KÜLTÜR SANAT
"Bir Türkü, Bin Duygu" temalı konserin ilki Kayseri’de yapıldı 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 21:30:05 Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği (KİGDER) ve Kayseri Kent Konseyi’nin işbirliği ile gerçekleştirilen "Bir Türkü, Bin Duygu" temalı Türk Halk Müziği konserinin ilki Kayseri’de düzenlendi. "Bir Türkü, Bin Duygu" temalı Türk Halk Müziği konserinin ilki Kadir Has Kültür Merkezi’nde düzenlendi. KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu’nun şeflik yaptığı konsere çok sayıda vatandaş katıldı. Salonu dolduran vatandaşlar, türkülere alkışlarla eşlik etti. Konser öncesi açıklamalarda bulunan KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, "Konserlerimizin her biri özel ama bu kez daha özel bir konser yapıyoruz. 6 Şubat depreminden sonra biz dernek olarak deprem bölgelerinden elimizi hiç çekmedik. Özellikle Antakya, Defne ve Adıyaman’da çok var olmaya çalıştık. Buralara Kayserililerin de faydası çok oldu. Biz 3 yıl sonra Antakya’ya gittiğimizde böyle bir kültürel etkinliğe ihtiyaçları olduğunu gördük. Aslında bu konseri de Antakya için hazırladık. Ancak Kayserililerin de desteklerini unutmayıp, ‘biz bu konsere hazırlandık’ dedik. Kayserililerin desteği de hep yanımızdaydı. O yüzden konserimizin ilk ayağı Kayseri olsun diye düşündük. 6 Mayıs’ta Aksaray’da, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda da Defne Belediyesi’nin davetiyle konserimizi yapacağız. Repertuvarımız bölge insanının sevdiği hep birlikte söyleyebileceğimiz türkülerden oluşuyor. Yine çok güzel ve keyifli bir konser olacak. Kültürümüze sahip çıkmazsak, ‘biz bizi unuturuz’ şiarıyla gidiyoruz. Biz çok keyif aldık. Dinleyicilerimizde keyif alır umarım" ifadelerini kullandı. ’Bir Türkü, Bin Duygu’ temalı konserlerin ikinci ayağı 6 Mayıs’ta Aksaray’da, üçüncü ayağı da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda da Hatay’ın Defne ilçesinde düzenlenecek.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:35 İZKA destekli "Bergama Ziyaretçi Yönetim Planı" hazırlıkları başlıyor İzmir’in Bergama ilçesinde, Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı Başkanlığının UNESCO Dünya Miras Alanı’nın sürdürülebilir turizm hedefleri doğrultusunda korunması ve geleceğe taşınması adına yürüttüğü çalışmalara bir yenisi daha eklendi. İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ortaklığında hayata geçirilecek olan "Bergama Dünya Miras Alanı Ziyaretçi Yönetim Planı Hazırlanması" projesi için teknik destek hizmet alımı sözleşmesi, İZKA ile yüklenici firma İkarya Danışmanlık A.Ş. arasında imzalanarak resmi süreç başlatıldı. Şehir Plancısı Serdar Nizamoğlu ve ekibi tarafından hazırlanacak olan planın 6 ayda tamamlanması hedefleniyor. Bergama’nın önümüzdeki yıllarda ziyaretçi yönetimi açısından yerine getirmesi gereken çalışmaların ortak akılla değerlendirileceği proje kapsamında; araştırma, raporlama, paydaş iletişimi, veri temini ve katılımlı toplantı organizasyonları Alan Başkanı Dr. Emre Ataberk ve Restorasyon Uzmanı Yüksek Mimar Yüksel Altuğ koordinasyonunda yürütülecek. Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alan Başkanı Dr. Emre Ataberk, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı Başkanlığı olarak, UNESCO Dünya Miras Alanımızın sürdürülebilir turizm hedefleri doğrultusunda korunması ve geleceğe taşınması adına yürüttüğümüz çalışmalara bir yenisini daha ekliyoruz. İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ’2025 Yılı Teknik Destek Programı’ kapsamında yaptığımız başvurumuzun olumlu sonuçlandığını ve projemizin kabul edildiğini kamuoyuna duyurmaktan büyük mutluluk duyarız" dedi. Sürecin tüm paydaşların katılımıyla yürütüleceğinin altını çizen Dr. Emre Ataberk, "Proje sürecinde paydaşlarımızın ve halkımızın görüşleri en büyük rehberimiz olacaktır. Katılımlı toplantılarla Bergama’nın gelecekteki ziyaretçi vizyonunu hep birlikte şekillendireceğiz. Alan Başkanlığımız olarak, sağladıkları destekten dolayı İzmir Kalkınma Ajansı’na (İZKA), İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Sadık Doğruer’e ve sürece katkı sunacak olan tüm paydaşlarımıza teşekkür eder, çalışmaların Bergama’mıza hayırlı olmasını dileriz" diye konuştu.
