MAGAZİN
Tuğba Özay’dan Kars’ta Birlik ve Beraberlik Mesajı: "Emperyalizmin oyununa gelmeyelim" 19 Şubat 2026 Perşembe - 14:42:13 Özel bir davet üzerine Kars’a gelen ünlü sanatçı Tuğba Özay, kentin tarihi ve turistik dokusuna hayran kaldı. Sarıkamış’ta kayak merkezinden şehitliğe kadar pek çok noktayı ziyaret eden Özay, Türkiye’nin içinden geçtiği süreçlere ve yerli turizmin önemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Elin gavuruna para kazandırmayın, kendi yurdunuzu tanıyın" Sarıkamış Kayak Merkezi’ndeki tesisleşmeden ve doğadan çok etkilendiğini belirten Özay, vatandaşlara tatil rotalarını yurt içine çevirmeleri konusunda çağrıda bulundu. Dünyanın pek çok yerini gezdiğini ancak Anadolu coğrafyasının eşsiz olduğunu vurgulayan sanatçı Tuğba Özay, "İyi ki gelmişim, Sarıkamış’a hayran kaldım. Kars çok güzel, tabi ki o yıllardan bu yıllara çok gelişen şeyler olmuş. Özellikle Sarıkamış Kayak Merkezi olarak müthiş, gerçekten bayıldım ve dün yaptığım çekimlerde de hep şunu vurguladım takipçilerime dediğim şey, ülkemiz çok güzel, ülkemizin her yeri çok güzel, yakın takipçilerim, beni tanıyan herkes çok iyi biliyor ben ciddi bir vatan sevdalısıyım. Yani diyorum ki elin gavuruna gidip, onlarca paralar kazandıracağımıza, gelin kendi yurdumuzu tanıyalım. Kendi yurdumuzda, kendi vatanımızda o kadar güzel keşfedilmemiş yerler ve turiste aç olan o kadar yerler ve tesislerimiz var ki, Sarıkamış’a hayret ettim. O kadar çok oteller yapılmış, hepsi de 5 yıldızlı, tesis olarak işte o telesiyejler, kar motorları, olması gereken her şey var diye düşünüyorum. Ve ‘yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ dışarıya vallahi de billahi de çıkmamalı, dünyanın dört bir yanı gezmiş insan olarak en sevdiğim coğrafya kesinlikle kendi coğrafyamız. Tabi ki dünyanın bir çok yeri güzellikle dolu ama ne olursa olsun, bizim kökümüz, bizim toprağımız, bizi sarıp, sarmayan yer kendi vatanımız. Eğer ki bir birimize destek verirsek, bu ülke zaten çok çok güçlü olur diye düşünüyorum. Çıkın çıkın gelin, Sarıkamış ayrı güzel ama Kars’ın diğer ilçelerinde güzellikler var" dedi. "Sarıkamış şehitliğinde duygu seli: "İliklerime kadar hissettim" Ziyaretinin en duygusal anlarını Sarıkamış Şehitliği’nde yaşayan Özay, ""Sabah kalktığımızda ilk işimiz şehitliğimizi ziyaret etmek oldu. O acıyı o kadar çok iliklerime kadar hissettim ki, tabi ki hikayesini biliyoruz, tarihini biliyoruz. Sarıkamış şehitlerimizi saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz. Özellikle o anıt mezare gittiğimde, isimleri gördüğüm zaman, geçekten çok çok iliklerime kadar hissettim. Çok üzüldüm, ağladım. O bayrağımız orada dalgalanırken, o asker heykellerini gördüğümde, o yazılanları okuduğumda muazzam bir duygu fırtınası yaşadım. Bu ülke kolay kurulmadı, bu vatan topraklarına kolay sahip çıkılmadı. Bizler bugün bu coğrafyada rahat ve özgürce yaşıyorsak, atalarımıza minnet borçluyuz. Bu vatan için kim mücadele etti, kim şehit olduysa, kim gazi olduysa, kimin çorbada tuzu varsa hepsine minnet borçluyuz. Yaşamımızı onlara borçluyuz" diye konuştu. "Siyaset olmazsa halklar kardeştir" Terörsüz Türkiye süreci ve toplumsal barış üzerine de görüşlerini paylaşan Tuğba Özay, dış güçlerin müdahalesine karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti. Etnik ve inanç üzerinden yapılan kışkırtmalara dikkat çeken sanatçı, Özay, "Ben her zaman tüm halkların kardeşliğini savunan bir insanım. Ama emperyalizm istediği zaman bir yerleri kaşıyor ve oradaki halkları bir birine düşürüyor. Bu yeri geliyor etnik kimlik üzerinden yapılıyor. Yeri geliyor inançlar üzerinden yapılıyor. O yüzden ne olursa olsun, hangi hükümet gelirse gelsin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şu bilinçte olması gerekir. Emperyalizmin oyunlarına hiçbir zaman gelmemeliyiz. O yüzden bana göre her zaman halklar kardeştir. Halkların arasında bir sıkıntı sorun yoktur, siyaset olmazsa" şeklinde konuştu. "Kars turizmine davet" Konuşmasının sonunda Kars’ın sadece merkezinin değil, tüm ilçelerinin ayrı bir cevher olduğunu belirten Özay, takipçilerine ve tüm Türkiye’ye "Çıkın çıkın gelin" diyerek bölge turizmine destek istedi. Öte yandan sanatçı Tuğba Özay, Kars’ta yöresel ürünlerin satıldığı işletmede alış-veriş yaptı. Özay, bol bol Kars kaşarı ve gravyer peyniri sipariş etti.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm" Ünlü sanatçı Metin Akpınar’ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu’nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açıp kazandığı manevi tazminat davasıyla ilgili, "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum" dedi. Duygu Nebioğlu tarafından Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün görülen karar duruşmasında mahkeme, davanın kabulüne hükmetti. Mahkeme heyeti, Metin Akpınar’ın Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Kararın, benzer davalar açısından emsal nitelik taşıyabileceği değerlendiriliyor. "Emsal bir karar verildi" Tazminat davasını kazanan tarafın avukatı Ferihan Polat, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 4 yıldır süren hukuki mücadelenin önemli bir aşamasının geride bırakıldığını belirtti. Polat, babalığın benimsenmemesi nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasını kazandıklarını ifade ederek, sürecin önce babalık davasıyla başladığını, bu davanın sonuçlanmasının ardından tazminat davası açtıklarını ve mahkemenin yüksek tutarlı bir manevi tazminata hükmettiğini söyledi. Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Ahmet Furkan Uludağ ise Metin Akpınar ile yaklaşık dört yıldır süren hukuki mücadelede önce babalık davası açtıklarını ve davayı kazandıklarını belirtti. Uludağ, karşı tarafın iletişime geçmemesi üzerine Nebioğlu’nun yaşadığı mağduriyet nedeniyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sürecinde çok sayıda tanığın dinlendiğini ve kapsamlı araştırmalar yapıldığını kaydetti. Mahkemenin, sunulan deliller doğrultusunda emsal nitelikte bir karar verdiğini ifade eden Uludağ, talep doğrultusunda 6 milyon TL manevi tazminata hükmedildiğini söyledi. "Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" Kararın ardından konuşan Duygu Nebioğlu, yaklaşık 20 yıldır verdiği mücadelenin sonunda haklılığının ortaya çıktığını, yıllardır verdiği mücadelenin sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü belirterek duygularını şöyle dile getirdi: "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ sayesinde Metin Akpınar tarafından terk edildiğimi ve annemin yaşadıklarını hukuken ortaya koymuş olduk. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum. Yıllardır yaşadığım üzüntü ve çocukluk yaralarımla yüzleşme isteğim nedeniyle bu mücadeleyi verdim ve adaletin yerini bulduğuna inanıyorum. Aldığımız kararın emsal niteliğinde olduğunu ve ailesini arayan, toplumda yer edinmeye çalışan kimsesiz çocuklara da örnek olacağını düşünüyorum. Avukatlarıma minnettarım ve mücadelemize devam edeceğiz. Ayrıca bu süreçte destek olan gazeteci Oktay Koltan’a, annemin mektubunun ortaya çıkmasına katkı sunduğu için çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce yapılan bir iyilik bugün bir sonuca ulaştı. Yanımda olan aileme, Özdemir Nebioğlu ve Emine Nebioğlu’na teşekkür ediyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Tanık olarak dinlenen Adile Şener’e ve sanat camiasından Yeşim Salkım ile Farah Yurtsever’e de destekleri için minnettarım. Manevi destek veren herkese ve kamuoyunda yanımda olan Türk halkına teşekkür ediyorum. Bugün aldığım sonuçla yaralarımı bir nebze olsun sarabileceğime inanıyorum. Bu davanın herkese örnek olmasını istiyorum." Nebioğlu, aldığı kararla yaşadığı acıların bir nebze hafifleyeceğine inandığını ve mücadelesine devam edeceğini sözlerine ekledi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:06 Bursa’nın kadınlar matinesinde güven ve sanat vurgusu Bursa’nın vazgeçilmez eğlencelerinden biri haline gelen Kadınlar matinesi öncesinde sahneye çıkmaya hazırlanan Mehmet Çevik, samimi açıklamalarda bulundu. Yıllardır kadınlara özel düzenlediği matine organizasyonlarıyla büyük bir kitleye ulaşan Çevik, başarısının temelinde güven ve sevgi olduğunu vurguladı. İşini büyük bir aşkla yaptığını dile getiren Mehmet Çevik, arkasında kendisini samimiyetle dinleyen geniş bir dinleyici kitlesi olduğunu söyledi. Sadece yerel değil, ulusal magazinde de güçlü dostlukları bulunduğunu ifade eden Çevik, "Bu işi gerçekten layıkıyla yapan, yol arkadaşı dediğim insanlar beni sevenlerimle buluşturuyor. Bu da hem yerelde hem ulusalda karşılık buluyor" dedi. "Sanatçı her yönüyle örnek olmalı" Magazin dünyasında yaşanan gelişmelere temkinli yaklaştığını belirten Çevik, bu konularla ilgili konuşmaktan özellikle kaçındığını dile getirdi. Sanatçının topluma örnek olması gerektiğinin altını çizen Çevik, "Sanatçı; duruşuyla, yaşam tarzıyla, sahnesiyle, sesiyle, kıyafetiyle bir bütün olmalı. Halka ve sevenlerine örnek teşkil etmeli" ifadelerini kullandı. 16 yaşından beri sahnede Kadınlar matinesi serüveninin genç yaşlarda başladığını anlatan Mehmet Çevik, "Yaklaşık 16 yaşımdan beri bu organizasyonları yapıyorum. İlk olarak Gemlik’te başladık. O dönemlerde sosyal medya yoktu ama 400-500 kişilik salonları dolduruyorduk. Sonrasında Yalova ve Türkiye’nin birçok şehrinde sahne aldık. Bursa’da ise her ay düzenli olarak bin kişiyi aşkın misafirimizi ağırlıyoruz" diye konuştu. "Bana emanet edilen güveni boşa çıkarmam" Kadınlar matinesinin en önemli unsurunun güven olduğunu vurgulayan Çevik, "Eşler, hanımlarını getirip bana emanet ediyor. Eğleniyorlar, sonra gelip alıyorlar. Güven vermeyen bir sanatçıya bu ilgi olmaz. Ben de bir aileyim, benim de çocuklarım var. Bu işi sadece sanat ve eğlence için yapıyoruz" dedi. "Onlar benim gücüm" Kadınların günlük hayatın yoğun temposunda yorulduğunu belirten Çevik, ayda bir kez onları eğlenceli bir ortamda ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. "Bugün de yine birbirinden kıymetli hanımlarla, güzel kalplerle bir arada olacağım. Onlar bana büyük bir güç ve destek oluyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi.
