MAGAZİN
Kadın sığınağı sezon finalini yaptı 11 Nisan 2026 Cumartesi - 11:20:13 İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun 22’nci gösterisi olarak bu sezon repertuarına dahil ettiği oyunu "Kadın Sığınağı" sezonun son gösteriminde izleyici ile buluştu. İnegöl Belediyesi bünyesinde 2011 yılında kurulan ve geride kalan sürede 22 farklı oyunla izleyici karşısına çıkan İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosunun 2025 yılı Aralık ayında gala gösterimini yaparak repertuarına dahil ettiği oyunu Kadın Sığınağı, yeniden sanatseverlerle buluştu. Tuncer Cücenoğlu’nun yazıp Volkan Derman’ın yönettiği ve 11 kişilik güçlü bir kadroyla sahneye taşınan 2 perdelik dram türündeki oyun, bu yıl pek çok kez Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezi sahnesinde hayat buldu. "Kadın Sığınağı" tiyatro oyunu, bu sezonun son gösterimi için sahnelendi. Önümüzdeki sezon devam edecek İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosunun birbirinden değerli oyunları arasında yerini alan gösteri, önümüzdeki kış sezonunda da yine İnegöl sahnesinde gösterimine devam edecek. Gala gösteriminden itibaren Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde her sahnelenişinde salonu dolduran gösteri, sezon finalinde de yine kapalı gişe oynandı. Salonu dolduran sanatseverler, oyunu dikkatle izleyip gösteri sonunda şehir tiyatrosu ekibini uzun süre alkışladı. 8 kadının öyküsünü anlatıyor Temel olarak kadına yönelik şiddet, istismar, toplumsal baskı, kadınların çaresizliği ve sığınma evleri kapsamında bir dramatik eser olan Kadın Sığınağı oyunu, farklı yaşamlardan gelinerek çaresizce bir sığınma evine yerleştirilen 8 kadının öyküsünü anlatıyor. Modern bir tragedya olan oyun, bu özellikleriyle sadece bir tiyatro değil aynı zamanda toplumun karanlıkta kalmış yüzünü görünür kılan bir ayna, kadınların yaşadığı şiddeti, çaresizliği, yalnızlığı ve en önemlisi umutlarını sahneye taşıyan bir farkındalık etkinliği rolü üstleniyor.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:52 ‘Taşacak Bu Deniz’ oyuncuları Trabzon Günleri’nde hayranlarıyla buluştu Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliği, ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinin oyuncularını ağırladı. Etkinlik kapsamında Başkente gelen oyuncular, hayranlarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirilen Trabzon Günleri etkinliği, Karadeniz kültürünü tanıtmanın yanı sıra sanat dünyasından isimleri de bir araya getiriyor. Etkinliğe katılan ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinde yer alan oyuncular, imza günü ve söyleşi programlarında vatandaşlarla buluştu. "Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar" Etkinliğe katılan oyunculardan Ava Yaman, Karadenizlilerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Karadeniz bence adeta bir cennet. İsviçre ya da İskoçya’yı görmek isteyenlerin Karadeniz’e de uğraması gerektiğini düşünüyorum. Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar, buna layık olmaya çalışıyorum" dedi. "Oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim" Sosyal medyada yapılan yorumlara da değinen Yaman, "Paylaşımlarımda kıyafetlerim ya da fotoğraflarım hakkında yorumlar yapılıyor. Ben ise oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim. Özgürlük var deniyor. Bu da benim özgürlüğüm değil mi" ifadelerini kullandı. "Olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim" Genç oyuncu, sözlerini Kurt Cobain’den duyduğu bir sözle tamamlayarak, "Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim. Sektörde yeniyim, öğreniyorum ama çok mutluyum. Herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:41 ‘Taşacak Bu Deniz’ oyuncuları Trabzon Günleri’nde hayranlarıyla buluştu Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliği, ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinin oyuncularını ağırladı. Etkinlik kapsamında Başkente gelen oyuncular, hayranlarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirilen Trabzon Günleri etkinliği, Karadeniz kültürünü tanıtmanın yanı sıra sanat dünyasından isimleri de bir araya getiriyor. Etkinliğe katılan ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinde yer alan oyuncular, imza günü ve söyleşi programlarında vatandaşlarla buluştu. "Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar" Etkinliğe katılan oyunculardan Ava Yaman, Karadenizlilerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Karadeniz bence adeta bir cennet. İsviçre ya da İskoçya’yı görmek isteyenlerin Karadeniz’e de uğraması gerektiğini düşünüyorum. Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar, buna layık olmaya çalışıyorum" dedi. "Oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim" Sosyal medyada yapılan yorumlara da değinen Yaman, "Paylaşımlarımda kıyafetlerim ya da fotoğraflarım hakkında yorumlar yapılıyor. Ben ise oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim. Özgürlük var deniyor. Bu da benim özgürlüğüm değil mi" ifadelerini kullandı. "Olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim" Genç oyuncu, sözlerini Kurt Cobain’den duyduğu bir sözle tamamlayarak, "Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim. Sektörde yeniyim, öğreniyorum ama çok mutluyum. Herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Aydın’da kadınlara ezber bozan eğitim
