KÜLTÜR SANAT - 06 Mayıs 2023 Cumartesi 14:40

5 bin yıllık el sanatı usta ellere emanet

A
A
A
5 bin yıllık el sanatı usta ellere emanet

Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesi ile de tescillenen telkari gümüş işçiliği, Mardin’de zanaatkar Cihan İbrahim tarafından yaşatılıyor.

Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesi ile de tescillenen telkari gümüş işçiliği, Mardin’de zanaatkar Cihan İbrahim tarafından yaşatılıyor.


Mardinli telkari ustası Cihan İbrahim, 5 bin yıllık telkari sanatı ile ürettiği takıları turistlerin beğenisine sunuyor. Devlet sanatçısı Cihan İbrahim, "Ben bu mesleğe Mardin Artuklu’da başladım. Ustam Suphi Hindiyerli idi. 25 yıldır bu mesleğin içindeyim ve Midyat’ta Yılmaz ve Suphi ustalardan öğrendim. Bu meslek gümüş ve telkari sanatıdır. Geleneksel el sanatları çerçevesinde devlet sanatçısı kimliğine sahibim. Mardin Artuklu Halk Eğitim Merkezi’nde eğitmen olarak telkari üzerine kurslar vermekteyim. Aynı zamanda eski Mardin’de esnaflık yapıyorum. Hammaddeyi gümüş madeninde eritiyoruz. Eritme ocakları, lehim telleri, yarım daire pense, amyant gibi aletlerle çalışıyoruz. Telkari sanatı bir döküm, kalıp veya fabrikasyon işi değil. Daha ziyade iğne oyası gibi işlenen ve takı şekli verilen ince tellerle yapılan bir el sanattır. Gerdanlık, küpe, takım, boncuk, anahtarlık gibi her türlü takıya kendi imkanlarımız ile hazırladığımız kalıp ve pense ile şekil veriyoruz. Telkari dediğimizde kendi malzemelerimizle, penselerle, ince tellerle çalışıyoruz" dedi.


Telkarinin Mardin ve Midyat’a özgü bir el sanatı olduğunu söyleyen İbrahim, "Araştırma, İhracatçılar ve Geliştirme Merkezi bu sanatı araştırdı ve telkarinin Mardin, Midyat ve Mezopotamya bölgesine özgü çok eski bir sanat olduğunu kanıtladı. Gümüş ve altın işçiliği geniş bir yelpazeye sahip olup, çeşitli takı türleri yoğun bir şekilde üretilmektedir. Telkari 5 bin yıl önce makine ve merdane yokken zor şartlarda el ile ve aletlerle yapılıyordu. Yerli ve yabancı turistlerin Mardin’deki telkariye büyük ilgisi var, onlara tanıtmaya çalışıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın destekleriyle yurt dışında en az altı ülkede bu sanatı tanıtmaya çalıştım. Ben de bu sanatı yaşatmak için birçok zanaatkar yetiştirdim. Yetiştirdiğim esnaf şimdi kurslar veriyorlar ve kendi iş yerlerini açtılar. Sadece Mardin’de ve Türkiye’de değil, bu sanatı yaşatmaya ve dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz. Yabancı turistler telkari ürünlerine ilgi gösteriyor ve beğenerek alıyorlar. Dünyanın birçok yerine bu sanatı tanıtmaya çalışıyoruz" dedi.


