Son Dakika
|
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
İran’dan Körfez ülkelerine 468 balistik füze fırlatıldı
Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile görüştü
MSB: İran'dan atılan balistik füze engellendi
Fatma Nur öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
İsrail, İran'da füze ve savunma sistemlerinin bulunduğu tesisleri vurdu
Artvin-Şavşat karayolunda heyelan
İsrail Savunma Bakanı Katz: "Hamaney'in halefi de kesin bir hedef olacak"
İran: "Avrupa Birliği, uluslararası hukuka bağlılığını sürdürmeli"
Pezeşkiyan: "Ülke durma noktasına gelmedi"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Bakan Kacır: "İhracatımızı 273 milyar dolara çıkardık"
Laricani: "Trump, Netanyahu’nun palyaçoluklarıyla ABD halkını İran’la haksız bir savaşa sürükledi"
Ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda
Avrupa Komisyonu, uzun süredir beklenen "Made in EU" planını sundu
Birleşik Arap Emirlikleri'nde hayat ve alışveriş sürüyor
Kar yolları kapattı, öğretmenler yolda kaldı
Artvin-Şavşat karayolunda heyelan
KÜLTÜR SANAT
Alucra’da geleneksel iftar programı sürüyor
04 Mart 2026 Çarşamba - 20:46:06
Alucra ilçesinde geleneksel hale gelen iftar programı, Ramazan ayında da dayanışma ve paylaşma ruhunu yaşatmaya devam ediyor. İlçe merkezindeki Şehit Emre Doruk Kültür Merkezi ve Konuk Evi’nde kurulan iftar sofralarında her gün yüzlerce vatandaş bir araya geliyor. Hayırsever iş insanlarının katkılarıyla düzenlenen organizasyonda Ramazan ayı boyunca günlük yaklaşık 350-400 kişiye iftar yemeği ikram ediliyor. İftar programının, ilçe halkının yanı sıra misafirler, yolcular ve ihtiyaç sahiplerine de açık olduğu belirtildi. Yemek yapma imkânı bulunmayan yaşlı vatandaşlara da buradan yemek temin edildiği ifade edildi. Şehit Emre Doruk İlim Kültür ve Hizmet Derneği Başkanı Resul Zorba, hazırlıkların tamamlandığını belirterek, gelenekselleşen iftar programını bu yıl da sürdürmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Zorba, organizasyona katkı sağlayan hayırseverlere teşekkür etti. İftar programına katılan vatandaşlar da emeği geçenlere teşekkür ederek, Ramazan ayının manevi atmosferinin ilçede güçlü şekilde hissedildiğini dile getirdi. Programın Ramazan ayı boyunca devam edeceği bildirildi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:54
Anadolu’nun kadim hafızası dünya sinemasıyla buluşuyor
Bitlis’in yüzyıllara meydan okuyan geleneksel el sanatlarını ve bu zanaatlara ömrünü adamış son ustalarını konu alan "Zamanın Ustaları" belgesel sinema projesinden, ilk görüntüler yayınlandı. Uluslararası film festivallerinde Türkiye’yi temsil etme hedefiyle yola çıkan proje, bölgenin kültürel mirasına ışık tutuyor. Yapımcılığını ve yönetmenliğini, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde medya ve sinema alanında dersler veren, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal’ın üstlendiği "Zamanın Ustaları" (Timeless Masters), alışılagelmiş belgesel kalıplarının dışına çıkarak izleyiciye farklı bir anlatı tarzı sunuyor. Bitlis’in tarih kokan atmosferini de yansıtan belgesel, taşın ve toprağın hafızasını, uluslararası sinema standartlarında, şiirsel ve derinlikli bir görsel dille kayıt altına alıyor. Yaşayan hazineler ve son ustalar bir arada Filmde; UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Adilcevazlı geleneksel baston ustası Cumali Birol’un, Bitlis’in yöresel ayakkabısı "Harik"in bölgedeki son temsilcisi Haydar Yılmaz’ın, Ahlat ve Bitlis taşının sırrını çözen taş işçiliği geleneğinin temsilcileri Emre Nacaroğlu ile Metin Coşkun’un ve Ahlat bastonculuğunun önemli isimlerinden, Kültür Bakanlığı sanatçısı ve Yaşayan İnsan Hazineleri envanterine kayıtlı Refa Gökbulak’ın zanaat yolculukları yer alıyor. Geleneksel zanaatların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bağların ve yerel kimliğin taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle, modernleşme karşısında kaybolma riski taşıyan mirası belgeleyerek gelecek nesillere aktarmayı ve farkındalık oluşturmayı hedefleyen belgesel, toplumsal hafızayı güçlendirirken kültürel sürdürülebilirliğe de önemli katkılar sağlıyor. Ustanın elinden zamana düşen iz Sadece bir zanaat anlatısı olmanın ötesinde; sabır, zaman ve miras kavramlarını sorgulayan "Zamanın Ustaları", izleyiciyi sessiz bir tanıklığa davet ediyor. Film; taşın, ahşabın ve hariğin usta ellerde nasıl bir sanat eserine dönüştüğünü anlatırken, bu kadim geleneğin ardındaki derin felsefeyi de gözler önüne seriyor. Projenin yapımcısı ve yönetmeni Doç. Dr. Gözde Sunal, filmle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Amacımız, sadece unutulmaya yüz tutmuş meslekleri belgelemek değil; bu topraklardaki sessiz emeği, evrensel bir sinema diliyle tüm dünyaya duyurmaktı. Bir ustanın çekici indirirken hissettiği o duyguyu, dünyanın diğer ucundaki bir izleyiciye de hissettirmek istedik. Bu film, Bitlis’ten dünyaya açılan bir kültür köprüsüdür." Uluslararası Festival Yolculuğu Özgün anlatımı ve güçlü görsel dünyasıyla dikkat çeken "Zamanın Ustaları", önümüzdeki aylarda dünya genelindeki prestijli film festivallerinde yarışarak Anadolu’nun kültürel mirasını uluslararası arenada temsil etmeyi hedefliyor.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:38
Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri, farkındalık yürüyüşü ile başladı
