GÜNDEM - 20 Mart 2026 Cuma 09:15

Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı

A
A
A
Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı

Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Efir köyünde yaşayan 106 yaşındaki Dudu Candan, hem Osmanlı’nın son dönemine hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık ederek adeta yaşayan bir tarih olarak dikkat çekiyor.


1920 yılında dünyaya gelen Candan, VI. Mehmed döneminde doğdu. Osmanlı Devleti’nin son yıllarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve 2. Dünya Savaşı’nı gören Candan, Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan tüm cumhurbaşkanlarına da tanıklık etti.


Asırlık ömrünü Simav’daki köyünde sürdüren Dudu Candan, uzun yaşamın sırrını ise sade bir yaşam tarzına bağlıyor. Az yemek yediğini belirten Candan, "Sofradan doymadan kalkıyorum. Yoğurt ve yeşilliği bolca tüketiyorum. Doğal besleniyorum" ifadelerini kullandı.


51 yıl önce eşini kaybettiğini anlatan Candan, hayatını evladıyla birlikte sürdürdüğünü belirterek, "Simav Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ekipleri 15 günde bir gelip temizlik yapıyor, çamaşırlarımı yıkıyor. 65 yaş aylığım da geliyor. Allah devletimize zeval vermesin" dedi.


Efir Köyü Muhtarı Salim Koç ise Dudu Candan’ı düzenli olarak ziyaret ettiklerini belirterek, "Her ay mutlaka ziyaret ederim. Yaşlılık aylığını da ben teslim ediyorum. Bir ihtiyacı olup olmadığını sorarım. Dudu Teyzemiz bizim için çok kıymetli" diye konuştu.


3 çocuk ve 11 torun sahibi olan Dudu Candan’ın torununun torununu da gördüğü öğrenilirken, Efir Köyü’nün en yaşlı sakini olarak biliniyor.



Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Binlerce kilometre mesafe kateden leylekler yuvalarını Diyarbakır’da kuruyor Diyarbakır’ın Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yaklaşık 5 bin kilometre yol katederek Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika’dan gelen leyleklere ev sahipliği yapıyor. Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, yıllardır leyleklere ev sahipliği yapıyor. Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika gibi yerlerden yaklaşık 5 bin kilometre katederek gelen leylekler, ata yurtlarında varlıklarını sürdürüyor. Hatay üzerinden gelen leyleklerin bir kısmı Avrupa popülasyonuna katkı sağlarken, bir kısmı ise ata yurdu olan Diyarbakır’a gelip, yıllardır kullandıkları yuvalarına yerleşiyor. Öncü olarak gelen erkek leylek, daha sonra gelen dişi leylek ile kuluçka ve yavrulama dönemini burada geçiriyor. Prof. Dr. Ahmet Kılıç, ülkede yüzlerce kuş türü olduğunu, bunlardan birinin de leylek ya da beyaz leylek olduğunu söyledi. Göçmen olarak bilinmekte olan leyleklerin yurda şubat ayı ortasından itibaren girmeye başladıklarını belirten Prof. Dr. Kılıç, genel olarak ilk gelenlerin yuva sahibi erkekler olduğunu, önceki yıllarda kullandıkları yuvalara yerleşerek yuvayı korumaya aldıklarını ifade etti. Kılıç, yuva kurmanın bazen bir ayı bulduğunu söyleyerek, "Yuva sahipleri önceki yıldan yuvalarını kurmaya başlıyorlar. Dişiler bunlardan sonra geliyor. Mart başına doğru göç olayı tamamlandığında yuvalarda genel olarak çiftler bulunuyor ve eşler birlikte yuva materyali taşımaya başlıyor. Yaklaşık bir ay içinde yuva tamamlanıyor. Nisan ayı başından itibaren kuluçkaya yatarlar. Kuluçka yaklaşık 1 ay sürmekte ve yavrular mayıs ayı başından itibaren görülmeye başlanır. Yavrular yaklaşık 2 ay boyunca yuvada beslenir" dedi. "Leylekler besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler" Diyarbakır’da pek çok leylek yuvası olduğunu aktaran Prof. Dr. Kılıç, şöyle devam etti: "Özelikle Bismil leylekleri yoğun popülasyon olarak karşımıza çıkıyor. Burada yuva başarısı oldukça yüksek. Yuvadaki bütün yumurtalardan yavrular çıkar. 5 yavru. Bu 5 yavrunun tamamı da uçmaya katılır ve sağlıklı büyür. Leylekler, besin zincirinde önemli bir işlevi yerine getirirler. Besin zinciri için ya da besin ağacı için önemli bir türdür. İnsanlar tarafından da kimi bölgelerde koruma altında tutulur, kutsal kabul edilir. Bu yüzden insanlarla ilişkileri çok iyi. İnsanlara çok yakın olan yerlerde rahatlıkla yuva kuruyorlar. Çünkü insanlar bunlara herhangi bir zarar vermiyor." "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz" Son yıllarda iklim krizine bağlı olarak leyleklerin davranışlarında da farklılıklar olduğunu gördüklerini dile getiren Prof. Dr. Kılıç, "Bu bölgede önceki yıllarda yüzden fazla leyleğin artık göç etmediğini biliyoruz. Bu şunu gösterir; kışlar aşırı sert değil ve leylekler yiyecek bulabiliyor. Bundan dolayı bazı bireyler göç etmeyerek burada kalabiliyorlar. Bu yüzden leylekleri önümüzdeki yıllarda daha fazla bireyle göçe gitmeyen tür olarak görme imkanımız var. Her bir kuş türü bulunduğu bölgede çok değerlidir, önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Aynı işi leyleklerde yerine getirmekte. Bizim de biyoçeşitliliği korumamızla hem tarımda hem de doğada bir dengeye katkımız olmalıdır. Bu konuda vatandaşlarımızın duyarlılığı önem arz eder" ifadelerini kullandı.