GÜNDEM - 16 Nisan 2026 Perşembe 12:01

MSB: "Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır"

A
A
A

Milli Savunma Bakanlığı, Rusya-Ukrayna savaşı ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından elde edilen tecrübeler doğrultusunda teşkilat yapısının güncellendiğini belirtilerek, "Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesi planlanmaktadır" denildi.

Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörlük Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tuğamiral Aktürk, Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıya ilişkin başsağlığı dileklerini ileterek, "Dün Kahramanmaraş’ta gerçekleşen ve ülkemizi derin bir acıya boğan menfur saldırıda hayatını kaybeden evlatlarımız ile fedakâr öğretmenimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz" ifadelerini kullandı. Millî Savunma Üniversitesi’nin Türk Silahlı Kuvvetleri için nitelikli personel yetiştirdiğini vurgulayan Tuğamiral Aktürk, "Millî Savunma Üniversitemiz; yerli ve millî savunma sanayiimizin ileri teknoloji sistemlerini etkin şekilde kullanacak kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin lider personelini yetiştirerek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katmakta, bu onurlu yürüyüşe katılmak isteyen tüm gençlerimizi bünyesine davet etmektedir" dedi.

84 bin aday tercih yaptı

Öğrenci temin faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Tuğamiral Aktürk, "2026 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri kapsamında üç haftalık süreçte yaklaşık 84 bin aday tercihlerini tamamlamıştır. Millî Savunma Üniversitemize gösterilen yoğun ilgi, milletimizin Türk Silahlı Kuvvetlerimize duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biridir" diye konuştu. Aktürk, tercih işlemlerinin 24 Nisan’da sona ereceğini hatırlatarak, sözleşmeli bilişim personeli başvurularının ise 17 Nisan’da başlayıp 4 Mayıs’ta tamamlanacağını belirtirken Nisan, Haziran ve Temmuz 2026 dönemlerinde silahaltına alınacak yedek subay/astsubay adayları ile erlerin sınıflandırma sonuçlarının 17 Nisan’dan itibaren e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenileceğini kaydetti.

MSB:

Tatbikatlar devam ediyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim ve tatbikat faaliyetlerine aralıksız devam ettiğini belirten Aktürk, EFES-2026 Tatbikatı’nın komuta yeri safhasının tamamlandığını, fiilî safhanın ise 20 Nisan-21 Mayıs tarihlerinde İzmir’de gerçekleşeceğini söyledi.

Somali’de görev sürüyor

TSK’nin Somali’de deniz görevlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb. Güngör Durmuş ile Çağrı Bey Sondaj Gemisi ve beraberindeki destek gemileri 9-10 Nisan’da Mogadişu/Somali’ye ulaşmıştır. TCG Gaziantep fırkateynimiz ve TCG Yzb. Güngör Durmuş akaryakıt gemimiz Somali açıklarında Çağrı Bey Sondaj Gemisi’ne refakat ve koruma görevine devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

Terörle mücadele sürüyor

Terörle mücadeleye ilişkin son verileri paylaşan Aktürk, "Geçtiğimiz hafta içerisinde 8 PKK’lı terörist teslim olmuş, 1 Ocak’tan bugüne kadar teslim olan terörist sayısı 75’e ulaşmıştır" dedi. Suriye harekât alanlarında tünel imha faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Aktürk, "Menbic’de imha edilen 4 kilometre tünel ile birlikte Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 772 kilometreye ulaşmıştır" bilgisini paylaştı.

MSB:

Hudutlarda 270 kişi yakalandı

Hudut güvenliği faaliyetlerinin 7 gün 24 saat esası ile tesis edildiğine dikkati çeken Aktürk, "Son bir haftada 17’si terör örgütü mensubu olmak üzere 270 şahıs yakalanmış, yıl başından itibaren yakalananların sayısı 2 bin 92 olmuş, Engellenen 2 bin 625 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 22 bin 617’ye ulaşmıştır" dedi.

