleriyle ilgili bir iş ilanı vardı. Abimi çağırdılar ama ben de gittim. Ortam hoşuma gitti, aletler hoşuma gitti, sesler hoşuma gitti. O gün bu gündür bu işin içindeyim. 1984’te başladım. 42 yıldır bu mesleği yapıyorum. Birdenbire usta olunmaz. Yanlış yapmadan usta olunmaz. Yanlış yaparsın, bozarsın, tekrar yaparsın. O yanlışları düzelte düzelte insan ustalaşıyor" dedi. "Şu an çok şükür zirvedeyiz" 1989 yılında gittiği Kuveyt’te 12 yıl kalarak Arap udları üzerine uzmanlaştığını belirten Çeşni, "Arap udu Türk uduna göre çok farklıdır. Hacmi farklıdır, boyu farklıdır, şekli farklıdır, sesi farklıdır. Yani her bakımdan ayrı bir dünyadır. Başta tam hakim değildik ama seneler geçtikçe, tecrübe kazandıkça, yavaş yavaş ustalaştık. Şu an çok şükür zirvedeyiz" diye konuştu. Çeşni, özellikle Arap udunun tekne kısmının büyük ustalık istediğini ifade ederek, "El işçiliği olarak en zor bölüm Arap kalıbıdır. Türk kalıbı daha kolaydır, bir haftada öğrenilebilir ama Arap kalıbı çok zordur. Özellikle tekne aşaması, yani arka tarafının o tombul yapısını vermek en zor iştir. Kapak kısmı da önemlidir. Kimisi sade ister, kimisi sedef ister, kimisi işlemeli ister. Ağaçların da mutlaka iyi kurumuş olması gerekir" şeklinde konuştu. "Kişinin fiziğine göre 11 ayrı kalıp kullanıyoruz" Çeşni, udun sanatçının bir parçası olması gerektiğini, bu nedenle kişiye özel üretim yaptıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Biz seri imalata girmiyoruz. Kişiye göre ud yapıyoruz. 11 tane ayrı kalıbım var. Minyon yapılı insanlar var, uzun boylu olan var, kilolu olan var. Hepsi için ayrı ayrı ud yapıyoruz. Kadınlar için de ayrıca kalıp yaptım. Bayanların rahat kavrayabilmesi için kalıplar farklı oluyor. Ayda bazen 50 ud yapıyoruz, bazen 60, bazen 70. Bu tamamen talebe göre değişiyor. Sanatçı udunu eline aldığı zaman rahat etmek ister. Kavraması önemli, icrası önemli, tınısı önemli. Kimisi Davudi tını ister, kimisi Arap tınısı ister. Biz de ona göre ayar yapıyoruz. Arka tarafın biraz basık olması, alt kısmın kavisli olması rahatlık sağlar. Bunlar icrayı birebir etkiler." "Öğrenci udu diye bir şey yoktur" Piyasada "öğrenci udu" adı altında satılan kalitesiz enstrümanlara karşı vatandaşları uyaran Çeşni, "Öğrenci udu diye bir şey yoktur. Kaliteli ud vardır, kalitesiz ud vardır. Öğrenci bile kaliteli ud ile başlamalı. Marketlerde satılan udları görüyorum. Ses yok, burgular tutmuyor. Kişi daha baştan müzikten soğuyor, icrayı bırakıyor. O yüzden mutlaka ustasından alsınlar, ustasıyla muhatap olsunlar" ifadelerini kullandı. Genç ustalara da tavsiyelerde bulunan Çeşni, mesleğin sadece parçaları birleştirmek olmadığını belirterek, "Bu işi yapmak isteyen kişi udu A’dan Z’ye kendi yapmalı. Teknesini de kapağını da kendi işlemeli. Montajcılıkla bu iş olmaz, bu meslek el emeği göz nurudur. Toz yutarız, ter dökeriz, stres yaşarız ama udu bitirip bir sanatçı çaldığında bütün yorgunluk gider. Ben Türkiye’yi dünyada en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum" dedi.
Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 22:01 Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor Kocaeli’de yaşayan 63 yaşındaki ud yapım ustası Burhan Çeşni, askerlik dönüşü tesadüfen başladığı meslekte 42 yılı geride bıraktı. Kuveyt’te geçirdiği 12 yılda Arap udları üzerine uzmanlaşan Çeşni, seri üretime karşı çıkarak sanatçının fiziğine ve icra tarzına uygun kişiye özel enstrümanlar üretiyor. Askerlik dönüşü tesadüfen tanıştığı ud yapımcılığında 42 yılı geride bırakan Burhan Çeşni, ağaca şekil vererek notalara can veriyor. Meslek hayatına 1984 yılında adım atan ve 12 yılını Kuveyt’te geçirerek Arap udunun inceliklerine hakim olan 63 yaşındaki Çeşni, "seri üretim" kolaycılığını reddediyor. Her enstrümanı sanatçının fiziksel özelliklerine, parmak yapısına ve aradığı tınıya göre terzi titizliğiyle işleyen Çeşni, atölyesinden çıkan udların sadece bir müzik aleti değil, sanatçının sesi ve karakteri olduğunu savunuyor. Piyasadaki "öğrenci udu" algısına karşı çıkarak kalitenin önemini vurgulayan ve Türkiye’yi uluslararası alanda temsil eden sayılı ustalardan biri haline gelen Çeşni’nin udları yaklaşık 50 ülkeden rağbet görüyor. "O gün bu gündür bu işin içindeyim" Mesleğe başlama hikayesini paylaşan Burhan Çeşni, "Askerden geldikten sonra iş aramaya başladım. Abim sanat okulu, ben lise mezunuydum. Gazetede müzik aletleriyle ilgili bir iş ilanı vardı. Abimi çağırdılar ama ben de gittim. Ortam hoşuma gitti, aletler hoşuma gitti, sesler hoşuma gitti. O gün bu gündür bu işin içindeyim. 1984’te başladım. 42 yıldır bu mesleği yapıyorum. Birdenbire usta olunmaz. Yanlış yapmadan usta olunmaz. Yanlış yaparsın, bozarsın, tekrar yaparsın. O yanlışları düzelte düzelte insan ustalaşıyor" dedi. "Şu an çok şükür zirvedeyiz" 1989 yılında gittiği Kuveyt’te 12 yıl kalarak Arap udları üzerine uzmanlaştığını belirten Çeşni, "Arap udu Türk uduna göre çok farklıdır. Hacmi farklıdır, boyu farklıdır, şekli farklıdır, sesi farklıdır. Yani her bakımdan ayrı bir dünyadır. Başta tam hakim değildik ama seneler geçtikçe, tecrübe kazandıkça, yavaş yavaş ustalaştık. Şu an çok şükür zirvedeyiz" diye konuştu. Mesleğinin zor aşamalarına da değinen Çeşni, özellikle Arap udunun tekne kısmının büyük ustalık istediğini ifade ederek, "El işçiliği olarak en zor bölüm Arap kalıbıdır. Türk kalıbı daha kolaydır, bir haftada öğrenilebilir ama Arap kalıbı çok zordur. Özellikle tekne aşaması, yani arka tarafının o tombul yapısını vermek en zor iştir. Kapak kısmı da önemlidir. Kimisi sade ister, kimisi sedef ister, kimisi işlemeli ister. Ağaçların da mutlaka iyi kurumuş olması gerekir" şeklinde konuştu. "Kişinin fiziğine göre 11 ayrı kalıp kullanıyoruz" Çeşni, udun sanatçının bir parçası olması gerektiğini, bu nedenle kişiye özel üretim yaptıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Biz seri imalata girmiyoruz. Kişiye göre ud yapıyoruz. 11 tane ayrı kalıbım var. Minyon yapılı insanlar var, uzun boylu olan var, kilolu olan var. Hepsi için ayrı ayrı ud yapıyoruz. Kadınlar için de ayrıca kalıp yaptım. Bayanların rahat kavrayabilmesi için kalıplar farklı oluyor. Ayda bazen 50 ud yapıyoruz, bazen 60, bazen 70. Bu tamamen talebe göre değişiyor. Sanatçı udunu eline aldığı zaman rahat etmek ister. Kavraması önemli, icrası önemli, tınısı önemli. Kimisi Davudi tını ister, kimisi Arap tınısı ister. Biz de ona göre ayar yapıyoruz. Arka tarafın biraz basık olması, alt kısmın kavisli olması rahatlık sağlar. Bunlar icrayı birebir etkiler." "Öğrenci udu diye bir şey yoktur" Piyasada "öğrenci udu" adı altında satılan kalitesiz enstrümanlara karşı vatandaşları uyaran Çeşni, "Öğrenci udu diye bir şey yoktur. Kaliteli ud vardır, kalitesiz ud vardır. Öğrenci bile kaliteli ud ile başlamalı. Marketlerde satılan udları görüyorum. Ses yok, burgular tutmuyor. Kişi daha baştan müzikten soğuyor, icrayı bırakıyor. O yüzden mutlaka ustasından alsınlar, ustasıyla muhatap olsunlar" ifadelerini kullandı. Genç ustalara da tavsiyelerde bulunan Çeşni, mesleğin sadece parçaları birleştirmek olmadığını belirterek, "Bu işi yapmak isteyen kişi udu A’dan Z’ye kendi yapmalı. Teknesini de kapağını da kendi işlemeli. Montajcılıkla bu iş olmaz, bu meslek el emeği göz nurudur. Toz yutarız, ter dökeriz, stres yaşarız ama udu bitirip bir sanatçı çaldığında bütün yorgunluk gider. Ben Türkiye’yi dünyada en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum" dedi.