Her hafta sonu şehirden köylerine göçüyorlar
07 Ekim 2025 Salı - 11:18 Her hafta sonu şehirden köylerine göçüyorlar Eskişehir’de her hafta sonu köylerinde buluşan Taşlık Mahallesi sakinleri, birlik ve beraberliklerini gelecek nesillere taşırken, şehrin gürültüsünden uzak eğlenceli günler geçiriyor. Seyitgazi, Taşlık Mahallesinde vatandaşları güzel bir etkinlik ile muhabbetlerini devam ettirmeye çalışıyor. Mahallede yaşayan ve köyden Eskişehir kent merkezine göçen vatandaşlar, her hafta sonu Taşlık Mahalle Muhtarlığı ve Dernek Binası olarak kullanılan noktada toplanıyor. Vatandaşlar burada sohbet edip, geleneksel oyunlar oynayarak köy kültürünü yaşatmaya çalışıyor. Her hafta sonu aynı neşe ve heyecanla toplanan Taşlık Mahallesi vatandaşları binayı tamamen doldurduğu görüldü. Çocuklarına da birlik ve beraberliği aşılayan köy halkı, gelecek nesillerin kaynaşmasını sağlıyor. "Her hafta sonu insanlar geliyor, birbirimizi görüyoruz" Yapılan etkinlikler hakkında Taşlık Mahalle Muhtarı Hasan Hüseyin Kurt, "Her gün buradayız, her hafta sonu böyle. Köylülerimizi topluyoruz, köye hizmet etmeye devam ediyoruz. Şehirde yaşayanlar var. Kışın azalıp yazın çoğalıyor. Hafta sonları kalabalık oluyor, biz de burada hizmet ediyoruz" dedi. Taşlık Köyü Dernek Başkanı Selçuk Çelik ise etkinliğin gelecek nesle köy hayatını öğrettiğine değinerek şunları kaydetti; "Malum, şehir koşturmasından hafta sonları bir araya gelmeye çalışıyoruz. Zaten köylülerimizin çoğu birbiriyle akraba, hısım, dost insanlar. Şehir koşturmasından bir araya geldiğimizde insanları bir araya toplayabilmek için böyle bir atılımda bulunduk. Köy konağını yaptık. Diğer köylerde olmayan bir şey yapmaya çalıştık. Burada gördüğünüz gibi kadın erkek karışık şekilde hep birlikte oturup sohbet ediyoruz, oyunlar oynuyoruz. Hafta sonları genelde bu şekilde geçiyor. Köyümüz, Eskişehir’e çok yakın bir lokasyonda. Hafta sonları gençler burada sosyalleşmeyi çok istiyorlar. Eskişehir’de sosyalleşme imkânı var ama köylerde bu imkânı yok. Toprağı da gençler çok fazla sevmiyor. ’Bunları nasıl bir araya getirebiliriz?’ dedik. Burada hafta sonları maç yayınları yapıyoruz. Kadınları da bir araya toplayalım, erkeklerden ayrılmasınlar istedik; çünkü ayrı kaldıklarında kalabalık bir araya gelmiyor. Sohbet, muhabbet derken; konağı yaptığımızdan beri böyle bir kalabalık oluştu, sağ olsunlar. Her hafta sonu insanlar geliyor, birbirimizi görüyoruz. İkramlar veriliyor, sohbetler oluyor. O şekilde geçiyor, hafta sonları yoğunuz. Bazen havaların güzel olduğu günlerde dışarıya da masa atıyoruz. Yazın daha kalabalık oluyor. Aslında buranın çok uzun bir geçmişi yok; 4-5 aydır bu işi yapmaya çalışıyoruz. Dernek olarak tamamen köyün kendi imkânlarıyla buraları yapmaya çalıştık. Yerel belediyelerden de biraz imkân sağlansa, aslında geliştirebileceğimiz birçok projemiz var." "Gelmek isteyen herkesi köy konağımıza bekliyoruz" Kırsal Mahallede yaşayan Türkan Dinç herkesi etkinliğe davet ederken, "Her hafta sonu, erkekli bayanlı burada köy konağımızda geçmişimizi yad ediyoruz. Gençlerle, yaşlılarla sohbet ediyoruz. Zaten bizim köyümüzün çoğu akraba. Birbirimizle sıcak ortamlar oluşturuyoruz. Gelmek isteyen herkesi köy konağımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. (BT-
Kaleiçi Old Town Festivali 10 yaşında
