YEREL HABERLER - 26 Nisan 2012 Perşembe 13:45

MALATYA`DA DİŞ HEKİMLİĞžİ KONGRESİ BAŞLADI

A
A
A
MALATYA`DA DİŞ HEKİMLİĞžİ KONGRESİ BAŞLADI

Malatya İnönü Üniversitesi (İ.Ü.), Uluslar arası Diş Hekimliği Kongresi`ne ev sahipliği yapıyor.
İ.Ü. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde, "Diş Hekimliğinde Güncel Yaklaşımlar" konulu konferans başladı. 28 Nisan Cumartesi günü bitecek olan konferansa İ.Ü. Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, İ.Ü. Diş Hekimliği fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serkan Polat, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derviş Yılmaz, Tabipler Odası Başkanı Dr. Mustafa Eroğlu, Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Gökmen Kenan Özdal ve Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üye ve öğrencileri katıldı.
Konferansta konuşan Dekan Serkan Polat, "Ufak çaplı kongreler organize etmek yerine tıp fakültelerinin desteklediği büyük kitlelere hitap eden dünya çapında kongrelerin yapılmasının önü açılmıştır. Kongre bu anlamda ülkemizde bir ilktir. Bu tür ortak çalışmaların sorunlarımıza ortak akıl ile bakabilmemize ve çözüm üretebilmemize öncülük etmesini yürekten arzu ediyorum. Büyük işler, önemli işler, ortak çalışma ile sağlanabilir" dedi.
Rektör Cemil Çelik ise, "Diş Hekimliği Fakültesi 3 yıllık bir fakülte. Türkiye`de sahip olduğu diş ünitesi sayısı itibari ile sanıyorum 40`ın üzerindeki Diş eğitimi Fakültesi`nden 3 yıl içerisinde 7`nci sıraya gelen ve genç arkadaşlarımızın anlattığı başarılara imza atan, bizimde üniversitenin üst yöneticisi olarak değer verdiğimiz başarı hikayesinin görünümüdür. Hizmet etmek masa başında teorik söylemlerle olacak iş değildir. Masa başlarında ki kurgularla devletin hiçbir birimi idare edilemez. Yüreği
olan insanlar ancak yüreklerini katarak bilim aşkı ile vatan, millet aşkı ile bir şeyler yapmaya gayret ederlerse onlar bu ülkeye bir şeyler yaparlar" ifadelerini kullandı.
Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derviş Yılmaz da, "Gerçek mimar sayın rektörümdür. Ağız ve diş sağlığına verdiği önem ile Malatya ve çevresindeki illere değerli yaklaşımları ile diş hekimliği alanında bu bölgede söz sahibi olan bir fakültenin oluşmasına gönül verdiği için bizlerden hizmet talep ettiği için bizde değerli hocamızın bu canı gönülden isteklerini yerine getirmek amacıyla arkadaşlarımızdan küçük ricalarda bulunduk. Daha sonra burada göreve başlayan Turgut Özal Tıp
Fakültesi Hastanesi Başhekimi Ünsal hocam ve onu takiben değerli arkadaşım Serkan Hocamızın eserlerini izliyorsunuz. 2 yıl gibi kısa bir sürede sadece Malatya ve çevresine değil bizlere de örnek bir fakülte gösterdiler. Fiziksel alanlarını, günün modern teknolojisini içine hapsederek çevre bölgedeki bütün vatandaşlara hizmet sundular. Ve şuan da gördüğünüz gibi fiziki alanlarını tamamlamış, çevredeki topluma hizmet veren ve bilimsel arenada en önemli yerini ispatlayacak çalışmaları şimdi görmekteyiz"
şeklinde konuştu.
