EĞİTİM - 09 Haziran 2021 Çarşamba 12:27

Yenişehir Belediyesi gençlere yurt dışında eğitim ve iş imkanı sağlayacak

A
A
A
Yenişehir Belediyesi gençlere yurt dışında eğitim ve iş imkanı sağlayacak

Mersin’in merkez ilçe Yenişehir Belediyesi, kardeş belediyesi Almanya Neustadt an der Weinstrasse Belediyesi işbirliği ile hayata geçirdiği proje kapsamında Yenişehirli gençlere Almanya’da eğitim ve iş imkanı sağlayacak.

Mersin’in merkez ilçe Yenişehir Belediyesi, kardeş belediyesi Almanya Neustadt an der Weinstrasse Belediyesi işbirliği ile hayata geçirdiği proje kapsamında Yenişehirli gençlere Almanya’da eğitim ve iş imkanı sağlayacak. Proje ile her yıl iki genç Almanya’nın Neustadt kentine giderek eğitim alacak ve orada çalışma fırsatı yakalayacak.


Yenişehir Gençlere İstihdam için Avrupa’da Eğitim Fırsatları Sunuyor Projesi’nin işbirliği anlaşması imza töreni online olarak yapıldı. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Almanya Neustadt an der Weinstrasse Belediye Başkanı Marc Weigel ve Diakonissen-Stiftungs-Krankenhaus Speyer Sağlık ve Sosyal Eğitim Merkezi Fizyoterapi Okulu Müdürü Jonas Sewing işbirliği anlaşmasını imzaladı. Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, halklar ve kültürler arasındaki iyi ilişkileri önemsediklerini söyledi. Yenişehir ve Neustadt kentlerinin kardeşliği ve işbirliğinin uzun bir tarihe dayandığını ifade eden Özyiğit, “Neustadt an der Weinstrasse Belediye Başkanı, sevgili meslektaşım ve dostum Marc Weigel, Diakonissen-Stiftungs-Krankenhaus Speyer Sağlık ve Sosyal Eğitim Merkezi Fizyoterapi Okulu Genel Müdürü Jonas Sewing, Akdeniz’in güzel kenti Yenişehir’den selamlar. Öncelikle bildiğiniz gibi tüm dünya halkları uzun zamandır yeni tip korona virüsü, Covid-19 ile mücadele ediyor. Sizler, aileniz ve sevdikleriniz umarım iyisinizdir. Sizlere ve halkınıza sağlık ve huzur diliyorum. Covid-19 ile mücadele ederken, hayatını kaybeden dünyadaki tüm sağlık çalışanlarını ve yaşamını yitiren vatandaşlarınızı saygıyla anıyorum. Tedavi gören tüm hastalara da acil şifalar diliyorum. Yenişehir ve Neustadt kentlerinin kardeşliği ve işbirliği uzun bir tarihe dayanıyor. Bizler, halklar ve kültürler arasındaki iyi ilişkileri önemsiyoruz. Birliktelik ve dayanışma ile hareket etmemiz bizleri daha güçlü kılacak ve gelecek için çok daha sağlam ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır” dedi.



“Uzun soluklu yeni bir adım atıyoruz”


Bu projenin başlangıç olduğunu kaydeden Özyiğit, “Şimdi de ‘Yenişehir Gençlere İstihdam için Avrupa’da Eğitim Fırsatları Sunuyor’ projemiz ile bu işbirliğinde uzun soluklu yeni bir adım atıyoruz. Bu proje aramızdaki bağları güçlendirecek ve her yönden iki halk arasında güzel ilişkiler kuracaktır. Her yıl Yenişehir’den Neustadt’a gelecek iki gencimiz orada eğitim alacak, yeni bir iş ve yaşam imkanı bulacaktır. Bu proje ve işbirliğimiz ile gençlerimiz istihdam fırsatı yakalarken oradaki işgücüne de katkı sunmuş olacak. Bu bir başlangıç, gelecekte bu projemizin daha geliştirilmesini temenni ediyorum. Katkılarından dolayı Neustadt Belediyesine ve fizyoterapi okuluna teşekkür ediyorum" diye konuştu.


