GENEL - 18 Haziran 2023 Pazar 14:02

Çevre dostu restoran sezona büyük bir açılış ile "merhaba" dedi

A
A
A
Çevre dostu restoran sezona büyük bir açılış ile "merhaba" dedi

Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Çamlı Mahallesi’nde çevre dostu iş yeri belgesi ‘Fine Dining’ kategorisinde pastanesi, kafesi ve alakart restoranı olan Nuup Sento, Michelin yıldızlı 3 İtalyan şef eşliğinde yaz sezonunu açtı.

Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Çamlı Mahallesi’nde çevre dostu iş yeri belgesi ‘Fine Dining’ kategorisinde pastanesi, kafesi ve alakart restoranı olan Nuup Sento, Michelin yıldızlı 3 İtalyan şef eşliğinde yaz sezonunu açtı. Açılış törenine katılan İtalya Konsolosu Valerio Giorgio, İtalyan ve Türk mutfağının hem birbirinden farklı olduğunu hem de ortak lezzetlerde buluştuğunu belirtti.


Marmaris’e 15 dakika mesafedeki Sedir Adası yolu üzerinde Çamlı Mahallesi’nde içindeki hiçbir ağaca zarar vermeden titizlikle çalışılan bir mimari ile yenilenen Nuup Sento Restoran’da Michelin yıldızlı üç şefin hazırladığı İtalyan ve Türk mutfağının karışımı 7 lezzet, açılışta sırası ile getirilerek davetlilere sunuldu. Gecede sunumu yapılan yemeklerin reçetelerini hazırlayan, kendisi de 14 yıl önce İtalya’da aşçılık eğitimi alarak Michelin yıldızlı restoranlarda görev yapan Sento Mutfak Koordinatörü Şef Tolga Kamiloğlu, "Yemeklerin biraz daha şık, biraz daha gastronomik içerikli servis edildiği bir servis modeli olan fine dining sunumlu restoranımızda şu anda ortalama 35 kişi var. Bunun bir kısmı ortalama yüzde 60’ı Sento Restoran bölümünde, 8 tanesi pastane ve 8 tane de otel mutfağı içinde yer alıyor. Bu haftayı bir açılış haftası olarak belirlemiştik. İtalya’dan Michelin yıldızlı iki şefimiz var, bir tane de pastane şefi. Onlarla birlikte 7 etaplı bir yemek vereceğiz. Bugün bir tadım menüsü şeklinde toplam 7 etaptan oluşan bir menü oldu" dedi.


Koordinatör Şef Kamiloğlu mekanla ilgili, "Doğanın içinde muhteşem bir alanda yer alıyor. Gökova ve Marmaris arasında bir coğrafyada. Doğa inanılmaz, doğa için bile gelinebilir. Yemekler muhteşem, pastane için gelebilirsiniz, ekmekler için gelebilirsiniz, tadım menümüz için gelebilirsiniz. Kısacası her şey için buraya gelebilirsiniz. Aslında kendinizi iyi hissetmek için başvurabileceğiniz bir adresiz" şeklinde konuştu.



"Doğayı kaybetmek yerine doğanın içinde kaybolmayı tercih ettik"


İş adamı Nural Pekgüzel ise ilk günden bugüne kadar emeği geçen tüm personele teşekkürlerini sunarak yaptığı konuşmasında, "Marmaris’te böyle bir değişik bir şey yapmak istedik. Marmaris’te görmediğimiz bir şey yapmak istedik. Fine dine alacart restoran doğanın içinde. Doğanın içinde kaybolmayı özenle seçtik. Yani doğayı kaybetmek yerine doğanın içinde tamamen kaybolmayı tercih ettik ve böylece kendimize güzel bir esere ulaştırdığımızı düşünüyoruz" diyerek davete katılan misafirlere geldikleri için şükranlarını iletti.



"Akdeniz mutfağının iki farklı lezzetini görmek onur verici"


Açılış davetine katılan İtalya Konsolosu Valerio Giorgio, doğaya zarar vermeden, doğanın içinde uyumla kurulmuş olan restoranı oluşturduğu için Nural Pekgüzel ve ekibine teşekkür ederek, Türk ve İtalyan mutfaklarının farklı lezzetlere sahip olduğunu ancak zeytinyağı gibi ortak ürünlerin olduğunu kaydederek, İtalyan şeflerin hazırladıkları sunum menüsünü çok beğendiğini belirtti.


