ÇEVRE - 28 Şubat 2026 Cumartesi 10:59

Mersin’de kentsel dönüşüm için 30 bin hektarlık yol haritası hazırlanıyor

A
A
A
Mersin’de kentsel dönüşüm için 30 bin hektarlık yol haritası hazırlanıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi, merkez ilçeler ve Tarsus’u kapsayan ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ ile afet risklerini azaltmayı, sağlıksız yapı stoğunu tespit etmeyi ve kentin dönüşüm sürecini etap etap planlamayı hedefliyor.


Mersin’de yaşayan tüm vatandaşların güvenli ve sağlıklı şekilde hayatını sürdürmesini sağlarken, kent estetiği ve altyapısını da güçlendiren Mersin Büyükşehir Belediyesi, geleceği inşa eden projelerini hayata geçiriyor. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü, daha dayanıklı ve güvenli bir Mersin için ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlık çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.


Kent genelinde yaşanabilecek muhtemel bir afet riskine ve yaşanabilecek krizlere karşı Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı koordinesinde önemli projelere imza atan Mersin Büyükşehir Belediyesi, geleceğe dair yol haritasını da bilimsel temellerde oluşturuyor. Kentin yapısını bütünlüklü bir yaklaşımla ele alan Büyükşehir Belediyesi, binlerce hektarlık alanda yürütülecek çalışmalarda kentin dönüşüm süreci için çok yönlü hedefleri esas alıyor. Deprem başta olmak üzere tüm afetlere karşı daha dirençli, altyapısı güçlü, sosyal donatıları yeterli ve çevreye duyarlı yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlıklarında dönüşüm etaplarını planlıyor.


Vatandaşların yaşam kalitesini, enerji verimliliğini, sosyal adaleti, iklim değişikliğine uyum sürecini ve ekonomik kalkınmayı bir arada ele alan Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda yürüttüğü çalışmalarda kent katılımını da önceliyor. Halkın görüş ve önerilerini bilimsel esaslarla birleştiren Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü, yeni bir dönüşüm modelinin çehresini ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ ile çiziyor. Kent yerleşimini incelemeye alan ve sağlıksız yapılara son verirken sadece yapı yenileme hedefiyle ilerlemeyen proje ekipleri, kısa, orta ve uzun vadeli uygulama takvimini masaya yatırarak, tüm çevresel etmenleri göz önünde bulunduruyor. Kurumlar arası iş birliği, yetki alanları, mevzuat detayları ve etapların planlanması gibi başlıklarda da hazırlıklarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, geleceğin Mersinini bugünden tasarlayarak, kent mirasını yeni nesillere dirençli ve güvenli şekilde bırakmayı hedefliyor.


"Bu belge ile kentsel dönüşüm alanlarına ilişkin net bir yol haritası ortaya çıkacak"


Hazırlıkları devam eden ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ süreci hakkında bilgi veren Mersin Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Şube Müdürü Yaser Gündüz, kentsel dönüşüm süreç, proje ve uygulamalarının gelecek için bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir bir Mersin için çalıştıklarını ifade eden Gündüz, "Mersin’de merkez ilçelerimiz ve bunlara ilave olarak Tarsus ilçemizi kapsayacak olan, yaklaşık 30 bin hektar büyüklüğünde yerleşik alanları kapsayan ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlık sürecini, Aralık 2025 itibariyle başlattık. Bu çalışma ile öncelikle kentimizde afet riski taşıyan alanların, ruhsatsız ya da sağlıksız yapı stogunu bilimsel veriler ışığında tespit edeceğiz. Deprem başta olmak üzere tüm afetlere karşı daha dirençli, altyapısı güçlü, sosyal donatıları yeterli ve çevreye duyarlı yaşam alanları oluşturmayı hedefliyoruz" dedi.


Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’nin çok boyutlu yapısına ve hedeflerine de değinen Gündüz, "Hazırlanacak strateji belgesi ile kentsel dönüşüm alanlarına ilişkin net bir yol haritasının ortaya konması, kurumlar arası görev ve sorumluluk paylaşımı, finansman modellerinin ve uygulama araçlarının geliştirilmesi, etapların planlaması ortaya konacaktır" diye konuştu.


"Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlıkları 3 etaptan oluşacak"


‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlıklarının 3 etaptan oluşacağını belirten Gündüz, ilk etapta yürütülecek analiz çalışmalarını detaylandırdı. Kentin doğal ve fiziki verilerinin inceleneceğini ifade eden Gündüz, "Kentin gelişme eğilimleri ve imar yapılarının irdelenmesi, yerel ve merkezi idareler bünyesinde sürdürülen projelere ilişkin verilerin toplanması, sosyal demografik ve ekonomik yapının incelenmesi, bu veriler ışığında da amaca yönelik analiz çalışmalarının yapılması ile raporun tamamlanması birinci aşamayı oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.


