POLİTİKA - 02 Mayıs 2026 Cumartesi 14:49

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aile güçlü olduğunda bireyler de toplum da güçlü olur"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir" dedi. Erdoğan, "Güçlü ve sağlıklı ailelerde aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’na katıldı. Programda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "10 yıllık bir dönemde ailelerimizi güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

"Aile güçlü olduğunda bireyler - toplum güçlü olur"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu bir gerçek ki; bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü; yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz, bunun doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor; ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bugün ayrıca 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz. ’Ailemiz Geleceğimiz’ temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödüle layık görülen tüm kardeşlerimizi de tebrik ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,

"Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur"

Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne baba olmamız da ailelerimiz sayesindedir. Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur. Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez. Anayasamızın 41. maddesinde yer alan ’Aile Türk toplumunun temelidir’ ilkesi hem bir yükümlülüğü hem de milletimizin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifadedir" ifadelerini kullandı.

"Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir"

Türk milleti tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmiş ve kültürel kodlarını korumayı başardığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır. Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler fertleri arasında hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı, sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı ailenin temeli ise, güçlü ve sağlıklı aileler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır. Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi aile de dönüşüyor, form değiştiriyor, elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Alışılagelmiş yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın, muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye’yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz" şeklinde konuştu.

"Aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar"

Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini verdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlarsanız 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak. Bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum: Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz; aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz. Bilhassa yaşı ellinin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar; ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar" açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,

İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazelerin rehin alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar, dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda. Hatta refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsi nüfus artış hızının azalmasından dert yanıyorlar. Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek. Ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef bizler de etkileniyoruz. Aile bağlarımız, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi; bunun yanında kızdan torun bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür. Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Şurası da endişe vericidir, ortanca yaşımız 2025’te 34,9’a çıktı. Yani her iki vatandaşımızdan biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11,1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka oran artık 30,08’e düşen hanehalkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5’a ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’a, hanımlarda 26’ya çıkarken 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür" dedi.

"Aile ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik"

Milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablonun bulunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada ifade etmek isterim ki bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş Avrupa’da 45’tir. Türkiye Avrupa Birliği’nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz. Hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki aile ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025’te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenleme ile özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,

