SPOR - 14 Nisan 2026 Salı 14:18

Mini Dünya Kupası heyecanı Yeşilyurt’ta başlıyor

A
A
A
Mini Dünya Kupası heyecanı Yeşilyurt’ta başlıyor

Yeşilyurt Belediyesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi’nde öğrenim gören uluslararası öğrencileri bir araya getirecek anlamlı bir organizasyona daha imza atıyor. Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan "Mini Dünya Kupası Ödüllü 4. Uluslararası Yeşilyurt Futbol Turnuvası", dostluk, kardeşlik ve fair-play ruhunu sahalara taşıyacak.


Farklı ülkelerden gelen öğrencilerin katılımıyla adeta küçük bir dünya kupası atmosferi oluşturacak turnuva, kültürel kaynaşmayı artırmayı ve sporun birleştirici gücünü ön plana çıkarmayı hedefliyor. Yeşilyurt Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen organizasyon, hem rekabet dolu maçlara hem de renkli görüntülere sahne olacak.


Turnuva kapsamında oluşturulacak takımlar, kendi ülkelerini temsil ederek sahaya çıkacak. Bu sayede Malatya’da eğitim gören uluslararası öğrenciler, hem ülkelerinin kültürlerini tanıtma fırsatı bulacak hem de farklı milletlerden arkadaşlarıyla kaynaşarak unutulmaz hatıralar yaşayacak.


Kayıtlar başladı


Uluslararası öğrencilerin yoğun ilgi göstermesi beklenen turnuva için kayıt süreci 14 Nisan 2026 tarihinde başladı. Başvuruların 17 Nisan 2026 tarihine kadar devam edeceği organizasyonda, takımlar hazırlıklarını tamamladıktan sonra sahaya çıkacak. Büyük heyecana sahne olacak turnuvanın açılış karşılaşmaları ise 27 Nisan 2026 tarihinde oynanacak.


Farklı coğrafyalardan gelen öğrenciler arasında dostluk köprüleri kurulmasına zemin hazırlayacak olan turnuva hakkında detaylı bilgi almak ve kayıt yaptırmak isteyenler, 0552 395 36 44 numaralı iletişim hattından yetkililere ulaşabilecek.


Yakınca Halı Sahada gerçekleştirilecek grup ve eleme karşılaşmalarıyla başlayacak olan turnuvanın final mücadelesi ise Yeşiltepe Ampute Sahası’nda oynanarak şampiyon takım belirlenecek.


"Dostluk ve kardeşlik sahaya yansıyacak"


Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, sporun birleştirici gücünü ön plana çıkaracak olan turnuvanın hem rekabet dolu anlara hem de dostluk ve kardeşlik görüntülerine ev sahipliği yapacağını söyledi.