İzmir Sosyal Kalkınma ve İşletme Kooperatifi (SKOOP) Başkanı Işıl Nişli, doğanın içinde doğaya zarar vermeden yenilenen restoran için teşekkürlerini sunarak, ’çevre dostu işletme’ plaketini Nural Pekgüzel’e takdim etti.



İtalyan şefler Marmaris’i çok sevdi


7 farklı lezzeti sırası ile hazırlayarak sunan Sento’nun Michelin yıldızlı konuk şefleri ile mutfak koordinatörü ve executive şefinin de sahneye davet edildiği gece


de şefler menüleri severek hazırladıklarını ve Marmaris’i çok beğendiklerini belirtti. Şeflere iki gündür verdikleri emekler için teşekkür edilerek, doğal ürünlerden oluşan bir paket hediye edildi.



"Marmaris’e yeni bir konum kazandırmayı hedefledik"


İşletmenin Halka İlişkiler Sorumlusu Kemal Göktaş ise, "Marmaris’e 15 dakikalık mesafede olan işletmemizde füzyon mutfağını fine dine şekilde sunduğumuz bir yer oldu. Gayet nezih doğa içinde, doğaya uyum sağlayarak dekore edilmiş hem restoranımız hem butik otelimizde misafirlerimizi bekliyoruz. Amacımız Marmaris’e yeni bir konum kazandırmak" diye konuştu.


