KÜLTÜR SANAT
Merkezefendi’de 8 Mart dolu dolu geçecek 04 Mart 2026 Çarşamba - 14:26:08 Merkezefendi Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde düzenlediği etkinliklerle kadınların toplumsal yaşamda üstlendiği role dikkat çekecek. Etkinlikler, Merkezefendi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan etkinlikler için Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel düzenleyeceğimiz etkinliklerimize tüm hemşerilerimiz davetlidir" dedi. Merkezefendi Belediyesi kültür ve sanat etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Merkezefendi Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek olan etkinliklerde 7 Mart Cumartesi günü saat 14.00’te Gazeteci Tuluhan Tekelioğlu, "Yapabilirsin, Kadın Varsa İmkansız Yoktur" başlıklı söyleşi ve belgesel gösterimi ile vatandaşlarla buluşacak. Programda kadınların başarı hikâyelerine ve ilham veren yaşam öyküleri anlatılacak. 8 Mart Pazar günü saat 16.00’da Türk Kadınlar Konseyi Derneği Ayşe Kaygın’ın "Varoluş Sergisi" sanatseverlerin ziyaretine açılacak. Sergi, 8-18 Mart tarihleri arasında ziyarete açık olacak. Aynı gün saat 20.00’de ise Denizli Kadın Platformu tarafından sahnelenecek olan "Kadınlık Bizde Kalsın" adlı tiyatro oyunu, Merkezefendi Kültür Merkezi Servergazi Salonu’nda izleyiciyle buluşacak. "Kadınlarımızın her zaman arkasındayız" Her zaman kadınların yanında olduğunu belirten Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenecek programlara ilişkin yaptığı açıklamada, "Kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik hayattaki varlığını güçlendirmek ve emeklerini görünür kılmak amacıyla gerçekleştireceğimiz etkinliklerimize tüm hemşerilerimizi davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:25 Bilgehanelerin "5. Değerlerle Ramazan Bilgi ve Kültür Yarışması" sona erdi Konya Büyükşehir Belediyesi çatısı altında faaliyet yürüten Bilgehanelerde "5. Geleneksel Değerlerle Ramazan Bilgi ve Kültür Yarışması" final etabıyla sona erdi. Bilgehanede eğitim alan öğrencilerde Ramazan şuurunun pekiştirilmesi; dini, kültürel ve tarihi bilgi birikimlerine katkı sağlanması hedefiyle gerçekleştirilen yarışmanın final etabı Selçuklu Kongre Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Yarışmada kızlar kategorisinde Süleyman Şah, Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan Selim ve Seyyid Harun Veli; erkekler kategorisinde ise Konevi, Cemil Meriç, Lala Mustafa Paşa ve Nizamülmülk Bilgehanesi finale kalmaya hak kazandı. Kızların ve erkeklerin ayrı yarıştığı ve büyük heyecanın yaşandığı yarışmada finale kalan öğrenciler bütün bilgi birikimlerini sergiledi. Yarışmanın final etabında, soru-cevap uygulamaları ve sahne performansları gerçekleştirildi. Birincilerin tablet, ikincilerin bisiklet, üçüncülerin kulak üstü kulaklık, dördüncülerin ise akıllı saat kazandığı yarışma sonunda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Atabey Gençlik Projesi çatısı altında şehrin çocuklarına hizmet veren Bilgehaneler, 4. Sınıftan 8. Sınıfa kadar öğrencilere milli-manevi eğitimler, ders destek programları, atölye ve etkinlikler düzenliyor. Ayrıca 4. Sınıflara Hafızlık Hazırlık Programı ve 8. Sınıflara LGS Hazırlık Programı ile de öğrencileri geleceğe hazırlıyor.