Turnuvanın sadece bir spor etkinliği olmadığını dile getiren Başkan Geçit, "Farklı ülkelerden gelen öğrencilerimizi aynı sahada buluşturarak dostluk, kardeşlik ve dayanışma duygularını pekiştirmeyi amaçlıyoruz. Yeşilyurt, bir kez daha kültürlerin buluşma noktası olacak" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasına devam edildi Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararı sonrasında 76 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in de aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Müşteki sanıklar Kerem Gökay Öner ve Ufuk Gültekin ise duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Mahkeme Başkanı yargılamanın bu celse sanık beyanlarıyla devam edeceğini bildirdi. Söz alan Sertçelik, kendisine ait olduğu iddia edilen buluntu telefondaki paylaşım ve maillerin yazıldığı tarihlerde Macaristan’da telefon ve internet erişimi bulunmayan yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutuklu olduğunu söyleyerek, "Macaristan’a yazı yazılarak o tarihlerde benim nerede olduğum istensin" dedi. "Sertçelik bize vurulmasının tesadüf olduğunu söyledi" Söz verilmesi üzerine beyanda bulunan komiser Gökhan Karaca, operasyonun başlangıcında görevli olmadığını ifade ederek, "O yüzden yakalanma kısmına dair bilgim yok. Ben dosyaya 10-15 gün sonra geldim. Geldiğimde Kerem Gökay Öner benimle görüşme yaptı ve proje ekibinde beni görevlendirdi. Ben burada görevlendirildiğimde Şevket, Murat ve Kerem müdürü tanımıyordum. Daha önce Yenimahalle’de olduğum için sadece Ufuk’u biliyordum. Bana etkin pişmanlıktan faydalanacağı söylendi Serdar Sertçelik’in ve benim de görüşmem istendi ne hakkında konuşacağına dair. Mahfuz Tatar ve Semih Aslan dosyalarını incelemem istendi. Bunu inceledim. Benim bu tarihten sonra Sertçelik’in vurulmasına kadar hiçbir görüşmem yoktur. Serdar Sertçelik’in vurulduğu gün de bizim gidip görüşmemiz istendi. Keçiören’deki annesinin evine gittik. Gittiğimizde ayağı yaralıydı. Ses kayıt cihazının çalışıp çalışmadığından emin olmak için Ufuk telefonun ses kaydını açtı. İyi ki de açmış bugün görüyoruz karşılaştığımız suçlara bakınca. Sertçelik bize vurulmasının tesadüf olduğunu söyledi. Bu süreçlerde Serdar gizli tanık olduktan sonra beyanı gerekli çalışmaların yapılması için bize gönderildi. Biz de delil araştırmalarını yapıyoruz. Bizim kasıtlı olarak bir şeyler yapalım gibi bir şey olmadı. Böyle bir talimat da almadım" ifadelerinde bulundu. "Serdar Sertçelik’in gizli tanık olduğundan bile haberim yoktu" Göreve geldiği gün Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik operasyon yapıldığını öğrendiğini söyleyen tutuksuz sanık Metehan İlkyaz, "Operasyonda yer almadım. Sonrasında ekipler amiri olarak görevlendirildim. Ben sorguya, ifade almaya girmem. Savcılıktan direkt talimat almam. Biz sahada gözaltı yaparız, elde edilen delilleri teslim ederiz. Benim Serdar Sertçelik’in gizli tanık olduğundan bile haberim yoktu. Gizli tanık olduktan sonra eve götürüldü. Şevket Müdür’ün talimatıyla abisine telefon numaramızın verilmesi ifade edildi bir şey olduğunda ulaşılması için. Sonra da biz ve ekiplerimiz bir daha Sertçelik ile görüşmedik, yanına gitmedik. Bir kaç gün sonra beni aradı Serdar Sertçelik ve ’Şevket ve Ufuk Müdürüme ulaşamıyorum’ dedi. Ben de ileteceğimi söyledim" diye konuştu. Hakkındaki suçlamaları reddeden İlkyaz, "Sanık ve avukatlarından gelen hiçbir soruyu cevaplamak istemiyorum" dedi. Beyanların ardından duruşmaya saat 13.30’a kadar ara