KÜLTÜR SANAT
Ankara’da "Yaşayan Miras Okulu Gençlik Şöleni" öğrencilerle buluştu 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:53:27 Kültür ve Turizm Bakanlığınca Ankara’da düzenlenen ’Yaşayan Miras Okulu Gençlik Şöleni’nde öğrenciler, sanat atölyelerinde yapılan kültürel miras unsurlarıyla buluştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Yaşayan Miras Okulu Gençlik Şöleni’ gerçekleştirildi. 15 Temmuz Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen programda, Çankırı Selahattin İnal Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan ebru, ahşap baskı, kaligrafi ve suluboya çalışmaları, Ankara’nın çeşitli semtlerinden gelen öğrencilerle buluştu. "Gerçekleştirdiğimiz bu şölen geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz güçlü bir köprünün ifadesidir" ’Yaşayan Miras Okulu’nun binlerce genci kültürel değerlerle buluşturduğunu aktaran Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü Selim Terzi, "Kültürel miras, yalnızca geçmişten kalan bir hatıra değil, bir milletin hafızası, kimliği ve geleceğe bıraktığı en kıymetli emanettir. Bizler biliyoruz ki gelenekler yaşatıldıkça güçlenir, aktarıldıkça geleceğe taşınır. İşte bu anlayışla hayata geçirilen Yaşayan Miras Okulu, açıldığı günden bugüne kadar binlerce çocuğumuzu ve gencimizi kültürel değerlerimizle buluşturmuş, geleneksel sanatlarımızdan sözlü anlatım geleneklerine, atölye çalışmalarından sergilere kadar çok geniş bir alanda önemli faaliyetlere ev sahipliği yapmıştır. Açıldığı günden bugüne takriben 5 ay gibi bir sürede okul öncesinden üniversite öğrencilerine kadar 11 bin öğrenciyi ağırlayan okulumuz, 9 özel etkinlik ve şölen, 10 söyleşi programı, 5 sergi gerçekleştirmiştir. Toplam 288 adet atölye ve 81 adet sözlü anlatı etkinliğini hayata geçirmiştir. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu şölen de aslında geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz güçlü bir köprünün ifadesidir. Çünkü burada gençlerimiz yalnızca izleyen değil, üreten, deneyimleyen ve kültürel mirasın bir parçası haline gelen aktif katılımcılar olarak yer almaktadır" açıklamasında bulundu.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:39 Anadolu Üniversitesi, Müzeler Haftası’nda kültürel mirasın kapılarını aralıyor Anadolu Üniversitesi bünyesindeki 4 müze, Müzeler Haftası kapsamında sanat, tarih ve kültür alanında sundukları etkinliklerle ziyaretçilerini ağırlıyor. Müzeler Haftası, dünya genelinde kültürel mirasın korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla çeşitli etkinliklerle kutlanırken müzeler geçmiş ile bugün arasında köprü kuran önemli kültür kurumları olarak öne çıkıyor. Sanatın, tarihin ve bilimin somutlaştığı bu yapılar, toplumsal hafızanın canlı tutulmasına katkı sağlarken, özellikle genç kuşaklarda tarih bilincinin gelişmesinde de önemli bir rol üstleniyor. Anadolu Üniversitesi de bünyesinde yer alan Çağdaş Sanatlar Müzesi, Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Eğitim Karikatürleri Müzesi ve Yunus Emre Yazı Sanatları Müzesi ile bu kültürel misyona katkı sunmaya devam ediyor. Cumhuriyet Tarihi Müzesi kuruluş felsefesini ziyaretçilere aktarıyor Müzelerin geçmişle bugün arasında bağ kuran, bilimin, sanatın ve tarihin somutlaştığı mekânlar olduğunu vurgulayan Cumhuriyet Tarihi Müzesi Müdürü Öğr. Gör. Dr. Burcu Çalıkuşu Aykanat müzelerin yalnızca sergi alanları değil aynı zamanda birer eğitim kurumu niteliği taşıdığını belirtti. Öğr. Gör. Dr. Aykanat, özellikle genç kuşaklarda tarih bilincinin oluşmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Müzelerin, sergilenen eserler aracılığıyla geçmişin zihinde somutlaşmasını sağladığını dile getiren Aykanat, bu yönüyle toplumsal hafızanın oluşumuna katkı sunduğuna dikkat çekerken, Cumhuriyet Tarihi Müzesi’nin Türk tarihi ve Millî Mücadele’ye ışık tutan salonlarıyla Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini ziyaretçilere aktardığını ve müzenin Eskişehir’de yaşanan tarihi dönüşümü de görünür kıldığını dile getirdi. 