ÇEVRE - 06 Şubat 2026 Cuma 12:52

Gediz taştı, köprü sular altında kaldı

A
A
A
Gediz taştı, köprü sular altında kaldı

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Gediz Nehri taştı. Taşkın sonucu Musacalı ile Sarıbey mahalleleri arasındaki köprü sular altında kalırken, yol güvenlik gerekçesiyle trafiğe kapatıldı.


Manisa’nın Turgutlu ilçesinde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Gediz Nehri taştı. Taşkın sonucu Musacalı ve Sarıbey Mahalleleri arasında bulunan Gediz Nehri üzerindeki köprü sular altında kaldı. Bugün meydana gelen olayın ardından, güvenlik gerekçesiyle söz konusu yol geçici olarak trafiğe kapatıldı. Yetkililer, trafik akışının alternatif güzergâh olarak belirlenen Maden Yolu ve Urganlı istikameti üzerinden sağlandığını bildirdi.


Köprünün mevcut durumu hakkında Devlet Su İşleri (DSİ) ekiplerine gerekli bildirimlerin yapıldığı, bölgede ise güvenlik tedbirlerinin artırıldığı öğrenildi.


Yetkililer, vatandaşların yapılan uyarılara dikkat etmelerini, kapalı yol güzergahını kullanmamalarını ve alternatif yolları tercih etmelerini istedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Sağanak yağış Ödemiş’te zarara neden oldu Ege bölgesinde etkili olan sağanak yağış, dün akşamdan itibaren İzmir’de hayatı felç etti. Özellikle tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu Bayındır ve Ödemiş ilçelerinde tarlalar, süs bitkisi bahçeleri sular altında kalırken, çok sayıda evleri ve hayvan damlarını da su bastı. Kuvvetli yağış, İzmir - Ödemiş yolu ulaşımında aksamalara neden oldu. Yolda biriken yağmur suları, yol boyunca yer alan süs bitkileri üreticilerinin bahçelerine taştı. Hayvancılık yapılan işletmelerle birlikte pek çok ev ve hayvan damları su bastı. İlgili tüm kurumların ekipleri sabah saatlerine kadar muhtemel olumsuz durumlara karşı sahada görev yaptı. Süs bitkileri üreticileri tepkili Milyonlarca liralık zararlarının olduğunu belirten süs bitkileri üreticileri, Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olan Ödemiş’in bu halde olmasının hem üreticiye hem de ülke ekonomisine büyük zarar verdiğini ifade ederek, "Dünyanın pek çok ülkesine buradan meyve fidanı ve süs bitkileri ihraç ediliyor. Buradaki yolların bir yağmurla bu hale gelmesini anlamak mümkün değil. Yetkililerin sesimizi duymasını ve tedbir almalarını istiyoruz" dediler. Evini su basan vatandaştan devlete yardım çağrısı Geçtiğimiz yıllarda daha önce evinin yandığını, yardımlarla yeniden bir ev yaptığını söyleyen Gülşen Tavukçu, iki yıldır kuvvetli yağışlarda evinin sel baskınına maruz kaldığını belirtti. Sabaha kadar sel suları ile boğuşmaktan ilkokula giden çocuğunun ders çalışamadığını, sabah da okula gidemediğini ifade eden Tavukçu, kendisine yardım eli uzatılmasını istedi.
