KÜLTÜR SANAT
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:38 Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce dünyası çalıştayda değerlendirildi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda "Edebiyat-Siyaset-Felsefe İlişkisi Kapsamında Koca Ragıp Paşa Çalıştayı"nın ilk oturumu gerçekleştirildi. 7-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenen çalıştayın yürütücülüğünü Dr. Öğr. Üyesi Emrah Gülüm üstlenirken açılış konuşmasını Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar yaptı. Çalıştaya konuşmacı olarak Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Prof. Dr. Abdülkadir Erkal, Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ve Prof. Dr. Kamil Sarıtaş katılırken, akademik personel, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci takip etti. Osmanlı düşünce ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliği, siyasal kimliği ve düşünce dünyasının disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirildiği çalıştayda, farklı akademik alanlardan isimler sunum gerçekleştirdi. "Marifet iltifata tabidir" Açılış konuşmasını yapan Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar, Koca Ragıp Paşa’nın devlet adamlığı ve edebi yönüne dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Koca Ragıp Paşa’yı konuşmak için bir araya geldik. Konuşmama Koca Ragıp Paşa’ya ait olduğunu düşündüğüm bir söz ile başlamak istiyorum: ‘Marifet iltifata tabidir.’ Emeğin, bilginin ve liyakatin değerini belki de bundan güzel anlatan bir söz yoktur. Bu sebeple bugün bu salonda olmamızı sağlayan, bu işte emeği geçen Emrah hocaya çok teşekkür ediyorum. Koca Ragıp Paşa bir sadrazam, bir diplomat, aynı zamanda hem devlet adamı hem sanatçı, şair ve önemli bir edebiyatçı olarak karşımızda duruyor." "Her işini usul ve suhuletle yapmıştır" Çalıştayın ilk konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Koca Ragıp Paşa’nın siyasi yönlerini ele aldı. Tulum, Paşa’nın siyasi hayatına çocukluk yıllarında başladığını belirterek, "Böyle bir alim üzerine konuşmak elbette çok zor. O, siyasi hayatına babasının yanında çocukluk yıllarında başlamış ve sadrazamlık mertebesine kadar yükselmiş önemli bir isimdir. Siyasi mizacını tanımlayacak olursak şunu görüyoruz; usul ve suhulet onun mizacında temayüz ediyor. Yani her işini usul ve suhuletle yapmıştır" dedi. "Devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşımıştır" Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ise, Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kazan Nas, paşanın şiirlerinde toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesinin önemli yer tuttuğunu belirterek, "Koca Ragıp Paşa’nın sanatını özgün kılan en önemli unsurlardan birisi onun devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşıyabilmesidir. Onun dizelerinde sadece bireysel duygular değil, toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesi de yer bulur" diye konuştu. "Kapıkulundan felsefeci olmaz anlayışı doğru değildir" Çalıştayda konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Sarıtaş, "Kapıkulundan felsefeci olmaz" anlayışını eleştirerek, Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce yapısına dikkat çekti. Sarıtaş, paşanın felsefe, tasavvuf ve kelamı birlikte ele alan bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Hamilik sistemi edebiyatın gelişiminde önemli rol oynadı" Açılış oturumunun son konuşmasını gerçekleştiren Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Erkal ise, Koca Ragıp Paşa’nın sanat hamiliği ve kültürel çevresine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erkal, 18. yüzyılda yetişen çok sayıdaki şairin arkasında hamilik sisteminin önemli bir etkisi olduğunu vurguladı. Çalıştayın öğleden sonraki oturumu edebiyat ve dil söyleşisiyle devam