YEREL HABERLER - 02 Kasım 2012 Cuma 10:02

TELEFONLA DOLANDIRICILIK YAPANLARA DİKKAT

A
A
A
TELEFONLA DOLANDIRICILIK YAPANLARA DİKKAT

Malatya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü, suç tespit-araştırma-soruşturma işlemleri için vatandaştan asla para alınmadığını bildirerek vatandaşları telefonla dolandırıcılık olaylarına karşı uyardı.
Malatya`da son günlerde artan telefonla dolandırıcılık olayı üzerine, Malatya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, ``Zaman zaman halkımızı mağdur eden telefonla gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemlerine bir yenisi daha eklendi. Dolandırıcıların yeni senaryosu şu şekilde oynanıyor: Dolandırıcı, bilmediğiniz bir numaradan sizi arayarak kendisini polis olarak tanıtıyor. Sizin telefon numaranızdan bir başka kimseye tehdit mesajları gönderildiğini veya terör örgütü mensupları ile görüşüldüğünü, sizin bu konuda bir suçunuzun olmadığının polis tarafından bilindiğini ancak bu iddialardan kurtulmanız için yapılacak araştırmalarda kullanılmak üzere para ödemesi yapmanız gerektiğini söylüyor. Bu nedenle size verdiği hesap numarasına para yatırmanızı istiyor. Dolandırıcılar, sizin şüphelenmeniz ihtimaline karşı da tedbir alıyorlar. Şöyle ki; görüşme sonlandıktan sonra siz şüphelenip numaranın doğruluğunu kontrol etmek için aynı numarayı geri arayacak olursanız, karşınızda 155 Polis İmdat Hattı`ndan görevlileri buluyorsunuz. Çünkü dolandırıcı, telefon numarasını 155 Polis Hattı`na yönlendirmiş oluyor ve bu sayede sizin aramanızın doğrudan Polis İmdat Hattı`na düşmesini sağlıyor. Ve siz de sizi arayan sahtekarın gerçekten polis olduğuna ikna olarak istediği parayı size verdiği hesap numarasına yatırıyorsunuz`` ifadeleri kullanıldı.
``Lütfen bu gibi aramalara itibar etmeyiniz, aldanmayınız. Sizi bu şekilde arayan telefon numaralarını geri aramayınız, onlara para göndermeyiniz, isteklerini yerine getirmeyiniz`` denilen açıklamanın son bölümünde ise, ``Unutmayınız; polis, jandarma, savcı, hakim vb. hiçbir devlet görevlisi, sizden hiçbir şekilde telefonla para istemez. Suç tespit-araştırma-soruşturma işlemleri için vatandaştan asla para alınmamaktadır`` denildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Mevlana’nın sessizliği Manisa’da yankılandı Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde faaliyet gösteren Musaffa Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu, "Mevlana’da Sessizlik" konulu söyleşi ve ardından icra edilen tasavvuf musikisi eserleriyle sanatseverlere manevi bir gece yaşattı. Yunusemre Belediyesi İrfan Meclisi’nde gerçekleştirilen programa Manisa İl Müftüsü Şükrü Kabukçu, Şehzadeler İlçe Müftüsü İsmail Temur, Mevlithanlar Derneği Başkanı Ali Gülfidan, Şehzadeler İlçe Müftülüğü Yiğitbaş Gençlik Merkezi Sorumlusu Mukaddes Dilbaz ve çok sayıda davetli katıldı. Program Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle başladı. Ardından gerçekleştirilen söyleşide Ege Üniversitesi İmam Birgivi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tasavvuf Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Nuriye İnci, "Mevlana’da Sessizlik" konusunu ele aldı. İnci, Mevlana’nın düşünce dünyasında sessizliğin hikmet ve derin anlamlar barındırdığına dikkat çekti. Gecede Musaffa Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu, sanat yönetmeni ve Ege Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı ney eğitmeni Kaşif Demiröz riyasetinde Mevlana eserlerini icra ederek dinleyicilere tasavvuf musikisinin seçkin örneklerini sundu. Programda emeği geçenlere teşekkür eden Manisa İl Müftüsü Şükrü Kabukçu, bu tür etkinliklerin gönül dünyasını zenginleştirdiğini belirterek, "Dinlerken Yahya Kemal’in ‘bundan bir şey anlayamadım’ sözünü hatırlıyoruz. Aslında çok şey kaybettiğimizi anlıyoruz. Bu güzel ve mütevazı çalışmalar bizi yeniden güzelliklere götürüyor" dedi. Programın huzur ve muhabbet atmosferinde gerçekleştiğini ifade eden Yiğitbaş Gençlik Merkezi Sorumlusu Mukaddes Dilbaz ise ’Musaffa Meşkleri’ programını Manisa’da belirli aralıklarla sürdürmeyi planladıklarını belirterek mekân desteği sağlayan Yunusemre Belediyesi’ne teşekkür etti. Öte yandan Şehzadeler İlçe Müftülüğü’ne bağlı Kur’an kursu hizmetinin de verildiği tarihi binada faaliyet gösteren Yiğitbaş Gençlik Merkezi’nde, 2019 yılından bu yana yürütülen ’İçimde Sanat Var’ ve ’Erdem-Sanat’ projeleri kapsamında Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle musiki ve makam dersleri verildiği, bu eğitimler sonucunda gençlerden oluşan Musaffa Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu’nun kurulduğu belirtildi.
