ASAYİŞ - 11 Mart 2026 Çarşamba 10:04

Kocası tarafından bıçaklanan 2 çocuk annesi hayatını kaybetti

A
A
A
Kocası tarafından bıçaklanan 2 çocuk annesi hayatını kaybetti

Mersin’de kocası tarafından bıçaklanan 2 çocuk annesi 27 yaşındaki Songül A. hayatını kaybetti.


Olay, dün öğle saatlerinde merkez Toroslar Mahallesi’ndeki bir evde meydana geldi. İddiaya göre, 2 çocuk annesi Songül A., henüz bilinmeyen nedenle eşi S.A. tarafından bıçakla vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandı. Olaydan sonra şüpheli koca kaçarken, hastaneye kaldırılan kadın tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Polis, yaralama ve hırsızlık gibi suçlardan kaydı olduğu öğrenilen şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep HKÜ’de "Modern Hayatın Ritmine Karşı Ramazan’ın Ruhu" konferansı düzenlendi Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından, Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşmak ve modern yaşamın hızına karşı Ramazan’ın anlamını yeniden düşünmek amacıyla "Modern Hayatın Ritmine Karşı Ramazan’ın Ruhu" başlıklı bir konferans gerçekleştirildi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan ve neyzen ile devam eden programa; HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Latife Özaydın, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Hanifi Aslan, HKÜ Öğrenci Dekanı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Osman Demir, Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Bilir, HKÜ İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Murat Erkoç, öğrenciler ve davetli konuşmacı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Kadıköy Vaizesi Dr. Ayşe Nur Özkan katıldı. "Ramazan, tüketim çarkına verilen bir moladır" Program kapsamında Dr. Ayşe Nur Özkan, "Haz ve Hız Çağında Bir Mola: Ramazan ve Anlam" başlıklı bir konferans verdi. Günümüz dünyasında hız ve tüketim kültürünün insan psikolojisi ve sosyal hayat üzerindeki etkilerine değinen Özkan, Ramazan ayının modern insan için bir "duraklama noktası" olduğunu vurguladı. Özkan, "Modern hayat bizi sürekli bir yerlere yetişmeye ve durmaksızın tüketmeye zorluyor. Bu ’hız ve haz’ sarmalı içerisinde insan, en çok kendi ruhunu ihmal ediyor. İşte Ramazan, bu acımasız ritme karşı durabileceğimiz, ruhumuzu dinlendirebileceğimiz muazzam bir moladır. Oruç sadece aç kalmak değil, aynı zamanda hayatın temposunu yavaşlatarak ’ben kimim ve nereye gidiyorum?’ sorusuna cevap arama sürecidir. Bu ay, bizi tüketim çarkının bir dişlisi olmaktan çıkarıp, paylaşmanın ve tefekkürün huzuruna davet eder" dedi. Ramazan ayının bireyin iç dünyasına yönelmesi, hayatın temposunu yeniden değerlendirmesi ve anlam arayışını güçlendirmesi için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirten Özkan, öğrencilere modern dünyanın gürültüsünden sıyrılıp Ramazan’ın sessizliğine kulak vermeleri tavsiyesinde bulundu. Programın sonunda, HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan tarafından günün anısına Dr. Ayşe Nur Özkan’a ağaç dikim sertifikası takdim edildi.