Atatürk’ün Söke’ye Gelişinin 102. Yılı törenle kutlandı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:47 Atatürk’ün Söke’ye Gelişinin 102. Yılı törenle kutlandı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Söke’yi ziyaretinin 102’inci yıl dönümü, düzenlenen törenle kutlandı. Kutlamalar, Atatürk’ün 9 Şubat 1924 tarihinde ilçeye gelişinde karşılandığı Söke-Kuşadası yolu üzerinde gerçekleştirilen sembolik karşılama programıyla başladı. Granta mevkiinden başlayan yürüyüş, Söke girişinde yer alan Abalaki Mevkii’ndeki Cafer Efe Heykeli’ne kadar devam etti. Yürüyüş grubunu burada; Söke Kaymakam Vekili ve Germencik Kaymakamı Sultan Doğru, Söke Garnizon Komutanı Topçu Albay Ozan Yılmaz, Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan ve protokol üyeleri karşıladı. Halk oyunları gösterisinin ardından yürüyüş grubunun taşıdığı Türk Bayrağı, Kaymakam Vekili Sultan Doğru’ya teslim edildi. Daha sonra katılımcılar kortej eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na geçti. Tören, Atatürk Anıtı’na Kaymakamlık, Garnizon Komutanlığı ve Söke Belediyesi çelenklerinin sunulmasıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Söke Cafer Efe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Özge Kahraman şiir okudu. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan yaptı. Başkan Arıkan konuşmasında, Atatürk’ün Söke’ye gelişinin tarihi önemine dikkat çekerek, İzmir’de yayımlanan dönemin Ahenk Gazetesi yazarı Rıfat (Korkud)’un Mustafa Kemal Paşa’nın Söke’ye girişini anlattığı satırlardan bahsetti. Arıkan, 9 Şubat’ın Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün halkla buluştuğu, Söke’nin geleceğine umutla baktığı anlamlı bir gün olduğunu vurgulayarak; "Atatürk, yurt gezileriyle milletin nabzını tutan, Anadolu’nun her köşesini önemseyen büyük bir liderdi. Söke’ye gelişi de bunun en somut göstergelerinden biridir. O gün Söke sokaklarında yankılanan coşku, bugün hâlâ kalplerimizde yaşamaktadır. Atatürk’ün Söke’ye verdiği değer; üretime, eğitime, çağdaşlaşmaya ve millet iradesine olan inancının bir yansımasıdır. Bizlere düşen görev ise onun emanet ettiği Cumhuriyet’i aklın ve bilimin ışığında daha ileri taşımaktır" dedi. Söke’de yapılan her hizmette Atatürk’ün izlerini rehber aldıklarını belirten Arıkan, çağdaş ve yaşanabilir bir Söke hedefiyle çalıştıklarını ifade etti. Başkan Arıkan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, aziz şehitleri ve gazileri rahmet, minnet ve saygıyla andı. Programda öğrenci Çağlasu Mina Köse’nin şiir okumasının ardından, Mavi Sanat Spor Kulübü ile Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bünyesindeki Aydın Yöresi Halk Oyunları ekibi gösteri sundu. Tören, halk oyunları gösterisinin ardından sona erdi.
