EKONOMİ - 27 Mart 2026 Cuma 10:54

TBB’den 88 belediyeye 90 hizmet aracı desteği

A
A
A
TBB’den 88 belediyeye 90 hizmet aracı desteği

Türkiye Belediyeler Birliği’nin düzenlediği törende 88 belediyeye 90 hizmet aracı hibe edilirken, programa katılan Başkan Vahap Seçer, "Belediyelerimizin güçlü olması demek, Türkiye’de demokrasinin güçlü olması demektir" dedi.


Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), 88 belediyeye toplam 90 yeni hizmet aracı daha kazandırdı. Hibe edilen araçlar, TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in katılımıyla Ankara’da düzenlenen törenle belediyelere teslim edildi.


Belediyelerin sosyo-ekonomik yapısı, yüzölçümü, nüfusu ile ihtiyaç ve talepleri esas alınan hibe programı kapsamında, farklı siyasi partilerin yönetimindeki 88 belediyeye toplamda 90 yeni hizmet aracı desteği sağlandı. Törende teslim edilen araçlarla birlikte yeni dönemde 450 belediyeye toplam 619 araç hibe edilmiş oldu. Teslim edilen hizmet araçları, 36 çöp kamyonu, 15 damperli kamyon, 12 ekskavatör, 11 arazöz, 11 kazıcı yükleyici, 3 pikap, 1 cenaze aracı ve 1 greyderden oluştu.



"Belediyelerin güçlü olması demek, Türkiye’de demokrasinin güçlü olması demektir"


Başkan Seçer, törende yaptığı konuşmada birliğin yeni döneminde benimsediği dayanışma ve adalet anlayışına vurgu yaptı. TBB’nin araç destekleriyle belediyelerin işlerini kolaylaştırmayı ve yüklerini hafifletmeyi amaçladıklarını belirten Seçer, yerel yönetimlerin millet iradesinin yansıdığı, vatandaşa en yakın siyasi makamlar olduğunu hatırlattı. Seçer, "Vatandaşın derdini en iyi belediye başkanları bilir. Vatandaşın ihtiyacını, önceliklerini, yöresinin özelliklerini her noktasını karış karış en iyi bilen belediye başkanlarıdır. Belediye başkanları önemli görevler yapıyor ve bu önemli görevleri güçlü belediyeleri ile yaparlarsa çok daha etkin ve sürdürülebilir bir görev ifa ederler. Belediyelerimizin güçlü olması demek, Türkiye’de demokrasinin güçlü olması demektir" ifadelerini kullandı.



"Hibelerimiz dağıtacağımız araçlarla sınırlı değil"


TBB olarak belediyelere yalnızca araç-gereç ya da ayni destekler konusunda yardım yapmadıklarını belirten Seçer, belediye personelinin gelişmesine, daha yeni projeler üretmelerine ve bilgiye ulaşmalarına katkı sağlamaya da çalıştıklarını kaydederek, "Hibelerimiz bugün dağıtacağımız araçlarla sınırlı değil, daha yeni başlıyoruz" diye konuştu. Seçer, teslim edilecek 90 aracın ardından nisan, mayıs ve haziran aylarında da hibelere devam edileceğini açıklayarak, "Bize kaynak geldikçe bu kaynakları size aktaracağız. Bu kaynakları bize sağlayanlar da sizlersiniz. Sizin kesenize bereket" şeklinde konuştu.



"Uygulamalarımızda adaleti önceliyoruz"


Konuşmasında sık sık adalet vurgusu yapan Seçer, "Uygulamalarımızda adaleti önceliyoruz. Diyoruz ki, ‘Her yerde adalet.’ Adaletin olmadığı yerde, adaletin sağlanmadığı yerde gerisi teferruat olarak kalır. Bu nedenle yaptığımız desteklerde parti ayrımı gözetmeksizin, belirli kriterleri göz önüne alarak, puanlama sistemine bağlı kalarak belediyelerimizin tamamına destek olma gayreti içerisinde oluyoruz" dedi. Seçer, "Bütün belediyelerin başkanları, bizim belediye başkanlarımızdır. Biz onlara adaletli hizmet verelim, onlar da vatandaşlarımıza adaletli hizmet götürsün. Size teslim ettiğimiz araçları bir CHP’li belediye başkanına teslim ediyorsak, her partili vatandaş bu hizmetten yararlanacak" sözlerine yer verdi.