İstanbul Mecnun Otyakmaz: "İki takımın da yöneticisi gelsin VAR odasında otursunlar, bu maçları beraber izleyelim" Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, VAR görüntülerini dışarı vermek gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyleyerek, "Olayları soğukkanlılıkla karşılayabilecek iki takımın da yöneticisi gelsin VAR odasında otursunlar, bu maçları beraber izleyelim. Ne oluyor diye baksınlar. Bu kadar karanlık bir şeymiş gibi gölge düşürmeye gerek yok. Bizim güvene ihtiyacımız var" dedi. Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final müsabakaları kura çekimi, İstanbul Finans Merkezi’ndeki Ziraat Bankası Oditoryumu’nda yapıldı. Kura çekiminin ardından Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kura çekimine ev sahipliği yapan Ziraat Bankası’na teşekkür ederek sözlerine başlayan Otyakmaz, "Teşekkür ediyoruz, çok da güzel bir atmosferdi; personelinin de katılımıyla, kulüplerimizin de değerli üyelerinin katılımıyla çok güzel bir kura çekimi oldu. Hayırlı uğurlu olsun bütün takımlarımıza" diye konuştu. "Sezon sonu yaklaştıkça biraz kırıcı olmaya başladık" Uzun yıllar kulüp başkanlığı yaptığını belirten Mecnun Otyakmaz, "Tüm Kulüpler Birliği toplantılarında da dostça, kardeşçe bir sezon açılışı yapılır; herkes barıştan, kardeşlikten, dostluktan bahseder. Ancak sezon sonu yaklaştıkça bütün dertler ortaya çıkar, vahşi rekabet ortaya çıkar ve bazı kırgınlıklar olur. Yine öyle bir sürece giriyoruz, sezon sonu yaklaştıkça biraz kırıcı olmaya başladık. Maalesef bu artık bu rekabetin bir gerçeği olarak karşımızda, her sene bunu yaşıyoruz. Geçen Beşiktaş - Galatasaray derbisine gittim, ben de stattaydım. Bir tarafımda Serdal Başkanımız, bir tarafta Metin Öztürk Başkanımızla beraber oturuyorduk. Osimhen’in pozisyonunda Serdal Başkan ’kırmızı kart’ diye ısrar ediyordu, beni sıkıştırıyordu. Barış Alper’in pozisyonunda Metin Öztürk beni sıkıştırıyordu ’penaltı’ diye. Yani böyle geçiyor. Aslında bu hakemin ne gördüyse onu çaldığının en büyük göstergesi olduğunu söylemek istiyorum. Kimse de pek memnun olmuyor ama bu oyunun bazı kuralları var. Bu kurallar da bir şekilde hakemlerimiz tarafından en iyi şekilde uygulanmaya çalışılıyor, bunun mücadelesi veriliyor. Kimseyi memnun etmek için değil, kurallar çerçevesinde bunu yapmaya gayret ediyoruz; en büyük hedefimiz bu" ifadelerini kullandı. "Yabancı VAR hakemine ihtiyaç olursa bunu da değerlendirmek lazım" Kulüplerin yabancı VAR talebi hakkında da konuşan Otyakmaz, "Evet, bugün öyle bir yazı da benim elime ulaştı. Tabii ki arkadaşlar, bu benim tek başıma vereceğim bir karar değil; yönetim kurulu arkadaşlarımızla konuşup bir karar verilebilir. Ancak hakemlerimize güvenmemiz lazım, onları desteklememiz lazım, onlara huzurlu bir iklim sağlamamız lazım ki onlar doğru kararı vermekte zorlanmasınlar. Aynı iklimi VAR hakemlerimize de tanıdığımız zaman, onları programlarda, dışarıda basın-yayın yoluyla boğmadığımız takdirde onların çok daha rahat karar verebileceğini düşünüyorum. Ama ligin daha doğru devam etmesi açısından eğer gerçekten yabancı VAR hakemine ihtiyaç olursa bunu da değerlendirmek lazım. Ama kimse görevinin başındaki iyi bir VAR hakemini de tutup Türkiye’ye göndermez diye de düşünüyorum. Yani iyi bir VAR hakemi bulmakta da zorluk çekilebilir. Ama kendi düşüncem; Türk hakemlerimize görev verelim, onlara huzurlu bir iklim sağlayalım, ondan sonra onlardan performans bekleyelim" değerlendirmesini yaptı. "Birileri Portekizli hocalarımız hakkında Serdal Başkanımıza zehir akıtmışlar" Beşiktaş - Galatasaray derbisinin ardından Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı’nın yaptığı