Mardin’e gelen yerli ve yabancı turistler de telkari sanatı ile işlenen ürünlere yoğun ilgi gösteriyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Doğa tutkunlarının bahar yürüyüşü Erzurum’un Oltu ilçesinde doğaseverler, baharın gelişiyle birlikte düzenlenen yürüyüş etkinliğinde bir araya geldi. Oltu ve Erzurum’dan katılan doğa tutkunları, hafta sonunu kar çiçekleri eşliğinde doğa yürüyüşü yaparak değerlendirdi. Oltulu Doğaseverler Grubu ile Erzurum Yürüyüş Grubu’nun organize ettiği etkinlikte katılımcılar, yaklaşık 20 kilometrelik parkurda yürüdü. Yürüyüş, sabahın erken saatlerinde Oltu’nun Dutlu Mahallesi’nden başlayarak Güllüce Mahallesi sınırlarında bulunan Carmek Yaylası’na kadar devam etti. Gidiş-dönüş şeklinde gerçekleştirilen parkurda doğaseverler, kışın etkisini geride bırakırken baharın doğal güzelliklerinin tadını çıkardı. Toplam 45 kişinin katıldığı etkinlikte, yürüyüş boyunca verilen molalarda katılımcılar yanlarında getirdikleri yiyecekleri paylaşarak sosyal bir ortam oluşturdu. Etkinlik, doğa ile iç içe keyifli anlara sahne oldu. Erzurum yürüyüş ekibinden öğretim görevlisi Nermin Çakmak, "Yürüyüş gurubunda iki yıldır varım. Dutlu köyünden başladığımız yürüyüşümüze yaylasına kadar yürüdük. Yaklaşık 20 km bir parkurdu. Parkurumuz çok zorlu değildi ama uzundu. Direnç kazandıran güzel bir parkurdu ve doğa çok güzeldi. Harika bir yürüyüş oldu" şeklinde konuştu. Oltu Doğa severler yürüyüş gurubundan Yunus Emre Çelik, "Güzel bir parkurda yürüdük, kıştan sonra baharın tadını çıkardık. Yaylada kar çiçekleri açmış. Her şey çok güzeldi" dedi. Doktor Halil İbrahim Taşçı, "Kış ayından çıkarak bahar aylarının keyfini yaşadık. Aynı anda iki mevsimi yaşadık. Kalabalık bir yürüyüş ekibi ile güzel bir yürüyüş yaptık, herkesi doğaya bekliyoruz" diye konuştu. Oltu Yürüyüş Ekibinden Emekli Öğretmen Osman Aslan, "Erzurum yürüyüş ekibi ile Dutlu köyü yaylasına yürümeyi planladık. Doğada çok güzel bir görüntü var. Bir tarafta kar çiçekleri diğer tarafta kar bulunuyor. Keyifli bir yürüyüş oldu" dedi.
Amasya Yazboz tahtasına dönmüştü, restore edilen 600 yıllık kaya kitabenin dünyada tek olduğu ortaya çıktı Amasya’da Osmanlı vakıf kültürünün nadide örneklerinden 600 yıllık kaya kitabenin dünyada ana kayaya doğrudan işlenmiş tek vakfiye örneği olma özelliği taşıdığı ortaya çıktı. Yakın tarihe kadar yaz-boz tahtası görünümündeki 1418 tarihli eser, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi. 8 satır ve 125 kelime içeriyor Yeşilırmak Nehri kıyısındaki Leğenkaya Şelalesi’nin yanında bulunan Arapça harflerle işlenmiş 1418 tarihli Bayezid Paşa Camii vakfiyesi, Osmanlı erken dönem vakıf kültürünün nadide örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. 15. yüzyılın başlarında Osmanlı padişahı Çelebi Mehmed döneminin önde gelen devlet adamlarından Sadrazam Bayezid Paşa’nın emriyle inşa edilen eser, ana kayanın yerden 2 metre yüksekliğe kadar mermer düzgünlüğünde tesviye edilmesiyle oluşturulan zemin üzerine kabartma tekniğiyle işlendi. Eni 3 metre, yüksekliği 110 santimetre ölçülerindeki Arapça yazılı kitabe, 8 satırdan oluşmakta olup edatlar hariç 125 kelime içeriyor. Mikro hassas kumlama yöntemiyle temizlendi, toprak boya ile gölgelendirme yapıldı Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 2024 yılındaki kararıyla yapılan incelemelerde, kaya kitabenin yüzeyine ve çevresine sprey boyalarla zarar verildiği tespit edildi. Bu doğrultuda Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları kapsamında yüzeydeki boya kalıntıları uzman ekipler tarafından traverten taş tozu kullanılarak mikro hassas kumlama yöntemiyle temizlendi. Dış etkenler nedeniyle zayıflayan yüzey, uygun kimyasal malzemelerle sağlamlaştırılarak toprak boya ile yapılan hafif gölgelendirme sayesinde yazıların okunabilirliği artırıldı. Eserin çevresel ve insan kaynaklı olumsuz etkilerden korunması amacıyla koruma platformu genişletilip duvar yüzeyine çelik taşıyıcı sistem ve çerçeve profilleri uygulandı. Kitabe bölümünde ise şeffaf koruyucu sistem tercih edildi. Ayrıca, eserin gece görünürlüğünü artırmak amacıyla çerçeve içerisine aydınlatma sistemi yerleştirildi. Dünyada tek