MAGAZİN - 31 Ağustos 2021 Salı 13:24

Turgutlu 30 Ağustos coşkusunu Ceylan Ertem konseriyle taçlandırdı

A
A
A
Turgutlu 30 Ağustos coşkusunu Ceylan Ertem konseriyle taçlandırdı

Turgutlu Belediyesi Zafer Bayramı’nı Ceylan Ertem konseriyle kutladı.

Turgutlu Belediyesi Zafer Bayramı’nı Ceylan Ertem konseriyle kutladı. Her yaştan Turgutlulunun katıldığı konserde ünlü şarkıcı Ceylan Ertem, unutulmaz bir gece yaşattı. Koza Kavşağı’ndan başlayan ve binlerce kişinin katıldığı Zafer Yürüyüşü ise geceye damga vurdu.


Turgutlu Belediyesi tarafından hazırlanan iki özel etkinlikle hem Zafer Bayramı doyasıya kutlandı hem de Bağ Bozumu ve Kurtuluş Şenliklerinin açılışı görkemli bir şekilde gerçekleştirildi.


İlk olarak Koza Kavşağı’nda başlayan Zafer Yürüyüşü’ne binlerce Turgutlulu katıldı. Ellerinde Türk Bayrakları, bando ve marşlar eşliğinde 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Alanı’na yürüyen binler, Zafer Bayramı coşkusunu yaşadı. Zafer Yürüyüşü’ne Turgutlu Belediyespor Kadın Basketbol, Kadın Voleybol takımları teknik ekibi ve oyuncuları, Turgutlu Belediyesi Spor Akademisi öğrencileri, motosiklet grubu da katıldı. Gecenin finalinde ise ünlü şarkıcı Ceylan Ertem en sevilen şarkılarını Turgutlulular için söyleyerek bayram coşkusunu ikiye katladı.


Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, Eşi Sabriye Akın ile birlikte şarkıcı Ceylan Ertem’e 10 adet fidan bağışı ve Turgutluspor forması başta olmak üzere birbirinden özel hediyeler vererek muhteşem konser için teşekkür etti. Başkan Çetin Akın, “Korona virüs salgını bir buçuk yılı aşkın süredir hayatımızı derinden etkiledi. Sevdiklerimizi zamansız ayırdı, özgürlüklerimizi kısıtladı. Çocuklarımız okullarına gidemedi. En önemlisi en mutlu günlerimizi, milli bayramlarımızı coşkulu kutlayamadık. Biliyorsunuz 26 Ağustos’ta başlayan büyük zafer yürüyüşü 30 Ağustos’ta taçlandırılmış ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından bizlere bu bayram hediye edildi. Bizlere de bu bayramı en coşkulu şekilde kutlamak düşer. Milli bayramları tekrar kutlayabildiğimiz için Rabbime binlerce kere şükrediyorum. Her konuşmamda sosyal mesajlarımızı sizlerle paylaşıyorum. Görüyoruz ki çevremizi temiz tutmadığımızda ne yazık ki ormanlarımızın ve binlerce canlarımızın yandığını gördük. Doğaya karşı saygılı olmadığımızda sel felaketleri yaşandı, hemşehrilerimizi kaybettik. En önemlisi kadınlarımıza yönelik şiddet ne yazık ki hala devam ediyor. Kadına şiddete kesinlikle ‘hayır’ diyoruz. Sokakta yaşayan can dostlarımızı unutmuyoruz ve mutlaka onlara sahip çıkmamız gerekiyor. Biliyorsunuz ki havaya paramızı atmıyoruz, havai fişek atmıyoruz. Bunun nedenleri var, doğada yaşayan canlılarımız, çocuklarımız var, onları ürkütmüyoruz. En önemlisi de sizlerin parasını 28 aydır nasıl kuruşuna kadar hesap edip harcıyorsak, sizlere hizmet ediyorsak o paranızı havaya atmıyoruz. Böylece bayramlarımızı çok coşkulu bir şekilde kutluyoruz. Sevgili Ceylan Ertem’de böyle güzel ve anlamlı gecede bizimle birlikte olduğu için teşekkür ediyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın 99. yılını can-ı gönülden kutluyorum” dedi.