Konya Başkan Altay: "Konya’mızın ve Konyalı hemşehrilerimizin geleceği için çalışıyoruz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılında hayata geçirdiği yatırım ve projelerle ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen toplantıda konuşan Başkan Altay, 6 Şubat 2023’te gerçekleşen ve 11 şehirde büyük yıkıma neden olan asrın felaketinin seneyi devriyesinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlara bir kez daha Allah’tan rahmet diledi. "Cumhurbaşkanımızın riyasetinde deprem bölgeleri yeniden hayat buldu" "O günlerde, milletçe içimizden bir parça koptu. Acı ve hüznün bütün memlekete yayıldığı ağır bir imtihanla sınandık" diyen Başkan Altay, "O zor günlerde acıyı da umudu da birlikte omuzladık. Konya olarak o zor günlerde, ‘uzak’ kelimesini adeta sözlüğümüzden çıkardık. Her canın canımız, her gözyaşının emanetimiz olduğu bilinciyle tüm imkânlarımızı Hatay’daki kardeşlerimize sunduk. Hamdolsun Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde deprem bölgeleri yeniden hayat buldu. Hemşehrimiz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ve tüm bakanlarımızın desteğiyle yaralar sarıldı. Bugün, kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz. Geride kalan her kardeşimizin yanında durmayı bir vefa borcu sayıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kim bize ‘gel’ dese, ‘yalandan ve göstermelik’ değil, özümüzle, samimiyetimizle ve tüm imkanlarımızla koşar geliriz" Hazreti Mevlana’nın, "Mecnun değilim dost; lakin çağırırsan çöllere gelirim. Sana yalan halde gelmem, toplarım özümü yalın halde gelirim. Kapıyı çaldığında ‘kim o?’ dersen; ben olmam kapında, sen olur gelirim. Sen gel de yeter ki, yola yük olmam, yol olur gelirim" sözüne atıfta bulunan Başkan Altay, "Hem Hatay’da hem de nerede olursa olsun, kim bize ‘gel’ dese, ‘yalandan ve göstermelik’ değil, özümüzle, samimiyetimizle ve tüm imkânlarımızla koşar geliriz. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Birlik ve kardeşliğimizi daim eylesin" diye konuştu. "Bizim derdimiz; günü kurtarmak değil, yarını kurmaktır" "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışı ve "Türkiye Yüzyılı" hedefiyle oluşturdukları şehir vizyonunun muhasebesini yapmak için bir araya geldiklerini kaydeden Başkan Altay, "Bizim derdimiz; günü kurtarmak değil, yarını kurmaktır. Şehrimizi sadece büyütmekle kalmayıp, aynı zamanda güzelleştiriyoruz. Yalnızca imar eden değil, aynı zamanda ihya eden bir anlayışa sahibiz. Yalnızca hizmet üreten değil, insanı merkeze alarak medeniyet tasavvurunu şehre nakşeden bir yürüyüşün adımlarını atıyoruz. Konya, geçmişiyle iftihar eden bir şehir olduğu kadar; geleceğe yön veren, ufku geniş, iddiası büyük bir şehir olmak mecburiyetindedir" cümlelerini kullandı. "Geçtiğimiz yıl hedeflerimize samimiyetle yürüdük" Bu doğrultuda, geçtiğimiz yıl çok büyük yatırımları ve projeleri hayata geçirerek hedeflerine samimiyetle yürüdüklerini ifade eden Başkan Altay, "Yıl boyunca; ulaşımından altyapıya, tarımdan sosyal hayata, kültürden sosyal desteklere kadar pek çok alanda şehrimizi daha ileri taşıyacak adımlar attık. Şehir merkezindeki hizmet hassasiyetimizi, ilçelerimizin her birine aynı kararlılıkla ulaştırdık. Hemşehrilerimizin bize duyduğu güveni omuzumuzda bir emanet gibi taşıdık. Ortak aklı önceleyen bir anlayışla çalıştık" dedi. 2025 yılı boyunca yapılan işleri anlattı Başkan Altay 2025 yılı boyunca; altyapı ve ulaşımdan tarımsal desteklere, kültürden sanata, eğitimden gençlik ve spor projelerine, ilçe yatırımlarından çevre projelerine, sosyal desteklerden uluslararası çalışmalara kadar pek çok başlıkta hayata geçirdikleri yatırımları ve çalışmaları detaylı şekilde paylaştı. 28 ilçeye 2018’den bu yana 50.3 milyar TL yatırım "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışlarının gereği merkezde yürüttükleri hizmet anlayışını ilçelere de taşıyarak yatırımları şehrin tamamına yaymaya devam ettiklerine dikkati çeken Başkan Altay, merkez dışındaki 28 ilçeye 2025 yılında yapılan yatırımları da yatırım tutarlarını vererek tek tek anlattı. 