KÜLTÜR SANAT
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:38 Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce dünyası çalıştayda değerlendirildi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda "Edebiyat-Siyaset-Felsefe İlişkisi Kapsamında Koca Ragıp Paşa Çalıştayı"nın ilk oturumu gerçekleştirildi. 7-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenen çalıştayın yürütücülüğünü Dr. Öğr. Üyesi Emrah Gülüm üstlenirken açılış konuşmasını Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar yaptı. Çalıştaya konuşmacı olarak Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Prof. Dr. Abdülkadir Erkal, Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ve Prof. Dr. Kamil Sarıtaş katılırken, akademik personel, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci takip etti. Osmanlı düşünce ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliği, siyasal kimliği ve düşünce dünyasının disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirildiği çalıştayda, farklı akademik alanlardan isimler sunum gerçekleştirdi. "Marifet iltifata tabidir" Açılış konuşmasını yapan Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar, Koca Ragıp Paşa’nın devlet adamlığı ve edebi yönüne dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Koca Ragıp Paşa’yı konuşmak için bir araya geldik. Konuşmama Koca Ragıp Paşa’ya ait olduğunu düşündüğüm bir söz ile başlamak istiyorum: ‘Marifet iltifata tabidir.’ Emeğin, bilginin ve liyakatin değerini belki de bundan güzel anlatan bir söz yoktur. Bu sebeple bugün bu salonda olmamızı sağlayan, bu işte emeği geçen Emrah hocaya çok teşekkür ediyorum. Koca Ragıp Paşa bir sadrazam, bir diplomat, aynı zamanda hem devlet adamı hem sanatçı, şair ve önemli bir edebiyatçı olarak karşımızda duruyor." "Her işini usul ve suhuletle yapmıştır" Çalıştayın ilk konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Koca Ragıp Paşa’nın siyasi yönlerini ele aldı. Tulum, Paşa’nın siyasi hayatına çocukluk yıllarında başladığını belirterek, "Böyle bir alim üzerine konuşmak elbette çok zor. O, siyasi hayatına babasının yanında çocukluk yıllarında başlamış ve sadrazamlık mertebesine kadar yükselmiş önemli bir isimdir. Siyasi mizacını tanımlayacak olursak şunu görüyoruz; usul ve suhulet onun mizacında temayüz ediyor. Yani her işini usul ve suhuletle yapmıştır" dedi. "Devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşımıştır" Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ise, Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kazan Nas, paşanın şiirlerinde toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesinin önemli yer tuttuğunu belirterek, "Koca Ragıp Paşa’nın sanatını özgün kılan en önemli unsurlardan birisi onun devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşıyabilmesidir. Onun dizelerinde sadece bireysel duygular değil, toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesi de yer bulur" diye konuştu. "Kapıkulundan felsefeci olmaz anlayışı doğru değildir" Çalıştayda konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Sarıtaş, "Kapıkulundan felsefeci olmaz" anlayışını eleştirerek, Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce yapısına dikkat çekti. Sarıtaş, paşanın felsefe, tasavvuf ve kelamı birlikte ele alan bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Hamilik sistemi edebiyatın gelişiminde önemli rol oynadı" Açılış oturumunun son konuşmasını gerçekleştiren Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Erkal ise, Koca Ragıp Paşa’nın sanat hamiliği ve kültürel çevresine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erkal, 18. yüzyılda yetişen çok sayıdaki şairin arkasında hamilik sisteminin önemli bir etkisi olduğunu vurguladı. Çalıştayın öğleden sonraki oturumu edebiyat ve dil söyleşisiyle devam etti. Söyleşide gazeller, tematik şiir mecmuaları ve şiirlerdeki eleştiri unsurları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Çalıştay, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Alanya Kitap Fuarı 26 Eylül’de kapılarını 7’nci kez açıyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 16:07 Alanya Kitap Fuarı 26 Eylül’de kapılarını 7’nci kez açıyor Alanya Belediyesi tarafından düzenlenen 7’nci Alanya Kitap Fuarı, 26 