TEKNOLOJİ - 13 Aralık 2023 Çarşamba 13:56

Mardin’de lise öğrencisi ’diyet kaşığı’ çalışmasıyla Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın izinden ilerliyor

A
A
A
Mardin’de lise öğrencisi ’diyet kaşığı’ çalışmasıyla Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın izinden ilerliyor

Mardin’de lise öğrencisi Yakup Macit; kalp, diyabet, tansiyon gibi hastalıkları bulunan kişilerin diyetlerinde kullanabileceği dijital göstergeli "diyet kaşığı" keşf ederek Nobel ödül sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ı örnek alıyor.


Mardin’de lise öğrencisi Yakup Macit, 5’inci sınıftan bu yana çalışmalar yaparak yenilikler keşfetmeye yöneldi. Nobel ödüllü Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ı örnek alan Macit, dijital göstergeli "diyet kaşığı" çalışmasını yaptı.


Buluşlarının insanların yararına olduğunu belirten Macit, çeşitli yarışma ve fuarlara katıldığını, son dönemde "diyet kaşığı" adlı bir proje geliştirdiğini söyledi.


Projeyi yapma amacı hastanelerde oluşan yoğunluğu önleyip doktor, hasta arasındaki ilişkiyi minimum indirip, verimliliği maksimum seviyeye çıkartmayı hedeflediğini ifade eden Macit, şöyle konuştu:


"Projede yapay zeka tabanlı bir hasta takibi yapılıyor. Bunu yapma şeklimiz yaptığımız özel bir aparat sayısında hastanın ne kadar yediği hesaplanıyor ve bunlar yapacağımız mobil uygulamaya veri olarak gönderiliyor. Bu uygulamada kayıt altına alınıyor. Kayıtlar oluşursa E-nabız altyapısına doktorun ekranına yansıyıp doktor o veriler ile hastanın tedavisine yön veriyor. Projeyi biz özellikle diyabet hastalarında kilo vermek ve almak isteyen hastalarda kullanmak istiyoruz. Projenin çeşitli versiyonları vardır. Örneğin alzheimer hastaları için özel proje versiyonu vardır. Parkinson hastaları için de yaptığımız sistemle titremeye karşı da kaşık duyarlı haldedir."


Bu projede birçok fuar ve yarışmalara katılım sağladığını aktaran Macit, "Tamamen özel bir proje olduğu için çeşitli fuarlara ve yarışmalara katılım sağladım. Mayıs ayı içerisinde Bursa Otomotiv Lisesi AR-GE merkezine başvuruda bulundum. Başvurum değerlendirdi. Daha birçok projede başvuru yaptım. Bunlardan bir tanesi değerlendirildi ve onun ışığında saha çalışması yapıp projeyi orada hayata geçirdim" dedi.


"Neden Mardin’den ikinci bir Aziz Sancar çıkmasın diye yola çıktım" diyen Macit, "Şüphesiz Mardinli biri olarak Aziz Sancar’ı örnek alıyorum. Buradan neden bir Aziz Sancar daha çıkmasın. Bu proje ile de gençlere örnek olmayı hedefliyorum. Çünkü 5’ci sınıftan bu yana projeler içerisindeyim ve hedefim gerçekten de bir ses getirip artık gençlere de güven vermek istiyorum. Örneğin Mardinli gençler neden yapmasın veya ülkemizde Bayraktar var, bunlar neden Mardin’den çıkmasın diye düşünüyorum. Onun ışığında projeyi geliştirip hayata geçirmeyi hedefliyorum. Gereken destek verilmesi hususunda projenin tekrardan bir AR-GE sürecine koyulup ondan sonra bir ürün gösterimine geçilip Mardin’de bu ürünü seri üretime geçirip insanlara kazandırmak istiyoruz" ifadelerinde bulundu.



Mardin’de lise öğrencisi ’diyet kaşığı’ çalışmasıyla Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın izinden ilerliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.