POLİTİKA - 22 Ekim 2022 Cumartesi 21:00

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan muhalefete LGBT çağrısı: "Milletimizi sapık akımlardan beraberce koruyalım"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan muhalefete LGBT çağrısı: "Milletimizi sapık akımlardan beraberce koruyalım"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerine LGBT çağrısında bulunarak, “Şuanda Türkiye genelinde görüyorsunuz LGBT diyorlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerine LGBT çağrısında bulunarak, “Şuanda Türkiye genelinde görüyorsunuz LGBT diyorlar. Hangi siyasi partiler bunlarla iş tutuyor, bunları da biliyorsunuz. Milli iradenin temsilcileri sıfatıyla milletimizi sapkın ve sapık akımların saldırılarından beraberce koruyalım. Böylece farklı siyasi partiler olarak 2023 seçimleri öncesinde tarihi uzlaşmaya hep beraber imza atalım. Daha önceki tüm çağrılarımız gibi bunda da samimiyiz” dedi.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya’daki programlarının son ayağında kentteki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akşam yemeğinde bir araya geldi. Mövenpick Malatya’da gerçekleşen STK buluşmasında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Devletimizin nazarından insanımızın tamamı eşit derecede hizmete ve hürmete layıktır. Her birey birinci sınıf vatandaşımızdır. Ne kırk yıllık siyasi hayatımızda ne de 20 yılı bulan iktidar dönemlerimizde aksi yönde bir ayrımcılık izine rastlayamazsınız. Bize oy versin veya vermesin 85 milyonun tamamını sosyal veya siyasi rengine bakmadan kucaklamanın gayreti içerisinde olduk” diye konuştu. Siyaset anlayışlarında ayrımcılık ve ayrıştırmanın olmadığını ifade eden Erdoğan, “Kimseyi inancından, tercihinden, siyasi görüşünden dolayı dışlama yoktur. Kökeni, meşrebi, mezhebi ne olursa olsun 85 milyonun her bir ferdi bizim özbeöz kardeşimizdir. Devletimizin nazarından insanımızın tamamı eşit derecede hizmete ve hürmete layıktır. Her birey birinci sınıf vatandaşımızdır. Ne kırk yıllık siyasi hayatımızda ne de 20 yılı bulan iktidar dönemlerimizde aksi yönde bir ayrımcılık izine rastlayamazsınız. Bize oy versin veya vermesin 85 milyonun tamamını sosyal veya siyasi rengine bakmadan kucaklamanın gayreti içerisinde olduk. Sadece ekonomide, savunmada, terörle mücadelede, diplomaside değil hak ve özgürlükler alanında da ülkemize çağ atlattık. Tek parti dönemi, yasakçı, faşist ve baskıcı tavrına rağmen ilk günden beri Türk demokrasisini ayıplarından kurtarmanın mücadelesini veriyoruz. Elini vicdanına koyan herkes Türkiye’nin 20 yılda kat ettiği mesafeyi çok iyi görüyor takdir ediyor” ifadelerine yer verdi.



"AK Parti’den önce Türkiye yoklukların, krizlerin ve belirsizliklerin kol gezdiği bir ülkeydi"


AK Parti’den önce Türkiye’nin yoklukların, krizlerin ve belirsizliklerin kol gezdiği bir ülke konumunda olduğunu anımsatan Erdoğan, “Bu ülkede yıllarca Kürdüyle, Alevisiyle, dini azınlığıyla, mütedeyyini ile toplumun farklı kesimleri sosyal ve siyasi hayattan dışlanmışlardı. Başörtülü kızlarımızın en temel hakkı olan eğitim hakları, saçma sapan gerekçelerle ellerinden alınmıştı. İmam Hatip okullarımıza ve meslek liselerimize yönelik adaletsizlik, katsayı denilen ucube ile adeta sistemleştirilmişti. Kürt kardeşlerimiz bir taraftan bölücü terör örgütünün diğer taraftan faşist zihniyetin olduğu bir cenderede sıkışıp kalmışlardı. Alevi Bektaşi vatandaşlarımız, kendi kimliklerini özgürce ifade etmekte dahi zorlanıyorlardı. Yeşil sermaye yaftası vurulan Anadolu’nun bağrından çıkan girişimcilerimiz hunharca dışlanıyordu. Eğitimden, sosyal hayata, bürokrasiden, sivil topluma kadar pek çok alanda insanımızı tek tipleştirmeye, belli kalıplara girmeye zorlayan bir anlayış hakimdi. Göreve geldiğimizde ekonomisi çökmüş, üretimi durmuş, diplomasisi zayıf, hak ve özgürlükler noktasında adeta yerlerde sürülen bir Türkiye tablosuyla karşılaştık. Önce rabbimizin yardımı sonra milletimizin desteği ile daha evvel hayal dahi edilemeyen nice reformu, nice hak ve özgürlükler hamlesini tek tek hayata geçirdik” şeklinde konuştu.