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında ‘Okumak Yeşertir’ teması ile gerçekleştirilecek. Onlarca yayınevi ve yazarın katılacağı fuarda, kitapseverler için indirimli kitaplar imza günleri ve söyleşiler yer alacak. Alanya Kitap Fuarı, bu yıl ’Okumak Yeşertir’ temasıyla orman yangınlarına dikkat çekmeyi hedefliyor. Kitap fuarı kapsamında ağaç dikimi ve fidan dağıtımı gibi yeşil alanları artırmaya ve ormanları korumaya yönelik çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Her gün imza ve söyleşi programları yer alacak Yetişkinler, çocuklar ve gençlerle her yaştan okura hitap eden Alanya Kitap Fuarı, birçok tanınmış yazarı okurlarıyla buluşturacak. Her gün düzenlenecek imza günleri ve söyleşilerde, yazarlar hem eserleriyle ilgili deneyimlerini paylaşacak hem de okurların sorularını yanıtlayacak. Fuarın açılışı 26 eylül 26 Eylül Cuma günü saat 10.00’da eski belediye binası arkasında başlayacak fuar, 5 Ekim Pazar gününe kadar her gün açık olacak. Katılımcılar yayınevlerinin stantlarını gezerek kitap dünyasının çeşitliliğiyle tanışacak. Ayrıca, fuar alanında gerçekleştirilecek ulusal ve yerel yazarların imza ve söyleşi programlarına da vatandaşlar katılabilecek. Başkan Özçelik’ten fuara davet Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, kitapseverleri 7’nci Alanya Kitap Fuarı’na davet ederek, "Birçok yayınevinin katılımıyla birbirinden değerli yazarlarımızı 10 gün boyunca Alanya Kitap Fuarı’mızda ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağız. Tüm halkımızı davet ediyorum" dedi.
’’Gölgede Kalan’’ fotoğraf yarışması başvuruları devam ediyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:53 ’’Gölgede Kalan’’ fotoğraf yarışması başvuruları devam ediyor Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), fotoğraf sanatının toplumsal hafıza ve kültürel mirası görünür kılmadaki gücünden yola çıkarak bu yıl ikincisini düzenlediği "Gölgede Kalan" Fotoğraf Yarışması ile amatör ve profesyonel fotoğrafçıları yeni bir keşfe davet ediyor. Yarışma, gündelik hayatta gözden kaçan, unutulmaya yüz tutmuş, kırsal ya da kentsel yaşamın arka planında kalmış hikâyeleri fotoğraf aracılığıyla görünür kılmayı hedefliyor. Bu yönüyle "Gölgede Kalan", yalnızca bir sanat etkinliği değil, aynı zamanda güçlü bir bellek ve farkındalık çalışması olarak öne çıkıyor. DTSO Genel Sekreter Yardımcısı Meryem Özdemir Ok, bu yıl yarışmanın odağını özellikle somut olmayan kültürel miras değerlerine çevirdiklerine vurgu yaptı. Geçtiğimiz yıl kültürel miras temalı yarışmaya 370 başvuru aldıklarını hatırlatan Ok, 37 fotoğrafın ödül alarak Gastro İnovasyon Merkezinde sergilenmeye devam ettiğini belirtti. Ok, ‘’Bu yıl odağımız gastronomi, zanaat, müzik, el sanatları, geleneksel kıyafetler, ritüeller, oyunlar ve unutulmuş gelenekler. Fotoğrafla kaybolmaya yüz tutan bu değerleri belgeleyip geleceğe aktarmayı hedefliyoruz’’ dedi. Ok, ayrıca, gastronomi alanında yerel lezzetlerin tarifleri, hikayeleri ve geleneksel sunum biçimlerinin hızla kaybolduğunu, bu nedenle bu değerleri kayıt altına almanın büyük önem taşıdığını kaydetti. Yarışmanın jürisinde fotoğraf sanatının önde gelen isimlerin yer aldığına işaret eden Ok, ‘’Geçen yıl da birlikte çalıştığımız fotoğrafçı yazar Haluk Çobanoğlu, foto muhabiri Ümit Bektaş, fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Zülküf Mavlay ile DKVD Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Can jüride yer alıyor’’ diye konuştu. Ok, bağımsız jürinin, fotoğrafları sanatsal özgünlük, toplumsal duyarlılık ve estetik bakış açısı üzerinden değerlendireceğinin altını çizdi. Başvuruların 30 Eylül 2025 tarihine kadar alınacağını anımsatan Ok, yarışma sonrasında kitap fuarı kapsamında atölyeler, sergi ve ödül töreni düzenleneceğini ifade ederek, geçen yıl ödül alan 37 fotoğraf ile bu yıl seçilecek eserlerin yer aldığı dijital bir albüm hazırlanarak hem sergilerde hem de dijital mecralarda fotoğraf severlerle paylaşılacağını duyurdu. Yarışmaya, fotoğraf sanatına ilgi duyan amatör ya da profesyonel herkes katılabiliyor. DTSO, bu yarışmayla özellikle genç fotoğrafçılara kendilerini ifade etme ve kültürel mirasa dair değerleri görünür kılma fırsatı sunmayı hedefliyor. Yarışmaya katılmak isteyenler DTSO web sitesinde başvuru yapabiliyor.