Uluslar arası Diş Hekimliği Kongresi`nde 28 Nisan akşamına kadar konuyla ilgili tebliğler sunulacak.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Dünyanın 16. büyük ekonomisi olduk" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Milli gelirimiz henüz netleşmedi ama geçen gün itibariyle 1,5 trilyon doları aştığını tahmin ediyoruz. 1,6 trilyon dolara hatta yakın bir seviyeye gelebilir, kişi başına gelirimiz 17 bin doların üzerinde. Dünyanın 16. büyük ekonomisi olduk" dedi. Milli gelirimiz henüz netleşmedi ama geçen gün itibariyle 1,5 trilyon doları aştığını tahmin ediyoruz, 1,6 trilyon dolara hatta yakın bir seviyeye gelebilir, kişi başına gelirimiz 17 bin doların üzerinde" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Elazığ’a geldi. İlk olarak Elazığ Valiliği’ni ziyaret eden Yılmaz, Vali Numan Hatipoğlu ve ilgili kurum amirleri tarafından karşılandı. Valilik makamında gerçekleştirilen görüşmede, kentte devam eden kamu yatırımları, ekonomik gelişmeler ve sosyal projeler ele alındı. Ayrıca, toplantıda Yılmaz, bölgedeki inşaat ve altyapı çalışmalarının detaylarını paylaşarak, sosyal konut projeleri ve enerji yatırımlarına vurgu yaptı. Katılımcılara, bölgedeki ekonomik destek ve yatırımlar hakkında da bilgi verildi. Elazığ’daki buluşmada sanayi, enerji, lojistik ve insan kaynakları alanındaki öncelikleri anlatan Yılmaz, "Bugün Malatya’daydım, Malatya malum çok büyük bir yıkım yaşamıştı. Gerçekten kısa bir sürede muazzam bir inşaat çalışması yapılmış, bir kez daha görmüş oldum yerinde. Daha önce Hatay’a gitmiştim, Osmaniye’ye, değişik illere gittiğimizde de bunu görüyoruz. Tarihimizin en büyük afetini yaşadık, asrın afeti diyoruz ve bunu da tarihimizin en büyük dayanışmalarından biriyle aşıyoruz. Yerelde valilerimiz, belediye başkanları, yerel yöneticiler, meslek kuruluşları, sivil toplum, merkezi idare olarak da bizler bu ağır yükün altından kalkıyoruz. 455 bin hak sahibine anahtarları teslim edildi, bu kolay bir iş değil, 3 yıllık bir süreçte. Dünyada bunu yapan başka bir ülke var mı ben bilmiyorum doğrusu. Dünyada afetler sonrası bu kadar geniş bir alanda, bu kadar büyük bir inşaat çalışması yapıp, vatandaşa da çok düşük bir bedelle bunu sağlayan başka bir devlet yok. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle gurur duyuyoruz. Bu müşrik anlayış, vatandaştan yana, vatandaşı şefkatle kucaklayan anlayışa liderlik yapan Sayın Cumhurbaşkanımıza iradesiyle, liderliğiyle bütün bunlara öncülük yapan Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz, aynı şekilde bakanlarımıza, özellikle Çevre Şehircilik Bakanlığımız başta olmak üzere çok çok teşekkür ediyoruz. Kolay değil bu işler, iş yapan bilir, laf eden değil de iş yapan bilir. En küçük bir yer yapayım deseniz ne kadar vakit alır, sıkıntı doğurur. Koca bir bölge yeniden inşa edilir. 90 milyar doların üzerinde şu bugüne kadar bir maliyeti ödemiş durumdayız, finans maliyetini de saymıyorum, yani bu ekstra bir maliyet. Bunu yapabilmek için hazinemiz ister istemez borçlandı, daha fazla kaynak kullanmak durumunda kaldı, bunun bir de finans maliyeti var, onu da saymıyoruz, 90 milyar doların üzerinde bir kaynak harcandı, sadece konutlar inşa edilmedi, yollar yapıldı, tüneller, köprüler inşa edildi, şehirlerin altyapıları, arıtma tesisleri yapıldı, hastaneler, okullar, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri inşa edildi, alt yapısıyla üst yapısıyla komple bir bölge ayağa kaldırılmış oldu. Ve bu sene Allah’ın izniyle bu çalışmalar tamamlanmış olacak, bu sene yine bütçemizde beklediğimiz ödeneğimiz var, ondan sonrası biraz daha ufak tefek eksiklerin tamamlanması şeklinde gidecek, çok şükür bugünleri gördük