MAGAZİN
Tuğba Özay’dan Kars’ta Birlik ve Beraberlik Mesajı: "Emperyalizmin oyununa gelmeyelim" 19 Şubat 2026 Perşembe - 14:42:13 Özel bir davet üzerine Kars’a gelen ünlü sanatçı Tuğba Özay, kentin tarihi ve turistik dokusuna hayran kaldı. Sarıkamış’ta kayak merkezinden şehitliğe kadar pek çok noktayı ziyaret eden Özay, Türkiye’nin içinden geçtiği süreçlere ve yerli turizmin önemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Elin gavuruna para kazandırmayın, kendi yurdunuzu tanıyın" Sarıkamış Kayak Merkezi’ndeki tesisleşmeden ve doğadan çok etkilendiğini belirten Özay, vatandaşlara tatil rotalarını yurt içine çevirmeleri konusunda çağrıda bulundu. Dünyanın pek çok yerini gezdiğini ancak Anadolu coğrafyasının eşsiz olduğunu vurgulayan sanatçı Tuğba Özay, "İyi ki gelmişim, Sarıkamış’a hayran kaldım. Kars çok güzel, tabi ki o yıllardan bu yıllara çok gelişen şeyler olmuş. Özellikle Sarıkamış Kayak Merkezi olarak müthiş, gerçekten bayıldım ve dün yaptığım çekimlerde de hep şunu vurguladım takipçilerime dediğim şey, ülkemiz çok güzel, ülkemizin her yeri çok güzel, yakın takipçilerim, beni tanıyan herkes çok iyi biliyor ben ciddi bir vatan sevdalısıyım. Yani diyorum ki elin gavuruna gidip, onlarca paralar kazandıracağımıza, gelin kendi yurdumuzu tanıyalım. Kendi yurdumuzda, kendi vatanımızda o kadar güzel keşfedilmemiş yerler ve turiste aç olan o kadar yerler ve tesislerimiz var ki, Sarıkamış’a hayret ettim. O kadar çok oteller yapılmış, hepsi de 5 yıldızlı, tesis olarak işte o telesiyejler, kar motorları, olması gereken her şey var diye düşünüyorum. Ve ‘yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ dışarıya vallahi de billahi de çıkmamalı, dünyanın dört bir yanı gezmiş insan olarak en sevdiğim coğrafya kesinlikle kendi coğrafyamız. Tabi ki dünyanın bir çok yeri güzellikle dolu ama ne olursa olsun, bizim kökümüz, bizim toprağımız, bizi sarıp, sarmayan yer kendi vatanımız. Eğer ki bir birimize destek verirsek, bu ülke zaten çok çok güçlü olur diye düşünüyorum. Çıkın çıkın gelin, Sarıkamış ayrı güzel ama Kars’ın diğer ilçelerinde güzellikler var" dedi. "Sarıkamış şehitliğinde duygu seli: "İliklerime kadar hissettim" Ziyaretinin en duygusal anlarını Sarıkamış Şehitliği’nde yaşayan Özay, ""Sabah kalktığımızda ilk işimiz şehitliğimizi ziyaret etmek oldu. O acıyı o kadar çok iliklerime kadar hissettim ki, tabi ki hikayesini biliyoruz, tarihini biliyoruz. Sarıkamış şehitlerimizi saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz. Özellikle o anıt mezare gittiğimde, isimleri gördüğüm zaman, geçekten çok çok iliklerime kadar hissettim. Çok üzüldüm, ağladım. O bayrağımız orada dalgalanırken, o asker heykellerini gördüğümde, o yazılanları okuduğumda muazzam bir duygu fırtınası yaşadım. Bu ülke kolay kurulmadı, bu vatan topraklarına kolay sahip çıkılmadı. Bizler bugün bu coğrafyada rahat ve özgürce yaşıyorsak, atalarımıza minnet borçluyuz. Bu vatan için kim mücadele etti, kim şehit olduysa, kim gazi olduysa, kimin çorbada tuzu varsa hepsine minnet borçluyuz. Yaşamımızı onlara borçluyuz" diye konuştu. "Siyaset olmazsa halklar kardeştir" Terörsüz Türkiye süreci ve toplumsal barış üzerine de görüşlerini paylaşan Tuğba Özay, dış güçlerin müdahalesine karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti. Etnik ve inanç üzerinden yapılan kışkırtmalara dikkat çeken sanatçı, Özay, "Ben her zaman tüm halkların kardeşliğini savunan bir insanım. Ama emperyalizm istediği zaman bir yerleri kaşıyor ve oradaki halkları bir birine düşürüyor. Bu yeri geliyor etnik kimlik üzerinden yapılıyor. Yeri geliyor inançlar üzerinden yapılıyor. O yüzden ne olursa olsun, hangi hükümet gelirse gelsin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şu bilinçte olması gerekir. Emperyalizmin oyunlarına hiçbir zaman gelmemeliyiz. O yüzden bana göre her zaman halklar kardeştir. Halkların arasında bir sıkıntı sorun yoktur, siyaset olmazsa" şeklinde konuştu. "Kars turizmine davet" Konuşmasının sonunda Kars’ın sadece merkezinin değil, tüm ilçelerinin ayrı bir cevher olduğunu belirten Özay, takipçilerine ve tüm Türkiye’ye "Çıkın çıkın gelin" diyerek bölge turizmine destek istedi. Öte yandan sanatçı Tuğba Özay, Kars’ta yöresel ürünlerin satıldığı işletmede alış-veriş yaptı. Özay, bol bol Kars kaşarı ve gravyer peyniri sipariş etti.