30 Ağustos Zafer Bayramı’nı Turgutlulular ile birlikte kutlamaktan dolayı çok mutlu olduğu ifade eden Ceylan Ertem ise, “Bu özel gecede sizlerle birlikte olmamızı sağlayan değerli Belediye Başkanımız Çetin Akın ve ekibine çok teşekkür ederim. Özellikle fidan bağışı hediyesi beni çok mutlu etti ve duygulandırdı. Bu anlamlı hediye için Başkanımıza ayrıca teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.


Gece Onuncu Yıl Marşı ile son bulurken törenlere Kaymakam Ali Yılmaz, CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Jandarma Komutanı Halim Karaer, CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban, CHP Turgutlu İlçe Başkanı Hüseyin Oğuz, Başkan Yardımcıları, Meclis Üyeleri, Turgutlu Belediyesi Daire Müdürleri ve personeli, muhtarlar, siyasi parti temsilcileri, dernek ve oda başkanları ile protokol üyeleri de katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Netanyahu’ya karşı soykırım iddianamesi tamamlandı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Gazze’ye insani yardım götüren Sumud Filosu’na yönelik silahlı baskına ilişkin hazırladığı iddianame tamamlandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde başlatılan soruşturma, İsrail’in en üst düzey isimlerini hedef alan tarihi bir yargı sürecine evrildi. Netanyahu’dan Genelkurmay Başkanı’na kadar 35 şüpheli hakkında; insanlığa karşı suç, soykırım, eziyet, yağma ve alıkoyma dahil çok ağır suçlamalar yöneltildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü dosya, uluslararası sularda sivil yardım gemilerine yönelik silahlı müdahale iddiaları üzerine başlatılmıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Başsavcı olduğu dönemde düğmesine basılan soruşturma, bugün iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte resmen yargılama aşamasına taşındı. Bu kritik eşik, Türkiye’nin İsrail’in Sumud filosuna karşı müdahalesine yalnızca diplomatik tepki vermekle kalmadığını, doğrudan yargı mekanizmasını işleterek uluslararası hukuk zemininde hesap sorma iradesini ortaya koyduğunu net şekilde gösterdi. İddianamede yer alan isimler, dosyanın çarpıcılığını daha da artırdı. Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir başta olmak üzere 35 şüpheli hakkında kamu davası açıldı. Savcılık, bu isimlerin münferit hareket etmediğini, "planlı, organize ve müşterek fail" olarak operasyonu yönettiklerini tespit etti. Bu tespit, olayın sahadaki bir müdahale değil, devlet aklıyla yürütülen bir operasyon olduğu iddiasını güçlendirdi. Dosyaya göre Sumud Filosu, Gazze’deki sivillere yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulmuş uluslararası bir sivil girişimdi. Ancak bu filo, Doğu Akdeniz’de uluslararası sularda seyir halindeyken İsrail güvenlik unsurlarının hedefi oldu. Gemiler zorla durduruldu, silahlı personel tarafından kontrol altına alındı, siviller cebir kullanılarak alıkonuldu. Bazı mağdurların zorla İsrail’e götürüldüğü, belirli süre özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları ve ardından sınır dışı edilerek Türkiye’ye gönderildikleri iddianamede ayrıntılı şekilde yer aldı. Bu tablo, müdahalenin bir "güvenlik uygulaması" değil, açık bir güç kullanımı operasyonu olduğunu ortaya koydu. Mağdurların ifadeleri ve adli raporlar dosyanın en sarsıcı bölümlerini oluşturdu. Silahlı müdahalenin ardından sivillerin fiziksel şiddete maruz kaldığı, aşağılayıcı muamele gördüğü ve uzun süreli baskı altında tutulduğu iddiaları detaylarıyla kayda geçti. Savcılık, bu eylemlerin anlık değil, "sistematik ve süreklilik arz eden" bir süreç olduğunu belirterek eziyet suçunun oluştuğu kanaatine vardı. Yaralanan mağdurların bulunduğu, bazı vakalarda kemik kırığı gibi ağır sonuçların ortaya çıktığı da dosyada yer aldı. İddianamede yalnızca kişilere yönelik fiiller değil, mallara yönelik eylemler de detaylı şekilde incelendi. Gemilerde bulunan insani yardım malzemeleri ile kişisel eşyaların cebir ve silah kullanılarak alındığı, bu eşyaların iade edilmediği tespit edildi. Savcılık bu nedenle eylemleri "nitelikli yağma" kapsamında değerlendirdi. Ayrıca gemi ekipmanlarına verilen zarar nedeniyle mala zarar verme