gerçekten, tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. Elazığ’ın kalkınma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, "Elazığ’ımız da bu depremde yıkım yaşayan illerimizden biri oldu. Bu vesileyle tüm vefat edenlerimizi de Allah’tan rahmet diliyoruz. Her zaman altını çiziyoruz, deprem öncesi yapılan bir birimlik harcama, deprem sonrası yedi birimlik bir maliyete denk geliyor, yani bu afeti yaşamadan riskleri ortadan kaldırıcı tedbirler aldığınızda çok daha düşük maliyetlerle bu süreçleri yönetiyorsunuz. Bu çerçevede de kentsel dönüşümün Türkiye’de bir güç değil, bir zorunluluk olduğunu, hayatın tabiatının bir zorunluluğu olduğunu buradan vurgulamak istiyorum. Bununla ilgili geçmiş dönemde yeni yasal düzenleme de yaptık, kolaylaştırıcı bir düzenleme, kentsel dönüşüm başkanlığı kurduk, içinde üç tane genel müdürlük olan büyük bir başkanlık şeklinde bakanlığın içinden çıkarıp ayrı bir kurum haline getirdik ve kurallarını da değiştirdik, mali kaynaklarını çeşitlendirdik. İnşallah önümüzdeki süreçlerde kalan kısımları yatırımlarla ve bu kentsel dönüşümlerin yapılmasıyla risklerini en aza düşürdüğümüz bir şekilde yola devam ederiz. Şehirlerimizin yapması gereken bu, yerel yönetimlerimizin de tabii bunda öncü bir rol olduğunu ifade etmek istiyorum, bir taraftan da ekonomiyle ilgili bir program uyguluyoruz, onu da şöyle özetleyeyim. 2020-2024 dönemi tüm dünya için farklı bir dönem oldu. Pandemiyi yaşadığımız ve pandemi sonrasında etkileri yaşadığımız bir dönem oldu, bütün dünyada ekonomik faaliyet yavaşladı, bütün dünyada devletler daha borçlu hale geldiler, çünkü bir taraftan ekonomi büyüme olmadığı için gelirleri azaldı. Diğer taraftan sosyal harcamaları arttığı için giderleri arttı. Dolayısıyla devletlerin borçlandığı bir dönem yaşandı dünyada, büyüme oranı 2020-2024 döneminde yüzde 2,5 yıllık ortalama dünya büyümesi, ondan önce yüzde 3,5-4 seviyesindeyken son bu beş yılda ortalama yüzde 2,5 büyümüştü dünya. Aynı dönemde biz yüzde 5 büyümüştük, iki katı aşan bir oranda dünya büyümesini, çünkü biz pandemiyi iyi yöneten ülkelerden biri olduk. Kim ne derse desin, herkes daha ekonomik etkilendi. Özellikle tarımda ve sanayide olabildiğince üretimi devam ettiren bir anlayış içinde hareket ettik. Bazı ülkeler, Avrupa özellikle hala bir ekonomik canlılık yakalayabilmiş değil. Bazı ülkeler işte bazı lojistik problemler oluşturuyorlar, belki bir iki ay olumsuz etkileniyor ama yılı kurtarıyoruz. Yılın genelinde bu sene tarım sektöründe çok daha olumlu bir yıl bekliyoruz, geçen yıl maalesef tarım sektörü üç küçüldü. Hem kuraklık yaşadık hem don yaşadık, ikisini aynı sene yaşadık geçen sene. Bunu Elazığ’da her bölgemizde hissettik, hükümet olarak da bazı desteklerle çiftçilerimizin yanında olduk" şeklinde konuştu. Hayata geçirilen ve geçirilmesi planlanan projelerde öncelikli olanlara değinen Yılmaz, "Yine sosyal konut yapmayı destekliyoruz. Van’da da Ankara’da güzel uygulamalar yapılıyor. Bence bu düşünülmesinde fayda var. Trafiği de azaltmış oluyoruz. Vakit kaybı da olmuyor. İşçi çalışan yorulmadan işine ulaşıyor. Üretim alanıyla yaşam alanını olabildiğince yaklaştırmakta fayda var. Üçüncü önceliğimiz enerji. Enerjide yenilenebilir enerji, güneş, rüzgar başta olmak üzere milli, yerli üretimi artırmak istiyoruz. Böylece dışa bağımlılığımızı azaltmak, cari açığımızı düşürdüğümüz gibi içeride enerjiyi sanayide rekabet oluşturucu bir unsur olarak daha fazla değerlendirmeye imkanımız olacak. Sanayicilerimizin özellikle enerjiyle ilgili taleplerini öncelikli değerlendirme konusunda bir politikamız var. Enerji Bakanlığımızla birlikte özellikle öz tüketim dediğimiz kendi ihtiyacı için enerji