29 Mart 2026 Pazar - 14:58 Aydın’da kadınlara ezber bozan eğitim Aydın’da birçok ilke imza atan ve başarılı ve sıra dışı çalışmaları ile gündeme gelen Aydın İş Kadınları Derneği, bu defa kadınlara güzelliğin ve pozitif enerji saçabilmenin sıralarını anlattı. Kadınlara yönelik farkındalık oluşturan bir eğitim programı düzenlendi. ‘Kendin Ol ve İz Bırak’ başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte, güzelliğin yalnızca dış görünüşle sınırlı olmadığı; iç huzur, mutluluk ve kişisel gelişimle bütünleştiğinde gerçek anlamını bulduğu vurgulandı. Aydın İş Kadınları Derneği Akademisi tarafından Aydın Ticaret Odası Salonu’nda gerçekleştirilen programa iş kadınları yoğun ilgi gösterdi. Dernek Başkanı Aynur Kılıç, İş Kadınları Akademisi Başkanı Hatice Gümüştaş ve AYTO Yönetim Kurulu Üyesi Belgin Çekmen Altay’ın da katıldığı programa konuşmacı olarak katılan Güzellik Uzmanı Esra Güldaş, seminerine aynı kadının hem mutlu hem de mutsuz halinde çekilmiş görüntülerini perdeye yansıtarak başladı. Saçı, makyajı, kıyafeti, takıları aynı kadının mutlu ve mutsuz olduğu anlara ilişkin görüntülerin analizini yapan Güldaş, "Mutluluktan gözleri paralayan kadının durumu çok daha çekici ve sosyal çevre tarafından beğenilirken, mutsuz kadınların bakımlı olsa bile çevresine pozitif enerji saçamadığı ve beğenilmediği görülür. Başarılı ve mutlu kadınlar, güzelliğini daha iyi yansıtır" diyerek kadınların nasıl daha bilinçli ve bakımlı olabileceğinin püf noktalarını anlattı. "Kadın mutluysa bakımlı olmaya daha hızlı adapte oluyor" Aydın’da yaklaşık 10 yıldır kadınlara güzellik sektöründe hizmet veren ve bu konudaki uzmanlığı tanınan Esra Güldaş, "Bir kadın mutluysa bakımlı olmaya daha hızlı adapte oluyor. İç dünyasında mutsuzlukları olan kadın kendine zaman ayırmayı ihmal ediyor. O yüzden kadınlarımız önce kendi iç tatminini kendi mutluluğunu görmesi lazım. Başarılı olan ve mutlu olmasını bilen kadınlar bakımlı olma haline geçiş yaptıktan sonra sosyal çevrede daha farkındalığı olabilen bir kişi haline dönüşüyor. Mutsuzsanız ne kadar güzel görünürseniz görünün. İç dünyanızda çelişirseniz o enerjiyi yayamazsınız. Yüzünüz asık ise güzelliğiniz çevrenize yansımaz" diyerek bir kadının mutlu ve mutsuz olduğu anlara ilişkin çekilmiş görselleri paylaşıp kadınların öncelikle başarılı ve mutlu olmasını bilmesi gerektiğini kaydetti. "Bakımlı olsanız bile güzel görünmenin şartları var" Güzel görünmenin temel şartlarından birincisinin önce kadının iç huzuru ve mutluluğu olduğunu kaydeden Esra Güldaş, "Sadece bizim toplumumuzda değil evrende güzellik algısı o kadar ön plana çıktı ki nedense kadınlar sürekli kendini yetersiz ve değersiz hissediyor. Aynaya baktıklarında sürekli yüzünde saçında burnunda eksiklikler hissediyor. Öncelikle kadının bunları odaklanmaya bırakması gerekiyor. Kendi içsel farkındalığını iyi ve başarılı oldukları duruma odaklanması gerekiyor. Kadın sadece dış güzelliğe odaklandığında içerde bir şeyleri eksik bırakıyor. Bu nedenle kadınlarımız önce kendilerini eğitim ve kültürel anlamda geliştirmeli, sosyal çevreye adapte olabilmeli. Günün şartlarına ve hayatın gerekliliklerini tamamlayabilmeli. Akabinde bakımlı olma haline geçmelidir. Bakım zaten bir iç disiplindir. Siz çalışkan biriyseniz işinizi iyi yapıyorsanız özgüvenliyseniz her şey yerli yerinde ise zaten otomatikman de arkasından bakımlı olma hali geliyor" dedi. "İyi görünmenin etkisi 10-20 saniyedir, asıl etki başarı ve mutlulukla sağlanır" Son dönemlerde kadınların pek çoğunun dış görünüş olarak birbirine benzediğini artık gelişen teknoloji ve çeşitli uygulamalarla bunun daha kolay mümkün hale geldiğini kaydeden Güzellik Uzmanı Esra Güldaş, "İçsel olarak kendini geliştirmemiş bireylerde, yalnızca dış görünüşe dayalı iyi görünmenin etkisi 10-20 saniyeyi geçmez. İnsanları ve toplumu etkilemenin yolu; kendini geliştirmekten, yani başarı ve mutluluktan geçer." ifadelerine yer verdi. Oldukça ilgi gören program sonunda, katılımcılar Güzelik Uzmanı Güldeş’e teşekkür ederken İŞ Kadınları Derneği katkılarından dolayı Güldaş’a çiçek takdim etti.
Dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay Denizli’de öğrencilerle buluştu
11 Mart 2026 Çarşamba - 11:07 Dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay Denizli’de öğrencilerle buluştu Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Piyano Festivali kapsamında Denizli’ye gelen dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, öğrencilerle bir araya gelerek tecrübelerini paylaştı ve mini bir konser verdi. Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Piyano Festivali kapsamında Denizli’ye gelen dünyaca ünlü piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, Denizlili sanatseverlerle buluştu. Festival çerçevesinde ilk olarak Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi’nde öğrencilerle bir araya gelen Onay, genç müzisyenlerle sohbet ederek sanat yolculuğuna dair deneyimlerini paylaştı. Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Onay, müzik eğitiminin önemine değinerek genç yeteneklere tavsiyelerde bulundu. Program kapsamında öğrencilere mini bir piyano dinletisi de sunan Onay, performansıyla büyük beğeni topladı. Ünlü piyanist, akşam saatlerinde ise Pamukkale Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserle Denizlili vatandaşlarla buluştu. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği konser, katılımcılardan büyük alkış aldı. Festival kapsamında gerçekleşen etkinlik, müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi öğretmen ve öğrencilerine övgüyle bahseden devlet sanatçısı Gülsin Onay, yaptığı açıklamada, "Bu gerçekten sözlere sığmayacak kadar gurur verici bir olay. Çünkü festival dokuz yıldır düzenleniyor ve her geçen yıl daha da büyüyor. Bu yıl sanırım yaklaşık beş yüze yakın katılımcı var. Gerçekten muhteşem. Ben de bugün öğrencileri dinleme fırsatı buldum. Hocalarıyla birlikte bir araya geldik ve performanslarını çok beğendim. Düzeyleri oldukça iyi. Onlarla sohbet etme imkânı da bulduk. Bu akşamki konser öncesinde böyle bir ortamda bulunmaktan dolayı çok mutluyum ve emeği geçen herkesi içtenlikle tebrik ediyorum. Bu organizasyon büyük bir emek, ciddi bir hazırlık ve yoğun bir çalışmanın ürünü. Ben de her zaman gençlerin yanındayım ve onların gelişimini görmek hepimizi çok mutlu ediyor. Bu da bana büyük bir heyecan veriyor" şeklinde konuştu. Denizlili müzikseverlerle buluştuğu için heyecanlı olduğunu ifade eden sanatçı Onay, "Üniversitenin bu güzel salonunda, harika bir ortamda Denizlili müzikseverlerle müziği paylaşacak olmak benim için büyük bir mutluluk olacak" dedi. Bu yıl 9’uncusu düzenlene Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi Piyano Festivalini geleneksel hale getirmekten mutluluk duyduklarını ve festivalde dünyaca ünlü sanatçıları ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirten Okul Müdürü Sinan Demircan, festival kapsamında yaptığı açıklamada, "Piyano Festivali, Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi ile bütünleşmiş bir festivaldir. Bu yıl dokuzuncusunu düzenlediğimiz festival, Denizli ve Ege Bölgesi’nde müziğe ve sanata gönül veren, piyano çalmayı seven müzisyenlerin ve müzik öğrencilerinin bir araya geldiği önemli bir platform haline gelmiştir. Festival sayesinde katılımcılar yalnızca müzikal duygularını değil, aynı zamanda sahne performanslarını da sergileme fırsatı bulmaktadır. Okul ve kurum politikalarımız açısından baktığımızda ise Denizli ve Ege Bölgesi’nde kültürel ve sanatsal etkinliklere mutlaka yer verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda kurum olarak Piyano Festivali’ni hayata geçirdik. Bugün ise festivalimizin finalinde, dünyaca ünlü devlet sanatçımız Gülsin Onay’ın gala konseriyle bu özel etkinliği taçlandırmış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
"Kadın" dijital platformlarda yayında
06 Mart 2026 Cuma - 09:46 "Kadın" dijital platformlarda yayında Tolga Tüyel’in yeni teklisi "Kadın", 6 Mart günü tüm dijital platformlarda yayında olacak. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde dinleyicilerle buluşacak çalışma, hayatın görünür ve görünmeyen yükünü omuzlarında taşıyan kadınlara adanmış güçlü bir iç ses niteliği taşıyor. Söz ve müziği Tolga Tüyel’e ait olan "Kadın", güçlü olduğu için alkışlanan kadınları değil, güçlü olmak zorunda bırakılanları anlatıyor. Günlük yaşamın çoklu sorumluluklarını taşıyan, çoğu zaman "iyiyim" diyerek ayakta kalmaya devam eden kadınların duygusal dünyasını görünür kılıyor. Adarya ile dijital bir düet Şarkıda ve klipte Tolga Tüyel’e dijital karakter Adarya eşlik ediyor. Belirli bir kişiyi temsil etmeyen Adarya, kadınların sözlerinden, deneyimlerinden ve sustukları anlardan oluşan sembolik bir temsil olarak konumlanıyor. Yapay zekâ kullanımı teknik bir