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:50 Çuval parasıyla kurulan miras, kitap ve sanatla yaşayacak Manisa’da 1937 yılında temeli atılan ve üzüm üreticilerinin sattığı çuval başına alınan 5 kuruşluk bağışlarla tamamlanan 89 yıllık tarihi "Kitapsaray" binasının geleceğiyle ilgili yürütülen çalışmalarda yeni bir aşamaya gelindi. Yeni kütüphanenin hizmete girmesinin ardından bir süredir boş kalan binanın deprem dayanıklılık analizleri tamamlanırken, tarihi yapının aslına uygun restorasyonla gençlere ve çocuklara yönelik kitap, kültür ve sanat odaklı bir merkez olarak şehre yeniden kazandırılması hedefleniyor. Manisa’nın sembol yapılarından biri olan Kitapsaray binasının hikayesi, toplumsal bir dayanışma örneğine dayanıyor. 1936 yılında dönemin "İmarcı Valisi" Dr. Lütfi Kırdar başkanlığında kurulan Manisa Kitapsaray Kurumu, şehre modern bir kütüphane kazandırmak için kolları sıvadı. O dönemde Manisa Ticaret Borsası’nda satılan her üzüm çuvalından alınan 5 kuruşluk bağışlar ve hayırseverlerin katkılarıyla toplanan 20 bin lira ile binanın yapımı 1945 yılında tamamlandı. Yapı, Manisalıların kültüre verdiği değerin bir nişanesi olarak yükseldi. Savaş yıllarında ‘Askeri Hastane’ oldu İkinci Dünya Savaşı’nın zorlu yıllarında kapılarını kütüphane olarak açmaya hazırlanan bina, cephe gerisindeki stratejik önemi nedeniyle 1940-1944 yılları arasında "Askeri Hastane" olarak kullanıldı. Savaşın etkilerinin azalmasıyla birlikte 23 Nisan 1945 tarihinde Vali Ali Rıza Çevik’in katıldığı törenle asıl kimliğine kavuşan Kitapsaray, on binlerce esere ev sahipliği yaparken kuşaklar boyu kitapseverlerin buluşma noktası oldu. Deprem analizi tamamlandı, onay bekleniyor Bir süredir boş durması nedeniyle bakımsızlık endişesiyle gündeme gelen tarihi yapı için yetkililerden edinilen bilgiye göre, deprem dayanıklılık analizi süreci tamamlandı. Yapılan incelemelerde binanın güçlendirilmesi gerektiği tespit edilirken; hazırlanan restorasyon projeleri ve maliyet çizelgeleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunuldu. Bakanlık’tan gelecek cevaba istinaden, 2026 yılı sonuna doğru güçlendirme ve restorasyon çalışmalarının başlatılması planlanıyor. Kitap, kültür ve sanatla yeniden hayat bulacak Tapu kayıtlarında yer alan "Kütüphaneden gayri hiçbir surette kullanılmamak kaydıyla" şerhine sadık kalınarak planlanan proje kapsamında bina, restorasyonun ardından yine "Kitapsaray" ismiyle hizmet verecek. Özellikle gençlerin ve çocukların kitapla buluşacağı, kültür ve sanat faaliyetleriyle uğraşacağı bir merkez haline getirilecek olan yapı, tarihi dokusu korunarak modernize edilecek. Merkez, Manisa’nın kültürel mirasını yeni nesillere aktaran yaşayan bir mekan olacak.
Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 12:30 Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. "Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz" Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ’Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ’yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz" diye konuştu. "Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık" Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu. "Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım" Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ’kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ’ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:50 Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ‘Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ‘yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz." diye konuştu. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ‘kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ‘ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
Kahramanmaraş’ın 106. kurtuluş yıldönümü coşkuyla kutlanacak
08 Şubat 2026 Pazar - 11:49 Kahramanmaraş’ın 106. kurtuluş yıldönümü coşkuyla kutlanacak Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi ve paydaş kurumlar iş birliğiyle 10-12 Şubat tarihleri arasında sergi, anma törenleri, konferans, kortej yürüyüşü ve mehteran konseri gibi birçok etkinlik düzenlenecek. Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü, bu yıl da büyük bir coşku ve gururla kutlanacak. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, valilik ve paydaş kurumların iş birliğiyle düzenlenecek etkinlikler, şehrin özgürlük mücadelesini bir kez daha hatırlatacak. 