Rize Rize’de meslek liseleri yeniden planlanıyor Rize İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe göreve geldiği ilk günden bugüne geçen 1 yılın özetini çıkardığı bir program gerçekleştirerek basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Rize Öğretmen Evi’nde gerçekleşen programda konuşan Akmeşe Rize’nin Türkiye’yi bilim, sanat ve sporda gururla temsil edebilecek gençlere sahip olduğuna dikkat çekerek "Bugün itibariyle ilimiz genelinde 58 bin 937 öğrencimiz bulunmaktadır. 5 bin 106 öğretmenimiz öğrencilerimize hizmet vermektedir ve bununla birlikte 336 eğitim kurumumuz vardır. Bu tablo bize Rize’nin ne kadar geniş bir alana yayıldığını güçlü bir altyapıya sahip olduğunu da zaten gösteriyor. Teknoloji ve mesleki eğitim alanında gurur verici bir başarı imza atan bir okulumuz var. Tevfik İleri Meslek Lisesi. Burada öğrencilerimiz MEB Robot yarışması Türkiye birincisi oldu. Rize’de yetişen öğrencilerimiz bilimde, sporda, sanatta ülkemizde en iyi şekilde temsil edecek donanıma sahiptir" dedi. "Doğrudan doğruya eğitim ve istihdam arasındaki bağ güçlendirmeyi hedefleyen stratejik bir çalışma olacak" Çağın değiştiğine ve meslek liselerinin bazı bölümlerinin çağa ayak uyduramadığını dile getiren Milli Eğitim Müdürü Akmeşe "İlimizde 26 tane meslek lisesi var. Meslek liseleri yıllardır konuşulan bir konudur. Bu konuda memnun olduğumuz durumlar olduğu gibi memnun olmadığınız durumlarda var. Şimdi çağ değişiyor, dönem değişiyor, bazı meslek liselerinin güncellenmesi gerektiği aşikar. Bazı meslek liselerinin içerisindeki alanlar artık çağın gerektirmiş olduğu ihtiyaçlara cevap veremez hale geliyor. Yani meslek lisesi dendiği zaman içinde üretim olması gerekiyor ve istihdama yönelik olması gerekiyor, beceri kazandırması gerekiyor. Eğer bunlardan bir tanesi eksik kalıyorsa orada bir problem var demektir. Bunu güncellemek gerekiyor. Her şey değiştiğine göre bunlarla ilgili de bizim planlama yapmamız kadar daha doğal bir şey söz konusu değil. Biz de il genelinde Mesleki ve Teknik eğitimin niteliğini arttırmaya yönelik kapsamlı bir güncelleme çalışması yürütüyoruz. Bu tabi 2026-2027 eğitim öğretim yılından itibaren hayata geçecek bir konu. Bu çalışma doğrudan doğruya eğitim ve istihdam arasındaki bağ güçlendirmeyi hedefleyen stratejik bir çalışma olacak. Yani rastgele bir çalışma değil. Yapılar, analizler gösteriyor ki bazı alan dalları içerisinde güncelliğini yitirmiş, sektör karşılığı zayıflamış ve mezunlarına sürdürülebilir bir istihdam imkanı sunamaz hale gelen bölümler var" ifadelerini kullandı. "En önemli israf da insan kaynağıdır" Sektörün ihtiyaçlarını araştırarak çalışmayı kapsamlı olarak yürüttüklerini altını çizen Akmeşe "Yeni teknolojiler, üretim modelleri, hizmet sektöründeki dönüşüm farklı niteliklere sahip insan kaynağı ihtiyacını hiç şüphesiz ortaya çıkarıyor. İş gücü piyasasının güncel ihtiyaçlarını araştırdık. İşveren bizden ne istiyor, sektör bizden ne istiyor, sanayi bizden ne istiyor? Sanayinin beklentisi olmayan bir alanda eğitim vermenin de çok da bir kıymeti harbiyesi yok. Türkiye’nin kalkınma planlarında öncelikli sektörler neler bunları araştırıp, bunları inceledik. İstihdam raporları bizden ne istiyor? Sektör temsilcileri ve meslek odalarının görüşlerini aldık. Öğrenci ve veli taleplerini dinledik. Yöneticiler veya sorumlu kişiler madde ve insan kaynağını israf etmemekle yükümlüdür. En önemli israf da insan kaynağıdır. Biz şimdi lise çağındaki bir çocuğun 4 yılını boş yere geçilmesini sağlayacak bir mekanizmada ısrar edersek esasında burada gençlerimizi heba etmiş oluruz toplumu heba etmiş oluruz" şeklinde konuştu.