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm" Ünlü sanatçı Metin Akpınar’ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu’nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açıp kazandığı manevi tazminat davasıyla ilgili, "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum" dedi. Duygu Nebioğlu tarafından Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün görülen karar duruşmasında mahkeme, davanın kabulüne hükmetti. Mahkeme heyeti, Metin Akpınar’ın Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Kararın, benzer davalar açısından emsal nitelik taşıyabileceği değerlendiriliyor. "Emsal bir karar verildi" Tazminat davasını kazanan tarafın avukatı Ferihan Polat, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 4 yıldır süren hukuki mücadelenin önemli bir aşamasının geride bırakıldığını belirtti. Polat, babalığın benimsenmemesi nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasını kazandıklarını ifade ederek, sürecin önce babalık davasıyla başladığını, bu davanın sonuçlanmasının ardından tazminat davası açtıklarını ve mahkemenin yüksek tutarlı bir manevi tazminata hükmettiğini söyledi. Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Ahmet Furkan Uludağ ise Metin Akpınar ile yaklaşık dört yıldır süren hukuki mücadelede önce babalık davası açtıklarını ve davayı kazandıklarını belirtti. Uludağ, karşı tarafın iletişime geçmemesi üzerine Nebioğlu’nun yaşadığı mağduriyet nedeniyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sürecinde çok sayıda tanığın dinlendiğini ve kapsamlı araştırmalar yapıldığını kaydetti. Mahkemenin, sunulan deliller doğrultusunda emsal nitelikte bir karar verdiğini ifade eden Uludağ, talep doğrultusunda 6 milyon TL manevi tazminata hükmedildiğini söyledi. "Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" Kararın ardından konuşan Duygu Nebioğlu, yaklaşık 20 yıldır verdiği mücadelenin sonunda haklılığının ortaya çıktığını, yıllardır verdiği mücadelenin sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü belirterek duygularını şöyle dile getirdi: "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ sayesinde Metin Akpınar tarafından terk edildiğimi ve annemin yaşadıklarını hukuken ortaya koymuş olduk. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum. Yıllardır yaşadığım üzüntü ve çocukluk yaralarımla yüzleşme isteğim nedeniyle bu mücadeleyi verdim ve adaletin yerini bulduğuna inanıyorum. Aldığımız kararın emsal niteliğinde olduğunu ve ailesini arayan, toplumda yer edinmeye çalışan kimsesiz çocuklara da örnek olacağını düşünüyorum. Avukatlarıma minnettarım ve mücadelemize devam edeceğiz. Ayrıca bu süreçte destek olan gazeteci Oktay Koltan’a, annemin mektubunun ortaya çıkmasına katkı sunduğu için çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce yapılan bir iyilik bugün bir sonuca ulaştı. Yanımda olan aileme, Özdemir Nebioğlu ve Emine Nebioğlu’na teşekkür ediyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Tanık olarak dinlenen Adile Şener’e ve sanat camiasından Yeşim Salkım ile Farah Yurtsever’e de destekleri için minnettarım. Manevi destek veren herkese ve kamuoyunda yanımda olan Türk halkına teşekkür ediyorum. Bugün aldığım sonuçla yaralarımı bir nebze olsun sarabileceğime inanıyorum. Bu davanın herkese örnek olmasını istiyorum." Nebioğlu, aldığı kararla yaşadığı acıların bir nebze hafifleyeceğine inandığını ve mücadelesine devam edeceğini sözlerine ekledi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:06 Bursa’nın kadınlar matinesinde güven ve sanat vurgusu Bursa’nın vazgeçilmez eğlencelerinden biri haline gelen Kadınlar matinesi öncesinde sahneye çıkmaya hazırlanan Mehmet Çevik, samimi açıklamalarda bulundu. Yıllardır kadınlara özel düzenlediği matine organizasyonlarıyla büyük bir kitleye ulaşan Çevik, başarısının temelinde güven ve sevgi olduğunu vurguladı. İşini büyük bir aşkla yaptığını dile getiren Mehmet Çevik, arkasında kendisini samimiyetle dinleyen geniş bir dinleyici kitlesi olduğunu söyledi. Sadece yerel değil, ulusal magazinde de güçlü dostlukları bulunduğunu ifade eden Çevik, "Bu işi gerçekten layıkıyla yapan, yol arkadaşı dediğim insanlar beni sevenlerimle buluşturuyor. Bu da hem yerelde hem ulusalda karşılık buluyor" dedi. "Sanatçı her yönüyle örnek olmalı" Magazin dünyasında yaşanan gelişmelere temkinli yaklaştığını belirten Çevik, bu konularla ilgili konuşmaktan özellikle kaçındığını dile getirdi. Sanatçının topluma örnek olması gerektiğinin altını çizen Çevik, "Sanatçı; duruşuyla, yaşam tarzıyla, sahnesiyle, sesiyle, kıyafetiyle bir bütün olmalı. Halka ve sevenlerine örnek teşkil etmeli" ifadelerini kullandı. 