17 Şubat 2026 Salı - 14:07 Şevval Sam Trabzon hasırına ilmek attı Yüzyıllardır sabır ve ustalıkla tel tel örülen Trabzon hasırı, düzenlenen özel workshop’ta hem üretim süreci hem de ardındaki kadın emeğiyle birlikte vitrine çıkarıldı. Ünlü sanatçı Şevval Sam, yüzyıllık geçmişe sahip Trabzon hasırının üretim sürecine ilmek atarak geleneksel zanaata dikkat çekti. Trabzon’da yüzyılı aşkın geçmişiyle Trabzon hasırının üretim sürecini ve ardındaki emeği görünür kılmak amacıyla şehirdeki bir altın firması tarafından hasır örme workshop’u düzenlendi. Özellikle Trabzon hasır bileziğinin incelikli yapım aşamalarının uygulamalı olarak aktarıldığı etkinliğe sanatçı Şevval Sam de katıldı. Kültürel mirasın korunması ve kadın istihdamının desteklenmesine dikkat çekilen workshop, Trabzonlu kadın ustaların rehberliğinde gerçekleştirildi. Tel tel örülen altının sabır ve ustalık gerektiren yolculuğu katılımcılarla paylaşılırken, Şevval Sam’ın hasır örme sanatında üretim sürecine ilmek atması etkinliğe sembolik bir anlam kazandırdı. Firmaya ait altın işletmesini gezen ve tezgahın başında hasır ören sanatçı Şevval Sam, "Bu zanaatın somut olmayan dünya mirası kategorisinde UNESCO tarafından kabul edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Tarihsel ve geleneksel bir hikayesi var. Yüzyıllar öncesine dayanan bir sanat. Sosyolojik, kültürel ve felsefi karşılığı bulunuyor. El emeği göz nuru aynı zamanda sembolik değerlere de gönderme yapan müthiş bir sanat. Geleneksel ve bu memleketin karakteristik üretimlerine çok büyük ilgi duyuyorum. Büyük ve ağır olanı daha kıymetli zannederiz ama aslında ne kadar hafif olursa o kadar kıymetli olduğunu burada öğrendim. Bu aynı zamanda altının kumaş gibi dokunma hali. Bu çok önemli. Makinelerde değil kadınlar ellerinde yapıyorlar. Onlara bir istihdam sağlanmış. Gelenekselin modern ile birleştiği çok şık tasarımlar var. Çok beğendim. Bu tasarımları dünyanın gözde insanlarının bileklerinde ve boyunlarında görmek isterim. Bunun dünyada başka bir karşılığı yok" dedi. Hasır örme workshop’u düzenleyen altın firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yılmaz Akdin ise Trabzon hasırı ile Şevval Sam’ın birlikteliğinin çok önemli olduğunu kaydederek "Şevval hanım Karadeniz müziklerinin bana göre kadın sesidir. Şevval hanımın 15 yıl önce internette gümüş hasır taktığı bir fotoğrafını gördüm. O yıllardan beri Şevval hanımı fabrikamıza davet etmek istiyordum. Bizi kırmadı. Bizim için Trabzon hasırı ile Şevval hanımın birlikteliği çok önemli. Çok güzel oldu. Şevval hanım Trabzon hasırının tarihine ilmek atıp izini bırakacak" ifadelerini kullandı.
Mehmet Çevik’ten uyuşturucu açıklaması
31 Ocak 2026 Cumartesi - 10:42 Mehmet Çevik’ten uyuşturucu açıklaması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ekim 2025’ten bu yana yürüttüğü "ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu ve Adli Tıp Kurumu’nda saç ve kan örneği alınıp testi ‘pozitif’ çıkan sanatçılarla ilgili konuşan Mehmet Çevik sanatçının en önemli sorumluluğunun sağlıklı bir zihinle sahneye çıkmak olduğunu söyledi. Çevik Bursa’daki sahnesi öncesinde yaptığı açıklamalarda, hayatını kaybeden Fatih Ürek için de Allah’tan rahmet diledi. Eğlence sektörünün sevilen ismi Mehmet Çevik, Bursa’daki sahne performansı ve sevilen şarkılarıyla hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Sahne öncesi yaptığı açıklamada hem sanat camiasına hem de gençlere önemli mesajlar veren Çevik, özellikle gece hayatındaki risklere dikkat çekti. Sanat camiasının başı sağ olsun Kendisinin kadim dostu olan Fatih Ürek ile ilgili sanat dünyasının büyük bir değerini kaybettiğini ifade eden Mehmet Çevik, "Eğlence sektörüne damga vurmuş, Türkiye’nin en sevilen isimlerinden Fatih Ürek’i kaybettik. Tüm meslektaşlarımın başı sağ olsun. Hepimiz çok üzgünüz. Hayatın ne kadar kısa ve geçici olduğunu bir kez daha gördük" dedi. "Bugün varız, yarın yokuz" Dünya hayatının gelip geçici ve yalan olduğuna vurgu yapan Çevik, "Bugün varız, yarın yokuz. Yarın nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Yüce Rabb’im herkese sağlıklı ve güzel bir gelecek nasip etsin," ifadelerini kullandı. "Uyuşturucu asla onaylanacak bir şey değil" Eğlence sektörünün özellikle gece hayatı boyutunda birçok olumsuzluğu barındırdığını söyleyen Mehmet Çevik, gençlere net bir çağrıda bulundu. Hiçbir zaman madde kullanmadığını belirten Çevik, bu konuda duruşunun çok net olduğunu vurguladı: Çevik, "Genç nesle ve Z kuşağına her zaman şunu söylüyorum; Kullanmayın, içmeyin, bu tarz ortamlarda bulunmayın. Böyle çevrelerle arkadaşlık kurmayın. Uyuşturucu çok kötü bir şey. Hiçbir hayali gerçeğe dönüştürmez, aksine insanı bitirir." Yasak ve yasal olmayan her davranışın bir bedeli olduğunu dile getiren Çevik, "Eğer bir şey yasaksa ve yasal değilse, cezası neyse