07 Ekim 2025 Salı - 11:14 Kaleiçi Old Town Festivali 10 yaşında Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin kentin tarihi merkezi Kaleiçi’nde düzenlediği Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali bu yıl 10’uncu yaşını kutluyor. 9-12 Ekim’de gerçekleşecek festivalin geleneksel korteji 10 Ekim Cuma saat 18.00’de eski Büyükşehir Belediyesi binası önünden başlayacak. Kortejin ardından, saat 20.00’de Gripin konseri Karaalioğlu Parkı Orta Mirador’da gerçekleştirilecek. Her yıl dünyanın dört bir yanından şehirlerin heyetlerini ağırlayan Muratpaşa Belediyesi, 10’uncusu gerçekleşecek Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali’nde 21 ülkeden 26 şehrin heyetlerini konuk edecek. Heyetler, 11 Ekim saat 11.00-17.00 arası Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek forumda bir araya gelecek. Dört gün boyunca devam edecek festivalde Kaleiçi’nin tarihi sokaklarında 34 ayrı noktada 120 farklı etkinlik kent sakinleriyle buluşacak. Kaleiçi sokakları sanatla renklenecek Festival boyunca Kaleiçi; resim, heykel, seramik, fotoğraf, karikatür, keçe sanatı, yağlı boya, akrilik ve sulu boya çalışmaları, tezhip, ebru sanatı sergileri, atölye çalışmaları ve workshoplarla renklenecek. Festivalin ilk iki günü, ZİÇEV Antalya Şubesi ve İstek Antalya Okulları tarafından Ruinadalia Otel’de saat 10.00-15.00 arası "Ebru Sanatı, Sokakta Boyama, Bileklik Yapımı ve Boyama Atölyesi" gerçekleştirilecek. 9-10-11 Ekim saat 11.00-18.00 arası "Şehrin Yüzleri" isimli "Kendi Portreni Çiz" etkinliği halk katılımıyla Kılınçarslan Hamam Sokak’ta düzenlenecek. 9 Ekim Perşembe saat 13.00-14.00 arası Kılınçarslan Hamam Sokak’ta "Taşan Hayaller" isimli çakıl taşı sanatı atölyesi gerçekleştirilecek. Festivalin dikkat çeken bir diğer etkinliği ise Candan Sanat Atölyesi’nin düzenlediği "Geçmişten Günümüze Modern Dokuma" isimli workshop olacak. Halk katılımıyla gerçekleşecek dokuma atölyesi 9-10 Ekim’de Cedrus Otel’in bahçesinde saat 14.00 de gerçekleştirilecek. Kaleiçi’ni sporla keşfet Kaleiçi Old Town Festivali’nde ayrıca bu yıl ilk kez oryantiring yarışması düzenlenecek. Dünyanın dört bir yanından gelecek ülke heyetlerinin de katılacağı yarışmada, yaşayan antik kentin dar sokaklarında harita ve pusulalar yardımıyla tek tek hedefler aranacak. Kent sakinlerinin katılımına da açık olan yarışma 12 Ekim Pazar günü gerçekleşecek. Rehber eşliğinde Kaleiçi turları Festivalde bu yıl rehberli Kaleiçi turları da yer alıyor. 9-10-11 Ekim’de saat 17.00’de gerçekleşecek turlar, Uluslararası Kültür Sanat Göç ve Uyum Derneği işbirliği ile "Bitkileri ile Kaleiçi", "Sokak İsimleri ile Kaleiçi", "Gezginlerin Ağzından Kaleiçi" başlıklarıyla düzenlenecek. Festivalde nostaljik esintiler Kaleiçi’nin mimari dokusuna vurgu yapacak bir diğer etkinlik ise "Eskiden Günümüze Kapı, Tokmak ve Kilitler başlıklı açık hava atölyesi. Etkinlik, 10-11-12 Ekim saat 12.00-17.30 arasında Buda Kafe’de gerçekleşecek. 10 Ekim saat 15.00-17.00 arası No 14 Kafe’de "Geleneksel Motiflerle Kaykay Boyama" isimli workshop, 11 Ekim saat 14.00-16.00 arası Üç Kapılar’da "Canlı Karikatür Portre Atölyesi", 12 Ekim Pazar günü 14.00-16.00 arası yine Üç Kapılar’da "Sulu Boya Kartpostal Atölyesi" düzenlenecek. Diğer etkinlikler 11 Ekim saat 17.00’de Üç Kapılar girişinde "Giyilebilir Sanat Defilesi"; AKMED Konferans Salonu’nda ise "Kuva-i Milliye Destanı" isimli şiir ve müzik dinletisi gerçekleşecek. 11-12 Ekim saat 14.00-15.00 arası Hadrianus Otel’de "Çocuklar İçin İnteraktif Felsefe Atölyesi" düzenlenecek. 12 Ekim Pazar günü AKMED Konferans Salonu’nda "21. Yüzyılda Antalya’da Kültür ve Sanat" başlıklı AntSanat Buluşmaları gerçekleşecek. Tüm bu etkinliklerin yanı sıra kent sakinleri Kaleiçi’nde projeksiyon gösterimleri, rengarenk dans gösterileri ve birbirinden renkli konserlerle dolu, dört gün geçirecek.