verildi. Verilen aranın ardından dinlenen sanık Nurullah Özgür Kopuk, "Serdar Sertçelik’in yalan söylediğine namusum şerefim üstüne yemin ederim. Bana kendi aralarında organize diye lakap taktılar. Serdarın abisini tanımam görmedim bilmiyorum. Benim tehdit ettiğim söyleniyor ben Serdar’ın abisini tanımam bile. Bunlar yalandır. Serdar Sertçelik bana ‘Orada neler oluyor. Sana önemli bilgiler vereceğim, yaz bana’ diye mesaj yazdı. Bende savcılığa giderek bu belgeleri teslim ettim. Vatandaşlık görevi yaptığımı düşünüyorum. Bu kişilerin şikayetçi olma dönemi haricinde tanımam. Bir suç işlemedim" beyanına yer verdi. Serdar Sertçelik’in yurt dışına kaçmasına yardımcı olmakla suçlanan sanık Mustafa Çotuk, "Serdar benim yakın arkadaşımdı. İki üç günde bir onunla görüşürdük. Onun bir dosyada gizli tanık olduğunu bilmiyordum. Biz bir gün İstanbul’a gitme planı yaptık, gittik ve aynı gün de geri döndük. Biz İstanbul’a giderken ayağında elektronik kelepçe yoktu. Vurulmadan en fazla 1 hafta 10 gün öncesinde görüşmüşüzdür. O sırada da elektronik kelepçesi yoktu. Varsa da ben görmedim, ya da gizlemiştir" iddialarını öne sürdü. Beyanların ardından söz alan Cumhuriyet Savcısı, tutuklu sanıklar Bora Kaplan, Adnan Kaplan, Serdar Sertçelik, Muhammed Kaplan, Önder Polat ve Ayhan Bakioğlu’nun tutukluluk halinin devamına şeklinde mütalaasını açıkladı. Mütalaa sonrasında söz alan tutuklu sanık Bora Kaplan, "Buradan tahliye çıkmayacağını biliyorum. Kendimizi nasıl aklayacağız bilmiyorum" dedi. Tutuklu sanık Sertçelik, "Bu davadaki iddialarımı doğrulayacak deliller polislerin mesajlaşması, benim tahliye talebim yoktur" derken tutuklu sanık Bakioğlu da, "Örgüt dahilinde kimseyi tanımıyorum, tahliyemi talep ediyorum" dedi. Beyanların ardından ara kararını kuran mahkeme tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti. Duruşma yarına ertelendi.
Antalya Eşini sokak ortasında sopayla darbettiği iddia edilen sanığa 19 yıl hapis Antalya’da Ukrayna asıllı Türk vatandaşı kadının, uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından sokak ortasında sopayla darbedildiği iddiasıyla görülen davada sanık, "tasarlama olmaksızın kadına karşı ve eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 5 Temmuz 2025 tarihinde Konyaaltı ilçesinde meydana gelen olayda, iddiaya göre otelde vardiyalı çalışan Iryna Melnychuk D., gece mesaisi sonrası evine dönerken, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eşi Mehmet Ali D. tarafından sopayla darbedildiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Başına aldığı darbeler sonucu kafatasında kırıklar ve beyin kanaması riski oluşan kadın, ellerinde çok sayıda kırıkla birlikte 16 gün hastanede tedavi gördü. İddianamede ağır ceza talebi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, sanığın mağdurun işten çıkış ve eve geliş saatlerini bildiği, elinde sopayla site çevresine geldiğinin kamera görüntüleriyle tespit edildiği, eylemin anlık öfkeyle değil tasarlayarak gerçekleştirildiği kaydedildi. İddianamede ayrıca, olay yeri yakınındaki iş yerinden alınan kamera kayıtlarının mağdura izletildiği ve mağdurun görüntülerdeki kişinin eşi Mehmet Ali D. olduğunu kesin olarak teşhis ettiği belirtildi. Sanığın daha önce de uzaklaştırma kararlarını ihlal ettiği vurgulanan iddianamede, şiddet eğilimlerinin sürdüğü, serbest kalmasının mağdur açısından tehdit oluşturacağına dikkat çekildi. Bu gerekçelerle, sanığın eyleminin "eşe karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğunu belirterek, en ağır şekilde cezalandırılması ve iyi hâl indirimi uygulanmaması istendi. Sanığın savcılıktaki ifadesinde ise olay saatinde Lara semtinde D.D. isimli bir kişinin evinde bulunduğunu, HTS kayıtlarının da bunu göstereceğini söylediği aktarıldı. Iryna Melnychuk D. ise, kolluk kuvetlerine verdiği ifade de olay günü aldığı darbeler nedeniyle geçici hafıza kaybı yaşadığını, ikametinin arka kapısından girdiği sırada arkasından bir ses duyduğunu, döndüğünde eşi Mehmet Ali D.’yi gördüğünü söyledi. Iryna D., kendisine saldıran kişinin eşi olduğunu, bunu görüntüden, sesinden ve kokusundan ayırt ettiğini söyledi. Tanık anlatımlarında da olay gecesi bir kadının yere yatırılarak defalarca darbedildiğinin görüldüğü, bağırma sesleri üzerine aşağı inen site sakinlerinin ise Iryna D.’yi yerde ve başından yoğun şekilde kan kaybeder halde bulduğu belirtti. Adli raporda hayati tehlike ve ağır kırık tespiti Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin duruşmaya yansıyan 10 Temmuz 2025 tarihli doktor raporunda, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan şekilde yaralandığı, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu ve kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği belirtildi. Kovuşturma aşamasında mahkemeye ulaşan raporda ise mağdurun duyu veya organlarından birinin işlevinde sürekli fonksiyon azalması bulunduğu kaydedildi. 4. duruşmada da Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden gelen raporda, mağdurun yüzünde sabit iz ya da değişiklik bulunmadığı, ancak duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli fonksiyon azalması niteliğinde olduğu bildirildi. Davanın 5. duruşması Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülürken, salonda tutuklu sanık Mehmet Ali D., sanık yakınları ve taraf avukatları yer aldı. Savcı, bir önceki duruşmada sanığın ölümcül bölge olan başa birden fazla kez vurması nedeniyle eyleminin "eşe karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğunu belirterek 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. "Yemin ederim ki bu suçu işlemedim" Sanık Mehmet Ali D. ise suçlamaları kabul etmeyerek beraatini ve tahliyesini talep etti. Mehmet Ali D., "İrina’yı darbetmediğimi açıkça ifade ediyorum. Bu onursuz davranışı ben gerçekleştirmedim. 10 yaşındaki kızımın üzerine yemin ederim ki İrina’yı ben darp etmedim. İnandığım tek kutsal kitap olan Kur’an-ı Kerim üzerine el basarak da yemin ederim ki bu suçu işlemedim. Yaklaşık 10 aydır tutukluyum. 10 yaşında bir kız çocuğum var. İrina ile 2 buçuk yıl birlikte yaşadık. Savaş bölgesinde yaşayan kızımın, işlemediğim bir suç nedeniyle 10 aydır benden uzak kalmasını nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. 5 Temmuz 2025 tarihinde de aynı şekilde, ‘İrina’yı ben darbetmedim’ dedim. Ben, çocuklu bir kadına şiddet uygulayacak kadar onursuz biri değilim. Üzerime atılı suç nedeniyle gecelerce ağladım. Adalete sığındım, Kur’an-ı Kerim’i kalbime koyup ilahi adalete de sığındım. İşlemediğim bir suç yüzünden ailemin yüzüne bakmakta zorlanıyorum; onların da boynu bükük kaldı. Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işleyecek kadar cani biri değilim. Bu nedenle beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" dedi. Mahkeme heyeti; sanık hakkında "tasarlama olmaksızın kadına ve eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 19 yıl hapis cezası verdi.