açıklamalara da değinen Mecnun Otyakmaz, "Serdal Adalı benim çok yakın bir dostum. Yıllardır hem kulüp başkanlığı yaptığımız dönemde hem dışarıda çok sevdiğim dostlarımdan bir tanesi. Beşiktaş gibi çok değerli bir camianın da başında kendisi. Bu konudan bana bahsetti. Ancak bazı duyumlarla biraz kafası karışmış Serdal Başkanımızın. Yani birileri bir zehir akıtmışlar Portekizli hocalarımız hakkında. Portekizli eğitmenlerimiz UEFA’nın resmi eğitmenleri. Bunlar bize de hizmet veriyorlar ve 7/24 neredeyse görevlerinin başındalar ve Riva’dalar. Onların çalışmasından da memnunuz biz kendi adımıza. Aslında tam olarak bu eğitimlerin karşılığını aldık mı diye sorarsanız benim birtakım tereddütlerim var. Belki orada bir yenilik söz konusu olabilir ilerleyen dönemlerde. Sorun o değil; biz eğer bu çalışmalardan verim alıyorsak, Türk futboluna artı değeri olduğunu düşünüyorsak onlarla devam ederiz. Ama yeterli bulmuyorsak da başka bir eğitmen konusu da söz konusu olabilir. Orada bir sorun yok. Ama Serdal Başkanımızdan böyle bir teklif gelince bunu da yabana atamıyorsunuz tabii. Çok önemli bir kulübün değerli bir başkanı bir şeyler söylüyor, onu da ciddiye almak zorundasınız. Şahsen ben de kendisine gerekli açıklamaları yaptım oradaki çalışma sistemiyle ilgili. Maçlar oynanırken Portekizli’nin değil, hiç kimsenin, MHK Başkanı da dahil, gerçi MHK Başkanı’nın o alana girme izni var, protokolü var ama kendisi bunu tercih etmiyor. Hiç kimsenin oraya müdahale etme şansı yok. Her şey, görüntüler kayıt altında; her orada ’çıt’ sesi dahi kayıt altında. O yüzden öyle bir şey olması mümkün değil. Biz de bunu zaten yakından takip ediyoruz; hem hakemler hem teknisyenler hem de federasyon çalışanlarımızın olduğu bir ortam. Aynı anda birden fazla maç oluyor, oralarda var. Ortada bir teknisyen grubu var, onlar teknik elemanlar ve arkada köşede, sırtları da oraya dönük hatta, ekranlara bakan bir eğitmen grubumuz, Portekizli eğitmen grubumuz var. Burada aslında şüpheye düşecek herhangi bir şey yok. Bizden görüntü talebi var Beşiktaş’ımızın ama bizim işleyişimizde görüntüleri dışarı vermek gibi bir durumumuz söz konusu değil. Yani biz bunu vermeyeceğimiz için Beşiktaş ve Serdal Başkan bize kırılacaksa, biraz sert konuşacaksa canı sağ olsun. Ama kapımız her zaman açık, kendisine de açık. Buyursunlar gelsinler, içeride orada izleyelim" dedi. "İki takımın da yöneticisi gelsin VAR odasında otursunlar, bu maçları beraber izleyelim" "Ben bir el daha yükseltiyorum; bundan sonraki maçlarda hangi takımla oynanıyorsa o takımdan birer temsilci gelsin, oraya otursunlar" diyen Otyakmaz, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Tabii ki olaylara müdahale edecek agresif bir yöneticiden falan bahsetmiyorum; gayet olgun, mantıklı, olayları soğukkanlılıkla karşılayabilecek iki takımın da yöneticisi gelsin VAR odasında otursunlar, bu maçları beraber izleyelim. Baksınlar ne oluyor. Yani bu kadar karanlık bir şeymiş gibi gölge düşürmeye gerek yok. Bizim güvene ihtiyacımız var. Ben 20 sene kulüp başkanlığı yaptım, 7 tane kulüp başkanlığı yapan arkadaşımız var. Yani biz olmasak onlarmış gibi de düşünsünler, kendileri oradaymış gibi düşünsünler. Böyle bir şey olabilir mi? Bu kadar insanı ilgilendiren bir şeyde bu kadar aymazlık yapabilir miyiz biz? Söz konusu olabilir mi? Görevimizi yapıyoruz, elimizden gelen itinayı da gösteriyoruz. Lütfen bize güvensinler. Güvenmiyorlarsa da görüntü... Ama dışarıya biz görüntü falan veremeyiz. Beşiktaş’ın yazısını da yok farz edemeyiz, asla böyle bir şey olamaz. Tabii ki onlara uygun bir lisanla cevap da vereceğiz. Gelsinler, kim görmek istiyorsa kapımız açık politikamız