10 - 12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek çeşitli programlarda; konferanslar, sergiler, kortej yürüyüşleri ve mehteran konserleriyle vatandaşlar tarihi destanı yeniden yaşayacak. Şehrin dört bir yanında düzenlenecek etkinliklerde ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ teması, Kahramanmaraş’ın bağımsızlık ruhunu ve özgürlük kararlılığını yansıtacak. Etkinlik takvimi kapsamında 10 Şubat Salı günü saat 10.00’da Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde 22 gün 22 gece süren tarihi mirasın gelecek nesillere aktarılması için ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ temalı konferans düzenlenecek. Konferansta, Doç. Dr. Mustafa Edip Çelik, Araştırmacı-Yazar Mehmet Işık ve Şevki Karabekiroğlu, Maraş halkının özgürlük ve bağımsızlık ruhunu anlatacak. 11 Şubat Çarşamba günü, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımının katılımıyla Kurtuluş Korteji Yürüyüşü Programı ve Konser etkinliği ile şehrin bağımsızlık ruhu meydanlara taşınacak. Şehir protokolünün de katlımı ile saat 20.00’de, 12 Şubat Parkından Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezine kadar kortej yürüyüşü düzenlenecek. Yürüyüş sonrası ise mehteran konseri düzenlenecek. Yürüyüş boyunca vatandaşlar ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle kurtuluş coşkusuna ortak olacak. Maraş’ın kurtuluş mücadelesinde simge isimlerden biri olan Senem Ayşe’nin öncülüğünde kadınların cephede ve cephe gerisinde üstlendiği görevler, 11 Şubat Çarşamba günü saat 13.00’da Piazza AVM’de düzenlenecek ’Kadın Oradaydı’ temalı sergi ile kurtuluş ruhunu kadınların cesaretiyle buluşturarak, şehrin kahramanlık mirasını yeniden yaşatacak. Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü kutlamaları, 12 Şubat Perşembe günü gerçekleştirilecek törenlerle coşkunun doruğa çıkacağı bir final olacak. Saat 10.45’de başlayacak olan ve Trabzon Caddesi ile Valilik Meydanı arasında gerçekleştirilecek programlarda; İstiklal Madalyasının Şanlı Türk Bayrağına takılması, Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve dua, ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ adlı kısa film gösterisi, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımı Konseri, protokol konuşmaları, 12 Şubat Kurtuluş Destanı Tiyatro Gösterisi, Garnizon Komutanlığı Zeybek Gösterisi, Jandarma Genel Komutanlığı Tüfekli Hareketler Gösterisi ve geçit töreni ile 106 yıl önce olduğu gibi bugün de özgürlüğün ve bağımsızlığın sembolü olarak, kurtuluş destanını coşku ve gururla kutlanacak. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, düzenlenecek etkinliklere tüm vatandaşların davetli olduğu belirtildi.
Kırgız aksakallıları otağ çadırında geçmişi yâd ediyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:25 Kırgız aksakallıları otağ çadırında geçmişi yâd ediyor Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültürlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla otağ çadırında bir araya geliyor. İlçede kurulan Kırgız otağında buluşan aksakallılar, geçmiş günleri yâd ederken genç kuşaklara kültürlerini anlatıyor. Yenifakılı’da yaşayan Kırgızlar, Pamir Yaylası’ndan başlayıp Pakistan üzerinden Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini otağ çadırında yapılan sohbetlerle paylaşıyor. Kırgız kültürünün simgelerinden biri olan otağ çadırında bir araya gelen yaşlılar, hem hatıralarını tazeliyor hem de kültürel değerleri yeni nesillere aktarıyor. "Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık" Kırgız aksakallılarından Abdulhakim Galip, Türkiye’ye geliş süreçlerini anlatarak yaşadıkları göç yolculuğunu şu sözlerle dile getirdi: "Biz Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık. Pakistan’a geldik. Pakistan’da da 2 sene kaldık. Orada da Allah’a razı olsun, Pakistan devleti de bize iyi baktı, iyi yaşadık. Ondan sonra biz Türkiye’ye bir tane dilekçe yazdık. Amerika’ya bir tane dilekçe yazdık. Bizim liderimiz Hacı Rahman Kul Han var idi. Onun liderliğinde bir gün bize haber geldi. İslamabad’a büyükelçiliğe çağırmış. Büyükelçiliğe gitmiş. Amerika’nın büyükelçiliğine gitse biz sizi kabul ettik. Alaska’ya götüreceğiz. Kabul oldunuz demiş." "Müslüman devlet ana vatanımız Türkiye’ye gidelim dedik" Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da kabul edildiklerini ifade eden Galip, "Bize de telefon geldi. ’Siz Türkiye’ye mi Amerika’ya mı gideceksiniz’ diye sordular. Sonra aksakallar ve biz de toplandık. 