Bolu Şenol Güneş: "Milli takımın çeyrek finale kadar rahat gelebilecek bir görüntüsü var" Bolu’da düzenlenen ’Spor Turizmi Çalıştay ve Paneli’ne katılan tecrübeli teknik direktör Şenol Güneş, A Milli Takım’ın Dünya Kupası’nda çeyrek finale kadar rahat yükselebileceğini söyledi. Süper Lig’deki şampiyonluk yarışını ve Arda Güler ile Kenan Yıldız’ın performansını da değerlendiren Güneş, Türk futbolundaki hakem tartışmalarına yönelik ise, "Ülke futbolunda adaleti sarsan bir kaosa getirdiler bizi. Kimse hiçbir hakeme inanmıyor" dedi. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) ev sahipliğinde düzenlenen ’Doğanın Kalbi Bolu’da Spor Turizmi Çalıştay ve Paneli’, Türk sporunun önde gelen isimleri Ertuğrul Sağlam, Şenol Güneş, Suat Çelen ve Harun Erdenay’ı bir araya getirdi. BAİBÜ Turizm Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü tarafından İzzet Baysal Kültür Merkezi Mavi Salon’da organize edilen panelin moderatörlüğünü ise İl Gençlik ve Spor İl Müdürü Emrullah Güler ve İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Emre Gürsoy üstlendi. Öğrencilerin ve sporseverlerin yoğun ilgi gösterdiği panelde, Türk sporuna hem sporcu hem de yönetici ve teknik adam olarak uzun yıllar hizmet eden usta isimler, salonu dolduran gençlere kariyer yolculuklarındaki tecrübelerini aktardı. Etkinliğe katılan tecrübeli teknik adam Şenol Güneş, etkinlik sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Güneş; A Milli Takım’ın durumu, Süper Lig’deki şampiyonluk yarışı ve Türk futbolundaki hakem tartışmaları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Çeyrek finale kadar rahat gelebilecek bir görüntüsü var" A Milli Futbol Takımı’nın son durumu ve turnuva beklentileri hakkında konuşan Güneş, "Geçmişteki başarıyı sağlayan tüm yönetimi, başkanı, teknik heyeti, oyuncuları kutluyorum. Taraftarıyla, milletiyle beraber birlikte o sonucu aldığımızda hem mutlu hem gururlu olduk ama artık o geride kaldı. Yeni bir dönem, yeni bir heyecan. Genç bir kadromuz var. Şimdiki başkan, yönetim, teknik direktör Montella ve ekibini, bütün oyuncuları kutluyorum, hepsine başarılar diliyorum. Daha hem genç, daha hem tecrübeli, daha üst seviye takımlarda oynayan şu andaki oyuncularımızın orada aldığı tecrübeyle başarılı olmasını bekliyorum. 32 takımın oynandığı bir 2002 Dünya Kupası, şimdi ise 48 takımın katıldığı bir Dünya Kupası var. Görünen o ki, umarım öyle olur, gruptan çıkmamız son 16’yı geçmemizin daha kolay olacağını düşünüyorum. Yarı finale çıkmamız ve inşallah kupayı almamız temennimizdir ama çeyrek finale kadar rahat gelebilecek bir görüntüsü var şu anda kağıt üzerinde. Ama önemli olan sahada oynanan futbol. Daha da önemlisi ülkenin temsilidir. Katılmakla bu temsil adaylığını kazanmış olduk. Ama şimdi orada hem oyuncusuyla, yönetimiyle, taraftarıyla bırakacağımız intiba çok daha önemli. Ülkemize yakışır bir intiba olsun. Fair-play içerisinde davranışlar olsun, örnek davranışlar. Benim için 2002 Dünya Kupası’ndan örnek verirsek, aldığımız sonuçtan çok, iki ev sahibini elediğimizdeki bıraktığımız izler ve özellikle 3.’lük maçında Koreli oyuncularıyla bizim oyuncuların birlikte tribünü selamlaması ve futbolun dostluk kardeşlik olduğunu göstermesi önemliydi" ifadelerini kullandı. Arda Güler ve Kenan Yıldız sözleri Genç yetenekler Arda Güler ve Kenan Yıldız hakkında konuşan tecrübeli teknik adam, "Bütün oyuncular için genel konuştum. İşte bunlardan ikisi zaten Arda ile Kenan. İkisi de çok üst seviye takımda oynuyorlar. Hem milli takımımızda oynuyorlar. Çok büyük bir avantaj Türkiye için. Genç yaşta