Kültür-sanatın kalbi Malatya’da atıyor
07 Ekim 2025 Salı - 11:08 Kültür-sanatın kalbi Malatya’da atıyor Malatya Kültür Yolu Festivali’nin üçüncü gününde konserlerden tiyatroya, söyleşilerden el sanatları atölyelerine varan, her yaştan sanatseveri kucaklayan etkinlikler devam etti. Antalya Devlet Opera ve Balesi, "Operadaki Türk Karakterleri" konseriyle farklı yüzyıllarda bestelenmiş, Türk karakterlerin yer aldığı seçkin opera eserlerini Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Salonu’nda sahneye taşıdı. Yiğit Y. Günsoy’un rejisiyle, kronolojik sıraya bağlı kalmaksızın kurgulanan eserler, söz ve müziğe sadık kalınarak bütünsel bir yapı içinde sunuldu. Tarihe iz bırakan Türk komutanlar, padişahlar ve güçlü karakterlerin dünya sahnesinde yankı bulan hikâyelerini bir araya getiren "Operadaki Türk Karakterleri" konseri yoğun ilgi gördü. Rap müziğin sevilen ismi Resul Aydemir, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’nda hayranlarıyla buluşarak unutulmaz bir konser performansına imza attı. Nurdan Albamya İnce’nin yazıp oynadığı "Filistin Hakkında Konuşmalıyız" adlı tek kişilik oyun, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’nda sahnelendi. Penceresi Mescid-i Aksa’ya açılan Filistinli Meryem’in direniş hikâyesini anlatan oyun ile izleyiciler işgal altındaki bir evde geçen derin ve sarsıcı bir iç yolculuğa tanıklık etti. Prof. Dr. Tufan Gündüz, moderatör Işıl Açıkkar eşliğinde Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’nda dinleyicileri, geçmişten günümüze uzanan derinlikli bir tarih yolculuğuna çıkardı. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Deri İşlemeciliği", "Ahşap Yakma" ve "Dokuma" atölyeleri ile katılımcılar kültürel mirasın ışığında geleneksel el sanatlarını deneyimleme fırsatı buldu. Festivalim mobil tırı "Sinema Yollarda", Darende ilçesinde vatandaşlara açık hava sineması keyfini yaşattı. Malatya 100.Yıl Kent Parkı’nda kurulan, birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı "Çocuk Köyü" minik misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Çocuklar festivalin üçüncü gününde "Adnan Abi ile Geçmişin İzinde Geleceğin Peşinde" eğlenirken öğrendikleri deneyimler yaşarken, "Kavuklu Pişekar Orta Oyunu" ile geleneksel sahne sanatlarıyla tanıştı. Minik Malatyalılar, Malatya Park Yeşil Sinema’da gerçekleşen TÜRSAK ile 21. Çocuk Filmleri Festivali kapsamında gerçekleşen atölyeler ve film gösterimleri ile sinema sanatını yakından tanıma fırsatı buldu. Çocuklar, Malatya 100.Yıl İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen "Nilüfer Zontul Aktaş ile Ninem Korkut Masalları" etkinliğinde ise masal dolu bir yolculuğa çıktı.
