ÇEVRE - 03 Kasım 2025 Pazartesi 11:09

Mersin’de 2. Kent ve Denizcilik Konferansı düzenlendi

A
A
A
Mersin’de 2. Kent ve Denizcilik Konferansı düzenlendi

Mersin’de denizle bütünleşen kent vizyonunu güçlendirmek amacıyla düzenlenen 2. Kent ve Denizcilik Konferansı, geniş katılımla gerçekleştirildi. Konferansta kentin deniz kültürü, sürdürülebilirlik politikaları ve mavi dönüşüm vizyonu çok yönlü olarak ele alındı.


‘Denizle Bütünleşen Kent: Mersin’de Vizyonel Bir Dönüşüm, II. Kent ve Denizcilik Konferansı’ Mersin Büyükşehir Belediyesinin destekleri ve Mersin Kent Konseyi’nin öncülüğünde yoğun katılım ve ilgiyle gerçekleştirildi. Nisan ayında düzenlenen ilk konferansın devamı niteliğinde olan konu başlıkları çok boyutlu yönleriyle ele alındı. Şehrin denizle bütünleşen kimliği, kentsel vizyonu ve kültürel belleği çerçevesinde, deniz odaklı sürdürülebilirlik politikalarının güçlendirilmesi hedefleri irdelendi. Sivil toplum ve yerel yönetim iş birliğini güçlendirmeyi de esas alan konferansta deniz turizminden arkeolojisine, deniz ticaretinden lojistiğe ve su sporlarına kadar birçok alanda uzman isimler ve paydaşlar bir araya geldi.


Büyükşehir Belediyesi Mezitli Çocuk Kampüsü Salonu’nda gerçekleştirilen konferans, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Kent Konseyi, Mersin Rota Yelken Kulübü, Slow Food Mersin, Deniz Kızı Akademi, Urla 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği ve Biosphere Project iş birliğinde düzenlendi. Konferansta alanında yetkin kişiler tarafından ‘Farkındalıktan Eyleme’, ‘Turizm, Şehir ve Mersin’, ‘Müzelerin Gücü: Şehirlerin Sadece Binaları Değil, Ruhubu ve Markasını da İnşa Eder’, ‘Denizle Yaşama Sanatı’, ‘Konferanstan Günümüze Eylemlerimiz’, ‘Deniz ve Kent İlişkisi’, Deneysel Arkeoloji Şehir Projesi’ ve ‘Şehir Kimliği ve Bireysel Kimlik’ başlıkları ele alındı.




"Mersin’de mavi dönüşüm vizyonuyla çalışıyoruz"


Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, Mersin’in tüm yönlerini Akdeniz ile bütünleştirdiğini dile getirerek, kentin deniz ile bağını güçlendirecek her girişimin destekçisi olduklarını vurguladı. Denizin, Mersin’in kimliğinde ve kültüründeki yerine değinen Gökayaz, "Kıyı kentlerinin geleceği, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi, deniz kültürünün korunması ve yeni nesillere aktarılması ile mümkündür. Mersin Büyükşehir Belediyesi de bu bilinçle çevre, turizm, kültür ve ulaşım politikalarını mavi dönüşüm vizyonu çerçevesinde şekillendirmektedir. Biz, denizi Mersin’in geleceğini şekillendiren en önemli değerlerden biri olarak görüyor, çalışmalarımızı da bu bilinçle sürdürüyoruz" dedi.


Deniz ile bütünleşen bir kent için çalışmaların devam edeceğini aktaran Gökayaz, "Deniziyle barışık bir Mersin, daha yaşanabilir, daha üretken ve daha özgür bir Mersin demektir. Bugün burada, akademi, sivil toplum, özel sektör ve yerel yönetim bir arada. İşte bu birliktelik, geleceğin Mersin’ini şekillendirecek en büyük güçtür. Biz, bu ortak aklın ışığında kıyı alanlarımızı koruyan, deniz turizmini ve deniz ekonomisini geliştiren, deniz kültürünü çocuklarımıza ve gençlerimize aktaran bir şehir vizyonunu adım adım inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı.



