MAGAZİN
Mehmet Çevik sahnelere ara verdi, Ramazan’da maneviyata yöneldi 04 Mart 2026 Çarşamba - 23:03:36 Ünlü sanatçı Mehmet Çevik, geçirdiği estetik operasyonun ardından Ramazan ayını dinlenerek ve Bursa’daki İslam alimlerinin kabirlerini ziyaret ederek geçirdiğini söyledi. Annesiyle birlikte Bursa’daki Emir Sultan Camii’ni ziyaret eden Çevik, "Ramazan benim için içe çekildiğim ve Allah’a daha yakın hissettiğim bir ay" dedi. Yoğun sahne temposunun ardından Ramazan ayını dinlenerek geçirmeyi tercih ettiğini belirten Mehmet Çevik, estetik operasyon kararıyla ilgili de açıklamalarda bulundu. Çevik, "Normalde çok kararsızdım böyle bir operasyon yaptırıp yaptırmamak konusunda. Ama artık 38 yaşına geldim. Seyircilerime ve dinleyicilerime daha şık görünmek, daha iyi hissetmek için küçük bir operasyon yaptırdım. Sağ olsun Murat Hoca bu süreci gerçekleştirdi ve yanımda oldu" ifadelerini kullandı. Operasyon sonrası süreci Ramazan ayına denk getirmenin kendisi için avantaj olduğunu söyleyen Çevik, yoğun sahne temposuna ara verdiğini belirterek, "Ramazan ayında genelde kabuğuma çekilirim. Maneviyatımı güçlendirmek için bu dönemi fırsat olarak görüyorum. Normalde her yıl umreye giderim, gidemediğim zamanlarda ise Emir Sultan’a gelirim. Bu yıl da geleneği bozmadım" diye konuştu. Annesiyle birlikte Emir Sultan Camii’ni ziyaret ettiğini söyleyen sanatçı, Ramazan ayının kendisi için huzur ve sakinlik anlamına geldiğini belirtti. Çevik, "Bu süreçte evde dinleniyorum, sahne ve iş görüşmelerini tamamen rafa kaldırdım. Bayramdan sonra yeniden yoğun bir çalışma temposu başlayacak ama şu an tamamen Ramazan’ın manevi atmosferini yaşamak istiyorum" dedi. Dünyada yaşanan savaşlara da değinen Mehmet Çevik, masum insanların zarar görmesinin herkesi derinden üzdüğünü ifade ederek, "Savaşların kazananı yok. Olan her zaman masum insanlara ve çocuklara oluyor. Allah bütün insanlığı kötülüklerden korusun" şeklinde konuştu. Öte yandan Çevik, düzenlediği "Kadınlar Matinesi" programlarının yoğun ilgi görmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "İnsanların bize güvenmesi ve programların bu kadar kalabalık geçmesi beni çok mutlu ediyor. Demek ki yılların emeği karşılık bulmuş" ifadelerini kullandı. Ramazan ayının birlik ve bereket ayı olduğunu belirten Mehmet Çevik, tüm vatandaşların Ramazan ayını ve yaklaşan Ramazan Bayramı’nı kutlayarak, "Allah yaptığımız ibadetleri kabul etsin, bizleri sağlık ve huzur içinde nice bayramlara ulaştırsın" dedi.
