TEKNOLOJİ - 02 Ağustos 2024 Cuma 09:50

Senaryosunu yapay zeka yazdı, filmi yazılımcılar üretiyor

A
A
A
Senaryosunu yapay zeka yazdı, filmi yazılımcılar üretiyor

Mersin’de bir film şirketinin, yapay zeka teknolojisi kullanarak hazırlıklarını sürdürdüğü ’3071’ adlı filmin, 6 ay sonra izleyiciyle buluşturulması hedefleniyor. Senaryosunu yapay zeka uygulamasının yazdığı film, felaketin eşiğine gelen dünyayı kurtarmak için aralarında Atatürk’ün de bulunduğu Türk kahramanlarının yeniden tarih sahnesine çıkmasını konu alıyor. Yaklaşık 25 kişilik ekibin hazırlıklarını sürdürdüğü filmde, dünyayı ele geçirmeye çalışan kötü yapay zeka ’Dark Mind’ ile insanlık tarihini kurtaracak iyi yapay zeka ’Bilge’ arasında geçen olaylar aktarılıyor.


Mersin’de faaliyet gösteren bir film şirketi, gelişen teknolojiyle birlikte sinema sektöründe farklı bir film için kolları sıvadı. Filmin senaryosunu yapay zeka uygulaması ChatGPT’ye yazdıran ekip, bazı düzenlemelerin ardından filmin taslağını oluşturdu. ChatGPT’ye yönetilen "Dünya bir felaketin eşiğinde olsa hangi Türk kahramanlara ihtiyacımız olur?" sorusu üzerine ’Mete Han, Alparslan, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Mustafa Kemal Atatürk’ yanıtını alan ekip, dünya tarihinin kötüleri listelendiğinde ise ’Adolf Hitler, Joseph Stalin, Idi Amin, Saddam Hüseyin, Pol Pot, II. Ramses ve Nemrut’ isimleriyle karşılaştı. Bunun üzerine dünyayı ele geçirmeye çalışan kötü yapay zeka ’Dark Mind’ ile insanlık tarihini kurtaracak iyi yapay zeka ’Bilge’ arasında geçen olayların işlendiği filmin oluşturulmasına başlandı. Farklı yapay zeka programları kullanılarak ses modelleme, efekt ve video üretiminin sanal ortamda hazırlandığı 3071 adlı filmin, 6 ay sonra izleyici ile buluşturulması hedefleniyor.



"Filmin tamamını yapay zeka araçları kullanarak üreteceğiz"


Filmin proje yönetmenlerinden Onur Kaygın, 3071’in yapay zekayla üretilen ilk uzun metraj sinema filmi olduğunu söyledi. Filmin tamamını yapay zeka araçları kullanarak üreteceklerini ifade eden Kaygın, "Set, oyuncu, ekipman olmayacak. Normalde hayata geçirilmesi imkansız bir fikrimiz var. ’Türk kahramanları yeniden tarih sahnesine’ diyoruz. Atatürk, Metehan, Alparslan, Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman’ı bir arada göreceğiz. Dünya kötü yapay zeka Dark Mind ve iyi yapay zeka Bilge arasındaki savaşın eşiğine gelmiştir. Kötü yapay zeka Dark Mind, dünya tarihinin en kötü isimlerinden danışmanlık alarak dünya tarihini silmek ve dünyanın büyük şehirlerini yok etmek üzere yola koyulur. Ve İstanbul’da karşısına bir engel çıkar; Bilge yapay zekası. Dark Mind dünya tarihinin kötülerinden Adolf Hitler, Stalin gibi isimlerden danışmanlık alırken, Türk yapay zekamız Bilge, Metehan, Alparslan, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Mustafa Kemal Atatürk’ten danışmanlık alır. Filmimizin ana hikayesi bu" dedi.



"Filmimizin senaryosunu yapay zeka yazdı"


Filmi oluştururken birçok yapay zeka modelini bir arada kullandıklarını dile getiren Kaygın, "Filmimizin senaryosunu yapay zeka yazdı. Daha sonra ondan bunu senaryolaştırmasını istedik. Biz fikrimizi yapay zekaya verdik, onu film diline uygun bir halde çekim senaryosuna ve film senaryosuna dönüştürmesini istedik. Yapay zekanın yazdığı senaryoyu başka bir yapay zekaya tarif eden de yine bu araçlar oldu. Birçok uygulama günümüzde yapay zeka entegrasyonlarını aktif etmeye başladı. Ve biz bunların hepsini bir arada kullanarak bir film üretiyoruz" diye konuştu.



"Buna bir start-up projesi diyebiliriz"


Filmin 20 yıllık bir hayalin sonucu olduğunu dile getiren Kaygın, şöyle devam etti:


"Normalde hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir fikrin; Atatürk, Metehan, Alparslan gibi farklı dönemlerde yaşamış önemli Türk kahramanlarımızın birlikte strateji konuşabilmesi bir hayaldi bizim için. Ama günümüz teknolojisi buna artık imkan tanıyor. Biz normalde hayata geçirilemeyecek bir fikri, hayata yapay zeka araçlarıyla geçirerek istihdam sağlıyoruz. Buna bir start-up projesi diyebiliriz. Yeni bir çağ açılıyor. Örnek ve öncü olmak ülkemizi dünya sahnesine temsil etmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki açtığımız bu yoldan ülkemizin reklam sektörü, sineması, teknolojisi ve gençleri yürüyecek. Projemizin dünyada ilk olması teknoloji, bilim ve yapay zeka çağına ülkemizden giden ilk hoş geldin mesajı olsun."



Senaryosunu yapay zeka yazdı, filmi yazılımcılar üretiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.