"Depremden etkilenen bölgelere pozitif ayrımcılık yapıyoruz"


Birliğin afet bölgesine yönelik çalışmalarına da değinen Seçer, "Biz ilk araç dağıtımını 6 Şubat depreminde zarar gören illerimizin belediyeleri ile başlatmıştık. Yine aynı felsefeyle devam ediyoruz. Depremden etkilenen bölgelere pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Sadece ayni ve nakdi yardım çerçevesinde desteklerimiz olmuyor, proje destekleri de yapıyoruz. Adıyaman Belediyemizde yaptığımız kent içi ulaşım iyileştirme stratejisi ve eylem planını belediyemizle beraber hazırladık. Bu da depremden yoğun zarar gören Adıyaman için Belediye Başkanımızla birlikte çok önemli bir ortak çalışma oldu. Her konuda olduğu gibi TBB’nin sağladığı destekler konusunda da belediye başkanlarımızın katkıları, görüşleri ve yönlendirmeleri bizim için son derece önemli" dedi.


Seçer’in konuşmasının ardından hibe edilen araçların anahtarları belediye başkanları ve yöneticilerine teslim edildi.



TBB’den 88 belediyeye 90 hizmet aracı desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. Dönem Mart ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Özdemir başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomiye ve enerji fiyatlarına etkilerine değindi. "Petrol fiyatlarının yükselmesi, her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı" ATO Başkanı Baran, küresel petrol ticaretinin büyük bölümü ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığının geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının, enerji arzını, ticaret yollarını ve tüm dünyadaki fiyat dengelerini etkilediğini kaydederek, "Petrol fiyatlarının yükselmesi; üretimden lojistiğe, gıdadan sanayiye ve sigortacılığa kadar her alanda maliyetleri yukarı çeken zincirleme bir etki ortaya çıkardı. Özellikle benzin ve motorin fiyatlarındaki artış; taşımacılığı, tarım üretimini, tedarik zincirlerini ve tüketici fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması deniz taşımacılığı ve sigortacılık maliyetleri ile küresel ticaret psikolojisini de şekillendiriyor. Tankerlerin boğazı geçemeyip, açıkta beklemesi, sigorta primlerinin tırmanmasına, piyasalarda korku ve belirsizlik oluşmasına yol açıyor" ifadelerini kullandı. "ÖTV tamponu kullanılmasaydı, benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" Enerji maliyetlerindeki yükselişin, tarımdan sanayiye kadar tüm sektörlerde, üretim maliyetlerine, lojistik maliyetlere ve zincirleme şekilde tüketici fiyatlarına yansıdığını kaydeden ATO Başkanı Gürsel Baran, bunun enflasyon ile mücadele sürecine de olası olumsuz etkilerine dikkat çekerek, "Hükümetimiz eşel mobil sistemini devreye alarak pompadaki artışın doğrudan piyasalara yansımasının önüne geçmek için stratejik bir adım attı. ÖTV tamponu kullanılmasaydı bugün belki de benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi" dedi. "Savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" Dünyada yaşanan tüm bu gelişmelerin Türkiye’yi yakından etkilediğini kaydeden ATO Başkanı Baran, "Türkiye, coğrafi olarak bu gelişmelerin merkezine oldukça yakın bir noktada bulunuyor. Ülkemiz bir yandan, komşuda yanan ateşin ülkemize sıçramamasını sağlayacak bir denge politikası güttü. Sorunları aklıselimle çözme konusundaki tavrını net biçimde ortaya koydu. Diğer yandan da ekonomiyi dengede tutmaya çalıştı. Türkiye’nin savunma sanayi gücü ve diplomasi geleneği, bulunduğumuz coğrafyada barış ve istikrar adası olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Bu süreçte, ASELSAN’dan TUSAŞ’A, ROKETSAN’dan HAVELSAN’a, BAYKAR’dan FNSS’e kadar gurur duyduğumuz şirketlerle son 20 yıllık süreçte savunma sanayiinde elde ettiğimiz birikimin ne denli önemli olduğu çok net anlaşıldı" diye konuştu. "Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor" Türkiye’nin, dünya ekonomisini derinden etkileyen bu gelişmeler karşısında, güçlü üretim altyapısı, dinamik özel sektörü ve stratejik konumuyla bu tür küresel dalgalanmalara karşı, ekonomisini dengede tutmak için azami gayret sarf ettiğinin altını çizen ATO Başkanı Gürsel Baran, "Ayrıca, Avrupa ile Asya arasında bir köprü konumunda olan Türkiye, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde önemli bir alternatif merkez haline geliyor. Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor. Bu süreçte, üretim tarafında katma değerli sektörlere yönelmek, ihracatı çeşitlendirmek ve teknoloji odaklı büyümeyi desteklemek, küresel belirsizlikler karşısında en güçlü sigortamız olacaktır" ifadelerine yer verdi. Baran konuşmasında, Avrupa Birliği’nin üretim gücünü yeniden kendi sınırları içine çekmek, kritik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve özellikle Çin gibi ülkelere karşı rekabet gücünü artırmak amacıyla, Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında bir süre önce "Made in EU" stratejisini ortaya koyduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin bu sürece dahil edilmesinin önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. "Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" Baran, "Normal şartlarda ‘Made in EU’ sadece AB üye ülkelerini kapsayacak şekilde planlanmıştı. Ancak Türkiye’nin Avrupa değer zincirindeki, özellikle otomotiv ve yan sanayi alanlarında vazgeçilmez rolü ve Ticaret Bakanlığımızca yürütülen yoğun diplomasi trafiği meyvesini verdi. Bu gelişmeyle Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmaması sağlandı" açıklamasında bulundu. Otomotiv ve çelik sektörlerini yakından ilgilendiren bu gelişmeyle, Türk malı araçlar ve çelik ürünlerin Avrupa’da "yerli" muamelesi göreceğini belirten ATO Başkanı Baran, "Bu gelişme ayrıca ülkemizin yatırım çekme potansiyelini de yükseltecek. Çin’den uzaklaşmak isteyen küresel devler, Türkiye’yi ‘Made in EU’ statüsüyle üretim yapabilecekleri en kaliteli merkez olarak görebilecekler" dedi. ATO Başkanı Baran konuşmasına, Yönetim Kurulu’nun faaliyetlerine ilişkin konularla devam etti.
Sivas Kutsal topraklara gitmek istediler, umre vaadiyle çantacıya dolandırıldılar Sivas’tan kutsal topraklara gitmek üzere bir firma adına, aracılara para ödeyen vatandaşlar dolandırıldı. Dolandırılan 125 kişi, il müftülüğü önünde toplanarak mağduriyetinin giderilmesini istedi. Sivas’ta yaşayan 125 vatandaş umre yapmak üzere Diyanet’ten lisanslı Faran Turizm’in Sivas acentesi adına para toplayan N.T’ye, kişi başına bin 500 dolar para ödedi. İddiaya göre, firmanın Sivas acentesi üzerinden umre turunun organize edileceğini belirten N.T. topladığı para ile kayıplara karıştı. 26 Mart akşamı mübarek beldeye uçmayı bekleyen umreciler, uçağın gelmemesi üzerine dolandırıldıklarını anladı. Akşam saatlerinde polis merkezlerine giderek N.T.’den şikayetçi olan vatandaşlar, bu sabah müftülük önünde toplandı. Mağduriyetlerinin, firma tarafından giderilmesini isteyen umreciler, İl Müftüsü Hasan Limon ile görüştü. Müftü Limon, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için devletin tüm birimlerinin harekete geçtiğini belirtti. "Şikâyet dilekçemizi verdik" Umreye gitme vaadiyle dolandırılan Hüseyin Gülmez, "Bu firma ile geçen sene Ramazan ayında umreye gitmiştik. Bu yıl da Şevval ayında gitmek istedik. Normalde 26 Mart’ta uçuş olacaktı ama 30 Mart’a ertelendi. Hala şu anda bekliyoruz. Müftü ile görüşme yaptık, şikâyet dilekçemizi verdik. Bundan sonraki sürecin neticesini bekliyoruz" dedi. "Bir anda telefonlarımıza cevap verilmemeye başlandı" Akrabaları dolandırılan Gamze Çil ise "Teyzemler ve babamlar beraber gidecekti. Dolandırıcılık hadisesi, gidiş tarihin belirsizleşmesiyle başladı. Bir anda telefonlarımıza cevap verilmiyordu. En son yaptığım görüşmede, acenta yetkilisi, ‘N.T. sizi dolandırdı, bize ödemeyi getirmedi’ dedi. Parayı İBAN üzerinden şirkete gönderenlerin gidebilecekleri söylendi. Bizim isteğimiz firmanın kurumsallığının gereği olarak, şirketin adına güvenerek para verenleri götürmesi" şeklinde konuştu. Şikayet dilekçesi yazarak imzalayan kalabalık, daha sonra dağıldı. Faran Turizm merkezi ise gruptan sadece 13 kişinin ödemesinin şirket hesabına geldiğini, bu kişilerin umre organizasyonunun yapılacağını bildirdi. N.T’ye ödeme yapanların paralarının ise kendilerine ulaşmadığı için bir rezervasyon yapılmadığını belirttiler. Elden veya şahsi hesaba ödeme yapanlar, iyi niyeti suistimal ve dolandırıcılık suçlaması ile N.T hakkında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdikleri öğrenildi. Müftülük ise durumu Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Dairesi Başkanlığına bildirdi.