2018 yılından bu yana 28 ilçe için güncel İller Bankası kesintisinin 24.6 milyar lira olduğunu belirten Başkan Altay, buna rağmen Konya Büyükşehir Belediyesi olarak 28 ilçeye yaptıkları güncel yatırım tutarının 50.3 milyar lirayı bulduğunu söyledi. "Anadolu’nun ilk camisini restore etmek Konya’ya nasip oldu" Toplantıda 6 Şubat 2023’teki asrın felaketini konu alan kısa filmin izlenmesinin ardından konuşmasını sürdüren Başkan Altay, "Depremden etkilenen şehirlerin başında Hatay vardı. Depremde arama-kurtarma faaliyetlerinden sonra Habib-i Neccar Camisi’ne gittiğimizde maalesef yıkıntılar bizi hüzne boğdu. Ama elhamdülillah Anadolu’nun ilk camisini restore etmek Konya’ya, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ve Konyalılara nasip oldu. Hem Habibi Neccar Camii’nin restorasyon sürecinde en büyük katkıya sağlayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Çevre ve Şehircilik Bakanımız, hemşehrimiz Murat Kurum’a, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’a şükranlarımı sunuyorum. Bu vesileyle tekrar, gösterdikleri destekten dolayı Konyalı hemşehrilerime teşekkür ediyorum. İnşallah kardeşliğimiz ilelebet devam eder" diye konuştu. "Hedefimiz; Konya’yı her alanda daha yaşanabilir, daha güçlü, daha üretken, daha dirençli bir şehir haline getirmektir" Başkan Altay, hayata geçirdikleri her hizmetin temelinde insan, her projenin merkezinde aile, her gayretin ufkunda gençlerin ve çocukların olduğunu vurgulayarak, "Bugün buradan açık yüreklilikle söylüyorum: Konya’mızın ve Konyalı hemşehrilerimizin geleceği için çalışıyoruz. Konya’nın yarınları için daha yapacak çok işimiz var. Daha yürüyecek uzun bir yolumuz, daha kuracağımız büyük hayallerimiz var. Bizim pusulamız; hemşehrimizin duasıdır. Bizim yol haritamız; bu şehrin ihtiyaçlarıdır. Bizim hedefimiz; Konya’yı her alanda daha yaşanabilir, daha güçlü, daha üretken, daha dirençli bir şehir haline getirmektir. İnanıyorum ki; Türkiye Yüzyılı’nda Konya, hem güçlü yürüyüşüne devam eden, hem de örnek teşkil eden bir şehir olmayı sürdürecektir" açıklamasında bulundu. "Bugün anlattığımız her proje; çocuklarımızın geleceğine atılan bir imzadır" Altyapısıyla sağlam, çevresiyle nefes alan; üretimiyle bereketli, teknolojisiyle akıllı bir şehir için çalışmaya devam edeceklerini belirten Başkan Altay, "Kültürüyle köklü, adaletiyle emin; merhametiyle güçlü bir Konya’yı hep birlikte inşa edeceğiz. Bugün anlattığımız her proje; çocuklarımızın geleceğine atılan bir imzadır. Gençlerimizin umuduna kurulan bir köprü, ailelerimizin huzuruna açılan bir çatıdır. Biz bu şehre hizmet etmeyi bir görev değil, bir emanet biliyoruz. Rabbim birliğimizi, dirliğimizi daim eylesin. Konya’mızın duasını üzerimizden eksik etmesin. Durmadan, yorulmadan, aynı inançla yarınlarımız için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. "Gece gündüz demeden görev yapan tüm ekip arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum" Gece gündüz demeden görev yapan tüm Büyükşehir Belediyesi personeline gönülden teşekkür ettiğini belirten Başkan Altay, "Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; tüm bakanlarımıza, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Büyük Birlik Partisi teşkilatlarına ve en önemlisi bizlerden dualarını eksik etmeyen, omuz omuza verdiğimiz her bir hemşehrimize şükranlarımı sunuyorum. Yıl boyunca Konya’ya kattığımız her değerin, yarınlarımızı daha güzel ve hayırlı kılmasını temenni ediyorum" sözleriyle konuşmasını tamamladı. "Konya belediyeleriyle gurur duyuyoruz" Programda konuşan AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, 6 Şubat depremlerinin üçüncü senesinde vefat edenlere Allah’tan rahmet dileyerek, "Hiç unutamadığımız derin bir yaramız mevcut ama temel bir irade ile çalışan kabine mensuplarımızla 500 bininci konutun teslim edildiği bir yıl dönümünü yaşıyoruz. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere 11 şehrimizi imar ve ihya eden hemşehrimiz Murat Kurum’a teşekkür ediyoruz. Deprem döneminde yaptığı çalışmalar ve Habibi Neccar Camii’nin restorasyonu için Büyükşehir Belediye Başkanımıza da çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Konya belediyeleriyle gurur duyduklarını kaydederek, "Büyükşehir Belediye Başkanımız tarafından 2025 yılı yatırımlarının sunumu yapıldı. Şunu gördüm, şehirlerin imar ve ihyası noktasında muazzam bir çalışma yapılıyor. Bunun yanı sıra sosyal belediyecilik noktasında da ciddi çalışmaların harmanlandığını görüyoruz. Bir de buna uluslararası görevler de eklenince ortaya muazzam bir tablo çıkıyor. Cenab-ı Hak nazardan muhafaza eylesin. Emeklerinden dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımıza kalbi şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Uğur Başkan ve ekibinin hiç yorulduğunu görmedik" AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer de 6 Şubat depremlerinde vefat edenlere Allah’tan rahmet dileyerek, "Geride bıraktığımız 3 sene gösterdi ki milletimizin samimiyeti ile gayreti ile deprem bölgesinde hayatın normalleştiğini görüyoruz. 455 bin konutumuzu Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Çevre Şehircilik Bakanımızın büyük emeğiyle tahsis ettik. İlk günlerin o zorluğunu hep birlikte yaşadık. İlk andan itibaren Büyükşehir Belediye Başkanımız Hatay’da büyük bir üs kurdu. Kendilerine ve tüm Konyalılara çok teşekkür ediyoruz" dedi. Anlatılan yatırımları takip etmekten adeta yorulduklarını kaydeden Özer, "Bu işleri anlatırken biz yoruluyoruz ama biz Uğur Başkanının da ekibinin de hiç yorulduğunu görmedik. Burada çok önemli işlere hepimiz şahitlik ettik. Birbirinden değerli hizmetleri, eserleri takip etmekte zorlandık. Aslında bu yapılan işlerin belki her birini saatlerce anlatmak lazım. Çünkü bunun çok daha küçüklerini saatlerce dinlediğimiz zamanlar oluyor. Özellikle merkezdeki ulaşımda devam eden projeler bittiğinde inşallah ulaşımda Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olacak. Ben yerel yönetimler anlamında Konya’mızı hiçbir şehirle mukayese etmiyorum. Geçmişten aldığımız güçle Konya’mızı Türkiye Yüzyılı’nda en önemli, en güzel noktalara taşımanın gayreti içindeyiz" ifadelerine yer verdi. Programa; Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tatlısu Belediye Başkanı Ahmet Hayri Orçan, muhtarlar ve basın mensupları katıldı.
İstanbul Ferhat Arıcan: "İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek" Milli cimnastikçi Ferhat Arıcan, İstanbul’da düzenlenecek 2027 Avrupa Oyunları için, "İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek" dedi. Milli cimnastikçi Ferhat Arıcan, Brand&Sport Summit etkinliğinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 2025 yılının başarılı geçtiğini belirten Arıcan, "Avrupa Şampiyonası’nda birinci olarak finale kaldım. Üçüncü Avrupa şampiyonluğuma çok yakındım. Sadece dünya şampiyonası madalyası eksik. Bu yıl Rotterdam’da dünya şampiyonası olacak. İnşallah koleksiyonumun son parçasını Rotterdam’da tamamlayacağım. Dördüncü kez olimpiyat oyunlarına gitmek istiyorum. 2028 Olimpiyat Oyunları, benim dördüncü katıldığım olimpiyat olacak. Cimnastik ve spor tarihine de böylece geçmek istiyorum" şeklinde konuştu. 2027 Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da düzenlenecek olmasıyla ilgili de Ferhat Arıcan, "Ülkemizde böyle büyük bir organizasyonun yapılması, bizim için büyük bir gurur. 2036 Olimpiyat Oyunları’na aday olduğumuz için bu organizasyon, prova olacak. Bu sadece bir spor aktivitesi değil. Kültürel mirasımızı ve organizasyonları çok iyi bir şekilde yaptığımızı göstermeliyiz. İstanbul’un ’Spor Kenti’ olduğunu sadece Avrupa değil, tüm dünya izleyecek. 2036 Olimpiyat Oyunları’na adaylığımız için 2027 Avrupa Oyunları çok önemli" diye konuştu.