19 Şubat 2026 Perşembe - 14:42 Tuğba Özay’dan Kars’ta Birlik ve Beraberlik Mesajı: "Emperyalizmin oyununa gelmeyelim" Özel bir davet üzerine Kars’a gelen ünlü sanatçı Tuğba Özay, kentin tarihi ve turistik dokusuna hayran kaldı. Sarıkamış’ta kayak merkezinden şehitliğe kadar pek çok noktayı ziyaret eden Özay, Türkiye’nin içinden geçtiği süreçlere ve yerli turizmin önemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Elin gavuruna para kazandırmayın, kendi yurdunuzu tanıyın" Sarıkamış Kayak Merkezi’ndeki tesisleşmeden ve doğadan çok etkilendiğini belirten Özay, vatandaşlara tatil rotalarını yurt içine çevirmeleri konusunda çağrıda bulundu. Dünyanın pek çok yerini gezdiğini ancak Anadolu coğrafyasının eşsiz olduğunu vurgulayan sanatçı Tuğba Özay, "İyi ki gelmişim, Sarıkamış’a hayran kaldım. Kars çok güzel, tabi ki o yıllardan bu yıllara çok gelişen şeyler olmuş. Özellikle Sarıkamış Kayak Merkezi olarak müthiş, gerçekten bayıldım ve dün yaptığım çekimlerde de hep şunu vurguladım takipçilerime dediğim şey, ülkemiz çok güzel, ülkemizin her yeri çok güzel, yakın takipçilerim, beni tanıyan herkes çok iyi biliyor ben ciddi bir vatan sevdalısıyım. Yani diyorum ki elin gavuruna gidip, onlarca paralar kazandıracağımıza, gelin kendi yurdumuzu tanıyalım. Kendi yurdumuzda, kendi vatanımızda o kadar güzel keşfedilmemiş yerler ve turiste aç olan o kadar yerler ve tesislerimiz var ki, Sarıkamış’a hayret ettim. O kadar çok oteller yapılmış, hepsi de 5 yıldızlı, tesis olarak işte o telesiyejler, kar motorları, olması gereken her şey var diye düşünüyorum. Ve ‘yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ dışarıya vallahi de billahi de çıkmamalı, dünyanın dört bir yanı gezmiş insan olarak en sevdiğim coğrafya kesinlikle kendi coğrafyamız. Tabi ki dünyanın bir çok yeri güzellikle dolu ama ne olursa olsun, bizim kökümüz, bizim toprağımız, bizi sarıp, sarmayan yer kendi vatanımız. Eğer ki bir birimize destek verirsek, bu ülke zaten çok çok güçlü olur diye düşünüyorum. Çıkın çıkın gelin, Sarıkamış ayrı güzel ama Kars’ın diğer ilçelerinde güzellikler var" dedi. "Sarıkamış şehitliğinde duygu seli: "İliklerime kadar hissettim" Ziyaretinin en duygusal anlarını Sarıkamış Şehitliği’nde yaşayan Özay, ""Sabah kalktığımızda ilk işimiz şehitliğimizi ziyaret etmek oldu. O acıyı o kadar çok iliklerime kadar hissettim ki, tabi ki hikayesini biliyoruz, tarihini biliyoruz. Sarıkamış şehitlerimizi saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz. Özellikle o anıt mezare gittiğimde, isimleri gördüğüm zaman, geçekten çok çok iliklerime kadar hissettim. Çok üzüldüm, ağladım. O bayrağımız orada dalgalanırken, o asker heykellerini gördüğümde, o yazılanları okuduğumda muazzam bir duygu fırtınası yaşadım. Bu ülke kolay kurulmadı, bu vatan topraklarına kolay sahip çıkılmadı. Bizler bugün bu coğrafyada rahat ve özgürce yaşıyorsak, atalarımıza minnet borçluyuz. Bu vatan için kim mücadele etti, kim şehit olduysa, kim gazi olduysa, kimin çorbada tuzu varsa hepsine minnet borçluyuz. Yaşamımızı onlara borçluyuz" diye konuştu. "Siyaset olmazsa halklar kardeştir" Terörsüz Türkiye süreci ve toplumsal barış üzerine de görüşlerini paylaşan Tuğba Özay, dış güçlerin müdahalesine karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti. Etnik ve inanç üzerinden yapılan kışkırtmalara dikkat çeken sanatçı, Özay, "Ben her zaman tüm halkların kardeşliğini savunan bir insanım. Ama emperyalizm istediği zaman bir yerleri kaşıyor ve oradaki halkları bir birine düşürüyor. Bu yeri geliyor etnik kimlik üzerinden yapılıyor. Yeri geliyor inançlar üzerinden yapılıyor. O yüzden ne olursa olsun, hangi hükümet gelirse gelsin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şu bilinçte olması gerekir. Emperyalizmin oyunlarına hiçbir zaman gelmemeliyiz. O yüzden bana göre her zaman halklar kardeştir. Halkların arasında bir sıkıntı sorun yoktur, siyaset olmazsa" şeklinde konuştu. "Kars turizmine davet" Konuşmasının sonunda Kars’ın sadece merkezinin değil, tüm ilçelerinin ayrı bir cevher olduğunu belirten Özay, takipçilerine ve tüm Türkiye’ye "Çıkın çıkın gelin" diyerek bölge turizmine destek istedi. Öte yandan sanatçı Tuğba Özay, Kars’ta yöresel ürünlerin satıldığı işletmede alış-veriş yaptı. Özay, bol bol Kars kaşarı ve gravyer peyniri sipariş etti.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm" Ünlü sanatçı Metin Akpınar’ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu’nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açıp kazandığı manevi tazminat davasıyla ilgili, "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum" dedi. Duygu Nebioğlu tarafından Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün görülen karar duruşmasında mahkeme, davanın kabulüne hükmetti. Mahkeme heyeti, Metin Akpınar’ın Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Kararın, benzer davalar açısından emsal nitelik taşıyabileceği değerlendiriliyor. "Emsal bir karar verildi" Tazminat davasını kazanan tarafın avukatı Ferihan Polat, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 4 yıldır süren hukuki mücadelenin önemli bir aşamasının geride bırakıldığını belirtti. Polat, babalığın benimsenmemesi nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasını kazandıklarını ifade ederek, sürecin önce babalık davasıyla başladığını, bu davanın sonuçlanmasının ardından tazminat davası açtıklarını ve mahkemenin yüksek tutarlı bir manevi tazminata hükmettiğini söyledi. Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Ahmet Furkan Uludağ ise Metin Akpınar ile yaklaşık dört yıldır süren hukuki mücadelede önce babalık davası açtıklarını ve davayı kazandıklarını belirtti. Uludağ, karşı tarafın iletişime geçmemesi üzerine Nebioğlu’nun yaşadığı mağduriyet nedeniyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sürecinde çok sayıda tanığın dinlendiğini ve kapsamlı araştırmalar yapıldığını kaydetti. Mahkemenin, sunulan deliller doğrultusunda emsal nitelikte bir karar verdiğini ifade eden Uludağ, talep doğrultusunda 6 milyon TL manevi tazminata hükmedildiğini söyledi. "Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" Kararın ardından konuşan Duygu Nebioğlu, yaklaşık 20 yıldır verdiği mücadelenin sonunda haklılığının ortaya çıktığını, yıllardır verdiği mücadelenin sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü belirterek duygularını şöyle dile getirdi: "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ sayesinde Metin Akpınar tarafından terk edildiğimi ve annemin yaşadıklarını hukuken ortaya koymuş olduk. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum. Yıllardır yaşadığım üzüntü ve çocukluk yaralarımla yüzleşme isteğim nedeniyle bu mücadeleyi verdim ve adaletin yerini bulduğuna inanıyorum. Aldığımız kararın emsal niteliğinde olduğunu ve ailesini arayan, toplumda yer edinmeye çalışan kimsesiz çocuklara da örnek olacağını düşünüyorum. Avukatlarıma minnettarım ve mücadelemize devam edeceğiz. Ayrıca bu süreçte destek olan gazeteci Oktay Koltan’a, annemin mektubunun ortaya çıkmasına katkı sunduğu için çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce yapılan bir iyilik bugün bir sonuca ulaştı. Yanımda olan aileme, Özdemir Nebioğlu ve Emine Nebioğlu’na teşekkür ediyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Tanık olarak dinlenen Adile Şener’e ve sanat camiasından Yeşim Salkım ile Farah Yurtsever’e de destekleri için minnettarım. Manevi destek veren herkese ve kamuoyunda yanımda olan Türk halkına teşekkür ediyorum. Bugün aldığım sonuçla yaralarımı bir nebze olsun sarabileceğime inanıyorum. Bu davanın herkese örnek olmasını istiyorum." Nebioğlu, aldığı kararla yaşadığı acıların bir nebze hafifleyeceğine inandığını ve mücadelesine devam edeceğini sözlerine ekledi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:06 Bursa’nın kadınlar matinesinde güven ve sanat vurgusu Bursa’nın vazgeçilmez eğlencelerinden biri haline gelen Kadınlar matinesi öncesinde sahneye çıkmaya hazırlanan Mehmet Çevik, samimi açıklamalarda bulundu. Yıllardır kadınlara özel düzenlediği matine organizasyonlarıyla büyük bir kitleye ulaşan Çevik, başarısının temelinde güven ve sevgi olduğunu vurguladı. İşini büyük bir aşkla yaptığını dile getiren Mehmet Çevik, arkasında kendisini samimiyetle dinleyen geniş bir dinleyici kitlesi olduğunu söyledi. Sadece yerel değil, ulusal magazinde de güçlü dostlukları bulunduğunu ifade eden Çevik, "Bu işi gerçekten layıkıyla yapan, yol arkadaşı dediğim insanlar beni sevenlerimle buluşturuyor. Bu da hem yerelde hem ulusalda karşılık buluyor" dedi. "Sanatçı her yönüyle örnek olmalı" Magazin dünyasında yaşanan gelişmelere temkinli yaklaştığını belirten Çevik, bu konularla ilgili konuşmaktan özellikle kaçındığını dile getirdi. Sanatçının topluma örnek olması gerektiğinin altını çizen Çevik, "Sanatçı; duruşuyla, yaşam tarzıyla, sahnesiyle, sesiyle, kıyafetiyle bir bütün olmalı. Halka ve sevenlerine örnek teşkil etmeli" ifadelerini kullandı. 16 yaşından beri sahnede Kadınlar matinesi serüveninin genç yaşlarda başladığını anlatan Mehmet Çevik, "Yaklaşık 16 yaşımdan beri bu organizasyonları yapıyorum. İlk olarak Gemlik’te başladık. O dönemlerde sosyal medya yoktu ama 400-500 kişilik salonları dolduruyorduk. Sonrasında Yalova ve Türkiye’nin birçok şehrinde sahne aldık. Bursa’da ise her ay düzenli olarak bin kişiyi aşkın misafirimizi ağırlıyoruz" diye konuştu. "Bana emanet edilen güveni boşa çıkarmam" Kadınlar matinesinin en önemli unsurunun güven olduğunu vurgulayan Çevik, "Eşler, hanımlarını getirip bana emanet ediyor. Eğleniyorlar, sonra gelip alıyorlar. Güven vermeyen bir sanatçıya bu ilgi olmaz. Ben de bir aileyim, benim de çocuklarım var. Bu işi sadece sanat ve eğlence için yapıyoruz" dedi. "Onlar benim gücüm" Kadınların günlük hayatın yoğun temposunda yorulduğunu belirten Çevik, ayda bir kez onları eğlenceli bir ortamda ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. "Bugün de yine birbirinden kıymetli hanımlarla, güzel kalplerle bir arada olacağım. Onlar bana büyük bir güç ve destek oluyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi.