Samsun’un Atakum Belediyesi tarafından düzenlenen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü özel programı, farkındalık yürüyüşü ile başladı. Yürüyüşe katılmak isteyen çok sayıda vatandaş, Özgecan Kadın Danışma Merkezi önünde bir araya geldi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel ve çok sayıda vatandaş, ellerinde pankartla Ata Sahne’ye kadar olan mesafeyi kadın haklarına dikkat çekmek için kat etti. Bando takımı eşliğinde güzergahı takip eden korteje, Atakumlular balkonlara çıkarak alkışlarla destek verdi. Başkan Serhat Türkel ve beraberindeki vatandaşlar Ata Sahne’de coşkuyla karşılandı. Başkan Türkel merkezde yaptığı konuşmada, ülke gündeminden düşmeyen kadına şiddet olaylarına tepki göstererek, "Sadece 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde değil, her gün kadın haklarına dikkat çekmeliyiz, seslerini daha güçlü duyuracak çalışmalara imza atmalıyız. Atakum Belediyesi olarak tam katılımcı hizmet anlayışıyla, kadın üretimini ve katılımını destekleyen çalışmalar için tüm imkanlarımızı kullanmaya devam edeceğiz. Kadın kutsaldır, üretendir, anadır. Saygının bir gün, bir hafta değil her gün olması gerektiğini düşünerek inşallah bu farkındalık yürüyüşünün etkisini göstermesini diliyorum" dedi. Yürüyüşün ardında merkezde, balon uçurma etkinliği gerçekleştirildi. Kadınların gökyüzüne bıraktığı yüzlerce balon merkezde görsel şölen yaşatırken, katılımcılar coşku dolu anlar yaşadı. Etkinlikler ‘Kadın Yolu Sergisi’nin açılışı ile devam etti. Sergide sanat, ekonomi ve bilim gibi çeşitli alanlarda ilklere imza atan kadın portreleri vatandaşlarla buluştu. Cumhuriyet tarihinin ilk kadın arkeoloğu Jale İnan’dan ilk kadın pilot Sabiha Gökçen’e öncü kadın kadınlar hikayeleri ile ziyaretçiler tarafından ilgiyle takip edildi. Serginin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise şiddet nedeniyle hayattan koparılan kadınların fotoğraflarına yer verildiği bölüm oldu. Türkiye’de artan kadın cinayetlerine dikkat çeken sergi, ziyaretçilerine duygusal anlar yaşattı. Programda ayrıca Kübra, Atakan ve Volkan üçlüsünün sahne aldığı akustik konser vatandaşlarla buluştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:51
Başkan Sandıkçı: "Ramazan’da gönül bağımızı güçlendirmeye devam ediyoruz"
SAMSUN (İHA) – Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, Ramazan ayının manevi ikliminde 7’den 70’e tüm vatandaşlarla bir araya gelip, gönül bağını güçlendirdiklerini söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, Ramazan ayı boyunca ilçede gerçekleştirdikleri birçok etkinlik ve programla Ramazan’ın bereketini paylaşmaya devam ettiklerini, çocuklarla, gençlerle ve ailelerle buluşmayı sürdürdüklerini söyledi. Çat kapı iftar programıyla vatandaşları evlerinde ziyaret ederek iftar sofralarında buluşmayı sürdürdüklerini ifade eden Başkan İbrahim Sandıkçı, her akşam farklı bir mahallede teravih namazı sonrası mahalle buluşmalarıyla vatandaşlarla bir araya geldiklerini dile getirdi. Canik Şehr-i Ramazan Serüveni etkinliklerinde de ailelerle bir araya geldiklerini, çocukları ve gençleri hediyelerle buluşturduklarını belirten Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde hemşehrilerimizle ve gençlerimizle buluşmayı, Ramazan’ın sevincini paylaşmayı sürdürüyoruz" dedi. Teravih namazı sonrası gerçekleştirdikleri mahalle buluşmalarıyla ilçe sakinlerinin taleplerini ve önerilerini dinlediklerini, ayrıca yürütülen çalışmalar ile ilgili istişarelerde bulunduklarını aktaran Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizin dört bir köşesinde hemşehrilerimizle ve gençlerimizle buluşuyor, mübarek Ramazan ayının bereketine ortak olmaya devam ediyoruz. Çat kapı iftar programımız ve teravih namazı sonrası mahalle buluşmalarımızla hemşehrilerimizle bir araya geliyor, Canik Şehr-i Ramazan Serüveni etkinliklerimizle çocuklarımızın ve gençlerimizin neşesine ortak oluyoruz. Mahalle buluşmalarımızda hemşehrilerimizin taleplerini ve önerilerini dinliyoruz. Ortak akıl anlayışıyla çalışmalarımıza yönelik istişarelerde bulunuyoruz. Ramazan ayının manevi ikliminde 7’den 70’e tüm gençlerimizle ve hemşehrilerimizle bir araya gelmeyi sürdürüyor, gönül bağımızı güçlendirmeye devam ediyoruz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 13:17
Burhaniye’de zeytin odunları mutfak gereci oldu
2
24 Şubat 2026 Salı- 11:30
Tozlu araç görünce dayanamıyor, camları sanat eserine dönüştürüyor
3
03 Mart 2026 Salı- 10:11
Bu çocuğun kulakları radar kadar hassas
4
03 Mart 2026 Salı- 11:51
Dünyanın en küçüğü ama değer biçilemiyor
5
03 Mart 2026 Salı- 16:50
Ağrı Valisi Bozkurt, Ramazan etkinliklerinde öğrencilerle bir araya geldi
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:03
Mersin Büyükşehir Belediyesi, fuarda kentin turizm potansiyelini tanıttı
Mersin Büyükşehir Belediyesi, 29. EMITT Fuarı’nda açtığı stantla kentin tarihi, kültürel ve turistik zenginliklerini uluslararası katılımcılara tanıtırken, yöresel lezzetleriyle de ziyaretçilerin ilgisini çekti. Mersin Büyükşehir Belediyesi, turizm sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan ve bu yıl 5-7 Şubat 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen ‘29. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT) yerini aldı. Avrupa’nın en büyük turizm fuarları arasında gösterilen ‘EMITT Fuarı’nda stant açan Büyükşehir Belediyesi, Mersin’in tarihi ve kültürel değerlerini fuar boyunca katılımcılara tanıttı. Büyükşehir belediyesinin stantlarında Mersin’in zengin turizm potansiyeli öne çıkarılırken, Mersin’e özgü yöresel lezzetler de ziyaretçilere sunuldu. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Tuba Kaya Sanal, "Bu yıl 29.’su gerçekleştirilen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda, Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yerimizi aldık. Fuarımız 5-7 Şubat tarihleri arasında 3 gün boyunca devam edecek. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, TÜRSAB yetkilileri ve sektör dinamiklerindeki temsilcilerle beraber, fuara gelen tüm katılımcıları standımızı ziyarete bekliyoruz" diye konuştu. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Hamit İzol da EMITT Fuarı’nda Büyükşehir Belediyesinin standını ziyaret etti. Büyükşehir Belediyesinin EMITT Fuarı’na katılımını önemli bulduğunu dile getiren İzol, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in EMITT Fuarı’na önem vermesi ve burada stant açması, turizmciler açısından çok önemli. Sektörün bütün paydaşları olarak EMITT Fuarı’nda iletişim halindeyiz. Mersin’in tanıtımıyla ilgili çok güzel sunumlar var. Başkanımıza teşekkür ediyorum" dedi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:03
Göbeklitepe ve Taş Tepeler, Avrupa’nın kalbi Berlin’de sergilenecek
