KÜLTÜR SANAT
Diyarbakır’da ‘Uçan Köfteci’ filminin galası yapıldı 01 Mart 2026 Pazar - 22:55:40 Tamamı Diyarbakır’da çekilen ve yerel hikayeleri evrensel bir dille anlatan Uçan Köfteci filminin galası büyük ilgi gördü. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Uçan Köfteci’ filminin galası gerçekleşti. 2021 yılında başlanan çekimlerin kentin tarihi dokusunda yaklaşık 4 ay sürdüğü filmin galası, kentin sanatseverlerini bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören gece, adeta bir kültür şölenine dönüştü. Filmin yapımcılığını Rez Film adına Azat Yeşilbaş, yönetmenliğini ise ödüllü yönetmen Rezan Yeşilbaş üstlendi. Yönetmen Rezan Yeşilbaş, Diyarbakır’da çekilen ve bir Diyarbakır hikayesini anlatan senaryoyu gerçek bir karakterden etkilenerek kaleme aldığını söyledi. Yeşilbaş, "Ne yazık ki 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Kadir Arslan’dan ilham alarak senaryoyu yazdım ve filmi çektim. Filmi hem burada çektiğimiz hem de hikayesi Diyarbakır’a ait olduğu için galasını da burada yapmak istedik. Ekibimizle birlikte Diyarbakır’dayız. Kıymetli misafirlerimiz burada ve filmi ilk kez izleyecekler. Film, 6 Mart’ta tüm Türkiye’de vizyona girecek. İnsanların sinemalara gidip bu keyifli hikayeyi izlemelerini çok isterim. Katılım da oldukça iyi. Diyarbakır’daki insanlara mümkün olduğunca davet gönderdik, gelebilenler geldi. Şu an gördüğüm kadarıyla oldukça kalabalık bir seyirci kitlesi var’’ dedi. Oyuncu Nazmi Kırık ise, çok mutlu olduğunu söyledi. Kırık, "Gerçekten bu filmi Diyarbakır’da çekip, Diyarbakır seyircisiyle buluşturmak benim için büyük bir gurur. Hayatımın en güzel gecesi olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki bundan sonra da burada çok daha fazla film çekeceğiz. Biliyorsunuz Kadir Aslan’ı depremde kaybettik. Galeria Sitesi’nde kendisini ve ailesini kaybetmiştik. Bu yüzden bugün benim için duygular biraz karmaşık; bir yandan mutluluk, bir yandan da derin bir hüzün var" diye konuştu. Ceylan Karavil Park Yönetim Kurulu Başkanı Abdülhalim Karavil, AVM’lerinin Diyarbakır’a mal olmuş bir AVM, bir aile olduğunu söyledi. Karavil, "Ceylan Karavil ailesi olarak Diyarbakır’ı tanıtan filmler ve benzeri tüm değerli çalışmalara her zaman destek olacağımızı ifade ettik. Diyarbakır’ın tanıtımına katkı sağlayan her değeri önemsiyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte de Diyarbakır’ı tanıtacak projeler, değerler ve filmler olursa yine onların yanında olacak, destek vermeye devam edeceğiz. Çünkü insan sevgisi ve memleket sevgisi gerçekten çok önemli. Elhamdülillah bizler de Ceylan Karavil ailesi olarak insanlarımızı, ilimizi ve memleketimizi seviyoruz. Bu sevginin Allah tarafından bize verilmiş bir nimet olduğuna inanıyor, bunun için şükrediyoruz. İmkanlarımız var ve bu imkânlarımızı memleketimiz için kullanmaya devam edeceğiz. Her şeyden önce örnek olmamız gerektiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Ceylan Karvil Park Yönetim Kurulu Üyesi Şeyhmuz Ceylan ise bu tür etkinliklere vesile oldukları için çok mutlu olduklarını belirterek, "İnşallah bundan sonra bu tür etkinliklere devam edeceğiz. Memleketimizi tanıtmak görevimizdir. Memleketimizi seviyoruz" dedi. Konuşmaların ardından film ekibi, protokol üyeleri ve vatandaşlar filmi izledi.