16 yaşından beri sahnede Kadınlar matinesi serüveninin genç yaşlarda başladığını anlatan Mehmet Çevik, "Yaklaşık 16 yaşımdan beri bu organizasyonları yapıyorum. İlk olarak Gemlik’te başladık. O dönemlerde sosyal medya yoktu ama 400-500 kişilik salonları dolduruyorduk. Sonrasında Yalova ve Türkiye’nin birçok şehrinde sahne aldık. Bursa’da ise her ay düzenli olarak bin kişiyi aşkın misafirimizi ağırlıyoruz" diye konuştu. "Bana emanet edilen güveni boşa çıkarmam" Kadınlar matinesinin en önemli unsurunun güven olduğunu vurgulayan Çevik, "Eşler, hanımlarını getirip bana emanet ediyor. Eğleniyorlar, sonra gelip alıyorlar. Güven vermeyen bir sanatçıya bu ilgi olmaz. Ben de bir aileyim, benim de çocuklarım var. Bu işi sadece sanat ve eğlence için yapıyoruz" dedi. "Onlar benim gücüm" Kadınların günlük hayatın yoğun temposunda yorulduğunu belirten Çevik, ayda bir kez onları eğlenceli bir ortamda ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. "Bugün de yine birbirinden kıymetli hanımlarla, güzel kalplerle bir arada olacağım. Onlar bana büyük bir güç ve destek oluyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi.
17 Şubat 2026 Salı - 14:07 Şevval Sam Trabzon hasırına ilmek attı Yüzyıllardır sabır ve ustalıkla tel tel örülen Trabzon hasırı, düzenlenen özel workshop’ta hem üretim süreci hem de ardındaki kadın emeğiyle birlikte vitrine çıkarıldı. Ünlü sanatçı Şevval Sam, yüzyıllık geçmişe sahip Trabzon hasırının üretim sürecine ilmek atarak geleneksel zanaata dikkat çekti. Trabzon’da yüzyılı aşkın geçmişiyle Trabzon hasırının üretim sürecini ve ardındaki emeği görünür kılmak amacıyla şehirdeki bir altın firması tarafından hasır örme workshop’u düzenlendi. Özellikle Trabzon hasır bileziğinin incelikli yapım aşamalarının uygulamalı olarak aktarıldığı etkinliğe sanatçı Şevval Sam de katıldı. Kültürel mirasın korunması ve kadın istihdamının desteklenmesine dikkat çekilen workshop, Trabzonlu kadın ustaların rehberliğinde gerçekleştirildi. Tel tel örülen altının sabır ve ustalık gerektiren yolculuğu katılımcılarla paylaşılırken, Şevval Sam’ın hasır örme sanatında üretim sürecine ilmek atması etkinliğe sembolik bir anlam kazandırdı. Firmaya ait altın işletmesini gezen ve tezgahın başında hasır ören sanatçı Şevval Sam, "Bu zanaatın somut olmayan dünya mirası kategorisinde UNESCO tarafından kabul edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Tarihsel ve geleneksel bir hikayesi var. Yüzyıllar öncesine dayanan bir sanat. Sosyolojik, kültürel ve felsefi karşılığı bulunuyor. El emeği göz nuru aynı zamanda sembolik değerlere de gönderme yapan müthiş bir sanat. Geleneksel ve bu memleketin karakteristik üretimlerine çok büyük ilgi duyuyorum. Büyük ve ağır olanı daha kıymetli zannederiz ama aslında ne kadar hafif olursa o kadar kıymetli olduğunu burada öğrendim. Bu aynı zamanda altının kumaş gibi dokunma hali. Bu çok önemli. Makinelerde değil kadınlar ellerinde yapıyorlar. Onlara bir istihdam sağlanmış. Gelenekselin modern ile birleştiği çok şık tasarımlar var. Çok beğendim. Bu tasarımları dünyanın gözde insanlarının bileklerinde ve boyunlarında görmek isterim. Bunun dünyada başka bir karşılığı yok" dedi. Hasır örme workshop’u düzenleyen altın firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yılmaz Akdin ise Trabzon hasırı ile Şevval Sam’ın birlikteliğinin çok önemli olduğunu kaydederek "Şevval hanım Karadeniz müziklerinin bana göre kadın sesidir. Şevval hanımın 15 yıl önce internette gümüş hasır taktığı bir fotoğrafını gördüm. O yıllardan beri Şevval hanımı fabrikamıza davet etmek istiyordum. Bizi kırmadı. Bizim için Trabzon hasırı ile Şevval hanımın birlikteliği çok önemli. Çok güzel oldu. Şevval hanım Trabzon hasırının tarihine ilmek atıp izini bırakacak" ifadelerini kullandı.