Antik Tiyatro aslına dönecek kazı alanı genişleyecek
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:45 Antik Tiyatro aslına dönecek kazı alanı genişleyecek Konuralp Antik Tiyatroda devam eden kazı çalışmalarında sona gelindi. Kazıları Konuralp’in diğer alanlarında genişletilerek devam edecek. Tarihi M.Ö. ikinci yüzyıla kadar uzanan Roma döneminde kentin sanatsal ve kültürel etkinliklerinin yapıldığı Konuralp Antik Tiyatro alanında kazı çalışmalarında son günlere girildi. Son 2-3 gün içinde bitirileceği öğrenilen çalışmaların ardından burada aslına uygun düzenleme çalışmaları başlayacak. Antik Tiyatro ilk günkü haliyle yeniden hayata döndürülecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da desteklediği çalışmalarla Prusias AD Hypium şeklinde dönecek olan Konuralp Antik Tiyatro bu şekliyle de Düzce’de tarih turizminin, sanatın ve Kültürel çalışmaların merkezi olacak. Kazı çalışmaları genişletiliyor Antik tiyatroda yapılacak aslına uygun düzenleme çalışmaları sırasında Konuralp’in diğer bölgelerinde de kazı çalışmaları başlayacak. Kazı çalışmalarının farklı alanlarda genişletilmesinin amacı ise daha fazla tarihi yaşam kalıntılarına ve yerleşim alanlarına ulaşarak tarihe yön verebilmek. Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, "Düzce’mizin binlerce yıllık tarih sahnesi Konuralp Antik Kenti kazı çalışmalarımızda tiyatro alanını birkaç gün içinde tamamlıyoruz. Burada bir tarih, bir hazine, bir medeniyet yatıyor, bu kültür eşiğinde, daha büyük eserler bulmak için araştırma alanımızı genişletiyoruz. Çünkü biz; çok isteriz, çok çalışırız ve başarırız" dedi.
Tavşanlı Höyük’te 4 bin 500 yıllık heykeller gün yüzüne çıktı
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:59 Tavşanlı Höyük’te 4 bin 500 yıllık heykeller gün yüzüne çıktı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı merkezlerinden Tavşanlı Höyük’te 4 bin 500 yıl öncesine tarihlenen mermer, kemik ve pişmiş topraktan yapılmış heykeller ortaya çıkarıldığını duyurdu. Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı yerleşimlerinden olan Tavşanlı Höyük’te yapılan kazılarda, günümüzden 4 bin 500 yıl öncesine tarihlenen heykeller bulundu. Mermer, kemik ve pişmiş topraktan yapılmış bu eserler, dönemin dini ve kültürel hayatına dair yeni ipuçları ortaya koyuyor. Kazılarda ayrıca, bir yapının ortasındaki ocağın çevresinde yan yana dizili 7 insan biçimli kil heykel keşfedildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesaplarından duyurduğu buluntularla ilgili yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı merkezlerinden Tavşanlı Höyük’te bu yıl çok önemli keşiflere imza atıldı. Günümüzden 4 bin 500 yıl öncesine tarihlenen mermer, kemik ve pişmiş topraktan yapılmış heykeller ortaya çıkarıldı. Ocak etrafında yan yana bulunan 7 insan biçimli heykel, dönemin dini ritüellerine ışık tutuyor. Tamamlanmamış seramikler ise üretim süreçlerini anlamamızı sağlıyor. Henüz dar alanlarda yürütülen kazılar, Tunç Çağı’nın dini, kültürel ve ekonomik yaşamına dair eşsiz ipuçları sunuyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimiz başta olmak üzere çalışmaları yürüten değerli bilim insanlarına teşekkür ediyorum." Kazıların aralık ayı ortasına kadar sürmesi ve Tunç Çağı’na dair çok daha fazla bilgiye ulaşılması öngörülüyor.
