MAGAZİN
Tuğba Özay’dan Kars’ta Birlik ve Beraberlik Mesajı: "Emperyalizmin oyununa gelmeyelim" 19 Şubat 2026 Perşembe - 14:42:13 Özel bir davet üzerine Kars’a gelen ünlü sanatçı Tuğba Özay, kentin tarihi ve turistik dokusuna hayran kaldı. Sarıkamış’ta kayak merkezinden şehitliğe kadar pek çok noktayı ziyaret eden Özay, Türkiye’nin içinden geçtiği süreçlere ve yerli turizmin önemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Elin gavuruna para kazandırmayın, kendi yurdunuzu tanıyın" Sarıkamış Kayak Merkezi’ndeki tesisleşmeden ve doğadan çok etkilendiğini belirten Özay, vatandaşlara tatil rotalarını yurt içine çevirmeleri konusunda çağrıda bulundu. Dünyanın pek çok yerini gezdiğini ancak Anadolu coğrafyasının eşsiz olduğunu vurgulayan sanatçı Tuğba Özay, "İyi ki gelmişim, Sarıkamış’a hayran kaldım. Kars çok güzel, tabi ki o yıllardan bu yıllara çok gelişen şeyler olmuş. Özellikle Sarıkamış Kayak Merkezi olarak müthiş, gerçekten bayıldım ve dün yaptığım çekimlerde de hep şunu vurguladım takipçilerime dediğim şey, ülkemiz çok güzel, ülkemizin her yeri çok güzel, yakın takipçilerim, beni tanıyan herkes çok iyi biliyor ben ciddi bir vatan sevdalısıyım. Yani diyorum ki elin gavuruna gidip, onlarca paralar kazandıracağımıza, gelin kendi yurdumuzu tanıyalım. Kendi yurdumuzda, kendi vatanımızda o kadar güzel keşfedilmemiş yerler ve turiste aç olan o kadar yerler ve tesislerimiz var ki, Sarıkamış’a hayret ettim. O kadar çok oteller yapılmış, hepsi de 5 yıldızlı, tesis olarak işte o telesiyejler, kar motorları, olması gereken her şey var diye düşünüyorum. Ve ‘yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ dışarıya vallahi de billahi de çıkmamalı, dünyanın dört bir yanı gezmiş insan olarak en sevdiğim coğrafya kesinlikle kendi coğrafyamız. Tabi ki dünyanın bir çok yeri güzellikle dolu ama ne olursa olsun, bizim kökümüz, bizim toprağımız, bizi sarıp, sarmayan yer kendi vatanımız. Eğer ki bir birimize destek verirsek, bu ülke zaten çok çok güçlü olur diye düşünüyorum. Çıkın çıkın gelin, Sarıkamış ayrı güzel ama Kars’ın diğer ilçelerinde güzellikler var" dedi. "Sarıkamış şehitliğinde duygu seli: "İliklerime kadar hissettim" Ziyaretinin en duygusal anlarını Sarıkamış Şehitliği’nde yaşayan Özay, ""Sabah kalktığımızda ilk işimiz şehitliğimizi ziyaret etmek oldu. O acıyı o kadar çok iliklerime kadar hissettim ki, tabi ki hikayesini biliyoruz, tarihini biliyoruz. Sarıkamış şehitlerimizi saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz. Özellikle o anıt mezare gittiğimde, isimleri gördüğüm zaman, geçekten çok çok iliklerime kadar hissettim. Çok üzüldüm, ağladım. O bayrağımız orada dalgalanırken, o asker heykellerini gördüğümde, o yazılanları okuduğumda muazzam bir duygu fırtınası yaşadım. Bu ülke kolay kurulmadı, bu vatan topraklarına kolay sahip çıkılmadı. Bizler bugün bu coğrafyada rahat ve özgürce yaşıyorsak, atalarımıza minnet borçluyuz. Bu vatan için kim mücadele etti, kim şehit olduysa, kim gazi olduysa, kimin çorbada tuzu varsa hepsine minnet borçluyuz. Yaşamımızı onlara borçluyuz" diye konuştu. "Siyaset olmazsa halklar kardeştir" Terörsüz Türkiye süreci ve toplumsal barış üzerine de görüşlerini paylaşan Tuğba Özay, dış güçlerin müdahalesine karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti. Etnik ve inanç üzerinden yapılan kışkırtmalara dikkat çeken sanatçı, Özay, "Ben