çekilir" diye konuştu. "Ayık kafayla sahneye çıkmak en büyük sorumluluk" Sahne disiplinine de değinen Mehmet Çevik, sanatçının en önemli sorumluluğunun sağlıklı bir zihinle sahneye çıkmak olduğunu söyledi: Çevik, "Sevenlerimin karşısına ayık kafayla çıkmak benim için çok önemli. Repertuarımı, performansımı ve sahnemi en iyi şekilde sunmak zorundayım. Sağlıklı kafayla sahnede olmak, bir sanatçı için en büyük sorumluluktur" dedi. Sahnesinde müzik ve eğlence bir arada Mehmet Çevik’in Özlüce Meze’de sahne aldığı gecede ise adeta müzik şöleni yaşandı. Hareketli parçalarla başlayan program, duygusal şarkılarla devam ederken, izleyiciler gece boyunca sanatçının şarkılarına hep bir ağızdan eşlik etti. Zaman zaman seyircileriyle diyalog kuran Çevik, enerjisi ve samimi tavırlarıyla sahne ile salon arasındaki bağı güçlendirdi. Eğlencenin gece boyunca sürdüğü programlarda, dans eden ve şarkılara eşlik eden dinleyiciler renkli görüntüler oluşturdu. Bursa vurgusu: "24 yılımı bu şehre adadım" Kariyerinin büyük bölümünü Bursa’da geçirdiğini belirten Çevik, kente olan bağlılığını şu sözlerle anlattı: "24 yılımı bu sektöre ve Bursa’ya adadım. En acemi dönemlerimi de en özel günlerimi de burada yaşadım. Bursa’da çok güçlü hissediyorum. Haftanın altı, bazen yedi günü sahne alıp salonları doldurmak her sanatçıya nasip olmaz." Bursa seyircisinin kendisi için çok özel olduğunu ifade eden sanatçı, sevenlerinin her şarkıya eşlik ettiğini, alkışlarıyla ve ilgileriyle kendisini motive ettiğini söyledi. Ramazan sonrası yeni projeler Yoğun sahne temposunun ‘kulis-ev-sahne’ döngüsüyle geçtiğini dile getiren Mehmet Çevik, Ramazan ayında sahne almayacağını belirterek, bu süreçte yeni projelere odaklanacağını açıkladı. "Ramazan ayında dinleniyorum. Bu süreçte yeni şarkılar üreteceğiz, kayıtlar alacağız. Aranjelerimizi tamamlayıp sosyal medya platformları üzerinden sevenlerimizle buluşturacağız," diyen Çevik, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptıklarını da sözlerine ekledi. Mehmet Çevik, açıklamalarını sevenlerine teşekkür ederek tamamladı.
Makine sektör temsilcilerinden BTSO’da dev buluşma
30 Ocak 2026 Cuma - 13:10 Makine sektör temsilcilerinden BTSO’da dev buluşma Makine sektör temsilcileri BTSO’da buluştu. 700’den fazla sektör temsilcisinin yoğun katılım gösterdiği genişletilmiş sektörel analiz toplantısında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, dünyanın köklü bir dönüşüm sürecinden olduğunu belirterek, "Yapay zekâ ve dijitalleşme ile birlikte sanayi devriminin çok ötesinde bir dönüşümün içindeyiz. BTSO olarak hedefimiz, bu yıkıcı dönüşümü en az hasarla atlatmak ve Bursa’nın önümüzdeki 50 yılda da küresel gücünü korumasını sağlamaktır." dedi. Bursa’da makine sektörü temsilcileri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde düzenlenen 8. ve 35. Meslek Komiteleri Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı’nda bir araya geldi. BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen toplantıya sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. 700’ü aşkın makine sektör temsilcisinin katıldığı toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, makine sektörünün sanayi, üretim ve ihracat odaklı kalkınma modelinin temel taşı olduğunu vurguladı. BTSO olarak bu farkındalıkla hareket ettiklerini belirten İbrahim Burkay, "Üretimle, sanayiyle ve ihracatla kalkınmayı hedefleyen her ülkenin kendine yetebilen yerli ve milli teknolojiye sahip olması gerekiyor. Aksi halde küresel rekabette varlığınızı sürdürebilmeniz mümkün değil. Makine sektörümüz de bu anlamda stratejik bir konuma sahip. Biz stratejik planlarımızda bunu çok net ortaya koyduk ve makine sektörünü en başa yazdık." diye konuştu. "Her sektörde ayak izi var" Makine sektörünün yalnızca kendi alanıyla sınırlı olmadığını, savunma sanayinden havacılığa kadar pek çok sektöre doğrudan etki ettiğine işaret eden Burkay, dünyadaki makine ihracatına ilişkin veriler paylaştı. Başkan Burkay, "Bugün dünyadaki toplam makine ihracatının yüzde 60’ını yalnızca 5 ülke gerçekleştiriyor. Bu ülkeler aynı zamanda dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ına sahip. Çünkü makine olmadan üretim olmaz. Üretmek istiyorsanız, mutlaka makineye sahip olmanız gerekir. Kendi alanının dışında birçok alana hitap eden savunma sanayinden havacılığa, enerjiden otomotive kadar pek çok alanda sizlerin emeği, ayak izi var. Bu sektör bu yüzden çok kıymetli. BTSO olarak bu sektörün öneminden farkındayız. Bu vizyonla projeler geliştiriyor, sektörlerin yurt dışına açılmasına yönelik çalışıyoruz." ifadelerini kullandı. "Üretmeyen ülkelerin ne nale geldiğini pandemide gördük" Pandemi sürecinin üretimin stratejik önemini açık biçimde ortaya koyduğunu vurgulayan Burkay, Türkiye’nin bu dönemde gösterdiği performansın güçlü sanayi altyapısının bir sonucu olduğunu belirtti. 