KÜLTÜR SANAT - 14 Aralık 2023 Perşembe 14:17

Mardin’de sedefçiliği tek başına ayakta tutan usta

A
A
A
Mardin’de sedefçiliği tek başına ayakta tutan usta

Mardin’de sedef kakma sanatının tek ustası olan 52 yaşındaki Zekeriya Güler, yaptığı eserlerle Mardin’de 15 yıldır sedefçilik mesleğini ayakta tutuyor.


Gaziantep’te öğretmenlik yaptığı dönemde sedefçiliğe merak salan Zekeriya Güler, emekli olduktan sonra sedef kakma sanatında ustalaşarak memleketi Mardin’de dükkan açtı. Gaziantep’te bir okulda öğretmenlik yaptığı dönemde sedefçilik mesleğini hobi olarak icra eden ve 15 yıldır bu mesleği yaptığını belirten Zekeriya Güler, "15 senedir sedef kakma sanatını icra ediyorum. Osmanlı’nın en revaçta olduğu mesleklerden bir tanesi olmasına rağmen sonradan unutulmaya yüz tutmuş meslekler grubuna girdi. Cumhuriyetten sonra tamamen unutulmuştu 1960’lı yıllara kadar tamamen unutuldu. Daha sonra tekrar canlandı. Türkiye’de bunu canlandıran ilk ustalar Gaziantep’teki ustalarımız oldu. Ben de hoşuma gittiği için bir merak oluştu. Mesleği Gaziantep’te bulunan ustalardan öğrendim. Ondan sonra Mardin’e gelip dükkan açtım" şeklinde konuştu.



Sedef kakma mesleği hakkında bilgi veren Güler şöyle konuştu:


"Sedef kakma dediğimiz istridye kabuğu, hem denizden hem de tatlı sulardan elde edilenleri vardır. Onlara da taş sedefler diyoruz. Sedef kakma sanatı genellikle ceviz ve gürgen ağacı üzerine çizim yapılır. Çizim yapılan yerlerde kakma yapılır. Kakma yapılan yerlere tunç sedef geçirilir, daha sonra zımparalanıp ateşte yakılır. Kezzaplanıp zeytinyağı sürülür ve patente vurulur. 18 aşamadan geçiyor. Güzel bir meslektir. Bu mesleği ben ve çocuklarım Mardin’de icra etmekteyiz. Bizim hedefimiz gençlerin de bu ecdat mesleğini tekrar öğrenmeleridir."


Mesleğin meşakatli olduğunu ve bu işi gençlere öğrettiğini aktaran Güler, "Meşakkatli bir iştir. Bir ürünün çıkması bazen 2-3 gün sürebiliyor. Bizim ürettiğimiz ürünler kaliteli ürünlerdir. Bunlar evladiyelik dedikleri nesilden nesile aktarılabilir. Bu ürünler bozulmaz. Güzel talepler geliyor. Mardin’e ilk geldiğim zaman halk eğitimde merkezinde çalıştım. Orada öğrencilerimiz vardı. Yetiştirdiğim öğrencilerimden 3-4 tanesi halk eğitim merkezinde bu işi icra ediyor. Şu anda kurs veriyorlar biz de ara sıra ustalarımızın yani yetiştirdiğim çıraklarımın yanına gidiyorum" dedi.



Mardin’de sedefçiliği tek başına ayakta tutan usta

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.