1994 yılında açılan müzenin, üniversite müzeciliği açısından örnek teşkil eden yapılardan biri olduğunu vurgulayan Aykanat, Cumhuriyet Tarihi Müzesi’nin yalnızca akademik çevrelerin değil, her yaştan ziyaretçinin ilgisini çeken önemli bir kültür merkezi olduğunu kaydetti. Çağdaş Sanatlar Müzesi, Türkiye’de ortaya konan sanatı yansıtmayı amaçlıyor Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi’nin de 700’ü aşkın eserden oluşan daimî koleksiyonundan özel bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturduğunu ifade eden Çağdaş Sanatlar Müzesi Müdürü Prof. Dr. İsmail Özgür Soğancı, sergide Abidin Dino, Kayıhan Keskinok, Yusuf Ziya Aygen, Adnan Çoker ve Hüsamettin Koçan gibi Türk sanat tarihinde önemli yere sahip sanatçıların eserlerine yer verildiğini belirtti. Seçkinin özellikle son 40 yılda Türkiye’de ortaya konan sanatsal üretimi kapsamlı bir şekilde yansıtmayı amaçladığını vurgulayan Prof. Dr. Soğancı, farklı dönem ve sanat anlayışlarını bir araya getiren serginin hem içerik hem de biçim açısından geniş bir sanat perspektifi sunduğunu belirtti. Soğancı, kampüs ve çevre illerden tüm sanatseverleri müzenin tarihi binasında yer alan sergiyi ziyaret etmeye davet etti. Eğitim Karikatürleri Müzesi yaşayan müze anlayışıyla yenileniyor Müzenin 1900’lü yılların başında inşa edilen tarihi bir Odunpazarı evinde hizmet verdiğini ve 265 metrekarelik bir alanda faaliyet gösterdiğini belirten Eğitim Karikatürleri Müzesi Müdürü Öğr. Gör. Tahir Kutluay Aksoy, Türkiye’de bir ilk olan Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin parçası olarak akademik temel üzerinde çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti. Müze içerisinde Türk karikatür sanatına adanmış özel bölümlerin, Eskişehirli karikatürcülere ayrılan alanların, portre odasının ve süreli sergi salonlarının bulunduğunu aktaran Öğr. Gör. Aksoy ziyaretçilere yalnızca bir sergi alanı değil, aynı zamanda atölye çalışmaları ve zengin bir ihtisas kitaplığı da sunduklarını söyledi. Müzenin ’yaşayan müze’ anlayışıyla sürekli yenilenen sergilere ev sahipliği yaptığını belirten Aksoy, müzenin akademik araştırmalar için önemli bir kaynak merkezi olarak da işlev gördüğünü ifade etti. Yunus Emre Yazı Sanatları Müzesi kaligrafi ve tipografiyi kültür alanına dönüştürüyor Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar Bölümü’nün yaklaşık 40 yıllık birikimiyle Türkiye’de sanat hayatına yön veren önemli kurumlardan biri olduğunu ifade eden Yunus Emre Yazı Sanatları Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mehtap Uygungöz, bölümün bu köklü kültürel mirasıyla uluslararası sanat ortamına katkı sunduğunu belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Uygungöz, 2009 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası Anadolu Kaligrafi ve Tipografi Etkinliği’nin dünyanın önde gelen organizasyonları arasında yer aldığını ve çok sayıda yerli ve yabancı sanatçıyı Eskişehir’de buluşturduğunu aktarırken, bu etkinliklerin kaligrafi ve tipografi alanında Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü artırdığını vurguladı. 