"Mersin’de denizcilik faaliyetleri tarihi noktada öğrenilmiş oluyor"


Konferansta konuşmacı olarak yer alan MÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, uzun soluklu bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Deniz kentiyiz ve kentle bağımızı kurmamız gerekiyor. Bu noktada da hem Mersin Büyükşehir Belediyesi hem de üniversitemiz başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu bununla ilgili bir çalışma başlattı. Burada vizyonel bir bakış açısı var ve konferansın başarısı buradan geliyor. Deniz kenti olan Mersin’de böyle bir konferans olduğunda yoğun bir katılım oluyor. İnsanlar deniz kentinde deniz ile ilgili bir şeyler yapılıyor olmasından çok memnun oluyor. Ben birincisi kadar ikincisinin de başarılı geçtiğini düşünüyorum" diye konuştu.


Yoğun katılımla gerçekleştirilen konferans, konuşmacı isimlere plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.



Mersin’de 2. Kent ve Denizcilik Konferansı düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük BBP Genel Başkanı Destici: "Trump ve Netenyahu gibi liderler dünya tarihinden silinmelidir" Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu sert sözlerle eleştirerek, "Trump ve Netanyahu gibi liderler dünya tarihinden silinmelidir" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, bir dizi ziyaretler için Karabük’e geldi. İlk olarak Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’yı ziyaret eden Destici, çalışmalarında başarılar diledi. Destici, Büyük Birlik Partisi Karabük İl Başkanlığında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın zorluklarına dikkat çeken Destici, "Öyle bir coğrafyada bulunuyoruz ki İbn-i Haldun’un dediği gibi ‘Coğrafya kaderdir.’ Biz de kaderimizi yaşıyoruz. Cennet vatanımız, şehit kanlarıyla sulanmış mübarek bir vatandır. Bu vatana sahip olmanın ve onu korumanın bir bedeli vardır. Bu toprakların her karışında şehit kanı vardır. Gerektiğinde biz de kanımızı akıtarak bu toprakları koruyacağız" dedi. Bölgede yaşanan gelişmelere değinen Destici, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sürdüğünü, Suriye’deki karışıklığın tam olarak sona ermediğini ifade ederek, "Irak adeta üçe bölünmüş vaziyette. İsrail, 7 Ekim 2024’ten beri Gazze’de bir toplu soykırım gerçekleştiriyor ve yüz binden fazla insan hayatını kaybetti" diye konuştu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinen Destici, "ABD Başkanı Donald Trump, ‘Biz saldırmasaydık onlar bize saldıracaktı’ diyor. İran bugüne kadar Amerika’ya böyle bir saldırı gerçekleştirdi mi? İran’ın on bin kilometre ötedeki Amerika’yı vuracak imkanı mı var? Bu tamamen yapılan saldırganlığa bir gerekçe üretmekten başka bir şey değildir" ifadelerini kullandı. Trump’ın İran’ın kısa sürede nükleer silah elde edebileceği yönündeki açıklamalarını da eleştiren Destici, "Daha önce ‘nükleer tesislerini vurduk, hepsini imha ettik’ diyorsunuz. Şimdi ise ‘bir hafta sonra nükleer silaha sahip olacaklardı’ diyorsunuz. Buna kimse inanmaz" dedi. "İran elbette ki ülkesini ve insanını koruyacaktır" Trump’ın ‘Ya teslim olacaksınız ya da öleceksiniz’ söylemini haydutluk olarak nitelendiren Destici, şunları söyledi: "Böyle bir şeyi ancak haydutlar yapar. Eskiden yol keserlerdi; düzenin, nizamın, kanunun, askerin, polisin olmadığı yerlerde silah doğrultur, ‘Ellerinizi kaldırın, ya teslim olun ya da ölürsünüz’ derlerdi. Aynısını yapıyorlar. Başka ne diyor? İran’da Hamaney’nin yerine kimin geleceğini de biz belirleyeceğiz, onun