var dedik bütün başkanlara, bütün yöneticilere; dedik ki buyurun gelin yerinde görün. Aynısı VAR için de geçerli. Buyurun gelin gösterelim neler yaşandığını. Tekrar diyorum el de yükselttik; buyursunlar, çok önemli bir maçta iki kulüp anlaşsın, iki kulüp birer temsilci göndersin, orada VAR’da beraber izlesinler. Bunun önünde bir engel yok yani, biz izin verdiğimiz takdirde VAR protokolüne aykırı bir şey yok." "Artık eleme, tek karşılaşma, kim kimle denk gelirse orada oynasın, birer birer geçelim" Ziraat Türkiye Kupası’nın sürekli değişen sisteminden kendisinin de kulüp başkanıyken muzdarip olduğunu söyleyen TFF yöneticisi, "Ben de kulüp başkanıyken bu işten çok muzdarip oluyordum. Artık eleme, eski sistem; tek karşılaşma, kim kimle denk gelirse orada oynasın, birer birer geçelim. Sadece yarı final ’bir oldu bittiye gelmesin’ diye yönetim kurulu arkadaşlarımızla karar verdik; o çift aşamalı olsun. Çünkü orada çok sürpriz olaylar olmasın yarı finalde. Onu çift aşamalı, diğerleri tek maç kararı verdik. Evet, gelecek sezon için" şeklinde konuştu. "Yaz aylarında da ceza sürecinin devamına karar verdik, bunu bizden Kulüpler Birliği istedi" Kulüpler Birliği’nin isteklerini de göz önünde bulundurduklarını aktaran Otyakmaz, "Mesela bir şeyi unutmayalım; bu alınan cezaların yaz aylarında işlemesi durduruluyordu daha önce. Sonra sezon başladığında tekrar devam ediyordu. Biz bunu kaldırdık. Yaz aylarında da ceza sürecinin devamına karar verdik. Bunu bizden Kulüpler Birliği istedi. Ben de bir kulüp başkanı olarak aşağı yukarı onlarla aynı paralelde düşündüğüm için bunu kaldırdık. Eskiden neden konmuştu? Ligin son haftalarında gerginlikler oluyordu, yönetici ileri geri konuşmalar yapıyordu, 3 ay ceza alıyordu; onu da tatilde çekip yeni sezona sıfırdan başlıyordu. Şimdi burada bu yönden eleştiriliyorsa, artık bu alınan cezalar birikiyor ve üstüne konduğu zaman onların yöneticiliğine, kulüp başkanlığına etki ediyor. Dolayısıyla o hüküm, yani boşa giden bir 3 ay hükmü ortadan kalkmış oluyor. Dolayısıyla biz bunu kaldırdık. Evet, belki o 3 ayı böyle bir şey yaparsa, tabii yapmalarını tasvip etmiyoruz, artı bunun bir de para cezası da var. Bunu yaparlarsa bu 3 ay içinde bu sayılacak ancak o 3 ayda onun üzerinde ceza duracak, daha sonraki alabileceği bir cezayla da yöneticiliği etkilenecek" ifadelerini kullandı. "Şampiyonluklar payını Anadolu kulüplerine dağıtma kararı aldık" Mecnun Otyakmaz, Anadolu kulüplerinin ekonomik anlamda çok zorlandığının altını çizerek, "Bu ekonomik şartlarda Sivasspor gibi Anadolu kulüplerinin idare edilebilmesi çok zor. Mutlaka ve mutlaka yayın gelirlerinin arttırılması, kulüplerin geleceği paraların arttırılması, sponsorlukların arttırılması lazım. Bu da biraz da tabii ekonomiyle de alakalı. Dünyada bir savaş ortamı var, bir şeyler var. İnşallah dünyada da ekonomi düzelir, Türk futbolunda da bu ekonomi kulüplerimize yansır. Yeni aldığımız bir kararla bunu daha önce hiçbir federasyon pek cesaret edememişti: Şampiyonluklar payını Anadolu kulüplerine dağıtma kararı aldık. Burada İbrahim Hacıosmanoğlu başkanımıza da teşekkür ediyorum, ancak öyle birisi bu kararı alabilirdi. Bütün Avrupa’da yayın gelirlerinin yaklaşık yüzde 50’si takımlara eşit olarak dağıtılıyor. Bizde yüzde 37’si gibi bir bölümü dağıtılıyordu ve bir kısmı da şampiyonlar yüzde 11’i de şampiyon olmuş kulüplerimize dağıtılıyordu. Şimdi artık hepsi cem edildi, bütün kulüplerimize eşit şekilde dağıtılacak. Olabilir tepkiler. Yani dikensiz gül bahçesi yok maalesef. Tepki gelecektir, yasal hakları var, Tahkim Kurulu’na başvurabilirler ama biz kararımızı bu yönde verdik" diyerek sözlerini noktaladı.