gösteri değil; kadınların çoğu zaman duyulmayan iç sesini görünür kılmak için bilinçli bir tercih. Tarihin güçlü kadınları yapay zekâ ile yeniden canlanıyor Tamamı yapay zekâ ile üretilen klipte, tarihe yön vermiş ve topluma ilham olmuş güçlü kadın figürleri canlandırılıyor. Türkan Saylan, Frida Kahlo, Sabiha Gökçen, Afife Jale, Marie Curie ve Halide Edip Adıvar gibi isimler, kadınların mücadele mirasına saygı niteliğinde sahnelerde yer alıyor. Kadınların sözleri, deneyimleri ve görünmezleştirilen anları için Tolga Tüyel projeye ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu şarkı gerçek kadınların iç sesinden doğdu ancak tek bir kişinin hikâyesi değil. Adarya da bu nedenle tek bir kadını temsil etmiyor. Kadınların sözlerinden, deneyimlerinden ve sessiz kaldıkları anlardan oluşan bir dijital temsili seçmemizin sebebi, duyulmayan sesi görünür kılmak. Klibin tamamında kullanılan yapay zekâ da bu sorunun altını çizmek için bir araç oldu." dedi. "Kadın" teklisi tüm dijital müzik platformlarında yayında. Şarkının tamamı dinleyiciler tarafından erişilebilir durumda. Klibi ise YouTube’da Tolga Tüyel’in resmi kanalında izlenebilecek. Tolga Tüyel hakkında Tolga Tüyel’in müzikle ilişkisi 1991 yılında gitarla tanışmasıyla başladı. Guns N’ Roses, Metallica, Nirvana, Iron Maiden ve The Doors gibi gruplardan etkilendi. Müzikle kurduğu ilişkinin temelinde Rock’ın omurgasını oluşturan tavır ve sahicilik yer alıyor. Bu yaklaşım, yıllar içinde Tolga Tüyel’in müziğe bakışını belirledi. Sözün merkezde olduğu, duygusunu saklamayan, eğilip bükülmeyen bir anlatımı aradı. Kumsallarda başlayan müzikal yolculuğu, Kadıköy ve Taksim sahnelerinde devam etti. Cover gruplarıyla sahne deneyimi kazanırken, kendi şarkılarını yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. Türkiye’de rock müziğin karşılaştığı yapısal ve ekonomik zorluklar onu bir süre sahneden uzaklaştırdı. Ancak bu uzaklık bir kopuş değil, bir birikim süreciydi. Kurumsal hayatta geçen yıllar boyunca müzik arka planda değil, zihninin merkezinde kaldı. Bugün Tolga Tüyel, yaklaşık otuz yıllık müzikal birikimiyle solo kariyerine kararlı bir şekilde devam ediyor.
Mehmet Çevik sahnelere ara verdi, Ramazan’da maneviyata yöneldi
04 Mart 2026 Çarşamba - 23:03 Mehmet Çevik sahnelere ara verdi, Ramazan’da maneviyata yöneldi Ünlü sanatçı Mehmet Çevik, geçirdiği estetik operasyonun ardından Ramazan ayını dinlenerek ve Bursa’daki İslam alimlerinin kabirlerini ziyaret ederek geçirdiğini söyledi. Annesiyle birlikte Bursa’daki Emir Sultan Camii’ni ziyaret eden Çevik, "Ramazan benim için içe çekildiğim ve Allah’a daha yakın hissettiğim bir ay" dedi. Yoğun sahne temposunun ardından Ramazan ayını dinlenerek geçirmeyi tercih ettiğini belirten Mehmet Çevik, estetik operasyon kararıyla ilgili de açıklamalarda bulundu. Çevik, "Normalde çok kararsızdım böyle bir operasyon yaptırıp yaptırmamak konusunda. Ama artık 38 yaşına geldim. Seyircilerime ve dinleyicilerime daha şık görünmek, daha iyi hissetmek için küçük bir operasyon yaptırdım. Sağ olsun Murat Hoca bu süreci gerçekleştirdi ve yanımda oldu" ifadelerini kullandı. Operasyon sonrası süreci Ramazan ayına denk getirmenin kendisi için avantaj olduğunu söyleyen Çevik, yoğun sahne temposuna ara verdiğini belirterek, "Ramazan ayında genelde kabuğuma çekilirim. Maneviyatımı güçlendirmek için bu dönemi fırsat olarak görüyorum. Normalde her yıl umreye giderim, gidemediğim zamanlarda ise Emir Sultan’a gelirim. Bu yıl da geleneği bozmadım" diye konuştu. Annesiyle birlikte Emir Sultan Camii’ni ziyaret ettiğini söyleyen sanatçı, Ramazan ayının kendisi için huzur ve sakinlik anlamına geldiğini belirtti. Çevik, "Bu süreçte evde dinleniyorum, sahne ve iş görüşmelerini tamamen rafa kaldırdım. Bayramdan sonra yeniden yoğun bir çalışma temposu başlayacak ama şu an tamamen Ramazan’ın manevi atmosferini yaşamak istiyorum" dedi. Dünyada yaşanan savaşlara da değinen Mehmet Çevik, masum insanların zarar görmesinin herkesi derinden üzdüğünü ifade ederek, "Savaşların kazananı yok. Olan her zaman masum insanlara ve çocuklara oluyor. Allah bütün insanlığı kötülüklerden korusun" şeklinde konuştu. Öte yandan Çevik, düzenlediği "Kadınlar Matinesi" programlarının yoğun ilgi görmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "İnsanların bize güvenmesi ve programların bu kadar kalabalık geçmesi beni çok mutlu ediyor. Demek ki yılların emeği karşılık bulmuş" ifadelerini kullandı. Ramazan ayının birlik ve bereket ayı olduğunu belirten Mehmet Çevik, tüm vatandaşların Ramazan ayını ve yaklaşan Ramazan Bayramı’nı kutlayarak, "Allah yaptığımız ibadetleri kabul etsin, bizleri sağlık ve huzur içinde nice bayramlara ulaştırsın" dedi.