etti. Söyleşide gazeller, tematik şiir mecmuaları ve şiirlerdeki eleştiri unsurları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Çalıştay, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Sokollu Mehmet Paşa Kütüphanesi açıldı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:56 Sokollu Mehmet Paşa Kütüphanesi açıldı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, "Türkiye yüzyılına yakışır şekilde, bakanımızın da gayretleriyle ülkemizin dört bir yanında bin 300’ü aşkın halk kütüphanesiyle hizmet veriyoruz. Bugün itibariyle 26 bebek kütüphanemiz, 81 çocuk kütüphanemiz, 20 ihtisas ve edebiyat kütüphanemiz, 12 AVM kütüphanemiz ve havalimanı kütüphanelerimiz ile halkımıza çok yönlü ve kapsayıcı bir kütüphane hizmeti modeli sunuyoruz" dedi. Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde Sokullu Mehmet Paşa İlçe Halk Kütüphanesi açılışı yapıldı. Açılışa Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Kırklareli Vali Vekili Yusuf Güler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, kamu kurum yöneticileri, öğrenciler katıldı. "Özel hazırlanmış alanlarla evlatlarımız kitapla erken yaşta tanışacak" Açılışta konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu kütüphanenin Lüleburgaz’a değer katacağını ifade ederek, "Sokullu Mehmet Paşanın mirasını taşıyan bu kadim şehirde onun adını taşıyan yeni ilçe halk kütüphanemizi hizmete açıyoruz. Gerçekten çok güzel bir parkın içerisinde çok güzel mimarisiyle burada hizmet verecek. Her ayrıntısı çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde planlanan bu eser, Lüleburgaz’ın kültürel yaşamına da kalıcı bir değer katacak. Kapasitesiyle ilçemizin bilgiye erişim ihtiyacına güçlü bir cevap verecek. Bu mekanı asıl özel kılan şeylerden bir tanesi de farklı yaş gruplarına göre düzenlenmiş, 0-3 yaş, 3-6 yaş ve 6-14 yaş çocuklar için özel hazırlanmış alanlar sayesinde evlatlarımız kitapla erken yaşta tanışacak, oyun ve etkinliklerle öğrenmeyi hayatlarının bir parçası haline getireceklerdir. Kütüphanemizin okuma salonlarına ek olarak kullanıcıya sunduğu çok amaçlı salonu, ahşap, resim ve sanat, robotik kodlama atölyeleri, grup çalışma odaları, eğitim sınıfları gibi engelliler için özel tasarlanmış bölümleriyle de tam anlamıyla bir yaşam merkezidir. Kullanıcılarımız burada teknolojiyi deneyimleyerek, sanatla iç içe olacak, yeni fikirler geliştirecek ve güvenle vakit geçirebileceklerdir. Bakanlık olarak biz 2024 yılı sonunda halk kütüphanelerimizin üye sayısı, kullanıcı sayısı ve toplam kitap sayısı başlıklarında tarihinin en yüksek rakamlarının yakalamanın gururunu yaşıyoruz. Bu yüksek rakamlar cumhuriyet tarihimizin de en önemli ve en yüksek rakamları oldu. Bu bizim için çok gurur verici bir şey" dedi. Mumcu, üreten kütüphane vizyonu ile ülkenin dört bir yanında halk kütüphanelerini yenilediklerini belirterek, "Çağın yeniliklerine uygun modern mekanlar haline getiriyoruz. Bu vizyon doğrultusunda cumhurbaşkanımızın Türkiye yüzyılına yakışır şekilde, bakanımızın da gayretleriyle ülkemizin dört bir yanında bin 300’ü aşkın halk kütüphanesiyle hizmet veriyoruz. Bugün itibariyle 26 bebek kütüphanemiz, 81 çocuk kütüphanemiz, 20 ihtisas ve edebiyat kütüphanemiz, 12 AVM kütüphanemiz ve havalimanı kütüphanelerimiz ile halkımıza çok yönlü ve kapsayıcı bir kütüphane hizmeti modeli sunuyoruz. Lüleburgaz’da sunduğumuz bu eser, bu vizyonun da somut bir örneğidir aslında. Bilgiye erişimin herkesin hakkı anlayışıyla 80’e yakın gezici kütüphanemiz ile yerleşik kütüphanelerin ulaşmadığı noktalara hizmet götürüyoruz. Kırsaldaki öğrencilerimizi kitapla, etkinliklerle ve öğrenme ortamlarıyla buluşturuyoruz" diye konuştu. Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesildi. Batuhan Mumcu ve beraberindekiler kütüphaneyi gezerek öğrencilere hediye verdi.