Şarkılar otizimli bireyler için söylendi
21 Nisan 2024 Pazar - 13:31 Şarkılar otizimli bireyler için söylendi Balıkesir Türk Müziği Korosu’nun Otizimli Bireyleri Destekleme Vakfı işbirliği ile gerçekleştirdiği konserde, Selahattin Altınbaş’ın ölümsüz eserleri kulakların pasını sildi. Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen konserde; İlimiz Susurluk İlçesi doğumlu olan ünlü bestekar Selahattin Altınbaş’ın eserleri sanatseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Berk Ersöz’ün sunumuyla gerçekleşirilen konserin açılışında Obidev’den eğitim alan mehtar takımı salında coşkulu anlar yaşattı. Gösterinin ardından konserin ilk bölümünde Balıkesir Türk Müziği Korosu’nun, Sanat Yönetmeni Koro Şefi Atik Sahil’in yönetiminde seslendirdiği şarkılar büyük alkış aldı. Konserin ikinci bölümünde ise TRT İstanbul Radyosu Ses Sanatçısı Tuğçe Pala konuk oldu. Konserin açılış konuşmasını yapan Balıkesir Musiki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nilgül Bulca’nın ardından Balıkesir Otizmli Bireyleri Destekleme Derneği Başkanı Fatma Tabanlı, otizimli bireyler yararına gerçekleştirilen konserin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. Balıkesir Musiki Derneği Onursal Başkanı Levent Tellioğlu ve Balıkesir Musiki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nilgül Bulca’nın da yer aldığı Balıkesir Türk Müziği Korosu Konserine Vali Yardımcısı Ömer Faruk Günay, Karesi Kaymakamı Metin Arslanbaş, Altıeylül Belediye Başkan Vekili İsmail Baha Torun ve çok sayıda sanatsever katıldı.
Velilerin zor imtihanı: Bu kez 23 Nisan’da veliler çalacak, öğrenciler dinleyecek
21 Nisan 2024 Pazar - 10:40 Velilerin zor imtihanı: Bu kez 23 Nisan’da veliler çalacak, öğrenciler dinleyecek Denizli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında sıra dışı bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Alışılagelmişin aksine velilerden oluşacak bando takımının çalacağı marşları bu kez öğrenciler dinleyecek. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına sayılı günler kala, Denizli’de özel bir hazırlık dikkat çekiyor. Sıra dışı bir kutlama planlayan Pamukkale Hacı İbrahim Demireren İlkokulu’nda öğrencilerden oluşması gereken bando takımı, bu kez gönüllü velilerden kuruldu. Bando trampet takımını alan anne ve babalar, öğrencilerin izlediği bir ortamda çalışmalarına hummalı bir şekilde devam ediyor. Okul bahçesinde devam eden çalışmalarda velilerin müzik aletlerini hatasız bir şekilde çalma gayretleri, öğrenciler tarafından ilgiyle izleniyor. Velilerin özverili çalışması, bayram ruhunu daha da güçlendirirken; çocukların da bu sürece aktif olarak dahil olması renkli görüntüler oluşturuyor. Okul öğretmenlerinden Sedat Arıkan tarafından proje edilen bu fikirde birleşen veliler, 23 Nisan’da Denizli sokaklarında Türk bayraklı tişörtlerini de giyip bando gösterisi yapmaya hazırlanıyor. Veliler anlamlı bir projede yer almanın mutluluğunu yaşarken, çocukları ise eksiklerini gidermek için hummalı bir çalışma yapan anne babalarını gururla izliyor. Velilerin uyum içinde çalıştığını söyleyen bando takımının eğiticisi Halil İbrahim Yılmaz, “Bu proje bana iletildiğinde ben de memnuniyetle karşıladım. Velilerimize bu fikri ilettik. Bu konuda velilerimizle görüşme yaptık, onlar da kabul ettiler. Sağ olsunlar çalışmalara başladık. 