Gastronomi Festivali’nde Oğuzhan Koç rüzgarı
14 Eylül 2024 Cumartesi - 10:43 Gastronomi Festivali’nde Oğuzhan Koç rüzgarı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 3. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali’nin ilk günü, yarışmalardan söyleşilere, rekor denemesinden gösterilere kadar birbirinden keyifli programların ardından Bursalı sanatçı Oğuzhan Koç’un konseriyle sona erdi. Bursa’nın sahip olduğu zengin mutfak kültürünü turizme kazandırmak ve dünyaya açmak amacıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Damağımdaki Bursa’ temasıyla düzenlenen 3. Gastronomi Festivali, Merinos Parkı’ndaki ilk gününde şehir içinden ve şehir dışından gelen binlerce misafiri ağırladı. Kortej yürüyüşle başlayan festival, hem göze hem de damaklara hitap eden etkinleriyle gastronomi tutkunlarına unutulmaz anlar yaşattı. Çölyak ile Yaşam Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen ‘Glutensiz Süt Helvası Tadım yarışması’nda renkli görüntüler yaşandı. Yarışma sonunda katılımcılara günün anısına hediye verildi. ‘Gastro Söyleşi ve Tadım’ bölümünde ise Şef Dr. Esat Özata moderatörlüğünde Prof. Dr. Fügen Durlu Özkaya ve Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya ‘Sağlıklı yaşamın iksiri zeytinyağı’ konusunda dinleyicilere önemli bilgiler verdi. Karagöz gölge oyunuyla bol kahkahalı anlar yaşayan çocuklar, kendileri için oluşturulan özel alanlarda keyifli anlar yaşadı. Festival alanında oluşturulan ‘Bursa Lezzetleri ve Gastronomi Müzesi’ ise ziyaretçilere görsel şölen yaşattı. ‘Bursa’nın Yaşayan Kültürü’ bölümünde ise Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu tarafından tavuk alma ritüeli sahnelendi. Bursa’ya özgü geleneklerin yansıtıldığı gösteriye, Bursalılar da oldukları yerden katıldı. 3. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali’nin ilk günü ise Bursalı sanatçı Oğuzhan Koç’un konseriyle sona erdi. Merinos Parkı’nı dolduran binlerce hayranı için sevilen şarkılarını seslendiren Oğuzhan Koç, Bursa’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Konseri eşi Seden Bozbey ile birlikte izleyen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gece sonunda Oğuzhan Koç’a günün anısına Bursa bıçağı, çini tablo ve çiçek takdim etti. Oğuzhan Koç’un Bursa’nın gururu olduğunu söyleyen Başkan Bozbey, Gastronomi Festivali’nin tüm hızıyla süreceğini belirtti.
Şevval Sam yeni plağını Bursa’da tanıttı
13 Eylül 2024 Cuma - 10:02 Şevval Sam yeni plağını Bursa’da tanıttı Downtown Yaşam ve Eğlence Merkezi’nde hayranlarıyla bir araya gelen Sanatçı Şevval Sam, yeni plağının tanıtımını da gerçekleştirdi. Sanatçı Şevval Sam, Bursa’da Downtown Yaşam ve Eğlence Merkezi’nde yeni plağı olan “Rock’ı severiz” tanıtımı için hayranlarıyla buluştu. Söyleşiden önce şarkı söyleyen Sam, hayranlarına ufak bir resital sundu. Hayranlarından büyük ilgi gören Sam, basın mensuplarına yeni çıkan plağı ve ileriki zamanlarda gerçekleştirmek istediği projelerden bahsetti. Yeni çıkardığı albümü ’Rock’ı Severiz’ hakkında konuşan Sam, "Normalde Rock şarkılarında bas gitar klavye varken ben aynı dörtlüyü en klasik ve en minimal halleriyle kanun, keman, klarnet ve ritimle denemek istedim. Hepsini çarkların karizmasını asla çizmeden alaturka formunda deneyimlemek istedim. Şarkıların içine girdim, çıktım. Benim için inanılmaz bir deneyim oldu. Çünkü hangi kıyafeti giydirirseniz giydirin iyi bir şarkı olduğunu düşünüyorum. Bütün prodüksiyonu başından sonuna kadar üstlendiğim, hayatımdaki en gurur duyduğum projelerden bir tanesi oldu. Umarım dinleyiciler de benim gibi düşünür ve ’Rock’ı Severiz’in keyfini çıkarır" ifadelerini kullandı. Bursa’yı sevdiğini ve burada yaptığı her konserin kendisi için büyük anlam ifade ettiğini söyleyen Sam, "Bursa’yı seviyorum çünkü sanata değer veren, kültürel hassasiyetleri olan insanların yaşadığı bir