2020 yılında pandemiyle birlikte tüm dünyanın çok net bir tablo gördüğüne işaret eden İbrahim Burkay, "Üretmeyen ülkelerin ne hale geldiğine birebir şahit olduk. Şükürler olsun ki Türkiye olarak çok kısa sürede, maskeden tek kullanımlık sağlık ürünlerine kadar her şeyi kendi imkânlarımızla üretebildik. Bu, paranın değil üretim gücünün belirleyici olduğu bir dönemdi. İşte bu yüzden üretim bu kadar önemli, bu üretimin olmazsa olmazı olan makine sektörü de bu kadar stratejik nitelikte." diye konuştu. "Sanayi devriminin ötesinde büyük değişimin içerisindeyiz" Küresel ölçekte yaşanan dönüşüme de değinen İbrahim Burkay, dünyada büyük bir servet transferi olduğunu belirterek, "Sanayi devrimi ile oluşan sermaye el değişiyor. Buna ister yapay zeka diyelim ister dijital çağ diyelim. Küresel dengelerin tamamen değiştiğine hep birlikte tanıklık edeceğiz. Sanayi devriminin çok ötesinde, çok daha büyük bir dönüşümün içindeyiz. Öyle bir ana tanıklık ediyoruz ki önümüzdeki süreçte göreceğiz. Bizler BTSO olarak bu yıkıcı dönüşümü en az hasarla atlatmak istiyoruz. Kentimizin ve ülkemizin önümüzdeki 50 yılda da dünyada gücünü devam ettirmeyi amaçlıyoruz. Bütün projelerimizin temelinde bu var." dedi. "Dünyada lojistik bitmez" Bu sürecin sanayi ve makine sektörü açısından zorluklar kadar fırsatlar da barındırdığını dile getiren Burkay, asıl hedeflerinin Bursa ve Türkiye’nin bu dönüşümden güçlenerek çıkması olduğunu söyledi. Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonuna da değinen Burkay, bu yapının Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu tarafından kurulan ilk fon olma özelliğini taşıdığını hatırlattı. İbrahim Burkay, "Dünyada lojistik bitmez. GSYF ile üyelerimizi bir araya getirdik. Fonun mantığı da bu. Bu projenin yenileri de gelecek. Yeni iş modelleri üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu projeleri hep birlikte yapacağız. Bundan sonra da üretimi, lojistiği ve sanayiyi güçlendirecek yeni iş modellerini birlikte hayata geçirmeye devam edeceğiz." diye konuştu. "BTSO vizyoner çalışmalara imza atmaya devam edecektir" Bursa OSB Başkanı ve BTSO Meclis Üyesi Hüseyin Durmaz ise makine sektörünün son yıllarda BTSO ve diğer sivil toplum kuruluşları nezdinde daha güçlü bir ses haline geldiğini belirterek, "Sektörümüzdeki birlik ve beraberlik bizleri onurlandırıyor. Burada böyle güçlü ve nitelikli bir topluluğu görmek son derece mutluluk verici. Makine sektörünün sesi bugün daha gür çıkıyorsa, bunda Başkanımız İbrahim Burkay’ın destekleri ve sizlerin birlikte ortaya koyduğu duruşun büyük payı var. İnşallah önümüzdeki dönemlerde de BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın bizlere sektöre katkılarıyla çok daha vizyoner projelere imza atmak için yine beraberiz. Sektörümüzden gelen her talebi Odamız çözmeye çalışacaktır. Sektörümüz krizlerden en fazla etkilenen alanlardan biri olsa da yapmış olduğumuz üretim insanlığa sağladığı fayda nedeniyle son derece kıymetli ve kutsaldır. İnşallah önümüzdeki dönemde de çok daha güçlü projelere birlikte imza atacağız." diye konuştu. "Bursa’nın makine ihracatı türkiye ortalamasının iki katı" Toplantıda, makine sektörüne yönelik BTSO faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştiren BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, Bursa’nın makine ihracatındaki güçlü konumuna dikkat çekti. Şener, "Bursa’nın makine ihracatı, Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katı seviyesinde. Bursa, Türkiye’nin makine ihracatının yaklaşık yüzde 12’sini tek başına gerçekleştiriyor. Bu çok önemli bir rakam. Bursa ihracatçı bir şehir. Bu, makine sektörünün kentimiz için ne kadar stratejik bir alan olduğunu gösteriyor." dedi. Son 12 yılda makine sektöründeki üye ve ihracatçı firma sayısında önemli artışlar yaşandığını belirten Şener, "2013 yılından bu yana üye sayımız yüzde 121 artmış. İhracatçı firma sayımız yüzde 350 arttı. Bu artış, firmalarımızın artık küresel pazarlara entegre olduğunu ortaya koyuyor. Dünyanın farklı coğrafyasına ihracat odaklı çalışmalar yaptık. Makine sektörümüze yönelik yurt dışı alım heyeti ve b2b programları yaptık. 18 ülkede 25 farklı şehirde 38 b2b ve fuar ziyareti gerçekleştirdik. Makine sektörü olarak yaptığımız seyahatin toplamı 20 dünya turuna eşit. Tüm bu ziyaretlerimiz bizlere önemli iş fırsatları sundu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay’ın sektörümüze destekleri olmasa bu çalışmalar olamazdı. Başkanımıza katkıları için teşekkür ederim." ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından komite üyelerinin aktardığı sorunlar ve çözüm önerileri paylaşıldı. Toplantıya BTSO 8. Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Topak, 35. Meslek Komitesi Başkanı Meral Ertürk, BTSO Meclis Üyeleri Cem Bozdağ ve Bülent Şener de katıldı.