her zaman tüm halkların kardeşliğini savunan bir insanım. Ama emperyalizm istediği zaman bir yerleri kaşıyor ve oradaki halkları bir birine düşürüyor. Bu yeri geliyor etnik kimlik üzerinden yapılıyor. Yeri geliyor inançlar üzerinden yapılıyor. O yüzden ne olursa olsun, hangi hükümet gelirse gelsin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şu bilinçte olması gerekir. Emperyalizmin oyunlarına hiçbir zaman gelmemeliyiz. O yüzden bana göre her zaman halklar kardeştir. Halkların arasında bir sıkıntı sorun yoktur, siyaset olmazsa" şeklinde konuştu. "Kars turizmine davet" Konuşmasının sonunda Kars’ın sadece merkezinin değil, tüm ilçelerinin ayrı bir cevher olduğunu belirten Özay, takipçilerine ve tüm Türkiye’ye "Çıkın çıkın gelin" diyerek bölge turizmine destek istedi. Öte yandan sanatçı Tuğba Özay, Kars’ta yöresel ürünlerin satıldığı işletmede alış-veriş yaptı. Özay, bol bol Kars kaşarı ve gravyer peyniri sipariş etti.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm" Ünlü sanatçı Metin Akpınar’ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu’nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açıp kazandığı manevi tazminat davasıyla ilgili, "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum" dedi. Duygu Nebioğlu tarafından Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün görülen karar duruşmasında mahkeme, davanın kabulüne hükmetti. Mahkeme heyeti, Metin Akpınar’ın Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Kararın, benzer davalar açısından emsal nitelik taşıyabileceği değerlendiriliyor. "Emsal bir karar verildi" Tazminat davasını kazanan tarafın avukatı Ferihan Polat, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 4 yıldır süren hukuki mücadelenin önemli bir aşamasının geride bırakıldığını belirtti. Polat, babalığın benimsenmemesi nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasını kazandıklarını ifade ederek, sürecin önce babalık davasıyla başladığını, bu davanın sonuçlanmasının ardından tazminat davası açtıklarını ve mahkemenin yüksek tutarlı bir manevi tazminata hükmettiğini söyledi. Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Ahmet Furkan Uludağ ise Metin Akpınar ile yaklaşık dört yıldır süren hukuki mücadelede önce babalık davası açtıklarını ve davayı kazandıklarını belirtti. Uludağ, karşı tarafın iletişime geçmemesi üzerine Nebioğlu’nun yaşadığı mağduriyet nedeniyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sürecinde çok sayıda tanığın dinlendiğini ve kapsamlı araştırmalar yapıldığını kaydetti. Mahkemenin, sunulan deliller doğrultusunda emsal nitelikte bir karar verdiğini ifade eden Uludağ, talep doğrultusunda 6 milyon TL manevi tazminata hükmedildiğini söyledi. "Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" Kararın ardından konuşan Duygu Nebioğlu, yaklaşık 20 yıldır verdiği mücadelenin sonunda haklılığının ortaya çıktığını, yıllardır verdiği mücadelenin sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü belirterek duygularını şöyle dile getirdi: "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ sayesinde Metin Akpınar tarafından terk edildiğimi ve annemin yaşadıklarını hukuken ortaya koymuş olduk. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum. Yıllardır yaşadığım üzüntü ve çocukluk yaralarımla yüzleşme isteğim nedeniyle bu mücadeleyi verdim ve adaletin yerini bulduğuna inanıyorum. Aldığımız kararın emsal niteliğinde olduğunu ve ailesini arayan, toplumda yer edinmeye çalışan kimsesiz çocuklara da örnek olacağını düşünüyorum. Avukatlarıma minnettarım ve mücadelemize devam edeceğiz. Ayrıca bu süreçte destek olan gazeteci Oktay Koltan’a, annemin mektubunun ortaya çıkmasına katkı sunduğu için çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce yapılan bir iyilik bugün bir sonuca ulaştı. Yanımda olan aileme, Özdemir Nebioğlu ve Emine Nebioğlu’na teşekkür ediyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Tanık olarak dinlenen Adile Şener’e ve sanat camiasından Yeşim Salkım ile Farah Yurtsever’e de destekleri için minnettarım. Manevi destek veren herkese ve kamuoyunda yanımda olan Türk halkına teşekkür ediyorum. Bugün aldığım sonuçla yaralarımı bir nebze olsun sarabileceğime inanıyorum. Bu davanın herkese örnek olmasını istiyorum." Nebioğlu, aldığı kararla yaşadığı acıların bir nebze hafifleyeceğine inandığını ve mücadelesine devam edeceğini sözlerine ekledi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:06 Bursa’nın kadınlar matinesinde güven ve sanat vurgusu Bursa’nın vazgeçilmez eğlencelerinden biri haline gelen Kadınlar matinesi öncesinde sahneye çıkmaya hazırlanan Mehmet Çevik, samimi açıklamalarda bulundu. Yıllardır kadınlara özel düzenlediği matine organizasyonlarıyla büyük bir kitleye ulaşan Çevik, başarısının temelinde güven ve sevgi olduğunu vurguladı. İşini büyük bir aşkla yaptığını dile getiren Mehmet Çevik, arkasında kendisini samimiyetle dinleyen geniş bir dinleyici kitlesi olduğunu söyledi. Sadece yerel değil, ulusal magazinde de güçlü dostlukları bulunduğunu ifade eden Çevik, "Bu işi gerçekten layıkıyla yapan, yol arkadaşı dediğim insanlar beni sevenlerimle buluşturuyor. Bu da hem yerelde hem ulusalda karşılık buluyor" dedi. "Sanatçı her yönüyle örnek olmalı" Magazin dünyasında yaşanan gelişmelere temkinli yaklaştığını belirten Çevik, bu konularla ilgili konuşmaktan özellikle kaçındığını dile getirdi. Sanatçının topluma örnek olması gerektiğinin altını çizen Çevik, "Sanatçı; duruşuyla, yaşam tarzıyla, sahnesiyle, sesiyle, kıyafetiyle bir bütün olmalı. Halka ve sevenlerine örnek teşkil etmeli" ifadelerini kullandı. 16 yaşından beri sahnede Kadınlar matinesi serüveninin genç yaşlarda başladığını anlatan Mehmet Çevik, "Yaklaşık 16 yaşımdan beri bu organizasyonları yapıyorum. İlk olarak Gemlik’te başladık. O dönemlerde sosyal medya yoktu ama 400-500 kişilik salonları dolduruyorduk. Sonrasında Yalova ve Türkiye’nin birçok şehrinde sahne aldık. Bursa’da ise her ay düzenli olarak bin kişiyi aşkın misafirimizi ağırlıyoruz" diye konuştu. "Bana emanet edilen güveni boşa çıkarmam" Kadınlar matinesinin en önemli unsurunun güven olduğunu vurgulayan Çevik, "Eşler, hanımlarını getirip bana emanet ediyor. Eğleniyorlar, sonra gelip alıyorlar. Güven vermeyen bir sanatçıya bu ilgi olmaz. Ben de bir aileyim, benim de çocuklarım var. Bu işi sadece sanat ve eğlence için yapıyoruz" dedi. "Onlar benim gücüm" Kadınların günlük hayatın yoğun temposunda yorulduğunu belirten Çevik, ayda bir kez onları eğlenceli bir ortamda ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. "Bugün de yine birbirinden kıymetli hanımlarla, güzel kalplerle bir arada olacağım. Onlar bana büyük bir güç ve destek oluyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi.
