KÜLTÜR SANAT - 13 Ocak 2026 Salı 09:52

Millitvekili Erbaş, "Kütahya tarih ve kültür turizminde hak ettiği yerde değil"

A
A
A
Millitvekili Erbaş, "Kütahya tarih ve kültür turizminde hak ettiği yerde değil"

MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, gazetecilerle bir araya gelerek Kütahya’nın tarih ve kültür turizmindeki potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini söyledi. Erbaş, kentin tarihi kimliğinin ön plana çıkarılması için somut ve kalıcı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.


2018 yılında yaptığı ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi konuşmasına değinen Erbaş, Dumlupınar’daki müzenin önünde 1964 model bir topun sergilendiğini hatırlattı. Bu durumu eleştiren Erbaş, "1964 model bir topla Kurtuluş Savaşı Müzesi yapılamaz" sözleriyle tepkisini dile getirdi. Son dönemde bölgede bir müzenin açılmasını olumlu bulduğunu ifade eden Erbaş, Dumlupınar’ın tanıtımının daha güçlü şekilde yapılması gerektiğini belirtti. Erbaş, "İkinci bir Çanakkale gibi oranın reklamını yapmamız, büyütmemiz gerekiyor" çağrısında bulundu.


30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yalnızca "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak anılmasına da itiraz ettiğini dile getiren Erbaş, bu konuyu Meclis’teki bütçe görüşmelerinde de sık sık gündeme getirdiğini söyledi. Erbaş, "30 Ağustos Gençlik ve Spor Bayramı değildir. Orası aynı zamanda askeri bir tören alanıdır" ifadelerini kullandı.


1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra Türk tarihindeki ikinci büyük meydan savaşının 30 Ağustos Büyük Taarruz olduğunu vurgulayan Erbaş, şehir içi çatışmaları bu kapsamda değerlendirmediğini belirtti. Bu nedenle Zafertepe Çalköy’ün tarihi açıdan çok büyük bir öneme sahip olduğunu kaydetti.


Bu önem doğrultusunda 30 Ağustos alanına mutlaka bir askeri birliğin konuşlandırılması gerektiğini savunan Erbaş, subay ve astsubayların eğitim süreçlerinde Büyük Taarruz’un gerçekleştiği bu alanı yerinde görmelerinin faydalı olacağını ifade etti. Erbaş, "Sembolik de olsa burada bir kamp kurulmasının önemli olduğunu düşünüyorum" dedi.


Askeri birliklerin genellikle farklı bölgelerde kamp yaptığını hatırlatan Erbaş, "Bu topraklar başka bir meydan savaşı görmedi" diyerek Büyük Taarruz’un yaşandığı alanlarda askeri eğitim ve kampların düzenlenmesinin tarihi bilinci güçlendireceğini söyledi. Erbaş, söz konusu konunun Kütahya’nın tüm dinamiklerinin ortak meselesi olması gerektiğini vurgulayarak değerlendirmelerini tamamladı.