Tarihi Haydarpaşa Garı Anadolu Yakası’nın yeni kültür ve sanat merkezine dönüşecek
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:55 Tarihi Haydarpaşa Garı Anadolu Yakası’nın yeni kültür ve sanat merkezine dönüşecek İstanbul’un simge yapılarından tarihî Haydarpaşa Garı dönüşüm projesinde Arkeopark ve Anadolu Yakası’nın ilk Arkeoloji Müzesi için devam eden çalışmaları yerinde takip etti. Bakan Ersoy, Tarihî Haydarpaşa Garı’nın pek çok alanda Anadolu Yakası’nın en büyük kültür sanat merkezi haline geleceğini vurguladı. İstanbul’un simge yapılarından tarihî Haydarpaşa Garı, artık yalnızca trenlerin kalkış noktası değil, aynı zamanda kültür ve sanatın da yeni durağı olacak. Haydarpaşa’da başlatılan dönüşüm projesiyle tarihî gar, performans sanatlarından arkeolojiye kadar pek çok alanda Anadolu Yakası’nın en büyük kültür sanat merkezi haline gelecek. Haydarpaşa’daki tren taşımacılığı ise devam edecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, tarihî Haydarpaşa Garı’nda hızla devam eden çalışmaları yerinde inceleyerek sürece ilişkin bilgiler aldı. Bakan Ersoy, incelemelerinin ardından sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda projenin tüm ayrıntılarını kısa süre içerisinde açıklayacaklarını vurguladı. "Proje Haydarpaşa’yı, kültür ve sanatla yeniden İstanbul’un kalbine taşıyacak" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Tarihî Haydarpaşa Garı’nın dönüşüm projesiyle ilgili olarak yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Tarihî Haydarpaşa Garı, tren taşımacılığı sürerken kültürün ve sanatın da merkezi olacak. Tarihî yapıda başlattığımız büyük dönüşümü yerinde inceleyerek proje alanında sürece ilişkin bilgiler aldık. Anadolu Yakası’nı çok yakında yeni bir kültür ve sanat merkezine kavuşturacağız. Tarihî Haydarpaşa Garı’nda, gar hizmetleri sürerken bir yandan da performans sanatları merkezi, kütüphane, tematik müze, sergi salonları ve atölyeler İstanbul’umuza kazandırılmış olacak. Anadolu Yakası’nın ilk Arkeoloji Müzesi’ne de yine Haydarpaşa’da hayat vereceğiz. Aynı zamanda bir Arkeopark’a dönüşecek olan Haydarpaşa, 2018’de başlayan kazılarda ortaya çıkan binlerce yıllık eserlere de ev sahipliği yapacak. Kısa süre içerisinde tüm ayrıntılarını paylaşacağımız proje Haydarpaşa’yı, kültür ve sanatla yeniden İstanbul’un kalbine taşıyacak." Arkeopark olarak düzenlenecek Haydarpaşa, tarihseverleri binlerce yıllık kalıntılarla buluşturacak Haydarpaşa’daki dönüşüm kapsamında Anadolu Yakası’nın ilk Arkeoloji Müzesi de burada hayata geçirilecek. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan tarihî eserler bu müzede sergilenecek. Haydarpaşa ayrıca bir Arkeopark olarak düzenlenecek ve tarihseverleri binlerce yıllık kalıntılarla buluşturacak. Ayrıca, proje kapsamında Haydarpaşa Garı’nda mevcut olan cami de korunacak. Yapı, restorasyon sonrasında da ibadete açık şekilde hizmet vermeye devam edecek.