5-10 kişi aksakallı vardı. Toplandık, dedik ki biz Müslüman devlet, ana vatanımız Türkiye’ye gidelim. Müslümanız, Amerika’ya gitsek çoluk çocuk ne olur ne olmaz diye biz karar verdik. Biz de o liderimize böyle haber verdik. Türkiye’yi kabul ettik. Biz de yazdırdık, çizdirdik. Allah razı olsun. Bizi de Türkiye getirdi. Biz geldiğimizde bir zahmet çekmedik. Allah razı olsun. Karagündüz dediğin yere yerleştirdi. Ondan sonra size yağ yaparız diye Erciş ilçesi Altındağ’a yerleştirdi. Orada iki kat ev yaptı. Aldı hayvan evi. Üstü de kendimiz oturacak yerimiz. Ondan sonra Allah’a çok şükür nüfusumuz çoğaldı. Bir zarar Türkiye’den görmedik. Her tarafa iş bulduk. Çocuklar, gençler her tarafa gitti İstanbul’da, Ankara’da. Allah’a şükür 4 binden fazla nüfusumuz oldu. O zaman geldiğimiz zamanda bin 780 nüfusumuz vardı" dedi. Kırgız aksakallılarından Ahmethan Timur ise otağ çadırının Kırgız kültüründeki yerini anlatarak şunları söyledi: "Buraya Kırgız otağı diyoruz. Kırgız memleketimizde aynı bu evde yaşıyorduk. Buraya geldik şimdi odalı daire yaşıyoruz. Pamir’de aynı bu otağda oturuyorduk. Kırgızca aksakallarımız vardı. Burada sohbet ettik. Burada ortada ateş yakıp burada yaşıyorduk. Şimdi de 20-30 tane Kırgız burada oturuyoruz Yenifakılı’da. Bazen toplanıp geliyoruz. Kırgız evinde oturup birbirimizle sohbet ediyoruz, istişare ediyoruz." Yenifakılı’da kurulan otağ çadırı, Kırgız Türklerinin kültürel mirasını yaşatırken, genç kuşakların tarihlerini ve geleneklerini öğrenmesine de katkı sağlıyor.
Kırgız Ak Sakallıları otağ çadırında geçmişi yad ediyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:04 Kırgız Ak Sakallıları otağ çadırında geçmişi yad ediyor Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültürlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla otağ çadırında bir araya geliyor. İlçede kurulan Kırgız otağında buluşan Ak Sakallılar, geçmiş günleri yad ederken genç kuşaklara kültürlerini anlatıyor. Yenifakılı’da yaşayan Kırgızlar, Pamir Yaylası’ndan başlayıp Pakistan üzerinden Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini otağ çadırında yapılan sohbetlerle paylaşıyor. Kırgız kültürünün simgelerinden biri olan otağ çadırında bir araya gelen yaşlılar, hem hatıralarını tazeliyor hem de kültürel değerleri yeni nesillere aktarıyor. "Pamir yaylasından 28 yaşında kaçtık" Kırgız Ak Sakallılarından Abdulhakim Galip, Türkiye’ye geliş süreçlerini anlatarak yaşadıkları göç yolculuğunu şu sözlerle dile getirdi: "Biz Pamir yaylasından 28 yaşında kaçtık. Pakistan’a geldik. Pakistan’da da 2 sene kaldık. Orada da Allah’a razı olsun, Pakistan devleti de bize iyi baktı, iyi yaşadık. Ondan sonra biz Türkiye’ye bir tane dilekçe yazdık. Amerika’ya bir tane dilekçe yazdık. Bizim liderimiz Hacı Rahman Kul Han var idi. Onun liderliğinde bir gün bize haber geldi. İslamabad’a büyük elçiliğe çağırmış. Büyük elçiliğe gitmiş. Amerika’nın büyük elçiliğine gitse biz sizi kabul ettik. Alaska’ya götüreceğiz. Kabul oldunuz demiş." "Müslüman devlet ana vatanımız Türkiye’ye gidelim dedik" Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da kabul edildiklerini ifade eden Galip, "Bize de telefon geldi. Siz Türkiye’ye mi, Amerika’ya gideceksiniz diye sordular. Sonra aksakallar ve biz de toplandık. 5-10 kişi aksakallı vardı. Toplandık, dedik ki biz Müslüman devlet, ana vatanımız, Türkiye’ye gidelim. Müslümanız Amerika’ya gitsek çoluk çocuk ne olur ne olmaz diye biz karar verdik. Biz de o liderimiz böyle haber verdik. Türkiye’ni kabul ettik. Biz de yazdırdık, çizdirdik. Allah razı olsun. Bizi de Türkiye getirdi. Biz geldiğimizde bir zahmet çekmedik. Biz yine baktı iyi Allah razı olsun. Kara gündüz dediğin yere yerleştirdi. Ondan sonra size yağ yaparız diye Erciş ilçesi Altındağ’a yerleştirdi. Orada iki kat ev yaptı. Aldı hayvan evi. Üstü de kendimiz oturacak yerimiz. Ondan sonra Allah’a çok şükür nüfusumuz çoğaldı. Bir zarar Türkiye’den görmedik. Her tarafa iş bulduk. Çocuklar, gençler her tarafa gitti İstanbul’da, Ankara’da. Allah’a şükür 4 binden fazla nüfusumuz oldu. O zaman geldiğimiz zamanda bin 780 nüfusumuz vardı" dedi. Kırgız Ak Sakallılarından Ahmethan Timur ise otağ çadırının Kırgız kültüründeki yerini anlatarak şunları söyledi: "Buraya Kırgız otağı diyoruz. Kırgızca memleketimizde aynı bu evde yaşıyorduk. Burada geldik şimdi odalı daire yaşıyoruz. Pamir’de aynı bu otağda oturuyorduk. Kırgızca aksakallarımız vardı. Burada sohbet ettik. Burada ortada ateş yakıp burada yaşıyorduk. Şimdi de 20-30 tane Kırgız burada oturuyoruz Yenifakılı’da. Bazen toplanıp geliyoruz. Kırgız evinde oturup birbirimizle sohbet ediyoruz, istişare ediyoruz." Yenifakılı’da kurulan otağ çadırı, Kırgız Türklerinin kültürel mirasını yaşatırken, genç kuşakların tarihlerini ve geleneklerini öğrenmesine de katkı sağlıyor.
Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi Çocuk Tiyatro Topluluğundan eğlence dolu tiyatro gösterisi
08 Şubat 2026 Pazar - 10:47 Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi Çocuk Tiyatro Topluluğundan eğlence dolu tiyatro gösterisi Konya’nın merkez Selçuklu ilçe Belediyesi Sanat Akademisi Çocuk Tiyatro Topluluğu tarafından hazırlanan "Paldır Güldür Şov 8" tiyatro oyunu seyirci ile buluştu. Minik oyuncuların sahne performanslarıyla büyük beğeni toplayan oyun, izleyenlere kahkaha dolu anlar yaşattı. Selçuklu Belediyesi’nin, şehrin kültür ve sanat hayatına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi, verdiği eğitimlerle pek çok yeteneğin keşfedilmesine imkan sağlıyor. Akademi bünyesinde eğitim alan Çocuk Tiyatro Topluluğu da sahneledikleri oyunlarla hem eğlendiriyor hem de yeteneklerini sergiliyor. Bu kapsamda "Paldır Güldür Şov" isimli tiyatro oyunu, Selçuklu Kongre Merkezi’nde 8. kez seyirciyle buluşarak izleyenlere keyifli anlar yaşattı. İzleyicilerden büyük beğeni toplayan gösteri, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sanat Akademisi’nde eğitim alan çocukların uzun soluklu çalışmalarının ürünü olan oyun; eğlenceli skeçleri ve verdiği anlamlı mesajlarla dikkat çekti. Ailelerin yoğun ilgi gösterdiği programda, çocukların sergilediği özgüven ve sahne performansı izleyicilerden tam not aldı. "Sanatla büyüyen çocuklarımızın başarısı hepimiz için büyük bir gurur" Selçuklu Belediyesi olarak çocukların kültür ve sanatla iç içe büyümesine büyük önem verdiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Çocuklarımızın sahnedeki özgüvenli duruşu ve sergiledikleri performans gerçekten gurur verici. Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın sanata ilgi duyması, böyle güzel çalışmaları büyük bir özveri ve tutkuyla ortaya koymaları bizleri son derece mutlu ediyor. Selçuklu Belediyesi Sanat Akademisi çatısı altında, çocuklarımız ve gençlerimiz için birçok farklı alanda eğitimler ve etkinlikler düzenliyoruz. Onların sosyal, kültürel ve sanatsal yönden kendilerini geliştirebilmeleri adına pek çok projeyi hayata geçiriyoruz. ‘Paldır Güldür Şov’ da bu çalışmalarımızın güzel örneklerinden biri. Bu vesileyle, sahneledikleri keyifli ve başarılı performans dolayısıyla tüm çocuklarımızı ve onları büyük bir özveriyle yetiştiren alanında uzman eğitmenlerimizi tebrik ediyorum" dedi.
