EKONOMİ - 05 Kasım 2025 Çarşamba 08:41

Manisa’da su hasadı dönemi başladı

A
A
A
Manisa’da su hasadı dönemi başladı

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Gördes’in Malaz Mahallesi’nde 35 bin metreküp kapasiteli göletle hem üreticiye sulama imkanı hem de orman yangınlarına karşı su güvencesi sağladı. Göletin, kış aylarında yağan yağmur ve kar sularını da hasat ederek su kıtlığının yaşandığı dönemlerde üreticilere can suyu olacağı açıklandı.


Manisa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma yatırımları kapsamında Gördes ilçesine bağlı Malaz Mahallesi’nde 35 bin metreküp su tutma kapasiteli tarımsal sulama göletini tamamlayarak hizmete sundu. Proje, sadece tarımsal üretimi desteklemekle kalmayıp, kış aylarında yağan yağmur ve kar sularını hasat ederek su kıtlığının yaşandığı dönemlerde üreticilere can suyu olacak. Ayrıca, besi ve yaban hayvanlarının su ihtiyacını karşılayacak ve orman yangınlarında müdahale kapasitesini artıracak.


Malaz Mahalle Muhtarı Kadir Doğruyol, göletin mahalle ekonomisi için büyük bir kazanç olduğunu vurgulayarak, "Biz salatalık ve kiraz üretimi yapıyoruz. Bu ürünlerin sulamasız yetişmesi mümkün değil. Bu gölet sayesinde sulu tarıma geçeceğiz. Ekonomimize çok büyük katkı sağlayacak. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımıza olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.


Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan proje, tamamen Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla hayata geçirildi. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Jeoloji Yüksek Mühendisi Bozkurt İbrim, göletin herhangi bir dış kaynağa ihtiyaç duymadan kış yağışlarıyla dolacağını belirterek, "Gölet, tarımsal sulama için inşa edildi ancak aynı zamanda besi ve yaban hayvanlarının da su ihtiyacını karşılayacak. Gördes ve Salihli’de geçtiğimiz yıllarda yaşanan yangınlar, bu tür göletlerin önemini bir kez daha gösterdi. Göletlerimiz, yangın helikopterlerinin de su alabileceği önemli kaynaklar oluşturuyor" dedi.


Mahalle sakini Mehmet Aracı da göletin uzun yıllardır beklenen bir yatırım olduğunu ifade ederek, "Suyumuz olmasa biz açız. Bu gölet bizim 20-30 senemizi kurtardı. Artık 7/24 su elimizin altında olacak. Büyükşehir Belediyesi’ne hakkını ödeyemeyiz, Allah razı olsun" şeklinde konuşurken, muhtar azalarından Hasan Yıldırım ise projeye katkı sunanlara teşekkür ederek, "Sulama yapamıyorduk, mahsul kaldıramıyorduk. Şimdi hem üretim yapacağız hem de geleceğe güvenle bakacağız. Besim Başkanımıza bize verdiği destek için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.