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz" diyerek, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık insanlık hikayesinin Avrupa’nın kalbinde dünya ile buluştuğunu duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisinin açılışı, Museuminsel Berlin’deki James-Simon Galerie’de 10 Şubat Salı günü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilecek. İnsanlık tarihinin bilinen en eski sayfaları, bu kez Berlin’de açılıyor. Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık mirası, Avrupa’nın kültür başkentlerinden Berlin’de dünya ile buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Berlin’de açılacak sergiyi sosyal medya hesaplarından duyurdu. Bakan Ersoy paylaşımlarında şu ifadelere yer verdi: "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz! 10 Şubat’ta açılışını yapacağımız ’Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisiyle, Şanlıurfa müzemizden seçilen 89 eser ve 4 replikayı dünya ile buluşturacağız. Eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. 19 Temmuz’a kadar açık kalacak sergide, Isabel Muoz’un Taş Tepeler fotoğrafları da yer alacak. Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü, Berlin’in kalbinde anlatacağız. Taş Tepeler’in mirasını, kararlılıkla dünyaya taşıyoruz." 44 eser ilk kez sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi, 10 Şubat’ta Berlin Museuminsel’deki James-Simon Galerie’de kapılarını açacak. Sergide, Göbeklitepe ve Taş Tepeler bölgesinden elde edilen buluntulara ev sahipliği yapan Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundan seçilen Neolitik Çağ’a ait 89 eser ile 4 eser replikası yer alacak. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan özgün örnekler arasında bulunan parçaların yer alacağı sergideki eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. Sergi Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü anlatacak Sergi, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata ve besin üretimine geçiş sürecini bütün yönleriyle ele alacak. Mimari, sanat, heykeltraşlık, inanç sistemleri ve toplumsal örgütlenmenin doğuşu, Göbeklitepe ve çevresindeki tapınaklar, taş sütunlar, kabartmalar ve figüratif heykeller üzerinden anlatılacak. Serginin ziyaretçileri, erken dönem toplumsal ritüelleri, ilk dini inanışları ve toplulukların örgütlenme biçimlerini yakından görme imkanı bulacak. Sergi aynı zamanda tarımsal üretimin başlamasıyla ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik dönüşümü de bütüncül bir çerçevede sunacak. Isabel Muoz’un objektifinden Taş Tepeler Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Isabel Muoz’un Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflar da sergideki yerini alacak. Yalnızca arkeolojik alanları değil, Neolitik toplulukların yaşam izlerini; insan figürleri, dokular ve ışık aracılığıyla sanatsal bir dille yorumlayan Muoz’un bu fotoğrafları, ziyaretçilere Taş Tepeler’in tarihi derinliğini çağdaş bir bakışla deneyimleme imkanı sunacak. Göbeklitepe ve Taş Tepeler uluslararası sahnede Berlin’de ilk kez düzenlenecek olan sergi, Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler’in kültürel ve bilimsel önemini uluslararası platformda güçlü biçimde tanıtacak. Türkiye’den Berlin’e getirilen bu eşsiz Neolitik eserler, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınaklarından biri olan Göbeklitepe’nin önemini bir kez daha gözler önüne serecek. Daha önce Roma Kolezyumu’nda büyük ilgi gören Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısı, Berlin ayağıyla Avrupa’daki görünürlüğünü daha da artıracak. Berlin’de düzenlenen bu sergi, Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi alanındaki etkisini daha da güçlendirecek. ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi 19 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:20
Bir zamanlar gemilere yelken oluyordu şimdilerde günlük hayata dokunuyor
Bir dönem gemilere yelken olan, 1970’li yıllarda makineleşme ve konfeksiyon atölyeleriyle üretimi duran Manisa bezi, geleneksel tezgâhlarda kadınların emeğiyle yeniden dokunuyor. Peştemalden havluya, masa örtüsünden şala uzanan üretim, kadınlara hem gelir hem de terapi oluyor. Osmanlı döneminde dayanıklılığı ve hafifliği nedeniyle gemi yelkenlerinde kullanılan Manisa bezi, günümüzde ise peştemal, havlu, masa örtüsü, şal ve çeşitli günlük kullanım ürünlerine dönüştürülerek yeniden hayat buluyor. 2004-2005 yıllarında Manisa Türk Kadınlar Konseyi Şube Başkanı Mübeccel Kafkaslı’nın girişimleriyle geleneksel el tezgahlarında kadınların emeğiyle dokunan Manisa bezi, hem kültürel mirasın korunmasını sağlıyor hem de kadın istihdamına katkı sunuyor. Manisa Tarihi Bezi Kooperatifi (MABEZ) çatısı altında Manisa Şehzadeler İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan kurslarda kadınlar hem dokumacılığın inceliklerini öğreniyor, hem de Manisa bezi sayesinde gelir elde ediyor. Emek ve terapi dokuma tezgahında buluştu Öte yandan kadınlar için Manisa bezi yalnızca bir üretim süreci değil, aynı zamanda bir terapi niteliği de taşıyor. Sabah erken saatlerde tezgah başında buluşan kadınlar dertlerini kapının dışında bırakarak hem dokuma yapıyor hem de sohbet eşliğinde dertleşiyor. Şehzadeler İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü açtıkları kurslar ve üretime sağladıkları katkılarla önemli bir kültür varlığı olan Manisa bezini gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor. "Kadınların ev ekonomisine katkı sağlıyor" Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi Müdürü İlyas Kayaokay, Manisa Bezi’nin kadınların ekonomisine katkı sağladığını vurgulayarak, "Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi olarak MABEZ Kooperatif Başkanlığıyla işbirliği içerisinde unutulmaya yüz tutmuş bir eser niteliğinde olan tarihi Manisa bezi üretimi gerçekleştiriliyor. Tarihi Manisa bezi Osmanlı döneminden günümüze kadar gelmiş şu anda da bulunduğumuz atölyede bunu gelecek nesillere aktararak kadınlarımıza da istihdam alanı sağlayan bir meslek alanıdır" ifadelerini kullandı. Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi olarak unutulmaya yüz tutmuş mesleklerle ilgili kurs açmaya çalıştıklarını belirten Kayaokay, "Biz Şehzadeler Halk Eğitim Müdürlüğü olarak özellikle unutulmaya yüz tutmuş eserlerle ilgili kurslar açmaya gayret ediyoruz. Tarihi Manisa bezi de bunların örneklerinden biridir. Hem gelecek nesillere aktarılması bizim için önem arz ettiği gibi ayrıca kadınlarımıza da bir istihdam alanı sağlıyor" diye konuştu. "Yelkenli bezi olarak başladı şal ve masa örtü olarak dokunmaya devam ediyor" Manisa bezinin ilk olarak gemilerde yelken olarak dokunduğunu söyleyen Manisa Bezi Dokuma Usta Öğreticisi Serpil Bingöl, "Manisa bezi 600 yıl öncesine dayanıyor. İlk zamanlar yelkenli bezleri olarak sonra içlik ve dışlık olarak dokunmaya devam ediyor. Tekstil mağazaları açıldıktan sonra 1975’lerde tamamen bitiyor. Daha sonra Mübeccel Kafkaslı hamın böyle bir şeyi canlandırmak istiyor. Halk eğitimlerle, milli eğitimle ortaklaşa tezgahlar kuruluyor. Ben de bu işe bir 2004’te başladım. 2004’ten bugüne kadar usta öğretici olarak devam ediyorum. Günümüzde artık ipek şallar, ipek pamuk şallar, peştemaller, masa örtüleri gibi ürünlerde alıcı buluyoruz" dedi. "Emine Erdoğan’a kadar ulaştırıldı" Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü vasıtasıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a kadar Manisa bezinin ulaştırıldığını ifade eden Bingöl, "Genellikle valilik, ticaret odaları, resmi kurumlara devamlı hediyelik olarak temin ediyoruz. Ayrıca da Manisa Ticaret ve Sanayi Odamız da 8 yıldan beri bize destek oluyorlar. Elde edilen gelir de yeniden malzeme olarak bize geri dönüyor. Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne de temin ediyoruz. Bu sayede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan hanımefendiye de ulaştırıldı" diye konuştu. "Yurtdışından talep çok" Yurtdışından talep çok olduğunu ifade eden Bingöl, "Yurtdışına çok gönderiyoruz. Bu şekilde de tanıtmaya çalışıyoruz. Kanada’ya gidiyor, Amerika’ya gidiyor. Ayrıca haç kıyafeti olarak da tarihi Manisa bezi kumaşlarımız kullanılıyor. Çünkü terletmiyor, üşütmüyor ve yüzde 100 doğal pamuklu olduğu için tercih oluyor. Havuz kenarı ve deniz kenarında da kullanımı olduğu için dış ülkelerde peştemallerimiz çok tercih ediliyor. Kanada çok tercih ediyor. İngiltere’ye gönderdik hatta orda basında da yer aldık" dedi. "Kadınlara terapi gibi oluyor" Dokumacı kadınlarında tezgahta adeta terapi gördüğünü ifade eden Bingöl, "Bizim 7-8 saatlik bir kursta hem onlarla beraber dokuyoruz hem hizmet ediyoruz. Hem bayanlarımıza da katkıda bulunuyor evlerine. Terapi gibi görüyorlar. Burada kahvaltıda bir araya gelerek birbirleriyle dertleşiyorlar" ifadelerini kullandı. "Burası bana iyi geliyor" Dokuma tezgahında adeta terapi gördüğünü belirten dokumacı Ayşe Arslan "Burada dokumacıyım. 6-7 seneden beri dokuma yapıyorum. Hiç çalışmışlığım yok. İlk defa burada bir çalışma hayatıma oldu. Benim için de çok iyi oldu. Hem ev ev bütçeme katkıda bulunuyorum hem kafamı dağıtıyorum. Arkadaşlıklar da çok güzel. Burası bana çok iyi geldi" dedi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:12
Bir zamanlar gemilere yelken olarak kullanılan Manisa bezi, şimdilerden günlük hayatta kullanılıyor
Bir dönem gemilere yelken olan, 1970’li yıllarda makineleşme ve konfeksiyon atölyeleriyle üretimi duran Manisa bezi, geleneksel tezgâhlarda kadınların emeğiyle yeniden dokunuyor. Peştemalden havluya, masa örtüsünden şala uzanan üretim, kadınlara hem gelir hem de terapi oluyor. Osmanlı döneminde dayanıklılığı ve hafifliği nedeniyle gemi yelkenlerinde kullanılan Manisa bezi, günümüzde ise peştemal, havlu, masa örtüsü, şal ve çeşitli günlük kullanım ürünlerine dönüştürülerek yeniden hayat buluyor. 2004-2005 yıllarında Manisa Türk Kadınlar Konseyi Şube Başkanı Mübeccel Kafkaslı’nın girişimleriyle geleneksel el tezgahlarında kadınların emeğiyle dokunan Manisa bezi, hem kültürel mirasın korunmasını sağlıyor hem de kadın istihdamına katkı sunuyor. Manisa Tarihi Bezi Kooperatifi (MABEZ) çatısı altında Manisa Şehzadeler İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan kurslarda kadınlar hem dokumacılığın inceliklerini öğreniyor, hem de Manisa bezi sayesinde gelir elde ediyor. Emek ve terapi dokuma tezgahında buluştu Öte yandan kadınlar için Manisa bezi yalnızca bir üretim süreci değil, aynı zamanda bir terapi niteliği de taşıyor. Sabah erken saatlerde tezgah başında buluşan kadınlar dertlerini kapının dışında bırakarak hem dokuma yapıyor hem de sohbet eşliğinde dertleşiyor. Şehzadeler İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü açtıkları kurslar ve üretime sağladıkları katkılarla önemli bir kültür varlığı olan Manisa bezini gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor. "Kadınların ev ekonomisine katkı sağlıyor" Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi Müdürü İlyas Kayaokay, Manisa Bezi’nin kadınların ekonomisine katkı sağladığını vurgulayarak, "Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi olarak MABEZ Kooperatif Başkanlığıyla işbirliği içerisinde unutulmaya yüz tutmuş bir eser niteliğinde olan tarihi Manisa bezi üretimi gerçekleştiriliyor. Tarihi Manisa bezi Osmanlı döneminden günümüze kadar gelmiş şu anda da bulunduğumuz atölyede bunu gelecek nesillere aktararak kadınlarımıza da istihdam alanı sağlayan bir meslek alanıdır" ifadelerini kullandı. Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi olarak unutulmaya yüz tutmuş mesleklerle ilgili kurs açmaya çalıştıklarını belirten Kayaokay, "Biz Şehzadeler Halk Eğitim Müdürlüğü olarak özellikle unutulmaya yüz tutmuş eserlerle ilgili kurslar açmaya gayret ediyoruz. Tarihi Manisa bezi de bunların örneklerinden biridir. Hem gelecek nesillere aktarılması bizim için önem arz ettiği gibi ayrıca kadınlarımıza da bir istihdam alanı sağlıyor" diye konuştu. "Yelkenli bezi olarak başladı şal ve masa örtü olarak dokunmaya devam ediyor" Manisa bezinin ilk olarak gemilerde yelken olarak dokunduğunu söyleyen Manisa Bezi Dokuma Usta Öğreticisi Serpil Bingöl, "Manisa bezi 600 yıl öncesine dayanıyor. İlk zamanlar yelkenli bezleri olarak sonra içlik ve dışlık olarak dokunmaya devam ediyor. Tekstil mağazaları açıldıktan sonra 1975’lerde tamamen bitiyor. Daha sonra Mübeccel Kafkaslı hamın böyle bir şeyi canlandırmak istiyor. Halk eğitimlerle, milli eğitimle ortaklaşa tezgahlar kuruluyor. Ben de bu işe bir 2004’te başladım. 