Palu’da 100 metrelik alanda 4 tarihi köprü
07 Ekim 2025 Salı - 10:33 Palu’da 100 metrelik alanda 4 tarihi köprü Elazığ’ın Palu ilçesindeki Teke Deresi, Roma’dan Cumhuriyet’e uzanan dört tarihi köprüsüyle dikkat çekiyor. Elazığ’ın Palu ilçesinde yer alan Teke Deresi bölgesinde, 100 metrelik alanda 4 farklı tarihi köprü bulunuyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait bu köprüler, bölgenin tarih boyunca önemli bir geçiş noktası olduğunu gösteriyor. Doğal güzelliğiyle dikkat çeken Teke Deresi, hem tarih hem de doğayı bir arada barındıran nadide alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Yöre sakinlerinden Murat Polat, "Burası Palu ilçesi Teke Deresi bölgesi, doğa güzelliği ile bilinen bir yer. Buraya özellikle yaz aylarında yurt dışından ve çevre ilçe ve illerden gelen insanlarla dolup taşıyor. Buranın bir başka özelliği ise tarihi köprüleri üzerinde barındırıyor. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemine ait olan köprülerden tutun Cumhuriyet dönemine ait olan köprüler bulunmaktadır. Özellikle tarihi Palu Köprüsü üzerinden İpek Yolu geçerken, Teke Deresi üzerinde de arka taraftaki köprü kullanılmaktaydı. Daha sonra ise ilk zamanlar yukarı kısımda olan küçük bir köprüden yol geçiyordu. Yolu çok dar olması, köprünün de küçük olması dolayısıyla daha sonra karayolları yeni bir köprü yaptı. 1940’lı yıllarda ise demir yolu inşa edildi. Teke Deresi, hem doğa hem tarihin içi olduğu çok nadide bir mekan. Aynı zamanda burada bulunan köprüler birbirine 100 metre yakın ve kendi içerisinde tarihi dokusunu her yere yaymış bir alan" dedi.
Nilüfer’de Fotoğrafın İzinde: Vizör Grubu’ndan İnteraktif Sergi ve Söyleşi
07 Ekim 2025 Salı - 10:29 Nilüfer’de Fotoğrafın İzinde: Vizör Grubu’ndan İnteraktif Sergi ve Söyleşi Nilüfer Kent Konseyi’nin gönüllü çalışma gruplarından Vizör Fotoğrafçılık Grubu, yeni projesiyle sanatseverlerle buluşuyor. "İnteraktif Sergi ve Söyleşi" başlıklı etkinlik, 11-18 Ekim 2025 tarihleri arasında Nazım Hikmet Kültürevi Yeraltı Galerisi’nde gerçekleşecek. 2009 yılında kurulan Nilüfer Kent Konseyi Vizör Fotoğraf Grubu, bugüne kadar pek çok sergi, seminer ve etkinliğe imza atarak fotoğraf sanatına katkıda bulundu. Grubun son projesi ise 2021-2024 yılları arasında yürütülen dört yıllık bir çalışmanın ürünü. Sekiz fotoğraf sanatçısının eserlerinden yola çıkılarak hazırlanan proje, bakma, görme ve yorumlama üzerine yeni bir tecrübe sunuyor. Fotoğraflar zincirleme biçimde birbirine eklenerek, izleyiciyle birlikte yeni anlam katmanları oluşturmayı hedefliyor. Amaç, bütünlüklü bir hikâye kurmaktan ziyade, fotoğraf yorumlama pratiğini geliştirmek ve üretim sürecine katılımı teşvik etmek. Etkinliğin açılış günü olan 11 Ekim 2025 saat 19.00’da, projeye katkı veren Türkiye’nin önde gelen fotoğraf sanatçıları Alberto Modiano, Aykan Özener, Defne Sesin Okay, Gülbin Özdamar Akarçay, Laleper Aytek, Orhan Cem Çetin, Şenay Martinova ve Yalçın Savuran’ın katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirilecek. Projede emeği geçen Vizör Grubu fotoğrafçıları Ahmet Sungur, Alev Tanrıkorur, Almila Kuş, Nur Türk, Aydın Kuran, Ayşegül Sencan Erkol, Burcu Ertunç, Cengiz Bilge, Ebru Taşkeser, Elif Cankurt, Emre Şentürk, Furkan Karapınar, Gürkan Açıkgöz, Orhan Turhan, Selçuk Dalgıç, Serap Özkan Baykal, Serap Yılmaz, Şevki Karaca ve Yıldız Kiremitçi’den oluşuyor. Nilüfer Kent Konseyi Vizör Fotoğraf Grubu, fotoğraf sanatıyla ilgilenen herkesi davet ediyor.
