ÇEVRE - 20 Şubat 2025 Perşembe 11:43

Malatya’da karla mücadele ekipleri 11 ilçede sahada

A
A
A
Malatya’da karla mücadele ekipleri 11 ilçede sahada

Malatya Büyükşehir Belediyesi, Malatya merkez ve 11 ilçede etkili olan kar yağışı nedeniyle karla mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Dün gece başlayan yoğun kar yağışının ardından ekipler, 980 personel ve 268 iş makinesi ile sahaya indi.


Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde olduklarını belirterek, 719 mahallede çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Er, "Şehrimizi etkileyen kar yağışının olumsuz etkilerini en aza indirmek için tüm ekiplerimizle sahadayız. Malatya merkez ve 11 ilçemizde kar küreme, yol açma ve temizleme çalışmalarımız aralıksız devam ediyor" dedi.


Vatandaşa Tedbir Çağrısı


Başkan Er, vatandaşlara tedbirli olmaları yönünde uyarıda bulunarak, "Araçlarında kış lastiği ve zincir bulunmayanların trafiğe çıkmamalarını rica ediyoruz. Zorunlu olmadıkça özel araç kullanmak yerine toplu taşıma araçlarını tercih etmelerini öneriyoruz" ifadelerini kullandı.


Acil Durum Hatları Devrede


Kar yağışı nedeniyle yaşanabilecek olumsuzluklar için belediye, Tek Adımda Çözüm Merkezi (TAÇ) 444 51 44 ve 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden vatandaşlara hizmet verecek.


Belediye ekipleri, il genelinde şu ana kadar 384 mahallede kar kürüme ve temizleme çalışmalarını tamamladı.