suçlaması da dosyada yer aldı. Böylece müdahalenin yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve insani boyutlarıyla da ağır bir suç zinciri oluşturduğu netleşti. İddianamenin en çarpıcı kısmı ise Gazze’deki genel tablo ile Sumud Filosu müdahalesi arasındaki bağ oldu. Savcılık, Gazze’de sivillere yönelik sistematik saldırılar, açlık ve susuzluğa mahkûm etme, sağlık hizmetlerine erişimi engelleme ve zorla yerinden etme gibi uygulamaları geniş şekilde değerlendirdi. Ardından yardım filosuna yönelik saldırının bu büyük tablonun bir parçası olduğu vurgulandı. Bu nedenle şüphelilerin eylemleri yalnızca bireysel suçlar kapsamında değil, TCK 77 kapsamında insanlığa karşı suç ve TCK 76 kapsamında soykırım suçu ile bağlantılı olarak ele alındı. Bu tespit, dosyayı uluslararası hukuk açısından en üst seviyeye taşıdı. İddianamede, failin kim olduğuna ya da olayın nerede gerçekleştiğine bakılmaksızın, temel hak ve özgürlükleri ihlal eden fiillerin soruşturulmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının maruz kaldığı ihlaller karşısında devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunduğu açıkça ifade edildi. Bu yaklaşım, Türkiye’nin Sumud filosu konusunda, doğrudan harekete geçen ve hesap soran bir hukuk iradesi ortaya koyduğunu gösterdi. Savcılık, şüphelilerin yurt dışında bulunmaları nedeniyle yargılamanın kaçakların yargılanması usulüne göre yapılmasını talep etti. Buna göre Netanyahu ve diğer isimler Türkiye’de bulunmasa bile süreç işleyecek, dava tüm ağırlığıyla devam edecek.
Kocaeli Sahte kripto ağına darbe: 24 şüpheli yakalandı, 19 tutuklama Kocaeli merkezli 9 ilde düzenlenen operasyonda, kripto yatırım vaadiyle indirtilen sahte uygulama üzerinden dolandırıcılık yapan şebekeye darbe vuruldu. Kocaeli’de 2 kişinin 7 milyon 115 bin lira dolandırıldığı tespit edilirken, birçok ilde gerçekleştirilen baskınlarda gözaltına alınan 24 şüpheliden 19’u tutuklandı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, kripto yatırım vaadiyle vatandaşları dolandıran şebeke deşifre edildi. Yapılan incelemelerde, yabancı şahıslar adına çıkarılmış telefon hatları üzerinden vatandaşlarla iletişime geçen şüphelilerin kendilerini kripto yatırım firmalarının yöneticileri olarak tanıttıkları belirlendi. Şüphelilerin, mağdurlara "MATRİX-5" isimli sahte şirkete ait uygulamayı indirttikleri tespit edildi. Uygulama üzerinden yatırım yapılacağı vaadiyle para göndermeye ikna edilen kişilerin gönderdiği paraların, şüphelilerin kurdukları kripto hesaplarına aktarıldığı belirlendi. Bu paraların daha sonra paravan altın şirketlerine ait IBAN hesaplarına gönderildiği, banka hesaplarından çekildiği ya da kuyumculardan fiziki altın alınarak sisteme sokulduğu ortaya çıkarıldı. Soruşturma kapsamında, Kocaeli’de 2 kişinin bu yöntemle dolandırıldığı ve şüphelilere ait hesaplara toplam 7 milyon 115 bin 46 lira gönderildiği tespit edildi. 9 ilde eş zamanlı operasyon Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla 7 Nisan’da 9 ilde 23 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Dijital materyallerden elde edilen yeni deliller doğrultusunda Şanlıurfa’da bir kişinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 24’e yükseldi. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile suç unsuru ele geçirildi. 19 şüpheli tutuklandı Emniyetteki işlemleri tamamlanan 24 şüpheli, bugün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 5’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 19 şüpheli tutuklandı.
Diyarbakır Yılmaz: ’’Attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz’’ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Diyarbakır’da katıldığı Polis Teşkilatının 181’inci yıl dönümü etkinliklerinde yaptığı konuşmada, ’’Bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır’’ dedi. Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir otelde düzenlenen 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından başlayan programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, köklü bir devlet geleneğinin içinden süzülerek bugünlere gelen Türk Polis Teşkilatının, 10 Nisan 1845’te atılan modern temelleriyle milletin huzur ve güvenliğinin teminatı olduğunu ifade etti. Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan bu süreklilik içinde polis teşkilatının, değişen şartlara uyum sağlayarak kurumsal yapısının her dönem daha da güçlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Tarihimizin en kritik eşiklerinde, özellikle milli mücadele yıllarında üstlendiği sorumluluklarla bu milletin yürüyüşüne eşlik eden emniyet teşkilatımız, cumhuriyetle birlikte hukuk devleti anlayışı çerçevesinde daha sağlam bir zemine kavuşmuştur. Bugün Türk polisi, sahip olduğu tecrübe, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen imkanlarla, değişen tehditlere karşı güçlü bir kapasiteyle hareket etmekte, milletimizin huzurunu ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktadır. Bu köklü birikim ve güçlü irade, Emniyet Teşkilatımızı bugün de devletimizin sahadaki en etkin ve en güvenilir yapı taşlarından biri haline getirmektedir. Bu toprakları bizlere vatan kılan, bayrağımızın semalarda özgürce dalgalanmasını sağlayan asıl güç, sarsılmaz bir imanın ve sönmeyen bir vatan sevdasının neticesidir. Her bir polisimiz, bu mukaddes nöbeti devralırken canını ortaya koymakta, milletimizin bekası için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürümeyi göze almaktadır. Bizler, bu kahramanların gösterdiği eşsiz fedakârlığın karşılığını asla tam olarak ödeyemeyeceğimizin bilincindeyiz" diye konuştu. ’’Şehit ailelerinin ve gazilerin emanetlerine sonuna kadar sahip çıkıyoruz’’ Tüm imkanların seferber edildiğini dile getiren Yılmaz, devlet olarak, aziz şehitlerin emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerin her daim yanında olmayı, onları el üstünde tutmayı en asli vazifeleri olarak kabul ettiklerini bildirdi. Yılmaz, ‘’Vatanımızın huzuru uğruna şehadete eren kahramanlarımızın aileleri ile vazife malulü gazi personelimiz için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Şehitlerimizin emaneti ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Ancak onların emanetine ve gazilerimize sahip çıkmak da bizlerin en büyük sorumluluğudur. İmkanlarımızı sonuna kadar kullanarak emanetlerine sahip çıkmaya azami özen gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. Bu doğrultuda şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için barınmadan eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda güçlü destekler sunuyoruz. Kira yardımı ve faizsiz konut kredisi imkanlarıyla barınma ihtiyaçlarına katkı sağlıyor, elektrik, su ve doğalgaz faturalarında önemli indirimler uyguluyoruz. Eğitim hayatlarında çocuklarımızı öğrenim yardımlarıyla destekliyor, özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanabilmelerine imkan tanıyoruz. Ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkı sunarken, sosyal tesislerimizden yararlanabilmelerini de temin ediyoruz. Kamuda sağladığımız istihdam imkanlarıyla ailelerimizin ekonomik güvencesini güçlendiriyoruz. Sağlık alanında ise, ilave ücret ödemeden nitelikli sağlık hizmetine erişimlerini güvence altına alıyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yaşam standartlarını en üst seviyeye taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu düzenlemeler, şehitlerimizin emanetine sahip çıkma ve gazilerimizin hayatlarını kolaylaştırma konusundaki kararlılığımızın açık bir yansımasıdır’’ şeklinde konuştu. ’’Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz’’ Terörsüz Türkiye sürecinde atılan her adımda şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakarlığına sahip çıktıkların dile getiren Yılmaz, ülkeni, uzun yıllar boyunca terörün yol açtığı acılarla sınandığını, bu süreçten en fazla etkilenen yerlerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin geldiğini ifade etti. Yılmaz, şöyle dedi: ‘’Nice aileler evlatlarını kaybetmiş, nice şehirlerimizin huzuru gölgelenmiş, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Diyarbakır da bu ağır yükü en yakından hisseden şehirlerimizden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyduğumuz güçlü irade ile bugün, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz. Güvenlik