2023 yılında açılan Yunus Emre Yazı Sanatları Müzesi’nin bu birikimin kalıcı bir kültür alanına dönüştürülmesi açısından önemli bir adım olduğunu belirten Uygungöz, müzenin koleksiyon sergileriyle birlikte akademisyen ve sanatçıların eserlerine de ev sahipliği yaptığını söyledi. Müzeler ziyaretçilerini ağırlıyor Anadolu Üniversitesi bünyesindeki müzeler, Müzeler Haftası kapsamında sanat, tarih ve kültür alanında sundukları etkinliklerle ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Çağdaş Sanatlar Müzesi, Yunus Emre Kampüsü içerisinde; Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Eğitim Karikatürleri Müzesi ve Yunus Emre Yazı Sanatları Müzesi ise Odunpazarı bölgesinde yer alan konumlarıyla yıl boyunca ziyarete açık olarak kültürel mirası yaşatmaya devam ediyor.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:37 7 ülkeden 1200 katılımcı Alanya’da buluştu Alanya Belediyesi öncülüğünde düzenlenen Alanya Uluslararası 4. Halk Dansları ve Müzik Festivali’nin 12-13 Mayıs ile 16-17 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen iki etap programı yoğun katılımla sona erdi. 7 ülkeden 1200 katılımcının yer aldığı festival, renkli görüntülere sahne oldu. Alanya’da düzenlenen Alanya Uluslararası 4. Halk Dansları ve Müzik Festivali, dört gün boyunca vatandaşların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Festival kapsamında düzenlenen kortej yürüyüşleri ve sahne gösterileri, yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra Alanya halkından da büyük beğeni topladı. Atatürk Anıtı önünden başlayıp İskele Caddesi üzerinden Kızılkule’yde sona eren kortejlerde dansçılar, ülkelerine özgü kostümler ve müziklerle şehir merkezini adeta şölen alanına çevirdi. Gösteriler ayakta alkışlandı Festival etkinlikleri, Kızılkule önünde kurulan sahnede devam etti. Tarihi atmosfer eşliğinde sahne alan ekipler, kendi kültürlerine ait dans ve müzik performanslarını sergiledi. Vatandaşlar gösterilere yoğun ilgi gösterirken, sahnedeki performanslar uzun süre ayakta alkışlandı. Festival boyunca renkli görüntüler ortaya çıkarken, farklı kültürlerin bir araya geldiği etkinlik dostluk ve kardeşlik mesajları verdi. 7 ülkeden 1200 katılımcı yer aldı Festivalde Türkiye’nin yanı sıra Romanya, Ukrayna, Kazakistan, Gürcistan, Lübnan ve Moldova’dan gelen ekipler sahne aldı. Toplam 1200 katılımcının yer aldığı organizasyonda halk dansları gösterileri ve müzik performansları büyük beğeni topladı. Festival şelale meydanı’nda devam edecek Alanya Uluslararası 4. Halk Dansları ve Müzik Festivali, 24. Alanya Uluslararası Kültür, Sanat ve Turizm Festivali kapsamında 22, 23 ve 24 Mayıs tarihlerinde Şelale Meydanı’nda devam edecek. Festival programında farklı ülkelerin dans gösterileri, müzik performansları ve kültürel etkinlikleri Alanya halkıyla buluşmayı sürdürecek.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:32 Başkan Taşkın’dan 19 Mayıs mesajı Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, 19 Mayıs’ın milletin bağımsızlık mücadelesinin başlangıcı olmasının yanı sıra gençliğe duyulan güvenin ve geleceğe olan inancın en önemli sembollerinden biri olduğunu ifade etti. Başkan Taşkın mesajında şu ifadelere yer verdi: "19 Mayıs, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük yolunda ortaya koyduğu kararlılığın tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Aziz milletimizin birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla verdiği mücadele; bugün de bizlere güçlü bir gelecek inşa etme noktasında ilham vermeye devam etmektedir. Bu anlamlı günün gençlerimize armağan edilmiş olması, geleceğimizin teminatı olan gençliğimize duyulan güvenin en açık göstergesidir. Gençlerimizin sahip olduğu azim, heyecan, üretkenlik ve sorumluluk bilinci; ülkemizin yarınlarını şekillendirecek en önemli güçtür. Milli ve manevi değerlerine bağlı, vatanını seven, kendisini her alanda geliştiren bir gençliğin; Türkiye’yi daha güçlü, daha müreffeh ve daha huzurlu yarınlara taşıyacağına yürekten inanıyoruz. Bizler de yerel yönetimler olarak gençlerimizin eğitimden spora, kültürden sanata kadar her alanda daha iyi imkânlara ulaşabilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gençlerimizin sosyal hayatın içerisinde daha aktif yer alması, kendilerini geliştirmesi ve geleceğe güvenle hazırlanması adına üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyor; geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin ve tüm hemşehrilerimizin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum. "