şehir. Burada yapmış olduğum her konser, her etkinlik benim için ayrı bir anlam ifade ediyor. Temmuz ayının ortasında aşkı bulacaksınız konseri ile burada bulunmuştuk. Umarın yakın zamanda Rock’ı Severiz konseri ile buralarda oluruz" şeklinde konuştu. İmza günlerini ve hayranlarıyla bir araya gelmeyi sevdiğini söyleyen Sam, "İmza günleri benim için çok kıymetli. D&R bunun öncüsü oldu. Ben göz göze gelmeyi seven bir insanım. Her imza gününde dinleyiciyle temasa geçiyoruz. İmza günlerimiz devam edecek. D&R’ın bugün kurdelesini keseceğiz. Ülke çapında 224 tane dükkanı olan, 8.’sini Bursa’da olan 3 tane de kafe açmış bir kurumdur. Bana vermiş oldukları destek için hepsine çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Son olarak yapmak istediği projeler hakkında da konuşan Sam, "Ben genelde konsept projeleri yapmayı seviyorum ama iki farklı büyük proje arasında ufak tefek sürprizler olabilir. Bazen bir şarkı söylemek istiyorum. Günümüz internet ve teknoloji dünyası bize bu imkanı veriyor. Önümüzdeki günlerde ufak ufak bir şarkı paylaşabilirim. Onun dışında benim artık kendi şarkılarımı paylaşmam gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Manisa Şehir Tiyatrosu ekim ayında perdelerini açıyor
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:06 Manisa Şehir Tiyatrosu ekim ayında perdelerini açıyor Ünlü oyuncu Kubilay Penbeklioğlu yönetimindeki Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, hafızalardan silinmeyecek bir oyunla tiyatroseverlere “Merhaba” diyecek. Perde, Shakespeare’in en çok sahnelenen ve en çok izlenen oyunlarından ’Bir Yaz Gecesi Rüyası’ ile ekim ayında açılacak. Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu yeni sezonda, birbirinden güzel oyunlarıyla izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Ünlü oyuncu Kubilay Penbeklioğlu yönetimindeki tiyatro ekibi, provasını sürdürdükleri Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı oyunla Ekim ayında start verecek. William Shakespeare’in aşk ve rüyalar üzerine kaleme aldığı en büyük komedisi olan oyun, tiyatroseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. "Yepyeni isimlerle, yepyeni oyunlarla Manisalıların karşısında olacağız" Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, kültürel etkinliklere ekim ayında tiyatro ile daha fazla renk katacaklarını belirten Genel Sanat Yönetmeni Kubilay Penbeklioğlu, şu açıklamalarda bulundu, “Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu olarak, bu yıl Ekim ayının ilk haftasında William Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı oyunuyla perdelerimizi açacağız. Yeni oyunlar, yeni izleyicilerle yeni hedeflere koşacağız. Eminim ki bu kadar genç, enerjik ve yetenekli arkadaşlarımızla çok daha iyi yerlere varacağız. Belediyemiz destekleriyle bizi şımarttı. Biz de bunun karşılığını vermek için canla başla çalışıyoruz. Manisa’ya yeni bir soluk getireceğiz. Manisalıların yeniden tiyatroyla buluşmalarını sağlayacağız. Yepyeni isimlerle, yepyeni oyunlarla Manisalıların karşısında olacağız. Manisa’yı çok seviyoruz, her şey Manisa için.” Hem komik hem fantastik William Shakespeare’in merkezine bir aşk hikayesini yerleştirdiği ’Bir Yaz Gecesi Rüyası’ isimli komedyası, bu aşk hikayesi üzerinden döneminin toplumsal değerlerini de gözler önüne seriyor. Ana teması aşk ve evlilik olan oyun, Antik Yunanistan’da bir düğün şenliğinde geçiyor. Karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine vurgu yapıldığı Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda “Karşılıklı sevginin önüne kim nasıl bir engel koyabilir?” sorusu irdeleniyor. Her şeyin geçiciliğinin yanında aşkın kalıcılığı ve er ya da geç bütün yanlışların üstesinden gelebilme gücünün eğlenceli bir dille izleyiciye aktarıldığı oyunda, hem gerçek hem de hayali öğelere yer verilirken, mitolojik öğelere de çokta başvuruluyor.
