KÜLTÜR SANAT
28 Mayıs 2026 Perşembe - 17:03 Zeugma Mozaik Müzesi bayramda ziyaretçi akınına uğradı Gaziantep’teki Zeugma Mozaik Müzesi Kurban Bayramı tatilinin 6’ncı gününde yaklaşık 30 bin ziyaretçiyi ağırladı. Bayram tatili boyunca ise toplam 50 bin ziyaretçinin müzeyi ziyaret etmesinin hedeflendiği belirtildi. Kurban Bayramı tatilini fırsat bilerek Gaziantep’e gelen yerli ve yabancı turistler, dünyanın en büyük mozaik müzeleri arasında yer alan Zeugma Mozaik Müzesi’ne yoğun ilgi gösteriyor. Kültür, tarih ve müzeler şehri olarak öne çıkan Gaziantep’te, başta "Çingene Kızı" mozaiği olmak üzere Mars Heykeli, Roma dönemine ait çeşmeler, hamam kalıntıları ve Fırat Nehri kıyısındaki villalardan çıkarılan eşsiz mozaikleri görmek isteyen yerli ve yabancı turistler, Kurban Bayramı’nda müzeye akın etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde hizmet veren ve "Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"ne layık görülen Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep’i ziyaret eden turistlerin en çok tercih ettiği kültürel mekanlardan biri oldu. Bayram tatilinin başlamasıyla birlikte müzede yoğunluk yaşanırken, ziyaretçiler tarihi eserleri yakından inceleme fırsatı buldu. Roma dönemine ait mozaikler ve tarihi kalıntılar karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen turistler, özellikle "Çingene Kızı" mozaiği ile Mars Heykeli’ne büyük ilgi gösterdi. 50 bin ziyaretçi hedefleniyor 1 Ocak’tan bu yana toplam 220 bin 689 ziyaretçiyi ağırlayan Zeugma Mozaik Müzesi’nde, Kurban Bayramı tatiliyle birlikte ziyaretçi sayısında önemli artış yaşandı. Bayram tatili süresince günlük ortalama 5 ila 6 bin kişinin ziyaret ettiği müzede, tatilin 6’ncı gününde yaklaşık 30 bin ziyaretçinin ağırlandığı öğrenildi. Bayram tatili boyunca ise toplam 50 bin ziyaretçinin müzeyi ziyaret etmesinin hedeflendiği belirtildi. "Pompei Antik Kenti’nde göremediğimiz tüm mozaikleri burada gördük" Alman turistler Karola ve Hubert Baıer, Zeugma müzesine hayran kaldıklarını söyleyerek, "Gaziantep’e davetli olarak geldik ve bu davet üzerine buradaki bütün tarihi yerleri de gezme fırsatı bulduk. Burası çok hoşumuza gitti. Tüm herkese tavsiye ederiz. Böyle bir güzelliği görmek zaten güzel bir olaydı. Bunun haricinde Pompei Antik Kentinde göremediğimiz tüm mozaikleri burada gördük. Tek problem böylesine güzel bir yeri sunan gezi firmaları yok. Tanınmıyor olmasından ötürü bu tarih dolu güzellik fark edilmiyor" dedi. "Arkadaşlarıma Zeugma müzesinde çok enteresan eserlerin olduğunu söyleyeceğim" 9 yaşındaki Mustafa Bahtiyar ise eserler karşısında etkilendiğini belirterek, "Bence çok güzel bir müze, bir sürü mozaik eserlere ev sahipliği yapıyor. Müze içerisinde bulunan sütunlar beni çok etkiledi. Çingene kızı mozaiğini ise daha büyük sanıyordum. Fotoğrafını çektim. Ankara’ya döndüğümde arkadaşlarıma, bir sürü mozaik var diyeceğim. Özellikle küçük renkli taşlardan büyük portreler yaptıklarını ve çok enteresan eserlerin olduğunu söyleyeceğim" diye konuştu.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55 Zeugma Mozaik Müzesi, bayramda ziyaretçi akınına uğradı Kurban Bayramı tatilini fırsat bilerek Gaziantep’e gelen yerli ve yabancı turistler, dünyanın en büyük mozaik müzeleri arasında yer alan Zeugma Mozaik Müzesi’ne yoğun ilgi gösteriyor. Kültür, tarih ve müzeler şehri olarak öne çıkan Gaziantep’te, başta "Çingene Kızı" mozaiği olmak üzere Mars Heykeli, Roma dönemine ait çeşmeler, hamam kalıntıları ve Fırat Nehri kıyısındaki villalardan çıkarılan eşsiz mozaikleri görmek isteyen yerli ve yabancı turistler, Kurban Bayramı’nda müzeye akın etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde hizmet veren ve "Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"ne layık görülen Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep’i ziyaret eden turistlerin en çok tercih ettiği kültürel mekanlardan biri oldu. Bayram tatilinin başlamasıyla birlikte müzede yoğunluk yaşanırken, ziyaretçiler tarihi eserleri yakından inceleme fırsatı buldu. Roma dönemine ait mozaikler ve tarihi kalıntılar karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen turistler, özellikle "Çingene Kızı" mozaiği ile Mars Heykeli’ne büyük ilgi gösterdi. 50 bin ziyaretçi hedefleniyor 1 Ocak tarihinden bu yana toplam 220 bin 689 ziyaretçiyi ağırlayan Zeugma Mozaik Müzesi’nde, Kurban Bayramı tatiliyle birlikte ziyaretçi sayısında önemli artış yaşandı. Bayram tatili süresince günlük ortalama 5 ila 6 bin kişinin ziyaret ettiği müzede, tatilin 6’ncı gününde yaklaşık 30 bin ziyaretçinin ağırlandığı öğrenildi. Bayram tatili boyunca ise toplam 50 bin ziyaretçinin müzeyi ziyaret etmesinin hedeflendiği belirtildi. "Pompei Antik Kenti’nde göremediğimiz tüm mozaikleri burada gördük" Almanya’dan gelen yabancı turistler Karola ve Hubert Baıer, Zeugma müzesine hayran kaldıklarını söyleyerek, "Gaziantep’e davetli olarak geldik ve bu davet üzerine buradaki bütün tarihi yerleri de gezme fırsatı bulduk. Burası çok hoşumuza gitti. Tüm herkese tavsiye ederiz. Böyle bir güzelliği görmek zaten güzel bir olaydı. Bunun haricinde Pompei Antik Kenti’nde göremediğimiz tüm mozaikleri burada gördük. Tek problem böylesine güzel bir yeri sunan gezi firmaları yok. tanınmıyor olmasından ötürü bu tarih dolu güzellik fark edilmiyor" dedi. "Arkadaşlarıma Zeugma müzesinde çok enteresan eserlerin olduğunu söyleyeceğim" 9 yaşındaki Mustafa Bahtiyar ise eserler karşısında etkilendiğini belirterek, "Bence çok güzel bir müze, bir sürü mozaik eserlere ev sahipliği yapıyor. Müze içerisinde bulunan sütunlar beni çok etkiledi. Çingene kızı mozaiğini ise daha büyük sanıyordum. Fotoğrafını çektim. Ankara’ya döndüğümde arkadaşlarıma, bir sürü mozaik var diyeceğim. Özellikle küçük renkli taşlardan büyük portreler yaptıklarını ve çok enteresan eserlerin olduğunu söyleyeceğim" diye konuştu.