2 haftadır çalışıyoruz. Biraz amatör bir grubuz ama olsun önemli olan bu milli bayramımızı çocuk bayramımızı en iyi şekilde coşkulu bir şekilde kutlayabilmek. Çalışmalarımız gayet güzel gidiyor. Bayramda çocuklarımız için büyük bir sevinç kaynağı sürpriz olacak. Mahallemizde bando ekibiyle yürüyüş yapacağız. Mahallemizdeki insanlar için de değişik bir deneyim olacak” dedi. "Geçmişimize döndük" “Atatürk´ün bize armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı´nda böyle bir etkinlikle veli olarak bulunmaktan büyük onur duyuyoruz" diyen öğrenci velisi Emine Atmaca ise şöyle konuştu: "Geçmişime dönmüş olduk. Bu vesileyle kızıma da örnek olmak istedim. Geçmişte zaten trampette çalmıştım. Majör de olmuştum tekrardan bu gururu yaşamaktan mutluluk duyuyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için öğretmenimizin organizasyonunda tüm velilerle birlikte gönüllü velilerle birlikte böyle bir program hazırlamaya karar verdik çok da eğlenceli geçiyor farklı bir organizasyon olacak mutluyuz”
Oyuncu Barış Arduç, Kiğılı için kamera karşına geçti
18 Nisan 2024 Perşembe - 12:17 Oyuncu Barış Arduç, Kiğılı için kamera karşına geçti Türkiye’nin önde gelen erkek giyim moda perakende markalarından Kiğılı, geçtiğimiz yıl başlattığı rahat ve özgüvenli dönüşüm stratejisinin yeni reklam kampanyasını, başarılı oyuncu Barış Arduç iş birliği ile hayata geçirdi. 85 yıllık marka DNA’sını koruyarak, özünü geleceğe taşımak amacıyla geçtiğimiz yıl dönüşüm yolculuğunu başlatan ve rahatlık ve özgüven kavramlarını sahiplenen Kiğılı, “Kiğılı’dasın Rahatsın” çatısı altında, bir erkeğin hayatının her anında Kiğılı markasıyla yer almayı hedefliyor. Kiğılı, marka gücünü Barış Arduç’un karizmatik ve özgün tarzı ile birleştiriyor. Erkek giyim modasına damga vurmayı hedefleyen iş birliğinin duyurusu niteliğindeki yeni sezon reklam kampanyası, Barış Arduç’un hayatındaki farklı anlarda marka ile her zaman rahat hissettiğinin altını çiziyor. Arduç’un bornozuyla kapıyı açıp “üstüme rahat bi’ şeyler alıp, geliyorum” demesiyle başlayan kampanya filminde, rahatlık ve şıklığından ödün vermeyen Barış Arduç’un iş ve sosyal hayatı dışında özel anlarda da marka ile daima şık ve daima rahat olduğu görülüyor. Üstüne rahat bi’ şeyler giymeden hiçbir yere gitmeyen Barış Arduç, casual, spor, takım elbise gibi farklı tarz ve stilde kombinler ile Kiğılı’nın her an rahatlık ve özgüven sunduğunu akılda kalıcı bir şekilde vurguluyor. Barış Arduç’un karizması ile Kiğılı’nın köklü geçmişi ve ülke sınırlarını aşan kalitesini bir araya getiren kampanya, erkek moda dünyasında farklı bir iz bırakmayı hedefliyor. Reklam Filmi 4129 Grey / Ogilvy İstanbul imzası taşırken, filmin yönetmenliğini Anima İstanbul’dan Engin Erden üstleniyor.