Muş Piramidi kış manzarasıyla mest etti
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:00 Muş Piramidi kış manzarasıyla mest etti ’Muş Piramidi’ olarak bilinen Mercimek Kale Höyüğü, etkili olan kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplanarak eşsiz görüntüler sundu. Muş’ta son günlerde etkisini artıran kar yağışı, kentin tarihi ve doğal güzelliklerini de beyaza bürüdü. "Muş Piramidi" olarak anılan ve tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığı bilinen Mercimek Kale Höyüğü, karla kaplanan siluetiyle dikkat çekti. Murat Nehri kenarında bulunan ve yapısıyla uzaktan bakıldığında piramidi andıran höyük, kar yağışının ardından adeta kartpostallık görüntüler oluşturdu. Beyaz örtüyle kaplanan tarihi alan, hem doğa hem de tarih tutkunlarının ilgisini çekti. Efsaneleriyle de bilinen Mercimek Kale Höyüğü, dört mevsim ayrı bir güzellik sunarken, kış aylarında oluşan manzarasıyla görsel bir şölen yaşattı. Kentin önemli tarihi değerlerinden biri olan Mercimek Kale Höyüğü, kar yağışıyla birlikte bir kez daha Muş’un doğal ve kültürel zenginliğini gözler önüne serdi. Kışın beyaza bürünen "Muş Piramidi", hem tarihi mirası hem de büyüleyici manzarasıyla ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. MAUN Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğretim Üyesi Jeomorfolog Dr. İskender Dölek, Muş’ta yer alan önemli doğal oluşumlardan birinin Mercimek Kale olduğunu belirterek, "Muş’ta yer alan doğal oluşumlardan biri de Mercimek Kale’dir. Sergen riyolitleri olarak ifade edilen volkanik bir yapıya sahip olan bu alan, dom (kubbe) yapısı şeklinde tanımlanmaktadır. Söz konusu yapılar, yer kabuğunun zayıf ve dirençsiz noktalarından magmanın yüzeye sokulup soğuması sonucu meydana gelmektedir. Jeosit özelliği taşımasının yanı sıra kültürel açıdan da Muş için önemli simge yapılardan biri konumundadır" dedi. Mercimek Kale’nin doğal görünümüyle turizm açısından önemli bir çekicilik oluşturduğunu ifade eden Dr. Dölek, alanın Muş ilinin simge yapılarından biri olarak kabul edildiğini belirterek, "1750’li yıllara kadar özellikle üzerinde bir kulenin varlığından söz edilmekte olup, bu yapının bölgenin güvenliği açısından büyük önem taşıdığı bilinmektedir. Murat Nehri’nin hemen kenarında yer alan Mercimek Kale, doğal görünümüyle turizm açısından bölge için önemli bir çekicilik oluşturmakta ve Muş ilinin simge yapılarından biri olarak kabul edilmektedir. Muhtemelen oluşum özelliğine bağlı olarak bölgede birçok kültürel efsane ve hikâyeye de konu olmuştur" şeklinde konuştu. Üzerinde 1756 yılına kadar ayakta kaldığı belirtilen ve koruma amacıyla kullanıldığı düşünülen kale ya da kuleye ait kalıntıların izlerine günümüzde de rastlanabildiğini ifade eden Dölek, Mercimek Kale gibi il sınırları içerisindeki diğer doğal ve kültürel varlıkların envanter çalışmalarının yapılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Üzerinde 1756 yılına kadar ayakta kaldığı belirtilen ve bölgede koruma görevi gördüğü düşünülen kale ya da kuleye ait kalıntıların izlerine bugün de rastlanabilmektedir. Mercimek Kale gibi il sınırları içerisinde yer alan diğer doğal ve kültürel varlıkların envanterlerinin çıkarılması, bu alanların jeorotalar ya da kültür rotaları kapsamında bilimsel bir yaklaşımla turizme kazandırılması büyük önem taşımaktadır. Zira bu alanlar yalnızca kültürel değil, yer bilimleri açısından da önemli bir değere sahiptir. Bu değerlerin entegre edilmesiyle oluşturulacak jeorotalar ve kültür rotaları, il ve bölge turizmine önemli katkılar sunabilecektir" ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş’ın kurtuluş direnişi okullara taşındı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:37 Kahramanmaraş’ın kurtuluş direnişi okullara taşındı Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin Kahramanmaraş’ın kurtuluş mücadelesini sanatla gençlere aktarmak için hayata geçirdiği "Çatkapı" adlı tiyatro gösterisi, şehrin çeşitli noktalarında gençler için sahnelendi. Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve büyük beğeni toplayan "Çatkapı" adlı tiyatro gösterisi, şehrin dört bir yanında öğrencilerle buluşarak Millî Mücadele ruhunu yeniden canlandırdı. Büyükşehir Belediyesinin kültür ve sanat etkinlikleri çerçevesinde Sahne Maraş tiyatro ekibi tarafından sahnelenen oyun, şehrin farklı ilçelerindeki okullarda çocuklar ve gençler için özel olarak sergilendi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği tiyatro gösterisi alkışlarla karşılandı. "Çatkapı" tiyatro oyunu, Kahramanmaraş’ın kurtuluş mücadelesinde önemli rol üstlenen kahraman isimlerin hikâyelerini sahneye taşıdı. Sütçü İmam’ın işgale karşı ilk kurşunu sıktığı anlar, Rıdvan Hoca’nın halkı direnişe çağıran konuşmaları, Arslanbey’in öncülüğündeki mücadele ve Abdal Halil Ağa’nın fedakârlıkları duygu dolu sahnelerle öğrencilere aktarıldı. Tarihi olayların çocukların anlayabileceği bir dille anlatıldığı oyun hem eğitici hem de etkileyici yapısıyla dikkat çekti. Gösteri boyunca öğrenciler, Kahramanmaraş halkının yokluklar içinde verdiği destansı direnişi büyük bir ilgiyle izledi. Zaman zaman duygusal anların yaşandığı sınıflarda, genç izleyiciler kahramanlık hikâyeleriyle gururlandı. Kahramanmaraş’ın bağımsızlık mücadelesini sahne sanatlarıyla geleceğe taşıyan gösteri hem öğrenciler hem de öğretmenler tarafından takdirle karşılanırken, şehrin kurtuluş ruhunu bir kez daha canlı tuttu.
Muğla’nın tarihi değerleri aslına uygun olarak korunacak
09 Şubat 2026 Pazartesi - 15:08 Muğla’nın tarihi değerleri aslına uygun olarak korunacak Muğla Büyükşehir Belediyesi, il genelinde yürüttüğü restorasyon ve koruma çalışmalarıyla kentin tarihi ve kültürel mirasını geleceğe taşıyor. Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda Menteşe ilçesinde bulunan Azize Meryem Kilisesini aslına uygun şekilde restore ediyor. Bir yıl içinde tamamlanması planlanan restorasyon çalışmalarının ardından yapının bir bölümünün kültürel etkinlik merkezi olarak hizmete açılarak Muğla halkının kullanımına sunulacak. Restorasyon çalışmaları yalnızca Azize Meryem Kilisesi ile sınırlı kalmıyor. Muğla genelinde bulunan 49 adet tescilli su sarnıcının korunarak gelecek nesillere aktarılması amacıyla restorasyon projelerini hazırlayan Büyükşehir, Menteşe ilçesinde yer alan Şaraphane Binası ile Fethiye Kayaköy’de bulunan tescilli sivil mimari örneği taş evin restorasyon çalışmalarına da mart ayı içerisinde eş zamanlı olarak başlamayı planlıyor. Yürütülecek restorasyon çalışmalarıyla, tarihi yapıların özgün mimari dokularının korunarak yeniden işlevlendirilmesi ve kültürel mirasın kent yaşamına kazandırılması hedefleniyor. Arkeolojik Kazılara da Destek Veriliyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalarını restorasyon faaliyetlerinin yanı sıra arkeolojik kazılara verdiği desteklerle sürdürüyor. Bu kapsamda Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arasında, il genelindeki bilimsel arkeolojik kazı çalışmalarının desteklenmesine yönelik ‘Ortak Hizmet Protokolü’ imzalandı. Protokolle; kazı ekiplerinin altyapı ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanması, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi ve elde edilen bilimsel