EKONOMİ - 14 Ocak 2025 Salı 13:58

Manisa’da imalat sanayisinde yeşil dönüşüm için imzalar atıldı

A
A
A
Manisa’da imalat sanayisinde yeşil dönüşüm için imzalar atıldı

Zafer Kalkınma Ajansı (ZAFER) tarafından yürütülen 2024 yılı Manisa İmalat Sanayisinde Yeşil Dönüşüm Üreten Şehirler Teknik Destek Programı (MUSTD) kapsamında sözleşmeler, Manisa Valisi Vahdettin Özkan’ın başkanlığında düzenlenen törenle imzalandı.


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından finanse edilen ve Zafer Kalkınma Ajansı (ZAFER) tarafından yürütülen 2024 yılı Manisa İmalat Sanayisinde Yeşil Dönüşüm Üreten Şehirler Teknik Destek Programı (MUSTD) kapsamında sözleşmeler, Manisa Valisi Vahdettin Özkan’ın başkanlığında düzenlenen törenle imzalandı.


Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonunda gerçekleştirilen toplantıya Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser ile destekleyecek firmaların temsilcileri katıldı.


MUSTD Programı ile Manisa imalat sanayisi, çevreye duyarlı, yenilikçi ve sürdürülebilir üretim modelleri benimseyerek hem ekonomik hem de çevresel fayda sağlayacak adımlar atmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda atılan her adım, Manisa’nın “yeşil üretim üssü” olarak konumlanmasına katkı sağlayacak.



Manisa 13 ilden birisi bölgedeki tek il


Törende konuşan Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser, yeşil dönüşümün Manisa sanayisi için taşıdığı önem vurgulayarak, "MUSTD, Manisa’daki imalat sanayisinin küresel rekabet gücünü artırmayı ve işletmelerin sürdürülebilir üretim süreçlerine geçişini desteklemeyi hedefliyor. Manisa 13 ilden birisi ve bölgemizde sadece Manisa bu programa dahil bu da bizim için çok önemli. Program çerçevesinde, küçük, orta ve büyük ölçekli toplam 11 işletmeye yeşil dönüşüm süreçlerine yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlanacak. Bu hizmetler, karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, atık yönetimi ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi gibi konularda işletmelere rehberlik edecek." diye konuştu.



"Yeşil dönüşüm stratejik bir öncelik haline gelmiştir"


Törende konuşan Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz ise Türkiye’nin ve dünyanın en kritik gündem maddelerinden biri olan yeşil dönüşüm konusunu ele almak ve Manisa sanayisinin bu dönüşüme nasıl uyum sağlayabileceğini değerlendirdiklerini söyledi.


MTSO Başkanı Yılmaz, "İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yeşil dönüşüm, sadece çevresel bir zorunluluk değil; aynı zamanda ekonomik büyüme ve rekabetçilik için stratejik bir öncelik haline gelmiştir. Manisa, Türkiye’nin en güçlü sanayi şehirlerinden biridir. Şehrimizdeki imalat sanayisi, 10 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülkemizin dış ticaretine önemli katkılar sunmaktadır. Ancak bu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü artırmak için yeşil dönüşüm konusunda kararlı adımlar atmamız gerekiyor. Avrupa Birliği’nin yeşil mutabakatı (European Green Deal) çerçevesinde ortaya koyduğu standartlar ve karbon sınır düzenlemeleri, bu dönüşümün hızla gerçekleşmesi gerektiğini bize bir kere daha göstermektedir. Manisa TSO olarak, sanayicilerimizin bu sürece adapte olabilmeleri için üzerimize düşeni yapıyoruz. Özellikle karbon emisyonlarının azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi uygulamaları ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi alanlarda üyelerimize rehberlik ediyoruz. Geçtiğimiz yıl başlattığımız projelerle 70’den fazla işletmemize enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim eğitimleri verdik. Organize sanayi bölgelerimizde yeşil enerji yatırımları teşvik edildi ve toplamda 150 mw’lik yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşıldı. Ayrıca, karbon ayak izini azaltmaya yönelik projelere yüzde 40’a varan maliyet tasarrufu sağlayacak teknik destekler sunduk. BU yeterli mi maalesef yeterli değil. Bizler, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası olarak inanıyoruz ki; yeşil dönüşüm iş birliğini ve kararlılığı gerektiriyor. hem kamu hem de özel sektörün bu süreçte el ele vermesi büyük önem taşıyor. Üyelerimizin bu dönüşüm sürecinde yalnız olmadıklarını ve ihtiyaç duydukları tüm desteği alacaklarını bir kez daha vurgulamak istiyoruz." dedi.