Dünyaca ünlü sanatçı Imany, haziran ayında Türkiye’ye geliyor
17 Nisan 2024 Çarşamba - 12:02 Dünyaca ünlü sanatçı Imany, haziran ayında Türkiye’ye geliyor İlk albümü “Shape of a Broken Heart” ile üç ülkede platin plak ödülü kazanarak geniş bir hayran kitlesi edinen dünyaca ünlü sanatçı Imany, Voodoo-Cello Türkiye turnesi kapsamında haziran ayında Türkiye’ye gelecek. ’80. Yıl Feelin’ Good Etkinlikleri kapsamında sevenleriyle buluşacak olan Imany, yoğun talep üzerine son defa Voodoo-Cello Türkiye turnesine çıkacak. Imany, turne kapsamında haziran ayında İstanbul, Ankara, Antalya ve İzmir’de müzikseverlerle buluşacak. Imany’nin 2021 yılında çıkardığı ve çok sevilen cover albümü “Voodoo-Cello”da seslendirdiği ikonik pop şarkılarını tiyatral ögelerle bezenmiş benzersiz bir görsel şov eşliğinde yorumlayacağı konserlerin biletleri Biletinial’da satışa çıktı. İlk albümü “Shape of a Broken Heart” ile üç ülkede platin plak ödülü kazanarak geniş bir hayran kitlesi edinen, “You Will Never Know” ve “Don’t Be Shy” singleları ile dünya çapında üne kavuşan Imany, şarkılarında aşkın yanı sıra, kadın hakları, iklim değişikliği gibi birçok konuda sevenlerinin sesi oluyor ve adeta bir hikâye anlatıcısı olarak günümüz dünyasını şarkılarıyla anlatıyor. Turne kapsamında Imany, 4 Haziran’da Ankara, 5 Haziran’da İzmir, 7 Haziran’da İstanbul ve 8 Haziran’da Antalya’daki hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.
Tarkan, ‘Yarının Köyleri’ için yeniden kamera karşısında
17 Nisan 2024 Çarşamba - 10:13 Tarkan, ‘Yarının Köyleri’ için yeniden kamera karşısında Megastar Tarkan, Trendyol ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğinde yürütülen Yarının Köyleri projesi için bir kez daha kamera karşısına geçti. Çekimler, projenin ilk aşamasında belirlenen 3 pilot köyden biri olan Adana’nın Kürkçüler Köyü’nde gerçekleşti. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğiyle hayata geçirilen Yarının Köyleri projesi için yeni reklam filminde megastar Tarkan rol aldı. Çekimler için ilk Yarının Köyleri dijital merkezinin kurulduğu Adana’daki Kürkçüler Köyü’ne giden Tarkan, burada Trendyol Grubu Kurumsal İletişim Direktörü İrem Poyraz ve UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton ile bir araya geldi. Köylerde üretimin güçlendirilmesi, kültürel değerlerin korunması ve istihdamın artırılmasını destekleyen Yarının Köyleri projesi, Trendyol’un teknolojik yetkinlikleri ile UNDP’nin kırsal kalkınmadaki saha tecrübesini bir araya getiriyor. E-ticaret platformu, proje kapsamında belirlenen köylerde dijital merkezler kurarak çocuklar, gençler, kadınlar ve engelli bireyler başta olmak üzere kooperatifler ve yerel üreticilerin de aralarında olduğu geniş bir kitleye yönelik kapasite geliştirme faaliyetleri sunuyor. “Yarının Köyleri geleceğe dair umutları yeşertiyor” Projeyi ilk günden beri büyük bir ilgiyle yakından takip ettiğini belirten Tarkan, “Yarının Köyleri projesinin bir parçası olmaktan ve aradan geçen zamanda oluşturulan etkiyi görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Sosyal duyarlılığı yüksek bir marka olarak Trendyol’un köylere kurduğu dijital köprülerin kırsal kalkınma adına önemli bir şans olduğunu düşünüyorum. Bu topraklarda büyüyen bir marka olarak sanattan sivil toplumun desteklenmesine her alanda ülkesine faydalı olmaya çalışan Trendyol, bu projeyle de geleceğe dair umutlarımızı yeşertiyor. Yeni reklam filmimizle bu umudu tüm Türkiye’nin kalbinde hissedeceğini biliyorum” şeklinde konuştu. UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, "Dijital araçlar kalkınmada güçlü müttefiklerdir. Dijital araçlar; köylerdeki insanların şehirlerdekilerle aynı