İbrahim Erkal’a vefa gecesine yoğun ilgi
12 Mayıs 2026 Salı - 14:04 İbrahim Erkal’a vefa gecesine yoğun ilgi Palandöken Belediyesi, Türk müziğinin unutulmaz isimlerinden İbrahim Erkal’ı vefat yıl dönümünde bu yıl da unutmadı. Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma konseri, yoğun katılımla gerçekleşti. Salonu dolduran vatandaşlar, konseri büyük bir ilgiyle takip ederken, bazı dinleyiciler programı ayakta izlemek zorunda kaldı. Palandöken Belediyesi Türk Musikisi Topluluğu tarafından gerçekleştirilen konserde, İbrahim Erkal’ın hafızalara kazınan eserleri seslendirildi. Duygu dolu anların yaşandığı geceye sanatseverler büyük ilgi gösterdi. Programda konuşan Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, İbrahim Erkal’ın sadece bir sanatçı değil, Erzurum’un sesi ve ruhu olduğunu ifade etti. Başkan Sunar, düzenlenen konserin bir vefa programı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada, Erzurum’umuzun yetiştirdiği çok kıymetli bir değer olan; sesiyle, sözleriyle ve yüreğiyle milyonların gönlünde taht kuran merhum İbrahim Erkal’ı anmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Palandöken Belediyesi olarak, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da İbrahim Erkal’ı unutmadık, unutturmayacağız. Çünkü o yalnızca bir sanatçı değil; Erzurum’un sesi ve ruhuydu. Yazdığı eserlerle Anadolu insanının duygularını dile getirdi, memleket sevgisini ve kardeşliği en güzel şekilde anlattı. Eserleriyle, hatıralarıyla ve gönüllerde bıraktığı izlerle yaşamaya devam edecektir. Ruhu şad, mekânı cennet olsun." Başkan Sunar, konuşmasında Palandöken Belediyesi Türk Musikisi Topluluğu’na da teşekkür ederek, topluluğun gördüğü yoğun ilginin kendilerini memnun ettiğini söyledi. Şef Selçuk İçoğlu öncülüğünde sahne alan solist ve koristlere teşekkür eden Sunar, programa katılan vatandaşlara da şükranlarını sundu. Konser sonunda Başkan Sunar ve Türk Musikisi Topluluğu ile hatıra fotoğrafı çektiren vatandaşlar, düzenlenen anlamlı program ve İbrahim Erkal’a gösterilen vefa dolayısıyla Başkan Sunar’a teşekkür etti.
"Yünden Yürek" Keçe İşleme Sergisi Taksim’de sanatseverlerle buluştu
12 Mayıs 2026 Salı - 14:04 "Yünden Yürek" Keçe İşleme Sergisi Taksim’de sanatseverlerle buluştu Ümraniye Belediyesi Akademi Ümraniye tarafından düzenlenen "Yünden Yürek" Keçe İşleme Sergisi, Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda düzenlenen açılış programıyla sanatseverlerle buluştu. Programa Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ve Ümraniye AK Parti İlçe Başkanı Salim Çetinkaya’nın yanı sıra çok sayıda davetli ve sanatsever katıldı. Açılış konuşmalarında, geleneksel sanatların korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemine vurgu yapılırken; kültür ve sanat alanında gerçekleştirilen çalışmaların toplumsal hafızaya katkı sunduğu ifade edildi. Sergide, öğrenciler ve eğitmenler tarafından hazırlanan eserlerde geleneksel keçe işleme sanatının modern yorumları ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. El emeğiyle ortaya çıkan çalışmalar; estetik dokuları, özgün tasarımları ve kültürel motifleriyle büyük takdir topladı. Program kapsamında protokol üyeleri sergiyi gezerek eserler hakkında bilgi aldı. Katılımcılar, hazırlanan çalışmaları yakından inceleme fırsatı bulurken sanatın birleştirici gücü bir kez daha ön plana çıktı. Program, protokol üyeleri, öğrenciler ve eğitmenlerin katılımıyla gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle devam etti. Ümraniye Belediyesi, düzenlediği kültür ve sanat etkinlikleriyle vatandaşları sanatla buluşturmaya ve geleneksel el sanatlarını geleceğe taşımaya devam ediyor.