Karagöz Bursalıların gönlüne perde kurdu
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:29 Karagöz Bursalıların gönlüne perde kurdu Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından UNIMA Türkiye iş birliğinde gerçekleştirilen Türkiye Bursa Karagöz Buluşması, 3 gün boyunca kentin 7 farklı noktasında binlerce kişiye Karagöz’ün mizahi diliyle keyifli anlar yaşattı. Kentin 7 ayrı noktasında gölge oyunu Bursa’nın sahip olduğu zengin kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarmak ve tüm dünyaya tanıtmak için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, kentin simgelerinden olan Karagöz’ü doğduğu şehirde Bursalılarla buluşturdu. Büyükşehir Belediyesi ve UNIMA Türkiye iş birliğinde düzenlenen Türkiye Bursa Karagöz Buluşması, 21-23 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’nin farklı noktalarından 45 usta ve 14 hayalinin katılımıyla kentin 7 ayrı noktasında gölgeyle ışığın masalsı buluşmasını perdeye yansıttı. Karagöz, her yaştan insanı gülümsetti Zindankapı, Karagöz Müzesi, Tarihi Pınarbaşı Parkı, Reşat Oyal Kültürparkı, Hüdavendigâr Kent Parkı, Temenyeri Parkı ve Teoman Özalp Parkı’nda perdeye yansıtılan Karagöz gösterileri, 7’den 70’e tüm Bursalılara yıldızların altında keyifli anlar yaşattı. Gölge oyununu kahkahalar eşliğinde izleyen çocuklar, Karagöz’ün mizahi diliyle eğlence dolu anlar yaşadı. Buluşmalara büyük ilgi gösteren yetişkinler ise, Karagöz gösterileriyle tekrar çocukluk yıllarına dönerek hoşça vakit geçirdi. Gösterilere 3 gün boyunca yoğun ilgi gösteren vatandaşlar, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.
Mardin’in sanat çınarı 47 yıldır müziğe yön vermeye devam ediyor
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:16 Mardin’in sanat çınarı 47 yıldır müziğe yön vermeye devam ediyor Mardin’de 47 yıldır müzikle uğraşan 74 yaşındaki usta sanatçı Sabahattin Onar, sahne yoğunluğunu azaltmasına rağmen mesleğini sürdürmeye devam ediyor. Makine mühendisi olmak isterken okutulmayan ve kendi çabalarıyla müziğe yönelen Sabahattin Onar, 1977 yılında düğünlerde sahne almaya başladı. Yıllarca haftanın altı günü düğünlerde mikrofon başına geçen sanatçı, kısa sürede Mardinlilerin sevgisini kazandı. Sahnelerden çekilmese de ofisinde sevenlerini ağırladığını belirten Onar, sanat dolu günlerini, hayatına neşe katan kedisi Boncuk ile paylaşıyor. Sanatına olan tutkusundan bahseden Onar, "Artık müziği bırakmaya karar verdim. Ofisimde oturuyorum ama mesleğim olan müziği yine de sürdürüyorum. Yerli, yabancı birçok insan ziyaretime geliyor. En sonunda müziği bıraksam da sevenlerim beni bırakmadı. Sahnede şarkı söylemek bana tarifsiz duygular hissettiriyor. Ben şarkılara duygularımı kattığım için karşımda ağlayan insanları görünce hem hüzünleniyor hem de mutlu oluyorum. Çünkü onlara bir şeyler verebildiğimi hissediyorum. Çok çırak yetiştirdim, Mardin’in sanatçılarının neredeyse yüzde 90’ı elimden geçmiştir. Yeni nesil sanatçılara tavsiyem şudur, maddiyatı ikinci planda tutsunlar. İlk parayı alınca sanat gösterilmiyor. Önce sanat gelir, sonra maddiyat zaten arkasından akıp gelir" diye konuştu. Usta sanatçı, sanat müziğinin en ince ayrıntısına, en ağır şarkısına kadar icra ettiği için bütün sanatçıları sevdiğini söyledi.
