GENEL - 20 Kasım 2020 Cuma 12:10

Mardin’de tıp fakültesi kurulması için STK’lar harekete geçti

A
A
A
Mardin’de tıp fakültesi kurulması için STK’lar harekete geçti

Mardin’de hizmet veren 54 dernek, vakıf, oda ve sendikanın oluşturduğu Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, kente tıp fakültesi kurulması için kampanya başlattı.

Mardin’de hizmet veren 54 dernek, vakıf, oda ve sendikanın oluşturduğu Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, kente tıp fakültesi kurulması için kampanya başlattı.


Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Ceylan ve bazı platform üyeleri, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mahmut Demirtaş, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, İl Sağlık Müdürlüğü ve basın kuruluşları ile siyasi parti temsilcilerini ziyaret ederek destek taleplerinde bulundu. Mardin’in 858 bin 49 nüfusu ile Türkiye’nin 26. büyük şehri olduğunu belirten Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Ceylan, bütün büyük şehirlerde tıp fakültesi olmasına ve şiddetle ihtiyaç bulunmasına rağmen Mardin’de bulunmadığına dikkat çekti. Tıp fakültesinin Mardin’de olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu ifade eden Ceylan, "Mardin’e ek olarak Viranşehir, Ceylanpınar, Cizre, İdil, Silop gibi toplam nüfusu 700 bini aşan çevre ilçeler de sağlık hizmeti için zaman zaman Mardin’e geliyor. Bu durumda 1 milyon 500 binin üzerinde nüfus 3. basamak sağlık hizmeti olan tıp fakültesine ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca Irak’tan ve Suriye’den azımsanmayacak sayıda kişinin tedavi amaçlı Mardin’e geldikleri bir olgudur. Türkiye’de 60 ilde 111 tıp fakültesi olmasına rağmen 26. büyük şehir olan Mardin’de olmaması büyük bir eksikliktir. Her yıl tüm poliklinikler itibarıyla Mardin’de 4 milyon 366 bin 660 muayene yapılmakta, bunların 30 bini başka yere sevki gerçekleştirilmektedir. Bu sevklerden bin 958 tanesinin acil servislerden çevre illere yapılması ciddi bir sağlık hizmetine ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Rakamlardan açıkça anlaşılacağı gibi Mardin’de tıp fakültesinin açılması bir zaruret halini almıştır" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.