üreten sanayilere daha fazla destek olmak istiyoruz. Bir diğer politikamız lojistik. Lojistik de çok önemli. Burada da demir yollarımızı genişletmiş durumdayız. Bir taraftan da elektrifikasyon, sinyalizasyon projeleri yürütüyoruz. Fakat bu sene 1 milyar TL kadar daha buraya para harcıyoruz. Burada da temel yaklaşımımız üretim sahalarını limanlara demir yoluyla bağlamak. Böylece lojistik maliyetlerini düşürmek, özel sektörün rekabet gücünü artırmak. Bir diğer öncelikli alanımız insan kaynakları. Orada da her şeyin başı insan diyoruz. Mesleki eğitimle yeni iş modelleri geliştirerek, yeni teknolojilerin gerektirdiği, kadınların, gençlerin daha fazla iş gücüne katılım sağlayacağı modeller geliştirerek iş gücü piyasalarımızı geliştirmek, insan kaynağımızı daha büyük bir şekilde değerlendirmek istiyoruz" diye konuştu. Türkiye’nin geçtiğimiz sene milli gelirinin 1.6 trilyon dolara yakın seviyeye çıktığını belirten Yılmaz, "Geçtiğimiz sene yağışın az olması gıda üretimini olumsuz etkiledi, hidroelektrik üretimini olumsuz etkiledi ama sonuçta bu sene olağanüstü demiyorum. Normal bir tarım yılı yaşarsak bu büyümemize olumlu etki edecek, gıda fiyatlarını olumlu etki edecek ve diğer sektörlerimizi de olumlu etkileyecek. Dolayısıyla bu sene tarımda böyle bir tablo var. Hizmet sektörlerine gelecek olursak, hizmetlerde Türkiye gayet iyi gidiyor. Turizm sektörümüz geçen sene 65 milyar doları aştı. Diğer hizmet ihracatlarıyla birlikte geçen yıl hizmet ihracatımız 122-123 milyar dolarlara kadar yükseldi. Bir taraftan da mal ihracatımız var, o da 373 milyar doları aştı. İkisini topladığınız zaman yani mal ve hizmet ihracatı olarak 396 milyar dolar mal ve hizmet ihraç etmeyi başardık. Dünyadaki talebin kısıtlı olduğu, şartların olumsuz olduğu, bölgemizde birçok savaşın, gerilimin devam ettiği bir ortamda Türkiye bunu başardı. İnşallah bu sene yani 400 milyar doların üstünde bir mal ve hizmet ihracatı hedefliyoruz. Milli gelirimiz henüz netleşmedi ama geçen gün itibariyle 1,5 trilyon doları aştığını tahmin ediyoruz. 1,6 trilyon dolara hatta yakın bir seviyeye gelebilir, kişi başına gelirimiz 17 bin doların üzerinde. Dünyanın 16. büyük ekonomisi oldu. Türkiye geçen yıl, satın alma gücü paritesiyle de 11. büyük ekonomi oldu. Sanayimize baktığınızda genel tablo sanayide fena değil, güzel, büyümemiz devam ediyor. İhracatımız devam ediyor ama alt sektörlerine baktığımızda bazı sektörlerde sorun görüyoruz. Teknolojisi daha yoğun, savunma sanayindeki sektörlerimiz çok iyi gidiyor. Savunma ihracatımız 10 milyar doları aştı. Orta teknoloji, yüksek teknolojili sektörler iyi gidiyor, büyümesi, ihracatı ama teknoloji düzeyi daha düşük, emek yoğun sektörlerimiz bazı sıkıntılar yaşıyor, onu da görüyoruz, onun da farkındayız ve ona dönük olarak da tedbirler geliştiriyoruz. Genel politikamızı şöyle özetleyebilirim, makro olarak finansal istikrarımızı güçlendirip faizlerin ve enflasyonun aşağıya indiği bir ortamda kalıcı bir şekilde genel finansal koşulları iyileştiriyoruz, bu genel politikamız"ifadelerini kullandı. Finansal yaklaşımlar geliştirdiklerini ve bunun da olumlu etkilerini gördüklerini dile getiren Yılmaz, "Bunun içinde de daha özel alanlara spesifik dediğimiz, seçici dediğimiz finansal yaklaşımlar geliştiriyoruz, mesela esnafımıza yüzde 7 faizli bir finansman sağlıyoruz. Çiftçimizin faizinin yüzde 70’ini hazine ödüyor. İhracatçımız genel faizlerle borçlanmıyor, biz 23-24ler civarında şu an izlediğimiz kredilerle borçlanıyor. Yüksek teknoloji yatırımı yaptığımızda belli bir ölçekte, YTAK dediğimiz bir program var. 10 yıl vadeli, 2 yılı geri ödemesiz, düşük bir faizle destek oluyoruz. Buna benzer bu genel iyileşmeyi