Manisa’da su hasadı dönemi başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, başvuruda ilk basamağın aile hekimi olması gerektiğini söyleyerek, "Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti, sordum; ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Acilde sarı ve kırmızı alanda herhangi bir sıkıntı yok. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ , ‘Pazara inmiştim, gelmişken bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir" dedi. İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, megakentteki muayene sayılarından devam eden sağlık yatırımlarına kadar birçok konuda bilgi verdi. Vatandaşların aile hekimliklerine başvurusunun önemine dikkat çeken Doç. Dr. Güner, İstanbul’daki ilk 3 aya ilişkin verileri de paylaştı. "Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz 300 kere doktora gitmişti" ’İstanbul’da 53 tane devlet, 130’dan fazla özel hastane var’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, "Aile hekimlikleriyle beraber devasa bir sistemde sağlık hizmeti sunuyoruz. Bunun için zaten dünyanın sağlık başkenti diyoruz. 7-24, bayramı seyranı, gecesi gündüzü olmadan hiçbir şekilde inkıtaya uğramaması gereken bir süreç var. Sağlık hizmetini kesintisiz bir şekilde veriyoruz. 201 ülkeden 500 bin vatandaşın genel cerrahi, ortopedi, onkoloji hastalarının gelip şifa bulduğu bir kentten bahsediyoruz. Estetik olsun botoks, rinoplasti olsun, saç ekimi İstanbul’da hatta Antalya, İzmir gibi noktalarda da büyük bir teveccühle tüm dünyada karşılanıyor. Şunu biliyoruz ki; İstanbul bu noktanın ana başkenti. 2025 yılında 207 milyon muayene, 2 milyon 600 bin ameliyat. Sadece 5 milyon kardiyoloji muayenesi yapmış durumdayız, 90 bine yakın anjiyo, 100 binden fazla kalp ameliyatı. 207 milyon muayene yapmışız kişi başı 12’ye denk geliyor, bu tüm dünyanın ortalamasının çok üstünde bir rakam. İnsanlar sağlık hizmetine erişmekte zorluk yaşamıyorlar ama bir problem de şu; acaba doğru sağlık hizmetine mi ulaşıyoruz? En yakın sağlık danışmanımız kim; aile hekimi. Ben hastaneye geçen sene sadece 1 kere başvurdum, Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti. Ben de aradım, sordum, neden? O, ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Çapa’sı, Samatya’sı, Haseki’si. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, bizim ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Teyzemiz 1 yıl içinde gitmiş zaten 365 gün var, aynı gün içinde 3-4 yere gitmiş olması gerekiyor. Bu bir alışkanlık olmuş " dedi. "3 branş dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz" ‘80’den fazla branşta randevu açıyoruz’ diyen Doç. Dr. Güner, "MHRS’yi kontrol ettiğimizde 3 tane branşımız dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz. 3 branş; göz, cildiye ve kardiyoloji. Bunlara 10 gün içinde randevu verebilir durumdayız. İsteğimiz şu; nitelikli tetkik dediğimiz kolonoskopi, endoskopi, ameliyat süreleri gibi bunların da minimize edilebilmesi. Şükür olsun sayın Bakanımız, Bakan olduktan sonra geliştirdiği performans sistemleriyle, kamu hastane sistemleriyle bu rakamlar geriye doğru geldi. Muayene ile ilgili problemi çözmüş olduk. Yapay zekaya, internete sorduğumuz kadar aile hekimine sorsak o 12 başvurunun belki 3,4’ünü minimize etmiş olacağız. İstanbul’da 43 milyon radyolojik görüntüleme yapılmış, 207 milyon muayenenin üzerine" ifadelerini kullandı. "Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla muayene yapmış durumdayız" ‘Akşam poliklinikleri bir ihtiyaç olarak belirlediğimiz bir şey’ diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Güner, vatandaşların da süreçten memnun olduğunu ifade ederek, "Çok büyük teveccühüyle karşılaşıyor. İnsanlar çalışırken muayeneye ulaşmakta zorluk yaşıyorlar. Muayene için izin almanız gerekiyor. Şu anda akşam 17.00’dan gece 22.00’a kadar akşam poliklinikleri tesisleştirdik. Günden güne de sayılarını artırıyoruz. Biz 2025’in ekiminde başladık. Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla bir muayene yapmış durumdayız. Sarı ve kırmızı alan acil kapsamında herhangi bir sıkıntı yok, bekleme sürelerimiz de çok düşük. Sorun şu; MHRS’yi takip etmezsek, randevu almazsak, gerekli kontrol ve muayenelerimizi zamanında yapmaya çalışmazsak ilk başvurduğumuz yer acil oluyor. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ diyenler oluyor veya ‘Pazara inmiştim, gelmişken de bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Ortalama bekleme süremiz 20-30 dakika arasında değişiyor. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir" diye konuştu. "Şu anda İstanbul’daki doğurganlık hızı 1,2" Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Güner, "Şu anda İstanbul’daki doğurganlık hızı 1,2. Türkiye’de bu 1.48’lerde aslında 2,1’in üzerine çıkartmamız lazım. Şöyle düşünün; nüfusunuz sabit kalsa bile yaşlılara bakacak genç nüfusa ihtiyacınız var. Sezaryen ile mücadelemizde ana noktalardan birisi bu, sağlık açısından değerlendirdiğimizde her türlü ameliyatın bir komplikasyon, hastamıza zarar verme riski var. Nüfus piramidimiz günden güne yaşlanıyor. Aile Yılı ilan edilmesinin ana etmenlerinden biri de bu, biz de sağlık açısından üzerimize düşen vazifeleri yaparak bununla mücadele etmemiz lazım. 2,6’lardan itibaren Türkiye’nin doğum hızı 1,48’lere kadar düştü" şeklinde konuştu. "İlk 3 ayda 61 milyon muayene yaptık" 2026 yılının ilk 3 ayına ilişkin istatistiklere ilişkin konuşan Doç. Dr. Güner, "İlk 3 ay verilerimize de bakmak gerekirse 2025’i 207 milyon ile kapattık. İlk 3 ayda 61 milyon muayene yaptık, yine yüksek bir rakam ve altını çizmek istiyorum; Ramazan olmasına rağmen. 880 bin ameliyat, 11 milyon görüntüleme. Sorun şu; 2 ihtimal var, vatandaşımız ya gereksiz yere doktora gidiyor, bunu engellememiz lazım ya da sağlığını korumuyor, doktora gitmek zorunda kalıyor, bunu da engellememiz lazım. Onun için korumak, korumak, korumak. Aile hekimi sadece ilaç yazdırılan, çocuğunuzu aşıya götürdüğünüz, gebe olduğunuzda izlemleri yaptırdığınız yer değil, sizin sağlıkla ilgili, genel cerrahi, kardiyoloji ile ilgili olsun soruyu soracağınız kişi" dedi.
İzmir Yaşar kampüsünde bahar coşkusu Yaşar Üniversitesi Bahar Şenliği’nde öğrenciler; konserler, tiyatro gösterileri ve spor yarışmalarıyla final sınavları öncesi moral depoladı. Ünlü şarkıcı Derya Uluğ’un da sahne aldığı şenlikte coşku zirveye ulaştı. Yaşar Üniversitesi’nde bu yıl 24’üncüsü düzenlenen geleneksel şenlik, Selçuk Yaşar Kampüsü’nde spor, eğlence ve müzik dolu iki güne ev sahipliği yaptı. Şenliğin ilk günü sahne alan Derya Uluğ, popüler şarkılarıyla öğrencilere unutulmaz bir gece yaşattı. Yoğun ilgiyle karşılanan Uluğ; "Yansıma", "Kanunlar Gibi" ve "Esmerin Adı Oya" gibi sevilen parçalarını alanı dolduran yüzlerce öğrenciyle birlikte seslendirdi. Kültür, spor ve eğlence bir arada Şenlik boyunca festival alanında yiyecek-içecek stantları kuruldu, dans etkinlikleri ve çeşitli yarışmalar yapıldı. İkinci gün ise dans toplulukları Latin, hip-hop ve halk danslarından oluşan özel koreografilerini sergilerken, tiyatro topluluğu ise "Vahşet Tanrısı" adlı oyunuyla izleyicilerden büyük alkış aldı. Üniversitenin kendi müzik grupları olan Çift Taraflı Band, Rattlesnake ve Becky, sergiledikleri performanslarla müzik dolu anlara imza attı. Üniversitede eğitim gören uluslararası öğrenciler de kendi kültürlerine ait dansları sergiledi. İki gün süren etkinlikler dizisi; ünlü aranjör Emrah Karaduman ve DJ Şahin Çetinkol’un popüler Türkçe şarkılar eşliğindeki performansıyla sona erdi. Öğrenciler, sınav stresi öncesinde doyasıya eğlenerek dönemin yorgunluğunu attı.
Aydın 112 görevlileri tatbikatı gerçek zannetti Aydın’da faaliyetlerini sürdüren ve yüzlerce kişinin çalıştığı OKT Trailer’de yangın ve iş kazası tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikatta senaryo gereği ayağı kırılan bir işçinin 112 ekiplerince kurtarıldığı sırada "kırık bacağıma dokunmayın, canım çok yanıyor" diye bağırması bir anda gerçek sanıldı. Tatbikatta işçinin oldukça gerçekçi rol yapması herkesi gülümsetti. Her yıl 01 Mayıs İşçi Bayramı’nın çeşitli etkinliklerle kutlandığı OKT Trailer’de bu yıl da geleneksel işçi bayramı kutlamaları başladı. Program çerçevesinde fabrikada yangın ve iş kazası tatbikatı gerçekleştirildi. Tüm çalışanların hazır bulunduğu tatbikat öncesi fabrikada çalışanlara iş güvenliğinin önemi anlatıldı. AFAD, Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ve 112 Acil Yardım ekiplerinin de görev aldığı tatbikatta senaryo gereği, fabrikanın boyahane bölümünde boya yapıldığı sırada statik elektriklenmeden kaynaklı yangın çıktı. Bu sırada yaşanan patlama sonucu ise kumlama bölümünde çalışmakta olan bir işçinin ayağı kırıldı. Yangın fabrikadaki söndürme ekipleri tarafından söndürülürken, yaralanan 2 işçi de mesai arkadaşları tarafından güvenli bölgeye alındı. Bu sırada ihbar üzerine fabrikaya gelen 112 Acil Sağlık ekipleri de yaralılara müdahalede bulundu. Yaralıları sedyeye alarak ambulansa taşıma işlemi yapan sağlık görevlileri kumlama bölümünde çalışan ve senaryo gereği ayağı kırılan İbrahim Duran’ı sedyeye alacağı sırada Duran, "Kırık ayağıma dokunmayın canım çok yanıyor" diye bağırınca bir anda sağlık görevlileri şaşırdı. İşçinin tatbikattaki rolüne kendini kaptırması herkesi gülümsetti. Tatbikatta yangın çeşitleri ve müdahale sistemleri, uzuv kaybında yapılması gerekenler konusunda çeşitli bilgiler aktarılırken herkesin iş güvenliği kurallarına azami ölçüde uyması istendi.
Denizli Denetimli serbestlikteki arkadaşı tarafından öldürülen gurbetçi son yolculuğuna uğurlandı Denizli’nin Serinhisar ilçesinde birlikte alkol alırken tartıştığı arkadaşı tarafından demir çubukla dövülerek öldürülen gurbetçi son yolculuğuna uğurlandı. Zanlının, darp olayının ardından maktulün traktörüne de zarar verdikten sonra evine gittiği ortaya çıktı. Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Kocapınar Mahallesi’nde 26 Nisan Pazar günü gece saat 01.00 sıralarında meydana gelen olayda, 62 yaşındaki gurbetçi Erol Baysal ile evinde birlikte içki içtiği arkadaşı Hüseyin D. (55) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hüseyin D., yerden aldığı demir çubukla Erol Baysal’ı darp etti. Daha sonra eline geçirdiği çekiçle Erol Baysal’a ait traktöre de zarar veren Hüseyin D., evine gitti. Zanlının traktöre zarar verirken çıkardığı gürültüyü duyan komşularının ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Saldırıda kanlar içinde kalan Erol Baysal, sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından Serinhisar Devlet Hastanesine kaldırıldı. Ağır yaralanan Erol Baysal, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınan Hüseyin D., tutuklanarak cezaevine gönderildi. Birlikte alkol aldığı arkadaşı tarafından demir çubukla döverek öldürülen Erol Baysal’ın cenazesi, yurt dışında bulunan eşi ve çocuklarının gelmesinin ardından Kocapınar Mahalle Camisinde kılınan cenaze namazından sonra Kocapınar Mezarlığında dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Denetimli serbestlikle tahliye edilmiş Öte yandan, alkolün etkisiyle arkadaşını vahşice öldüren zanlı Hüseyin D.’nin çok sayıda suçtan sabıkasının olduğu ve bir süre önce denetimli serbestlikten yararlandırılarak tahliye edildiği ortaya çıktı. İşlediği cinayetin ardından kanlı elbiseleriyle evine giden zanlının, bir süre sonra tekrar olay yerine dönmek isterken yolda jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındığı öğrenildi.