Projesinin iki şehir arasındaki kültürel değişime çok büyük katkı sunacağına inandığını belirten Neustadt an der Weinstrasse Belediye Başkanı Marc Weigel ise “2019’un Eylül ayında burada buluştuğumuz gün konuştuklarımızla ilgili olarak bugün bazı şeyleri hayat geçirebilmenin mutluluğu içerisindeyim. Umuyorum ki gençlerimize sunduğumuz bu proje önümüzdeki günlerde birbirimize daha yakın ilişkiler içerisinde olacağımızın bir işareti olur ve birlikteliğimiz istediğimiz boyutta devam eder. Bizim iki şehir arasındaki kardeşlik sözleşmemizin altında yatan en önemli şeylerden bir kaçını şöyle sıralayabilirim, demokratik bir ortamda insanların bir arada yaşaması ve gençlerin değişik alanlarda hem sporda hem de farklı alanlarda değişim yapmaları. Ve tabi ki bugün imzasını atacağımız eğitim ve öğretimle ilgili bazı projelerin hayata geçmesi ile ilgili ki bunların bugün bir kısmını hayata geçiriyoruz. Hiç kuşkusuz şehrimizdeki fizyoterapi okulumuzun bize ve gençlerimize sunmuş olduğu bu güzel projenin bir kez daha altını çizerek belirtmek istiyorum. İki şehir arasındaki kültürel değişime de çok büyük katkısı olacağı inancını taşıyorum" şeklinde konuştu.



“Bundan sonra daha farklı boyutlarda değişim yapmamızı diliyorum”


Bundan sonraki süreçte farklı alanlarda değişim yapmayı dilediklerini kaydeden Weigel, “Hiç kuşkusuz Abdullah bey, sizin daha önce sunmuş olduğunuz eğitim ve öğretimle ilgili gelişim çalışmalarını önümüzdeki günlerde yine her iki şehrimizin demokratik gelişimine katkı sunacağı inanıcını taşıyorum. Bundan sonra daha farklı boyutlarda değişim yapmamızı diliyorum. 2019’da yaptığımız öğrenci değişiminde buraya gelen Türk öğrencilerin çok mutlu bir biçimde ayrıldığını çok iyi hatırlıyorum. umarım bizim çocuklarımız da bir gün Mersin’de aynı şeyi yaşar. Oradan gelecek arkadaşlarımızın burada hem bir eğitim görüp kendilerini yetiştirme imkanı bulmaları hem de iki şehir arasındaki kültürel değişime katkılarının olacağını düşündüğüm için çok mutluyum. Sevgili başkanım özellikle size ve çalışma arkadaşlarınıza tabi ki Yenişehir’de yaşayan bütün halkınıza en içten dileklerimle sevgi ve selamlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı.