Yozgat’ta liseli genç yetenekler eserlerini sergiledi
12 Mayıs 2026 Salı - 13:55 Yozgat’ta liseli genç yetenekler eserlerini sergiledi Yozgat Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri, yıl boyunca hazırladıkları el emeği göz nuru eserlerini yağlı boya resim sergisiyle taçlandırdı. Kentteki bir alışveriş merkezinin salonunda açılan sergi beğeni topladı. Geleceğin sanatçı adaylarını yetiştiren Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi tarafından yağlı boya resim sergisi düzenlendi. Sergide; yağlı boya eserlerden oluşan toplam 70 eser yer aldı. Öğrencilerin akademik yıl boyunca derslerde edindikleri teknik becerileri estetik bir bakış açısıyla harmanladığı çalışmalar, alışveriş merkezini adeta sanat galerisine dönüştürdü. "Eserlerimiz için çok emek verdik" Okul öğrencilerinden İrem Gülersoy natürmort eser çalıştığını belirtti. Gülersoy, "Sınıf arkadaşlarımla birlikte çalıştık. Çok emek verdik. Bugünlere gelmesini çok istedik. Sergimizde bizim dışımızdaki herkes o kadar güzel resimler sergilediler ki, herkesin ne kadar emeğinin olduğu belli oluyor. Ziyaretçilerimizin tepkileri çok tatlı, onlar da ne kadar emeğimizin geçtiğini anlıyorlardır" dedi. "Resim hayatımı adadığım bir şey" 12. Sınıf öğrencisi Berat Şahin "Şeker Ahmet Paşanın eserini yapmaya çalıştım. Epey uğraştırıcı bir resimdi detaylarıyla. Benim geleceğim resim. Hayatımı adadığım bir şey resim ve yıllardır yapıyorum. Seneye inşallah Hacettepe ya da Gazi Üniversitesi Resim Öğretmenliği bölümünü istiyorum. Sonra da kendi atölyemi açmak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Yeterince destek görmüyoruz" Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi Müdürü Hacı Hasan Güneş sene sonu yağlı boya resim sergisi düzenlediklerini ifade etti. Güneş, "Arkadaşlar ve öğrencilerimiz çok büyük gayretler gösterdiler. Yıl boyunca ulusal düzeyde birçok resim yarışmalarına katıldık. Öğrencilerimiz resimlerini hem sattılar hem de bir kısmını buraya getirdiler, sergiliyoruz. Yozgat’ımız maalesef sanata biraz uzak kalıyor. Maalesef biraz üst mevkilerden de destek ve yeterince ilgi görmüyoruz. Bugün çok kişiye davetiye gönderdik. Davetiyemize icabet etmediler. Bundan dolayı da çok üzgünüz. Ancak görüyorum ki halkımızdan ve velilerimizden büyük ilgi var. Yine de çok güzel bir ortamda resimlerimizi sergilemekten gurur duyuyoruz. Arkadaşlarım ve aynı zamanda öğrencilerimizin emeğine sağlık. Sergide 70 tane eserimiz var. Yıl boyunca yapmış olduğumuz eserler bundan ibaret değil. Daha fazla eserlerimiz var. Arkadaşlarımıza ve öğrencilerimize teşekkür ederim" şeklinde konuştu.
Bakan Ersoy: "Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya uzanan bir medeniyet yürüyüşünün sesidir"
12 Mayıs 2026 Salı - 13:42 Bakan Ersoy: "Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya uzanan bir medeniyet yürüyüşünün sesidir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Türkçe hakkında, "Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya ve gönül coğrafyamızın en uzak köşelerine kadar uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir" dedi. Mehmet Nuri Ersoy, Ankara’da düzenlenen "749. Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma Etkinlikleri: Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri" programına katıldı. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı’nda düzenlenen programda konuşan Bakan Ersoy, Türkçenin kültürel mirasın en önemli taşıyıcılarından biri olduğunu belirterek, dilin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Yunus Emre’nin asırlardır gönüllere hitap eden diliyle Türk kültürünün en önemli değerlerinden biri olduğunu ifade eden Ersoy, Türkçenin dünya dili olarak güçlenmeye devam ettiğini kaydetti. "Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir" Türk Dil Kurumu’nun (TDK), Türkçeye yön veren bir kurum olduğunu belirten Bakan Ersoy, "Karamanoğlu Mehmet Bey’in, "Bugünden sonra hiç kimse divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil konuşmayacak." fermanının 749. yıl dönümü vesilesiyle bir aradayız. Anadolu’nun kalbinden yükselen bu güçlü irade zamana yenik düşmeden asırları devirmiş, kutlu bir emanet bilinip sahiplenilmiş, gereği daima yerine getirilerek 13. yüzyıldan 21. yüzyıla yol alıp bizlere ulaştırılmıştır. Bugün de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iradesiyle vücuda gelmiş olan, Türkçenin kalesi Türk Dil Kurumunun çatısı altında fikri ve fiili attığımız ilgili her adıma yön vermekte; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkçemizi küresel ölçekte bir kültür ve diplomasi dili haline getirme kararlılığında kendisine yer bulmaktadır. Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya ve gönül coğrafyamızın en uzak köşelerine kadar uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir. Dilimiz; milletimizin hafızasını diri tutan, kültürünü taşıyan ve medeniyet düşüncesini, anlayış ve algısını nesilden nesile aktaran benzersiz bir hazine; milli kimlik ve karakterimizin özgün vesikasıdır" diye konuştu. "Dil; onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir" Atatürk’ün Türkçe için birçok çalışma yaptığını ve bunların başında TDK’nın geldiğini dile getiren Bakan Ersoy, "Kaşgarlı Mahmud’un dert edinip uğruna diyar diyar gezdiği, Yunus Emre’nin Allah aşkını nakşettiği, Karacaoğlan’ın gönlüne dilmaç ettiği Türkçe, konu ne olursa olsun onu eksiksiz anlatma ve aktarma gücüne sahiptir. En sade haline bile en derin anlamları sığdırabilen, ağdalı ve abartılı ifadelere ihtiyaç duymadan vurucu bir hitabet sağlayan yapısıyla gerçekten çok özeldir. Hani toprak deyip geçmek var, bir de onu Aşık Veysel gibi anlatabilmek var. İşte Aşık Veysel’in ki gibi engin bir gönül deryasını kelimelere sığdırabilen dil Türkçedir. Atatürk, "Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin." diyerek dilimizi kullanırken ve üzerinde çalışma yaparken esas alınacak en temel ilkeyi ortaya koymuştur. Dil bilinci sadece onun üzerinde çalışma yapan bilim insanlarının, eser veren ediplerin sorumluluğu değildir. Dil, onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir" şeklinde konuştu. "Diline sahip çıkan milletler hem geçmişine hem de geleceğine sahip çıkmış olur" Türkçenin Türk dünyasını birbirine bağlayan en önemli unsur olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, "Diline sahip çıkan milletler hem geçmişine hem de geleceğine sahip çıkmış olur. Türk Dil Kurumu bu bilinçle çalışmakta; bir asra yaklaşan kurumsal bilgi ve birikimiyle, yürüttüğü bilimsel faaliyetlerle, dil ve kültür hayatımıza sunduğu kıymetli eser ve kaynaklarla yalnızca ülkemize değil, Türkçenin yankı bulduğu çok geniş bir coğrafyaya hizmet etmektedir. Bu hizmet; Türk dünyasını birbirine bağlayıp kenetleyen dil köprüsünü ayakta tutmakta, Türkçenin zenginliğini bilimsel bir hassasiyet ve titizlikle kayıt altına almaktadır. Ayrıca bütün temel unsurları korunarak Türkçemizin dijital çağın ihtiyaçlarına uyum sağlayacak şekilde güçlendirilmesi, üreten ve yön veren bir konuma taşınması için ciddi bir mücadele vermekte, bu alanda belirleyici bir rol oynamaktadır. Elbette bu yolda bizlere yarenlik eden; kalemini ve kelamını, duygusunu ve düşüncesini, zamanını ve hayatını Türk diline vakfeden çok değerli insanlarımızı da daima desteklemekte, takdir ve taltif etmekteyiz. 13 Mayıs Türk Dil Bayramı münasebetiyle burada takdim edeceğimiz ‘Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri’nde bu özel insanlara duyduğumuz saygının, vefanın, minnetin bir ifadesidir. Her birine şükranlarımı sunuyor, kendilerini tebrik ediyorum" dedi. "Dil, milletimizin hafızası, kültürü ve ortaklığını geçmişten geleceğe taşıyan en önemli paydamız" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu ise, Türkçenin milletin ortak hafızası ve en güçlü bağı olduğunu belirterek, dilin korunması ve doğru kullanımının milli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Türkçenin sadece bir iletişim aracı olmadığını dile getiren Zorlu, aynı zamanda medeniyetin, kültürün ve tarihin taşıyıcısı olduğunu söyledi. Türkçenin sadece Türkiye’de değil, tüm Türk dünyasında geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulayan Zorlu, "Dil, milletimizin hafızası, kültürü ve ortaklığını geçmişten geleceğe taşıyan en önemli paydamız. Bugün iki önemli zemin üzerinde Türk dilinin çok önemli bir konumunun ve geleceğe çok önemli ışık saçtığını söyleyebiliriz. Birincisi Türk dili, elbette 86 milyon yurttaşımızın birliğini ve ortaklığını temsil eden yegane çimentomuzdur. Resmi dilimiz Türkçenin asla tartışılmasının bir alternatifi olmadığı gibi, ona uzanan hiçbir el de Türk milletinin vicdanında kabul görmeyecektir. İkincisi ise Türk dili elbette sadece Türkiye sınırları içerisinde konuşulan bir dil değil. Burası çok kıymetlidir çünkü Karamanoğlu Mehmet Bey’in yıllar önce ortaya koyduğu bu duruş ve irade, böylesine bir birliktelik zemininin güçlenmesine de katkı sağlamıştır" ifadelerini kullandı. "Yunus Emre de Hoca Ahmet Yesevi’nin yolundan giden onun alperenlerinden birisidir" Hoca Ahmet Yesevi’nin eserleriyle birlikte Türkçe’nin kaybolmasının önüne geçildiğini söyleyen Zorlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçtiğimiz yıl 15 Aralık tarihinde çok önemli bir gün ilan edildi. UNESCO Genel Kurulu Semerkant’ta gerçekleşti ve Cumhurbaşkanımızın da önerisiyle o gün UNESCO bünyesinde Dünya Türk Dili Ailesi günü ilan edilmiştir. Elbette bugünün seçilmesinin bir anlamı vardır. Zira 15 Aralık 1893 tarihi, Orhun Yazıtlarının çözümlendiği ve dünyaya duyurulduğu gündür. İşte biz tam da o gün Türk dünyasında bir siyasi parti tarafından hazırlanan ilk Türk dünyası vizyon belgesini Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna açıkladık. Bu bizim devletimizin en üst noktada Cumhurbaşkanımızın net ve salih iradesiyle ortaya konulmuş çok açık bir çağrıdır. İşte yıllar sonra Karamanoğlu Mehmet Bey o gün yazıklarından sonra ifade ettiği o önemli söz ve ilahide beyanı, o tarih çizgisinin 13. yüzyıldaki vücut bulmuş halidir ve çok önemli bir gerçekle tespittir ki aynı dönemde Anadolu’daki bu uyanışın bir benzeri kadim Türkistan topraklarında bir kez daha yükselmiştir. Hoca Ahmet Yesevi hikmetlerini Türkçe yazma suretiyle Türk dilinin kaybolmaya yüz tutmuş o dönemine o bölgede aslında yeni bir meşale yakmıştır. İşte bugün andığımız Yunus Emre de Hoca Ahmet Yesevi’nin yolundan giden onun alperenlerinden birisidir. Bu basit ve özet bir tablo olarak çizdiğim duruş ve uyanış çizgisi Türk milletinin geleceğe adım adım emin adımlarla ilerlemekte olduğunun net bir ifadesidir."