beklemeden özel alanlarda da adımlar atıyoruz. Bu çerçevede emek yoğun sektörlerle ilgili son dönemde 3 tane önemli adım attık, birincisi geçen yıl emek yoğun KOBİ sektör diyelim, tekstil, konfeksiyon, mobilya, deri gibi sektörler, buralarda geçen yıl istihdamını koruyan KOBİ’lere 2 bin 500 lira destek vermiştik. Şimdi bu sene bu desteği 3 bin 500’e çıkardık ve konfeksiyon, mobilya dışında olanları da dahil ettik. Tekstil, konfeksiyon ölçeğinde olursa olsun büyük küçük bütün şirketlere istihdamlarını korumaları şartıyla kişi başı 3 bin 500 lira destek veriyoruz. Bu birinci tedbirimiz. İkincisi son dönemlerde Çalışma Bakanlığımızla Sanayi Bakanlığımız güzel bir program geliştirdi. 100 milyar liralık bir paket oluşturdular, yine istihdamını koruyan KOBİ’lere, hassas sektörlere, işletmelere düşük faizli ve kredi garanti fonuyla desteklenmiş bir kredi paketini hayata geçiriyoruz, finansal erişimini bu sektörlerin güçlendirici bir politika izliyoruz. Bir diğer önemli inisiyatifimiz ise İŞKUR tarafından ortaya konan, Sayın Cumhurbaşkanımızın da geçtiğimiz günlerde ilan ettiği GÜÇ dediğimiz program, gençlerin üretime katılım çağrısı. Bu GÜÇ programında birçok başlık var ama en önemli başlığı söyleyeceğim sadece, bu imalat sanayini çok ilgilendiren bir başlık, şimdi gençlerimiz iş arıyorlar, doğal olarak işletmeler de diyor ki tecrübem var diyor, tecrübem yok diyorsa şansını kaybedebiliyor, biz de gençlerin iş gücü piyasasına tecrübeli girişini desteklemek amacıyla yeni bir program geliştirdik. 18-25 yaş arasındaki genç bir işletme tarafından istihdam edilirse 6 ay boyunca asgari ücret düzeyinde maaşını ödeyeceğiz, işçi primini, işveren primini biz ödeyeceğiz, yani işletmeye bir maliyet gelmeyecek. Gencimiz de bir tecrübe edinme imkanı bulmuş olacak, böyle bir programla da emek yoğun özellikle imalat sanayinin güçleneceğine inanıyoruz" diye kaydetti. Merkez bankasının rezervlerinin 200 milyar doları aştığını belirten Yılmaz, "Başka tedbirlerimizle buna devam ediyoruz, finansal tarafta da çok şükür Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar doları aşmış durumda. CDS dediğimiz ülke risk primi 200’lere yakın seviyelerde düşmüş vaziyette. Cari açığımız yüzde 1,6. dünyada borçluluk yükselirken depreme rağmen, birçok harcamaya rağmen Türkiye’de kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 25’lerde oldukça düşük. Avrupa’da yüzde 80’in üzerinde, dünyada büyük bir borçluluk var, biz çok şükür borçlu bir ülke değiliz, halkımız da çok borçlu değil, şirketlerimiz de değil. Geçici nakit problemleri yaşanabiliyor bu ayrı bir mesele ama stok olarak baktığımızda böyle yüksek borçlu bir ülke değiliz. Bu da önümüzdeki dönem en şanslı olduğumuz noktalardan bir tanesi. Önümüzdeki dönem inşallah para ve maliye politikalarımızı kararlılıkla uygulayıp bunları arz yönlü politikalarla da birleştirerek yolumuza devam edeceğiz. Arz yönlü politikalar derken de 5 alan bizim için önceliklidir. Birincisi gıda, gıda üretimini artırmak istiyoruz. Sulamaları bu çerçevede önceliklendirmiş durumdayız. Özellikle de tarla içi sulamaları, hayvancılıkta, gıdada üretimi artırmak istiyoruz. İkincisi konut, sosyal konut, sosyal konut için yeni bir kampanya başlattık. Hem konut fiyatları düşsün hem kiralar düşsün diye yapıyoruz bunu, iki artı bir, üç oda bir salon bu sefer, tasarruf ekonomisiyle hareket ediyoruz, israf ekonomisiyle bakmıyoruz. Maalesef aile yapılarına baktığımızda çocuk sayıları da düştü. Türkiye’de ortalama 3’e indi hane büyüklüğü, dolayısıyla üç artı bir son derece iyi planlanmış sosyal konutlarla, enerjisini iyi kullanan, depreme dayanıklı, işçiliği iyi yapılmış konutlarla bir sosyal konut seferberliği yapıyoruz. Yani bir taraftan disiplinli para ve maliye politikaları uygulamaları, bir taraftan da altyapıyı geliştireceğimiz bu politikalarla çok daha güçlü hale geleceğiz. 2026 daha iyi bir yıl olacak" diye konuştu. Toplantı daha sonra basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