Tuğba Özay’dan Kars’ta Birlik ve Beraberlik Mesajı: "Emperyalizmin oyununa gelmeyelim"
19 Şubat 2026 Perşembe - 14:42 Tuğba Özay’dan Kars’ta Birlik ve Beraberlik Mesajı: "Emperyalizmin oyununa gelmeyelim" Özel bir davet üzerine Kars’a gelen ünlü sanatçı Tuğba Özay, kentin tarihi ve turistik dokusuna hayran kaldı. Sarıkamış’ta kayak merkezinden şehitliğe kadar pek çok noktayı ziyaret eden Özay, Türkiye’nin içinden geçtiği süreçlere ve yerli turizmin önemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Elin gavuruna para kazandırmayın, kendi yurdunuzu tanıyın" Sarıkamış Kayak Merkezi’ndeki tesisleşmeden ve doğadan çok etkilendiğini belirten Özay, vatandaşlara tatil rotalarını yurt içine çevirmeleri konusunda çağrıda bulundu. Dünyanın pek çok yerini gezdiğini ancak Anadolu coğrafyasının eşsiz olduğunu vurgulayan sanatçı Tuğba Özay, "İyi ki gelmişim, Sarıkamış’a hayran kaldım. Kars çok güzel, tabi ki o yıllardan bu yıllara çok gelişen şeyler olmuş. Özellikle Sarıkamış Kayak Merkezi olarak müthiş, gerçekten bayıldım ve dün yaptığım çekimlerde de hep şunu vurguladım takipçilerime dediğim şey, ülkemiz çok güzel, ülkemizin her yeri çok güzel, yakın takipçilerim, beni tanıyan herkes çok iyi biliyor ben ciddi bir vatan sevdalısıyım. Yani diyorum ki elin gavuruna gidip, onlarca paralar kazandıracağımıza, gelin kendi yurdumuzu tanıyalım. Kendi yurdumuzda, kendi vatanımızda o kadar güzel keşfedilmemiş yerler ve turiste aç olan o kadar yerler ve tesislerimiz var ki, Sarıkamış’a hayret ettim. O kadar çok oteller yapılmış, hepsi de 5 yıldızlı, tesis olarak işte o telesiyejler, kar motorları, olması gereken her şey var diye düşünüyorum. Ve ‘yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ dışarıya vallahi de billahi de çıkmamalı, dünyanın dört bir yanı gezmiş insan olarak en sevdiğim coğrafya kesinlikle kendi coğrafyamız. Tabi ki dünyanın bir çok yeri güzellikle dolu ama ne olursa olsun, bizim kökümüz, bizim toprağımız, bizi sarıp, sarmayan yer kendi vatanımız. Eğer ki bir birimize destek verirsek, bu ülke zaten çok çok güçlü olur diye düşünüyorum. Çıkın çıkın gelin, Sarıkamış ayrı güzel ama Kars’ın diğer ilçelerinde güzellikler var" dedi. "Sarıkamış şehitliğinde duygu seli: "İliklerime kadar hissettim" Ziyaretinin en duygusal anlarını Sarıkamış Şehitliği’nde yaşayan Özay, ""Sabah kalktığımızda ilk işimiz şehitliğimizi ziyaret etmek oldu. O acıyı o kadar çok iliklerime kadar hissettim ki, tabi ki hikayesini biliyoruz, tarihini biliyoruz. Sarıkamış şehitlerimizi saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz. Özellikle o anıt mezare gittiğimde, isimleri gördüğüm zaman, geçekten çok çok iliklerime kadar hissettim. Çok üzüldüm, ağladım. O bayrağımız orada dalgalanırken, o asker heykellerini gördüğümde, o yazılanları okuduğumda muazzam bir duygu fırtınası yaşadım. Bu ülke kolay kurulmadı, bu vatan topraklarına kolay sahip çıkılmadı. Bizler bugün bu coğrafyada rahat ve özgürce yaşıyorsak, atalarımıza minnet borçluyuz. Bu vatan için kim mücadele etti, kim şehit olduysa, kim gazi olduysa, kimin çorbada tuzu varsa hepsine minnet borçluyuz. Yaşamımızı onlara borçluyuz" diye konuştu. "Siyaset olmazsa halklar kardeştir" Terörsüz Türkiye süreci ve toplumsal barış üzerine de görüşlerini paylaşan Tuğba Özay, dış güçlerin müdahalesine karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti. Etnik ve inanç üzerinden yapılan kışkırtmalara dikkat çeken sanatçı, Özay, "Ben her zaman tüm halkların kardeşliğini savunan bir insanım. Ama emperyalizm istediği zaman bir yerleri kaşıyor ve oradaki halkları bir birine düşürüyor. Bu yeri geliyor etnik kimlik üzerinden yapılıyor. Yeri geliyor inançlar üzerinden yapılıyor. O yüzden ne olursa olsun, hangi hükümet gelirse gelsin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şu bilinçte olması gerekir. Emperyalizmin oyunlarına hiçbir zaman gelmemeliyiz. O yüzden bana göre her zaman halklar kardeştir. Halkların arasında bir sıkıntı sorun yoktur, siyaset olmazsa" şeklinde konuştu. "Kars turizmine davet" Konuşmasının sonunda Kars’ın sadece merkezinin değil, tüm ilçelerinin ayrı bir cevher olduğunu belirten Özay, takipçilerine ve tüm Türkiye’ye "Çıkın çıkın gelin" diyerek bölge turizmine destek istedi. Öte yandan sanatçı Tuğba Özay, Kars’ta yöresel ürünlerin satıldığı işletmede alış-veriş yaptı. Özay, bol bol Kars kaşarı ve gravyer peyniri sipariş etti.
Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm" Ünlü sanatçı Metin Akpınar’ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu’nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açıp kazandığı manevi tazminat davasıyla ilgili, "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum" dedi. Duygu Nebioğlu tarafından Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün görülen karar duruşmasında mahkeme, davanın kabulüne hükmetti. Mahkeme heyeti, Metin Akpınar’ın Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Kararın, benzer davalar açısından emsal nitelik taşıyabileceği değerlendiriliyor. "Emsal bir karar verildi" Tazminat davasını kazanan tarafın avukatı Ferihan Polat, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 4 yıldır süren hukuki mücadelenin önemli bir aşamasının geride bırakıldığını belirtti. Polat, babalığın benimsenmemesi nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasını kazandıklarını ifade ederek, sürecin önce babalık davasıyla başladığını, bu davanın sonuçlanmasının ardından tazminat davası açtıklarını ve mahkemenin yüksek tutarlı bir manevi tazminata hükmettiğini söyledi. Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Ahmet Furkan Uludağ ise Metin Akpınar ile yaklaşık dört yıldır süren hukuki mücadelede önce babalık davası açtıklarını ve davayı kazandıklarını belirtti. Uludağ, karşı tarafın iletişime geçmemesi üzerine Nebioğlu’nun yaşadığı mağduriyet nedeniyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sürecinde çok sayıda tanığın dinlendiğini ve kapsamlı araştırmalar yapıldığını kaydetti. Mahkemenin, sunulan deliller doğrultusunda emsal nitelikte bir karar verdiğini ifade eden Uludağ, talep doğrultusunda 6 milyon TL manevi tazminata hükmedildiğini söyledi. "Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" Kararın ardından konuşan Duygu Nebioğlu, yaklaşık 20 yıldır verdiği mücadelenin sonunda haklılığının ortaya çıktığını, yıllardır verdiği mücadelenin sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü belirterek duygularını şöyle dile getirdi: "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ sayesinde Metin Akpınar tarafından terk edildiğimi ve annemin yaşadıklarını hukuken ortaya koymuş olduk. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum. Yıllardır yaşadığım üzüntü ve çocukluk yaralarımla yüzleşme isteğim nedeniyle bu mücadeleyi verdim ve adaletin yerini bulduğuna inanıyorum. Aldığımız kararın emsal niteliğinde olduğunu ve ailesini arayan, toplumda yer edinmeye çalışan kimsesiz çocuklara da örnek olacağını düşünüyorum. Avukatlarıma minnettarım ve mücadelemize devam edeceğiz. Ayrıca bu süreçte destek olan gazeteci Oktay Koltan’a, annemin mektubunun ortaya çıkmasına katkı sunduğu için çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce yapılan bir iyilik bugün bir sonuca ulaştı. Yanımda olan aileme, Özdemir Nebioğlu ve Emine Nebioğlu’na teşekkür ediyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Tanık olarak dinlenen Adile Şener’e ve sanat camiasından Yeşim Salkım ile Farah Yurtsever’e de destekleri için minnettarım. Manevi destek veren herkese ve kamuoyunda yanımda olan Türk halkına teşekkür ediyorum. Bugün aldığım sonuçla yaralarımı bir nebze olsun sarabileceğime inanıyorum. Bu davanın herkese örnek olmasını istiyorum." Nebioğlu, aldığı kararla yaşadığı acıların bir nebze hafifleyeceğine inandığını ve mücadelesine devam edeceğini sözlerine ekledi.