2004’ten bugüne kadar usta öğretici olarak devam ediyorum. Günümüzde artık ipek şallar, ipek pamuk şallar, peştemaller, masa örtüleri gibi ürünlerde alıcı buluyoruz" dedi. "Emine Erdoğan’a kadar ulaştırıldı" Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü vasıtasıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a kadar Manisa bezinin ulaştırıldığını ifade eden Bingöl, "Genellikle valilik, ticaret odaları, resmi kurumlara devamlı hediyelik olarak temin ediyoruz. Ayrıca da Manisa Ticaret ve Sanayi Odamız da 8 yıldan beri bize destek oluyorlar. Elde edilen gelir de yeniden malzeme olarak bize geri dönüyor. Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne de temin ediyoruz. Bu sayede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan hanımefendiye de ulaştırıldı" diye konuştu. "Yurtdışından talep çok" Yurtdışından talep çok olduğunu ifade eden Bingöl, "Yurtdışına çok gönderiyoruz. Bu şekilde de tanıtmaya çalışıyoruz. Kanada’ya gidiyor, Amerika’ya gidiyor. Ayrıca haç kıyafeti olarak da tarihi Manisa bezi kumaşlarımız kullanılıyor. Çünkü terletmiyor, üşütmüyor ve yüzde 100 doğal pamuklu olduğu için tercih oluyor. Havuz kenarı ve deniz kenarında da kullanımı olduğu için dış ülkelerde peştemallerimiz çok tercih ediliyor. Kanada çok tercih ediyor. İngiltere’ye gönderdik hatta orda basında da yer aldık" dedi. "Kadınlara terapi gibi oluyor" Dokumacı kadınlarında tezgahta adeta terapi gördüğünü ifade eden Bingöl, "Bizim 7-8 saatlik bir kursta hem onlarla beraber dokuyoruz hem hizmet ediyoruz. Hem bayanlarımıza da katkıda bulunuyor evlerine. Terapi gibi görüyorlar. Burada kahvaltıda bir araya gelerek birbirleriyle dertleşiyorlar" ifadelerini kullandı. "Burası bana iyi geliyor" Dokuma tezgahında adeta terapi gördüğünü belirten dokumacı Ayşe Arslan "Burada dokumacıyım. 6-7 seneden beri dokuma yapıyorum. Hiç çalışmışlığım yok. İlk defa burada bir çalışma hayatıma oldu. Benim için de çok iyi oldu. Hem ev ev bütçeme katkıda bulunuyorum hem kafamı dağıtıyorum. Arkadaşlıklar da çok güzel. Burası bana çok iyi geldi" dedi. (AY-
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:05
2. Dünya Savaşı’nın izleri Ankara’daki bir antikacıda günyüzüne çıktı
Ankara’da antikacılık işiyle uğraşan Hakan Şehri, 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze ulaşan tarihi eserleri dükkanında sergiliyor. Ankara’da yaşayan Hakan Şehri (55), 13 yıldır antikacılık işiyle uğraşıyor. Yıllar boyunca 2. Dünya Savaşı’ndan kalan nadir eserleri toplayan ve dükkanında sergileyen Şehri, sergilenen eserlerin, savaşın izlerini taşıyan önemli tarihi belgeler niteliğinde olduğu belirtti. Savaş koleksiyonu özellikle tarih meraklıları ve koleksiyonculardan yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Şehri, eserlerin büyük bölümünün orijinalliğini koruduğunu ve titizlikle muhafaza edildiğini vurguladı. Sergilenen eserlerin, 2. Dünya Savaşı’nın askeri ve sosyal yönünü yansıttığının altını çizen Şehri, amacının geçmişle günümüz arasında bir bağ kurmak ve tarihi canlı tutmak olduğunu söyledi. Antikacılığı ‘hastalık’ olarak tanımlayan Şehri, bu işi para için yapmadığını ve antikacılığın bambaşka bir dünya olduğunu açıklarken, yeni başlayacak olanlara da kendilerini uzun bir sürecin beklediğini ve sabretmeleri gerektiğini ifade etti. "Bu bir sevda" Antikacılığa meraktan başladığın ve yaklaşık 13 yıldır aralıksız bir şekilde sürdürdüğünü belirten Şehri, "Yaklaşık 13 yıldır profesyonel antikacıyım. Burası olduğu gibi başka şubelerimiz de var. Avrupa’dan ve Türkiye’den antika toplayıp, bu işi antika severlere taşıyoruz, onlara anlatıyoruz. Bu bir sevda. Sonuçta insanın içinde olan bir şey. Zaten bu meslek, profesyonel olarak yapmadan önce de içimde vardı. Avrupa’ya çıktığımızda; gidiyorduk, arıyorduk, bakıyorduk ve öğreniyorduk. Zaman içerisinde ne kadar öğrensen de yeterli olmuyor. Kendini geliştirmek zorundasın. Daha sonra da belirli bir aşamaya geldik. Artık topladıklarımız kaldırılamaz hale geldi. Ondan sonra dükkan açtık. Başarılı da olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu. "Antika konusunda Avrupa’ya göre çok aşağılardayız" Türkiye’de antikacılığın yeni yeni gelişmeye başladığını, insanların finansal açıdan yavaş yavaş rahatlamaya başladığını ifade eden Şehri, "İlk zamanlar zorlandım. Bu işte eskiyle ilgili birçok şeyde bilginiz olmak zorunda. Bu işte bilgi şart. Bilgi varsa zaten değer var. Eski bir şeyi sokakta görüp de almadığınız veya antika pazarında değersiz gördüğünüz bir şeyi bilginiz varsa, onun değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz ve antika değerini kazanmış oluyor. Ondan dolayı bilgi çok önemli. Her zamanda gelişime açık olmanız lazım. Çünkü Avrupa’ya göre çok aşağılardayız. Oradaki koleksiyoncularla temas içinde olacaksınız. Kendinizi geliştireceksiniz. Kendi ülkenizde de geçmişi geleceğe taşıyacaksınız. Antika konusunda gerideyiz. Çünkü insanlar finansal açıdan biraz daha rahatladılar. Avrupa’da daha farklı bir kültür var. Onlar, daha önceden bazı şeylere değer vermişler. Antikaları daha sonraki nesle ulaştırmaya çalışmışlar ama bizim halkımız yaşamaya çalışmış" şeklinde konuştu. "Antikacının da, bu işi sevenlerin de hayalleri var" Antikacılığın bir sevda işi olduğunu ve herhangi bir antikacının bile hayallerinin sınırsız olduğunun altını çizen Şehri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’de de çok büyük koleksiyoncular oluşmaya başladı. İnsanlar ilgileniyor ve müzeler kuruluyor. Bunun desteklenmesi lazım. Desteklediğinizde bir sonraki nesle de geçmişten gelen o ürünleri aktarmak lazım. Antika işiyle uğraşmak isteyenlerin ilk önce birilerinin yanında bu işe biraz gönül vermeleri lazım. Bir şeyleri öğrenmeleri lazım. Bir anda hiçbir şeyin olması mümkün değil. Eğer bu işe gönül veriyorlarsa dost edinmeleri azım. Ondan sonra belli bir alanda başlamaları lazım. Çünkü bu işin bir sonu yok. Antikacılık çok zevkli ve insanı mutlu eden bir şey. Hayaller bitmez. Antikacının da, bu işi sevenin de hayalleri var. Antikacılık, antika pazarına gittiğinizde, iki tane bulunmaz bir şeyi bulduğunuzda ve anladığınızda bile mutlu eden bir şey. Güzel şeyler elime düşse de onları dükkanıma kazandırsam diye her zaman kafamda bir düşünce var."