2. aşamada ise öncelikli alanların belirleneceğine ve kurumlar ile iş birliği planlamalarının masaya yatırılacağını belirten Gündüz, "Son aşamada ise hazırlanan strateji belgesinde belirlenen önem ve öncelik sıralamasına, kentsel dönüşüm projelerinin uygulama süreçlerine ilişkin takvime, uygulama araç ve finansman modellerine yer veren uygulama rehberi hazırlanacaktır" sözlerini kaydetti.


"Kentsel dönüşüm süreci, şeffaflık ve ortak akıl anlayışıyla sürdürülecek"


Sürecin en önemli unsularından birinin kent katılımı olduğunu dile getiren Gündüz, "Özellikle kentsel dönüşüm projelerinin sürdürülmesinde yerel halkın görüş ve beklentileri ile hak sahiplerinin katılımı sağlanacak. Sosyal adaleti ve kentle bütünleşmeyi önceleyen bir dönüşüm modeli hayata geçirilecek. Mersin’i daha güvenli, dirençli, yeşil ve yaşanabilir bir kent haline getirmek için attığımız bu adım; şeffaflık ve ortak akıl anlayışıyla, kararlılıkla ve memnuniyetle sürdürülecek. Bu strateji belgesi sadece bugünün değil, gelecek nesillerin Mersin’ini inşa etme iradesinin somut bir göstergesi olacaktır" diye konuştu.