17 Şubat 2026 Salı - 14:07 Şevval Sam Trabzon hasırına ilmek attı Yüzyıllardır sabır ve ustalıkla tel tel örülen Trabzon hasırı, düzenlenen özel workshop’ta hem üretim süreci hem de ardındaki kadın emeğiyle birlikte vitrine çıkarıldı. Ünlü sanatçı Şevval Sam, yüzyıllık geçmişe sahip Trabzon hasırının üretim sürecine ilmek atarak geleneksel zanaata dikkat çekti. Trabzon’da yüzyılı aşkın geçmişiyle Trabzon hasırının üretim sürecini ve ardındaki emeği görünür kılmak amacıyla şehirdeki bir altın firması tarafından hasır örme workshop’u düzenlendi. Özellikle Trabzon hasır bileziğinin incelikli yapım aşamalarının uygulamalı olarak aktarıldığı etkinliğe sanatçı Şevval Sam de katıldı. Kültürel mirasın korunması ve kadın istihdamının desteklenmesine dikkat çekilen workshop, Trabzonlu kadın ustaların rehberliğinde gerçekleştirildi. Tel tel örülen altının sabır ve ustalık gerektiren yolculuğu katılımcılarla paylaşılırken, Şevval Sam’ın hasır örme sanatında üretim sürecine ilmek atması etkinliğe sembolik bir anlam kazandırdı. Firmaya ait altın işletmesini gezen ve tezgahın başında hasır ören sanatçı Şevval Sam, "Bu zanaatın somut olmayan dünya mirası kategorisinde UNESCO tarafından kabul edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Tarihsel ve geleneksel bir hikayesi var. Yüzyıllar öncesine dayanan bir sanat. Sosyolojik, kültürel ve felsefi karşılığı bulunuyor. El emeği göz nuru aynı zamanda sembolik değerlere de gönderme yapan müthiş bir sanat. Geleneksel ve bu memleketin karakteristik üretimlerine çok büyük ilgi duyuyorum. Büyük ve ağır olanı daha kıymetli zannederiz ama aslında ne kadar hafif olursa o kadar kıymetli olduğunu burada öğrendim. Bu aynı zamanda altının kumaş gibi dokunma hali. Bu çok önemli. Makinelerde değil kadınlar ellerinde yapıyorlar. Onlara bir istihdam sağlanmış. Gelenekselin modern ile birleştiği çok şık tasarımlar var. Çok beğendim. Bu tasarımları dünyanın gözde insanlarının bileklerinde ve boyunlarında görmek isterim. Bunun dünyada başka bir karşılığı yok" dedi. Hasır örme workshop’u düzenleyen altın firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yılmaz Akdin ise Trabzon hasırı ile Şevval Sam’ın birlikteliğinin çok önemli olduğunu kaydederek "Şevval hanım Karadeniz müziklerinin bana göre kadın sesidir. Şevval hanımın 15 yıl önce internette gümüş hasır taktığı bir fotoğrafını gördüm. O yıllardan beri Şevval hanımı fabrikamıza davet etmek istiyordum. Bizi kırmadı. Bizim için Trabzon hasırı ile Şevval hanımın birlikteliği çok önemli. Çok güzel oldu. Şevval hanım Trabzon hasırının tarihine ilmek atıp izini bırakacak" ifadelerini kullandı.
Nihal Candan’ı hayattan koparan hastalığa Mehmet Çevik de yakalanmış
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:24 Nihal Candan’ı hayattan koparan hastalığa Mehmet Çevik de yakalanmış Nihal Candan’ı hayattan koparan anoreksiya nevroza hastalığına bir zamanlar kendisinin de yakalandığını itiraf eden ünlü sanatçı Mehmet Çevik, günlerce yoğun bakımda takviye ilaç tedavisinin ardından ne bulursa yiyip ve günde 2 kez spor yaparak kurtulduğunu söyledi. Mehmet Çevik’in yoğun bakımda kaldığı ve ölümden döndüğü anların görüntüleri ise görenleri hayretler içinde bıraktı. Türkiye’de son yıllarda artan bir farkındalıkla gündeme gelen anoreksiya nevroza, yalnızca isimsiz hayatları değil, tanınmış simaları da derinden etkiliyor. Yakın zamanda, sosyal medya fenomeni Nihal Candan, cezaevi sürecinde yaşadığı travmaların ardından bu hastalığa yakalanmış ve 23 kiloya kadar düşerek maalesef 30 yaşında hayatını kaybetmişti. Onun trajik kaybı, bu hastalığın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Ciddi fiziksel ve psikolojik sonuçları olan bir yeme bozukluğu hastalığı olarak son günlerde herkesin konuştuğu Anoreksiya nevroza, ne yazık ki Türkiye’de de bazı tanınmış isimlerin hayatına mal oldu. Son dönemde bu hastalık nedeniyle hayatını kaybeden en bilinen isimlerden biri Nihal Candan oldu. Sosyal medya fenomeni ve televizyon yarışmalarından tanınan Candan, cezaevi sürecinde yaşadığı stresin ardından hızla kilo kaybetti. 