"Kalbimin En Güzel Şiiri: Annem" yarışmasının ödül töreninde duygu dolu anlar yaşandı
12 Mayıs 2026 Salı - 13:26 "Kalbimin En Güzel Şiiri: Annem" yarışmasının ödül töreninde duygu dolu anlar yaşandı Yeşilyurt Belediyesi ile Yeşilyurt Kent Konseyi iş birliğinde Anneler Günü’nün anlam ve ruhuna uygun olarak düzenlenen "Kalbimin En Güzel Şiiri: Annem" temalı şiir yarışmasının ödül ve tanıtım töreni, duygu dolu anlara sahne oldu. Okunan şiirler, seslendirilen eserler programa katılan anneleri hüzünlendirdi. Annelere duyulan sevgi, saygı ve minnet duygularını şiir aracılığıyla ifade etmek amacıyla Malatya’da düzenlenen "Kalbimin En Güzel Şiiri: Annem" temalı şiir yarışmasının ödül töreni, konferans ve müzik programı başta anneler olmak üzere vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. "Karşılıksız sevginin en güçlü temsilcileri" Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Salonu’nda gerçekleştirilen ödül töreninin açılış konuşmasını yapan Yeşilyurt Belediye Başkan Vekili Hasan Atay, annelerin hayatın her anında fedakârlığın, merhametin ve karşılıksız sevginin en güçlü temsilcileri olduğunu söyledi. Annenin karşılıksız sevginin, fedakârlığın, sabrın ve merhametin adı olduğunu dile getiren Başkan Yardımcısı Atay, "Bir annenin kalbine dokunan en güzel hediye, içten gelen sevgi dolu sözlerdir. Bu yarışma vesilesiyle kaleme alınan her şiir, annelerimize duyulan sevginin ve vefanın en anlamlı yansıması olmuştur. Hayatımıza yön veren, bizleri büyüten, yetiştiren ve her şartta yanımızda olan annelerimiz, toplumumuzun en güçlü temel taşlarıdır. Bir annenin emeğini, sevgisini ve fedakârlığını tarif etmeye kelimeler çoğu zaman yetersiz kalır. İşte bugün düzenlediğimiz bu anlamlı etkinlikle, annelerimize olan sevgimizi şiirlerin naif diliyle ifade etmek istedik. Yeşilyurt Kent Konseyimizle iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz bu yarışma, sadece bir şiir yarışması değil; aynı zamanda toplumsal değerlerimizi yaşatan, aile bağlarını güçlendiren ve gönülleri bir araya getiren anlamlı bir kültür organizasyonudur. Yarışmaya katılım sağlayan tüm vatandaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Bugün burada sadece ödül alan eserleri değil; annelerimize yazılmış birbirinden değerli duyguları, hatıraları ve sevgiyi hep birlikte paylaşıyoruz. Özellikle her yaştan vatandaşımızın yarışmaya yoğun ilgi göstermesi bizleri ayrıca mutlu etmiştir" ifadelerine yer verdi. "Eşsiz sohbet, müzik programı, çocuk korosu" Anneler gününün ruhu ve anlamına uygun bir atmosferde gerçekleşen programda, ilk olarak moderatörlüğünü Eğitimci-Yazar Nilüfer Zontul Aktaş’ın üstlendiği konferansta konuşmacı olarak yer alan Yazar ve Film Eleştirmeni Ayşe Şener, annelik kavramı üzerine duygu yüklü ve etkileyici bir söyleşi gerçekleştirdi. Eğitimci-Yazar Nilüfer Zontul Aktaş’ın okuduğu şiirlere eşlik eden sanatçılar Gül Karataş ile Serhat Yılmaz okudukları şarkıları tüm annelere hediye ettiler. Duygusal bir atmosferde gerçekleşen etkinlikte Koro Şefliğini Büşranur Yiğit’in yaptığı Yeşilyurt Kent Konseyi Çocuk Korosu okudukları eserlerle programa ayrı bir güzellik katarken, mini konser sonrasında çocuklar, davetliler tarafından ayakta alkışlandı. Ödüller sahiplerini buldu Her yaştan vatandaşın katılım sağladığı "Kalbimin En Güzel Şiiri: Annem" şiir yarışmasının ödülleri, özel programda takdim edildi. Jüri heyetinin yaptığı titiz değerlendirmelerin ardından yarışmada birinciliği "Gönül Burcumda Bir Ana Terennümü" adlı şiiriyle Hakan İlhan olurken, ikinci "Kayısı Çiçeği: Annem" şiiriyle Zeynep Burcu Kucur, ‘Anne Sevgisi’ adlı şiiriyle Yusuf Konak ise üçüncü oldu. Yarışmada birinci olana 15 bin TL, ikinci olana 10 bin TL, üçüncü olana ise 7 bin 500 TL para ödülü, protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Dereceye giren yarışmacılar büyük mutluluk yaşarken, organizasyona katılan vatandaşlar da böylesine anlamlı bir etkinliğin düzenlenmesinden dolayı emeği geçenlere teşekkür etti. 150 adet hediye dağıtıldı Duygusal olduğu kadar renkli ve coşku dolu anlara sahne olan özel etkinlik, yapılan çekilişle sona erdi. Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen çekilişte vatandaşlara toplamda 150 adet hediye dağıtıldı.
Tokat’taki 8 asırlık kervansaray, günümüzde restoran olarak hizmet veriyor
12 Mayıs 2026 Salı - 13:19 Tokat’taki 8 asırlık kervansaray, günümüzde restoran olarak hizmet veriyor Tokat’ın Pazar ilçesindeki Mahperi Hatun Kervansarayı, Selçuklu’dan günümüze uzanan tarihi dokusu ve ipek yolu üzerindeki stratejik konumuyla yüzyıllardır ticaret yollarına tanıklık ederken bugün restoran olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. İlçe merkezindeki Mahperi Hatun Kervansarayı, Anadolu Selçuklu döneminden günümüze ulaşan tarihi yapısıyla kültür turizmindeki önemli durakları arasında yer alıyor. "Hatuniye hanı" olarak da bilinen kervansaray, yüzyıllardır ticaret yollarının sessiz tanığı olmayı sürdürüyor. 13’üncü yüzyılda Sultan 2’nci Gıyaseddin Keyhüsrev’in eşi Mahperi Hatun tarafından yaptırılan tarihi yapı, Selçuklu döneminde Sivas-Tokat-Amasya güzergahındaki ticaretin güvenli şekilde sürdürülmesi amacıyla inşa edildi. Dönemin tüccarlarına konaklama, dinlenme ve güvenlik imkânı sunan kervansaray, aynı zamanda malların depolandığı ve hayvanların bakımının yapıldığı önemli bir merkez olarak kullanıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü himaye ve korumasında bulunan tarihi yapı günümüzde ise restoran olarak kullanılıyor. Kadın baniler tarafından yaptırılan önemli Selçuklu eserlerinden biri olarak öne çıkan Mahperi Hatun Kervansarayı, tarihi ipek yolu üzerindeki stratejik konumuyla dikkat çekiyor. Kervansarayın tarihe tanıklık ettiğini söyleyen vatandaş Göktuğ Başkan, "Selçuklu döneminden kalma kesme taş olan bu yapımız Tokat ili Pazar ilçemizde hala tarihe tanıklık etmektedir" dedi.
