KÜLTÜR SANAT - 17 Kasım 2020 Salı 10:09

Mardin’de geleneksel motiflerle üretilen takılar dünya pazarına gönderiliyor

A
A
A
Mardin’de geleneksel motiflerle üretilen takılar dünya pazarına gönderiliyor

Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı ve çağdaş takı sanatçısı olan Nesrin Yeşilmen, geleneksel motiflerle takı üretiyor.

Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı ve çağdaş takı sanatçısı olan Nesrin Yeşilmen, geleneksel motiflerle takı üretiyor. Son koleksiyonu ile dikkat çeken Yeşilmen’in ürettiği takılar, dünyanın farklı ülkelerine gönderiliyor.


Dantellerden ve tellerden yola çıkarak yaptığı tasarımlarla geleneksel el sanatlarını kendi bakış açısı ile takılarda yeniden yorumlayan Yeşilmen, Mardin’de metal kili ile çalışan tek takı sanatçısı olarak biliniyor. 2019’da Ukrayna’nın başkenti Kiev’de açmış olduğu son sergisi uluslararası arenada oldukça ilgi gören Yeşilmen, pandemi nedeni ile birçok etkinliği iptal edilmiş olsa da online olarak birçok davet alıyor. 7-10 Aralık tarihlerinde ilk kez düzenlenecek olan uluslararası İstanbul Takı Haftasına (IJW) davetli sanatçı olarak katılacak olan Yeşilmen, kendi çalışmalarının yanı sıra geleneksel anlamda sürdürülen telkari sanatını anlatacak ve canlı olarak telkari atölyelerini dünyaya tanıtacak.



"Geleneksel ve kültürel motiflerden besleniyorum"


Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dr. öğretim üyesi ve Dekan Yardımcısı olan, el sanatları ve takı tasarım bölüm başkanlığı yapan Nesrin Yeşilmen, çağdaş takılar üzerine çalıştığını, takılarını yaparken özellikle geleneksel ve kültürel motiflerden beslendiğini vurguladı. Yeşilmen, “2002’den beri kendi alanım olan takı tasarımında takılar yapıyorum. Çağdaş takılar üzerine çalışıyorum. Özellikle geleneksel ve kültürel motiflerden besleniyorum takılarımı yaparken. Kullandığım ana malzeme metal kili. Metal kili ülkemizde çok sık tercih edilen bir malzeme değil. Çünkü seri üretime elverişli olmayan bir malzeme. Bu açıdan takı yapanlar çok tercih etmiyorlar. Ama benim yaptığım takılar elde yapıldığı ve tek olduğu için metal kilini oldukça sık kullanıyorum. Takılarımda genellikle geleneksel detayları görebilirsiniz. Dantel, nakış ve örme gibi. Ananelerimizden bize bugüne kalan detayları ve kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı çağdaş anlamda ve farklı bir şekilde yorumlayarak, günümüz sanat anlayışına uygun bir şekilde tasarlamaya çalışıyorum. Bunun dışında hem ülkemizde hem de uluslararası anlamda birçok sergiye katıldım. 3 tane kişisel sergim var. İlkini Mardin’de yapmıştım. Şu anda da üzerimde görmüş olduğunuz bir seri üzerine çalışmaya başladım. Bu da benim son çalışmam olacak. Bu çalışmada daha çok dantel motiflerini göreceksiniz. Bununla birlikte yine telden örme tekniği ile birlikte daha farklı bir bakış açısıyla sergilenmiş bir koleksiyon hazırlığı yapıyorum. Bununla ilgili de önümüzdeki dönemlerde bir sergi yapmayı planlıyorum. Serginin yeri ve tarihi netleştiğinde inşallah bu korona süreci de sona erdiğinde hep birlikte güzel sergilerde buluşmayı ümit ediyorum” dedi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.