Millitvekili Erbaş, "Kütahya tarih ve kültür turizminde hak ettiği yerde değil"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Zeytinyağı kalite yarışması için son gün 15 Ocak Antalya’nın kadim zeytin kültürünü ve zeytinyağı kalitesini öne çıkarmak amacıyla düzenlenen ’1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’na başvurular 15 Ocak günü sona eriyor. Antalya Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Ticaret Borsası, Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ve BATEM iş birliğiyle düzenlenen yarışma, üreticiyi teşvik etmeyi, bilgi ve bilinç düzeyini artırmayı, hatalı uygulamaları azaltmayı ve yüksek kaliteli zeytinyağı üretimini desteklemeyi hedefliyor. Dereceye girenlere ekipman desteği Yarışmada yer alacak zeytinyağları, tat, koku, meyvemsi, acılık ve yakıcılık dengesini içeren duygusal analiz ile serbest yağ asidi, polifenol değerini içeren kimyasal analiz kriterlerine göre jüri tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda en yüksek puanı alan zeytinyağlarına, Altın, Gümüş ve Bronz Madalya Beratları verilecek. Yarışmada dereceye girenlere, zeytin silkme makinesi, zeytin sıkım tankları, budama makası, eldiven, testere, bordo bulamacı gibi ekipmanlar hediye edilecek. Yarışmaya katılmak isteyen üreticiler, 15 Ocak gününe kadar numunelerini Antalya Tarım ve Orman İlçe Müdürlükleri’ne ulaştırabilecek. Yarışmada dereceye girenlere ödülü Side Antik Kenti’nde takdim edilecek. Yarışma öncesinde zeytinin tarihi gelişiminden ekonomisine kadar pek çok konunun ele alınacağı geniş kapsamlı çalıştay düzenlenecek. "Antalya zeytinde parlayan merkez" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, zeytinin binlerce yıldır Akdeniz kültürünün ayrılmaz parçası olduğunu belirtirken, Pamfilya döneminden bu yana Antalya’nın zeytin ve zeytinyağı üretiminde öne çıkan bir bölge olduğunu kaydetti. Bereketin, sağlığın ve ölümsüzlüğün simgesi olan zeytinin aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Çandır, "Antalya, iklimi, bereketli toprakları ve bilinçli üreticileriyle yeniden zeytinciliğin parlayan merkezlerinden biri haline geliyor. Hedefimiz üreticimizin daha kaliteli ürünü üretmesi, tüccarın da kaliteli ürünleri pazara sunmasını sağlamaktır" dedi. Hedef zeytinde kalite ve rekolte Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal, dünyada zeytin ağaç varlığının yüzde 90’ının Akdeniz kıyısındaki ülkelerde yer aldığını belirtirken, Türkiye’nin zeytin üretiminin yaklaşık 4 milyon ton olduğunu bunun 77 bin tonunu Antalya’nın ürettiğini kaydetti. Erkal, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 15’ini 475 bin ton ile Türkiye’nin karşıladığına dikkat çekerken, Antalya’nın üretiminin ise 7 bin ton civarında olduğunu söyledi. Yarışma ile Antalya’nın verimli ve kaliteli zeytin üretimini artırmayı hedeflediklerini belirten Erkal, "Yarışmayla hasattan sofraya kadar üreticilerimizin yaptığı hatalı uygulamaları azaltmak, bilgi paylaşımını artırmak ve kaliteyi sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz. Antalya’daki tüm üreticilerimizin bu yarışmaya katılarak ürünlerini ulusal ve uluslararası standartlarda değerlendirme fırsatı bulacağına inanıyoruz" dedi. "Zeytinyağı Antalya’nın simgesi olsun" Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürü Candemir Zoroğlu, zeytin ve zeytinyağının kültürel bir miras olduğunu vurguladı. Zoroğlu, yarışma ile zeytinyağının markalaşmasında önemli adım atılacağını söylerken, "Antalya’yı ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerin, kentten ayrılırken yanlarında götürebilecekleri, Antalya’yı hatırlatan en özel değerlerden biri zeytinyağıdır. Amacımız, zeytinyağını gastronomi turizminin ve yerel kimliğin ayrılmaz bir parçası haline getirmek, bu doğal değeri kentin simgeleri arasına taşımaktır" dedi.
Kocaeli Eski Seka fabrikası alanı "Teknoşehir"e dönüşüyor Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından, Seka Kültür Alanı’nda bilim ve teknoloji merkezi olarak hizmet verecek "Teknoşehir" projesinin inşasına başlandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, beraberindeki heyetle 4 bin 500 metrekare kapalı alana sahip olacak projenin şantiyesinde incelemelerde bulundu. Eski Seka Kağıt Fabrikası’nın mekanik atölyesi olarak kullanılan yapının bulunduğu alanda, Anıtlar Kurulu tarafından onaylanan rekonstrüksiyon projesi hayata geçirilecek. Yaklaşık 1,5 yılda tamamlanması planlanan merkez, kentteki teknoloji ve bilim çalışmalarını tek çatı altında toplayacak. "Gençlerin kuluçka merkezi olacak" İnceleme sonrası değerlendirmelerde bulunan Başkan Büyükakın, mevcut binanın dönüştürülerek çok fonksiyonlu bir merkez haline getirileceğini belirtti. Teknoşehir’in bir kuluçka merkezi gibi çalışacağını ifade eden Büyükakın, şunları kaydetti: "Geleceğin dünyası teknoloji merkezli bir dünya. Kodlama yazabilen, robotlar yapabilen, bu dili emsallerinden daha başarılı bir şekilde kullanabilen gençler, geleceğin dünyasında daha rekabetçi ve daha önde olacak. Dolayısıyla da biz o gençlerimizin geleceği için bir proje oluşturduk. Onlar hava, su ve karada gidecek teknolojik araçları inşa ederken ve hayalini kurarken, bir yandan da teknolojik rekabette öne geçmiş olacaklar. Diğer taraftan burası bir kuluçka merkezi gibi çalışacak. Yenilikçiliğin kuluçka merkezi olacak. Genç girişimcilerin, yazılımcıların ve donanımcıların, yeni aletler yapanların buradan yetişerek dünyaya büyük katkılar sağlayacağını hayal ediyoruz." Teknoloji takımları tek merkezde toplanacak Proje kapsamında, halihazırda Vinsan Kampüsü ve Mehmet Ali Paşa Mahallesi’nde faaliyet gösteren teknoloji takımları ve dijital atölyeler buraya taşınacak. Teknoşehir bünyesinde; kodlama sınıfları, modüler ve mekanik atölyeler, 3D baskı alanı, dijital inovasyon merkezi, podcast ve müzik stüdyoları, tematik kütüphane ile sergi alanları yer alacak. Ayrıca teknoloji takımlarına sağlanan maddi desteğin de 20 milyon liraya çıkarıldığı bildirildi.