IF Wedding Fashion İzmir’e 71 ülkeden profesyonel ziyaretçi
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:59 IF Wedding Fashion İzmir’e 71 ülkeden profesyonel ziyaretçi İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından, Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) iş birliğiyle düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir-19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, bu yıl da yerli ve yabancı sektör temsilcilerinin yoğun ilgisiyle tamamlandı. IF Wedding Fashion İzmir’de üç gün boyunca moda, ticaret ve tasarım aynı çatı altında buluştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 20-22 Ocak tarihlerinde düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir - 19. Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı, Türkiye’nin dört bir yanından 9 bin 865 yerli, 71 ülkeden 2 bin 445 yabancı olmak üzere toplam 12 bin 310 profesyonel ziyaretçiyi ağırladı. Ülkemizin farklı şehirlerinden ve ABD, Almanya, Belçika, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Avustralya, Mısır gibi birçok ülkeden gelen alıcılar, İzmir’de yeni sezon koleksiyonlarını yakından inceleyerek ticari görüşmeler gerçekleştirdi. IF Wedding Fashion İzmir kapsamında düzenlenen defilelerde ise 2026 ve 2027 sezonunun gelinlik, damatlık ve abiye koleksiyonları sektör profesyonelleriyle buluştu. Fuara katılan firmaların yeni sezon tasarımları, ünlü mankenlerin sunumuyla profesyonel koreografi, sahne ve ışık tasarımları eşliğinde podyuma taşındı. Fuarın önemli organizasyonlarından biri olan 16. Gelinlik Tasarım Yarışması’na ise bu yıl 103 tasarımcı 206 tasarımla başvurdu. Finale kalan 15 tasarımcı tasarımlarını fuar podyumunda sergileme imkanı buldu. Yarışma sonucunda birincilik ödülünü Nihan Selin Paksoy kazandı. Fuar kapsamında, geçen yılın yarışma birincisi Öztürk Yıkılmaz da kendi adını taşıyan performans defilesiyle podyumda yer alarak tasarımlarını sektör profesyonelleriyle buluşturdu. "20. yıl için hazırlıklara başlıyoruz" Fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, IF Wedding Fashion İzmir’in sağladığı ticari katkıların yanı sıra uluslararası ziyaretçi profili, defile organizasyonları ve genç tasarımcıları destekleyen yapısıyla bu yıl da sektörün gelişimine yön veren önemli bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. Cumalıoğlu, "Fuar bizim için çok keyifli bir süreçti. Hem yurt içinden hem de yurt dışından binlerce katılımcı ve ziyaretçiyi ağırladık. Bu yıl 19’uncusunu düzenlediğimiz IF Wedding Fashion İzmir’de hem 2026 hem de 2027 sezonu görücüye çıktı. Üreticiler, tasarımcılar, modacılar ve perakendecilerle birlikte oldukça verimli üç gün geçirdik. Fuara gösterilen yoğun ilgi, organizasyonun sektörel karşılığını net biçimde ortaya koydu" dedi. Cumalıoğlu, "Temel motivasyonumuz, bu yoğun ilginin ticarete dönüşmesini sağlamak. Fuarın hemen ardından 20’nci IF Wedding Fashion İzmir Fuarı’nın hazırlıklarına başlıyoruz. Bu organizasyon, tüm paydaşların bir yıllık emeğinin sonucunda ortaya çıkıyor. IF Wedding Fashion İzmir’in, katılımcılarımız ve ziyaretçilerimiz açısından ticari ve sektörel anlamda verimli bir süreç sunduğunu görüyoruz" diye konuştu. "Sektöre hayat veren, ihracat açısından çok kıymetli bir fuar" EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, fuarın sektör açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekerek, "Bu fuar, sektörü canlandıran, sektöre hayat veren çok önemli bir organizasyon. Fuarımız yıllar boyunca hep yükselen bir grafik gösterdi. Tabii ki her ülkede olduğu gibi bizim fuarımız da pandemi dönemi maalesef etkilendi. Ona rağmen hem katılımcı sayısı hem ziyaretçi sayısını koruyor. Bu sene gözlemlediğim kadarıyla yerli ve yabancı profesyonel ziyaretçi sayısı çok fazla. Avrupa’dan, Orta Doğu’dan, Uzak Doğu’dan ziyaretçiler vardı. Fuardan memnuniyet yüksek. Amerika, Almanya, İtalya ve Arap ülkelerinden gelen alıcılar bu dönemde fuara büyük ilgi gösterdi. Böyle bir ortamda fuarlara alıcı getirmek, ticaret yaratmak ve katma değer sağlamak ülkemiz ihracatı ve kalkınması açısından son derece önemli" şeklinde konuştu. "Ciddi bir hareketlilik yaşandı" Mimar Kemalettin Moda Merkezi Derneği Başkanı ve Jamila Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Kulu, fuarın