92 yıl önce Ordu’da batmıştı: Rus şilebi dron ile görüntülendi, dalgıçlar gemiyi ilk kez keşfetti
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:47 92 yıl önce Ordu’da batmıştı: Rus şilebi dron ile görüntülendi, dalgıçlar gemiyi ilk kez keşfetti Ordu’da 1933 yılında batan gazyağı yüklü Rus şilebi dronla görüntülendi, dalgıçlar tarafından batıkta keşif dalışı yapıldı. Altınordu ilçesinde yaşayan fotoğraf sanatçısı Gökhan Kırca, geçen günlerde dron çekimi yaptığı esnada kıyıdan yaklaşık 120 metre uzaklıkta batık gemi kalıntısını fark etti. Batığı görüntüleyen Kırca, bu anları sosyal medya hesaplarında paylaştı. Bunun üzerine dalış eğitmeni Hakan Güney, beraberindeki 3 dalgıçla birlikte Rus şilebi batığına keşif dalışı gerçekleştirdi. "Batum’dan yola çıkan şilep burada fırtınada batmış" Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Dizman, Ruslar tarafından ticari amaçla kullanılan şilebin 30 Kasım 1933’te Ordu’ya gazyağı getirdiği sırada fırtına nedeniyle battığını ifade etti. Dizman, "Bu gemi bazı kaynaklarda ‘Tana’ adıyla geçiyor ve Rus şilebi. Batum’dan yola çıkarak batıya gaz götürdüğü esnada burada fırtınaya yakalanıyor. Ordu’ya yaklaştığında Vona Limanı’na yaklaşmak ve fırtınayı orada atlatmak istiyor. Ama şu anda bulunduğumuz noktanın açıklarında kontrolü kaybediyorlar. Ordu’ya sığınmak istiyor ama bu noktada batıyor. Sabah olunca Ordulular geminin imdat düdüğünü duyarak geliyorlar. Bir gemici boğuluyor, diğerleri kurtarılıyor. Haftalarca burada misafir oluyorlar ve sonrasında başka Rus şilebi gelip onları alıyor" dedi. "Geminin bazı aksamları sökülerek satılmış" Mürettebatın haftalarca Ordu’da misafir olduğunu ve 1960’lı yıllarda bazı metal aksamlarının gerekli izinler dahilinde sökülerek satıldığını kaydeden Dizman, "Gemi uzun yıllar burada direkleri görünür halde yaşamış, 1960’lı yıllarda gerekli izinler alınarak direkleri ve bazı demir aksamları sökülerek satılmış. Bugün yaşı 70’in üzerinde olanlar o geminin direklerinin varlığını biliyorlar" diye konuştu. "Çok kez bu noktada çekim yaptım ancak gemiyi ilk kez gördüm" Fotoğraf sanatçısı Gökhan Kırca, farklı tarihlerde yaptığı uçuşlarda geminin görülmediğini, yamaç paraşütü yapan bir arkadaşının uyarısı sonucu sahilde dron çekimi yaptığı sırada batığı görüntülediğini belirterek, "Büyük bir gemi olarak görülüyor. Bunlar sosyal medyada paylaşınca güzel tepkiler aldım. Ben bilinen bir batık olduğunu zannediyordum ancak gelen binlerce mesaj üzerine bu geminin çok da bilinmediğini öğrendim. Gazete arşivlerinden bakıldığında 1933 yılında batan bir gemi olduğunu tespit ettik. Var olan bir batığı yeniden gündeme getirmek benim adıma mutluluk vericiydi" ifadelerine yer verdi. "Ordu’nun sualtı turizminin gelişmesine katkı sunmasını bekliyoruz" Dalış eğitmeni Hakan Güney ise batığın kıyıya çok yakın olduğunu belirterek, "Görüş çok yoktu ama teknenin başı ile arka kısmı ayrılmış. 3,5 metre genişliğinde güzel bir tekneymiş, güvertesi duruyor. Kamara kısmından arka tarafına doğru ilerledim. Tana isimli gemi derinlik olarak 2,2 metre derinliğe sahip. Kıyıdan ortalama 120 metre açıkta. Arkadaşlarımızla birlikte dalış gerçekleştirerek sualtı görüntüleri aldık. Batığın Ordu’da sualtı turizminin gelişmesine katkı sunacağını bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:15 Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor Kayseri’de devam eden arkeolojik kazılarda şehrin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor. ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen ve tarihinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış kentte devam eden kazılarda şehrin bilinmeyen yönlerinin öğrenildiğini aktaran İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "Kazılar yapıldıkça sürekli yeni veriler alıyoruz" dedi. 1067’de Selçuklu komutanı Afşin ile Türk hakimiyetine giren Kayseri; Selçuklu Devleti, Eratna Beyliği, Dulkadiroğulları, Kadı Burhanettin, Karamanoğulları ve Osmanlı Devleti dönemlerini yaşamış, başta Selçuklular olmak üzere her dönemde önemli bir Türk kültür merkezi oldu. İçinde hemen hemen bütün uygarlığa ait izleri halen barındıran ve ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen Kayseri’de; birçok arkeolojik kazılar da yıllardır devam ediyor. Devam eden kazılarda sürekli yeni veriler alındığını ve bu sayede şehrin bilinmeyen yönlerinin öğrenildiğini aktaran İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "Şehrimiz, gerçekten birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Yani her noktasında farklı bir değer bulabiliyorsunuz. Burada sürekli kazı çalışmaları var. Örneğin Kültepe’den başlayacak olursak; biliyorsunuz 1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç hocamızın başlattığı kazılar aralıksız şekilde günümüze kadar devam etmiş. Daha sonra Prof. Dr. Kutlu Emre devam etmiş ve şu anda da Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu hocamızla beraber kazı çalışmaları devam ediyor. Kültepe’ye baktığımız zaman; aslında şehrimizin de tarihi anlamda ismini en çok duydukları, bildikleri yerlerden. Çünkü nedeni şu; Kültepe çok farklı özellikleriyle ön plana çıkıyor. Biliyorsunuz; biz şehrimizin sürekli ticaret şehri olduğundan bahsederiz ki; günümüze kadar nasıl bir ticaret geldiyse, Anadolu Selçuklular dönemindeyken çok önemli bir ticaretken ve Kültepe’nin bugünün, günümüzden 4 bin yıl öncesinin çok önemli bir ticaret merkezi. Şehrin hafızası ve belleğine baktığımızda, geçmişten gelen bir ticari geçmişi var ve bu devam ediyor. Bunu da biz; Kültepe’deki kazılardan açığa çıkan tabletler bize ticaretle ilgili önemli veriler sunuyor. Burada hangi ürünler alınıp satıldı, yani doğrudan yazı olduğu için ve Anadolu’da kullanılan ilk yazının merkezi olması açısından zaten Kültepe bu yönüyle ön plana çıkıyor. Yazı olduğu için o dönemden aktarılan bir bilgi değil, kaynağından bilgiye erişmemizi sağlıyor. Fikri hocamız her yıl yaptığı kazılarda çeşitli verilere ulaşıyor. Medya aracılığı ile ve sempozyumlar, makalelerde de değiniyor. Sadece ticaretle kalan bir kısım değil; Kültepe’de bizim Karum dediğimiz ticaretin yapıldığı nokta ve bunun dışında da şehrin olduğu, sarayın olduğu ve yönetim kesiminin olduğu alanlarda çalışmalar yapıyor. Kayseri’nin, şehrimizin bahsettiğimiz 5 bin yıllık ve 7 bin yıllık sürece ulaşan verileri ortaya koyuyoruz. Bu anlamda Kültepe çok önemli. Kil tabletler değil ama topraktan yapılmış kap, kacaklar var burada. Özellikle seramik dediğimiz bu eserler de dönemin sanat anlayışını çok üst düzey biçimde yansıtıyor. Kültepe’de çalışma yapıldıkça yeni veriler hep alıyoruz ve bu yeni verilerle şehrimizin bilinmeyen kısmını öğrenmiş oluyoruz" dedi. Kazıların uzun yıllar devam edeceğini de sözlerine ekleyen Dursun, "Fikri hocamızın kazıları devam ediyor ve inşallah uzun yıllar da devam edecektir. Farklı kazılar da var; Keykubat Sarayı kazısı, Selçuklu dönemine ait bir kazı. Burada da Prof. Dr. Erbaş hocamız tarafından kazılar gerçekleştiriliyor ama bu yıl bir ara verdiler, gelecek yıl inşallah çalışmalarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.
Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:06 Arkeolojik kazılarla Kayseri’nin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen ve tarihinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış Kayseri’de devam eden arkeolojik kazılarda şehrin bilinmeyenleri ortaya çıkartılıyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun; "Kazılar yapıldıkça sürekli yeni veriler alıyoruz" dedi. 1067’de Selçuklu komutanı Afşin ile Türk hakimiyetine giren Kayseri; Selçuklu Devleti, Eratna Beyliği, Dulkadiroğulları, Kadı Burhanettin, Karamanoğulları ve Osmanlı Devleti dönemlerini yaşamış, başta Selçuklular olmak üzere her dönemde önemli bir Türk kültür merkezi olmuştur. İçinde hemen hemen bütün uygarlığa ait izleri halen barındıran ve ’Açık Hava Müzesi’ olarak tabir edilen Kayseri’de; birçok arkeolojik kazılar da yıllardır devam ediyor. Devam eden kazılarda sürekli yeni veriler alındığını ve bu sayede şehrin bilinmeyen yönlerinin öğrenildiğini aktaran İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun; "Şehrimiz, gerçekten birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Yani her noktasında farklı bir değer bulabiliyorsunuz. Burada sürekli kazı çalışmaları var. Örneğin Kültepe’den başlayacak olursak; biliyorsunuz 1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç hocamızın başlattığı kazılar aralıksız şekilde günümüze kadar devam etmiş. Daha sonra Prof. Dr. Kutlu Emre devam etmiş ve şu anda da Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu hocamızla beraber kazı çalışmaları devam ediyor. Kültepe’ye baktığımız zaman; aslında şehrimizin de tarihi anlamda ismini en çok duydukları, bildikleri yerlerden. Çünkü nedeni şu; Kültepe çok farklı özellikleriyle ön plana çıkıyor. Biliyorsunuz; biz şehrimizin sürekli ticaret şehri olduğundan bahsederiz ki; günümüze kadar nasıl bir ticaret geldiyse, Anadolu Selçuklular dönemindeyken çok önemli bir ticaretken ve Kültepe’nin bugünün, günümüzden 4 bin yıl öncesinin çok önemli bir ticaret merkezi. Şehrin hafızası ve belleğine baktığımızda, geçmişten gelen bir ticari geçmişi var ve bu devam ediyor. Bunu da biz; Kültepe’deki kazılardan açığa çıkan tabletler bize ticaretle ilgili önemli veriler sunuyor. Burada hangi ürünler alınıp satıldı, yani doğrudan yazı olduğu için ve Anadolu’da kullanılan ilk yazının merkezi olması açısından zaten Kültepe bu yönüyle ön plana çıkıyor. Yazı olduğu için o dönemden aktarılan bir bilgi değil, kaynağından bilgiye erişmemizi sağlıyor. Fikri hocamız her yıl yaptığı kazılarda çeşitli verilere ulaşıyor. Medya aracılığı ile ve sempozyumlar, makalelerde de değiniyor. Sadece ticaretle kalan bir kısım değil; Kültepe’de bizim Karum dediğimiz ticaretin yapıldığı nokta ve bunun dışında da şehrin olduğu, sarayın olduğu ve yönetim kesiminin olduğu alanlarda çalışmalar yapıyor. Kayseri’nin, şehrimizin bahsettiğimiz 5 bin yıllık ve 7 bin yıllık sürece ulaşan verileri ortaya koyuyoruz. Bu anlamda Kültepe çok önemli. Kil tabletler değil ama topraktan yapılmış kap, kacaklar var burada. Özellikle seramik dediğimiz bu eserler de dönemin sanat anlayışını çok üst düzey biçimde yansıtıyor. Kültepe’de çalışma yapıldıkça yeni veriler hep alıyoruz ve bu yeni verilerle şehrimizin bilinmeyen kısmını öğrenmiş oluyoruz" dedi. Kazıların uzun yıllar devam edeceğini de sözlerine ekleyen Dursun; "Fikri hocamızın kazıları devam ediyor ve inşallah uzun yıllar da devam edecektir. Farklı kazılar da var; Keykubat Sarayı kazısı, Selçuklu dönemine ait bir kazı. Burada da Prof. Dr. Erbaş hocamız tarafından kazılar gerçekleştiriliyor ama bu yıl bir ara verdiler, gelecek yıl inşallah çalışmalarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.