2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: 2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini ’Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı; aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz; aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz; evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz; doğurganlık hızının artırılmasıyken; dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ’Milli Aile Haftası’ olarak kutlamak toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştirecektir. Biz de bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’da 8. Etnospor Kültür Festivali’nin tanıtımı yapıldı Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından 21-24 Mayıs tarihlerinde Atatürk Havalimanı’nda düzenlenecek 8. Etnospor Kültür Festivali’nin basın tanıtımı gerçekleştirildi. Lansmanda konuşan Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, "Dünyadaki bütün çocukların aileleri ile mutlu olduğu bir tablo hayal ediyoruz. Gazze’de soykırım olurken siz neden eğleniyoruz diyecekler belki ama her festivalimizde Gazze’deki soykırımı gündem yapıyoruz. Oradaki çocukların neler yaşadığını bizim çocuklarımızda bilsinler, aileler de farkında olsunlar" dedi. Bu yıl 8.’si düzenlenecek olan Etnospor Kültür Festivali’nin basın tanıtımı Şişli’de bulunan bir otelde gerçekleştirildi. Tanıtımın açılışı, Türk Dünyası’nın geleneksel dans ve müzik gösterisi ile yapıldı. 21-24 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek festival hakkında konuşan Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, "Festival, çocukların, gençlerin ve ailelerin geleneksel sporlardan, geleneksel tatlara, evrensel tatlardan dünyanın müziklerine varıncaya kadar birçok zenginliğin yaşadıkları bir imkanı sağlıyor. Dünya Etnospor Birliği olarak kurulduğumuz ilk günden bu yana geleneksel sporlarımızın ve oyunlarımızı biraz sportif faaliyetin çok ötesinde yaşayan değerler silsilesi bizim kadim kültürümüzün yansıması olarak görüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada birliğimizin küresel bir hareket ve ortak bir miras kaygısına dönüştüğünü görüyoruz. Bu gerçekten çok değerli. 30 farklı ülkeden 52 üyemizle kıtalar arasındaki köprü kurarak geleneksel sporların dünyanın her yerinde yeniden canlanması için çalışmaya devam ediyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi gün yüzüne çıkarmayı ve bu paha biçilemez mirası aslında sadık kalarak gelecek nesillere aktarmayı planlıyoruz" diye konuştu. Kazakistanlı ünlü sanatçı Dimash Kudaibergen’in de bu sene Etnospor’da olacağını belirten Erdoğan, "İlk festivalimizi Bezirganbahçe’de yaptığımız zaman Küçükçekmece’de bu renkli etkinliklerle, geleneksel, spor ve kültür şenliğine dönüşen festival gerçekten daha ilk defa aslında çok güçlü tanıtım olmamasına rağmen halkımızın çok ciddi bir teveccühüne mazhar olmuştur. Her yıl o günden bugüne 1 milyonu aşan ziyaretçiyi ağırlayan festival, bu ziyaretçileri geleneksel sporlar ve kültürlerden izler taşıyan, keyif dolu bir yolculuğa çıkarmaktadır. Festival artık genel Türkiye’nin festival olmanın ötesinde, bütün dünyanın bir cazibe merkezi olacak bir festival kimliğine bürünmüştür. Farklı ülkeleri temsil eden yüzlerce sporcunun katıldığı festivalde, farklı ülkelerin geleneksel sporları, geleneksel sanatları evrensel tatları ve birbirinden güzel çocuk oyunları icra ediliyor. Etnospor Kültür Festivali ailece katılım teşvik edildiği, her yaştan insanın kendine göre etikler bulabildiği nesiller arasında da güçlü köprülerin kurulmasına hizmet eden bir festival olarak tavsiye olarak hafızalara kazındı. Farklı ülkelerden pek çok katılımcının geleneksel kültürlerini icra etmelerine olanak sağlayan festivalimiz her sene misafir ülkelerin geleneksel sporlarını ve kültürlerini ön plana çıkarıyor. Bu senenin misafir ülkeleri ve sporları Azerbaycan, Litvanya ve Rusya’dan gelen sporlar olacak. Ayrıca bir sürprizimiz daha var artık açıklayabiliriz kesinleşti. Kazakistanlı genç sanatçı Dimash da bizimle bu sene bir araya gelecek" dedi. "500 bin öğrencimizi ağırlayacağız" Gazze’deki soykırımı her sene gündeme getirdiklerine değinen Erdoğan, "Ayrıca bu yıl Japonya’nın güzel sahne gösterisi olan Taiko gösterilerini de ağırlamış olacağız. Çok büyük davullarla geliyorlar. Gerçekten izleyiciler için çok güzel keyifli anlar yaşanacak. Bunun yanı sıra, okçuluk, yağlı güreş, şalvar güreşi, aba güreşi, aşık atma, cirit, Gökbörü ve atlı okçuluk başta olmak üzere birçok spor dalında kıran kırana mücadeleler ve gösteriler ziyaretçilere sergilenmiş olacak. Yine geçtiğimiz sene ilk defa Türkiye’ye gelen Ahalteke atını bu sene de Türkiye’ye getireceğiz. İnşallah ilk 2 günde 500 bin öğrencimizi festivale taşımayı planlıyoruz. Geleneksel oyunlar oynayan çocuklar ok atmanın, at binmenin keyfini yaşıyor. Bu yıl da çocuklarımızın keyifli vakit geçirmesini her şeyin önünde tutuyoruz. Dünyadaki bütün çocukların aileleri ile mutlu olduğu bir tablo hayal ediyoruz. Bu hayale hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Gazze’de soykırım olurken siz neden eğleniyoruz diyecekler belki ama her festivalimizde Gazze’deki soykırımı gündem yapıyoruz. Oradaki çocukların neler yaşadığını bizim çocuklarımızda bilsinler, aileler de farkında olsunlar. Bir yandan halimize şükredelim, bir yandan da o çocukların da gün yüzü görebilmeleri, aileleri ile mutlu olması için dua edelim. Ayrıca sahnemiz dünya müziklerine de ev sahipliği yapacak. Japonya dışında, Rusya, İspanya, Mısır, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan’dan çeşitli gruplar festivalimizde sahne alacak. Ekin Uzunlar, Ay Yola ve Kıraç gibi isimler akşam konserlerimiz de sahne alacaklar. 24 ülkeden sporcu, sanatçı ve gastronomi insanlarının katılacağı festivalimizde yine bir milyonun üzerinde ziyaretçi bekliyoruz" diye konuştu.