hem yetenek olarak hem karakter olarak üst seviyede. Tabii her ikisi de bunu yapar, diğer oyuncularımız da bunu yapabileceğini düşünüyorum. Ama mesela Kenan’ın Kosova maçında Dünya Kupası’na katıldığımız andaki fair-play davranışı bizim iftihar edeceğimiz bir olay. Gurur duyuyoruz onlarla" diye konuştu. "Kim hak ediyorsa o olsun" Süper Lig’deki şampiyonluk yarışıyla ilgili soruyu yanıtlayan Güneş, "Süper Lig, uzak olduğum konu. Şu anda da onunla ilgilenmiyorum. Futbol yarışına bakarsak, 4 takım şu anda iddialı durumda görünüyor. Bunlardan ilk ikisi, ilk üçü daha avantajlı. Galatasaray önde olduğu için bir avantajı var ama futbolda her sonuç var. Kim hak ediyorsa o olsun. Futbol güzel oynansın, rekabet yapılsın, kavga edilmesin" şeklinde konuştu. "Kimse hiçbir hakeme inanmıyor" Türk futbolunun en çok tartışılan konusu olan hakemler hakkında sert eleştirilerde bulunan Güneş, "Hakemlerimizin iki yıldan beri, üç yıldan beri ders alması gerekiyor. Hakemlere görev verenlerin de biraz sorumluluk alması gerekiyor. Çünkü ülke futbolunda adaleti sarsan bir kaosa getirdiler bizi. Ben hakemleri yönetenlere söylüyorum. Yani onları geçen sene savunurken, şimdi çıkıp hiçbir şey söyleyemeyen yöneticilerine söylüyorum. Önceki hakemleri gönderirken ne düşündünüz? Şimdiki hakemleri getirirken ne düşündünüz? Ülkenin hakemlerin, hakemlerin geldiği hal, ondan daha önemlisi takımların adalet duygusunun, seyircinin adalet duygusunun sarsıldığı bir duruma geldik. Kimse hiçbir hakeme inanmıyor, kimse adaletli olduğunu düşünmüyor. Herkes kendi açısından haklı olduğunu gösteriyorsa o işi yönetenlere sormak lazım" şeklinde konuştu.
Gaziantep Şahinbey Belediyesi’nden ’de Filistin için destek yürüyüşü Şahinbey Belediyesi tarafından Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve kamuoyunda farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir etkinlik düzenleniyor. Şahinbey Belediyesi tarafından organize edilen destek yürüyüş 18 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’te Şahinbey Millet Caminde gerçekleştirilecek. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, tüm Gazianteplileri yürüyüşe katılmaya davet ederek, yaşanan zulme karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı. Başkan Mehmet Tahmazoğlu yaptığı açıklamada, Filistin’de yaşananların sadece siyasi bir mesele değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. "Bu bir vicdan davasıdır" Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Filistin’de her gün yaşanan acıların tüm insanlığın ortak yarası haline geldiğini ifade ederek, "Filistin ve Gazze meselesi, merkezinde insanın olduğu bir vicdan davasıdır. Dünyanın birçok ülkesinde insanlar bu zulme karşı ayağa kalkarken, bizlerin sessiz kalması ne inancımıza ne de tarihimize yakışır. Bu nedenle hep birlikte sesimizi yükseltmeli ve mazlumların yanında olduğumuzu göstermeliyiz" ifadelerini kullandı. Tüm Gaziantep halkına davet Şahinbey Belediyesi tarafından düzenlenecek destek yürüyüşü, 18 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’te Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi önünde gerçekleştirilecek. Vatandaşların aileleriyle birlikte katılım sağlaması beklenen yürüyüşte, Filistin halkına destek mesajları verilecek. "Bu konuda ben ne yapabilirim?" diyen herkesi yürüyüşe davet eden Başkan Mehmet Tahmazoğlu, "Gelin, adaletin ve vicdanın safında omuz omuza verelim. Sesimizi dünyaya duyuralım ve bu zulme hep birlikte ‘dur’ diyelim" çağrısında bulundu.