Canlı klasik müzik ile başlayan açılış, DJ Burak Yazıcı’nın performası ile devam etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Şahin Kaptan, çocuklara balığı sevdirmek için yola çıktı İzmir Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren İzmir Balıkçılık Çalışma Komitesi çocuklar için örnek bir çalışmaya imza attı. 20 kurumdan temsilcilerin yer aldığı komite, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden öğretim üyelerinin katkılarıyla çocuk yaşta balık tüketimini özendirmek ve balığın denizden sofraya uzanan yolculuğunu anlatmak amacıyla "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırladı. Her bir detayı çocukların ilgisi çekecek şekilde hazırlanan kitap, İzmir Valiliği koordinasyonuyla kentimizdeki okullarda ücretsiz olarak dağıtılacak. Türkiye’nin, üç tarafı denizlerle çevrili bir balık cenneti olmasına rağmen kişi başı yıllık balık tüketiminin yalnızca 7,7 kg ile kıyı ülkelerinin gerisinde olması, İzmirli sektör temsilcilerini harekete geçirdi. Bu tabloyu değiştirmek ve özellikle çocuklarda su ürünleri kaynakları, sürdürülebilir balıkçılık ve sağlıklı tüketim bilinci oluşturmak amacıyla özel bir kitap hazırlığı başlatıldı. Hedef kitle 7-11 yaş grubu Yaklaşık 8 ay süren ve Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nin değerli öğretim üyelerinin katkıda bulunduğu çalışmada, zeka gelişimine katkı sağlayan, Omega-3 bakımından zengin, yüksek protein içeriğine sahip, göz ve kalp sağlığını destekleyen doğanın süper besini balığın, özellikle çocuklarımıza doğru ve eğlenceli bir anlatımla tanıtılması hedeflendi. 7-11 yaş grubuna yönelik olarak hazırlanan kitap; bulmacalar, boyama sayfaları ve görsellerle zenginleştirildi. Çakan: "Çocuklar geleceğimiz" Kitap projesinin çok büyük bir emeğin sonucu olarak ortaya çıktığını ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, "Kentimiz ve ülkemizin balıkçılık ve su ürünleri sektörünün gelişimine ve sorunlarının çözümüne katkı sağlamak amacıyla, kamu kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kooperatif ve birlik temsilcileri ve su ürünleri sektöründe faaliyet gösteren sektör temsilcilerinin katılımı ile oluşturulan İzmir Balıkçılık Çalışma Komitemiz, kurulduğu 2019 yılından beri büyük bir özveri ile çalışıyor. Bu kez geleceğimizin temeli çocuklarımız için bir proje üretmekten memnuniyet duyuyoruz. Kitabımızda, denizlerimizde balık avcılığı, yetiştiricilik (çiftlik balıkçılığı), balıkların soframıza ulaşıncaya kadar geçirdiği aşamalar ve çeşitli balık türleri görseller eşliğinde anlatılıyor. Özellikle denizlerin geleceğimiz olduğu vurgulanarak, kurallara uygun avcılığın ve sürdürülebilir balıkçılığın önemi ele alındı" dedi. Okullarda dağıtılacak Çakan sözlerine şöyle devam etti: "Kitabımıza İzmir Ticaret Odası web sayfasından ulaşmak mümkün. Ayrıca İzmir Valiliğimiz koordinasyonunda okullarımıza dağıtım yapacağız. Çalışmamızın özellikle çocuklarımızda balık tüketimi bilincini arttırmasını ve sektörümüzün geleceğine katkı sağlamasını diliyoruz. "Şahin Kaptan’ın Balıkçılık Dünyası" kitabını hazırlanmasında bize her zaman destek veren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Özgener başta olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum"
İzmir Kampüste ‘güvenli sürüş’ seferberliği İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), 2023’ten bu yana yaklaşık 3 bin motosiklet kazasının yaşandığı İzmir’de, ‘güvenli sürüşe’ dikkat çekmek amacıyla harekete geçti. Motosiklet dünyasının tanınmış isimlerini kampüste konuk eden İEÜ, gençler arasında kullanımı giderek artan motosiklet için ‘sürüş teori’ eğitimi gerçekleştirerek örnek bir farkındalığa imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Riders Motosiklet Kulübü’nün desteğiyle ‘Sağlıklı Kampüs’ etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, iki ayrı oturum şeklinde gerçekleşti. İlk olarak, Zafer Akçay Akademi’nin eğitmeni Utku Akçay, gençlerle bir araya gelerek teori eğitimini gerçekleştirdi. Yoğun ilgi gören programda gençlerin sorularını yanıtlayan Akçay, motosiklet kullanırken dikkat edilmesi gereken noktaları ve kazadan korunmak için yapılması gerekenleri tek tek anlattı. Teori eğitiminin ardından da güvenli sürüş konusunda kapsamlı bir panel gerçekleştirildi. İEÜ Spor Koordinatörü Murat Palalı’nın moderatörlüğünde yapılan panelde, Utku Akçay’ın yanı sıra ODTÜ Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Polis Timler Amirliği Yunus Eğitmeni Sezai Çelikbilek de yer aldı. Etkinliklere, Zafer Akçay da konuk olarak katıldı. 