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:45
Yüksekova’da kadınların sabrı motiflere dönüşüyor: Yünün kilim yolculuğu
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde geleneksel yöntemlerle yünden elde edilen iplerle dokunan halı ve kilimler, modern tasarımlarla birleşerek Türkiye’nin dört bir yanında duvarları süslüyor.. Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde açılan kurslara katılan kadınlar, hem asırlık motifleri yaşatıyor hem de aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Yüksekova’nın yüksek rakımlı yaylalarından Haziran ve Temmuz aylarında toplanan koyun yünleri, zahmetli bir hazırlık sürecinden geçiyor. Yıkanıp temizlenen yünler, dev kazanlarda kaynatılarak geleneksel yöntemlerle renklendiriliyor. Doğal kök boyalarla hazırlanan iplikler, daha sonra usta öğreticiler ve kursiyerlerin ellerinde tezgahlardaki yerini alıyor. "Manevi değeri gelecek kuşaklara aktarıyoruz" Yüksekova Halk Eğitimi Merkezi’nde 13 yıldır usta öğreticilik yapan Arife Gemicioğlu, bölge kültüründe dokumaların özel bir yeri olduğunu belirtti. Geçmişte bu ürünlerin kıymeti nedeniyle yere serilmediğini vurgulayan Gemicioğlu, "Büyüklerimiz bu halıları bir mücevher gibi görür, evin en güzel köşesinde duvara asarlardı. Biz de bugün bu kıymetli geleneği yaşatıyoruz. Amacımız sadece dokuma yapmak değil, bu manevi mirası modernize ederek gelecek nesillere ve modern evlere taşımak" dedi. Büyükşehirlerden yoğun talep Atölyede sadece geleneksel halılar değil; güncel ihtiyaçlara uygun çanta, kemer, yastık kılıfı ve duvar aksesuarları da üretiliyor. Hakkari’ye özgü motiflerle bezenen ürünler, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyükşehirlerden yoğun ilgi görüyor. Kursiyerler, bir yandan unutulmaya yüz tutmuş kültürel motifleri gün yüzüne çıkarırken, diğer yandan el emeği ürünlerinin satışıyla ekonomik özgürlüklerini kazanıyor. Sosyal bir ortamda üretim yapmanın motivasyonunu yaşayan kadınlar, Yüksekova’nın sert iklimine inat, sanatı ekonomik bir değere dönüştürüyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:35
Yüksekova’da kadınların sabrı motiflere dönüşüyor: Yünün kilim yolculuğu
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde geleneksel yöntemlerle yünden elde edilen iplerle dokunan halı ve kilimler, modern tasarımlarla birleşerek Türkiye’nin dört bir yanındaki metropollerin duvarlarını süslüyor. Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde açılan kurslara katılan kadınlar, hem asırlık motifleri yaşatıyor hem de aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Yüksekova’nın yüksek rakımlı yaylalarından Haziran ve Temmuz aylarında toplanan koyun yünleri, zahmetli bir hazırlık sürecinden geçiyor. Yıkanıp temizlenen yünler, dev kazanlarda kaynatılarak geleneksel yöntemlerle renklendiriliyor. Doğal kök boyalarla hazırlanan iplikler, daha sonra usta öğreticiler ve kursiyerlerin ellerinde tezgahlardaki yerini alıyor. "Manevi değeri gelecek kuşaklara aktarıyoruz" Yüksekova Halk Eğitimi Merkezi’nde 13 yıldır usta öğreticilik yapan Arife Gemicioğlu, bölge kültüründe dokumaların özel bir yeri olduğunu belirtti. Geçmişte bu ürünlerin kıymeti nedeniyle yere serilmediğini vurgulayan Gemicioğlu, "Büyüklerimiz bu halıları bir mücevher gibi görür, evin en güzel köşesinde duvara asarlardı. Biz de bugün bu kıymetli geleneği yaşatıyoruz. Amacımız sadece dokuma yapmak değil, bu manevi mirası modernize ederek gelecek nesillere ve modern evlere taşımak" dedi. "Büyükşehirlerden yoğun talep" Atölyede sadece geleneksel halılar değil; güncel ihtiyaçlara uygun çanta, kemer, yastık kılıfı ve duvar aksesuarları da üretiliyor. Hakkari’ye özgü motiflerle bezenen ürünler, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyükşehirlerden yoğun ilgi görüyor. Kursiyerler, bir yandan unutulmaya yüz tutmuş kültürel motifleri gün yüzüne çıkarırken, diğer yandan el emeği ürünlerinin satışıyla ekonomik özgürlüklerini kazanıyor. Sosyal bir ortamda üretim yapmanın motivasyonunu yaşayan kadınlar, Yüksekova’nın sert iklimine inat, sanatı ekonomik bir değere dönüştürüyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:28
Kocaeli’de öğrenciler Barış Manço şarkılarıyla yarıştı
Kocaeli’de merhum sanatçı Barış Manço hatırasına düzenlenen "Her Zamanın Barış Abisi" ses yarışması, renkli görüntülere sahne olan ödül töreniyle sona erdi. Törene, Lale Manço Ahıskalı da katılarak gençlere destek verdi. Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde, Başiskele İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl il geneline yayılarak ilgi gördü. Müzik öğretmenleri Bülent Ulutaş, Enes Yeşilyurt, Muhammed Doğan, Serhat Ufuk Güner ve Burcu Özkan tarafından organize edilen yarışmaya, kentin 12 ilçesinden 300’ün üzerinde öğrenci katıldı. Ön elemeleri geçen 36 finalistin sahnede performans sergilediği gecede jüri değerlendirmesi sonucunda 27 öğrenci; "En İyi Kostüm", "En İyi Sahne Performansı" ve "En İyi Ses" kategorilerinde ödüle layık görüldü. Barış Manço’nun unutulmaz eserlerinin seslendirildiği geceye katılan Lale Manço Ahıskalı, Proje Koordinatörü Emin Öztürk’ün sorularını yanıtladı. Programda emeği geçenlere ve Barış Manço şarkılarını yaşatan gençlere teşekkür eden Ahıskalı, yarışmanın önümüzdeki yıl ulusal çapta düzenlenmesi temennisinde bulundu. Yoğun katılım Ödül törenine Lale Manço Ahıskalı’nın yanı sıra; sanatçının yakın dostu tiyatro oyuncusu Sabriye Kara, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, İl Kültür ve Turizm Müdürü Fatih Taşdelen, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sadık Akar, Başiskele İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Şendoğan, Kartepe İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Oğuz, KOÜ Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülşen Erdal, İzmanço Topluluğu Başkanı Hülya Sağman ve çok sayıda davetli katıldı. Program, Murat Bolat ve Anadolu Retrosu Grubu’nun verdiği konserle sona erdi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 08:54
Bayburt’ta 150 yıllık nüfus arşivi sergilendi
Bayburt İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan 150 yıllık nüfus arşivini özel bir sergi alanında vatandaşların ziyaretine açtı. Kurum bünyesinde muhafaza edilen 150 yıllık tarihi belgeler titiz bir tasnif sürecinden geçirildi. Sergide, Osmanlı dönemine ait el yazması mühürlü nüfus tezkereleri ile Cumhuriyet’in ilk yıllarına ait tescil kayıtları yer aldı. İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü girişinde oluşturulan alanda sergilenen belgeler ile vatandaşların kendi köklerine ait resmi kayıtları yakından görmesi sağlandı. Şehrin toplumsal hafızasını koruma altına alan çalışma, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Nüfus müdürlüğüne işlem yaptırmak için gelen vatandaşlar, tarihi evrakları inceleme fırsatı buldu.