Akdeniz Üniversitesi Senatosu, antik dünyanın binlerce yıl öncesindeki meclisinde toplandı
12 Mayıs 2026 Salı - 12:56 Akdeniz Üniversitesi Senatosu, antik dünyanın binlerce yıl öncesindeki meclisinde toplandı Akdeniz Üniversitesi Senato Toplantısı, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan başkanlığında Patara Antik Kenti’nde düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi Senato Toplantısı, üniversitenin ilk arkeolojik kazı alanı olan Patara Antik Kenti’nde gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan başkanlığında toplanan senato, binlerce yıl önce antik dünyanın ilk demokratik meclislerinden biri kabul edilen Likya Birliği Meclis Binası’nda bir araya geldi. Patara bilimsel hafızamızda ayrı bir yere sahip Burada senato üyelerine hitap eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Patara’nın üniversite için sembolik önemine dikkat çekerek "Patara, 1982 yılında kurulan üniversitemizin ilk arkeolojik kazı alanı olması sebebiyle bilimsel hafızamızın temel taşlarından biridir. 1988 yılında Prof. Dr. Fahri Işık ile başlayan ve Prof. Dr. Havva İşkan Işık ve Patara Antik Kenti Kazı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Şevket Aktaş’ın titiz çalışmalarıyla devam eden kazı çalışmaları yıllara yayılan emek, sabır ve titizlikle bugünlere geldi" ifadelerini kullandı. 2020 Patara yılı verilen değeri gösterdi Rektör Özkan, "Patara’da gördüğümüz her taşta, her eserde, her ayrıntıda üniversitemizin bilim insanlarının alın teri var. Ortaya konan bu bilimsel emek sayesinde Patara, bugün dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan, ülkemizin kültürel mirasının en değerli merkezlerinden biri haline geldi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020 yılını "Patara Yılı" ilan etmesi de bu değerin önemli göstergelerinden biri oldu" dedi. "Antik dünyanın en önemli yönetim merkezlerinden biri" Rektör Özkan, "Burada bulunmamızın ayrıca sembolik bir anlamı var. Çünkü şu anda bulunduğumuz yapı, Likya Birliği Meclisi. Antik dünyanın en önemli yönetim merkezlerinden biri. Birçok tarihçi tarafından tarihin ilk demokratik meclislerinden biri olarak kabul edilen bu yapı, farklı kentlerin temsilcilerini aynı çatı altında buluşturuyordu" şeklinde konuştu. "Bilim çok sesliliğin olduğu yerde gelişir" Konuşmasında Patara’nın tarihi ve siyasi önemini hatırlatan Rektör Özkan, bölgenin Fransız düşünür Montesquieu tarafından "mükemmel bir cumhuriyet modeli" olarak tanımlandığını ve ABD Anayasası’nın oluşum sürecinde örnek gösterildiğini vurguladı. Senato yapısıyla Likya Meclisi ruhu arasında paralellik kuran Rektör Özkan, "Bu meclisin ruhu bize hâlâ şunu söylüyor: Güçlü yapılar, tek seslilikle değil; farklı fikirlerin birbirini tamamlamasıyla kurulur. Üniversite senatoları da bu anlayışın bugünkü akademik karşılığıdır. Bilim, özgür düşüncenin ve çok sesliliğin olduğu yerde gelişir" dedi. Patara hassas bir doğal yaşam alanı Rektör Özkan, Patara’nın sadece kültürel bir miras değil, aynı zamanda hassas bir doğal yaşam alanı olduğunu belirterek Türkiye’nin en önemli caretta caretta yuvalama alanlarından biri olan bölgede, üniversitenin hem akademik hem de gönüllü çalışmalarıyla koruma sürecine destek verdiğini ifade etti. Geçmişin ışığında geleceğe yol gösteriyoruz Rektör Özkan, "Patara’da senato toplantısı yapmak, geçmişle bugünün sorumluluğunu aynı zeminde buluşturmak demek. Burada hem tarihin hem doğanın bize emanet ettiği büyük bir değer var. Patara’nın deniz feneri yüzyıllar önce bu kıyılardan geçen denizcilere yol gösteriyordu. Bugün bizlerin de üniversite olarak benzer bir sorumluluğu var. Öğrencilerimize, bilime, şehrimize ve ülkemizin geleceğine yön gösterecek kararları hep birlikte almak zorundayız. Patara’nın tarihi atmosferinde gerçekleştirdiğimiz senato toplantımızın hayırlı olmasını diliyor, katkı sunan tüm hocalarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Rektör Özkan ve senato üyeleri Patara’yı gezdi Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve senato üyeleri, toplantının ardından antik kentte yürütülen çalışmalar hakkında yerinde incelemelerde bulundu, Patara Antik Kenti Kazı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Şevket Aktaş’tan bilgi aldı. Toplantıya Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, fakülte dekanları, enstitü, yüksekokul ve konservatuvar müdürleri ile senato üyeleri katıldı.
Efeler Yolu Ultra Trail, macera ve doğa tutkunlarını buluşturacak
12 Mayıs 2026 Salı - 12:27 Efeler Yolu Ultra Trail, macera ve doğa tutkunlarını buluşturacak İzmir’in doğal güzellikleri ile köklü kültürel mirasını bir araya getiren Efeler Yolu Ultra Trail, 2’nci kez macera ve doğa tutkunlarını buluşturacak. Ödemiş ilçesine bağlı Birgi’de 16-17 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek Efeler Yolu Ultra Trail, 50K, 30K, 15K ve 5K’lık parkurlarıyla tarihin izinde benzersiz bir yolculuk sunacak. İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Efeler Yolu Ultra Trail’in İzmir’in doğal güzelliklerini, tarihi değerlerini ve kültürel mirasını uluslararası platformda tanıtacak güçlü organizasyonlardan biri olduğunu belirtti. İzmir Valiliği koordinasyonunda Argeus Travel & Events tarafından bu yıl 2’ncisi düzenlenecek Efeler Yolu Ultra Trail, Ödemiş Kaymakamlığı, Ödemiş Belediyesi ve Türkiye Atletizm Federasyonu’nun katkılarıyla gerçekleştirilecek. Organizasyonun start ve finişleri Birgi merkezde gerçekleşecek. 16 Mayıs Cumartesi günü koşulacak 50K’lık parkur saat 07.00’de, 30K’lık parkur 09.00’da start alacak. 17 Mayıs Pazar günü ise 15K’lık parkura 09.00’da, 5K’lık parkura ise 10.00’da start verilecek. Yarışların ödül töreni 17 Mayıs Pazar günü saat 12.00’de Birgi’de yapılacak. 513 kilometrelik efsanevi rota Organizasyona adını veren Efeler Yolu, 513 kilometrelik uzunluğuyla Türkiye’nin dikkat çeken yürüyüş rotalarından biri. Bornova’dan başlayıp Nif, Bozdağ ve Aydın sıradağlarını aşarak Selçuk’taki Meryem Ana Evi’ne kadar uzanan bu rota; yaylalar, dağ geçitleri ve tarihi köyler arasından geçerek Ege’nin kültürel mirasını günümüze taşıyor. Vali Elban: "Yerel kalkınmaya katkı sunuyor" Efeler Yolu Ultra Trail’in spor etkinliği olmanın ötesinde, yerel kalkınmaya katkı sağlayan önemli bir turizm projesi niteliği de taşıdığını ifade eden Vali Dr. Süleyman Elban, "Efeler Yolu Ultra Trail, kadim tarihimiz ile doğa sporlarını bir araya getiren çok değerli bir organizasyon. İzmir’imizin sahip olduğu doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri ve tarihi mirası spor aracılığıyla dünyaya tanıtmak adına büyük bir fırsat sunuyor. Özellikle Birgi başta olmak üzere Bozdağlar hattında yer alan eşsiz coğrafya, sporculara sadece fiziksel bir mücadele değil aynı zamanda kültürel bir yolculuk da yaşatıyor. Efeler Yolu, geçmişten bugüne Anadolu’nun ruhunu taşıyan çok özel bir rota özelliği taşıyor. Tarihi köylerden orman yollarına, yaylalardan dağ geçişlerine kadar uzanan bu güzergâh, katılımcılara doğayla iç içe unutulmaz bir deneyim sunuyor. Sporcular yarış boyunca sadece parkurlarda koşmuyor; aynı zamanda Ege’nin kültürünü, yaşam biçimini ve misafirperverliğini de yakından hissediyor" dedi. "Dünya genelinde ciddi bir ilgi oluştu" Son yıllarda doğa sporlarına ve ultra trail organizasyonlarına dünya genelinde çok ciddi bir ilgi oluştuğunu dile getiren Vali Elban, "Efeler Yolu Ultra Trail’in hem İzmir’in hem de ülkemizin spor turizmi vizyonuna önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Organizasyon sayesinde bölgemize yerli ve yabancı sporcuların yanı sıra çok sayıda ziyaretçi geliyor. Bu da konaklamadan yeme içme sektörüne, yerel üretimden kırsal turizme kadar birçok alanda ekonomik hareketlilik oluşturuyor. İzmir olarak sürdürülebilir turizm anlayışını çok önemsiyoruz. Efeler Yolu Ultra Trail de doğaya saygılı yapısıyla bu vizyona ciddi anlamda katkı sunmaktadır. Organizasyonun çevresel duyarlılık çerçevesinde gerçekleştirilmesi, doğal mirasın korunmasına yönelik farkındalık oluşturması bizim için ayrıca önem taşıyor. Efeler Yolu’nun uluslararası alanda çok daha güçlü bir marka haline geleceğine inanıyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinden sporcuları İzmir’de ağırlayarak şehrimizin tanıtımını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu önemli organizasyonda emeği geçen kurumlarımıza, gönüllülerimize, katkı koyan tüm ekibe teşekkür ediyor, katılan sporcularımıza başarılar diliyorum" diye konuştu.
ALKÜ’lü genç tiyatrocular bölge finallerinde şampiyon olup yarı finale yükseldi
12 Mayıs 2026 Salı - 12:20 ALKÜ’lü genç tiyatrocular bölge finallerinde şampiyon olup yarı finale yükseldi Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tiyatro Topluluğu, tarafından sahnelenen "Nasılsın?" isimli tiyatro oyunu Antalya il finallerinde elde ettiği birinciliğin ardından Osmaniye’de gerçekleştirilen bölge finallerinde de şampiyon olarak Türkiye yarı finallerine yükseldi. ALKÜ Tiyatro Topluluğu üyelerinin son dönemde ortaya koydukları sahne performanslarıyla başarılar da ardı ardına gelmeye başladı. Ekibin sahneye taşıdığı "Nasılsın?" adlı tiyatro oyunu Antalya il finallerinde elde ettiği birinciliğin ardından Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Osmaniye’de düzenlenen 11. Gençler Arası Kültür ve Sanat Yarışmaları Akdeniz Bölge Finalleri’nde şampiyon oldu. Topluluk üyeleri, "Nasılsın?" isimli tiyatro oyunu başarıları Türkiye finallerine katılacak. Oyun her sahnede büyük beğeni topladı Toplumsal baskılar, bastırılmış duygular ve modern insanın görünme kaygısını konu alan oyun; sahne dili, oyunculuk performansları ve güçlü anlatımıyla izleyicilerden büyük beğeni topladı. Yoğun bir hazırlık sürecinin ardından sahnelenen oyun, yalnızca yarışma başarısıyla değil, taşıdığı sosyal mesajla da dikkat çekti. Yaklaşık 4 ila 6 ay süren prova sürecinde ekip, değişken kadro yapısına rağmen disiplinli ve profesyonel bir çalışma temposu sürdürdü. Süreç boyunca oyuncular ve teknik ekip, yoğun tempoya rağmen üretim disiplininden taviz vermeden çalışmalarını sürdürdü. Ekibin yönetmenliğini oyunun yazarı ve yönetmeni Süleyman Türkyılmaz üstlenirken, oyun metni ve sahne tasarımı da ekip çalışmasıyla şekillendirildi. Rektör Türkdoğan’dan öğrencilere tebrik ALKÜ Tiyatro Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Serdar Bulut ve topluluk üyeleri, ALKÜ Rektörü Kenan Ahmet Türkdoğan’ı ziyaret ederek başarı süreçleri hakkında bilgi verdi. Öğrencileri tek tek tebrik eden Rektör Türkdoğan, ALKÜ ailesi olarak her zaman gençlerin yanında olduklarını ifade etti. Rektör Türkdoğan, öğrencilerin sanata ve kültürel faaliyetlere gösterdiği ilginin üniversitenin gelişimine önemli katkı sunduğunu belirterek, "Öğrencilerimizin elde ettiği bu başarı bizleri gururlandırdı. Gençlerimizin sanat alanında ortaya koyduğu emek, disiplin ve takım ruhu takdire şayandır. Türkiye yarı finallerinde de üniversitemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyorum" dedi.