"Kalkınma ajansları önemli bir köprü vazifesi görüyor"


Törende konuşan Manisa Valisi Vahdettin Özkan ise, "Eskiden belki kapalı bir toplumda, bir köyde, bir mahallede ya da bir şehirde, bir sektörde çok sınırlı sayıda paydaşımız bizi etkileyen ve bizden etkilenen aktörler vardı. Ama şu anda artık bütün sektörler birbirleriyle alakalı. Bütün dünya aslında birbiriyle alakalı. Dünyanın bütünü bizim tabiri caizse özellikle ticari ve üretim bazlı olarak düşünecek olursak müşterimiz, pazarındaki hedefimiz. Bütün bunlardan hem girdiler hem çıktılar veriyoruz. Bu ekosistemin içinde bizim rekabet gücümüzü arttıracak hususlar nelerdir? Bu noktada odaklanmanın önem arz ettiğini ben de ifade etmek istiyorum. Bu anlamda özellikle son zamanlarda kalkınma ajansları bizler için önemli. Kalkınma ajansları sadece kamuda değil özel sektöre de esasen birbirine yardımcı olmak, birbirlerine rehberlik etmek üzere nitelikli uzmanlardan müteşekkir kalkınma ajansımızın özellikle dünyada rekabet gücümüzü arttıracak yeşil dostu, AR-GE ve İnovasyonu odağına almış olan rekabetçi bir sürdürülebilir yapının oluşturması firmalarda, burada aktör olarak rehberlik yapması, teknik destek vermesi bizim açımızdan daha da kıymetli. Gerçekten yeşil dönüşüm, artık hem çevresel duyarlılığı koruması açısından hem de firma olarak ayakta durmamızın, rekabet gücümüzü arttırmanın da önemli bir parametresi. Bu teknik desteklerle inşallah bu konuda da nitelikli bir katkı sunmuş olacağız. Kalkınma Ajansı Genel Sekreterimizin ifade ettiği bölgesel gelişmeler, aslında mikro düzeydeki bu analizler makro ekonomik hedefleri belirlerken bunu beslemesi artık önemli bir keyfiyet. Eskiden, sadece kamudaki uzun verimli kalkınma planlarına baktığınız zaman, çoğu zaman uzman bir ekibin merkezden aslında verileri analiz ederek planlama stratejilerini ve operasyonlarını üretiyordu. Şu anda Kalkınma Ajansları vasıtasıyla özellikle yerelde sadece kamu değil, özellikle özel sektörün öncülüğünü esas alarak bütün paydaşlarla mahalle mahalle, şehir şehir, sektör sektör o istişareleri yaparak onların çıktılarını ulusal düzeydeki üretilmesi gereken stratejilerde girdi olarak kullanıyoruz. Bu şu açıdan önemli, bu tutarlı, iş bünyesi sağlam özellikle yeni gelişmelere duyarlı, çevreye duyarlı dünyadaki rekabet gücümüzü besleyecek parametreleri içeren bir süreçtir esas itibariyle. Yani yerelde insanlarımızın ihtiyacı nedir? Onları nasıl gidereceğiz, nasıl kalkınacak ve bu kalkınma sürecinde mahallemizde, şehrimizde, ülkemizde ve dünyada en önemli aktör haline gelmek için neler yapmamız gerekiyor? Birey olarak ya da firma olarak. Bu mekanizmaları sağlamada kalkınma ajanslarımızın önemli bir köprü olduğunu ifade etmek istiyorum. Önemli husus da aslında motivasyon. Bu gençlerimize özellikle hem eğitimle ilgili motivasyon hem de mesleki eğitimle ilgili motivasyon önemli." dedi.


Yapılan konuşmaların ardından Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser, küçük, orta ve büyük ölçekli toplam 11 işletme ile sözleşmelerini imzaladı.


Manisa’da sözleşme imzalayan firmalar ise şöyle: "Ekinler Endüstri San. ve Tic. A.Ş., Manisa Kardan Cemmer Otomotiv Mak. Aks. San. ve Tic. A.Ş., Vestel Elektronik San. ve Tic. A.Ş., Konveyör Beyaz Eşya ve Otomotiv Yan Sanayi Tic. A.Ş., Uğur Beton Metal ve Plastik Sanayi Turizm Ticaret A.Ş., Telateks Tekstil Ürünleri San. ve Tic. A.Ş., Öztaş Global Soğutma Teknolojileri ve Metal San. ve Tic. A.Ş., Başoğlu Kablo ve Profil San. ve Tic. A.Ş Manisa Şubesi, Yorglass Cam San. ve Tic. A.Ş., Özvardar Cam San. ve Tic. A.Ş. ve Pilenpak Ambalaj San. ve Tic. A.Ş."


İmza töreni toplu fotoğraf çekilmesi ile sona erdi.



Manisa’da imalat sanayisinde yeşil dönüşüm için imzalar atıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."
Isparta Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.