Bursa’nın kadınlar matinesinde güven ve sanat vurgusu
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:06 Bursa’nın kadınlar matinesinde güven ve sanat vurgusu Bursa’nın vazgeçilmez eğlencelerinden biri haline gelen Kadınlar matinesi öncesinde sahneye çıkmaya hazırlanan Mehmet Çevik, samimi açıklamalarda bulundu. Yıllardır kadınlara özel düzenlediği matine organizasyonlarıyla büyük bir kitleye ulaşan Çevik, başarısının temelinde güven ve sevgi olduğunu vurguladı. İşini büyük bir aşkla yaptığını dile getiren Mehmet Çevik, arkasında kendisini samimiyetle dinleyen geniş bir dinleyici kitlesi olduğunu söyledi. Sadece yerel değil, ulusal magazinde de güçlü dostlukları bulunduğunu ifade eden Çevik, "Bu işi gerçekten layıkıyla yapan, yol arkadaşı dediğim insanlar beni sevenlerimle buluşturuyor. Bu da hem yerelde hem ulusalda karşılık buluyor" dedi. "Sanatçı her yönüyle örnek olmalı" Magazin dünyasında yaşanan gelişmelere temkinli yaklaştığını belirten Çevik, bu konularla ilgili konuşmaktan özellikle kaçındığını dile getirdi. Sanatçının topluma örnek olması gerektiğinin altını çizen Çevik, "Sanatçı; duruşuyla, yaşam tarzıyla, sahnesiyle, sesiyle, kıyafetiyle bir bütün olmalı. Halka ve sevenlerine örnek teşkil etmeli" ifadelerini kullandı. 16 yaşından beri sahnede Kadınlar matinesi serüveninin genç yaşlarda başladığını anlatan Mehmet Çevik, "Yaklaşık 16 yaşımdan beri bu organizasyonları yapıyorum. İlk olarak Gemlik’te başladık. O dönemlerde sosyal medya yoktu ama 400-500 kişilik salonları dolduruyorduk. Sonrasında Yalova ve Türkiye’nin birçok şehrinde sahne aldık. Bursa’da ise her ay düzenli olarak bin kişiyi aşkın misafirimizi ağırlıyoruz" diye konuştu. "Bana emanet edilen güveni boşa çıkarmam" Kadınlar matinesinin en önemli unsurunun güven olduğunu vurgulayan Çevik, "Eşler, hanımlarını getirip bana emanet ediyor. Eğleniyorlar, sonra gelip alıyorlar. Güven vermeyen bir sanatçıya bu ilgi olmaz. Ben de bir aileyim, benim de çocuklarım var. Bu işi sadece sanat ve eğlence için yapıyoruz" dedi. "Onlar benim gücüm" Kadınların günlük hayatın yoğun temposunda yorulduğunu belirten Çevik, ayda bir kez onları eğlenceli bir ortamda ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. "Bugün de yine birbirinden kıymetli hanımlarla, güzel kalplerle bir arada olacağım. Onlar bana büyük bir güç ve destek oluyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi.
Şevval Sam Trabzon hasırına ilmek attı
17 Şubat 2026 Salı - 14:07 Şevval Sam Trabzon hasırına ilmek attı Yüzyıllardır sabır ve ustalıkla tel tel örülen Trabzon hasırı, düzenlenen özel workshop’ta hem üretim süreci hem de ardındaki kadın emeğiyle birlikte vitrine çıkarıldı. Ünlü sanatçı Şevval Sam, yüzyıllık geçmişe sahip Trabzon hasırının üretim sürecine ilmek atarak geleneksel zanaata dikkat çekti. Trabzon’da yüzyılı aşkın geçmişiyle Trabzon hasırının üretim sürecini ve ardındaki emeği görünür kılmak amacıyla şehirdeki bir altın firması tarafından hasır örme workshop’u düzenlendi. Özellikle Trabzon hasır bileziğinin incelikli yapım aşamalarının uygulamalı olarak aktarıldığı etkinliğe sanatçı Şevval Sam de katıldı. Kültürel mirasın korunması ve kadın istihdamının desteklenmesine dikkat çekilen workshop, Trabzonlu kadın ustaların rehberliğinde gerçekleştirildi. Tel tel örülen altının sabır ve ustalık gerektiren yolculuğu katılımcılarla paylaşılırken, Şevval Sam’ın hasır örme sanatında üretim sürecine ilmek atması etkinliğe sembolik bir anlam kazandırdı. Firmaya ait altın işletmesini gezen ve tezgahın başında hasır ören sanatçı Şevval Sam, "Bu zanaatın somut olmayan dünya mirası kategorisinde UNESCO tarafından kabul edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Tarihsel ve geleneksel bir hikayesi var. Yüzyıllar öncesine dayanan bir sanat. Sosyolojik, kültürel ve felsefi karşılığı bulunuyor. El emeği göz nuru aynı zamanda sembolik değerlere de gönderme yapan müthiş bir sanat. Geleneksel ve bu memleketin karakteristik üretimlerine çok büyük ilgi duyuyorum. Büyük ve ağır olanı daha kıymetli zannederiz ama aslında ne kadar hafif olursa o kadar kıymetli olduğunu burada öğrendim. Bu aynı zamanda altının kumaş gibi dokunma hali. Bu çok önemli. Makinelerde değil kadınlar ellerinde yapıyorlar. Onlara bir istihdam sağlanmış. Gelenekselin modern ile birleştiği çok şık tasarımlar var. Çok beğendim. Bu tasarımları dünyanın gözde insanlarının bileklerinde ve boyunlarında görmek isterim. Bunun dünyada başka bir karşılığı yok" dedi. Hasır örme workshop’u düzenleyen altın firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yılmaz Akdin ise Trabzon hasırı ile Şevval Sam’ın birlikteliğinin çok önemli olduğunu kaydederek "Şevval hanım Karadeniz müziklerinin bana göre kadın sesidir. Şevval hanımın 15 yıl önce internette gümüş hasır taktığı bir fotoğrafını gördüm. O yıllardan beri Şevval hanımı fabrikamıza davet etmek istiyordum. Bizi kırmadı. Bizim için Trabzon hasırı ile Şevval hanımın birlikteliği çok önemli. Çok güzel oldu. Şevval hanım Trabzon hasırının tarihine ilmek atıp izini bırakacak" ifadelerini kullandı.