sektöre sağladığı katkının bu yıl çok daha net hissedildiğini söyledi. Yabancı ziyaretçi profiline de değinen Erdoğan Kulu, bu yıl fuarda yabancı katılımcı ve alıcılar açısından ciddi bir hareketlilik yaşandığını söyledi. Orta Doğu ve Avrupa’ya yapılan satışların önceki yıllara göre daha iyi seviyede olduğunu belirten Kulu, net bir canlılık gördüklerini ifade etti. Dernek olarak İZFAŞ ile sürekli bir iş birliği ve yakın temas içinde olduklarını vurgulayan Kulu, "Bu iş birliğinin önümüzdeki yıllarda fuarı çok daha prestijli bir noktaya taşıyacağına inanıyorum. IF Wedding Fashion İzmir, doğru adımlarla ilerlediği takdirde Avrupa’daki benzer fuarlar arasında çok daha üst sıralara çıkabilecek bir potansiyele sahip" diye konuştu. Katılımcılardan IF Wedding Fashion İzmir’e tam not Sektörde ikinci kuşak temsilcilerden biri olduğunu belirten Günbeyi Group’tan Şenol Günbeyi, 1990 yılından bu yana sektörün içinde olduklarını ve bu yıl fuarda dört firmayla yer aldıklarını söyledi. Fuardan son derece memnun olduklarını ifade eden Günbeyi, özellikle bu yıl yabancı müşteri yoğunluğunun önceki yıllara göre daha fazla olduğunu vurgulayarak, "Ticari açıdan bizim için çok verimli geçti. Ziyaretçilerimizin yaklaşık yüzde 90’ı siparişle ayrıldı, bu da bizim için çok önemli bir sonuç. Ayrıca, Türkiye’nin önde gelen mankenleriyle 2026-2027 koleksiyonlarımızı podyumda sergiledik ve çok güzel geri dönüşler aldık. Şimdiden yeni fuar için kumaş çeşitleri ve model tasarımları üzerinde çalışmaya başladık" şeklinde konuştu. "Fuarı son derece başarılı buldum" Kosova’dan ilk kez fuara katılan Vlora & Kaltrina firmasından Vlora Neziri, organizasyonun profesyonelliğine dikkat çekerek, "İlk defa IF Wedding Fashion İzmir Fuarı’na katılıyorum. Dürüst olmak gerekirse katıldığım için çok memnun ve mutluyum. Daha önce Avrupa’da pek çok fuara katıldım. IF Wedding Fashion İzmir ile Avrupa’daki fuarları karşılaştırdığımda bu fuar gerçekten çok profesyonel bir organizasyon. İş olarak baktığımda beklentimin üzerinde bir müşteri kapasitesi gördüm ve kontratlar imzaladım. Özellikle Orta Doğu ve Avrupa’dan çok büyük firmalarla tanışma fırsatı buldum" dedi. Ukrayna’dan katılan Sapphire Couture Company temsilcisi Inna Zderchuk, İzmir’de bulunmaktan ve fuara katılmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Beş yıl önce fuarı ziyaretçi olarak gezdim ve organizasyondan çok etkilendim. Bu nedenle fuara katılımcı olmayı uzun süredir istiyordum. Bugün katılımcı olarak burada bulunmaktan çok mutluyum. Fuarı son derece başarılı buldum. Dünyanın birçok ülkesinden ziyaretçiler geldi, çok sayıda iş bağlantısı kurdum" diye konuştu. Walone Fashion Grup yetkilisi Walone Osmani ise fuara dördüncü kez katıldıklarını belirterek, her yıl yeni müşteriler ve yeni anlaşmalarla İzmir’den ayrıldıklarını ifade etti.
Haldun Dormen’in son prodüksiyonu, Sahne Tozu Tiyatrosu’nda yaşamaya devam ediyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 14:37 Haldun Dormen’in son prodüksiyonu, Sahne Tozu Tiyatrosu’nda yaşamaya devam ediyor Türk tiyatrosunun duayen ismi Haldun Dormen’in son prodüksiyonu olan Hisseli Harikalar Kumpanyası, Sahne Tozu Tiyatrosu çatısı altında sahnedeki yolculuğunu başarıyla sürdürüyor. 97 yaşında, böylesine büyük ölçekli bir müzikal prodüksiyonu yöneterek tiyatro tarihinde ender rastlanan bir başarıya imza atan Haldun Dormen, üretkenliği ve sahneye duyduğu tutku ile ardında güçlü bir miras bıraktı. Dormen ekolünü bugün Sahne Tozu Tiyatrosu’nda yaşatmaya devam eden tiyatronun kurucusu ve genel sanat yönetmeni Çağlar İşgören, bu prodüksiyonla ustasının vizyonunu sahneye taşımayı sürdürüyor. Hisseli Harikalar Kumpanyası ödüllerle taçlanıyor Hisseli Harikalar Kumpanyası, Haldun Dormen hayattayken önemli ödüllere layık görüldü. Yapım, İzmir’in Enleri Ödül Töreni’nde Yılın Projesi seçilirken, Topluma Merhaba Ödülleri’nde Yılın En İyi Prodüksiyonu ödülünü kazandı. Ayrıca İz Bırakanlar Ödül Töreni’nde Yılın En İyi Prodüksiyonu ödülüne; 97 yaşındaki ustanın yönetmenliğinde yeniden sahneye taşınması, seyirci rekorları kırması ve tiyatroya kattığı değer nedeniyle layık görüldü. Ödül kararı alındığında hayatta olan, ancak yakın zamanda yaşamını yitiren Haldun Dormen, törende saygı ve özlemle anılacak. 