Proje kapsamında 18-30 yaş arasında iki genç 3 yıl boyunca fizyoterapi eğitimi alacak. Proje başvuru detayları ise Yenişehir Belediyesi tarafından duyurulacak.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya ITF ve Tennis Europe turnuvaları 2026’da Kemer’de Corendon Tennis Club Kemer, dünyanın prestijli altyapı turnuva serilerinden TEN-PRO Global Junior Tour’un Türkiye ayağına 10-30 Nisan 2026 tarihleri arasında üç hafta boyunca ev sahipliği yapacak. Corendon Tennis Club Kemer, Rafa Nadal Academy ve Mouratoglou gibi tenis akademilerinde düzenlenen TEN-PRO Global Junior Tour’un Türkiye ayağına 2026 yılında yeniden ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz iki yılda gerçekleştirilen organizasyonların ardından, bu yıl TEN-PRO Global Junior Tour 10–30 Nisan tarihleri arasında 3 hafta üst üste düzenlenecek. Dünyanın dört bir yanından genç tenis yıldızları, Kemer’de buluşacak. TEN-PRO Global Junior Tour, 8-16 yaş arası üst düzey genç oyuncuların yeteneklerini sergilediği en büyük uluslararası turnuva serilerinden biri olarak biliniyor. 2015’ten bu yana Hollanda, Almanya, Fransa, İspanya, Belçika, İsviçre, Yunanistan, Mısır, Dubai ve Amerika gibi ülkelerde düzenlenen organizasyon, bu yıl da Türkiye’de spor turizmine önemli katkılar sağlayacak. 2026’da ITF ve Tennis Europe resmi turnuvaları Kemer’de Corendon Tennis Club Kemer, 2026 yılı içerisinde ITF (Uluslararası Tenis Federasyonu) ve Tennis Europe gibi uluslararası resmi turnuvalara da ev sahipliği yapacak. Modern tesis yapısı ve toplamda 14 adet toprak kortuyla sporculara deneyim sunan kulüp, Antalya’nın ve Kemer’in doğasında tenis tutkunlarına eşsiz bir atmosfer sağlayacak. Corendon Turizm Grubu ayrıca, tenis kulübüne 3 km mesafede bulunan bir otelde konaklamalara özel tenis paketleri sunarak sporcular ve aileleri için hizmet verecek.
Bursa Ramazan’da tatlı tercihi hafiflerken, kestane şekeri öne çıkıyor Ramazan’da uzun süren açlık sonrası ağır şerbetli tatlılar yerine daha dengeli seçeneklere yönelim artıyor. Bu dönemde ölçülü tüketildiğinde kestane şekeri, hem pratik hem de geleneksel bir tatlı alternatifi olarak öne çıkıyor. Ramazan ayı yaklaşırken, iftar ve sahur sofralarında tatlı tüketimi de yeniden gündeme geldi. Uzun süren açlık sonrası vücudun bir anda ağır şeker ve yağ yüküyle karşılaşması, sindirim sistemi ve kan şekeri dengesi açısından dikkat gerektirirken, Ramazan’da tatlı tercihlerinin daha "hafif ve dengeli" seçeneklere yöneldiği ifade ediliyor. Bu dönemde özellikle ağır şerbetli tatlılar yerine, daha kontrollü içeriklere sahip geleneksel lezzetler ön plana çıkıyor. Lif, mineral ve vitamin içeriğiyle bilinen kestanenin tatlı formu olan kestane şekeri ise ölçülü tüketildiğinde hem tatlı ihtiyacını karşılayan hem de daha dengeli bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazara, Cardelion markasıyla ise yurt dışına Bursa kestane şekeri üreten İlka Şekerleme’nin Genel Müdürü Mümin Akgün, Ramazan’da tatlı tüketiminde "ölçü" vurgusunun daha da önem kazandığını belirtti. Akgün, kestanenin doğal yapısının potasyum başta olmak üzere çeşitli minerallerle desteklendiğini, B grubu vitaminleri ve lif oranı sayesinde sindirim açısından daha dengeli bir seçenek sunduğunu dile getirdi. Bu özellikleriyle kestanenin, özellikle iftar sonrası ağır tatlılar yerine daha kontrollü bir alternatif arayan tüketiciler için öne çıktığını ifade eden Akgün, kestane şekerinin de bu doğal ürünün kontrollü bir tatlı formu olarak Ramazan sofralarında yer bulabileceğini söyledi. "Ölçü çok önemli, doğal tatlılar tercih edilmeli" Ramazan döneminde tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çeken Mümin Akgün, bu süreçte vücudu zorlamayan, dengeli içeriklere sahip tatlıların tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Akgün, "Ramazan’da iftar sonrası tatlı tüketimi artabiliyor. Bu süreçte ağır seçenekler yerine, daha dengeli içeriklere sahip ürünler tercih edilmeli. Kestane şekeri de ölçülü tüketildiğinde hem tatlı ihtiyacını karşılayabilen hem de enerji desteği sunabilen seçeneklerden biri olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı. Ramazan sofralarında geleneksel bir Bursa lezzeti Bursa’nın simge lezzetlerinden biri olarak kabul edilen kestane şekeri, Ramazan döneminde de hem iftar sonrası hem de sahurda küçük porsiyonlarla tüketilebilecek pratik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Özellikle ağır şerbetli tatlılar yerine daha dengeli bir alternatif arayan tüketiciler için kestane şekeri, geleneksel lezzetiyle Ramazan sofralarında yerini koruyor.