23 kiloya kadar düşen Candan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak 20 Haziran 2025’te, henüz 30 yaşındayken yaşamını yitirdi. Ayrıca, şarkıcı İrem Derici ve Derya Uluğ da geçmişte anoreksiya ile mücadele ettiklerini paylaştı. Derici, 42 kiloya kadar düştüğünü ve kaslarının erimesi nedeniyle su şişesi bile açamadığını belirtmişti. Uluğ ise üniversite yıllarında bu hastalığı yaşadığını ve "bir dilim ekmek yiyebilmek için dua ettiğini" söyleyerek yaşadığı zorlu süreci anlatmıştı. Bu açıklamalar, anoreksiyanın sadece fiziksel değil, aynı zamanda derin psikolojik etkileri olan bir hastalık olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ancak tüm hikâyeler bu kadar karanlık değil. Ünlü şarkıcı Mehmet Çevik, anoreksiya nevroza ile mücadele eden ve bu savaşı kazanan güçlü isimlerden biri, Dört gün süren yoğun bakım tedavisinin ardından radikal bir kararla hayata tekrar tutunan Çevik, "ne bulduysam yedim, sonra da sporla bedenimi ve zihnimi yeniden ayağa kaldırdım" diyerek yaşadığı süreci anlattı. Onun bu sözleri, yalnızca bedensel değil, psikolojik direnişin de önemine dikkat çekti. Dün gece sınav stresini atmak için bir araya gelen öğretmen ve öğrenciler için sahne alan olan ünlü isim sahne öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Lingo lingo şişeler" isimli esere çektiği klip ile müzik listelerinin zirvesine tırmanan Çevik, "Süper bir çıkış yakaladık bir haftadan beri şarkımız ve klibimiz radyo ve televizyonlarda bir numaraya yükseldi. Bunun mutluluğu ve gururu içindeyiz. Sevenlerimiz sayesinde oldu bu. Klip çok güzel oldu kalabalık bir prodüksiyonla çekildi. Kalabalıkla çalışmayı seviyorum. İyi işler çıkıyor ortaya. Şarkı senelerin eskitemediği için hemen hemen her düğünde çalınan bir şarkı olduğu için bizim yaptığımız yeni düzenleme herkes tarafından çok beğenildi. Hareketli kıpır kıpır bir şarkı onun için bizde böyle cıvıl cıvıl bir kliple taçlandırdık şarkıyı" dedi. Haftanın 4 günü Bursa’da sahne alan sanatçı İstanbul’dan misafirlerinin ve ünlü simaların Bursa’ya kendisini dinlemek için adeta akın ettiğini söyledi. İşini çok sevdiğini giydiği kıyafetlerin ve hazırladığı repertuvarların merak konusu olduğunu aktaran Çevik, gençler içinde hayal kurun. kurduğunuz bu hayalleri ve ideallerinizi gerçekleştirmek içinde çok çalışın çok kitap okuyun her şey hakkında bilgi sahibi olun ve çok gezin önerisinde bulundu. "Kimseye belli etmeden tuvalette gidiyordum" Son günlerde magazin camiasını derinden yaralayan sosyal medya fenomeni Nihal Candan’ın ölümüne sebep olan anoreksiya nevroza hastalığına kendisinin de bir zamanlar yakalandığını aktaran Mehmet Çevik, "Ortamlarda ve misafir olarak gittiğimiz yerlerde "Mehmetçim bak senin için yaptık!, yada bak Mehmet senin için özel menü çıkardık! hadi ye, hadi ye diye diye baktım ki kilo alıyorum kimseye belli etmeden gidiyordum tuvalete bütün yediklerimi çıkarıyordum. 1,2,3 olunca mide kapakçığım zarar gördü ve bu hastalığa bende yakalandım. Şükürler olsun ki ben atlattım. Asla ve asla tavsiye etmiyorum. Eğer zayıf kalacaksan ve gerçekten kilo almak istemiyorsan 2 - 2 daha dört yemeyeceksin, boğazını tutacaksın, şekerden ve tuzdan uzak duracaksın ve tabiki de spor yapacaksın" dedi. Hastalıktan doktorlar sayesinde yoğun bir tedavi sürecinin ardından kurtulduğunu belirten Çevik, "bu olaydan sonra bir daha aynı hareketi tekrarlamadım. Kilo aldıysam da sporla aldığım kiloları verdim. 37 yaşındayım ve her gün 2.5 saat spor yapıyorum kolojen ve protein takviyelerimi alıyorum" diye konuştu.