01 Mart 2026 Pazar - 15:32 Burhaniye’de akademik ve idari personel iftarda buluştu Burhaniye ilçesinde, BAÜN Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesinde akademik ve idari personel İftar Yemeğinde buluştu. Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban’ın ev sahipliğinde, Ramazan ayı dolayısıyla Fakülte Yönetimi tarafından verilen iftar yemeğinde fakülte akademik ve idari personeli bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi yönetimi tarafından verilen iftar yemeğine; Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt ve Prof. Dr. Fatih Satıl, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban, Burhaniye MYO Müdürü Prof. Dr. Muammer Bezirgan, Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çolakoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Özkan Demir, Fakülte Sekreteri Ahmet Özcan BUBYO Otel Müdürü Nurettin Büyükbaş ile fakülte akademik ve idari personeli katıldı. Ayrıca Özbekistan’daki Alfraganus Üniversitesinden gelen misafir öğretim elemanları da iftar yemeğinde yer aldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştiren manevi atmosferinde gerçekleştirilen iftar yemeğinde katılımcılar aynı sofrada bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlan, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendiren önemli bir dönem olduğunu belirterek, akademik ve idari personelin bu tür buluşmalarla bir araya gelmesinin kurumsal birlikteliğe katkı sağladığını ifade etti. İftar yemeği, gerçekleştirilen sohbetlerin ardından sona erdi.
Samsun’da 600 yıllık belleme geleneği ve Tahtaköprü kilimi dokumacılığı yaşatılıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 17:13 Samsun’da 600 yıllık belleme geleneği ve Tahtaköprü kilimi dokumacılığı yaşatılıyor Samsun’un Vezirköprü ilçesinde kadınlar, Osmanlı dönemine uzanan yaklaşık 600 yıllık belleme geleneği ile dokumacılık kültürünü yaşatıyor. Vezirköprü ilçesi Sarıdibek Mahallesi’nde kırmızı, mavi, sarı, pembe ve yeşil renklerde çiçekli desenlere sahip geleneksel kıyafetlerini giyen kadınlar, belleme geleneği ile birlikte aynı zamanda ’cicim’ adı verilen dokuma tekniğiyle coğrafi işaretli Tahtaköprü kilimi başta olmak üzere çeşitli yöresel dokuma ürünleri üretiyor. Vezirköprü Halk Eğitim Merkezi tarafından Tahtaköprü ve Sarıdibek mahallelerinde açılan dokuma kursları bölge halkından yoğun ilgi görüyor. Kurslar hem dokumacılık sanatının yaşatılmasına katkı sağlıyor, hem de özellikle genç kızlar için önemli bir gelir kapısı oluşturuyor. Tarihi köklere dayanan belleme geleneği ile Vezirköprü’nün dokumacılık kültürünün en önemli örneklerinden biri olan Tahtaköprü kiliminin bugüne taşınmasında emek veren Sarıdibekli kadınlar, Halk Eğitim Merkezi öğreticileri ve kursiyerler takdir topluyor. Kadınlar, Samsun Şehit Ömer Halisdemir Salonu’nda düzenlenen Samsun Coğrafi İşaretli Ürünler Sergisine katılarak belleme geleneği ve Tahtaköprü kilimi dokumacılığı hakkında Vali Orhan Tavlı ile ziyaretçilere bilgi verdi. Öte yandan, Kalkınma Ajansları tarafından Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen "Anadoludakiler Projesi" kapsamında 2026 yılı çalışma teması ‘Yerel Ürünleri Ticarileştirme’ olarak belirlendi. Bu doğrultuda Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın, dokumacılık da dahil olmak üzere bölgedeki yöresel ürünlerin ulusal ve uluslararası pazarlarda ticarileştirilmesine yönelik nitelikli ve sürdürülebilir faaliyetler yürütmesi hedefleniyor. Samsun Valiliği koordinasyonunda, kentteki coğrafi işaretli ürün sayısının 17’den 55’e çıkarılması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Kars Çıldır Gölü’nde buz üstünde muhteşem şölen