İsrail’e tepki

Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktürk, devam eden geçici ateşkesin daha karmaşık hale gelmeden kalıcı ateşkese dönüşmesi ve ardından kalıcı barışa ulaşılması için Türkiye’nin elinden geleni yapacağını vurguladı. Aktürk, şöyle devam etti:

"Bölgesel etkilerinin yanı sıra küresel etkileri de her geçen gün daha fazla hissedilen bu savaşın bir an önce sonlandırılmasını ve devam eden müzakere sürecinde tarafların yapıcı olmasını temenni ediyoruz. Öte yandan, İsrail’in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olan saldırıları da devam etmektedir. Lübnan’daki saldırılar, sadece Lübnan’ın toprak bütünlüğüne değil, aynı zamanda bölgenin istikrar ve huzuruna zarar veren, devam eden müzakere sürecini de sekteye uğratan saldırılardır. İsrail ile Lübnan arasında Washington’da müzakerelerin başlatılmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte İsrail’in, müzakere ruhuyla bağdaşmayan saldırılarının olumlu sonuç alınmasının önündeki en büyük engel olduğunu ifade ediyoruz."

Yeni sistemler envantere girdi

Türk Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyon çalışmalarına da değinen Aktürk, "Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Fırtına-2 obüsü ile Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Yine, ASELSAN tarafından muhtelif miktarda ACAR 300-G Kara ve İHA Gözetleme Radarı Kara Kuvvetlerimize teslim edilmiştir. 2023-2027 dönemini kapsayan toplam 1,5 milyar dolarlık yatırım programını hayata geçiren Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz, kapsamlı yatırım programı ile 155 mm obüs mühimmatı, 76 mm Denizhan Millî Deniz Topu, topçu ve 2.75 inç roketi 60, 81 ve 120 mm havan mühimmatları, tank ve obüs silah sistemleri, keskin nişancı fişekleri ve hafif kalibre silah üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracak, 2026 yılında üretime başlaması planlanan Kırıkkale’deki Hüseyin Kahya Enerjik Malzemeler Fabrikası’nda nitroselüloz, barut ve roket yakıtları başta olmak üzere birçok stratejik patlayıcının üretimi gerçekleştirilecek, ayrıca Derişik Nitrik Asit ve Katı TNT gibi enerjik malzemelerin üretimi ilk kez hayata geçirilecek, böylece Türkiye’nin patlayıcı ham madde konusunda dışa bağımlılığı tamamen sona erdirilmiş olacaktır" ifadelerini kullandı.

"Katar’dan tedarik edilmesi planlanan Eurofighter uçaklarına ilişkin son durum gözden geçirildi"

Toplantının ardından MSB, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Katar’a gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin bilgilendirme de yapıldı. Bakan Güler’in Katarlı mevkidaşı Şeyh Suud bin Abdurrahman bin Hasan Al Sani’nin daveti üzerine ziyaret gerçekleştirdiğini belirten MSB, "Ziyaret kapsamında Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunan Sayın Bakanımız, Katar’da görevli Mehmetçiklerimizle de bir araya gelmiştir. Bakanımız ayrıca Katar Emiri, Katar Başbakanı ve Katar Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel konuların ele alındığı görüşmeler de gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde, İsrail-ABD ile İran arasında yaşanan savaşın bölgeye etkileri değerlendirilmiş; iki ülke arasında başta savunma sanayii olmak üzere iş birliği imkânları ele alınmıştır. Ayrıca, Katar’dan tedarik edilmesi planlanan Eurofighter uçaklarına ilişkin son durum gözden geçirilmiştir" denildi.

"Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır"

Türk Silahlı Kuvvetlerinin teşkilat yapısına ilişkin planlamalara değinilen açıklamada MSB, komando tugay sayısının artırılmasına yönelik çalışmaların başlatıldığını belirterek şu ifadelere yer verdi:

"Bakanlığımız, harbin doğasında ve teknolojide meydana gelen değişimleri yakından takip etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Rusya-Ukrayna çatışması ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında elde edilen tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda teşkilat yapısını sürekli olarak güncellemektedir. Bu çerçevede, komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesi planlanmaktadır."