Ankara Bakan Tekin: "MEB, toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz" dedi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadelede farkındalığın artırılması amacıyla ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım’ çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara’da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, siber zorbalık konusunda RTÜK ile birlikte çalıştıklarını ve bu kapsamda MEB müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili programlara yer verdiklerini belirtti. Tekin, "MEB, toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem toplumumuzun sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz. Medya okuryazarlığı konusunda öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturmak amacıyla RTÜK ile ortak bir proje başlamıştık. Bunu iki boyutla yapmıştık. Bir tanesi MEB’in müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili farkındalığı arttıracak programlara yer vermek, ikincisi de MEB bünyesinde ‘1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek’ talebe hakkında kanun kapsamında yurt dışında dijital medyanın da dahil olduğu, medya okuryazarlığı konusunda lisansüstü eğitim yapmak üzere iletişimci arkadaşları yurt dışına gönderme sürecini başlatmıştık. Bunun devamında da geçtiğimiz yıl eğitim öğretim süreçlerimizde ciddi bir değişiklikle gündeme aldığımız ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla kamuoyunda bilinen öğretim programlarında yaptığımız değişikliklerle bu kapsamda 9 farklı okuryazarlık türünü programlarımızın içerisine dahil ettik. Bunlardan bir tanesi yine medya okuryazarlığı. Onu RTÜK ile beraber yürütüyoruz" diye konuştu. "İnsanın hayatı kendiliğinden bir düzen içerisinde artmıyor" Siber zorbalığın dijital dünyanın gelişmesi olduğu kadar başka problemlerden de kaynaklandığını ifade eden Tekin, "Her ne kadar bugün burada RTÜK’ün organize ettiği programdan siber zorbalık, dijital güvenlik ve koruyucu mekanizmalar başlığı altında konuşuyor olsak da ben bu meselenin aslında çağın ürettiği zihniyet ikliminden ayrı bir biçimde okunmaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanın hayatı kendiliğinden bir düzen içerisinde artmıyor. İnsanı insan kılan, iradesine istikamet kazandıran, hürriyet ile hevesi birbirinden ayırmasını sağlayan bir çerçeveye ihtiyaç duyulmakta. Çerçeve anlamını muhafaza eden bir sınır olarak görmek lazım, haysiyeti koruyan bir ölçü olarak almak lazım. Mahremiyeti mümkün kılan durumu, edep duygusu olarak görmek gerekir. Birlikte yaşamayı sürdürülebilen, sürdürülebilir kılan saygı ve adalet zemini olarak görmek gerekiyor. Evlatlarımız için ise bu çerçeve güven üreten bir istikrar duygusu" şeklinde konuştu. "Gençlerimiz sadece okullarda değil, aynı zamanda sosyal medya platformlarında da yer alıyorlar" Dijital dünyanın gençlerin fikirlerini paylaştığı bir ortam olarak gözükmesinin yanı sıra birtakım riskler de bulundurduğunu vurgulayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ise, "Günümüz dünyasında gençlerimiz sadece okullarda, parklarda ya da sokaklarda değil, aynı zamanda ekranlar, oyunlar ve uygulamalar ile sosyal medya platformlarında da yer alıyorlar. Dijital dünya gençlerin arkadaşlık duygusu, eğlendiği, öğrendiği, düşündüğü ve fikirlerini paylaştığı yeni bir yaşam alanı haline gelmiş durumda. Fakat bu yeni yaşam alanı aynı zamanda dijital şirket, siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali gibi pek çok riski beraberinde bulunduruyor. Bu anlamda gençlerimizin dijital dünyadaki risklere karşı dayanıklılığını artırarak, bilinçli bireyler olarak var olmalarını sağlamanın önemini bir kez daha ortaya koymamız gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katıldı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Ankara RTÜK Başkanı Daniş: "Zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır" Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, "Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır" dedi. RTÜK tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım’ çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara’da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadeleye yönelik farkındalığın artırılması planları ele alındığı belirtildi. Ayrıca programın amacının; daha güvenli, bilinçli ve sorumlu bir dijital iletişim ortamının insanlara katkı sunmasının amaçlandığı vurgulandı. Düzenlenen