08 Şubat 2026 Pazar - 17:01 Kars Çıldır Gölü’nde buz üstünde muhteşem şölen Kars Çıldır Gölü Buz Şenliği renkli görüntülere sahne oldu. Doğal buz üzerinde Short Track ‘Sürat Pateni’ ekibinin hız denemeleri nefes keserken, Artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımı, gölün aynasında adeta süzülerek izleyenleri büyüledi. Buz üzerinde yapılan kıran kırana buz hokeyi gösteri maçı ise seyircilerden büyük alkış topladı. Kars Çıldır Gölü’nün uçsuz bucaksız beyazlığı, tarihinin en renkli günlerinden birine şahitlik etti. Kars Valiliği koordinesinde düzenlenen "Çıldır Gölü Buz Şenliği" soğuk havada binlerce vatandaşın katılımıyla adeta iç ısıtan bir festivale dönüştü. Kars’ın kış turizmi potansiyelini dünyaya duyurmak ve bölgenin saklı değerlerini gün yüzüne çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, kristal buz tabakasının üzerinde görsel şölene sahne oldu. "Buzun üstünde estetik ve hız" Şenlik programı, buzun sadece bir kış dekoru değil, aynı zamanda devasa bir sahne olduğunu kanıtladı. İzleyiciler, modern kış sporları ve geleneksel motiflerin harmanlandığı etkinliklerde unutulmaz anlar yaşadı. Kafkas folklor ekibi ve yöresel folklor ekibinin gösterisiyle başlayan etkinlikte, Sürat pateni ekibinin hız denemeleri nefes kesti, Artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımının gösterisi ise izleyenleri büyüledi. Çıldır Gölü’nün buz tabakasının üzerinde oynanan buz hokeyi karşılaşması kıran kırana geçti. Buz hokeyi karşılaşmasının ardından Çıldır Gölü’nün sembolü haline gelen atlı kızakların yarışlarıyla festival adeta izleyenleri kendinden geçirdi. Festival daha sonra sona erdi. Öte yandan Festivale katılan milli sporcular ise buz üzerinde farklı bir deneyim yaşadıklarını kaydettiler.
Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 12:30 Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. "Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz" Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ’Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ’yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz" diye konuştu. "Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık" Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu. "Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım" Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ’kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ’ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:50 Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ‘Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ‘yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz." diye konuştu. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ‘kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ‘ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
Kahramanmaraş’ın 106. kurtuluş yıldönümü coşkuyla kutlanacak