"Milli iradenin temsilcileri sıfatıyla milletimizi sapkın ve sapık akımların saldırılarından beraberce koruyalım"


Anayasa Mahkemesi’nin kapısında nöbet tutanlara rağmen başörtüsü meselesini çözüme kavuşturduklarını belirten Erdoğan, faiz lobilerinin sözcülüğünü yapan mandacı ekonomistlere rağmen Türkiye’yi her yıl ortalama yüzde 5 buçuk oranında büyüttüklerini söyledi. Şuanda faiz lobilerinin çökmeye başladığını ve artık faizde tek haneli rakama doğru inildiğini belirten Erdoğan, özel sektör bankalarının da faizlerini düşürmeye başladığını ifade etti. AK Parti ve Cumhur ittifakının reform iradesi ve heyecanının ilk günkü gibi güçlü ve dinamik olduğuna değinen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Bu anlayışla kısa süre önce muhalefete samimi bir çağrıda bulunduk. Gelin tarihinizde ilk kez sorunun değil çözümün parçası olun dedik. Şimdi buradan aynı davetimizi tekrarlıyorum, amacınız siyasi şov yapmak değil de yasakların Türkiye’sini gerçek manada tarihe gömmekse bunun yolu bellidir. İçeriği mayınlarla, tuzaklarla, sinsiliklerle dolu yasa teklifleriyle milletin ve milletvekillerinin vaktini çalmayın. Olmadık bahane ve şartlar öne sürerek ipe un sermekten vazgeçin. Şayet gerçekten dürüstseniz, kanun teklifleriyle onaylanmak yerine bu işi anayasa değişikliğiyle kalıcı bir çözüme kavuşturalım. Kılık, kıyafet özgürlüğünü anayasal güvenceye alırken aynı zamanda toplumun temel direği olan aile kurumunu daha da güçlendirelim. Güçlü aile güçlü millet demektir. Eğer aile zayıfsa millet de zayıftır. Şuanda Türkiye genelinde görüyorsunuz LGBT diyorlar. Güçlü bir ailede LGBT diye bir şey olabilir mi? Olamaz. Bunun kimlerle nasıl iş tuttuğunu biliyorsunuz. Hangi siyasi partiler bunlarla iş tutuyor bunları da biliyorsunuz. Ama AK Parti’nin böyle bir derdi yok. Bizde güçlü aile lazım. Milli iradenin temsilcileri sıfatıyla milletimizi sapkın ve sapık akımların saldırılarından beraberce koruyalım. Böylece farklı siyasi partiler olarak 2023 seçimleri öncesinde tarihi uzlaşmaya hep beraber imza atalım. Daha önceki tüm çağrılarımız gibi bunda da samimiyiz. Tüm milletvekillerimizle sözümüzün sonuna kadar arkasındayız. Aynı dürüst tavrı muhalefet partilerinde göstermesini bekliyoruz”