300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:09 300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı Isparta Eğirdir’de restore ettirdiği 300 yıllık tarihi evini adeta bir müzeye çeviren emekli akademisyen Dr. Mehmet Gürdal, "Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" dedi. Eğirdir Kale Mahallesi’ndeki 300 yıllık evini restore ettiren Dr. Mehmet Gürdal, hem çocukluk hatıralarını hem de akademik hayatındaki başarılarını sergiliyor. Gürdal, eviyle ilgili en büyük arzusunun Eğirdir’in kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu belirtti. Eserleri Türkiye’de birçok okulda ders kitabı olarak yer alıyor 78 yaşındaki Dr. Gürdal, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm Anabilim Dalı’nı hem bölüm hem fakülte birincisi olarak tamamladı. Akademik hayatında asistanlıktan doçentliğe uzanan bir yol izleyen Gürdal’ın turizm alanında yazdığı altı kitabı Türkiye’de birçok üniversitede ders kitabı olarak yer aldı. "O günler bizim için çok kıymetliydi" Çocukluğunun göl kenarında geçtiğini anlatan Gürdal, "Biz çocukken Poyraz’ın sesiyle, göldeki dalgaların sesiyle uyurduk. Üç dört yaşımıza geldiğimizde yüzmeyi öğrendik. O günler bizim için çok kıymetliydi" dedi. "Vasiyetim bu evin gelecek nesillere kalması" Son 12 yıldır Eğirdir’de yaşamını sürdüren Gürdal, evin tarihini de araştırdığını ifade ederek, "e-Devlet kayıtlarından ulaştığım 1870-1871 tarihli belge, evimizin 300 yıllık tarihini doğruluyor. Bu evin, dönemin yaşam tarzını yansıtacak şekilde gelecek nesillere kalmasını istiyorum. Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" diye konuştu. Eğirdir sevdalısı Mehmet Gürdal, müzeye çevirdiği evini ücretsiz olarak ziyaretçilere açtığını, herkesin gelip eski Eğirdir evlerinin nasıl olduğunu görmesini istediğini ve bu evi gelecek nesillere miras bırakmayı amaçladığını söyledi.
300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:05 300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı Eğirdir’de yaşayan emekli akademisyen restore ettirdiği 300 yıllık tarihi evini adeta bir müzeye çevirdi. Dr.Mehmet Gürdal, "Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" dedi. Eğirdir Kale Mahallesi’nde bulunan 300 yıllık evini restore ettiren Dr. Mehmet Gürdal, hem çocukluk anılarını hem de akademik hayatındaki başarılarını sergiliyor. Gürdal, eviyle ilgili en büyük arzusunun Eğirdir’in kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu belirtti. Yazdığı kitaplar Türkiye’de birçok okulda ders kitabı olarak yer alıyor 78 yaşındaki Dr. Gürdal, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm Anabilim Dalı’nı hem bölüm hem fakülte birincisi olarak tamamladı. Akademik hayatında asistanlıktan doçentliğe uzanan bir yol izleyen Gürdal, turizm alanında yazdığı altı kitabıyla Türkiye’de birçok üniversitede ders kitabı olarak yer aldı. "O günler bizim için çok kıymetliydi" Çocukluğunun göl kenarında geçtiğini anlatan Gürdal, "Biz çocukken Poyraz’ın sesiyle, göldeki dalgaların sesiyle uyurduk. Üç dört yaşımıza geldiğimizde yüzmeyi öğrendik. O günler bizim için çok kıymetliydi" dedi. "Vasiyetim bu evin gelecek nesillere kalması" Eğirdir sevdalısı son 12 yıldır Eğirdir’de yaşamını sürdüren Gürdal, evin tarihini de araştırdığını ifade ederek, "e-Devlet kayıtlarından ulaştığım 1870-1871 tarihli belge, evimizin 300 yıllık tarihini doğruluyor. Bu evin, dönemin yaşam tarzını yansıtacak şekilde gelecek nesillere kalmasını istiyorum. Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" diye konuştu. Mehmet Gürdal, müzeye çevirdiği evini ücretsiz olarak ziyaretçilere açtığını, herkesin gelip eski Eğirdir evlerinin nasıl olduğunu görmesini istediğini ve bu evi gelecek nesillere miras bırakmayı amaçladığını söyledi.
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:53 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent Mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin, tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz."