Malatya’da karla mücadele ekipleri 11 ilçede sahada

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlık tarihe ışık tutuyor Bayburt’ta, Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu Çayıryolu köyü mezarlığı, taşıdığı tarihi ve kültürel değerle dikkat çekiyor. Tarihi kayıtlara göre, Hacı Bey ve Fahreddin Kutlu Bey olarak da bilinen Kutlu Bey, Bayburt’un eski adı Sünür olan Çayıryolu köyünde kendi adına cami ve zaviye yaptırdı. Bu eserlerin yaşatılması için vakıflar kuran Kutlu Bey’in vakıf giderlerinin Bayburt ve Erzincan’a bağlı bazı köylerden karşılanması kararlaştırıldı. Sünür köyünün, Akkoyunluların Anadolu’da ilk yurt tuttukları yerleşimlerden biri olduğu, türbe ile caminin geçmişte külliye özelliği taşıdığı kaynaklarda yer alıyor. Cami ile türbe arasında yaklaşık 30 metre uzunluğunda bir koridor ve buraya açılan kubbeli medrese odalarının bulunduğu ancak bu yapılardan bugünlere iz kalmadığı aktarılıyor. Kutlu Bey ya da Hacı Bey vakfına ilişkin en eski kayıtların 1530 yılına kadar uzandığı kayıtlarda bulunuyor. Evkaf Nezareti defterlerinde de vakfın ’Sinür Hacı Bey zaviyesi ve cami-i şerifi vakfı’ adıyla yer aldığı ifade ediliyor. Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Erdem Saka, Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş ile birlikte Çayıryolu köyündeki tarihi mezarlıkta incelemelerde bulundu. Bölgenin en büyük mezarlıklarından biri olarak gösterilen alanın, Bayburt’un kadim tarihini yansıtan önemli değerler arasında yer aldığını söyleyen Saka, mezarlığın korunması gereken kültürel miras niteliği taşıdığını dile getirdi. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna mensup olduğunu hatırlatan Saka, Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlığın yalnızca bir defin alanı olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel hafızasını taşıyan tarihi bir belge niteliğinde olduğunu vurguladı. "Bu mezarlık adeta tarih kokuyor" Mezarlıklardaki taşların bulunduğu yerin geçmişine ışık tuttuğunu belirten Saka, "Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlıktayız. Bu mezarlık Bayburt’a bağlı Sünür, yeni adıyla Çayıryolu köyünde bulunmakta olup bölgenin en büyük mezarlıklarındandır. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna bağlı olduklarını söylemekte fayda var. Bu mezarlık adeta tarih kokmaktadır" dedi. Saka, mezar taşlarının bölgenin tarihi açısından önemli veriler taşıdığını belirterek, "Mezarlıklar bulunduğu yerin tapusu hüviyetindedir. Taşların oldukça eski zamanlara ait olduğunu anlamak mümkündür" diye konuştu. Koç başlı mezar taşları bugün yerinde yok Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğuna dair haber kayıtları olduğunu aktaran Saka, bugün alanda bu taşlara rastlanmadığını, bazı kırık taş parçalarının koç gövdelerini andırdığını söyledi. Mezar taşlarının kültürel kimliğin ve tarihsel sürekliliğin önemli unsurları arasında yer aldığını ifade eden Saka, "Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş tarafından yapılan haberle, yaklaşık 30 yıl öncesine kadar bu mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğu sabittir. Bu da mezarlığın ne kadar kadim dönemlere ait olduğunu ve kadim Türklere ait izler taşıdığını gösteren hususlardan biridir. Günümüzde burada bulunan koç başlı mezar taşlarının hiçbirinin yerinde olmadığını fakat bazı kırık taşların koçların gövdelerini andırdığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. İspir’deki tarihi mezarlıkları hatırlattı Bayburt ve çevresindeki tarihi mezarlıkların Türk kültür tarihi açısından ayrı bir yere sahip olduğunu bildiren Saka, Çayıryolu köyündeki mezarlığın büyüklüğü ve taşıdığı izlerle dikkat çektiğini kaydederek, benzer yapıların İspir’deki eski mezarlıklarda da gördüğünü anlattı. Saka, Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Paşeke köyündeki eski mezarlıkları da örnek göstererek, "Bu kadar büyük, ihtişamlı ve tarih kokan bir mezarlığı İspir taraflarında Paşeke köyünde görmüştüm. Orada da dikkatimi çeken, oldukça eski mezar taşları vardı. Bu bölgenin ne kadar kadim bir tarihi olduğunu göstermekle birlikte mezarlıklar, bölgelerin tarihiyle birlikte kültürünü ve sanat anlayışını yansıtan en önemli değerlerden biridir" dedi. "Kültürel miras gelecek nesillere taşınmalı" Tarihi mezar taşlarının korunması gerektiğini vurgulayan Saka, bazı taşların kırık halde bulunmasının üzücü olduğunu söyleyerek, bu durumun kasıtlı olup olmadığının bilinmediğini ifade etti. Saka, "Bu mezar taşlarının elbette kasıtlı olarak kırılıp kırılmadığını bilmiyoruz. Fakat özellikle İspir yöresinde bazı mezar taşlarının Ermenistan’a götürüldüğü ve bunların kendilerine ait olduğu yönünde iddialara konu edildiğine dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu kültürel unsurları koruyarak sonraki nesillere taşımak, bölgenin tarihi kimliğini geleceğe aktarmak açısından elzemdir" diyerek konuştu.
Van Van Gölü’nün "gümüş" balıkları ekiplere emanet Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle başlattığı zorlu yolculuk devam ederken, Van İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesindeki ekipler kaçak avcılığı engellemek amacıyla denetimlerini sıkılaştırdı. Dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan ve her yıl üreme döneminde tatlı sulara göç eden inci kefalini korumaya yönelik çalışmalar aralıksız sürüyor. 15 Nisan’da başlayan ve 15 Temmuz’a kadar sürecek olan av yasağı kapsamında; İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri göç yollarında tam zamanlı denetim yürütüyor. Gündüz saatlerinde akarsu mansap bölgelerinde gerçekleştirilen denetimlere katılan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, inci kefalinin bu yılki göç yoğunluğuna dikkat çekerek, kaçak avlanma konusundaki uyarılarını yeniledi. "Saha kontrollerimizi sürdürüyoruz" Konuya ilişkin konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, inci kefali popülasyonundaki artışın sevindirici olduğunu belirtti. İl Müdürü Şişman, "İnci kefalinin şu an üreme mevsimi. 15 Nisan’da başlayan av yasağımız devam ediyor. Biz de İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri olarak saha kontrollerimizi sürdürüyoruz. Özellikle kaçak avlanma ve kaçak ağ bırakma durumlarının tespiti için sürekli sahadayız. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasındaki üreme mevsiminde balığımızı rahat bırakırsak, emin olun bir sonraki nesil daha gür ve daha bol olacak. Biz de bunun için uğraşıyoruz. Taze balığın avlanması, nakledilmesi ve tüketilmesi yasaktır. Buradan halkımızı tekrar uyarmak ve bilinçlendirmek isterim" dedi. "Ekiplerimiz sahada sabahlara kadar nöbet tutuyor" Ekiplerin sahada 7 gün 24 saat esaslı çalışma yürüttüğünü dile getiren Şişman, "Tatlı suların gölle buluştuğu noktalarda, sazlık alanlarda yoğun bir balık popülasyonu yumurta bırakmak için hareket ediyor. Tam da mevsimindeyiz. Popülasyonda bir artış da söz konusu. Ekiplerimiz sahada sabahlara kadar nöbet tutuyor. Balıklar, yaklaşık bir hafta boyunca tatlı sularda yumurta bırakmak için çabalıyor ve ardından göle geri dönüyor. Biz de bu süreçte mümkün mertebe kaçak avlanmanın önüne geçmek için mücadelemizi sürdürüyoruz" diye konuştu.