İstanbul Merve Dinçel Kavurat: "Tek hedefim 2028 Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak" Milli taekwondo Merve Dinçel Kavurat, tek hedefinin 2028 yılında düzenlenecek Los Angeles Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak olduğunu söyledi. Milli taekwondocu Merve Dinçel, Brand&Sport Summit etkinliğinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çin’de Türk taekwondosunun tekrar dünya şampiyonu olduğunu söyleyen Dinçel, "Bu bizler için çok önemli ve değerliydi. Ben 2023 yılında da dünya şampiyonu olmuştu. 2025 yılında da dünya şampiyon oldum. Ama 2023’te farklı sıklette şampiyon olmuştum. Şimdi farklı sıklette dünya şampiyonu oldum. Bu başarabilen ilk taekwondocuyum. Bunun için çok gururluyum. Geriye dönüp baktığımda bir turnuva hariç turnuva kaybetmedim, altın madalya almadığım bir turnuva olmadı. Bunun da gururunu yaşıyorum. Bunun da istikrarını sürdürmek için çalışmaya devam ediyorum" diye konuştu. Çok daha başarılı bir şekilde ilerleyeceklerine inandığını söyleyen milli sporcu, "Başkanımız Bahri Tanrıkulu, taekwondonun içinden gelmiş, 3 dünya şampiyonu olmuş bir başkan. Eminim ki Türk taekwondosunu daha ileri seviyeye taşımanın en güzel yolunu bulacaktır. Biz de onun arkasından onun adımını takip edip iyi sporcular olacağımıza eminim" dedi. "50’den fazla Avrupa ülkesinin, ülkemizde misafir edeceğiz" 2027 yılında Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da yapılacağının hatırlatılması üzerine Merve Dinçel Kavurat, "Bizler için çok önemli. Büyük bir gurur kaynağı. 50’den fazla Avrupa ülkesinin, ülkemizde misafir edeceğiz. Avrupa kıtasındaki elit sporcuları göreceğiz. Bu bizler için çok büyük bir şans. Diğer türlü de altyapı sporcular için de çok büyük bir şans olacak. Takip ettikleri branşlarda ilgilendikleri sporcuları görme şansları olacak. Bence bunlar çok değerli" ifadelerini kullandı. "Hedefim 2028 Olimpiyatları’nda altın madalya" Hedefinin 2028 Olimpiyatları olduğunu vurgulayan Dinçel, "Benim tek eksik altın madalyam olimpiyatlar. Bunun için sıfırdan başlamış, hiçbir olumsuz şey yaşamamışçasına çalışmaya devam eden Merve’yi göreceğiz. İnşallah tek eksik altın madalyamı oradan alıp, yoluma devam edeceğim" değerlendirmesinde bulundu.