dışındakini kabul etmeyiz’ diyor. Bir taraftan İran’a müzakere için haber gönderiyor, bir taraftan da ‘Biz müzakereye kapalıyız, teklifimizi reddettiler’ diyor. Eder tabii. Senin nerene güvenecek?" Destici, İran’ın kendisini savunmasının doğal olduğunu belirterek, "İran elbette ki ülkesini ve insanını koruyacaktır. Bu anlamda verdiği karşılık da nefsi müdafaadır" diye konuştu. "Bizim İran’la geçmişten bugüne problemlerimiz olabilir" diyen Destici, "Farklı mezheplerden olabiliriz. Bunların şu anda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Neticede bir zalim, bir haydut zorbalık yapmaktadır. Katliam yapmaktadır. 7 ile 12 yaş arasında 168 çocuğun ne suçu vardı? Ne günahı vardı? Onun için bunlar dünya tarihinden silinmeli. Böyle liderler olmaz. Bunlar dünyayı savaşın içine sürükler. Bunlar sadece bizim coğrafyamızı değil, bütün dünyayı yakar ve yıkar. Umurlarında bile olmaz. Onun için bizim çağrımız hem İslam dünyasına hem diğer dünya devletlerine yöneliktir" ifadelerine yer verdi. "Devletimiz, hükümetimiz, askerimiz, polisimiz, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız bu konuda hazırdır, hazırlıklıdır" İslam ülkelerine birlik çağrısında bulunan Destici, Avrupa ülkelerinin de ortak tavır alması gerektiğini vurgulayarak, "İspanya’nın ortaya koyduğu tavrı İtalya, Almanya, İngiltere ve Mısır da ortaya koyarsa ABD bu kadar rahat İsrail’in arkasında duramaz" değerlendirmesinde bulundu. Olası göç dalgalarına da değinen Destici, İran’daki gelişmelerin yeni bir göç hareketine yol açabileceğini belirterek, "Bizim için bu savaşın en büyük tehdidi aslında budur. Ama biliyorum ki devletimiz, hükümetimiz, askerimiz, polisimiz, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız bu konuda hazırdır, hazırlıklıdır. İnşallah Suriye’de yaşanan türden bir göç dalgasının yaşanmasına da müsaade edilmeyecektir" dedi. Ülkedeki çeteleşmeye dikkat çeken Destici, "Bir de şimdi çeteler var. Bu çetelerin kullandığı on sekiz yaş altı, on yedi yaş altı, yasada ‘çocuk’ diye tanımlanan suçlular var. En son İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenimiz, bu çete mensubu sözde bir çocuk, sözde bir öğrenci tarafından bıçaklanarak hayattan koparıldı. Hayatını kaybeden öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in on yaşında bir çocuğu var. Şimdi Adalet Bakanımızın bugünkü açıklamaları adeta yüreğimize su serpti. Ne diyor? Çocuk suçlarıyla ilgili cezalar yetersiz. Adam öldürme gibi suçlarda gerekirse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olmalı. Hatta biz ne diyoruz? Büyük Birlik Partisi olarak gelin anayasayı değiştirelim, idamı getirelim. Olmadı mı? O zaman sadece müebbet değil, tahliyesiz müebbet olsun. Ölene kadar orada kalsın. Birisinin canına kıymışsa idam edilsin. Anayasayı değiştirmiyor musunuz? O zaman tahliyesiz müebbet olsun. Çıkmasın oradan. Çünkü çıktığı zaman gidip birisini daha öldürüyor. Adam içeride daha da hırslanıyor. Bunun pek çok örneği var" şeklinde konuştu. Karabük’ün bir sanayi kenti olduğunu ve çok sayıda işçinin bulunduğunu belirten Destici, emeklilerin ekonomik durumuna da değinerek şunları söyledi: "2023 yılı ocak ayında çalışan üç bin lira alırken emekli de üç bin lira alıyordu. Temmuz 2023’te en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liraya çıktı ancak kamu çalışanı, işçi ve memurun maaşı 22 bin liraya yükseldi. Yani oran üçte ikiden üçte bire düştü. Emekli geriye gitti. Emekli ikramiyesinin 5 bin lira olup olmaması tartışılıyor. Bin liralık artışın bütçeye maliyeti yaklaşık 16 milyar lira. Yani bin lira artış. ‘Bütçe müsait değil’ diyorlar. Nasıl müsait değil? Bin lira dediğin toplamda 16 milyar lira yapar. Bizim teklifimiz dün de söyledim. En az 10 bin lira olmalı." Konuşmanın ardından Destici, Karabük Üniversitesinde iftar programına katılarak şehirden ayrıldı.