Miss Turkey 2024 birincisi belli oldu
12 Eylül 2024 Perşembe - 11:39 Miss Turkey 2024 birincisi belli oldu Miss Turkey 2024’te dereceye girenler belli oldu. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu 24 yaşındaki İdil Bilgen yarışmanın birincisi oldu. Miss Turkey 2024’de mücadele eden 20 genç kız birincilik için podyuma çıktı. Önceki akşam İstanbul’da bir otelde gerçekleştirilen final gecesinde jüri üyelerinin en fazla oyunu alan İdil Bilgen Türkiye’nin en güzel kızı oldu. Yarışmanın birincisi İdil Bilgen Türkiye’yi Miss World yarışmasında temsil edecek. Türkiye’yi uluslararası arenada temsil edecek olan genç kızların belirlendiği “Miss Turkey 2024” finali İstanbul’da gerçekleşti. Geceye; sanat, cemiyet ve iş dünyasından pek çok ünlü isim katıldı. Konuklar, Türkiye’nin tescilli en güzel kızlarının belirlendiği gecede heyecana ortak oldu. Sunuculuğunu Pınar Altuğ Atacan’ın üstlendiği gecede konukları selamlayan Miss Turkey Başkanı Can Sandıkçıoğlu, “Bugün, Türkiye’yi yurt dışında en iyi şekilde temsil edecek donanımlı Türk kızlarını seçiyoruz” dedi. Can Sandıkçıoğlu, Sabit Akkaya, Cihan Nacar, Alex Arslan, Selen Soyder, Neşe Erberk, Berfu Yenenler, Amine Özil, Gizem Karaca ve Gürhan Sayar’dan oluşan jüri üyeleri, "Miss World" ve "Miss Supranational" yarışmalarında Türkiye’yi temsil edecek yarışmacıyı seçmek için oy kullandı. Yarışmada 20 genç kız dereceye girebilmek için mücadele etti. Miss Turkey spor giyim sponsoru VDR ve modacı Cihan Nacar’ın tasarladığı kostümlerle podyumda yürüyen yarışmacılar davetlilerin beğenisini topladı. Jüri değerlendirmesinde ilk 10’a giren adaylar arasında daha sonra ilk 5 belirlendi. Üçüncü aşama değerlendirmede ise 2 numaralı İdil Bilgen Miss Turkey birincisi seçildi. Miss World’te Türkiye’yi Temsil edecek İdil Bilgen’e tacını Nursena Say taktı. Miss Supranational’da Türkiye adına yarışacak ikinci güzel ise 8 numaralı 26 yaşında, Paris Scholl Of Business Uluslararası Pazarlama ve İş Geliştirme Yüksek Lisans son sınıf öğrencisi Cemre Üker oldu. Cemre Üker’e tacını Selin Erberk Gurdikyan takdim etti. Miss Turkey final gecesi Youtube kanalından canlı olarak yayınlandı. Miss Turkey 2024’te yeni uygulamalar “Miss Turkey” bu yıl birçok ilke de imza attı. Yarışmada üst yaş sınırının daha önce 27 olduğunu belirten Miss Turkey Başkanı Can Sandıkçıoğlu, “Miss World ve Miss Supranational’ın aldığı karara biz de uyarak bu yıl yaş aralığımızı 18-30 olarak belirledik. Hiç evlenmemiş ve çocuğu olmamış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartımız devam etti” dedi. Mayolu geçiş olmadı Miss Turkey’de mücadele eden yarışmacılar ilk kez mayolu geçiş yapmadı. Bu durumun Miss World’ün aldığı bir karar olduğunu belirten Can Sandıkçıoğlu, “Kızlarımız sadece spor ve abiye kıyafetlerle yürüdüler. Böylece fiziklerinden ziyade donanımlarını ortaya çıkartabileceğimiz mülakat sürecine daha fazla vakit ayırdık” dedi. “Miss Universe’’ seçilmedi Bu yıl yaşanan bir diğer ilk ise "Miss Universe" yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek olan genç kızın seçilmemesi oldu. Miss Universe’nin yeni bir formata geçmesi nedeniyle bu kararı aldıklarını belirten Can Sandıkçıoğlu, önümüzdeki yıldan itibaren yine üç güzel kızın seçildiği yarışmalarda yer alınacağını söyledi.
Çivi yazısı çözüp 4500 yıllık parfümü yeniden yaptılar
10 Eylül 2024 Salı - 10:47 Çivi yazısı çözüp 4500 yıllık parfümü yeniden yaptılar 1929 yılında Mezopotamya’da bulunan 4500 yıllık Sümerce çivi yazısı tableti inceleyen Prof. Dr. Yusuf Kılıç ve öğrencisi, yazıların bir parfümün tarifi olduğunu fark etti. Asırlar önce Mezopotamya’da kullanılan parfüm, formüldeki hammaddelerin birleştirilmesi sonucu yeniden yapıldı. Mezopotamya’da 1929 yılında bulunan Sümerce çivi yazılı tablet ilk kez Alfred Pohl tarafından 1937 yılında tercüme edilmiştir. Bugün Hilprecht Collection, University of Jena, Jena Germany da muhafaza edilmektedir. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Eski Çağ ve Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kılıç ve 5 yıldan beri öğrencisi olan Meryem Karakurt Göksel ile yazmaya devam ettiği koku kitabının çalışmaları esnasında tabletteki bilgileri fark etti. Önceden beri koku ve parfüm yapma konusunda deneyimi olan doktora öğrencisi Meryem Karakurt Göksel, tabletteki bazı hammaddelerin karışımından parfüm yaptı. Bu parfüm 4500 yıllık parfümün yeniden yapılışı olarak ortaya çıktı. Böylece Prof. Dr. Yusuf Kılıç ve Doktora öğrencisi Meryem Karakurt Göksel yapmış olduğu çalışmanın adını “ Medeniyetin Güneşi: 4500 Yıllık Kokunun Yeniden Doğuşu” koydular. Bu kokuyu seri üretime geçme çalışmalarını sürdürürken bu konu hakkında yardım istediklerini belirttiler. “Medeniyetin Güneşi: 4500 Yıllık Kokunun Yeniden Doğuşu” Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Eski Çağ ve Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kılıç, öğrencisiyle yapmış olduğu koku kitabı esnasında inceledikleri Sümerce tablette 17 ayrı parfüm maddesinin fark ettiklerini ve bunun bazılarını bir araya getirerek bir katı parfüm elde ettiler. Yapmış oldukları katı parfümün adını ise “Medeniyetin Güneşi: 4500 Yıllık Kokunun Yeniden Doğuşu” koyduklarını belirten Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Eski Çağ ve Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kılıç, “Öğrencim Meryem Karakurt ile birlikte bir koku kitabı yazarken daha önce bulunmuş bir Sümerce tablete rastladık. Bu Sümerce tablete baktığımız zaman 17 ayrı parfüm maddesinin yazılı olduğunu fark ettik ve bu maddelerden bazılarını bir araya getirerek burada bir katı parfüm yaptık. Sonrasında da bunun sıvı parfümünü yaptık. Parfümümüzün adını “Medeniyetin Güneşi: 4500 Yıllık Kokunun Yeniden Doğuşu” olarak koyduk. Böylece kokumuzu ortaya çıkardık. Bunu çıkarttıktan sonra Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) tarafından bize İstanbul’a Emine Erdoğan’ın himayesinde yapılan bir toplantıya çağırdılar. Orada da sergimizi ve sunumumuzu yaptık. İnşallah devam ederse biz bu parfümü hayata geçirip 4500 yıllık Sümer Parfümünü yeniden canlandırmak istiyoruz” dedi. “Şuana kadar ele geçen belge ve keşiflere göre dünyanın en eski parfümü” Prof. Fr. Yusuf Kılıç, şuana kadar ele geçen belge ve keşiflere göre şuanda dünyanın en eski parfümün olduğu ve Sümer Kraliçesi Puabi’nin ve Sümer halkının sıkça kullandığını belirtti. Ayrıca 4500 yıllık parfümün yapılması çok büyük bir şans olduğunu bunu tam teşekkürlü bir şekilde hayata geçirerek tarihi ve kültürel değerin yanında ekonomik değerin olacağını belirten Prof. Dr. Yusuf Kılıç, “Elimizdeki şuana kadar ele geçen belge ve keşiflere göre şuanda dünyanın en eski parfümü diyebiliriz. Bu parfümden daha öncesi şuana kadar yok. O dönemde bu parfümün özellikle kadınlar tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığını biliyoruz. Yoğun bir şekilde kullanıldığını biliyoruz çünkü Sümer Kraliçesi Puabi’nin mezarına yapılan kazılarda çeşitli makyaj malzemesinin yanı sıra çeşitli koku şişeleri de bulunmuştu. Ayrıca erkekler tarafından da kullanıldığını biliyoruz. Tabii kokuyu genellikle ritüellerde de kullanıyorlar o dönemde kokusu güzel olduğu için bir nevi kutsallık şeklinde de oluyor. Yanı sıra ölü hediyesi olarak kullanıyorlar. Öteki dünyada da kullanılsın diye koyuyorlar. 4500 yıllık bu parfüm tabletinin elimize geçmesi çok büyük bir şans. Eğer biz bunu yeniden tam teşekkürlü bir şekilde hayata geçirirsek tabi tarihi ve kültürel değerin yanında bir de ekonomik değerin oluşturacağına inanıyorum” ifadelerinde bulundu. 4500 yıl önce Sümer insanları katı parfümü nasıl kullanıyordu? Ayrıca Sümer insanlarının katı parfümün nasıl kullandığını anlatan Prof. Dr. Yusuf Kılıç, “Sümerli insanlar 4500 yıl önce bu katı parfümü eline alıp önce kulunç elinin damar kısmına sürdükten sonra iki damarı üst üste getiriyormuş. Ardından sürdüğü yerden almış ve kulaklarının altındaki 2 önemli damara sürmüş. Özellikle damara sürdüğü zaman parfümün kokusu daha kalıcı oluyor ve kokusunu daha erken hissediyorsunuz” şeklinde kullanıldığını belirtti. “Gerekli destek geldiği takdirde seri üretime geçeceğiz” 4500 yıllık katı parfümün yanı sıra içinde parfüm olduğunu düşünülen şişelerinde olduğu söyleyen ve seri üretime geçmek için gerekli destek sağlanması karşılığında seri üretime geçmeyi planladığını belirten Prof. Dr. Yusuf Kılıç, “Bizim bu 4500 yıllık tabletimizde tespit ettiğimiz ham maddelerin bazılarını kullanarak böyle katı bir parfüm yaptık. Aynı zamanda şişelerde bulduk ama bu