fırsatlardan yararlanmasına yardımcı olurken, Kürkçüler’de yetişen narenciye ve biber gibi yerel gurur kaynağı olan kendine özgü ürünler için yeni pazarlar oluşturabilir. Trendyol’un e-ticaretin kapısını açması ve Tarkan’ın da yanımızda olmasıyla mesajımızın duyulacağını biliyoruz" dedi. “Yarının Köyleri’nde üretilen ürünler e-ihracat ile dünyaya açılacak” Trendyol Grubu Kurumsal İletişim Direktörü İrem Poyraz, Tarkan ile yaptıkları iş birliğine ve projeye ilişkin şunları söyledi: “Adana, Diyarbakır ve İzmir’de 3 pilot köy ile başlattığımız projenin ilk aşamasında önemli bir mesafe kat ettik. Yarının Köyleri için yola çıkarken, ülkemizin farklı köşelerinde üretilen eşsiz ürünlerin hak ettiği değeri bulması, zanaatların katma değerli ürünler olarak küresel pazarlarda kullanıcıya sunulması en büyük arzumuzdu. Projenin ikinci aşamasında, Yarının Köyleri’nde üretilmiş ürünleri Trendyol’un e-ihracat yaptığı Azerbaycan, Körfez ülkeleri, Orta ve Doğu Avrupa gibi pazarlarda kullanıcıyla buluşturmak istiyoruz. UNDP ile birlikte dijital fırsat eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunan adımlar atmaya devam ediyor, 2028 sonuna kadar 10 köyde 1 milyon kişiye ulaşarak yerel ekonomiyi ve sosyal kalkınmayı desteklemeyi hedefliyoruz. Adana’da açtığımız ilk dijital merkezimizde bu hayallerin şimdiden gerçeğe dönüşmesine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Lansman filmimizde olduğu gibi yeni reklam filmimizde de Yarının Köyleri’ni Tarkan’ın gözünden yansıtarak bu tanıklığı onun aracılığıyla paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.” Yarının Köyleri’nde bugüne dek neler yapıldı? Yapılan açıklamaya göre, e-ticaret platformunun 2022 yılında başlattığı Yarının Köyleri projesi, yereldeki teknolojik imkanları güçlendirme, üretimi artırma ve istihdamı teşvik etme amacı taşıyor. İlk fazında Adana, Diyarbakır ve İzmir’de üç pilot köy ile başlayan “Yarının Köyleri” projesinin ilk Dijital Merkezi, Aralık 2023’te Adana Kürkçüler’de açıldı. Merkez’de bugüne dek üreticilere yönelik dijital okuryazarlık, e-ticaret ve inovatif ürün geliştirme atölyeleri, çocuk ve gençlere yönelik STEM, kodlama, robotik ve 3D tasarım eğitimleri, çiftçilere ve tarım sektörüne yönelik dijital tarım uygulamalı eğitimleri gerçekleştirildi. Proje kapsamında Adana ve İzmir’de pilot köylerde dijital tarım ekipmanları kuruldu ve bu sayede zirai ilaç kullanımında şimdiden yüzde 25 düşüş, su ve akaryakıt kullanımında önemli ölçüde tasarruf sağlandı. Projenin bir sonraki fazında, Yarının Köyleri’nde üretilen ürünlerin platformun, e-ihracat yaptığı Azerbaycan, Körfez ülkeleri, Orta ve Doğu Avrupa pazarlarına da açılması hedefleniyor.
Aksaray’da Kemal Sunal ve Yeşilçam izleri
16 Nisan 2024 Salı - 10:13 Aksaray’da Kemal Sunal ve Yeşilçam izleri Yönetmenliğini Kartal Tibet’in, yapımcılığını ise Türker İnanoğlu’nun üstlendiği ve 1985 yılında Kemal Sunal ile Perihan Savaş’ın başrolünü paylaştığı “Keriz” filminin çekildiği Aksaray’ın Gücünkaya köyü aradan geçen 39 yıla rağmen halen Yeşilçam’ın izlerini taşıyor. Yeşilçam sinemasının unutulmazları arasına giren Kemal Sunal’ın 1985 yılında Aksaray’ın Gücünkaya köyünde çektiği “Keriz” filminin izleri aradan geçen 39 yıla rağmen halen o köyde yaşıyor. “Keriz” filminin çekimleri Aksaray’ın merkeze bağlı Gücünkaya köyünde gerçekleştirildi. 