Samsun Samsun’da 2 kişinin öldüğü kazada otobüs şoförüne 4 yıl 7 ay hapis cezası Samsun’da yolcu otobüsünün yol kenarındaki 2 yayaya çarparak ölümüne neden olduğu kazayla ilgili davada, otobüs sürücüsü 4 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılarak tahliye edildi. İlk kez kaza görüntülerini izleyen hayatını kaybeden Aydın Yiğit’in eşi Figen Yiğit, verilen cezayı az bulduklarını belirterek, gözyaşları içinde adalet istedi. Kaza, Terme ilçesi Samsun-Ordu kara yolunun 61. kilometresi Gündoğdu mevkisinde 25 Ağustos 2025 tarihinde meydana geldi. Çanakkale’den Rize’ye giden Sahil Seyahat firmasına ait Hakan Mustafa Okul (64) yönetimindeki 53 RT 111 plakalı Mercedes marka yolcu otobüsü, yol kenarında duran 55 ADU 207 plakalı kamyonete branda çeken Aydın Yiğit (47) ile Mehmet Yıldız’a (71) çarptıktan sonra mısır tarlasına girdi. Çarpmanın etkisiyle ağır yaralanan Yiğit ve Yıldız, sağlık ekiplerince kaldırıldıkları Terme Devlet Hastanesinde kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Otobüste bulunan 32 yolcu ise kazayı yara almadan atlattı. Kaza anı otobüse ait güvenlik kamerasına da yansıdı. Kazanın ardından tutuklanan otobüs sürücüsü Mustafa Hakan Okul, yediği yemekten zehirlendiğini ve fenalaştığını iddia etti. Hakkında Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesi’nde "taksirle ölüme neden olma" suçundan dava açılan Okul, davanın son duruşmasına tutuklu bulunduğu Çarşamba S Tipi Kapalı Cezaevi’nden getirilerek katıldı. Duruşmada savunma yapan Okul, "Olaydan hemen sonra kimseye hastalığımı anlatamadım. O gün tespit yapılamadığı için gerçekler ortaya çıkarılamadı. Eğer uyumuş olsaydım araca arkadan vurduğum anda aracı toparlamaya çalışırdım. Olay günü uyumadım. Tahliyemi ve lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum" dedi. Mahkeme heyeti, sanık Mustafa Hakan Okul’u "taksirle ölüme neden olma" suçundan TCK 85/2 maddesi uyarınca önce 5 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Daha sonra TCK’nın 62. maddesi kapsamında takdiri indirim uygulanarak, ceza 4 yıl 7 aya indirildi. Mahkeme ayrıca, sanığın sürücü belgesine 2 yıl süreyle el konulmasına ve yaklaşık 6,5 ay tutuklu kaldığı dikkate alınarak tahliyesine karar verdi. Duruşmanın ardından hayatını kaybeden Aydın Yiğit’in eşi Figen Yiğit (48) ile kardeşi İdris Yiğit (42) karara tepki gösterdi. Eşine çarpma anının yer aldığı otobüsün güvenlik kamerası görüntülerini ilk kez izleyen Figen Yiğit, sanığın zehirlendiği yönündeki savunmasının gerçeği yansıtmadığını iddia etti. Yiğit, "Daha önce dayanamadığım için eşime çarpma görüntüsünü ilk defa izledim. Hâlâ kendinde, şerit değiştiriyor. Aracı savruluyor, sonra ne yaptım diye bakıyor. Ondan sonra kemerini çıkarıyor. Bayılan adam böyle mi olur?" dedi. Yuvasının yıkıldığını söyleyen Figen Yiğit, "En çok da zoruma giden karar açıklandıktan sonra gülerek duruşma salonundan çıkmaları oldu. Şoförün aldığı ceza çok az. Ben yandım, yuvam gitti, çocuklarım yandı. Kalp krizi geçirdi dediler, kalp krizi yok. Zehirlendi dediler, zehirlenme yok. Otobüste bulunan tanıkların biri torunu, biri akrabası, biri komşusu. Ceza verildi ama serbest kaldı. Bu kadar mı 2 kişinin canının cezası?" diye konuştu. Aydın Yiğit’in kardeşi İdris Yiğit ise adalet istediklerini belirterek, "6,5 ay cezaevinde kaldı ve serbest bırakıldı. Yeniden yargılama istiyoruz. Yargılamanın Çarşamba’da değil, Samsun’da yapılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.