06 Şubat 2026 Cuma - 22:45
Mersin’de kazada hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol unutulmadı
Mersin’de 18 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol, ‘Müziğin Sonsuzluğunda Yarım Kalan Bir Beste’ adlı anma konserinde, eserlerin kemanla icra edilmesiyle anıldı. Anma konseri, Mersin Kültür Merkezi Şeref Salonunda yapıldı. Konserde, genç yaşta hayatını kaybeden Akyol’un anısına sanatçılar tarafından eserler icra edildi. Programda Johann Sebastian Bach’tan ’Marcello Adagio’, ’Air ve Erbarme Dich’, Heinrich Baermann’dan ’Adagio Re Maj’, Tomaso Albinoni’den ’Adagio 2’, Sergei Rachmaninoff’tan ’Vocalize’ ile Azerbaycan Halk Şarkısı ’Laçin’ kemanla çalındı. Eserler, solistler Ezgi Arman, Helin Can, Kayahan Karaca, Nilay Karakaş, Marina Kvlividze ve Çiğdem Manolya Arslan tarafından icra edildi. Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrasının da eşlik ettiği anma konseri, vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edildi. "Onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" Programda konuşan Laçin’in Babası Mahmut Akyol, üzerlerindeki yükün ağırlığını taşımakta zorlandıklarını ifade ederek, "Bugün bu tarz bir sanatla kızımızın anılması, buruk bir sevinç oluyor. Aslında kızımızı kaybedeli bir yıl oldu. Camiamız, dostlarımız her zaman yanımızda oldular. Tüm Türkiye, hatta tüm dünya kan ağlıyor. O kanayan yara durmayacak tabii ama Laçin’i anarak, konserlerle, böyle anma geceleriyle ve yarışma düzenledikten sonra onu anacağız ve onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" dedi. Olayın geçmişi Kaza, 25 Ocak 2025 tarihinde Mersin’in Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan 18 yaşındaki keman sanatçısı Laçin Akyol, İ.H.Ç. (27) yönetimindeki otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Akyol, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak 6 Şubat’ta hayatını kaybetti. Genç sanatçının organları ailesinin kararıyla bağışlandı. Kazanın ardından tutuklanan sürücü İ.H.Ç., Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığı ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
06 Şubat 2026 Cuma - 22:37
Mersin’de kazada hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol unutulmadı
Mersin’de 18 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol, ‘Müziğin Sonsuzluğunda Yarım Kalan Bir Beste’ adlı anma konserinde, eserlerin kemanla icra edilmesiyle anıldı. Anma konseri, Mersin Kültür Merkezi Şeref Salonunda yapıldı. Konserde, genç yaşta hayatını kaybeden Akyol’un anısına sanatçılar tarafından eserler icra edildi. Programda Johann Sebastian Bach’tan ’Marcello Adagio’, ’Air ve Erbarme Dich’, Heinrich Baermann’dan ’Adagio Re Maj’, Tomaso Albinoni’den ’Adagio 2’, Sergei Rachmaninoff’tan ’Vocalize’ ile Azerbaycan Halk Şarkısı ’Laçin’ kemanla çalındı. Eserler, solistler Ezgi Arman, Helin Can, Kayahan Karaca, Nilay Karakaş, Marina Kvlividze ve Çiğdem Manolya Arslan tarafından icra edildi. Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrasının da eşlik ettiği anma konseri, vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edildi. "Onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" Programda konuşan Laçin’in Babası Mahmut Akyol, üzerlerindeki yükün ağırlığını taşımakta zorlandıklarını ifade ederek, "Bugün bu tarz bir sanatla kızımızın anılması, buruk bir sevinç oluyor. Aslında kızımızı kaybedeli bir yıl oldu. Camiamız, dostlarımız her zaman yanımızda oldular. Tüm Türkiye, hatta tüm dünya kan ağlıyor. O kanayan yara durmayacak tabii ama Laçin’i anarak, konserlerle, böyle anma geceleriyle ve yarışma düzenledikten sonra onu anacağız ve onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" dedi. Olayın geçmişi Kaza, 25 Ocak 2025 tarihinde Mersin’in Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan 18 yaşındaki keman sanatçısı Laçin Akyol, İ.H.Ç. (27) yönetimindeki otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Akyol, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak 6 Şubat’ta hayatını kaybetti. Genç sanatçının organları ailesinin kararıyla bağışlandı. Kazanın ardından tutuklanan sürücü İ.H.Ç., Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığı ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi. (FVZ-HSK-
06 Şubat 2026 Cuma - 19:46
Konya Büyükşehir’in şehre kazandıracağı Mevlevi Dergahı’nın temeli atıldı
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Karatay Belediyesi ile birlikte yürüttüğü "Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi" kapsamında, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Mevlevi Dergahı’nın temeli düzenlenen törenle atıldı. Mevlana Türbesi arkasında düzenlenen temel atma programında konuşan Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Mevlana’nın hemen doğusunda bulunan alanda kentsel dönüşüm çalışmalarının bir parçasının daha bugün temel atma töreni ile hayata geçmiş olacağını dile getirdi. "İleride belki kitaplara geçecek bir dönüşüme imza atıyoruz" Konya Modeli Belediyecilik anlayışına şahitlik ettiklerini kaydeden Başkan Kılca, 100 bin metrekarelik alanda birçok tarihi dönüşüm yaşandığına dikkat çekerek, "Konya’nın eskiyen bölgelerinin turizme kazandırılması noktasında ciddi adımlar atılıyor. Mevlana bölgesini bir nokta olarak kabul edersek etrafındaki yenileşme, kentsel dönüşüm çalışmaları hakikaten gıpta ile izlenecek ve ileride tarihi olarak belki kitaplara geçecek bir dönüşüme imza atıyoruz burada. Ben bu yatırımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımıza, ekibine, bakanlarımıza, teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum. Bu birlik ve beraberlik içerisinde Konya’mıza ne kadar hizmet etsek azdır. Bu hizmetlerimizin Konya’mıza, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum" diye konuştu. "Konya’mızın darülmülklüğüne vurgu yapacak işleri birlikte gerçekleştiriyoruz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tarihi bir ana hep birlikte şahitlik ettiklerini belirterek, "Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmaların ismini darülmülk olarak koymuştuk. Selçuklular başkentlerini darülmülk olarak ifade ediyormuş. Biz de Konya’mızın darülmülklüğüne vurgu yapacak işleri Karatay, Meram ve Selçuklu Belediyemizle birlikte gerçekleştiriyoruz. 