Çorum Astronot Alper Gezeravcı, üniversite öğrencileriyle buluştu Çorum Hitit Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelen Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, "Umudu, başarıyı ve hayalleri taşıyacağımız noktanın sırrı masalsı, yabancı diyarlarda değil. Kendi topraklarımızda aradığımız her şeyin imkanı var" dedi. Çorum Hitit Üniversitesi’nün 9’uncusunu düzenlediği Gençlik Sohbetleri kapsamında, Türkiye’nin uzaya çıkan ilk astronotu Alper Gezeravcı üniversite öğrencileriyle buluştu. Meslek Yüksekokulları Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonunda gerçekleştirilen buluşmaya öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Milli Uzay Programı vizyonuyla görev yapan Gezeravcı, etkinlikte tarihi misyonunun detaylarını paylaştı. Uzayda gerçekleştirdiği deneylerden ve yürüttüğü bilimsel çalışmalardan bahseden Gezeravcı, öğrencilere çeşitli tavsiyelerde bulundu. "Bu hikayenin bundan sonraki kısmına imza atacak olanlar da sizlersiniz" Deneyimlerini anlatan Alper Gezeravcı, "Özgüvenleri her daim ayak altına alınmaya çalışılan, potansiyelleri her daim küçümsenmeye çalışılan, geleceğinin teminatı sayılan çocukların hak ettikleri mutluluk ve gururu yaşamaları ve geleceğe yönelik yürüdükleri yolda ilham alacakları bir görev olarak icra ettik. Dolayısıyla görünürde sahnede bir tane figür olsa da bu işin merkezinde, özünde siz varsınız. Bu bir hikayenin başlangıç noktasıydı. Bir yere varış hikayesi değil. Bu hikayenin bundan sonraki kısmına imza atacak olanlar da sizlersiniz. Bizler buraya size içi boş motivasyonlar enjekte etmesine gelmedik. Tam aksine devletimizin iradesiyle ayağı yere basan elde edilmiş somut başarıları, gözden kaçmış olabilecek somut başarıları sizin bilginizi arz ederek geleceğe yönelik yürüdüğünüz bu yolda zihninize hayallerinize yerleştirdiğiniz o hedefleri bu memleketin topraklarında erişilebilir olduğunu sizlere anlatmaya geldik. Umudu, başarıyı ve hayalleri taşıyacağımız noktanın sırrı masalsı, yabancı diyarlarda değil. Kendi topraklarımızda aradığımız her şeyin imkanı var. Bu iradeli topraklarda var. Yeter ki içimizde olan potansiyeli ve öz güveni kimsenin yakalamasına müsaade etmeyelim" dedi. "Bu tarz buluşmaları 2021 yılından bu yana özellikle önem vererek devam ettiriyoruz" Öğrencilere ilham kaynağı ve rol model olabilecek kişileri misafir etmenin gururunu yaşadıklarını söyleyen Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk de, "Biz gençlere ilham verici buluşmaları 2021 yılından bu yana özellikle önem vererek devam ettiriyoruz. Gençlik Sohbetleri adı altında ele aldığımız bir konsept. Özellikle olarak gençlerimizin gelecekte rol model olarak alabilecekleri ilham kaynağı olabilecek, başarılarıyla sadece bireysel değil, ülkemizin göğsünü kabartmış şahsiyetleri burada misafir ederek kendileriyle buluşturuyoruz" diye konuştu. "Türkiye bu sorumluluğunu yerine getirebilen güçlü bir ülke konumunda" Konferansa katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu ise, "İnsanlığın sizlere ihtiyacı var. İnsanlığın iyi yetişmiş, birikimli, donanımlı ama aynı zamanda ahlaklı, erdemli, yüksek