programda açılış konuşmasını yapan Daniş, dijital dünyanın gelişmesinin gençlere olumlu etkisi kadar olumsuz etkisinin de olduğunu, bu olumsuz etkilerden en önemlisinin de ‘siber zorbalık’ konusu olduğunu belirtti. "Dijital dünya; bilgiye hızlı erişim, anlık iletişim ve pek çok alanda kolaylık sağlama imkanı sunmuştur" Dijital dünyanın gelişmesiyle birlikte siber zorbalık kavramının ortaya çıktığını belirten Daniş, "Dijital dünya; bilgiye hızlı erişim, anlık iletişim ve pek çok alanda kolaylık sağlama imkanı sunmuştur. Özellikle pandemi döneminde yaygınlaşan çevrim içi eğitim uygulamaları sayesinde gençlerimiz, küresel ölçekte fırsatlara erişme imkanı elde etmiştir. Ancak tüm bu imkanların yanında, hepimizi yakından ilgilendiren önemli bir sorun da bulunmaktadır. Bu da siber zorbalık. Geçmişte daha çok yüz yüze ortamlarda karşılaşılan zorbalık davranışları, bugün dijital mecralara taşınmış; daha görünmez, daha yaygın ve ne yazık ki daha yıkıcı bir boyut kazanmıştır. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz arasında giderek artan bu sorun, artık küresel ölçekte bir ‘sosyal acil durum’ olarak değerlendirilmektedir. Siber zorbalıkta saldırganın kimliğini gizleyebilmesi, mağdur üzerindeki baskıyı artırmakta ve travmatik etkiyi derinleştirmektedir. Bu nedenle bu sorunu yalnızca bireysel bir davranış problemi olarak değil; empati eksikliği, duygu yönetimi güçlükleri ve başa çıkma becerilerindeki yetersizliklerle beslenen çok boyutlu bir psiko-sosyal mesele olarak ele almak zorundayız. Bu bilinçle Üst Kurulumuz; Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında Batman Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi ile iş birliği içinde ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi’ni hayata geçirmiştir" diye konuştu. "Bu proje ile gençlerimizin, hak ve sorumluluklarının farkında bireyler olarak yetişmelerini amaçladık" Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım Projesi’nin gençlerin dijital dünya mecrasında gelişimlerine katkı sağlayacağını ifade eden Daniş, "Bu proje ile gençlerimizin dijital vatandaşlık bilinci kazanmalarını, empati temelli iletişim becerilerini geliştirmelerini, dijital ortamlarda karşılaştıkları zorluklarla sağlıklı biçimde başa çıkabilmelerini, hak ve sorumluluklarının farkında bireyler olarak yetişmelerini amaçladık. Mayıs 2025’te Batman’da başlayan, Ekim 2025’te Konya’da devam eden ve Şubat 2026’da Ankara’da tamamlanan üç aşamalı bu süreçte; akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ve Üst Kurul uzmanlarımız büyük bir özveriyle çalışmış, güçlü bir sinerji ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. "Proje kapsamında iki önemli rehber hazırlanmıştır" Kamu spotları ve farkındalık programlarıyla birlikte siber zorbalıkla mücadeleye devam edeceklerinin altını çizen Daniş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu doğrultuda proje kapsamında iki önemli rehber hazırlanmıştır. İlk rehberimiz, ‘Zorbalık Haberlerinde Çocuğun Yararının Korunması Rehberi’dir. Bu rehberle; çocukların yer aldığı haberlerde yayıncılık anlayışının nasıl olması gerektiği, gizlilik ve mahremiyet ilkeleri ile çocuğun yararının nasıl korunacağı net biçimde ortaya konulmuştur. Medya kuruluşlarımıza yönelik hazırlanan bu rehberin tüm yayıncılarımızla paylaşılması ve yayın politikalarına entegre edilmesi, çocuklarımızın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. RTÜK olarak sorumlu ve etik yayıncılığın güçlenmesi için bu sürecin yakın takipçisi olacağız. İkinci rehberimiz ise, ‘Zorbalık Davranışlarını Tanıma Ebeveyn Rehberi’dir. Bu rehber, uluslararası literatürde ‘Red Flag’ olarak adlandırılan alarm verici davranışlara dikkat çekmekte; ebeveynlerin riskleri erken fark edebilmesini ve bilinçli şekilde müdahale edebilmesini amaçlamaktadır. Ailenin, çocuğun dijital dünyayla kurduğu ilişkinin en önemli rehberi olduğu bilinciyle, ebeveynlerimizi desteklemeyi temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Hazırlanan bu iki rehberi programımızın devamında kamuoyuyla paylaşacağız. Böylece hem medya kuruluşlarımız hem de ailelerimiz için yol gösterici kaynaklar sunmuş olacağız. Bununla birlikte, kamu spotları ve farkındalık programları aracılığıyla siber zorbalıkla mücadelede toplumsal duyarlılığı artırmayı, medya yoluyla güçlü bir bilinç seferberliği oluşturmayı hedefliyoruz." Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katılım sağladı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.