Gaziantep’te ilmek ilmek işlenen bakır ibrikler 100 bin TL’ye satılıyor
07 Ekim 2025 Salı - 10:07 Gaziantep’te ilmek ilmek işlenen bakır ibrikler 100 bin TL’ye satılıyor Gaziantep’teki tarihi Tütün Hanı’nda 45 yıldır bakıra hayat veren usta, geçmişten günümüze gelen eşsiz eserlerden biri olan ve "Çeşm-i Bülbül" adıyla bilinen bakır ibrikleri 100 bin TL’den satıyor. Bakırcılık mesleğine çocuk yaşlarda başlayan 56 yaşındaki usta Kamil Şingin, geleneksel yöntemlerle işlediği bakır ürünlere sanatsal bir boyut kazandırıyor. Ustanın özellikle el işçiliğiyle hazırladığı ürünler, zarif detayları ve estetik görünümüyle hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Usta, emeğin ve sabrın ürünü olan el işlemesinde son olarak tarihi Memlük dönemine dayanan "Çeşm-i Bülbül" adıyla bilinen özel ibrik modelini ise müşterisine 100 bin TL’ye işliyor. Hiçbir teknolojik alet kullanılmadan 1 ayda işleniyor Yaklaşık 1 ayda işlediği bu zahmetli ürünleri hiçbir teknolojik alet kullanmadan yapıyor. Osmanlı, Selçuklu, İran ve farklı yörelere özgü stillerde yapılan bu ibrikler, geçmişte dönemin zenginleri tarafından kullanılmasıyla biliniyor. Günümüzde ise sanat değeri yüksek nadide birer koleksiyon ürünü olarak görülüyor. "Hangi döneme aitse o dönemin motifleriyle süslenerek ortaya bir sanat eseri çıkarılır" Bakır ibriklerin ekonomik gücü yüksek bireyler tarafından tercih edildiğini söyleyen usta Şingin, "Her alıcının ulaşabileceği bir ürün olmasa da, özel koleksiyonculara hitap eden bu eserler özellikle yabancı müşterilerden ilgi görüyor. Hatta Makedonya’dan bir alıcı, bu eşsiz ibriğin yeni sahibi olacak. Çeşm-i Bülbül olarak adlandırılan bu ibrik modeli, Memlük dönemine ait bir eserdir. Tamamı el işçiliğiyle yapılır, fabrikasyon değildir. Kişiye özel üretilen bu tür eserlerde seri üretim söz konusu olamaz. En fazla iki ya da üç adet yapılabilir. Yapım aşamasında ölçüler belirlenir ve ürün dövülerek şekillendirilir. Önce elde form verilir, ardından hangi döneme aitse o dönemin motifleriyle süslenerek ortaya bir sanat eseri çıkarılır. Kullanım alanları, o dönemin medeniyetlerinde kişilerin ekonomik gücüne göre değişmiştir. Bu tür ibrikler genellikle dönemin en zenginleri tarafından tercih edilmiştir. Osmanlı, Selçuklu, İran ya da yöresel stillerde üretilen çeşitleri vardır, her yörenin kendine özgü bir tarzı bulunur" dedi. "Bu ürünlerin değeri yapım aşamasına ve verilen emeğe göre belirlenir" Bakır ibriklerin emeğin ve sabrın ürünü olduğunu ifade eden usta Şingin, "Bu ürünlerin değeri yapım aşamasına ve verilen emeğe göre belirlenir. Ortalama 100 bin lira civarında bir fiyat biçilir. Ancak bu rakam, emeğin karşılığını yansıtmaktan çok sanatın değerini simgeler. Çünkü burada esas olan para değil, ortaya çıkan sanat eseridir. Söz konusu modelin çizim ve işleme aşaması bir hafta sürmüştür. Ancak eserin tamamen bitirilmesi yaklaşık bir ila bir buçuk ayı bulur. Bu tür sanat eserlerine talep çok sınırlıdır; herkesin alıp evine koyabileceği bir ürün değildir. Alıcıları milyonda bir olsa da, özellikle yabancı müşterilerden ilgi görmektedir. Örneğin, bu eserin Makedonya’dan bir alıcısı bulunmaktadır" diye konuştu.