Başkan Altay: "Hatay Habib-i Neccar Camii’nin yeninden restorasyonunda sona yaklaştık"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:04 Başkan Altay: "Hatay Habib-i Neccar Camii’nin yeninden restorasyonunda sona yaklaştık" Konya Büyükşehir Belediyesi, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan Hatay Habib-i Neccar Camii’nin restorasyonunda son aşamaya geldi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Türkiye’yi yasa boğan depremlerin ilk saatlerinden itibaren Konya’nın tüm imkanlarıyla Hatay’ın yanında olarak Türkiye’ye örnek bir duruş sergilediğini vurguladı. Hatay’da arama-kurtarma ekiplerinden, mobil mutfaklara, altyapı ve kanalizasyon çalışmalarından konteyner kentlere, içme suyu temininden enerjiye kadar birçok alanda çalıştıklarını hatırlatan Başkan Altay, ancak en önemli işlerden birisinin Anadolu’nun ilk camisi olarak kabul edilen Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ihyası olduğunu kaydetti. "Hataylı kardeşlerimizle aramızda güçlü bir gönül bağı kurduk" Başkan Altay, "Konya olarak Hataylı kardeşlerimizle aramızda güçlü bir gönül bağı kurduk. Bu bağ, Habib-i Neccar Camii’nin restorasyonuyla daha da pekişti. Kültür ve Turizm Bakanlığımızla koordineli olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün kontrolünde arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Restorasyonda sona yaklaştık hamdolsun. İnşallah çok kısa bir zaman içinde bütün işlerimizi tamamlayarak Konya-Hatay kardeşliğinin nişanesi olacak Habib-i Neccar Camii’ni ibadete açmayı arzu ediyoruz. Habib-i Neccar Camii’nin ihyası iki kadim şehrin kardeşliğini sonsuza kadar pekiştirecek inşallah. Restorasyon sürecinde emeği geçen herkese canı gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Rıfat Ilgaz’ın mizahi yönü ele alındı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:00 Rıfat Ilgaz’ın mizahi yönü ele alındı Nilüfer Belediyesi’nin "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri kapsamında düzenlenen söyleşide akademisyen ve yazar Sıddık Akbayır ile karikatürist Emrah Ablak, usta yazarın mizaha bakışını ve ünlü eseri Hababam Sınıfı’nı konuştu. Nilüfer Belediyesi’nin "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri, Koza Kütüphane’de düzenlenen "Yılın Yazarı ve Mizah" başlıklı söyleşi ile devam etti. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği programa konuk olarak akademisyen ve yazar Sıddık Akbayır ile karikatürist Emrah Ablak katıldı. Programda Rıfat Ilgaz’ın mizahi yönü ve "Hababam Sınıfı"nın Türk edebiyatındaki yeri masaya yatırıldı. Söyleşide konuşan Sıddık Akbayır, Rıfat Ilgaz’ın mizah yazarı olarak anılmaktan pek hoşlanmadığını söyledi. Usta yazarın 80 eserinden sadece 11’inin mizah türünde olduğunu belirten Akbayır, kalan 69’unun ise farklı türlerde yazıldığını ifade etti. O dönemde Cumhuriyet ideolojisini anlatmak için romancıların büyük gayret gösterdiğini anlatan Akbayır, Ilgaz’ın zoraki yüceltilen öğretmene bile mizahi bir açıdan bakmayı başarabildiğini vurguladı. Hababam Sınıfı’nın 70 yıldır Türk edebiyatında yazılı kitap, tiyatro, müzikal ve sinema olarak değerlendirildiğinde popülerliğini koruduğuna dikkat çeken Akbayır, "Böyle eser yok denecek kadar azdır. Çünkü Hababam Sınıfı hepimizin eseri. Tebeşir tozları, kara tahta, sıra gıcırtısı hepimizde vardır. Hababam Sınıfı’nı iki, üç kez izleyip de gerçekten etkilenmeyen yoktur" diye konuştu. Karikatürist Emrah Ablak ise Rıfat Ilgaz’ı aynı ekolün devamı meslektaşı olarak gördüğünü söyledi. Rıfat Ilgaz ile tanışmasının Hababam Sınıfı ile olduğunu anlatan Ablak, eserdeki lakaplardan etkilendiğini kaydetti. Ablak, "Bu lakapların içinde alaycılık vardır. Bu da çok sokağa yönelik bir şey. Bizim mizah dergilerinde yaptığımız da tam olarak o aslında. Sonuçta Rıfat Ilgaz’ın yaptığı iş, vatandaşı eğlendirmek. Biz de sizi eğlendirmeye çalışıyoruz" dedi. Söyleşi, katılımcıların soruları ile devam etti. Program sonunda Hababam Sınıfı kitabı dağıtıldı ve Emrah Ablak, karikatürlerini imzaladı.
Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını "Gizli Kabile" ile aralıyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:59 Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını "Gizli Kabile" ile aralıyor Roma İmparatorluğu’na 46 yıl boyunca başkentlik yapan ve bugünkü İzmit sınırlarında yer alan Nikomedia kenti, "Gizli Kabile" adlı eserle ilk kez bir romana konu oldu. Kitabın yazarlarından Atilla Ağırbaş, "Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli bir şaheser" dedi. Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği, Roma İmparatorluğu’na da başkentlik yapan "Nikomedia" yani şimdiki adıyla İzmit, ilk kez kitaba konu oldu. Yazarlar Atilla Ağırbaş ve Ece Özbaş tarafından kaleme alınan 375 sayfalık roman, 7 gizli kabileden Nikomedia’ya uzanan mistik bir yolculuğu anlatıyor. "Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu" Atilla Ağırbaş, yaptığı açıklamada, kitabı yazmaya karar verdiklerinde kaynak sıkıntısı çektiklerini söyleyerek, "Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu. Yazmaya başladıkça kanala girer gibi olduk. Odaklandık ve karşımıza kaynaklar, makaleler çıkmaya başladı. Onlardan beslendik. Doğu Roma İmparatorluğu dönemine ait kaynaklara ulaşmaya başladık. Ünlü tarihçilerden, yazarlardan Libanius’un, Tatianus’un kitaplarını okumaya başladım. Çeşitli yayınları ve özellikle İstanbul’daki İslam Araştırma Merkezi’nden, kütüphanelerden, İzmit’teki Nikomedia ile ilgili kaynakları bulmaya başladık. Kurgu toparlanmaya başladı" dedi. "Nikomedia bilinmiyor" Diokletianus dönemi, tetrarşi sistemi ve Konstantin’in yükselişi gibi karmaşık tarihi süreçleri romanın kurgusuna taşıdıklarını belirten Ağırbaş, "Bu kitapta ’Nikomedia görünür olsun’ dedik. Çok gizlendi çünkü. Bir şehrin 46 yıl boyunca Roma İmparatorluğu’na başkentlik yaptığı bilinmiyor" diye konuştu. "Bir şaheser" Bir İzmitli olarak bu eseri kaleme almayı sorumluluk olarak gördüğünü belirten Ağırbaş, şunları kaydetti: "Nikomedia’nın, İzmit’in üzerindeki ölü toprağını silkinip atması gerekiyor. Artık görünür olması gerekiyor. Bu kitap görünür olmanın başlangıcı. Diyoruz ki, ’Gizlenme artık, çık, görünür ol’ Ben bu kitaptan büyük bir keyif alıyorum, aldım. Herkes kitabı okusun. Bence çok büyük yüreklilikle söylüyorum, bu bir şaheser. Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli, çok büyük şaheser. Burada alemlerden alemlere akıyorsunuz. Bu kitapta ilk defa kurgu içerisinde Nikomedia geçiyor" "İnanılmaz bir serüvendi" Kitabın diğer yazarı Ece Özbaş, eserin kurgusunun, var olduğuna inanılan "Hin, Bin, Yim, Rim, Tin, Sin ve Min" adlı 7 gizli kabile fikrinden doğduğunu anlattı. Konunun daha önce işlenmemiş olmasının kendisini cezbettiğini söyleyen Özbaş, "O süreçte Atilla Bey de Nikomedia ile ilgili bir romanı araştırıyordu. O da farklı bir roman kaleme alıyordu. Sonra ’Bu kadar önemli bir medeniyetin içinde neden olmasın?’ diyerek serüvene bütün ağırlığıyla Nikomedia girdi. Sonra kurgu daha da zenginleşmeye başladı. İnanılmaz bir serüvendi. Atilla’nın eriştiği kaynaklar ve gidebildiği alanlar çok farklıydı" dedi. "Nikomedia’yı görünür kılmak istedik" Yazar Ece Özbaş, 7 gizli kabile temasını Nikomedia tarihine bağlamak için Atilla Ağırbaş’ın henüz yayımlanmamış "Nikomedia Kahini" adlı eserindeki bir karakteri kullandıklarını kaydetti. Kurgu için İzmit’in tarihi mekanlarında çalıştıklarını vurgulayan Özbaş, şöyle konuştu: "Çeşitli mühürleri birleştirmek için burada Kapanca Sokak’ta, Terzibayırı’nda özel arkeolojik alan oluşturduk. Tabii ki kurgu bize ait, evren bize ait. Bunun üzerinden kurguyu İstanbul-Nikomedia arasında birleştirerek tamamladık. Şunu da yaptık; Kapanca’ya gittik, alanlar belirledik, oradaki bir oteli konuşlanma merkezi olarak seçtik. Araştırmalarımızı yapıp birleştirdik. Mekanları gezerek, iç gözümüzle görerek yazdık. Sonra fark ettik ki; Nikomedia ve İstanbul zaten birleşik. Burada sadece Nikomedia var. Gizli olan bu medeniyetin görünmesini istedim. Herkes her yeri kullandı ama maalesef Nikomedia gizli kaldı, onu görünür kılmak istedik. İstanbul’da misyoner gibi Nikomedia’yı anlatıyoruz. Sadece şunu demek istiyorum; İstanbul, Nikomedia’yı bilmiyor" "Tarihi uydurmuyoruz" Romanın tarihi gerçeklere ne kadar bağlı kalındığı konusuna ise yazar Ece Özbaş, "Tarihi uydurmuyoruz. Hiçbir kitabımızda hiçbir bilgiyi kendimize göre uydurmuyoruz. Hepsi doğru bilgi, süzüyoruz. Hikaye tadında yazıyoruz. Çünkü hepimiz hikaye severiz" diye konuştu. Atilla Ağırbaş ise "Bu bir büyülü gerçeklik. Bunun içinde kurgumuzu yaparız ama içine gerçeklikleri koyarız. Kurgu içinde insanların, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi için senaryolaştırıyoruz" şeklinde yanıt verdi. "Geri bildirim bekliyoruz" Okurlardan geri bildirim beklediklerini de ifade eden yazar Özbaş, "Takdir de etmeniz gerekmiyor. Bizi eleştirebilirsiniz. Biz eleştiriye açığız. Çünkü biz bunu size sunuyoruz, kendimizde bitirdik. Sevilmesini istiyoruz. Sevmeyebilirsiniz de. Ama bizi görün" ifadelerini kullandı.
Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:30 Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı Kış hazırlıkları çerçevesinde, Yozgat’ın vazgeçilmez lezzetlerinden olan yufka ekmek yapımı için hanımlar tandır başında bir araya geldi. Sorgun ilçesine bağlı Alcı köyünde geleneksel yöntemlerle yufka ekmek yapmaya başlayan hanımlar her yıl olduğu gibi bu yıl da imece usulüyle tandırda yufka, içli gözleme ve bazlama pişirerek kışa hazırlık yaptı. Tandırda sabahın erken saatlerinde bir araya gelen kadınlar, yoğrulan hamurları açarak ince yufkalar haline getirdi. Odun ateşinde yakılan tandırda pişirilen yufkalar, soğuduktan sonra üst üste dizilerek kış boyunca tüketilmek üzere stoklanıyor. Ayrıca aynı gün içinde iç harçlarla hazırlanan gözlemeler ve yumuşak bazlamalar da tandırda pişirilerek hem o günkü sofralara lezzet katıyor hem de kışlık olarak ayrılıyor. "Yozgat’ın adamı yufka ekmeğini de her şeyini de paylaşır" Köy sakinlerinden Mahi Atak 50 senedir yufka ekmek pişirdiğini söyledi. Eylül ayında başlayan yufka ekmek pişirme işlerinin Ekim ayı sonuna kadar sürdüğünü ifade eden Atak ilkbaharda da yapıldığını söyledi. Atak, "Bu tandırda bugün 4 aileye yufka ekmek pişiriyoruz. Haftada 1-2 defa yaparız. Aile kalabalıksa o eve 3 sefer yaparız. Yolu buradan geçen olursa ne isterlerse ikram ederiz. Gözleme, bazlama, yağlı ikramımız boldur. Bizde misafir geri çevrilmez. Yozgat’ın adamı her şeyi paylaşır. Turşu, salça, ekmek, peynir, tereyağı hepsini paylaşırız. Birbirimizle yardımlaşarak iş yapmayı çok severiz. Parasıyla yaptıran olur, konu komşu yaptırır. Tek kişiyle yufka olmaz. En az 5 kişi lazım. Biri yoğurur, ben eviririm, 3 kişi hamuru açar. Yemesi kolay ama zahmetli. Biz severek yapıyoruz. Zahmetini gözümüz görmüyor. Odun ateşinde piştiği için lezzetli oluyor" dedi. "Güle eğlene pişiriyoruz" Hacer Saygı ise 30 senedir yufka ekmek yaptığını belirtti. Sabaha karşı 03.00’te kalktığını söyleyen Saygı "Hamurumu yoğurdum, 04.30’da ekmekçilerim geldi. Güle eğlene yapıyoruz. Komşularımla birlikte yapıyoruz, yiyoruz, içiyoruz güzel geçiyor. Günlük 2 torba undan yufka ekmek pişiriyoruz. Cümlemize Allah çok versin. Biz 4 kişilik aileyiz. 2 gün pişirdik. Haziran ayına kadar bu gider" şeklinde konuştu.
Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı Kış hazırlıkları çerçevesinde, Yozgat’ın vazgeçilmez lezzetlerinden olan yufka ekmek yapımı için hanımlar tandır başında bir araya geldi. Sorgun ilçesine bağlı Alcı Köyü’nde geleneksel yöntemlerle yufka ekmek yapmaya başlayan hanımlar her yıl olduğu gibi bu yıl da imece usulüyle tandırda yufka, içli gözleme ve bazlama pişirerek kışa hazırlık yaptı. Tandırda sabahın erken saatlerinde bir araya gelen kadınlar, yoğrulan hamurları açarak ince yufkalar haline getirdi. Odun ateşinde yakılan tandırda pişirilen yufkalar, soğuduktan sonra üst üste dizilerek kış boyunca tüketilmek üzere stoklanıyor. Ayrıca aynı gün içinde iç harçlarla hazırlanan gözlemeler ve yumuşak bazlamalar da tandırda pişirilerek hem o günkü sofralara lezzet katıyor hem de kışlık olarak ayrılıyor. "Yozgat’ın adamı yufka ekmeğini de her şeyini de paylaşır" Köy sakinlerinden Mahi Atak 50 senedir yufka ekmek pişirdiğini söyledi. Eylül ayında başlayan yufka ekmek pişirme işlerinin Ekim ayı sonuna kadar sürdüğünü ifade eden Atak ilkbaharda da yapıldığını söyledi. Atak, "Bu tandırda bugün 4 aileye yufka ekmek pişiriyoruz. Haftada 1-2 defa yaparız. Aile kalabalıksa o eve 3 sefer yaparız. Yolu buradan geçen olursa ne isterlerse ikram ederiz. Gözleme, bazlama, yağlı ikramımız boldur. Bizde misafir geri çevrilmez. Yozgat’ın adamı her şeyi paylaşır. Turşu, salça, ekmek, peynir, tereyağ hepsini paylaşırız. Birbirimizle yardımlaşarak iş yapmayı çok severiz. Parasıyla yaptıran olur, konu komşu yaptırır. Tek kişiyle yufka olmaz. En az 5 kişi lazım. Biri yoğurur, ben eviririm, 3 kişi hamuru açar. Yemesi kolay ama zahmetli. Biz severek yapıyoruz. Zahmetini gözümüz görmüyor. Odun ateşinde piştiği için lezzetli oluyor" dedi. "Güle eğlene pişiriyoruz" Hacer Saygı ise 30 senedir yufka ekmek yaptığını belirtti. Sabaha karşı 03.00’te kalktığını söyleyen Saygı "Hamurumu yoğurdum, 04.30’da ekmekçilerim geldi. Güle eğlene yapıyoruz. Komşularımla birlikte yapıyoruz, yiyoruz, içiyoruz güzel geçiyor. Günlük 2 torba undan yufka ekmek pişiriyoruz. Cümlemize Allah çok versin. Biz 4 kişilik aileyiz. 2 gün pişirdik. Haziran ayına kadar bu gider" şeklinde konuştu. (EY-
Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:58 Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyor Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk köyünde bulunan tarihi Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı yıllarında hastane olarak kullanıldı. Köylüler cami etrafındaki şehit kabirlerinin tespit edilmesini istiyor. Ankara’nın Haymana ilçesinde yer alan Culuk köyü, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyor. Atatürk’ün konakladığı rivayeti bulunan köy, tepesindeki mevzilerla tarihe tanıklık ediyor. Köydeki tarihi Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı döneminde önemli bir görev üstlendi. Cephe gerisinde yaralı Türk askerlerinin tedavi edildiği cami, savaş yıllarında adeta bir sahra hastanesine dönüştü. Köyün yüksek kesimlerinde o dönemde kullanılan mevziler hala ayakta dururken, Mustafa Kemal Atatürk’ün köye gelerek bir gece konakladığı ve buradan orduya yön verdiği de köylüler tarafından anlatılıyor. "Yaralanan Türk askerleri için cami hastane olarak kullanıldı" Culuk Camii’nin yapılış tarihinin yeniçeri isyanına dayandığını söyleyen Culuk Mahallesi Muhtarı İsmet Gökdemir, "Bu köye yeniçeri isyanından çok kısa süre önce Rızvanoğulları ve Aşıroğulları diye iki aile göç ediyor. Osmanlı Ankara Eyalet Valisi Abdipaşa, Konya-Ankara yolu buradan geçtiği dönemlerde köylülerle sohbet ediyor. Abdipaşa’dan köylüler cami istiyorlar. Abdipaşa da o zaman köyümüze cami yaptırıyor. Caminin yapılış tarihi 1787. Şu andaki camimiz ikinci bir cami. Eski camiden sonra yapıldı. Fakat bu cami de Kurtuluş Savaşı döneminde yaklaşık 20 kilometre ileride Yunan karargahının bulunduğu Güzelcekale köyü var. O zamanki savaş döneminde yaralanan Türk askerleri için bizim köyümüzdeki bu cami hastane olarak kullanılıyor. Tabii ki şehit olanlar da oluyor, hayatta kalanlar da oluyor. Bundan dolayı işte köyümüzün tarihi çok eski. Geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Koruma Kurumu’ndan heyet getirdim köyüme. Burasını Kültür Varlıkları Koruma Kurumu’na kayıt ettirdim" dedi. "Camimizi tarihe geçirmeye uğraşıyoruz" Köyün tarihinde Culuk Camii’nin önemli bir yeri olduğunu belirten köy sakinlerinden Zafer Özyiğit ise, "Bizim bu cami hastaneymiş. Savaş zamanında yaralılar buraya geliyor, tedavi oluyorlarmış. Cami mezarlığı doluyor, şehitlerimizi gömecek yer kalmıyormuş. Biz burayı sit alanına geçirmeye uğraşıyoruz. Tarihe geçirmeye uğraşıyoruz camimizi. Bizim köyümüz vatansever bir köy. Ben bir vatandaş olarak çok bunalıyorum, sıkılıyorum. Ben buranın tarihe geçmesini istiyorum. Yetkililere buradan sesleniyorum. Gelsinler bizim burayı incelesinler. Bizim bu köyümüz son kale. Burada askerlerimiz tedavi olmuş. Dedelerimiz burada yemek vermiş askerlere. Biz buranın tarihe geçmesini bekliyoruz" diye konuştu. "Şehitlerimizin ismini yazdırmak istiyorum" Kurtuluş Savaşı’ndan kalan mevziye şehitlerin ismini yazdırmak istediğini söyleyen Özyiğit, "Şu arkada gördüğünüz yer tarihi bir kale kalıntısı. Ben orayı 3’üncü dereceden sit alanı yaptırdım. Bu tarihi yere bayrağımızı diktik. Şanlı bayrağımızı da rüzgar devamlı yırttıkça değiştiriyorum. Çanakkale’deki gibi mevziler var orada. Bu mevziler, Kurtuluş Savaşı’ndan beri duruyor. Buraya şehitlerimizin ismini yazdırmak istiyorum, burayı ışıklandırmak istiyorum. Bizim köyde 2 şehidimiz var, Selametli köyünde 1 şehidimiz var, diğer köylerde de şehitlerimiz var. Onların isimlerini en yüksek yere yazdırmak istiyorum" şeklinde konuştu.