Rize Ekrem Hayyam Dağ: "Beşiktaşlı oyuncular bile şaşırdı bu gol nasıl iptal olur diye" Çaykur Rizespor Yardımcı Antrenörü Ekrem Hayyam Dağ, Beşiktaş maçının ardından, "Beşiktaşlı oyuncuların yüzüne baksanız bile onlar bile şaşırdı yani bu gol nasıl iptal olur diye" dedi. Tredyol Süper Lig’in son haftasında Çaykur Rizespor, sahasında Beşiktaş ile 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısına teknik direktör Recep Uçar’ın kırmızı kart görerek cezalı duruma düşmesinin ardından yardımcısı Ekrem Hayyam Dağ katıldı. Çaykur Rizespor’un 90+2’de Halil İbrahim Dervişoğlu ile bulduğu ancak ofsayt gerekçesiyle iptal edilen gole çok şaşırdıklarını idile getiren Dağ, "Sezonun son maçını oynadık. En önemlisi kazasız belasız yani sakat vermeden iyi bir maç oldu. Onu düşünüyorum. Hedefimizde burada evimizde mutlaka kazanmamız arzumuz zaten vardı, gözüküyordu. Birinci devre zaten özellikle çok iştahlı bir takımımız vardı. Kazanmaya ve taraftarımızı mutlu etmeye, evimizde 5’te 5 galibiyetle 6.’yı kovalıyorduk. Maalesef o olamadı ama 90. dakikada attığımız golün iptali, ona harbiden yani ben şaşırdım. Hakem nasıl iptal etti o golü? Yani Beşiktaşlı oyuncuların yüzüne baksanız bile onlar bile şaşırdı yani bu gol nasıl iptal olur diye. Yani gerçekten çocuklar bugün emeğinin karşılığını alamadı diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Kırmızı kartlık bir itiraz değildi" Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar’ın yediği kırmızı kartın kendilerini çok üzdüğünü ifade eden Dağ, "Birinci devre zaten başlangıçtan beri çok iştahlı, önde baskılı, istediğimiz plan aslında ortaya çıktı. Pozisyonları yakaladık üst üste. Ali Sowe’un 4-5 tane pozisyonu var. Daha erken maçı koparabilirdik. 30’dan sonra özellikle de biraz daha fazla git gel oldu. Çok pozisyona girdik, geçiş fırsatları vardı ama geri dönüşümüz olmadığı için de fırsatları rakibe verdik. İkinci devreye de geçince tabii ki biraz daha riskli hamleler geldi Beşiktaş tarafından. Onları da tebrik ediyorum, iyi mücadele ettiler. Maçı çevirmeye yakınlardı, pozisyon ürettiler onlar da. Gol iptali bizi bozdu ama bizi daha çok üzen hocamızın kırmızı kart görmesi. İnanılmaz. Ali Sowe’un orada belki birinci devreden 4, 5, 6 tane ona yapılan faul var ama hiçbirisi verilmedi. Hocanın yediği kırmızı kartta da yan hakem müdahale ediyor ’faul var’ diye ki faulle alakası yok. Orada müdahale etmemesi gerekiyor böyle düşünüyorum. Hoca orada tabii ki maçı yaşadığı için biraz itiraz etti ama o itiraz kırmızı kartlık bir itiraz değildi. Ona üzülüyoruz" dedi.
Amasya Üniversitelilerden ‘Melek Filo’ ile nefes kesen tatbikat Amasya’da düzenlenen UMKE tatbikatında paramedik eğitimi alan üniversite öğrencileri, felaketlerde hayatlar kurtaran ‘Melek Filo’ bünyesindeki askeri helikoptere sedyede hasta taşıyıp zamanla yarıştı. 4 ilden ekiplerin yer aldığı tatbikat nefes kesti. Amasya, Samsun, Çorum ve Ordu’dan toplam 240 sağlık personelinin görev aldığı 5. bölge illeri Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tatbikatına Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan 20 öğrenci de katıldı. 2 yıl boyunca aldıkları eğitimin ardından bir ay sonra mezun olacak öğrenciler, Türk Hava Kuvvetleri’nin hayat kurtaran kanatları ‘Melek Filo’ ile işbirliği yaptı. Kanatların çıkardığı hava akımına karşı Merzifon 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde zorlu şartlarda hayatlar kurtarmak için 7 gün 24 saat görev yapan filoya bağlı askeri helikopter havalanarak senaryo gereği acil çağrı bildirilen alana iniş yaptı. Helikopterin kanatlarının çıkardığı hava akımına karşı hareket eden öğrenciler ve UMKE ekipleri zamanla yarışıp deneyim kazandı. "Helikoptere yaklaşmak bambaşka heyecandı" Amasya İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde gerçekleşen tatbikatı değerlendiren öğrencilerden İlk ve Acil Yardım (Paramedik) Bölümü 2. sınıf öğrencisi Sıla Naz İstifoğlu, "Helikoptere yaklaşmak bile bizim için bambaşka heyecandı" dedi. "Melek Filo hayatlar kurtarıyor" Batı Karadeniz’de 2021 yılında yaşanan sel felaketi ve 6 Şubat 2023’teki asrın felaketi depremlerde tahliye çalışmalarında aktif görev alan ‘Melek Filo’ ekibiyle aynı tatbikatta yer almanın heyecanını yaşadıklarını değinen Alya Doğan da, "Melek Filo hayatlar kurtarıyor. Tatbikat için çağırsalar koşa koşa giderim" diye konuştu. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev alacak teknik personellerin yetiştiği okullarından mezun olduktan sonra sağlık ordusuna katılmayı hedeflediklerine değinen Tuğba Akça ise, "Bizde mezun olup atanınca onlarla beraber hayat kurtarmayı, insanların en zor anında yanlarında olmayı çok isteriz" şeklinde konuştu.