Oğuzhan Halil Özbek - Ahmet Nusret Saçan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırklareli Kırklareli’nde "Orman Yangınları ile Mücadele Toplantısı" yapıldı Kırklareli’nde orman yangınlarına karşı alınan tedbirlerin değerlendirildiği "Orman Yangınları ile Mücadele Toplantısı" gerçekleştirildi. Kırklareli Orman İşletme Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda Vali Uğur Turan başkanlığında düzenlenen toplantıya, Garnizon Komutanı Tuğg. Erdal Köse, Vali Yardımcısı Dr. Hasan Tanrıseven ile ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı. Toplantıda, il genelinde orman yangınlarına karşı alınan önlemler, kurumlar arası koordinasyon ve müdahale kapasitesi kapsamlı şekilde ele alındı. "Yeşil Vatan" olarak nitelendirilen ormanların korunmasının önemine dikkat çekilirken, erken uyarı sistemleri, riskli bölgelerde alınacak ilave tedbirler ile personel ve ekipman kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar değerlendirildi. Ayrıca hasat sezonu öncesinde anız yangınlarının önlenmesine yönelik denetimlerin sıklaştırılması, üreticilerin bilgilendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi konuları da gündeme geldi. Vali Uğur Turan, orman yangınlarıyla mücadelenin sadece kamu kurumlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, özellikle yaz aylarında vatandaşların daha dikkatli ve duyarlı olması gerektiğini vurguladı. Turan, sahada görev yapan ekipler arasındaki koordinasyonun en üst seviyede tutulmasının önemine işaret etti. Toplantı, orman yangınlarıyla mücadelede hayatını kaybeden şehitlerin rahmet ve minnetle anılmasıyla sona erdi.
İstanbul İGÜ’den şiddetle mücadelede akademik ve psikolojik destek vurgusu Okullarda son dönemde artış gösteren şiddet olaylarının yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamayacağını belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, yaşananların psikolojik, sosyal ve çevresel süreçlerin bir sonucu olduğunu vurguladı. Tansel, okul saldırılarının bireysel bir sorun değil, daha geniş bir sistemin aksayan yönlerinin görünür hale gelmesi olduğunu ifade etti. "Üniversite olarak yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda öğrenciler, aileler ve eğitimciler için sahada karşılık bulan bir destek mekanizması oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle Psikoloji alanın da yürütülen çalışmalarla, gençlerin yaşadığı sorunlara erken dönemde temas etmeyi ve çözüm üretmeyi önceliyoruz. Şiddeti önlemenin yolu, bireyi zamanında anlamaktan ve doğru destekle buluşturmaktan geçiyor" ifadelerini kullandı. Güncel olayların takipçisi olduklarını vurgulayan Tansel, süreçten etkilenen öğrenciler, öğretmenler ve velilere yönelik daimi desteğe hazır olduklarını belirtti. Okullardaki şiddet "Münferit" değil, bir sürecin sonucu Okullarda yaşanan şiddet olaylarının "münferit" olarak değerlendirilmesinin sorunun derinliğini göz ardı etmek anlamına geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Hiçbir çocuk durduk yere şiddet uygulayan biri haline gelmez. Şiddet çoğu zaman bir başlangıç değil, bir sonuçtur" ifadelerini kullandı. Çocukların yaşadığı yoğun öfke, değersizlik hissi ve travmatik deneyimlerin zamanla birikerek davranışa dönüştüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, aile içi ihmal, istismar, aşırı baskı ya da sınır eksikliğinin bu süreci doğrudan etkilediğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre, şiddetin normalleştiği sosyal çevreler, rol model eksikliği ve okulda aidiyet duygusunun zayıf olması da çocukların kendilerini ifade etme biçimini belirleyen kritik unsurlar arasında yer alıyor. "Şiddet, birikmiş duyguların dışa vurumu" Okullarda