1985 yılında çekilen ve başrollerini Kemal Sunal ile Perihan Savaş’ın oynadığı, yönetmenliğini Kartal Tibet’in, yapımcılığını ise Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, Halit Akçatepe, Müge Akyamaç, Ali Şen, Aliye Rona, İhsan Yüce, Nubar Terziyan, Turgut Özatay, Nuran Aykut, Yaşar Şener, Hakkı Kıvanç, Sırrı Elitaş ile Faruk Savun gibi birçok artistin oynadığı filmde o yıllarda köy halkı da oynayarak filme büyük katkıda bulundu. Aradan geçen 39 yıla rağmen görüntüsünden çok fazla bir şey kaybetmeyen müstakil ev yıkılmaya yüz tutmuş olsa da halen ayakta duruyor. Zülfü rolüyle filmde oynayan Kemal Sunal, Zülfüye rolüyle oynayan Perihan Savaş ile evlendiği ve düğünün yapıldığı köy evinde en dikkat çeken değişiklik yıpranmış olması. Filmin ilk ismi farklıydı O yıllarda “Keriz” filminde oynayan onlarca köy halkı çocuk olmalarına rağmen hala o günleri gülerek yad ederken, birçok sahnede oynayan köy halkından Ömer Ok (67) o günleri anlattı. Filmin ilk isminin farklı olduğunu belirten Ömer Ok, “1985’te çekildi film ve ben de oynadım. Köylümden de birkaç kişi vardı. ’Zülfi ile Züleyha’ diye ismi konulmuştu ama sonradan 4 kişinin kararı ile filmin ismi ’Keriz’ olarak değiştirildi. Kartal Tibet ‘Bunu beğenmedim’ dedi ve filmin ismi değişti. Ben kahveci rolündeydim. Figüranlık yaptım. Her sahnede de görünüyorum zaten” dedi. Kemal Sunal ile oynadığı filmde Sunal’ın herkesi güldürmesine rağmen normal hayatta çok ciddi biri olduğunu belirten Ömer Ok, “Çok iyi hatıralarımız var. Ben Kemal Sunal’ı çoktan beri tanıyordum. İstanbul’da idim ben. Filmin çekildiği o günlerde Kemal Sunal’ın yeni aldığı arabasının anahtar yuvasına çocuklar ağaç sokmuşlar. 4 kapı da bozuluyor ve anahtar girmiyor. Arabayı 15 bin liraya yeni almıştı. Gittik anahtarcı getirdik ve kapıları açtık. Filmi 15 bin liraya çektiydi o dönemde, arabayı da 15 bin liraya yeni almıştı. Kemal Sunal aslında çok ciddi bir adamdı, hiç gülmezdi. Ama güldürmesini de biliyordu. Türkiye’yi çok güldürüyordu ama kendisi ciddi birisiydi, hiç gülmezdi” diye konuştu. “Kemal Sunal’ın oynadığı ev bize ait” Filmde oynayan köy halkından Serpil Ok (50) ise “Ben 8 yaşındaydım, oynadık filmde. Atın dibinde çocuklarla birlikte koşturduk. Gelin geliyor işte. Kemal Sunal’ın oynadığı o ev bize ait. Annemin babasının idi biz satın aldık. Çok artistler geldi köyümüze. Kemal Sunal, Perihan Savaş, İnci Hasan, Tamer Yiğit, Hülya Koçyiğit, hepsi de geldi köyümüze. Film çevirdiler, biz 8-10 yaşları arasındaydık. Biz de atın yanında seğmen olarak gidiyorduk” şeklinde konuştu.
125 yıllık göyneğe gözü gibi bakıyor
15 Nisan 2024 Pazartesi - 11:46 125 yıllık göyneğe gözü gibi bakıyor Buldan’da tarihi çarşıda Meralce Giyim firması sahibi Meral Karapınar Çelebi, ailesinden kalan 125 yıllık göyneğini mağazada sergilediğini belirterek, “Buldan bezinden üretilen göynek tamamen el işçiliği ile üretildiği için müşterilerimin dikkatini çekiyor” dedi. Denizli’nin Buldan ilçesinde tarihi çarşıda giyim mağazası işleten Karapınar Çelebi, nesilden nesile aktarılan, gelinlerin iç giyimde kullandığı ata yadigarı 125 yıllık göyneği iş yerinde sergiliyor. Tarihi çarşıdaki mağazasında Buldan bezinden tamamen el emeği ile üretilmiş olan göyneğin yıllara meydan okurcasına yıpranmadan durduğuna dikkat çeken Meral Karapınar Çelebi, “Ben bu göyneği annemden getirdim. Anneme de annesi vermiş. Anneannem 1930 doğumlu. Anneanneme de kayınvalidesi vermiş. Göyneğimizin hikayesi, gelinlerin çeyiz bohçasına konurmuş. Gelin ilk gün bunu gecelik olarak, gerdek gecesinde kullanırmış. Tamamen el işçiliği ile el tezgahında ve bükülü kumaş olarak has Buldan bezinden üretilmiş. Kolları ve yaka bölgesinde el emeği ile işlemeler yapılmış. O dönemde kullanılan elle çevrilen dikiş makinesinda dikilmiş. Göyneğimizin tarihi yapıların bulunduğu tarihi çarşımızda yer almasından da büyük mutluluk duyuyorum. Mağazaya gelen misafirlerimizin çok dikkatini çekiyor. Göyneğimize sahip çıkıyorum, gözüm gibi bakıyorum” dedi.