Kütahya’da "Şalvarını Al Gel" etkinliğiyle geleneksel giyim kültürü yeniden canlandı
08 Şubat 2026 Pazar - 10:24 Kütahya’da "Şalvarını Al Gel" etkinliğiyle geleneksel giyim kültürü yeniden canlandı Kütahya’da düzenlenen "Şalvarını Al Gel" etkinliği, kentin gündelik yaşamdan düğünlere uzanan geleneksel giyim kültürünü yeniden hatırlattı. Kadınların yoğun katılım gösterdiği programda, şalvar yalnızca bir kıyafet olarak değil, bir yaşam biçimi olarak ele alındı. Etkinlik boyunca Kütahya’ya özgü şalvarlar farklı model ve kesimleriyle sergilendi. Geçmişte tarlada, sokakta ve düğünlerde kullanılan şalvarların kesim özellikleri, kumaş yapıları ve kullanım amaçları katılımcılarla paylaşıldı. Defilede yer alan şalvarların, Kütahya’da kuşaktan kuşağa aktarılan el işi kültürünün izlerini taşıdığı vurgulandı. Programda ayrıca kentin düğün geleneğinde önemli yer tutan Tefebaşı, Pullu, Dizibağlı, Çatkılı, Eğrimli ve Dallı kıyafetler tanıtıldı. Bu kıyafetlerde kullanılan sırma işlemeler, renk tercihleri ve süsleme detayları, geçmişte düğünlerin sosyal statü ve aile yapısını nasıl yansıttığını ortaya koydu. Etkinlik, yalnızca görsel bir sunumla sınırlı kalmadı. Yöresel oyunlar oynandı, Kütahya türkülerine eşlik edildi. Katılımcılar, şalvarın hangi yaşlarda ve hangi törenlerde kullanıldığına ilişkin kültürel anlatımları dinleme fırsatı buldu. Bu yönüyle program, bir defileden çok kültürel bir anlatı niteliği taşıdı. Programda Kütahya mutfağının sevilen lezzetlerinden cimcik mantısı da katılımcılara ikram edildi. Gün boyu süren etkinlikte, kentin giyim, müzik ve mutfak kültürü bir arada sunularak geçmiş ile bugün arasında kültürel bir bağ kuruldu. Şalvar Gecesi, emekli öğretmen Ayşe Gültekin öncülüğünde; Aygül Gezer, Ayşe Kaçan, Zübeyde Çığcı ve Müjgan Gültekin tarafından organize edildi. Katılımcılar, benzer kültürel etkinliklerin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Talas’ın toprağından sahneye 20 yeni yetenek
08 Şubat 2026 Pazar - 10:05 Talas’ın toprağından sahneye 20 yeni yetenek Talas Belediyesi’nin kültür ve sanat alanındaki vizyon projelerinden biri olan Karadut Tiyatrosu, Temel Oyunculuk Eğitimi kapsamında düzenlediği oyuncu seçmelerinin ilk etabını tamamladı. Sahneye gönül veren adayların yoğun ilgi gösterdiği seçmelerde, yetenekler jüri karşısında kendilerini ifade etme imkânı buldu. Talas Belediyesi Espor ve İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen seçmelerde adaylar; metin okuma, doğaçlama ve sahne duruşu gibi başlıklarda değerlendirildi. Titizlikle yürütülen değerlendirmeler sonucunda 20 kişi Temel Oyunculuk Eğitimi’ne katılmaya hak kazandı. Adını Talas topraklarında yetişen ve ilçenin doğal simgelerinden biri olan karadut meyvesinden alan Karadut Tiyatrosu, yerel değerlerden beslenen sanat anlayışıyla dikkat çekiyor. Köklerini bu topraklardan alan bu yaklaşım, sahne sanatlarını Talas’ın kültürel kimliğiyle buluşturmayı amaçlıyor. "Talas’ın değerleriyle besleniyor" Seçmelerle ilgili değerlendirmede bulunan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, sanatı şehir yaşamının vazgeçilmez bir parçası olarak gördüklerini belirterek, "Kültür ve sanat, bir şehrin ruhunu diri tutar. Karadut Tiyatromuz, Talas’ın değerlerinden beslenen yapısıyla hemşehrilerimize kendilerini ifade edebilecekleri güçlü bir alan sunuyor" dedi. Yeni seçmeler sürüyor İlk etap seçmelerinin ardından Karadut Tiyatrosu’nun oyuncu kadrosunu genişletmek amacıyla önümüzdeki süreçte yeni seçmelerin de yapılacağı bildirildi. Böylece tiyatroya ilgi duyan daha fazla vatandaşın bu sürece dâhil olması hedefleniyor. Başvuru ve detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, (0352) 437 10 26 numaralı telefondan mesai saatleri içerisinde yetkililerle iletişime geçebilecek. Talas Belediyesi, Karadut Tiyatrosu aracılığıyla yerel değerleri sanatla buluşturmaya, genç yetenekleri desteklemeye ve ilçenin kültürel hayatına kalıcı katkılar sunmaya devam ediyor.