verilerin kamuoyuyla paylaşılması hedefleniyor. Başkan Aras: Değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarmak en temel sorumluluklarımızdan biri" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın tarihi ve kültürel mirasının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: "Tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Hem Anadolu coğrafyası hem de Muğla’mız bu anlamda son derece şanslı bir mirasa sahip. Kadim uygarlıklara ev sahipliği yapan bu topraklarda yer alan tarihi değerleri korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak en temel sorumluluklarımızdan biri. Büyükşehir Belediyesi olarak restorasyon çalışmalarımızla tarihi yapılarımızı aslına uygun şekilde ayağa kaldırırken, aynı zamanda bilimsel arkeolojik kazılara verdiğimiz desteklerle geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarmaya devam ediyoruz. Kültürel mirasımızı korumak için ilgili tüm kurumlarla iş birliği içinde çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz"
Şair Ahmet Erhan, doğum gününde Nilüfer’de özel bir sergiyle anıldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:16 Şair Ahmet Erhan, doğum gününde Nilüfer’de özel bir sergiyle anıldı Nilüfer Belediyesi, Türk şiirinin "Akdenizli" sesi Ahmet Erhan’ı, doğum gününde Edebiyat Müzesi’nde düzenlenen anlamlı bir buluşmayla andı. Şairin yaşamından izler taşıyan ve küratörlüğünü şair, yazar ve editör C. Hakkı Zariç’in üstlendiği "Kenar Mahallede Bir Ahmet Erhan" sergisi 30 Eylül’e kadar ziyarete açık kalacak. Nilüfer Belediyesi Edebiyat Müzesi, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ahmet Erhan’ı, 68’inci doğum gününde sevenleriyle buluşturdu. Şair, yazar ve editör C. Hakkı Zariç’in katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, hem Erhan’ın şiir dünyası konuşuldu hem de kişisel eşyaları ve eserlerinden oluşan serginin kapıları açıldı. Bursa’da yaşayan yazar, şair ve edebiyatseverlerin ilgi gösterdiği serginin açılışında C. Hakkı Zariç de bir söyleşi gerçekleştirdi. Zariç, Ahmet Erhan’ın Ankara ile özdeşleşmiş bir şair olarak bilinmesine rağmen, köken ve kimlik olarak aslında tam bir Akdenizli olduğunu vurguladı. Erhan’ın şiirlerindeki Akdeniz lirizmine dikkat çeken Zariç, şairin "Alacakaranlıktaki Ülke" kitabıyla başlayan ve 12 Eylül döneminin zorlu şartlarında filizlenen edebiyat serüvenini katılımcılarla paylaştı. Söyleşide Ahmet Erhan’ın az bilinen yönleri de ele alındı. Zariç, Erhan’ın sinemaya olan ilgisinden ve yakın dostu İbrahim Karaoğlu ile birlikte Sivas Katliamı’nda yitirilen karikatürist Asaf Koçak ile kurguladıkları, ancak metne dökülmeden doğaçlama çekilen "Büyük Simbad" filminin hikayesinden bahsetti. Ahmet Erhan’ın Behçey Aysan, Metin Altıok ve Ahmet Say gibi isimlerle olan dostluklarına da değinen Zariç, şairin yalnızlığı bir yaşam biçimi olarak benimsediğini ve "Nereye gidersem yalnızlığım başkenti orasıdır" anlayışıyla yaşadığını ifade etti. Açılışı yapılan "Kenar Mahallede Bir Ahmet Erhan" sergisi, şairin dünyasına görsel bir yolculuk sunuyor. Küratörlüğünü C. Hakkı Zariç’in yaptığı sergide; Ahmet Erhan’ın kitaplarının ilk baskıları, kişisel fotoğrafları, mektupları ve özel eşyaları yer alıyor. Serginin en dikkat çeken bölümlerinden birini ise ressam Habip Aydoğdu’nun, şairin kitap kapakları için özel olarak hazırladığı akrilik taslaklar oluşturuyor. Ayrıca Vahit Akça’nın hazırladığı çizimler de sergiye renk katıyor. Şairin yaşam serüveninin ve kuşağının geçmişine ışık tutan "Kenar Mahallede Bir Ahmet Erhan" sergisi, 30 Eylül tarihine kadar Nilüfer Belediyesi Edebiyat Müzesi’nde görülebilir.