şişelerin içinde de sıvı parfümlerin olduğunu biz tespit ettik. Bizde o dönemin geleneğini devam ettirerek katı parfüm ve sıvı parfüm yapmaya başladık. İnşallah biz bunu seri bir şekilde üretmek için gerekli destek sağlandığında seri üretimleri geçeceğiz” dedi. “Binlerce yıl önce kullanılan bu kokuyu yeniden canlandırarak o dönemlerin hislerini bugüne taşımayı amaçlıyoruz” Çalışmaları yaparken çeşitli anabilim dallarını kullanarak çalıştıklarını ve bu çalışmanın asıl amacı binlerce yıl önce kullanılan bu kokuyu yeniden canlandırarak aslında o dönemin hislerini bugüne taşımayı amaçladıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Doktora Öğrencisi olan Meryem Karakurt Göksal, “Çalışmalarımıza devam ederken Tarih, Eski Çağ Tarihi, Coğrafya, Botanik, Arkeobotanik gibi bütün anabilim dallarıyla beraber disiplinli bir şekilde bir çalışma yapıyoruz. Burada 4500 yıllık bir kokuyu rastladığımızda elbette çok heyecanlandık. Deneysel arkeoloji metoduyla binlerce yıl önce kullanılan bu kokuyu yeniden canlandırarak aslında o dönemin hislerini bugüne taşımayı amaçlıyoruz. Amacımızı da eriştiğimizi düşünüyorum. Yaklaşık iki ay çalışmalarımız var fakat gerisinde beş yıllık bir çalışmayla biz bunları devam ettirdik. Bu kokuyu da yeniden doğuş olarak adlandırmamızın de Antik dönemde kullanılıp binlerce yıl sonra Prof. Dr. Yusuf Kılıç ve tarafımca yapılan çalışmalarla beraber yeniden kazandırılmasını borçlu olduğumuza belirtmek isterim” şeklinde konuştu. “4500 yıllık parfüm; Gül, safran, misk, amber gibi tarz kokular barındırıyor” 4500 yıllık parfümün özellikleri deyiyen ve parfümün içinde gül, safran, misk, amber gibi tarz kokuların barındığını belirten Doktora Öğrencisi olan Meryem Karakurt Göksal, “Parfüm özellikleri içerik olarak ham maddelerinde o dönemde nasıl kullanıldıysa yani antik dönemden bugüne yansıyan kokuların aslında zaman ve mekan değişse de kokunun ve kokuyu oluşturan ham maddelerin hiçbir zaman değişmiyor. Kullanım alanlarının o dönemdeki insanların da çok iyi bildiğini yapılan çalışmalar sonucunda öğrendik. İçerisindeki ham maddeler bugün lüks olarak adlandırabilecek gül, safran, misk, amber bu tarz kokuların barındırdığını belirtmek isterim” dedi.
Kuşadası’nda renkli köpek şöleni: ’International Dog Show’ sona erdi
09 Eylül 2024 Pazartesi - 11:52 Kuşadası’nda renkli köpek şöleni: ’International Dog Show’ sona erdi Kuşadası Belediyesi’nin katkılarıyla Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonu (KIF) tarafından düzenlenen ’Kuşadası International Dog Show’ sona erdi. Üç gün süren yarışmada, sahipleri tarafından özenle hazırlanan köpekler ringe çıkıp, hünerlerini sergiledi. Kuşadası Belediyesi’nin desteğiyle Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonu tarafından kentte bu yıl ilk kez düzenlenen ’Kuşadası International Dog Show’ yarışması tamamlandı. Renkli görüntülere sahne olan yarışmaya Türkiye’nin yanı sıra Rusya, İspanya, Gürcistan, Azerbaycan ve Bulgaristan’dan sahipleriyle birlikte toplam 217 köpek katıldı. Yarışma alanı dışında yürüyüş ve duruş çalışan köpekler, ırklarına ve yaşlarına göre farklı klasmanlarda yarışarak hakemler tarafından Kinoloji Federasyonu’nun belirlediği standartlar doğrultusunda değerlendirmeye tabi tutuldu. Yarışma sonunda dereceye giren köpeklere mama, sahiplerine de kupa verildi. Ödül törenine Kuşadası Belediye Başkan Vekili Tibet Özer de katıldı. Kuşadası’nda düzenledikleri etkinlikle aynı zamanda çocuklara hayvan sevgisi de aşıladıklarını belirten Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonu (KIF) Başkanı Ozan Belkıs, "Öncelikle bize destek olan Kuşadası Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Kuşadası’nda, köpek ırklarının standartlarını yeniden kayıt altına almış olduk. Yarışmayı izlemeye gelen çocuklara küçük kitapçıklar da dağıtarak köpek bakımı ve hayvan sahibi olmanın gerektirdiği sorumlulukları anlattık" dedi. Türkiye Köpek Eğitmenleri Derneği Başkan Yardımcısı Turgay Demir ise, "Köpeklerin ırk standartlarını belirlemek doğru ve yeterli sayıda üremeleri açısından çok önemli. Burada gerçekleştirilen etkinlikle aslında insanları sokak hayvanlarının sahiplenilmesine de teşvik etmiş oluyoruz. Köpekler bizlerin en yakın ve sadık arkadaşlarıdır" diye konuştu.