Kastamonu Kastamonu’da bir kişinin öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili yargılama başladı Kastamonu’da iki aile arasında çıkan ve bir kişinin bıçaklanarak öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili sanığın yargılanmasına başlandı. Olay, 14 Ağustos 2024 tarihinde Cide ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi Muzaffer Güzelant Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aynı binada yaşayan ve daha önce aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Kavga sırasında Yılmaz Fayiz bıçaklanarak öldü. Olayın ardından gözaltına alınan 62 yaşındaki Şaban K. tutuklandı. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde Şaban K. hakkında "kasten öldürme" suçundan dava açılan dava görülmeye başlandı. Duruşmada sanık, tanıklar, müştekiler ve avukatlar hazır bulundu. "Ben kimseyi öldürmedim, ben bıçaklamadım" Duruşmada kendisini savunan sanık Ş.K., "Yılmaz, çocukluk arkadaşımın oğlu oluyor. Aramızda da herhangi bir şekilde husumet yoktu. Ben kimseyi öldürmedim. Ben bıçaklamadım. Nasıl bıçaklandığını, nasıl öldüğünü bilmiyorum. Olayın sabahında Yılmaz, kızımı darp etmiş. Olayın olduğu gece kızım ile birlikte apartmana kamera takıyorduk. Bu sırada telefon geldi. Biz de aşağıya indik. Ben kızımın yanında kalıyordum. Yılmaz’ın kızım ile arasında ilişki olduğunu zannedip, eşi Ş.F. kıskançlık krizine girmiş. Sabahki olay bundan kaynaklanmış. Yılmaz ile konuşurken bir anda kavga çıktı. Ellerinde beyzbol sopası, demir çubuk vardı. Hatta daha önce yapılan şikayetler nedeniyle uzaklaştırma kararı vardı. Onu da dinlemediler. Benim öldürme amaçlı hiç kimseye karşı art niyetim yok. Kavga çıkınca, kızımı koruma amaçlı, korkutmak için yerden aldığım bıçağı salladım. Bıçağın kime ait olduğunu bilmiyorum" dedi. "Şikayetçi olduğum için korktuklarından ifadelerini değiştirdiler" Maktul Yılmaz’ın eşi Ş.F. ise, "Sanığın kızı B.K. ve Yılmaz’ın ilişkileri ortaya çıktı. B., ben yokken eve geliyormuş. B. arkadaşım, daha önce de geliyordu ama ben eşime güveniyordum. B.K., Yılmaz’ın mesajlarını da bana yolluyordu. Olayın olduğu günün sabahı benim hiçbir bilgim yoktu. Çocuğum gelip söyledi, sesleri de duymadım. Yılmaz ve B. arasında kavga olmuş, ben yoktum. E.Ç., eşimden sonra bana saplantılı olduğu için şikayetlerde bulundum. Benimle ilişkisi olduğunu söylüyor, telefon mesajlaşmalarından bahsediyorlar. Başından neden söylememişler. Şu anda söylemeyecektiler. Burada farklı konuşmayacaklardı. Ben bunlardan şikayetçi olduğum için ifadelerini değiştirdiler. Hiçbir şeklide ifadeleri kabul etmiyorum. Şikayetçiyim" diye konuştu. "Ben, bıçak vururken babamı görmedim" Sanık Ş.K.’nin kızı B.K. de, "Ş.F. ile arkadaştık. Ş.F. ile E.Ç. arasında ilişki vardı. 2024 yılında aramızda sorunlar başladı. Ş.F., beni E.Ç.’den kıskanmaya başladı. Yılmaz da bana takılıyordu. Ş.F. kıskançlığı başlayınca ben uzaklaştım. Ama Ş.F. bana kafayı taktı ve olaylar daha da büyüdü. Ben, kimseyle bir ilişki yaşamadım. ’Ses kayıtları var’ dediler, ben de yanlarına konuşmaya gittim. Sürekli beni takip ediyorlardı. Ses kaydı alıp Ş.F.’ye söyleyeceklerdi. 8 ay boyunca sorunlar yaşadık. Yılmaz, olay gününün sabahı köpekleri beslemek için dışarı çıkıp beni bekliyormuş. Ben dışarı çıkınca üzerime çullandı. Hakaretler etti, beni taciz etti. Tekme atıp, yumruk vurdu. Beni daha önce de dövdüler. Sonra hastaneye gittim, ardından karakola gidip şikayette bulundum. Yılmaz’ın öldüğü gece herkes evdeydi. Eşim, sabahki olay için E.Ç.’yi aradı. E.