İstanbul Bakan Işıkhan ve Bakan Göktaş, Darülaceze sakinleriyle iftarda buluştu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde düzenlenen ’Çınarlarımızla Vefa İftarı’ programına katıldı. İstanbul Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde "Çınarlarımızla Vefa İftarı" programına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Darülaceze sakinleri katıldı. Bakanlar, buradaki vatandaşlarla aynı sofrada buluştu. Darülaceze’yi kurarak geçmişten bugüne kimsesizleri yuvaya kavuşturan 2. Abdülhamid Han’ı yad eden Bakan Işıkhan, "SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize daha iyi imkanlar sunabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız. Sosyal güvenlik gelirlerinin giderleri karşılama oranı yüzde 100,64’e, prim gelirlerinin giderlerini karşılama oranımız ise yaklaşık yüzde 80 seviyesine yükselmiş durumdadır. SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize yakın zaman içinde daha iyi imkanlar sunabilmenin, onların refah seviyesini kısa zamanda daha yukarıya taşıyabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. İşte bu güçlü zemin sayesinde, önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız" diye konuştu. Vatandaşların refahını artırmak için birçok adım attıklarını belirten Bakan Işıkhan, "Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ilk kez kanser ilaçlarını geri ödeme kapsamına aldık. Yurt dışından ilaç teminine yönelik düzenlemeleri hayata geçirdik. İlaç rapor sürelerini uzattık, aile hekimlerimizin yazabileceği ilaç sayısını artırdık. Her bir düzenlememizin merkezine insanı koyarak, ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ diyerek 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızın güvencesi ve sığınağı olmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Darülaceze’nin devletin güvenli bir limanı olduğunu söyleyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bu mübarek günlerin milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bizi şefkatiyle saran, duasıyla yolumuzu aydınlatan değerli büyüklerimizin ellerinden öpüyorum. Devletimizin kimseyi yalnız bırakmadığının en kıymetli göstergesi olan Darülaceze, ihtiyaç sahibine önce ’hoş geldin’ diyen koşulsuz bir şefkat kapısıdır. Darülaceze hiçbir ayrım gözetmeden herkese aile sıcaklığını sunan güvenli bir limandır. Barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal desteğe kadar geniş bir hizmet ağı bulunuyor. Dünyada bir eşi ve benzeri olmayan bu hayır kurumunu modern imkanlarla güçlendirerek hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Bugün Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri; geniş yaşam alanları, rehabilitasyon merkezleri, hasta poliklinikleri, çocuk yuvası ve atölyeleriyle örnek bir yaşam modeli sunuyor. Avrupa’nın en büyüğü ve ödüllü bu kurumumuzla 130 yıllık köklü sosyal hizmet geleneğimizi büyük bir özveriyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin ilk resmi Alzheimer ve Demans Bakım Merkezi’nde özel ihtiyaçlara yönelik sağlık, rehabilitasyon ve sosyal destek hizmetleri sunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl ilk öğrencilerini kabul eden Arnavutköy Darülaceze Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile yaşlı ve engelli bakımı alanında nitelikli insan kaynağının yetişmesini sağlıyoruz. Düzenlememiz yürürlüğe girdiğinde, Darülaceze’nin bakım tecrübesini İstanbul’dan bütün Türkiye’ye, ardından inşallah dünyaya yaygınlaştıracağız. Darülaceze, sosyal devlet vizyonumuzun en seçkin örneklerinden biri olarak güven ve huzur veren bir yuva olmaya devam edecek" diye konuştu.
İstanbul TBMM Başkanı Kurtulmuş STK’lar için düzenlenen iftar programına katıldı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, STK’lar için düzenlenen iftar programı kapsamında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Terör örgütlerinin kendini feshi ve silahların bırakılma sürecinin barış ve kardeşlik içerinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, "Bu süreçte şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündeme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir" dedi.Olağan üstü şartlar altında bir dönemde olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının arttırılması, güçlendirilmesi, Türkiye’nin Allah’a çok şükür bölgesinde yıldız bir ülke olarak yükselişe geçtiği bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde STK’larımızın da çalışmalarını artırarak sürdürmesini temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu dönemde, böyle bir dünyada ve hemen hemen böyle bir coğrafyada bizim Türkiye olarak güçlü olmaktan başka hiçbir şansımız yoktur. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız ve bu çerçevede kendimizi, kendi geleceğimizi daha sağlam bir şekilde sürdürme mecburiyetimiz vardır. Bu çerçevede uzunca bir süredir devam ettiğimiz, ilk olarak 2024 yılının Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği ve ardından Meclis açılış töreninde gündeme getirdiği Türkiye’nin iç kalesini tahkim etme meselesi, Türk siyasetinin en önemli meselelerinden biri haline gelmiştir. Hemen ardından Sayın Devlet Bahçeli’nin DEM Partisi grubuyla temas etmesi ve arkasından dile getirdiği açılımlarla birlikte Türkiye, "Terörsüz Türkiye’yi inşa etme noktasında önemli adımlar atmıştır" diye konuştu.Çözüm sürecine değinen Kurtulmuş, "Geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta İmralı silahları bırakacağını; örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamasında özellikle örgütün kuruluşuna neden olan, ideolojik yapının çöktüğü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını; çünkü ilkel politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmişti. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla sürecin yürümesi için önemli desteklerde bulundular ve sonunda da Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak, TBMM çatısı altında dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonunun kurulduğu ve 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, verimli görüşmeler sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu.Daha evvelki dönemlerde bu meselenin çözülebilmesi için rahmetli Demirel, Özal, Erdal İnönü ve Erbakan hoca çeşitli kereler hem de örgütle doğrudan temasların da içinde olduğu bir takım adımlar atmışlar; ama dönemin şartları gereği sürecin ilerletilebilmesi için gerekli imkânlar ortaya çıkmamıştır. Burada herkes üzerine düşeni yapmaya çalıştı ve gayretli bir çalışma ortaya konuldu. 21 toplantı sonunda komisyonun ortak raporu kabul edildi. Bu ortak rapor en başta, toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan hangi endişe varsa, hiçbirinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Bu raporun inşallah gereğinin yapılması ve Türkiye’nin hızlı bir şekilde bu süreci tamamlaması gerektiği kanaatindeyim" ifadelerine yer verdi.