11. Anadolu Tiyatro Ödülleri kapsamında, Sahne Tozu Tiyatrosu yapımı olan ve Haldun Dormen’in rejisini üstlendiği Hisseli Harikalar Kumpanyası müzikali, sanatsal başarısı nedeniyle "Yılın Müzikal Oyunu" ödülünü almaya hak kazandı. Sahne Tozu Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Çağlar İşgören, Haldun Dormen için yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Ustaların ustası, sanat danışmanımız, can yoldaşımız; gerçek bir efsane olarak her daim bizimle yaşayacak ve yaşatılacaksın. Sevgi, saygı ve minnetle" Sahne Tozu Tiyatrosu, yalnızca Hisseli Harikalar Kumpanyası ve kazandığı ödüllerle değil Haldun Dormen’in tiyatroya adanmış ömrünün, disiplininin ve estetik anlayışının yaşayan bir temsilcisi olarak, ustasının mirasını geleceğe taşımaya devam ediyor. Ödüller ise şöyle: - İzmir’in Enleri Ödül Töreni - Yılın Projesi - Topluma Merhaba Ödülleri - Yılın En İyi Prodüksiyonu - İz Bırakanlar Ödül Töreni - Yılın En İyi Prodüksiyonu - 11. Anadolu Tiyatro Ödülleri - Yılın Müzikal Oyunu
Ankara’dan dünyaya açılan metal grubu: DRAGONBORN
25 Ocak 2026 Pazar - 14:54 Ankara’dan dünyaya açılan metal grubu: DRAGONBORN Ankara çıkışlı metal grubu DRAGONBORN, Yüzüklerin Efendisi ve Game of Thrones’tan ilham alan kostümleri, sinematografik sahne şovları ve uluslararası turne hedefleriyle dikkat çekiyor. Ankara çıkışlı müzik grubu DRAGONBORN, sahne performanslarını yalnızca bir konser olmaktan çıkararak, Yüzüklerin Efendisi ve Game of Thrones evrenlerinden ilham alınan özel kostümler ve dramatik anlatımlarla gerçekleştiriyor. Grup, tamamen kendileri için tasarlanan ve özel olarak üretilen bu kostümlerle sahneyi bir film setine çevirirken, Türkiye’de bugüne kadar benzeri görülmemiş ölçekte ve kurguda iddialı sahne şovlarına hazırlanıyor. DRAGONBORN, görsel dünyasını yalnızca sahneyle sınırlı tutmuyor. Yönetmen Haktan Balkan imzası taşıyan ve grubun ’Execution’ adlı parçası için çekilen klip, sinema filmi estetiği, karanlık atmosferi ve güçlü anlatımıyla dikkati çekiyor. Bu yapım, grubun müzikal kimliğini görsel bir hikayeye dönüştürürken, DRAGONBORN’un uluslararası vizyonunu da ortaya koyuyor. Türkiye’de dünya çapında tanınan metal devleriyle aynı sahneyi paylaşacağı konserlerin ardından grup, rotasını Rusya ve Asya-Pasifik bölgesine çevirerek kapsamlı turne hazırlıklarına başladı. Sahne şovları, sinematografik anlatımı ve küresel hedefleriyle DRAGONBORN, yalnızca bir müzik grubu olmanın ötesine geçerek, Türkiye’den çıkan yeni nesil bir fantastik metal anlatısı inşa etmeye hazırlanıyor. "Kostümler ve tema olarak daha farklı bir şekilde ortaya çıkıyoruz" DRAGONBORN gitar-vokali Ekrem Kani şu açıklamalarda bulundu: "Uzun yıllardır ortaçağ epik metal icra ettik ama bu defa daha farklı bir konseptle karşınızdayız. Kostümler ve tema olarak daha farklı bir şekilde ortaya çıkıyoruz. İzlediğimiz filmler, Yüzüklerin Efendisi ve Game of Thrones gibi diziler, okuduğumuz kitaplar ve oynadığımız oyunlar üzerine yıllarca çalıştık ve grubu kurarken şarkı sözleri olsun, melodiler olsun, bunları örnek alarak hareket ettik. Aslında Türkiye’de bu tarz kostümler ve sahne şovu anlamında çok fazla grup yok, olanları da yeterli görmüyoruz. Biz globale oynamak istiyoruz, açıkçası büyük grup olmak bunu gerektiriyor. Kostümlerimizi seçerken izlediğimiz filmlerdeki karakterleri düşünerek hareket ettik ve çok iyi bir ekiple bu işe soyunduk. Şarkılarımızda kendi oluşturduğumuz bir evrenimiz var; bu evrende çeşitli savaşların olduğu, kabilelerin yıkıldığı, ejderhalar ve doğaüstü güçlerin yer aldığı bir dünya oluşturduk, tıpkı oyunlardaki gibi." "Rusya ve Asya-Pasifik turnelerimize hazırlanıyoruz" İlk konserlerini Norveçli dünya devi Sirenia ile vereceklerini belirten Kani, "Haziran ayında da Belarus’tan çıkan en büyük müzik grubu olan KAIRA ile Türkiye turnesine çıkıyoruz. Bunların sonrasında da Rusya ve Asya-Pasifik turnelerimize hazırlanıyoruz, bu turnelerin ön anlaşmalarını tamamladık. Türkiye’de sahne şovuna önem veren bir grup bilmiyoruz, sadece Hayko Cepkin’i istisna olarak ayrı tutabiliriz. Rusya turnesi öncesinde de Rusların çok sevilen bir Kozak halk şarkısı olan ’Tam shli dva brata’, ’Orada yürüyen iki kardeş vardı’ adlı eseri, Kozak korosu ile birlikte rock versiyonuyla seslendireceğiz" dedi.