Ç., ’ben geliyorum, sen de aşağıya in, yüzleşsinler, bu iş de bitsin’ demiş. Babam aşağıya inince Ş.F. küfürler etmeye başladı. Beni de görünce çılgına döndü. Ş.F. hem eşime hem de bana hakaretler ediyordu. Ben, babamın elinde bıçak görmedim. Beni darp ediyorlardı, ellerinden kurtulmaya çalışıyordum. Ben, boğuşma esnasında kafamı kaldırdım ve Yılmaz’ın elindeki demir sopayı gördüm. Babamın elinde de bir süre sonra bıçak gördüm. Babam, ’karakolda ben yaptım’ dedi. Ben, bıçak vururken babamı görmedim. Babam, elini başına koymuş şok içerisindeydi. Ben, Yılmaz’ın öldüğünü karakolda öğrendim, bilmiyordum. Şu anda korkumdan dışarı çıkamıyorum, sürekli panik halindeyim" şeklinde konuştu. "Şaban’ın bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm" Tanık E.Ç.’nin eşi S.Ç. ise, "Bir olay olduğunda sürekli eşim E.Ç.’den yardım isteniyordu. Yılmaz, olay günü yine eşimi aradı. ’B.K.’yi dövdük, yardım et, karakoldayız’ dedi. Hastaydım, B.K. bana çay getirdi. Ş.F.’nin B.K. ile arası bozuktu. Benim de aramı bozmaya çalışıyordu. Ş.F.’nin eşi Yılmaz, B.K.’yi aradı ve karısıyla boşanacağını söyleyip, ’seni alacağım’ diyordu. B.K., sesi hoparlöre vermişti. Biz şoke olmuştuk. B.K., ’ben bu adamdan bıktım’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı darlıyor, dolduruyordu. Yılmaz da sürekli B.K.’yi dövüyordu. Kendi başını da bizim başımızı da yedi. Olay günü yine B.K.’yi dövmüştü. Ben de ’bu olay böyle gitmez, sonunda bir şey olacak’ dedim. E.K.’ye gitmeyelim, başımız belaya girer dedim. E.Ç. de ’bir şey olmaz, gidelim’ dedi. B.K. korkuyordu, Yılmaz kontrolden çıkmıştı. Kavgada bıçağı sanığa bıçağı R.K.’nin verdiğini gördüm. Şaban’ın bir kere bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm. B.K.’yi sıkıştırıp dövüyordu. Ben, B.K.’yi kurtarmaya çalıştım. Saçı ellerinde kalmıştı" ifadelerini kullandı. "Suçu bana yıkmaya çalıştılar" Tanık E.Ç. de Ş.F. ile aralarında 10 yıldır ilişki olduğunu iddia ederek, "Sanığın elinde bıçak yoktu. R.K.’nin elinde bıçak vardı. Şaban’a bıçağı R.K. verdi. Ben de baldırımdan yaralandım. Herkes birbirine vurmaya başladı. R.K. elinde bıçak vardı. Ben, Yılmaz’ı kurtarmaya çalıştım ama herkes birbirine vurmaya başlayınca ortalık karıştı. Benim elimde bıçak yoktu. Suçtan herkes kendisini kurtarmak istediği için suçu bana yıkmaya çalıştılar" dedi. "Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim" Tanık R.K. de, "Eşimin saçlarını yoldular. Bize saldırdılar. Bu sırada Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim. Kavgayı ayırınca hastaneye tedavi olmaya gittik. Ben, Şaban’ın elinde bıçak da görmedim. E.Ç.’nin elinde küçük çakı şeklinde bir bıçak vardı" dedi. Sanık Ş.K.’nin eşi F.K. ise, Yılmaz Fayiz’in kızını darp ettiği için defalarca şikayetçi olduklarını belirterek, "Olay günü Yılmaz, yine kızımı darp etmiş. Biz de şikayetçi olduk. Kızım, ’anne sürekli beni dövüyor, bir gün beni öldürecek’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı dolduruyordu, hakaretler ediyordu. Aşağıya indiğimde kavga başlamıştı. Hikmet’in başında kan vardı. Benim de başım kanadı. Eşimin elinde bıçak görmedim. Yılmaz’ın nasıl öldüğünü bilmiyorum" diye konuştu. Müşteki M.F., Y.T., H.K. ve H.A., sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek, bıçağı verdiği iddia edilen R.K. hakkında da dava açılmasını talep etti. Savunmaların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti vücudunda 3 bıçak yarası bulunan Yılmaz Fayiz’in adli emanette bulunan bıçakların hangisinin ölümüne sebebiyet verdiğinin araştırılması için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını kararlaştırdı. Sanığın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe ertelendi.