20 farklı noktada yapmış olduğumuz ihya projeleriyle adeta şehrimizi, yeniden geçmişinde olduğu kadar güçlü bir şekilde geleceğe taşımak için adımlar atıyoruz. Bu yaptığımız işlerin son halkası" ifadelerini kullandı. Darülmülk Projesi ile hayata geçen ve devam eden projelerden bahsetti Darülmülk Projesi’ne Türbeönü Çarşıları ile başladıklarını, sonrasında Taş Bina, Depo No: 4’le devam ettiklerini hatırlatan Başkan Altay, şöyle devam etti: "Şehir Kütüphanemiz şu anda devam ediyor. İnşallah tamamlandığında Türkiye’nin en güzel kütüphanelerinden birisi olacak. Meydan Evleri’nde yapmış olduğumuz düzenlemeler var. Bu işe son halka olarak eklenen, artık 21, 22, 23. projeleri görüşüyoruz. Vali Konağı’nın Büyükşehir Belediyemize, Bakanımız Ali Yerlikaya’nın Konya’mıza hediyesi olarak devredilmesiyle orada bir çalışma yürütüyoruz. Hemen Balıkçılar Oteli’nin bulunduğu alanda Büyükşehir Belediyesi olarak bir çalışmaya başladık; projeleri inşallah tamamlanıyor. Yıl sonu itibariyle orada da bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Eski Buğday Pazarı ve Kadınlar Pazarı arasında bulunan Peynir Pazarı’nda artık 1 Nisan itibariyle dükkanlar boşalacak, yıkım çalışmalarına başlayacağız. Kuruldan projelerimiz tamamlandı. O bölge de yine Mevlana Çarşısı, Altın Çarşı, Türbeönü Çarşılarına benzer bir nitelik kazanmış olacak." Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatlarıyla; Çevre Şehircilik Bakanlığı, Emlak Konut, Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesi ile birlikte Akçeşme bölgesiyle ilgili bir proje yürüttüklerini kaydeden Başkan Altay, çarşılarıyla, konutlarıyla, kültür merkezleriyle çok güzel bir iş olduğunu, onun da inşasına da bu yıl itibariyle başlamayı arzu ettiklerini söyledi. Larende sur duvarları; Konya tarihinin en önemli projelerinden Larende Caddesi’ndeki sur kazılarından da bahseden Başkan Altay, "Belki de Konya tarihinin en önemli işlerinden birisi; sur duvarları artık açığa çıktı, önündeki hendekle ilgili buluntular ortaya çıktı. Elhamdülillah ki düşündüğümüzden çok daha ileri, kalıntıların temiz bir şekilde yerinde bugüne kadar korunduğuna şahitlik etmiş olduk. Bir rekonstrüksiyon ve restorasyon projesi de hazırlıyor arkadaşlarımız. İnşallah o bölgede de çalışmalarımızı yapmayı, Sırçalı etrafında Meram Belediyemizle yapmış olduğumuz çalışmaları da neticelendirmeyi arzu ediyoruz" açıklamasını yaptı. Konya’ya gelenlere Hazreti Mevlana’nın, Selçuklu Darülmülkünün anlatabileceği yeni mekanlar oluşturulacak Başkan Altay söz konusu projelerin tamamlanmasıyla Mevlana Türbesi merkeze aldığında bölgedeki bütün riskli binaların ortadan kaldırıldığı, tescilli olmayan yapıların yıkıldığı, tescilli olanların yeniden ihya edildiği ve ilave kültür-sanat alanları, müzeler, oteller, alışveriş alanlarıyla birlikte Konya’ya gelenlere Hazreti Mevlana’yı, Selçuklu’nun Darülmülkünü anlatabileceği yeni mekanlar oluşturulacağını vurguladı. Şu anda Türbe Arkası’nda çalışmalara devam ettiklerine değinen Başkan Altay şunları kaydetti: "Bugün de bir temel atmayı birlikte gerçekleştireceğiz. Hemen arkanızda Mevlevi Dergâhı’mızın inşaatı devam ediyor; inşallah en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılır. Onun sağ tarafında tescilli yapıların taşınmasıyla ilgili süreci Karatay Belediyemiz devam ettiriyor. Yine sağ tarafta Arasta Çarşısı tamamlandı, artık içinde esnafı almakla ilgili süreç yürütülüyor. Müze ile ilgili dün Strateji Bütçe Başkanımızla görüştük, inşallah onunla ilgili süreci Kültür Bakanlığımızla birlikte yürütüyoruz. Yine Darü’z-Ziyafe başta olmak üzere projemizde olan alanların ihyasıyla ilgili çalışmalar yürütüyoruz." "Konya’nın hayallerini bir bir gerçekleştiriyoruz" Bütün bunların "Konya Modeli Belediyecilik" diye ifade ettikleri yapının en güzel göstergeleri olduğunu belirten Başkan Altay, "Burada kamulaştırma çalışmalarını Karatay Belediyemiz yürüttü. Binaların yapımını Karatay Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi olarak birlikte yürütüyoruz. Yine Kültür ve Turizm Bakanlığımızın müze yapımı ve diğer işlerle ilgili desteği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızın desteğiyle birlikte; merkezi hükümet, yerel idare el ele verdik, Konya’nın hayallerini bir bir gerçekleştiriyoruz. İnşallah bu temel atma töreni de şehrimiz için tarihi anlardan birisi olacak. Binamızın bir an önce tamamlanmasını, hizmete açılmasını ve bölgedeki çalışmalarımızın tamamlanmasını temenni ediyorum" dedi. "Türbenin yanı başında böyle güzel işleri yapmak herkese nasip olmaz" Emeği geçen başta Karatay Belediye Başkanı Kılca olmak üzere herkese teşekkür eden Başkan Altay, "Projenin mimarından mühendisine, işçisinden müteahhidine kadar herkese şunu tekrar ifade ediyorum: Konya’ya hizmet etmek herkese nasip olmaz. Hele hemen türbenin yanı başında böyle güzel işleri yapmak herkese nasip olmaz. Bu işler bize nasip olduğu için ne kadar şükretsek, ne kadar hamdetsek azdır. Çalışmalarımızdan inşallah bu titizlikle yürüterek süreci tamamlayacağız" dedi. Mevlana Caddesi’nde yeni bir düzenleme hayata geçecek Mevlana Caddesi’nde hayata geçirecekleri yeni düzenlemeden de bahseden Başkan Altay, "İnşallah gidiş-geliş tek şerit olmak üzere; özellikle yayaların daha aktif kullanabileceği, toplu ulaşım araçlarının daha aktif kullanabileceği; aydınlatmasıyla, çevre düzenlemesiyle Alaaddin Tepesi’nden başlayıp Mevlana’ya kadar yeni bir yürüyüş aksı oluşturacağımız işle ilgili işlemleri de yıl sonuna kadar tamamlamayı arzu ediyoruz. Bunlar tamamlandığında Konya adeta sokaklarında 13. yüzyıl esintilerinin olduğu bir şehre dönüşmüş olacak" değerlendirmesini yaptı. "İnşallah şehrimiz çok daha güzel olacak" Başkan Altay son olarak bu işleri yaparken Konyalıların çok büyük destek verdiğine vurgu yaparak, "Tüm Konyalı hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Kamulaştırma çalışmalarından proje çalışmalarına kadar kimin kapısını çalsak, elhamdülillah yerel yönetimlerimize büyük bir güven var. Biz de onların güvenini boşa çıkarmamak adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İnşallah tamamlandığında şehrimiz çok daha güzel olacak. Mevlevi Dergahı’mızın hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. AK Parti Konya Milletvekilleri Latif Selvi ve Mehmet Baykan da, AK Parti iktidarları döneminde tarihi eserlerin ihyası, tarihi eserlerinin etrafının açılmasıyla alakalı büyük bir bayındırlık ve imar faaliyetinin yürütülmeye başlandığını belirterek, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Vali Yardımcısı Mustafa Sait Arcaklıoğlu, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tatlısu Belediye Başkanı Ahmet Hayri Orçan’ın da katıldığı programda konuşmaların ardından "Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi" kapsamında, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak Mevlevi Dergahı’nın temeli İl Müfütüsü Ali Öge’nin yaptığı duayla atıldı. Mevlevi Dergahı Toplam 3 bin 158 metrekare inşaat alanı ve 5 bin 950 metrekare peyzaj düzenlemesi ile Konya’ya yakışan bir bütünlükte planlanan yapının içerisinde bin 680 metrekare bodrum, bin 375 metrekare zemin kat ve semahane bölümünde 103 metrekare asma kat bulunuyor. Radye temel üzerine, betonarme çerçeve taşıyıcı sistemle inşa edilecek yapı geleneksel üslubun incelikleriyle inşa edilecek. Mukarnas işlemeli havuzlardan kündekari kapılara, revzen uygulamalarından ahşap kemerlere, işlemeli tavanlardan lokmalı demir parmaklıklar yer alacak projede geniş yeşil alanlar, süs havuzları, suyolu ve bahçe köşkü bulunuyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder