KÜLTÜR SANAT - 13 Şubat 2026 Cuma 12:13

Şehzadeler’de Manisa’nın musiki değerleri anıldı

A
A
A
Şehzadeler’de Manisa’nın musiki değerleri anıldı

Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde kurulan Musaffa Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu, düzenlediği programda kentin önemli musiki değerlerinin eserlerini seslendirerek sanatseverlere anlamlı bir gece yaşattı.


Şehzadeler’de faaliyet gösteren Musaffa Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu, ‘Musaffa Meşkleri’ adı altındaki ikinci programını Yunusemre Belediyesi İrfan Meclisi’nde gerçekleştirdi. Programda Manisa’nın musiki değerleri olan Müftü Alim Efendi, Asım Molla, Hasan Kenzi, Bekir Visali, Hafız Ahmed Efendi ve Ahmed Esad Uğurlu’nun eserleri icra edildi.


Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım’ın sohbetiyle devam etti. Geceye Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Doğan, Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Gencay, Şehzadeler İlçe Müftüsü İsmail Temur, Yunusemre İlçe Müftüsü Ali Efe, Mevlithanlar Derneği Başkanı Ali Gülfidan, Anadolu İrfanı Derneği yönetimi, Balıkesirliler Derneği Başkanı Mümin Şafak ve çok sayıda davetli katıldı.


Programda, Musaffa Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu Sanat Yönetmeni, Ege Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı Öğretim Görevlisi Kaşif Demiröz riyasetinde seslendirilen eserler büyük beğeni topladı.


‘Musaffa Meşkleri’ programını Manisa’da belirli aralıklarla sürdürmeyi planladıklarını belirten Yiğitbaş Gençlik Merkezi Yöneticisi Mukaddes Dilbaz, mekân desteği sağlayan Yunusemre Belediyesi’ne teşekkür etti.


Öte yandan topluluk, Manisa’nın Şehzadeler İlçe Müftülüğüne bağlı ve Kur’an kursu hizmeti de verilen tarihi binada faaliyet gösteren Yiğitbaş Gençlik Merkezi bünyesinde kuruldu. 2019 yılından bu yana sürdürülen ‘İçimde Sanat Var’ ve ‘Erdem-Sanat’ projeleri kapsamında, Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle verilen musiki ve makam dersleri sonucunda eğitim alan gençlerden oluşturulan topluluk, tasavvuf musikisi alanında çalışmalarını sürdürüyor.



Şehzadeler’de Manisa’nın musiki değerleri anıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Anadolu’nun sembolleri eşarplarda dile geliyor Gümüşhane’de 18 yıldır esnaflık yapan Çiğdem Yakut, Anadolu’nun derin kültürel mirasını modern eşarp tasarımlarıyla buluşturuyor. Büyük şehirlerin hızına karşı Anadolu’nun sakin ve nitelikli üretim anlayışını benimseyen Yakut, markasıyla Gümüşhane’den dünyaya uzanan kalıcı bir tasarım dili oluşturmayı hedefliyor. Gümüşhane’de yaklaşık yirmi yıldır ticaret hayatının içinde yer alan kadın girişimci Çiğdem Yakut, Anadolu’nun köklü mirasını modern moda anlayışıyla birleştiriyor. Geleneksel dokuma kültürünü ve kadim Anadolu motiflerini eşarplara yansıtan Yakut, yerel değerlerin uluslararası pazarda nasıl bir kimlik kazanabileceğini ispatlıyor. "Az ama öz" üretim felsefesi Üretim sürecini sadece bir ticari faaliyet olarak değil, bir seçicilik anlayışı olarak tanımlayan Çiğdem Yakut, hızlı tüketim döngüsünün dışına çıkmayı tercih ediyor. Dokuma ve işçilik süreçlerinde titiz bir ustalıkla hareket ettiklerini belirten Yakut, "Anadolu yüzeyde küçük ama içerisinde çok katmanlı bir miras barındırıyor. Biz bu derinliği tasarımlarımıza yansıtarak zamansız ve uzun ömürlü eserler sunmayı hedefliyoruz. Bizim için lüks; gösterişten ziyade köken ve ustalıktır" dedi. Her motif bir hikaye anlatıyor Tasarımlarında kullanılan Anadolu motiflerinin tesadüf olmadığını, bu toprakların binlerce yıllık hafızasını temsil ettiğini vurgulayan Yakut, her deseni özel olarak isimlendirdiklerini ifade etti. Motifleri sadece görsel bir öge değil, yaşayan bir miras olarak ele aldıklarını belirten girişimci, modern çizimlerle bu sembolleri rafine bir tasarım diline dönüştürdüklerini kaydetti. Önümüzdeki beş yıl içerisinde köklerinden beslenen ancak global ölçekte konumlanan seçkin bir yapı kurmayı planladıklarını ifade eden Yakut, büyüme stratejisini "doğru ve kalıcı olmak" üzerine inşa ettiklerini söyledi. Gümüşhane’den çıkan bir marka algısını avantaja çevirdiklerini dile getiren Yakut, sınırlı üretim koleksiyon anlayışını koruyarak uluslararası prestijli platformlarda daha görünür olmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Hatay Döneri ile meşhur Hatay’da nohut dürümcü kadın vatandaşların damak lezzetini değiştirdi Hatay’da memleketinin lezzeti olan nohut dürümü vatandaşlara 90 TL’lik fiyatla sunan ve İskenderun ilçesinde ‘Nohut dürümcü Kadriye abla’ Kadriye Uzun, 10 yıldır sürdürdüğü mesleğinde el lezzetiyle vatandaşların vazgeçilmezleri arasında. İskenderun ilçesinde yaşayan Kadriye uzun, 10 yıl önce sanayi sitesi içerisinde memleketi Gaziantep’in eşsiz lezzeti olan nohut dürümcü açtı. Döneriyle meşhur Hatay’da vatandaşların damak lezzetine farklı bir tatla hitap eden Uzun, vatandaşlardan güzel bir dönüş aldı ve işini severek yapmayı sürdürdü. İskenderun’da ‘Nohut dürümcü Kadriye abla’ olarak tanınan kadın, 90 TL’ye satışa sunduğu nohut dürümle öğrenciler başta olmak üzere her bütçeye hitap ediyor. "Kendi işimi sevdiğim için yemeğimi de güzel yapıyorum, İskenderun’da ben bir taneyim" Mücverli nohut dürümün ve nohut dürümün müşterilerden tam not aldığını ifade eden Kadriye Uzun, İskenderun’da tek nohut dürümcü olduğunu belirterek ’’On yıldır nohut dürün yapıyorum, bizim memleketimizin yemeği olduğu için aklıma oradan geldi. Şanlıurfa, Birecik ve Gaziantep yani üç yörenin yemeği nohut dürüm. Memleketimizi de biliyorlar, nohut dürümünü de biliyorlar ve lezzetimizi tanıtmışız zaten. Nohut başlı başına protein, mücverimiz de öyle. Farklı tat istiyorlar insanlar, talebimiz çok var. Her şeyin bir ayrı lezzeti var. Dönerin ayrı bir lezzeti var ama benim yemeğime söz yok. ‘Mücveri çok güzel yapıyorsun abla’ diyorlar. ‘Mücverli nohut dürümü çok güzel oluyor’ diyorlar. Kendi işimi sevdiğim için yemeğimi de güzel yapıyorum, İskenderun’da ben bir taneyim’’ dedi. "Nohut dürüm mü, döner mi derseniz benim için nohut dürüm" Nohut dürümün 90 TL’lik fiyatıyla dönerden yarı yarıya daha ucuz olduğunu belirten Emir Çömez, eşsiz lezzetin müdavimi olduğunu ve dönere tercih ettiğini söyledi. Çömez, "İki yıldan beri buradayız, her sabah müdavimiyiz. Artık alışkanlık ve vazgeçilmez bir tat haline geldi. Farklı şeyler daha iyi oluyor. Bir de işletmenin, sahibinin samimiyeti, içtenliği önemli. Özellikle bir anne elinin değmesi daha lezzetli yapıyor yemeği. Nohut dürüm yemek güzel, herkesi buraya bekleriz. Nohut dürüm mü, döner mi derseniz benim için nohut dürüm. Ben uzun zamandan beri döner yemiyorum, iki seneden beri çünkü artık vücut alıştı" dedi.