şahsiyetli müslüman Türk gençlerine ihtiyacı var. Bizim bu sorumluluğu hep beraber üstlenmemiz hayati önem taşıyor. İçinde bulunduğumuz zor coğrafyaya rağmen hamdolsun Türkiye bu sorumluluğu yerine getirebilen güçlü bir ülke konumunda. Çok yakından vakıf olduğunuza inandığım birçok başarıyı savunma sanayimiz, Türkiye sanayi ve Teknoloji ekosistemimiz ortaya koymayı başardı. Bugün Türkiye kendi savaş uçağını, kendi insansız hava araçlarını, kendi helikopterini, kendi hava savunma sistemini, kendi hiper sonik füzelerini, kendi uydularını üretmeyi başarabilen bir ülke konumunda. Tabii bu başarı sadece savunma sanayi ile sınırlı değil. Savunma sanayimiz bu başarılara öncülük etti ve yol açıcı oldu. Önemli bir kapasiteyi inşa etmemize vesile oldu. Ancak Türkiye diğer birçok sivil alanda da gerçekten dünyada adından söz ettirebilecek başarıları ortaya koymaya başladı" şeklinde konuştu. Konferansa Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın başta olmak üzere protokol üyüleri de katılım sağladı.
Sivas Maaşları ödenmeyen termik santral işçileri Ramazan ayında mağdur oldu Torku’nun iştiraki olduğu Konya Şeker tarafından işletilen Kangal Termik Santrali’nde çalışan işçiler, maaşlarının ödenmediği gerekçesiyle eylem yaptı. Filtresiz bacalarıyla ve neden olduğu çevre kirliliğiyle ülke gündemine gelen Kangal Termik Santrali, bu kez de işçi eylemleriyle gündem oldu. İşverenin zam oranına razı gelen işçiler şimdide maaşlarını alamadıkları için eylem yaptı. İdare binası önünde toplanan işçiler, günler geçmesine rağmen maaşlarının ödenmemesini protesto etti. İşçiler adına konuşan TES-İŞ Sivas Şube Başkanı Hakan Korkmaz, "Bir işletmenin ekonomik zorluklar yaşaması mümkün olabilir ancak bu zorlukların bedelini işçilerin ödemesi kabul edilemez. İşçiler ay boyunca emeklerini ortaya koymuş, görevlerini yerine getirmiş ve üretimin devam etmesini sağlamıştır. Buna rağmen maaşların ödenmemesi ya da eksik ödeme teklif edilmesi çalışanların geçimlerini doğrudan etkilemektedir. İşçi emeği her şeyden önce gelir. İşçilerin aileleri, çocukları ve geçim sorumlulukları bulunmaktadır. Maaşların ödenmemesi yalnızca bir ödeme gecikmesi değil, aynı zamanda yüzlerce ailenin yaşamını zorlaştıran bir durumdur. Bu nedenle Konya Şeker yönetiminin çalışanlarının emeğine saygı göstererek maaş ödemelerini eksiksiz ve zamanında gerçekleştirmesi gerekmektedir. İşçilerin hak ettiği ücretin verilmesi hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluktur. Çalışanların alın terinin karşılığı geciktirilmemeli ve mağduriyet bir an önce giderilmelidir" dedi. Sivas’ın Kangal ilçesinde bulunan Kangal Termik Santrali, 8 Şubat 2013 tarihinde özelleştirilerek Torku’nun iştiraki olduğu Konya Şeker’e devredildi. Yıllık 1 milyon 908 bin 229 MWh elektrik üretim gücüne sahip olan santral, 2020 yılında filtresiz bacalarıyla gündem oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla santralde üretim 1 Ocak 2020 tarihinde filtre ile ilgili şartları sağlayamadığı gerekçesiyle durduruldu. Bacalarda gerekli filtre işlemlerinin tamamlanmasıyla 30 gün sonra tek türbinde, 6 ay sonra ise tam kapasite olarak elektrik üretimine yeniden başlandı. Termik santralde kullanılan kömürlerin atığı olan küller, çevre köylerin sınırları içerisinde biriktirildi. Yıllar içerisinde açıkta biriktirilen küllerden adeta kül dağı oluşurken, kül tabakası rüzgârlı havalarda çevreye yayılarak köyleri tehdit ediyor. Santralde yaklaşık 800 işçi çalışıyor.