Mersin’de kentsel dönüşüm için 30 bin hektarlık yol haritası hazırlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hizmet ihracatının yüzde 62,3’ünü büyük ölçekli girişimler yaptı Hizmet ihracatının yüzde 62,3’ünü, hizmet ithalatının yüzde 56’sını büyük ölçekli girişimler yaptı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Girişim Özelliklerine Göre Uluslararası Hizmet Ticareti İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, hizmet ihracatının yüzde 8,7’sini yapan 1-9 çalışanı olan mikro ölçekli girişimler, toplam hizmet ihracatı yapan girişimlerin yüzde 74,3’ünü oluşturdu. Çalışan sayısı 10-49 kişi olan küçük ölçekli girişimlerin hizmet ihracatındaki payı yüzde 12,3 iken 50-249 kişi olan orta ölçekli girişimlerin ihracattaki payı yüzde 16,4 oldu. Hizmet ihracatı yapan girişimlerin yüzde 1,9’unu oluşturan 250 veya daha fazla kişinin çalıştığı büyük ölçekli girişimler hizmet ihracatının yüzde 62,3’ünü gerçekleştirdi. Hizmet ithalatı yapan girişimlerin yüzde 53,2’sini oluşturan 1-9 çalışanı olan mikro ölçekli girişimler, hizmet ithalatının yüzde 7,9’unu yaptı. Çalışan sayısı 10-49 kişi olan küçük ölçekli girişimlerin hizmet ithalatındaki payı yüzde 7,2 olurken 50-249 kişi olan orta ölçekli girişimlerin payı yüzde 17,7 oldu. Hizmet ithalatı yapan girişim sayısının yüzde 4,6’sını oluşturan 250 veya daha fazla kişinin çalıştığı büyük ölçekli girişimler toplam hizmet ithalatının yüzde 56’sını gerçekleştirdi. Hizmet ihracatının yüzde 66,1’ini ulaştırma ve depolama faaliyetindeki girişimler gerçekleştirdi Toplamda 60 milyar 913 milyon dolar olan hizmet ihracatının 40 milyar 252 milyon dolarını ulaştırma ve depolama faaliyetindeki girişimler gerçekleştirirken, bilgi ve iletişim faaliyetindeki girişimlerin hizmet ihracatı 5 milyar 906 milyon dolar oldu. Hizmet ihracatında 4 milyar 284 milyon dolar imalat sanayiindeki girişimler tarafından yapılırken ana faaliyeti finans ve sigorta olan girişimlerin hizmet ihracatı 2 milyar 929 milyon dolar oldu. Hizmet ticaretinde 48 milyar 462 milyon dolarlık ithalatın 12 milyar 752 milyon doları imalat sanayinde faaliyet gösteren girişimler tarafından yapıldı. Hizmet ithalatındaki 9 milyar 660 milyon dolar, ana faaliyeti toptan ve perakende ticaret olan girişimlere ait iken 3 milyar 826 milyon dolarlık hizmet ithalatı finans ve sigorta faaliyetinde bulunan girişimlerin oldu. Bilgi ve iletişim faaliyetindeki girişimler ise 2 milyar 728 milyon dolar hizmet ithalatı yaptı. Hizmet ihracatının yüzde 18,8’ini, ithalatının ise yüzde 32,0’ını yabancı kontrollü girişimler yaptı Hizmet ticaretinde en yüksek paya sahip olan taşımacılık hizmetlerinde yapılan ihracatın yüzde 90,2’si, ithalatın ise yüzde 76,2’si Türkiye kontrolündeki girişimler tarafından gerçekleştirildi. Diğer iş hizmetleri ihracatında Türkiye kontrollü girişimlerin payı yüzde 58,1 iken yabancı kontrollü girişimlerin payı yüzde 41,9 oldu. Telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri ihracatının yüzde 51,4’ü ve ithalatının yüzde 32,3’ü yabancı kontrollü girişimler tarafından yapıldı.
Yozgat Kaynak suyunda yetişiyor, vatandaş taze taze alıp gidiyor Yozgat’ın Çayıralan ilçesinde belediye tarafından işletilen alabalık tesisi, hem ilçe sakinlerinin hem de çevre yerleşim yerlerinden gelen vatandaşların uğrak noktası haline geldi. Sürekli akış halinde olan soğuk ve tatlı kaynak suyunda yetiştirilen alabalıklar, taze olarak vatandaşlara sunuluyor. Tesiste yetiştirilen alabalıklar doğal kaynak suyunda büyütülürken balıkların beslenmesi için günlük ortalama 25-30 kilogram yem veriliyor. Sürekli tatlı su sirkülasyonu bulunan havuzlarda yetişen balıklar, yaklaşık 350-400 gram ağırlığa ulaştığında satışa sunuluyor. Vatandaşlara temizlenerek verilen alabalıkların kilogramı ise 300 liradan satılıyor. Tesise gelen vatandaşlar balıkları yerinde görerek satın alabiliyor. Yoldan geçen birçok kişi de tesise uğrayarak taze alabalık alıp yoluna devam ediyor. "Canımız istediği zaman taptaze balık alıp gidiyoruz" Eşiyle birlikte balık almaya gelen vatandaşlardan Nasır Alıcıoğlu, tesiste yetiştirilen balıkların lezzetinden memnun olduklarını belirterek, "Bugün gezme amaçlı hanımımla böyle bir balık alalım dedik. Yemek için geldik. Buranın balıklarını çok seviyorlar. Tat oranı çok yüksek Çayıralan’daki balıkların. Böyle bir tesisimizin olmasından tabii ki biz de gurur duyuyoruz. Canımız istediği zaman taptaze canlı balık alıp gidiyoruz buradan. Eskiden böyle bir düzen yoktu, şimdi çok iyi" dedi. "Buranın balıkları çok güzel" Uzunlu kasabasından geldiğini söyleyen Ahmet Karakurt ise "Uzunlu kasabasından balık almaya geldik. Hem gezmek hem de torunumu gezdirmek istedik. Çocuğumuz gezmeyi çok seviyor. Balıkları da görmek istiyor. Buranın durumunu bildiğimiz için geldik. Hem balık alıp hem de gezip