Genç oyuncusu Mustafa Konak’ın rol aldığı "Yerçekimi" Berlinale’de yarışacak
17 Şubat 2026 Salı - 13:47 Genç oyuncusu Mustafa Konak’ın rol aldığı "Yerçekimi" Berlinale’de yarışacak Mehmet Fetihler Sultanı dizisinde Şehzade Mustafa karakterini canlandıran Mustafa Konak, yer aldığı "Yerçekimi" adlı kısa filmin Berlin Uluslararası Film Festivali’ndeki (Berlinale) gösterimine katılmak için Almanya’ya gitti. Havalimanındaki açıklamasında Filistin ve Doğu Türkistan’da yaşananlara dikkat çeken Konak, "Büyüklerin kirli savaşlarında ölenler hep çocuklar oluyorlar. Onlar sesini duyuramıyor ama ben birilerinin onlara ses olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. TRT 1’de yayınlanan ve büyük ilgi gören Mehmet Fetihler Sultanı dizisinde Şehzade Mustafa karakterini canlandıran Mustafa Konak, uluslararası arenada önemli bir film festivalinde yer alıyor. Konak’ın rol aldığı kısa film "Yerçekimi", dünya sinemasının en prestijli organizasyonlarından biri olan Berlin Uluslararası Film Festivali’ne (Berlinale) davet edildi. Yapımcılığını Didem Nur Yayman’ın, yönetmenliğini Dalya Keleş’in üstlendiği kısa filmin başrollerini Sudem Beril Dinç ile Mustafa Konak paylaşıyor. Festivale katılmak için İstanbul’dan Almanya’ya giden genç oyuncu Mustafa Konak, havalimanında soruları yanıtladı. Böylesine önemli bir festivalde yer almanın mutluluğunu yaşadığını söyleyen Konak, "Heyecanlıyım açıkçası. Festivalde yer almak gerçekten gurur verici. İnsanın emek verdiği bir işin karşılığını alması da çok güzel bir his. İlk defa katılıyorum. Ben bu haberi ilk duyduğumda çok mutlu oldum. Çok sevindim. Etrafımdaki insanlardan duyduğum tepkiler beni daha çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. Filmde canlandırdığı Umut karakterinden bahseden Konak, "Umut ile Mustafa arasında hiçbir benzerlik yok. Çünkü tamamıyla benden uzak karakterdi. Oyunculuk dediğiniz şeyin de aslında size hiç benzemese de bir karakteri canlandırabilmek olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Büyüklerin kirli savaşında ölenler hep çocuklar oluyor" "Film gösteriminden sonra ödül töreninde bir konuşma yapacak mısın" sorusuna yanıt veren Konak, "Özel olarak bir konuşma hazırlamadım. Bir konuşma yapmam gerekirse dünyada Filistin’den daha önemli bir konu olduğunu düşünmüyorum. Bir de Doğu Türkistan’da yapılan zulümler var. Büyüklerin kirli savaşlarında ölenler hep çocuklar oluyorlar. Bu konuyu ben siyasi olarak dile getirmek yerine insani olarak dile getirirdim. Onlar sesini duyuramıyor ama ben birilerinin onlara ses olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Başarılı oyuncu Yerçekimi filminin festivalden ödülle dönebileceğine inandığını belirterek, "Ben bütün canlandırdığım rollerde inanarak oynuyorum. Bu rolde de inanarak oynadım. Ne kadar başarılı olduğumu seyircilerimiz belirliyor. Oynadığım Yerçekimi filminde de belirli bir aşamaya geldik. Umarım yapımcımız Didem Nur Yayman ve yönetmenimiz Dalya Keleş’in ellerinde bu ödülü hayaya kaldırırken görebiliriz" açıklamalarında bulundu.