yaşanan saldırıların yalnızca bir öfke patlaması olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bugün gördüğümüz şiddet; birikmiş yalnızlığın, değersizlik hissinin ve anlaşılmama duygusunun dışa vurmasıdır." ifadelerini kullandı. Olaylar sonrasında alınan güvenlik önlemlerinin sorunun kökenine inmediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Biz çoğu zaman yangın çıktıktan sonra su taşıyoruz. Oysa asıl mesele, o yangının neden çıktığını anlamaktır." dedi. Çocuklar şiddete nasıl yöneliyor Çocuk ve ergen gelişiminin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Tansel, duygusal gelişimi desteklenmeyen çocukların hislerini anlamakta ve ifade etmekte zorlandığını belirterek kendisini dışlanmış hisseden çocukların zamanla değersizlik algısı geliştirdiğini, bu durumun daha sonra başkalarını da değersiz görme eğilimine dönüşebileceğini söyledi. Aidiyet ihtiyacının karşılanmaması durumunda çocukların riskli akran gruplarına yönelebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, akran ilişkilerinin şiddet davranışlarında kritik rol oynadığını vurguladı. Dijital dünya şiddeti sıradanlaştırıyor Dijital mecraların da bu süreçte büyük etkisi olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmak empatiyi zayıflatıyor ve şiddeti normalleştiriyor: "Denetimsiz dijital kullanım saldırganlığı önce düşünceye, ardından davranışa dönüştürebilir. Çocuklar sadece ne izlediklerinden değil, izlediklerini nasıl anlamlandırdıklarından etkilenir. Bu noktada güçlü bağ ve doğru rehberlik belirleyicidir." Çözüm cezadan değil, bağ kurmaktan geçiyor Şiddetin önlenmesinde yalnızca kriz anında alınan önlemlerin yeterli olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, asıl çözümün erken dönemde kurulan sağlıklı ilişkilerde olduğunu vurguladı. Ailelerin çocukları kontrol etmek yerine anlamaya odaklanması gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Çocuğun kendini ifade edebildiği, yargılanmadan dinlendiği bir ortam en güçlü koruyucu faktördür" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre çözüm: Sadece disiplin değil, bağ kurmak Sadece cezalandırmak değil, anlamak Sadece kontrol etmek değil, temas etmek Okulların yalnızca akademik başarıya odaklanan yapılar olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Tansel, öğrencilerin duygusal olarak güvende hissedecekleri ortamların oluşturulmasının önemine de dikkat çekti. Bu doğrultuda psikososyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi, rehberlik servislerinin daha aktif kullanılması ve öğretmen farkındalığının artırılması gerektiğini ifade etti. Şiddette erken uyarı sinyallerine dikkat Dr. Öğr. Üyesi Tansel, erken farkındalık açısından bazı davranışların önemli sinyaller verdiğini belirterek; içe kapanma, ani davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, sosyal izolasyon ve şiddet içeriklerine aşırı ilginin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. "Bu belirtiler bir disiplin sorunu değil, bir yardım çağrısıdır." diyen Tansel, okul saldırılarının aniden değil, zaman içinde gelişen bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı. "Mesele güvenlik değil, temas" Okul saldırılarının sürpriz olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bir çocuk anlaşılmadığında, görülmediğinde ve yalnız bırakıldığında; bu sessizlik bazen şiddet olarak geri döner. Bir çocuğu yetiştirmek sadece ailenin değil, toplumun sorumluluğudur. Eğer çocukları yalnız bırakır ve sadece sonuçlara odaklanırsak şiddeti konuşmaya devam ederiz. Ama onları erken dönemde anlar, dinler ve desteklersek; şiddeti önleyebiliriz." ifadelerini kullanarak şiddet olaylarına karşın toplumsal sorumluluğu vurguladı.