08 Şubat 2026 Pazar - 11:49 Kahramanmaraş’ın 106. kurtuluş yıldönümü coşkuyla kutlanacak Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi ve paydaş kurumlar iş birliğiyle 10-12 Şubat tarihleri arasında sergi, anma törenleri, konferans, kortej yürüyüşü ve mehteran konseri gibi birçok etkinlik düzenlenecek. Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü, bu yıl da büyük bir coşku ve gururla kutlanacak. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, valilik ve paydaş kurumların iş birliğiyle düzenlenecek etkinlikler, şehrin özgürlük mücadelesini bir kez daha hatırlatacak. 10 - 12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek çeşitli programlarda; konferanslar, sergiler, kortej yürüyüşleri ve mehteran konserleriyle vatandaşlar tarihi destanı yeniden yaşayacak. Şehrin dört bir yanında düzenlenecek etkinliklerde ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ teması, Kahramanmaraş’ın bağımsızlık ruhunu ve özgürlük kararlılığını yansıtacak. Etkinlik takvimi kapsamında 10 Şubat Salı günü saat 10.00’da Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde 22 gün 22 gece süren tarihi mirasın gelecek nesillere aktarılması için ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ temalı konferans düzenlenecek. Konferansta, Doç. Dr. Mustafa Edip Çelik, Araştırmacı-Yazar Mehmet Işık ve Şevki Karabekiroğlu, Maraş halkının özgürlük ve bağımsızlık ruhunu anlatacak. 11 Şubat Çarşamba günü, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımının katılımıyla Kurtuluş Korteji Yürüyüşü Programı ve Konser etkinliği ile şehrin bağımsızlık ruhu meydanlara taşınacak. Şehir protokolünün de katlımı ile saat 20.00’de, 12 Şubat Parkından Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezine kadar kortej yürüyüşü düzenlenecek. Yürüyüş sonrası ise mehteran konseri düzenlenecek. Yürüyüş boyunca vatandaşlar ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle kurtuluş coşkusuna ortak olacak. Maraş’ın kurtuluş mücadelesinde simge isimlerden biri olan Senem Ayşe’nin öncülüğünde kadınların cephede ve cephe gerisinde üstlendiği görevler, 11 Şubat Çarşamba günü saat 13.00’da Piazza AVM’de düzenlenecek ’Kadın Oradaydı’ temalı sergi ile kurtuluş ruhunu kadınların cesaretiyle buluşturarak, şehrin kahramanlık mirasını yeniden yaşatacak. Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü kutlamaları, 12 Şubat Perşembe günü gerçekleştirilecek törenlerle coşkunun doruğa çıkacağı bir final olacak. Saat 10.45’de başlayacak olan ve Trabzon Caddesi ile Valilik Meydanı arasında gerçekleştirilecek programlarda; İstiklal Madalyasının Şanlı Türk Bayrağına takılması, Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve dua, ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ adlı kısa film gösterisi, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımı Konseri, protokol konuşmaları, 12 Şubat Kurtuluş Destanı Tiyatro Gösterisi, Garnizon Komutanlığı Zeybek Gösterisi, Jandarma Genel Komutanlığı Tüfekli Hareketler Gösterisi ve geçit töreni ile 106 yıl önce olduğu gibi bugün de özgürlüğün ve bağımsızlığın sembolü olarak, kurtuluş destanını coşku ve gururla kutlanacak. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, düzenlenecek etkinliklere tüm vatandaşların davetli olduğu belirtildi.
Kırgız aksakallıları otağ çadırında geçmişi yâd ediyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:25 Kırgız aksakallıları otağ çadırında geçmişi yâd ediyor Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültürlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla otağ çadırında bir araya geliyor. İlçede kurulan Kırgız otağında buluşan aksakallılar, geçmiş günleri yâd ederken genç kuşaklara kültürlerini anlatıyor. Yenifakılı’da yaşayan Kırgızlar, Pamir Yaylası’ndan başlayıp Pakistan üzerinden Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini otağ çadırında yapılan sohbetlerle paylaşıyor. Kırgız kültürünün simgelerinden biri olan otağ çadırında bir araya gelen yaşlılar, hem hatıralarını tazeliyor hem de kültürel değerleri yeni nesillere aktarıyor. "Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık" Kırgız aksakallılarından Abdulhakim Galip, Türkiye’ye geliş süreçlerini anlatarak yaşadıkları göç yolculuğunu şu sözlerle dile getirdi: "Biz Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık. Pakistan’a geldik. Pakistan’da da 2 sene kaldık. Orada da Allah’a razı olsun, Pakistan devleti de bize iyi baktı, iyi yaşadık. Ondan sonra biz Türkiye’ye bir tane dilekçe yazdık. Amerika’ya bir tane dilekçe yazdık. Bizim liderimiz Hacı Rahman Kul Han var idi. Onun liderliğinde bir gün bize haber geldi. İslamabad’a büyükelçiliğe çağırmış. Büyükelçiliğe gitmiş. Amerika’nın büyükelçiliğine gitse biz sizi kabul ettik. Alaska’ya götüreceğiz. Kabul oldunuz demiş." "Müslüman devlet ana vatanımız Türkiye’ye gidelim dedik" Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da kabul edildiklerini ifade eden Galip, "Bize de telefon geldi. ’Siz Türkiye’ye mi Amerika’ya mı gideceksiniz’ diye sordular. Sonra aksakallar ve biz de toplandık. 5-10 kişi aksakallı vardı. Toplandık, dedik ki biz Müslüman devlet, ana vatanımız Türkiye’ye gidelim. Müslümanız, Amerika’ya gitsek çoluk çocuk ne olur ne olmaz diye biz karar verdik. Biz de o liderimize böyle haber verdik. Türkiye’yi kabul ettik. Biz de yazdırdık, çizdirdik. Allah razı olsun. Bizi de Türkiye getirdi. Biz geldiğimizde bir zahmet çekmedik. Allah razı olsun. Karagündüz dediğin yere yerleştirdi. Ondan sonra size yağ yaparız diye Erciş ilçesi Altındağ’a yerleştirdi. Orada iki kat ev yaptı. Aldı hayvan evi. Üstü de kendimiz oturacak yerimiz. Ondan sonra Allah’a çok şükür nüfusumuz çoğaldı. Bir zarar Türkiye’den görmedik. Her tarafa iş bulduk. Çocuklar, gençler her tarafa gitti İstanbul’da, Ankara’da. Allah’a şükür 4 binden fazla nüfusumuz oldu. O zaman geldiğimiz zamanda bin 780 nüfusumuz vardı" dedi. Kırgız aksakallılarından Ahmethan Timur ise otağ çadırının Kırgız kültüründeki yerini anlatarak şunları söyledi: "Buraya Kırgız otağı diyoruz. Kırgız memleketimizde aynı bu evde yaşıyorduk. Buraya geldik şimdi odalı daire yaşıyoruz. Pamir’de aynı bu otağda oturuyorduk. Kırgızca aksakallarımız vardı. Burada sohbet ettik. Burada ortada ateş yakıp burada yaşıyorduk. Şimdi de 20-30 tane Kırgız burada oturuyoruz Yenifakılı’da. Bazen toplanıp geliyoruz. Kırgız evinde oturup birbirimizle sohbet ediyoruz, istişare ediyoruz." Yenifakılı’da kurulan otağ çadırı, Kırgız Türklerinin kültürel mirasını yaşatırken, genç kuşakların tarihlerini ve geleneklerini öğrenmesine de katkı sağlıyor.
Kırgız Ak Sakallıları otağ çadırında geçmişi yad ediyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:04 Kırgız Ak Sakallıları otağ çadırında geçmişi yad ediyor Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültürlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla otağ çadırında bir araya geliyor. İlçede kurulan Kırgız otağında buluşan Ak Sakallılar, geçmiş günleri yad ederken genç kuşaklara kültürlerini anlatıyor. Yenifakılı’da yaşayan Kırgızlar, Pamir Yaylası’ndan başlayıp Pakistan üzerinden Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini otağ çadırında yapılan sohbetlerle paylaşıyor. Kırgız kültürünün simgelerinden biri olan otağ çadırında bir araya gelen yaşlılar, hem hatıralarını