Germencik İncir Festivali için geri sayım başladı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:08 Germencik İncir Festivali için geri sayım başladı Aydın’ın önemli incir üretim merkezlerinden olan Germencik ilçesinde bu yıl 21.’si gerçekleştirilecek olan Germencik İncir Festivali için geri sayım başlarken, festivalde adeta ‘yıldızlar geçidi’ yaşanacak. Dünya incir üretiminin lideri Aydın’ın incirin başkenti Germencik’te hasat sezonu, 22 - 28 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan 21. Germencik İncir Festivali ile taçlanacak. Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci; "Dünyanın incirini üreten, incirin başkenti Germencik’e yakışan, 1 hafta boyunca sürecek olan, coşku ve eğlence dolu bir festival hazırladık" dedi. 22 Eylül’de hediye çeki sürprizli balon uçurma ve festival kortejiyle başlayacak olan festival kapsamında 1 hafta boyunca panayır, alışveriş stantları, fuar, çocuk etkinlikleri köy pazarı gibi gündüz ve gece devam edecek olan etkinliklere ev sahipliği yapacak. Söyleşi, incir tadım yarışması ve Master Chef Yarışması gibi özel etkinliklere de sahne olacak festivalin son 3 gününde ünlü sanatçılar Germenciklilerle buluşacak. 26 Eylül’de Ece Seçkin, 27 Eylül’de Çakal ve 28 Eylül’de Simge Sağın sahne alacak. Festivalin moderatörlüğünü ise ünlü sunucu Alp Kırşan yapacak. Festivalin sürprizi traktör çekilişi Bu yıl 21.’si düzenlenecek olan festivalin geçmiş tüm festivallerden daha kapsamlı ve farklı olacağının altını çizen Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci festival çerçevesinde traktör çekilişi yapılacağını söyledi. Başkan Zencirci; "Milli Piyango İdaresi izniyle bu festivalimizin adına ve maksadına yakışan bir çekiliş planladık. Her şeyden önce bu bir tarım festivali ve bu festivale en uygun olacak şekilde traktör verelim dedik. Çekiliş çerçevesinde bir şanslı vatandaşımıza traktör hediye edeceğiz" dedi. Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci incir festivali ile ilgili olarak "Amacımız elbette halkımızın eğlenmesi ama öncelikli hedefimiz incirin katma değerinin, öneminin, kıymetinin arttırılmasıdır. Bir festival insanların eğlenmesi, güzel ve coşku dolu vakit geçirmesi için tertiplenir. Bizler de bunun hedefliyoruz ancak amaç burada konser verdik, etkinlik düzenledik, güldük, eğlendik evlere dağıldık değil. Elbette halkımızın keyifli vakit geçirip eğlenmesi bir nebze de olsa hayatın stresinden, derdinden uzaklaşması bizim için en büyük mutluluk. Ama hepsinden önce varlığıyla bize bu festivali yapma şansı veren, halkın birincil geçim kaynağı olarak düğününü derneğini yapan, çocuklarını yetiştiren okutan, hayatlarını idame ettiren o eşsiz ürünün yani incirin katma değerini arttırmaktır. Tüm vatandaşlarımızı davet ediyor, şimdiden keyif ve eğlence dolu bir festival olmasını diliyorum" dedi.