On birinci Akçalar - Fadıllı İncir Festivali’nde lezzet şöleni
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:29 On birinci Akçalar - Fadıllı İncir Festivali’nde lezzet şöleni Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Akçalar-Fadıllı İncir Festivali bu yıl da renkli ve lezzetli anlara sahne oldu. Akçalar Göl Kıyısı’nda düzenlenen festivalde, incirli lezzetler yarışması ve üretici yarışmaları ile Bursa’nın dünyaca ünlü siyah inciri tanıtıldı. Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği Akçalar-Fadıllı İncir Festivali’nin 11’incisi, Akçalar Göl Kıyısı’nın doğal güzelliği eşliğinde düzenlendi. Bursa siyah incirinin tanıtımı ve üreticiyle vatandaşın buluşması amacıyla organize edilen festivale, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Hafize Usturalı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, Osmangazi Belediye Başkan Vekili Özge Kaya, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, Akçalar Mahalle Muhtarı Salih Avcil, Fadıllı Mahalle Muhtarı Nail Gülmez, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Festival açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Hafize Usturalı, Bursa siyah incirinin sadece bir lezzet değil, tarih, kültür ve emekle bütünleşmiş bir simge olduğunu vurguladı. Usturalı, festivalin Akçalar ve Fadıllı halkının kültürünü, doğasını ve dayanışmasını tanıtma fırsatı sunduğunu belirterek, "Burada atılan her adım, yerel kalkınmanın, tarımsal üretimin, kırsal turizmin ve birlik ruhunun yansımasıdır. Toprağımıza sahip çıktıkça, emeğe değer verdikçe, geleceğe daha umutla bakabiliriz" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu ise Bursa’nın tarım ve üretim kültürüyle Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Gazioğlu, incirin bereketli toprakların en özel meyvelerinden biri olarak hem üreticiye kazanç sağladığını hem de kentin marka değerine katkıda bulunduğunu ifade etti. Konuşmaların ardından festival, Nilüfer Halk Dansları ekibinin renkli gösterileriyle devam etti. Festivalin en çok merak edilen etkinliklerinden olan "İncirli Lezzetler Yemek Yarışması" ve "En İyi İncir Yetiştiricisi Yarışması"nda kazananlar da belli oldu. Jüri üyeliklerini Rafet Bakoğlu, Cemal Adıgüzel, Ali Hikmet Alaşan, Pelin Hacer ve Selçuk İlhan’ın yaptığı "En İyi İncir Yetiştiricisi Yarışması"nda, Berre Kargılı üçüncü, Ramazan Şenbiçer ikinci ve İlker Koçoğlu birinci oldu. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun, Nilsader Yönetim Kurulu Başkanı, Bursa Aşçılar Derneği Necmettin Baştürk, şefler Tarık Nimet Kahrıman, Tarık Sevil Karaca ve eğitmen Aybiçe Taylak’ın jüri üyesi olduğu "İncirli Lezzetler Yemek Yarışması"nda ise birbirinden lezzetli 10 tarif dereceye girmek için yarıştı. Yarışmada Azbiye Tazefidan "Mutancana Yemeği" tarifiyle birinci, Beytiye Kaynar "Cızbana" tarifiyle ikinci, Maşide Kavuncu Keskin ise "İncir Dolması" yemeğiyle üçüncü oldu. Festivalde Roman Orkestrası ve sevilen grup Retrobüs sahne alarak, şarkılarıyla katılımcılara keyifli anlar yaşattı.