tazeliyor hem de kültürel değerleri yeni nesillere aktarıyor. "Pamir yaylasından 28 yaşında kaçtık" Kırgız Ak Sakallılarından Abdulhakim Galip, Türkiye’ye geliş süreçlerini anlatarak yaşadıkları göç yolculuğunu şu sözlerle dile getirdi: "Biz Pamir yaylasından 28 yaşında kaçtık. Pakistan’a geldik. Pakistan’da da 2 sene kaldık. Orada da Allah’a razı olsun, Pakistan devleti de bize iyi baktı, iyi yaşadık. Ondan sonra biz Türkiye’ye bir tane dilekçe yazdık. Amerika’ya bir tane dilekçe yazdık. Bizim liderimiz Hacı Rahman Kul Han var idi. Onun liderliğinde bir gün bize haber geldi. İslamabad’a büyük elçiliğe çağırmış. Büyük elçiliğe gitmiş. Amerika’nın büyük elçiliğine gitse biz sizi kabul ettik. Alaska’ya götüreceğiz. Kabul oldunuz demiş." "Müslüman devlet ana vatanımız Türkiye’ye gidelim dedik" Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da kabul edildiklerini ifade eden Galip, "Bize de telefon geldi. Siz Türkiye’ye mi, Amerika’ya gideceksiniz diye sordular. Sonra aksakallar ve biz de toplandık. 5-10 kişi aksakallı vardı. Toplandık, dedik ki biz Müslüman devlet, ana vatanımız, Türkiye’ye gidelim. Müslümanız Amerika’ya gitsek çoluk çocuk ne olur ne olmaz diye biz karar verdik. Biz de o liderimiz böyle haber verdik. Türkiye’ni kabul ettik. Biz de yazdırdık, çizdirdik. Allah razı olsun. Bizi de Türkiye getirdi. Biz geldiğimizde bir zahmet çekmedik. Biz yine baktı iyi Allah razı olsun. Kara gündüz dediğin yere yerleştirdi. Ondan sonra size yağ yaparız diye Erciş ilçesi Altındağ’a yerleştirdi. Orada iki kat ev yaptı. Aldı hayvan evi. Üstü de kendimiz oturacak yerimiz. Ondan sonra Allah’a çok şükür nüfusumuz çoğaldı. Bir zarar Türkiye’den görmedik. Her tarafa iş bulduk. Çocuklar, gençler her tarafa gitti İstanbul’da, Ankara’da. Allah’a şükür 4 binden fazla nüfusumuz oldu. O zaman geldiğimiz zamanda bin 780 nüfusumuz vardı" dedi. Kırgız Ak Sakallılarından Ahmethan Timur ise otağ çadırının Kırgız kültüründeki yerini anlatarak şunları söyledi: "Buraya Kırgız otağı diyoruz. Kırgızca memleketimizde aynı bu evde yaşıyorduk. Burada geldik şimdi odalı daire yaşıyoruz. Pamir’de aynı bu otağda oturuyorduk. Kırgızca aksakallarımız vardı. Burada sohbet ettik. Burada ortada ateş yakıp burada yaşıyorduk. Şimdi de 20-30 tane Kırgız burada oturuyoruz Yenifakılı’da. Bazen toplanıp geliyoruz. Kırgız evinde oturup birbirimizle sohbet ediyoruz, istişare ediyoruz." Yenifakılı’da kurulan otağ çadırı, Kırgız Türklerinin kültürel mirasını yaşatırken, genç kuşakların tarihlerini ve geleneklerini öğrenmesine de katkı sağlıyor.
Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi Çocuk Tiyatro Topluluğundan eğlence dolu tiyatro gösterisi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:47 Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi Çocuk Tiyatro Topluluğundan eğlence dolu tiyatro gösterisi Konya’nın merkez Selçuklu ilçe Belediyesi Sanat Akademisi Çocuk Tiyatro Topluluğu tarafından hazırlanan "Paldır Güldür Şov 8" tiyatro oyunu seyirci ile buluştu. Minik oyuncuların sahne performanslarıyla büyük beğeni toplayan oyun, izleyenlere kahkaha dolu anlar yaşattı. Selçuklu Belediyesi’nin, şehrin kültür ve sanat hayatına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi, verdiği eğitimlerle pek çok yeteneğin keşfedilmesine imkan sağlıyor. Akademi bünyesinde eğitim alan Çocuk Tiyatro Topluluğu da sahneledikleri oyunlarla hem eğlendiriyor hem de yeteneklerini sergiliyor. Bu kapsamda "Paldır Güldür Şov" isimli tiyatro oyunu, Selçuklu Kongre Merkezi’nde 8. kez seyirciyle buluşarak izleyenlere keyifli anlar yaşattı. İzleyicilerden büyük beğeni toplayan gösteri, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sanat Akademisi’nde eğitim alan çocukların uzun soluklu çalışmalarının ürünü olan oyun; eğlenceli skeçleri ve verdiği anlamlı mesajlarla dikkat çekti. Ailelerin yoğun ilgi gösterdiği programda, çocukların sergilediği özgüven ve sahne performansı izleyicilerden tam not aldı. "Sanatla büyüyen çocuklarımızın başarısı hepimiz için büyük bir gurur" Selçuklu Belediyesi olarak çocukların kültür ve sanatla iç içe büyümesine büyük önem verdiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Çocuklarımızın sahnedeki özgüvenli duruşu ve sergiledikleri performans gerçekten gurur verici. Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın sanata ilgi duyması, böyle güzel çalışmaları büyük bir özveri ve tutkuyla ortaya koymaları bizleri son derece mutlu ediyor. Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi çatısı altında, çocuklarımız ve gençlerimiz için birçok farklı alanda eğitimler ve etkinlikler düzenliyoruz. Onların sosyal, kültürel ve sanatsal yönden kendilerini geliştirebilmeleri adına pek çok projeyi hayata geçiriyoruz. ‘Paldır Güldür Şov’ da bu çalışmalarımızın güzel örneklerinden biri. Bu vesileyle, sahneledikleri keyifli ve başarılı performans dolayısıyla tüm çocuklarımızı ve onları büyük bir özveriyle yetiştiren alanında uzman eğitmenlerimizi tebrik ediyorum" dedi.
Kütahya’da "Şalvarını Al Gel" etkinliğiyle geleneksel giyim kültürü yeniden canlandı
08 Şubat 2026 Pazar - 10:24 Kütahya’da "Şalvarını Al Gel" etkinliğiyle geleneksel giyim kültürü yeniden canlandı Kütahya’da düzenlenen "Şalvarını Al Gel" etkinliği, kentin gündelik yaşamdan düğünlere uzanan geleneksel giyim kültürünü yeniden hatırlattı. Kadınların yoğun katılım gösterdiği programda, şalvar yalnızca bir kıyafet olarak değil, bir yaşam biçimi olarak ele alındı. Etkinlik boyunca Kütahya’ya özgü şalvarlar farklı model ve kesimleriyle sergilendi. Geçmişte tarlada, sokakta ve düğünlerde kullanılan şalvarların kesim özellikleri, kumaş yapıları ve kullanım amaçları katılımcılarla paylaşıldı. Defilede yer alan şalvarların, Kütahya’da kuşaktan kuşağa aktarılan el işi kültürünün izlerini taşıdığı vurgulandı. Programda ayrıca kentin düğün geleneğinde önemli yer tutan Tefebaşı, Pullu, Dizibağlı, Çatkılı, Eğrimli ve Dallı kıyafetler tanıtıldı. Bu kıyafetlerde kullanılan sırma işlemeler, renk tercihleri ve süsleme detayları, geçmişte düğünlerin sosyal statü ve aile yapısını nasıl yansıttığını ortaya koydu. Etkinlik, yalnızca görsel bir sunumla sınırlı kalmadı. Yöresel oyunlar oynandı, Kütahya türkülerine eşlik edildi. Katılımcılar, şalvarın hangi yaşlarda ve hangi törenlerde kullanıldığına ilişkin kültürel anlatımları dinleme fırsatı buldu. Bu yönüyle program, bir defileden çok kültürel bir anlatı niteliği taşıdı. Programda Kütahya mutfağının sevilen lezzetlerinden cimcik mantısı da katılımcılara ikram edildi. Gün boyu süren etkinlikte, kentin giyim, müzik ve mutfak kültürü bir arada sunularak geçmiş ile bugün arasında kültürel bir bağ kuruldu. Şalvar Gecesi, emekli öğretmen Ayşe Gültekin öncülüğünde; Aygül Gezer, Ayşe Kaçan, Zübeyde Çığcı ve Müjgan Gültekin tarafından organize edildi. Katılımcılar, benzer kültürel etkinliklerin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.