Ankara Medicana Ankara’da ‘Küllerinden Doğan Işıklara’ buluşması: Kanserle mücadelede ‘yeniden doğuş’ Ankara’da gerçekleştirilen "Küllerinden Doğan Işıklara" başlıklı panelde, kanserle mücadelede modern tedavi yöntemleri ve hasta motivasyonu konuları ele alındı. Medicana Ankara Hastanesi tarafından kanserle mücadele ve tedavi yöntemleri konusunda vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik ‘Küllerinden Doğan Işıklara’ konulu panel düzenlendi. Medicana International Ankara Hastanesi uzmanları ve kanseri yenen Pelin Uzunoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı panelde, kanserin artık "çaresiz bir hastalık" değil, yönetilebilir bir süreç olduğu vurgulandı. "Sözün bıçağı bazen hastalıktan daha çok acıtıyor" Kendi kanser yolculuğunu "Küllerimden Işığa" kitabında anlatan Yazar Pelin Uzunoğlu, hastalık sürecinde moral ve motivasyonun kritik önemine değinerek, "Kanser olmuş olabilirim ama bir şekilde farkındalık çalışması yapayım dedim. ’Meme Kanseri Yenileceksin PLN’ isimli sayfamla başladım, şu an 280 kadınla ’Işığın Kız Kardeşliği’ grubunda bir aradayız. Kitabımda ’Sözün Bıçağı’ dediğim bir bölüm var; insanların bize iyi niyetle söylediği ama canımızı acıtan cümleleri anlattım. Birisi bana ’Hala nasıl gülebiliyorsun? Ben olsam intihar ederdim’ demişti mesela. Amacım insanlara umudu yitirmemeleri gerektiğini anlatmaktı. Erken tanı hayat kurtarır, özellikle kemoterapi almadan bu süreci bitirebilmek en kıymetli olanıdır" dedi. "Radyoterapi güvenle ışığa yürüyebileceğimiz bir yola evrildi" Tedavideki teknolojik gücü ve değişen kanser algısını anlatan Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Petek Erpolat, radyoterapinin artık hastalar için konforlu bir aşama olduğunu belirterek, "Artık kanser çaresiz, adını duyduğumuzda tüylerimizin diken diken olacağı bir durum olmaktan bence çıktı. Hatta çoğu hastalık için bir kronik süreç, yani rutin kontrollerimizi aksatmamamız gereken bir süreç. Radyoterapi çok gelişti, çünkü teknoloji bağımlı. Şu anda müthiş sofistike cihazlarımız var, planlama sistemlerimiz var. Amacımız burada hedef dokuya yüksek doz, hastalığı kontrol edecek dozları uygularken çevre normal dokuları mümkün olduğunca korumak. Dolayısıyla radyoterapi ile lokal kontrol başarılarımız çok arttı ve yan etkileri de minimize ettik. Dolayısıyla korkulacak bir süreç olmaktan çıktı artık, çoğu hasta için güvenli bir süreç haline geldi" ifadelerini kullandı. "Şifa sadece ameliyathaneden geçmiyor" Cerrahinin iyileşme sürecindeki stratejik önemini ve hekim-hasta iletişiminin gücünü anlatan Genel Cerrah ve Başhekim Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız ise şu ifadeleri kullandı: "Bugün bir hastalıktan değil, bir yolculuktan söz ediyoruz. Kanser tanısıyla başlayıp, fiziksel olduğu kadar duygusal ve sosyal yönleri de olan çok katmanlı bir süreç. Bu yolculukta ilk adım genellikle cerrahi ekipler tarafından atılıyor. Ameliyat masasında aldığımız her karar aslında yalnızca o anı değil, hastanın gelecekteki yaşam kalitesini de şekillendirir. Ancak şifanın yolu sadece ameliyathaneden geçmiyor. Bir hastanın elini tutmak, gözlerinin içerisine bakarak ’yalnız değilsiniz’ diyebilmek, bazen bu kadar güçlü teknolojik altyapımızın olduğu yerde aslında daha kıymetli olabiliyor. Biz sadece hastalığı değil, hastayı tedavi ediyoruz." Panel, kanserle mücadele eden katılımcıların deneyimlerini paylaştığı duygu dolu anların ardından toplu hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.