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:48 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin; tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise, şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz." (EE-Y)
SOLOTÜRK Demirci’de Kurtuluş Festivali öncesi prova uçuşu yaptı
24 Ağustos 2025 Pazar - 20:02 SOLOTÜRK Demirci’de Kurtuluş Festivali öncesi prova uçuşu yaptı Manisa’nın Demirci ilçesinde SOLOTÜRK tarafından kurtuluş festivali öncesinde keşif ve prova uçuşu yaptı. Demirci’de 26 Ağustos Salı günü başlayacak olan Kurtuluş Festivalinde SOLOTÜRK tarafından gösterisi uçuşu ve sanatçılar sahne alacak. Demirci Prestij Caddesinde kurulacak olan satış stantları ve lunapark ’ta kurtuluş etkinlikleri kapsamında hafta boyunca sürecek. SOLOTÜRK tarafından 27 Ağustos Çarşamba günü yapılacak olan Demirci Akıncıları Selamla uçuşu öncesinde alan keşif ve prova uçuşu yapıldı. Vatandaşlar prova uçuşunu izlemek için Eğitim Fakültesi suni çim sahaya akın ederken, kimi vatandaşlarda evlerinin balkonlarına, çatılarına ve yüksek tepelere çıktılar. Demirci Kaymakamı Fatih Bayram ve Belediye Başkanı Erkan Kara’da prova uçuşunu vatandaşlarla birlikte izledi. Gösteri uçuşunun ardından alana gelen SOLOTÜRK pilotlarına yoğun ilgi gösteren vatandaşlar hatıra fotoğrafı çektirdi. SOLOTÜRK gösterisi boyunca alanda SOLOTÜRK Store aracı da lisanslı ürünlerinin satışını yapacak. SOLOTÜRK gösterisinin yapılacağı sahaya dev Türk Bayrağı ve Demirci Akıncıları logosu açıldı. Vatandaşlar SOLOTÜRK’ün prova uçuşunda büyük heyecan yaşarken, cep telefonları ile çekim yaptılar. Demirci Kurtuluş Festivalinin 30 Ağustos’a kadar devam edeceğini ifade eden Belediye Başkanı Erkan Kara "Festivalimiz 26 Ağustos’ta başlıyor ay sonuna kadar devam edecek. Demirci’de ilk kez hafta boyu sürecek sosyal ve kültürel anlamda bir festival düzenliyoruz. Festivalimize de SOLOTÜRK tarafından yapılacak olan Demirci Akıncıları Selamlama uçuşu ile ayrı bir güzellik katacak. Birbirinden özel sanatçıların sahne alacağı festivalimize tüm Manisa’yı ve Ege’yi davet ediyorum" dedi.
Ağrı ekibi halk oyunlarında Türkiye şampiyonu oldu
24 Ağustos 2025 Pazar - 15:53 Ağrı ekibi halk oyunlarında Türkiye şampiyonu oldu Afyonkarahisar’da 23 Ağustos’ta düzenlenen Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Büyükler Düzenlemesiz Dal Türkiye Finalleri’nde Ağrı Halk Eğitimi Merkezi Karaköse Sanat Kulübü, 91.78 puanla Türkiye birinciliğini elde etti. Türkiye’nin farklı illerinden gelen ekiplerin kıyasıya mücadele ettiği finallerde Ağrı ekibi, sergilediği performansla jüri üyelerinden tam not aldı. Gösterileriyle salonda büyük beğeni toplayan ekip, şampiyonluk kupasını alarak Ağrı’ya büyük gurur yaşattı. Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, yaptığı açıklamada, elde edilen başarının Ağrı için tarihi bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. Kökrek, "Afyonkarahisar’da düzenlenen bu büyük organizasyonda ilimizi temsil eden Halk Eğitimi Merkezi Karaköse Sanat Kulübü’nün Türkiye şampiyonu olması bizleri son derece mutlu etti. Halk oyunları, kültürümüzün, birlik ve beraberliğimizin en önemli unsurlarından biridir. Bu başarı, bir şampiyonluktan çok daha fazlası; köklü kültürümüzün genç nesiller tarafından yaşatıldığının en güçlü kanıtıdır. Bu yolda emek veren tüm ekibimizi, eğitmenlerimizi ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak biz her zaman sanatı ve kültürel değerlerimizi destekleyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki sanat ve kültür, bir milletin hafızasıdır. Bu başarının gençlerimize ilham olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.