olma özelliği taşıyor Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, "Kaya kitabe, ana kayaya doğrudan işlenmiş vakfiye örneği olması bakımından dünya üzerinde tek olma özelliği taşımaktadır. Sadece Amasya’mızdadır. Bu eser Sadrazam Bayezid Paşa’nın bizlere emanetidir" dedi. "Burada kocaman bir tarih yazıyor" Eserin aşkların bilinçsiz şekilde ilan edildiği yaz-boz tahtasına döndüğü günlerin artık geride kaldığını anlatan Nergiz Mahallesi Muhtarı Nuran Muslu da, "Eser çok güzel oldu. Amasya’mıza ayrı bir renk kattı. Burada kocaman bir tarih yazıyor. Canlandırıp ortaya çıkardılar. Emeği geçenlerden Allah razı olsun" diye konuştu.
Ordu Ameliyatsız, stentsiz tedavi: Kalp damarları ilaç kaplı balonla açıldı Ordu’da kalp damarlarında 3 ayrı bölgede ciddi tıkanıklık bulunan 55 yaşındaki hasta, ameliyat olmadan ve stent takılmadan, ilaç kaplı balon yöntemiyle tedavi edildi. Başarılı geçen işlemin ardından hasta tedavinin 2’nci gününde taburcu edilerek günlük yaşamına döndü. Kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çeken uzmanlar, son yıllarda bu hastalıkların daha genç yaşlarda görülmeye başlandığını belirtiyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak görülen koroner arter hastalığında, erken tanı ve doğru tedavi yöntemlerinin önemi her geçen gün artıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte öne çıkan tedavi yöntemlerinden biri olan ilaç kaplı balon uygulaması, damara kalıcı metal yapı bırakmadan tedavi imkânı sunuyor. Bu yöntemde, özel ilaç kaplı balon damar içerisinde genişletilerek hem darlık gideriliyor hem de ilaç doğrudan damar duvarına etki ediyor. "3 damar tıkalıydı, ameliyat yerine balon tercih edildi" Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’ne göğüs ağrısı şikâyetiyle başvuran 55 yaşındaki erkek hastada yapılan anjiyografide, 3 damarda ileri derecede darlık tespit edildi. İlk değerlendirmede hastaya bypass ameliyatı önerildi. Ancak hastanın ameliyatı kabul etmemesi üzerine alternatif tedavi seçenekleri değerlendirildi. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda hasta için ilaç kaplı balon yöntemiyle girişimsel tedavi planlandı. Uygulanan işlemle hastanın 3 damarındaki tıkanıklıklar stent kullanılmadan açılırken, hasta ise tedavinin 2’nci günü taburcu edildi. "Her hasta için uygun değil, doğru seçim önemli" Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kardiyolog Doç. Dr. Seçkin Dereli, kalp damar hastalıklarının görülme sıklığının arttığını ve daha genç yaşlara indiğini belirterek, "Günümüzde koroner arter hastalığında yeni tedavi yaklaşımları gündeme geliyor. İlaç kaplı balon yöntemi de bunlardan biri. Ancak her hasta için uygun değildir, doğru hasta seçimi büyük önem taşır" dedi. Doç. Dr. Dereli, uyguladıkları yöntemin avantajlarına değinerek, "Bu tedaviyle damarda kalıcı bir stent bırakmıyoruz. Bu da ileride aynı damara yeniden müdahale edilebilmesine veya gerekirse bypass uygulanabilmesine imkân tanıyor" ifadelerini kullandı. "İleri görüntüleme yöntemleri kullanıldı" Tedavi sürecinde damar yapısının ayrıntılı incelendiğini belirten Dereli, "İşlem öncesinde intravasküler ultrason (IVUS) ile damar duvarını değerlendiriyoruz. Ayrıca fraksiyonel akım rezervi (FFR) ile darlığın kan akımına etkisini ölçüyoruz. Bu yöntemler, doğru karar vermemizi ve başarılı sonuç elde etmemizi sağlıyor" diye konuştu. "Şimdiye kadar 200 hastada kullanıldı, başarı oranı yüksek" Kliniklerinde bugüne kadar yaklaşık 200 hastaya ilaç kaplı balon tedavisi uyguladıklarını belirten Dereli, başarı oranlarının yüksek olduğunu ve tıkanma oranlarının dünya ortalamasının altında seyrettiğini söyledi. "Ameliyat olmadan sağlığıma kavuştum" Hasta İsmail Kızılkaya ise yaşadığı süreci anlatarak, göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleriyle hastaneye başvurduğunu, yapılan değerlendirmelerde damarlarının ciddi şekilde tıkalı olduğunun söylendiğini ifade etti. Ameliyat olmak istemediğini belirten Kızılkaya, "Farklı bir tedavi yöntemi sordum. Doktorum ilaç kaplı balon uygulamasını önerdi. Yapılan işlem sonrası tüm damarlarım açıldı. Ameliyat olmadan sağlığıma kavuştum, şu an hiçbir şikayetim yok" dedi.