Türkiye’nin artık en sancılı konuları bile büyük bir olgunluk içinde konuşacak ve hukuki zeminde çözebilecek bir iklime kavuştuğunu ifade eden Erdoğan, “İnşallah önümüzdeki dönemde Türkiye’de birlik, beraberlik ve kardeşlik zeminini daha da güçlendirecek yeni adımlar atmayı sürdüreceğiz. Milletimizin bölünmesine, kutuplaştırmasına, kimlik ve köken üzerinden birbirine düşürülmesine kesinlikle fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizi hem küresel ekonomik krizin etkilerinden koruyacak hem de hedeflerine süratle ilerlemesini sağlayacak ekonomi programımızı da beraberce başarıya ulaştıracağız. Türkiye yüzyılını inşa ederken hem 20 yıllık demokrasi ve kalkınma kazanımlarımıza sahip çıkacak hem de ülkemizi dünyanın birinci liginin ilk sıralarına çıkarma hedefimizden taviz vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’tan tarihi sınır hamlesi: "Doğukapı açılırsa Kars Kafkasya’nın ticaret merkezi olur" Kars Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Bozan ve meclis üyeleri, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin önemli isimlerinden Serdar Kılıç ile bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmede, Doğukapı Sınır Kapısı’nın yeniden açılması ve bunun Kars ekonomisine sağlayacağı katkılar kapsamlı şekilde değerlendirildi. "Doğukapı için yeni dönem mesajı" Toplantının ana gündem maddesini, Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden normalleşme süreci oluşturdu. Görüşmede konuşan Büyükelçi Serdar Kılıç, iki ülke arasında son dönemde önemli diplomatik ve ticari adımların atıldığını belirtti. Özellikle İstanbul-Erivan uçuşlarının başlamasının sürecin en somut gelişmelerinden biri olduğuna dikkat çekilirken, doğrudan ticaretin önünü açacak bürokratik hazırlıkların da büyük ölçüde tamamlandığı ifade edildi.Yetkililer, Ermenistan’ın gümrük işlemlerinde "077" ülke koduyla tanımlanmasının ticari işlemlerin daha doğrudan ve şeffaf yürütülmesine katkı sağlayacağını vurguladı. "Kars’ın ekonomik geleceği değişebilir" Görüşmede, Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılmasının yalnızca iki ülke arasındaki geçişleri kolaylaştırmayacağı, aynı zamanda Kars’ın ekonomik yapısında da köklü değişimler oluşturacağı ifade edildi. Kapının açılmasıyla birlikte; Bölgesel ticaret hacminin büyümesi, Turizm hareketliliğinin artması, Lojistik sektörünün güçlenmesi, Yeni yatırımların bölgeye yönelmesi, İstihdamın artması ve Göçün azaltılması gibi birçok alanda önemli kazanımlar elde edilmesinin beklendiği kaydedildi. "Ermenistan tarafında altyapı hazırlıkları sürüyor" Edinilen bilgilere göre Türkiye tarafı sınır kapısının açılması konusunda önemli ölçüde hazır durumda bulunuyor. Ancak Ermenistan tarafında altyapı, teknik düzenleme ve yatırım süreçlerinin tamamlanması gerektiği değerlendiriliyor. Uzmanlar, teknik eksikliklerin giderilmesiyle birlikte Doğukapı’nın Kafkasya hattında stratejik bir geçiş noktası haline gelebileceğini ifade ediyor. Kadir Bozan: "Bu süreç Kars’ın geleceğidir" Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Bozan, Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılmasının Kars açısından tarihi bir fırsat olduğunu söyledi. Bozan, "Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılması Kars için sadece bir sınır kapısının faaliyete geçmesi değildir. Bu adım; ticaretin canlanması, turizmin güçlenmesi, yeni yatırımların önünün açılması, istihdamın artması ve göçün azaltılması anlamına gelmektedir. Kars’ın geleceği açısından bu sürece hep birlikte sahip çıkmalıyız" dedi. "İş dünyası için yeni iş birliği çağrısı" Toplantıda ayrıca, Karslı iş insanları ile Ermenistan’daki iş çevreleri arasında karşılıklı ziyaretlerin kısa süre içerisinde başlatılması gerektiği görüşü öne çıktı. Kurumlar, meslek birlikleri, dernekler ve özel sektör temsilcileri arasında ortak çalışma alanlarının oluşturulmasının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri hızlandıracağı ifade edildi. Kars Ticaret ve Sanayi Odası’nın önümüzdeki süreçte Ermenistan’daki kurum ve iş dünyası temsilcileriyle temaslarını artıracağı öğrenildi. "Doğukapı açılırsa Kars bölgenin ticaret üssü olabilir" Ayrıca Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılması, Kars’ı yalnızca Türkiye’nin doğusunda değil, Kafkasya hattında da önemli bir ticaret ve lojistik merkezi haline gelecek. Normalleşme sürecinin başarıyla ilerlemesi halinde Kars’ın; turizm, taşımacılık, dış ticaret ve yatırım alanlarında yeni bir ekonomik döneme girmesi bekleniyor.
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.