birimlerimizin sahadaki başarısı, devletimizin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım ve milletimizin desteğiyle birlikte, ülkemizin huzur iklimi her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte korkunun gölgesinde kalan pek çok yerleşim yerinde hayatın normalleştiğini, şehirlerimizin yeniden nefes aldığını, bölgenin sahip olduğu potansiyelin yeniden görünür hale geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu tablo, güçlü bir iradenin ve kararlı bir mücadelenin neticesidir. Ancak şu hususun altını özellikle çizmek isterim, attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakarlığına daima sahip çıkıyoruz. Bu süreç, hiçbir şekilde onların aziz hatırasını zedeleyen bir anlayışın değil, bilakis onların emanetine daha güçlü sahip çıkma iradesinin bir tezahürüdür. Çünkü biz biliyoruz ki, bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakarlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır. Bu bilinçle hareket etmeye, bu sorumluluğu aynı kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz." Törende üstün başarı gösteren polislere belgeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Vali Murat Zorluoğlu tarafından verildi. Tören, daha sonra basına kapalı devam etti.
İstanbul CHP’nin LGBT önerisi yeniden gündeme geldi, vatandaş tepki gösterdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2015 yılında LGBT bireylerin kamu ve özel sektördeki istihdam ve terfi haklarının korunmasına yönelik verdiği kanun teklifinin yeniden sosyal medyada gündem olması tepkileri de beraberinde getirdi. CHP’nin ilk yapması gerekenin, parti içindeki sıkıntıları sona erdirmek olduğunu ifade eden vatandaşlar, eşcinsellerin gündeme getirilmesinin tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışma olduğunu savundu. 2015 yılında aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de bulunduğu 10 milletvekilinin imzasını taşıyan ve dönemin Bursa Milletvekili Aykan Erdemir öncülüğünde hazırlanan kanun teklifi sosyal medyada yeniden gündeme geldi. Teklifin gündeme gelmesi, vatandaşlar arasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Eyüpsultan Meydanı’nda ’da konuya ilişkin soruları yanıtlayan vatandaşlar, CHP’nin öncelikle yapması gerekenin, parti içinde gündeme gelen yolsuzluklar ve sapkınlıkların sona erdirilmesi olduğunu ifade etti. Önerinin tekrar gündeme getirilmesinin ve sosyal medyada viral olmasının sebebinin CHP içindeki sorunların göstergesi olduğunu söyleyen bir vatandaş, "Bunlar tamamen gündem değiştirmek için Özgür Özel ve tayfasının tezgahıdır. Yani eşcinsellerin gündeme getirilmesi tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışmadır. Bu millet neyin, ne olduğunu çok iyi biliyor. Bunun iki sebebi var. Birincisi eşcinsel tayfasını sokağa dökmek. Yani ülkede bir başka kaos ülkesi oluşturmak. İkincisi kendi beceriksizliğini, Özgür Özel, kendisinin de sonunun geldiğini çok iyi biliyor. Öncelikle Özgür Özel, bu işler ile uğraşacağına Muhittin Böcek’ten aldığı 20 milyon doların hesabını versin" şeklinde konuştu. Ramazan Kaya isimli bir vatandaş da, "Bu ülke hepimizin. önce bu namussuz belediye başkanları, kadınların ırzına geçen başkanları korumayı bıraksın, doğru dürüst muhalefet yapsın. Bizim derdimiz eşcinsel ya da eşcinsellik değil" ifadelerini kullandı. LGBT’nin Rusya’da yasak olduğunu söyleyen Yusuf Kütük, "Biz Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Müslüman bir ülkede yaşarken bunu bizim dinimizin emri olarak da yapmamamız gerekirken yani LGBT denen kavramı, popülist hale getirmemiz gerekir. Örneğin Rusya’da şu an LGBT ile ilgili yasaklar var. Ama biz Türkiye’de bunu hala yapamadık, nedense? Ben bunu taraftara oynamak değerlendiriyorum. Biz her kesimden kendimize yakın seçelim. Böylelikle de siyasi olarak gücümüzü korumaya devam edelim" dedi. Metin Sarıgül isimli vatandaş ise "Ben insani şekilde düşünüyorum. Biz Müslüman bir ülkede yaşadığımız için bu bize uymayan bir durum. Allah’ın kitabında, Kur’an’ında bunun olmayacağını Lut Kavminden dolayı biliyoruz. Ben Müslüman olarak kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.