İmralı’dan yapılan ikinci açıklama da örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması hakkında yapılan açıklamanın önemi vurgulayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Örgütün bütün bileşenlerinin de buradan ilan edilen karara uyması beklenmektedir. Zaten raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız; örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte örgütün kendini bütün unsurlarıyla birlikte feshi ve silahların bırakılması temin edilecek ve ardından Türkiye, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atarak çok kısa süre içerisinde de 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olmuş olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç tamamen siyasetin kontrolündedir.Şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir. Dolayısıyla silahların bırakılması ve örgütün feshiyle birlikte Türkiye 50 yılını verdiği, yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar gibi çok ağır bir fatura ödediği, on binlerce canın kaybedildiği, çok büyük tedirginlikler yaşadığı ve şehirlerin baskı altında kaldığı o karanlık dönemi geride bırakacaktır. Türkiye’nin bu terör meselesinden kurtulması ve demokratik standartları yüksek; barışın kardeşliği ve toplumsal dayanışmanın artırılmasıyla birlikte her alandaki duruşu ve yürüyüşü çok daha hızlanacak ve güçlenecektir. Ümit ediyorum Türkiye’deki bu gelişmelerle birlikte bölgemizdeki tüm ülkelerde terör tahdidinin ortadan kalkacağını ve huzurun, barışın ve kardeşliğin hakim olacağını hep birlikte göreceğiz" dedi.Suriye’deki devrimden sonra ortaya çıkan gelişmelerin Türkiye’deki bu süreci olumlu etkilediğini ifade eden Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok şükür devrimin ilk gününden itibaren taraflara tavsiyemiz Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması, Suriye’deki terör örgütlerinin varlığının sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin devletin güvenlik birimleri içerisinde entegrasyonunun sağlanmasıydı. Son olarak da Suriye’de gerçek bir devlet yapısının ortaya çıkarılması, güçlendirilmesi ve Suriye’nin ekonomik ve siyasi bakımdan tahkim edilmesiydi.Dünyanın bütün güçlerinin gözünü dikip baktığı ve medeniyetlerin beşiği olan bu coğrafyada inşallah Türkiye dostlarıyla birlikte doğru istikamette yürüyüşüne devam edecek ve inşallah bugün konuştuğumuz sorunların tamamını tasfiye edecek bir güce ve kararlılığa sahip olacaktır.Hep söylediğimiz şey şudur: Türk’ün onurunu ve gururunu korumayan hiçbir söz aslında birliği, beraberliği ve kardeşliği sağlamaz. Bu ülkede yaşayan Kürtler kendilerine her alanda fırsatların eşit olarak verildiği insanlar olduklarını kalben hissedecek ve ona göre hareket edeceklerdir. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan Türkler de bütün bu demokratikleşme ve barış süreci içerisinde ülkenin bölünmeyeceğinden, parçalanmayacağından ve kan kaybetmeyeceğinden emin bir şekilde yer alacaklar"İmralı’dan yapılan açıklamanın ardından sürecin daha hızlı ve daha yapıcı bir şekilde devam etmesini ümidinde bulunan başkan Kurtulmuş, "Örgütün bir an evvel silahları bütünüyle bırakmasının ve artık terörün T’sinden bile konuşmadığımız bir Türkiye ve bölge için çabaların ortaya konulması, bu sürecin en önemli gerekliliklerinden birisidir. Her türlü tedirginliğe ve acabaların ortaya çıkmasına; hatta ve hatta bazı çevrelerin kasıtlı olarak dezenformasyonlarına rağmen süreç çok şükür oldukça olumlu bir şekilde yürümüş ve halkımızın büyük bir bölümü bu sürece destek vermiştir. Bu coğrafyanın insanları olarak araya kimseyi sokmadan, elin oğlunun araya girip şeytanlaşmasına müsaade etmeden inşallah bu barış ve kardeşlik sürecini en iyi şekilde değerlendirecek ve sonuç alacağız. Hepinize bu konudaki desteklerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.Program daha sonra STK temsilcilerinin soru cevapları ile devam etti.