gitmeyi düşünüyoruz. İyi bir yer burası, balıkları çok güzel" diye konuştu. "Aylık yaklaşık 1 ton üretim yapıyoruz" Çayıralan Belediye Başkanı Ahmet Kaygısız da ilçede geçmişte yapılan alabalık yetiştiriciliğinin bir süre durduğunu, yeniden canlandırılması için çalışma başlattıklarını söyledi. Kaygısız, "Yaklaşık yirmi yıl önce ilçemizde alabalık faaliyetleri yürütülüyordu fakat zamanla ekonomik şartlardan dolayı durdu. Biz de yeniden canlandıralım istedik. İlk etapta üç havuzla başladık. Talep artınca üretim de arttı. Kaynak suyumuzdan çıkan ve içme suyu hattından dışarı giden suyu değerlendirmiş olduk. Şu anda aylık yaklaşık bir ton üretim yapıyoruz ve pazar sıkıntısı yaşamıyoruz" dedi. Çevre ilçelerden de talep olduğunu belirten Kaygısız, Sarıkaya, Çandır ve Boğazlıyan gibi ilçelere haftanın belirli günlerinde canlı alabalık götürerek vatandaşların bu üründen faydalanmasını sağladıklarını ifade etti. Ayrıca ilerleyen süreçte yavru alabalık üretimi üzerine de yeni bir proje planladıklarını sözlerine ekledi.
Sivas Sivas Belediyesi’nden Türkiye’ye örnek olacak okul uygulaması Sivas Belediyesi, 2 yıl önce uygulamaya koyduğu örnek proje ile dikkat çekiyor. 2024 yılında Sivas Belediyesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde kentteki ortaöğretim okullarında görev yapan 30 güvenlik görevlisinin maaşı Sivas Belediyesi tarafından ödeniyor. Sivas Belediyesi’nin eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanmasına yönelik olarak 2024 yılında başlattığı uygulamanın önemi, son günlerde peş peşe yaşanan üzücü olayların ardından bir kez daha gündeme geldi. 2024 yılında Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzalanan protokolle liselerde 30 güvenlik görevlisi istihdam edildi. Her yıl yenilenen güvenlik protokolü bu yıl da yenilenirken, protokole göre güvenlik görevlilerinin maaşlarını Sivas Belediyesi ödüyor. Aynı zamanda bir akademisyen ve eğitimci olan Belediye Başkanı Adem Uzun, hem Siverek’te hem de Kahramanmaraş’ta meydana gelen saldırıların toplumda derin bir üzüntü ve kaygı oluşturduğunu belirterek, eğitim kurumlarına yönelik her türlü şiddeti en güçlü şekilde kınadığını ifade etti. Okulların çocukların kendilerini en güvende hissetmeleri gereken alanlar olduğuna dikkat çeken Uzun, göreve geldiği ilk günden itibaren liselerde güvenlik personeli istihdamı sağlanmasının bu sorumluluk anlayışının bir gereği olduğunu vurguladı. Eğitimde güvenliğin ertelenemez bir konu olduğunun altını çizen Uzun, benzer acı olayların bir daha yaşanmaması temennisinde bulunarak, olaylardan etkilenen öğrenci, öğretmen ve ailelere geçmiş olsun dileklerini iletti.
İstanbul Esenyurt’ta okul önü ve çevresinde polis denetimi Esenyurt’ta okul ve çevrelerinde polis denetimleri artırıldı. Yapılan denetimlerde okul ve çevrelerinde şüpheli şahıslar durdurularak Genel Bilgi Taraması(GBT) yapıldı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olayların ardından Esenyurt ilçesinde polis ekipleri tarafından okul ve çevrelerinde yapılan denetimler artırıldı. Yapılan denetimlerde, şüpheli görülen yaya şahıslar, otomobil sürücüleri ve motosiklet sürücüleri denetlendi. "Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda" Çocuğunu okula getiren bir vatandaş yaşanan olaylarla ilgili, "İki gündür üst üste acı olaylar yaşadık. Hakikaten ülke çok sıkıntılı. Ne söylenebilir bilemiyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Tabii ki tedirginlik var ama güvenlik güçlerimiz teyakkuzda. Onlara güveniyoruz. Onlar olduğu sürece Allah’ın izniyle bir şey olmayacağına da inanıyoruz. Okulların kapısında öğrenciler yerine silahlı güvenlik olması yönünde talebimiz var. Öğrenciler güvende olur" dedi. "Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor" Yaşanan olayların ardından şiddet eğilimli dizi ve filmleri eleştiren Ali Osman Koç ise, "Çok acı verici bir olay. Çocuklara böyle şeyler olmaması lazım. Çocuklarımıza dikkat etmemiz lazım. Oyunlar olsun, bu teknolojinin gelişimi ile birlikte çocuklarımızın geleceğinin kaybolmaması lazım. Mutlaka tedirginlik var. Öbür yerlere daha çok tedirgin oluyorum. Devletin bir yerde kısıtlama yapması lazım. Küçücük çocukların elinde farklı farklı şiddete meyilli oyunlar var. Şiddet eğilimli film ve diziler öne çıkarılıyor. Çocuklarda da özentiliğe neden oluyor. Gelişme çağındaki çocukların bilinçaltına şiddet eğilimi veriliyor. Bana kalırsa bilinçli bir şey. Bilinçli bir yüklemedir bu. Çocukları farklı bir tarafa çekmek istiyorlar. Anne babaların da dikkatli olmaları gerekiyor. Çocukların üzerinde durmaları lazım. Onların hangi tarafa kaydıklarını gözlemlemeleri lazım. Mutlaka önlem alınmalı. Sokakta bile önlem alınmalı. Çocuğun en büyük eğitim alanı sokak. Sokağa çıktığında kiminle arkadaşlık yapıyor, kiminle yürüyor ona dikkat etmek lazım" diye konuştu.