Sanatçı Üngür, Alpaslan bebek yararına konser verdi
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:29 Sanatçı Üngür, Alpaslan bebek yararına konser verdi Diyarbakır’da yaşayan 13 aylık kas hastası Alpaslan Arslan bebek için sanatçı Ferhat Üngür, tarafından dayanışma konseri verildi. Gelirinin tamamının Alpaslan bebek için kullanılacak konserde sevenlerinin karşısına çıkan sanatçı Ferhat Üngür, söylediği bir birinden güzel parçalarla salonu dolduranlardan ayakta alkış aldı. Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen ve gelirinin tamamı kas hastası Alpaslan bebek için kullanılacak konsere hayırseverler yoğun ilgi gösterdi. Ailesiyle birlikte yaşam mücadelesi veren Alpaslan bebeğin tedavisi için gereken yüksek maliyetli ilaç kampanyalarla karşılanmaya çalışılırken, birçok sanatçı ve gönüllü de destek olmayı sürdürüyor. Ferhat Üngür’ün bu anlamlı konseri, hem farkındalık oluştururken hem de kampanyaya önemli bir katkı sağladı. Alpaslan bebeğin ailesi, gönüllü olarak konser veren Ferhat Üngür ve ekibi ile bilet alarak destek sunan tüm hayırseverlere teşekkür etti. Konserde hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatan sanatçı Ferhat Üngür, Alpaslan bebeğe bir nebze de olsa katkı sunmak için gönüllü olarak sahnede bulunduğunu ve tüm hayırseverlerin de bu zincire dahil olması gerektiğini söyledi. Üngür, sahnede Alpaslan bebeğin hayata tutunması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiği çağrısında bulundu.
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş türkülerle Anadolu Üniversitesinde anıldı
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:27 Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş türkülerle Anadolu Üniversitesinde anıldı Anadolu Üniversitesi Halkbilim ve Araştırmaları Merkezi, Anadolu bozkırının yüreğinden kopup gelen büyük usta Neşet Ertaş’ı anlamak ve anmak için özel bir geceye imza attı. "Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş Gecesi" doğayla iç içe bir atmosfer sunan Anadolu Üniversitesi Anadolu Park’ta gerçekleşti. Etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Eşi Oya Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Serpil Koçdar ve Prof. Dr. Köksal Büyük, Halkbilim ve Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Oytun Eren, Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Ahmet Şamil Erkoçak başta olmak üzere akademisyenler, öğrenciler ve Eskişehirliler katılım gösterdi. Usta sanatçının eserleri müzik ziyafeti yaşattı Programda performanslarıyla türkülerin ruhunu yeniden var eden Anadolu Üniversitesi Halkbilim ve Araştırmaları Merkezi Türk Halk Müziği Korosu Şefi Solist Serpil Ayar ve Kırşehirli sanatçı Tolga Ertürk ve ekibi Neşet Ertaş’ın dillere yer etmiş eserlerinden "NolurGelin", "Giye Giye Eskitmişsin Alları", "Ahirim Sensin", " Halime Kız", "Bağa Gel Bostana Gel", "Bahçe Duvarından Aştım", "Gine Haber Gelmiş Dostun Elinden", "Kesik Çayır", "Cahildim Dünyanın Rengine Kandım", "Kurusa Fidanın", "Doyulur mu?", "Yolcu" türkülerini seslendirdi. Tolga Ertürk solistliğinde ise "Sen Benimsin", "Gönül Arz Eyliyor Dostu Görmeyi", "Seher Vakti Çaldım Yârin Kapısını", "Ayva Çiçek Açmış", "Zahide", "Yazımı Kışa Çevirdin", "Köprüden Geçti Gelin", "Bahçe Duvarından Aştım", "Gel Yanıma Gel", "Sevda Olmasaydı" türküleri seslendirildi. Gecenin sürpriz solisti Rektör Adıgüzel oldu Neşet Ertaş’ın bir halk ozanı olarak taşıdığı kültürel hafıza ile Anadolu’nun sesi ve sözü oluşunun da saygıyla anıldığı konserde Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Neşet Ertaş’a ait "Yalan Dünya", "Bahçe Duvarından Aştım", "Acem Kızı" adlı türküleri seslendirdi. Rektör Adıgüzel’in sürpriz performansı müzikseverler tarafından ilgiyle karşılanarak büyük alkış aldı. Yalnızca türkülerin seslendirilmediği konserde, Halkbilim ve Araştırmaları Merkezi Halk Dansları Topluluğu da sahne aldı. Topluluk, danslarıyla hem geçmişin izini sürdü hem de türkülerin ezgisinde ortak bir kültürün sıcaklığını izleyicilerle paylaştı. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından konserin hazırlanmasında emeği geçen isimlere konser sonunda çiçek takdim edildi.