Öğrenciler Anavarza’da zeybek oynadı
08 Şubat 2026 Pazar - 09:22 Öğrenciler Anavarza’da zeybek oynadı Adanalı öğrenciler, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Anavarza Antik Kenti’nde Türk ve Azerbaycan bayraklarını açarak zeybek oynadı. Anavarza Kalesi eteklerinde ve ilçedeki tarihi mekânlarda sergilenen gösterilerle gençler, öz kültür ile tarihi bir araya getirerek geleceğe iz bırakmak istediklerini ifade etti. İmamoğlu Cumhuriyet Ortaokulu öğrencilerinden oluşan "Cumhuriyetin Efeleri" grubu, Kozan’ın tarihi mekânlarında gerçekleştirdikleri zeybek gösterileriyle tarih ve kültürü buluşturdu. Genç efeler, asırlık kalelerden, tarihi camilere kadar Adana’nın kültürel mirasını zeybek kültürüyle harmanladı. Zeybek ekibi, Kozan Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen "Kültür Turu" kapsamında ilk olarak Kozan’ın simge yapılarından Tarihi Hurmalı Konak’ta gösteri sundu. Ardından 6 asırlık Hoşkadem Camii ile Şehit Kaymakam Saimbey kabrini ziyaret eden öğrenciler, dua etti. Gençler daha sonra, Efes’in yaklaşık yedi katı büyüklüğünde olduğu belirtilen ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Anavarza Antik Kenti’nde, dünyanın ilk duble yolu olarak bilinen alanda Türk ve Azerbaycan bayraklarını açarak zeybek oynadı. Binlerce yıllık sütunlar ve surlar arasında sergilenen gösteri, geçmiş ile günümüz arasında kültürel bir köprü oluşturdu. Öğrencilerden Gani Obuz, "Türk kültürünü ve tarihimizi gelecek nesillere aktarmak için zeybek oynadık" dedi. Miraç Gündüz ise, "Tarihimizi ve kültürümüzü bir araya getirmek için öz kültürümüz olan zeybeği oynamak üzere Kozan’a geldik" diye konuştu. Halk oyunları öğretmeni Mücahit Atasoy da halk oyunlarıyla bölgenin tarihi ve kültürel değerlerini tanıtmayı ve geleceğe iz bırakmayı amaçladıklarını belirterek, "Anavarza gibi tarihi bir mekânda kendi kültürümüzü temsil ettik. Bu imkânı sağlayan Kozan Belediye Başkanımız Mustafa Atlı’ya ve okul müdürümüz İsmail Şenyuva’ya teşekkür ediyorum" dedi. Başkan Atlı’dan gençlere davet Etkinlik sonrası öğrencilerle bir araya gelen Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, sergilenen performansı takdir ederek, "Yaptığınız bu çalışmalar kültürümüzü yaşatmak adına çok kıymetli. Sizleri gönülden tebrik ediyorum. Bir sonraki gösteride Kozan Kalesi’nde birlikte oynayalım" diye konuştu.
Ulalı Bayramî Mürşidi Hüsâm Efendi’nin gerçek kimliği ve dîvânı ilk kez yayınlandı
08 Şubat 2026 Pazar - 09:05 Ulalı Bayramî Mürşidi Hüsâm Efendi’nin gerçek kimliği ve dîvânı ilk kez yayınlandı Muğla’nın Ula ilçesinde büyük mutasavvıf Bayrâmî Şeyhi Muabbir Hüsâm Efendi’nin kimliği, silsilesi, şiirleri, yetiştirdiği öğrencileri ve etkisi 450 sene sonra ilk kez bilimsel olarak kaleme alındı. Hacı Bayram-ı Velî’nin, Akşemseddîn ve Akhisarlı Mecdüddin İsâ Efendi’nin silsilesinden yetişen Muabbir Hüsâm Efendi’nin hayatını ve şiirlerini içeren çalışma pek çok bilinmezi de aydınlığa çıkardı. Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden edebiyat ve tasavvuf tarihçisi Dr. Mustafa Tatcı’nın uzun süren araştırmaları sonunda yazdığı eser ’Bayrâmî Şeyhi Ulalı Hüsâm Efendi ve Mehmed Şâfiî’nin Hayatı-İlâhîleri’ ismini taşıyor. Yanlış atıflar düzeltildi: 450 yıllık yanılgı aydınlandı Kitabı hazırlayan Dr. Mustafa Tatçı, çalışmayla ilgili olarak şunları söyledi: "Yıllardır Hüsâm Efendi’nin adı, Pîr Hüsâmeddîn-i Uşşâkî ve oğlu Mehmed Şâfi‘î ile karıştırılıyor, hatta ona ait olmayan eserler Hüsâm mahlaslı başka kişiler adına yayımlanıyordu. Yeni çalışma; yazmalar, kitâbeler, menâkıbnâmeler ve silsilenâmeler üzerinden yapılan karşılaştırmalarla bu büyük yanılgıyı kesin biçimde ortadan kaldırdı. Bu çalışmada Hüsâm Efendi’nin Gelibolu’da başlayan Akhisar, Mısır, Hicaz, İstanbul ve nihayet Menteşe/Ula’da devam eden ilginç hayat hikâyesi ile Divan-ı İlahiyatı bulunmaktadır. Eserde ayrıca Hüsâm Efendi’nin oğlu Şâfiî’nin de bilinmeyen hayatıyla şiirlerine yer verilmektedir. Hüsam Efendi tasavvuf tarihinde olduğu kadar edebiyat tarihinde de adından söz edilmesi gereken önemli bir mutasavvıf şairdir. O, şiirleriyle Yunus Emre mektebine mensup bir şairdir. Onun divanı Yunus’un, Hacı Bayram-ı Velî’nin, Akşemseddîn, İbrahim Tennurî, İbrahim Gülşenî ve Dede Ömer Ruşenî’nin bir devamı niteliğindedir." Ula’da bir gönül ocağı: Anadolu’nun unutulmuş irfan havzası Şeyh Hüsam Efendi’nin ’Ula’da bir gönül ocağı, Anadolu’nun unutulmuş irfan havzası’ olduğuna işaret eden Dr. Tatçı, "Vâhib Ümmî’nin Elmalı’da, Merkez Efendi’nin İstanbul’da, Şabân-ı Velî’nin Kastamonu’da gönüller uyandırdığı dönemde Şeyh Hüsâm Efendi Ula’da bir irfân ocağı kurdu. Burada yetiştirdiği onlarca gönül ehlini başta Menteşe çevresi olmak üzere, Adalara, Ege, Marmara ve İç Anadolu’ya ve hatta Kırım’a gönderdi. Evliya Çelebi 1671’de Ula’ya ziyaretinde Hüsâm Efendi’nin hatırasının elan canlı olduğunu anlattıktan sonra bu büyük gönül için ’Din deryâsının dalgıcı, yakîn incisi Hazret-i Şeyh Hüsâmeddîn’ nitelemesinde bulunur" dedi. Kitabın hazırlanışı ve işlevi Anadolu’nun unutulan bir Pîr’inin 450 yıl sonra yeniden hatırlanacağına dikkat çeken Dr. Tatçı, kitabın kültür ve irfan tarihimizle ilgili olarak da şunları söyledi: "Yeni kitap çalışması, sadece bir dîvân yayını değil; Anadolu tasavvuf tarihinin boş kalmış bir kısmını yeniden inşa eden kapsamlı bir keşif niteliği taşıyor. Ula ve Menteşe çevresinde yüzyıllarca yaşamış büyük bir irfan geleneğinin gerçek kurucusu yeniden hatırlanacak hale geldi. Eser, hem kültür tarihçileri hem tasavvuf akademisyenleri, hem de yerel tarih araştırmacıları tarafından ’Menteşe-Ula irfan havzasının merkezi’ olarak değerlendiriliyor. Gelibolu’da doğup Akhisar’da pişen, Mısır ve Mekke’de olgunlaşan, Ula’da bir irfan ocağı kuran bu büyük pîrin sesi nihayet yeniden duyuluyor. Ulalı Hüsam Efendi, sadece bir mutasavvıf değil; Anadolu irfanının kayıp halkasını tamamlayan bir büyük pirdir. Şimdi, dört yüz elli yıl sonra, onun dîvânı, silsilesi, şahsiyeti ve mirası nihayet doğru isimlerle, doğru kaynaklarla gün yüzüne çıkıyor." Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Muğla İl Temsilcisi Prof. Dr. Namık Açıkgöz, "Dr. Mustafa Tatçı’nın bu çalışması, yöremizin kültürel zenginliklerine çok önemli bir katkıdır. Biz TYB Muğla İl Temsilciliği ve Metinbilim Enstitüsü Derneği olarak her türlü toplantıyı gerçekleştirmeye hazırız" dedi.