Roma döneminden esinlenildi: Diyarbakır Müzesinde ’Sütunlu Yol’ dönemi başlıyor
07 Ekim 2025 Salı - 09:41 Roma döneminden esinlenildi: Diyarbakır Müzesinde ’Sütunlu Yol’ dönemi başlıyor Türkiye’nin en köklü müzelerinden biri olan Diyarbakır Müzesi, köklü geçmişine yakışır yeni bir çalışmaya imza atıyor. Açık hava müzesi görünümündeki bahçede yapılacak düzenleme kapsamında, ’Sütunlu Yol’ Projesinin çalışmaları başladı. 1934 yılından bu yana 50’nin üzerinde kazı çalışması yürüten müze, 36 bin 352 envanterli eseriyle bölgenin kültürel hafızasında önemli bir yer tutuyor. Müze yönetimi, fiziki şartlar sebebiyle uzun süredir depolarda korunan taş eserlerin bir kısmını müze bahçesinde sergilemek üzere çalışma başlattı. Açık hava müzesi görünümündeki bahçede yapılacak düzenleme kapsamında, ’Sütunlu Yol’ Projesinin çalışmaları bugün itibariyle başladı. Proje Roma döneminden esinlenerek yapıldı Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, projenin Roma döneminden esinlendiğini söyledi. Gizligöl, "Diyarbakır Müzesi, Türkiye’nin en köklü ve en eski müzelerinden biri, haliyle koleksiyonunda çok sayıda kültür varlığı bulunuyor. 1934 yılından bu yana elliden fazla kazı çalışması yürütmüş bir müzeden bahsediyoruz. Şu anda 36 bin 352 envanterlik eserimiz var. Ancak bu eserlerin büyük bir kısmı, fiziki şartlar sebebiyle depolarda muhafaza ediliyor. Bizler ise özellikle Diyarbakır Müzesinin bahçesi açık hava müzesi görünümünde olduğu için bu taş eserlerin bir kısmını bahçemizde sergilemeyi planlıyoruz. Bu doğrultuda bir hazırlık sürecine girmiştik ve artık bu hazırlığın son aşamasına geldik. Bugün itibarıyla müze bahçemizde ’Sütunlu Yol’ adını verdiğimiz bir proje başlattık. ’Sütunlu Yol’ dediğimiz şey şudur, Roma döneminde Diyarbakır’da iki büyük cadde bulunmaktaydı. Bugünkü Gazi Caddesi ve Melik Ahmet Caddesi olarak bildiğimiz bu caddeler Roma döneminde de mevcuttu. Bu caddelerin sağında ve solunda sütunlar, ortasında ise heykeller yer alıyordu. Diyarbakır aynı zamanda bir Roma kenti olduğu için, biz de Roma döneminde kullanılan bu sütunları ve envanterimizde yer alan Roma dönemine ait bazı heykelleri müzemizin bahçesinde sergilemeyi amaçlıyoruz. Böylece vatandaşlarımız bu eserleri yakından görme fırsatı bulacak’’ dedi. "Sütunlu Yol" Projesinin tamamlandığında, Roma döneminden kalan 22 sütun, sütun altlıkları ve sütun başları ile farklı dönemlere ait heykellerin bahçede sergileneceğini ifade eden Gizligöl, şöyle devam etti: "Bu sayede Diyarbakır Müzesine gelen ziyaretçiler, sadece bina içerisindeki eserleri değil, bahçedeki taş eserleri de görebilecekler. Bu proje, hem ilimizin tanıtımı açısından hem de müzemizi ziyaret eden vatandaşlarımızı daha fazla memnun etmek açısından bizim için çok önemli. Böylelikle hem ziyaretçi sayımız artacak hem de müzemizin ve Diyarbakır’ın prestiji yükselmiş olacak. "Sütunlu Yol" sergilemesi kalıcı olacak ve çalışmamızı yaklaşık 4 hafta içinde tamamlamayı planlıyoruz."