Büyükşehir’den "Anadolu’nun Yüzleri: Ali Atalar Kartpostal Koleksiyonundan Seçkiler" sergisi
12 Mayıs 2026 Salı - 12:16 Büyükşehir’den "Anadolu’nun Yüzleri: Ali Atalar Kartpostal Koleksiyonundan Seçkiler" sergisi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından tarihi ve kültürel birikimi yeniden görünür kılarak Anadolu’nun yakın dönem hafızasını günümüze taşıyan "Anadolu’nun Yüzleri: Ali Atalar Kartpostal Koleksiyonundan Seçkiler" sergisi, Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi’nde ziyaretçilerini bekliyor. "Anadolu’nun Yüzleri: Ali Atalar Kartpostal Koleksiyonundan Seçkiler" sergisi, gazeteci, yazar, koleksiyoner ve yerel araştırmacı Ali Atalar tarafından uzun yıllar içerisinde oluşturulan özel kartpostal koleksiyonundan seçilen eserleri sanatseverlerle buluşturuyor. Sergi, 30 Mayıs tarihine kadar Kahraman Emmioğlu Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyarete açık olacak. 1980-1990 yıllarına ait Anadolu temalı 200’ü aşkın kartpostaldan oluşan sergi, Anadolu insanını, gündelik hayatı, şehir dokularını ve dönemin kültürel atmosferini görsel hafıza ekseninde yeniden değerlendirme imkanı sunuyor. Anadolu’nun farklı şehirlerinden insan manzaralarını, yaşam pratiklerini ve kültürel çeşitliliğini bugüne taşıyarak kolektif hafızanın canlı tutulmasına katkı sağlayan sergideki seçkiler bu yönüyle; şehir tarihi, görsel kültür çalışmaları, halkbilimi ve toplumsal hafıza araştırmaları açısından dikkat çekici bir arşiv niteliği taşıyor. Gaziantep Kent Arşivi ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan sergi, arşivcilik ve kültürel miras çalışmalarının güncel bir örneği olarak geçmişin görsel hafızasını kamusla alana taşıyarak kültürel sürekliliğe vurgu yapıyor.
Tarsus’ta genç tiyatrocular 8 aylık eğitimi sahnede taçlandırdı
12 Mayıs 2026 Salı - 12:08 Tarsus’ta genç tiyatrocular 8 aylık eğitimi sahnede taçlandırdı Tarsus Belediyesi Şehir Tiyatrosunun lise öğrencilerine yönelik 8 ay süren tiyatro eğitimi programı, gençlerin sahnelediği ‘Kumkurdu’ adlı oyunla tamamlandı. Tarsus Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından lise öğrencilerine yönelik hayata geçirilen tiyatro eğitimi programı, 8 aylık sürecin ardından sahnelenen ‘Kumkurdu’ adlı oyunla tamamlandı. İki grup halinde başlayan eğitimlerin ilk 4 ayında öğrencilere temel oyunculuk eğitimi verildi. Bu süreçte sahne disiplini, beden kullanımı, ses teknikleri ve doğaçlama çalışmalarıyla gençlerin tiyatroya dair temel becerileri geliştirmesi sağlandı. İkinci 4 aylık dönemde ise Oyun Çıkarma Atölyesi ile eğitim daha uygulamalı bir yapıya taşındı. Katılımcılar bu aşamada yalnızca sahne üzerinde değil, bir tiyatro eserinin ortaya çıkış sürecinde yer alan dramaturgi, müzik seçimi, sahne tasarımı ve kolektif üretim aşamalarını da deneyimledi. Programın sonunda sahnelenen ‘Kumkurdu’, lise grubu 1. grup öğrencilerinin ortak emeğiyle izleyici karşısına çıktı. Oyun, gençlerin 8 aylık süreçte edindiği kazanımları sahneye taşıdığı bir final çalışması oldu. Tarsus Belediyesi, gençlerin sanatla buluştuğu, üretim süreçlerine dahil olduğu ve kendilerini ifade edebildikleri çalışmaları desteklemeyi sürdürüyor.
Kartal’da tiyatro rüzgarı: Kavuklu Hamlet ve Derviş Kartallılarla buluştu
12 Mayıs 2026 Salı - 12:08 Kartal’da tiyatro rüzgarı: Kavuklu Hamlet ve Derviş Kartallılarla buluştu Kartal Belediyesi, Mayıs ayı etkinlik takvimi kapsamında sanatseverleri iki farklı oyunla buluşturdu. Hafta sonu boyunca Soğanlık ve Hürriyet Kültür Merkezleri’nde sahnelenen yapımlar, Kartallı tiyatro severlerden tam not aldı. Geleneksel Türk tiyatrosunun modern yorumlarından tasavvufi derinliklere kadar uzanan yelpazede, Kartal yine sanatın merkezi oldu. Hafta sonunun ilk büyük buluşması, Cuma günü Soğanlık Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Tiyatro GİS tarafından sahneye taşınan "Kavuklu Hamlet: Hayalet Düğün" isimli oyun, izleyicileri kahkahaya boğdu. Murat Özbek’in yazıp yönettiği bu "eski zaman komedisi", Shakespeare’in dünyaca ünlü trajedisini geleneksel orta oyunu estetiğiyle harmanlayarak izleyiciye benzersiz bir deneyim sundu. Dervişin hikayesi izleyenleri etkiledi Pazar akşamı ise Hürriyet Kültür Merkezi, mistik bir atmosfere ev sahipliği yaptı. Gürsel Fırat’ın derleyip tek kişilik performansıyla sergilediği "Gitsinler Mi? Derviş" adlı müzikli gösteri, izleyenleri derin bir yolculuğa çıkardı. 70 dakika süren tek perdelik oyun, dervişlik kültürünü ve insani değerleri etkileyici bir dille sahneye yansıttı. Her iki etkinliğe de yoğun ilgi gösteren Kartallılar, ücretsiz olarak sunulan bu kaliteli yapımlarla sanat dolu bir hafta sonu geçirmenin keyfini çıkardı. "Sanatla gönül köprüleri kuruyoruz" Etkinliklerin ardından bir açıklama yapan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, sanatın birleştirici gücüne vurgu yaptı. Kartal’ı İstanbul’un önemli kültür-sanat duraklarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Yüksel, şu ifadeleri kullandı: "Kartal Belediyesi sadece yollar inşa etmiyor, aynı zamanda gönül köprüleri kuruyoruz. Bu hafta sonu sahnelerimizde izlediğimiz iki değerli eser; bir yanda geleneksel mizahımızın zekası, diğer yanda kadim kültürümüzün bilgeliğiyle bizleri buluşturdu. Sanatın iyileştirici ve birleştirici gücüne her zaman inandık. Kartal’ı İstanbul’un kültür-sanat duraklarından biri yapma iddiamızı, salonlarımızı dolduran siz komşularımızın enerjisiyle gerçeğe dönüştürüyoruz. Çocuklarımız, gençlerimiz ve tüm komşularımız için sanatı erişilebilir kılmaya, sahnelerimizi ışıklandırmaya devam edeceğiz. Katılım sağlayan tüm sanatseverlere ve emeği geçen sanatçılarımıza teşekkür ediyorum."