Latmos’un izleri için Amerika çöllerinde iz sürecek
07 Ekim 2025 Salı - 09:14 Latmos’un izleri için Amerika çöllerinde iz sürecek Aydın’ın Kuşadası ilçesindeki 8 bin yıllık Latmos kaya resimleriyle Amerika’nın çöl taşlarına kazınan semboller arasındaki bağı araştıran Türk yönetmen Yavuz Pullukcu, iki kıtanın kadim sanatını buluşturacak belgesel için Amerika çöllerinde iz sürecek. Türkiye’nin batısında yer alan Latmos (Beşparmak) Dağları ile Amerika Birleşik Devletleri’nin Nevada eyaletinde bulunan Valley of Fire State Park, aralarında binlerce kilometre olsa da insanlığın ortak sembol dilini taşıyan kaya resimleriyle dikkat çekiyor. Latmos’taki Neolitik Çağ’a uzanan resimler ve Valley of Fire’daki Moapa Paiute Kabilesi’nin petroglifleri, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi benzer sembollerle anlatıyor. Bu benzerlik, iki kıta arasındaki kadim kültürel bağları görünür kılarken, Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) üyesi ve uluslararası ödüllü yönetmen Yavuz Pullukcu, benzerliği araştırmak ve belgeselleştirmek için Amerika çöllerinde iz sürecek. "Aynı hikaye farklı taşlara yazılmış" Alman Arkeolog Dr. Anneliese Peschlow tarafından 1994 yılında keşfedilen ve Batı Anadolu’da bilinen ilk tarih öncesi kaya resimleri olma özelliği taşıyan Karadere kaya resimleri 8 bin yıllık tarihi ile koruma altına alınacağı günü beklerken, yönetmen Pullukcu, Latmos bölgesindeki kaya resimleriyle Valley of Fire’daki petroglifler arasındaki sanatsal ve kültürel bağları inceleyerek, insanlığın ortak sembol diline ışık tutmayı hedefliyor. Aynı hikayenin farklı taşlara yazıldığını ifade eden Yönetmen Yavuz Pullukçu; "Valley of Fire, sadece jeolojik güzelliğiyle değil, Amerika’nın yerli halklarından Moapa Paiute Kabilesi’nin kültürel mirasıyla da çok değerli bir bölge. Kaya resimleri, atalarından kalan mesajları ve ruhani sembolleri bugüne taşıyor. Aynı şekilde Latmos’ta da insanın doğayla kurduğu o bağın izleri var. Bu iki alan, aslında aynı hikayeyi farklı taşlara yazmış" dedi. "Geçmiş uygarlıkların ortak anlatılarına odaklanılacak" Bugüne kadar bulunan yeni resimlerle birlikte sayıları 200’e ulaşan, konu ve üslup açısından benzersiz özelliklere sahip Latmos kaya resimleri için hazırlanan koruma projelerinin bir an önce hayata geçirilmesini umduklarını ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, belgesel ile ilgili yaptığı açıklamada "The Grand Canyon Rock Art (Büyük Kanyon Kaya Sanatı) belgeseli, iki kıtanın kadim kaya sanatı mirasını buluşturacak. EKODOSD üyesi uluslararası ödüllü yönetmen Yavuz Pullukcu, daha önce ziyarette bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin Nevada eyaletinde yer alan Valley of Fire State Park’ta yaptığı araştırmalar sonucunda, yeni belgesel projesi için tekrar Amerika Nevada’ya gidiyor. Yönetmen Pullukcu, 2025 yılı başında ABD’ye giderek Death Valley ve Valley of Fire bölgelerinde kapsamlı saha araştırmaları yürüttü. Şimdi ise aynı yılın Ekim ayı içinde çekimlerine başlayacağı yeni belgeseli için hazırlıklarını sürdürüyor. Pullukcu, bölgedeki kaya sanatı üzerine detaylı saha incelemeleri ve görsel belgeleme çalışmaları yapacak. Belgeselde, iki farklı kıtada yer alan bu kaya resimlerinin sanatsal, kültürel ve tarihi bağları ele alınarak, geçmiş uygarlıkların ortak anlatılarına odaklanılacak. Pullukcu, Valley of Fire’daki koruma önlemlerinin örnek teşkil ettiğini belirterek, ‘Amerika’da petrogliflere çıplak elle dokunmak bile yasak. Oysa Latmos’ta aynı ölçüde değerli bir miras, kontrolsüz doğa tahribatı ve insan etkisiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya’ diyor. Yönetmen, bu belgeselin Latmos’un korunması için farkındalık oluşturacağını ve uluslararası ölçekte kültürel miras bilincini artıracağını ifade ediyor. Bu resimler, özellikle aile ve doğa temalarını merkezine alarak insanoğlunun dünyasına dair eşsiz bir anlatı sunuyor. Belgeselin 2026 yılında uluslararası film festivallerinde gösterime girmesi planlanıyor" dedi.