3’te 2’sinde motosiklet var 27 yıldır mesleğini büyük başarıyla sürdüren Çelikbilek, İzmir’deki yaralı ya da ölümlü kazaların yüzde 65’ine motosikletlilerin karıştığını söyledi. İzmir’de her 4 araçtan birinin motosiklet olduğunu belirterek, son 3-4 yıl içinde motosiklet kaza sayısının da arttığına dikkat çeken Çelikbilek, "Bu kazaların en büyük nedenleri takip mesafesine uyulmaması, hatalı şerit değişimi ve hız kurallarının ihlali. Bunlara mutlaka dikkat etmeliyiz. Ayrıca, motosiklet üzerindeki görünürlüğümüzü de artırmalıyız. Gerektiğinde reflektörlü mont giymeliyiz. Eğer canımız sıkkınsa, kendimizi iyi hissetmiyorsak, o gün motosiklete binmemeliyiz" diye konuştu. İzmir’de, motosiklet sürerken kask takma oranının da yüzde 95 seviyesinde olduğunu sözlerine ekleyen Çelikbilek, kurallara uyulması durumunda kazaların önüne geçileceğini hatırlattı. "Sinirinizin üstesinden gelin" Gençlere yönelik önemli mesajlar veren Utku Akçay ise, "Motosiklet üzerinde bilincimiz daima açık olmalı, tam konsantre bir şekilde sürüş yapmalıyız. Maalesef birçok tabelanın ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Bu konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Sadece öndeki araca odaklanmamalıyız. Gözlerimiz daha ileriye bakmalı ve çevre kontrolünü sağlamalıyız. Motosiklet üzerinde korku ve panik çok tehlikelidir. Korku varsa virajı bile zor alırız. Bunu yenmenin yolu da bilgi ve pratikten geçer. Trafikte sıkıntılı durumlarla karşılaşabiliriz. Ne olursa olsun, sinirin üstesinden gelmeliyiz. Siniri takip etmemeliyiz. Sinir, hata yapma ihtimalinizi güçlendirir ve unutmayın ki, iyi bir sürücü olsanız da motosiklet asla hata affetmez" dedi. "Haklı olmaktan da önemlisi güvende olmak" Trafik ve Ulaşım Psikolojisi Uzmanı M. Kurtuluş Bedi, sürüş sırasında alınan anlık kararların kazaya ya da sürtüşmeye neden olabileceğini söyleyerek, "Trafikte, bir araç sizin önünüzü kesebilir, size bir söz de söyleyebilirler. Ancak unutmayın ki, haklı olmaktan daha da önemlisi güvende olmaktır. Trafikte kimse görünmez değildir. Eğer kötü niyetli bir tutum varsa, yasal hükümler devreye girebilir. Motosiklet sürücüleri daima öngörülü olmalı ve yaşanabilecek olayları sezmeye çalışmalı" diye konuştu.
İzmir Türkçe popun dilinde acı var 2000’li yılların hit Türk pop şarkıları yalnızca aşkı anlatmadı; kadın ve erkek arasındaki güç ilişkilerini de yeniden kurdu. Yaşar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen kapsamlı akademik araştırma, dönemin popüler şarkılarında erkeklerin kendini "mağdur", kadınların ise "öfkeli ama güçlü" bir anlatı içinde konumlandırdığını ortaya koyarak pop müziğin toplumsal cinsiyet söylemindeki rolünü gözler önüne serdi. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de liste başı olan pop şarkılarındaki aşk temasını inceleyen akademik makalesi, Birleşik Krallık merkezli yayıncılık şirketi Taylor & Francis Group’un prestijli dergilerinden Popular Music and Society’de yayımlandı. Araştırma, popüler aşk şarkılarının yalnızca duyguları değil; toplumsal cinsiyet rollerini ve kadın-erkek ilişkilerini yeniden ürettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre 2000’ler Türk pop müziğinde erkekler genel olarak "mağdur", kadınlar ise "öfkeli" bir anlatı içinde konumlandırılıyor. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir’in 2000-2010 yılları arasında Türkiye’de zirveye çıkan 55 pop şarkısının incelediği çalışmada; 25’i erkek, 30’u kadın sanatçıya ait şarkı sözleri eleştirel söylem analizi yöntemiyle değerlendirildi. Dr. Öğr. Üyesi Özdemir araştırma keşifleri ile ilgili şu bilgileri verdi: "Erkek sanatçıların şarkılarında kendilerini acı çeken, pişman, bekleyen ve affedilmek isteyen figürler olarak sunduğunu gözlemledim. Ancak bu "mağduriyet" dili çoğu zaman emir kipleri, ısrarcı ifadeler ve şiddet hatırlatması yapan sözlerle kuruluyor. "Affet", "geri dön", "sensiz ölürüm" gibi ifadeler, romantik bir çerçeve içinde sunulsa da reddi kabul etmeyen bir erkek diline işaret ediyor. Kadın sanatçıların şarkılarında ise erkekler yalancı ve güvenilmez olarak betimlenirken; kadın anlatıcılar kendilerini güçlü ve bilinçli bireyler olarak konumlandırmış. Ancak bu güç vurgusu fazlalıkla geçmişte yaşanan ihanetlere ve hayal kırıklıklarına verilen tepkiler üzerinden kuruluyor." Kadınlar güçlü ama öfkeli Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dabak Özdemir kadın şarkılarında öfkenin baskın duygu olarak öne çıktığını belirterek, "Bu öfke çoğu zaman hesap soran fakat sonucu değiştirmeyen bir anlatı düzeyinde kalıyor. Araştırmamın dikkat çeken keşiflerinden biri de kadın sanatçıların yalnızca sevgiliye değil, başka kadınlara ve kendilerine seslenen şarkılar üretmesi. Erkek sanatçılarda ise bu tür bir söyleme neredeyse hiç rastlanmıyor. Bu durum bana göre, kadınların pop müzik aracılığıyla bir dayanışma ve farkındalık alanı kurmaya çalıştığı anlamını taşıyor" diye konuştu. Toplumsal iklim müziğe yansıyor Dr. Öğr. Üyesi Özdemir bu konuda, "Son yıllarda, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artışıyla birlikte, kadınların dayanışma ve farkındalık arayışının şarkı sözlerinde daha belirgin hale geldiği görülüyor. Sonuç olarak çalışma, 2000’ler Türk pop müziğinin yüzeyde romantik ve duygusal görünen şarkılar aracılığıyla erkek egemen toplumsal yapıyı yeniden ürettiğini; buna rağmen kadınlar açısından bu yapıya yönelik bir itiraz ve farkındalık alanı da sunduğunu ortaya koyuyor "dedi.
Düzce Sıfır araçta korkunç ihmal Düzce’de sıfır kilometre aldığı 2024 model Chery Tiggo 7 Pro Max aracıyla trafik kazası geçiren sürücü Abdullah Yaldız, hava yastıklarının yırtık açılması ve işlevini yerine getirmemesi sebebiyle firmaya dava açtı. Yaldız, "Chery firmasından bir geri dönüş aldık ama aracın kusuru kadar indirim yapıp tekrar sıfır araç satmak gibi bir niyetleri var. Biz bunu kabul etmiyoruz" dedi. Edinilen bilgiye göre, Abdullah Yaldız idaresindeki 2024 model otomobil, 5 Temmuz 2025 tarihinde Kocaeli’den Düzce’ye dönüş yolunda, Sakarya’nın Hendek ilçesi mevkisinde otoyol üzerinde dönüş yapmaya çalışan bir tırla çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle araçta bulunan 4 kişiden 3’ü yaralandı. Kazanın ardından aracın hava yastıklarının (airbag) tam açılmadığını fark eden Yaldız, hukuki süreç başlattı. Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından atanan bilirkişi heyeti, hurdaya dönen araç üzerinde yaptığı incelemede; sağ taraftaki hava yastıklarının yırtık açıldığı, yeterince şişmediği ve aracın bu yönden kusurlu olduğunu raporladı. "Dava açtık çünkü hava yastıkları yırtık çıktı" Yaşadığı süreci anlatan sürücü Abdullah Yaldız, kaza anında araçtaki herkesin emniyet kemerinin takılı olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "5 Temmuz 2025’te Kocaeli’den Düzce’ye geliyorduk. Sakarya Hendek civarında otoyol üzerinde, sadece özel araçların dönüş yapabildiği refüjde bir tır Ankara istikametine giderken İstanbul istikametine dönmeye çalıştı. O esnada biz tırla çarpıştık. Ben hariç diğer 3 kişi yaralandı. Sağ önde oturan arkadaşımızın kalçası kırıldı. Sağ arkada oturan arkadaşımızın omzunda parçalı kırık vardı. Kendisine 13 vida ve 2 platin takıldı. Sol arkada oturan arkadaşımızın burnu ve arka kaburgası kırıldı. Herkesin emniyet kemeri takılıydı. Kazanın ardından firmaya dava açtık. Davayı açmamızın sebebi aracın airbaglerinin yırtık çıkmasıydı. Bilirkişi talep ettik, raporlar elimizde. Chery firmasından bir geri dönüş aldık ama aracın kusuru kadar indirim yapıp tekrar sıfır araç satmak gibi bir niyetleri var. Biz bunu kabul etmiyoruz." "Bu kazada ölüm de olabilirdi" Hava yastıklarının devreye girmemesi nedeniyle yaralanmaların ağırlaştığını savunan Yaldız, "Bu kazada ölüm de olabilirdi. Sağ tarafta oturan arkadaşlarımız, hava perdeleri inseydi ve şişseydi daha hafif bir kuvvetle kazayı atlatabilirdi ama şişmediği için sağ ön koltukta kırık oluştu. Sağ ön tarafta oturan arkadaşımızın vücudu sağ tarafa vurdu. Aracı sağ taraftan vurduk. Hava yastığı açsaydı bu kadar büyük yaralanmalar olmazdı" dedi. "Chery tamamen pişmanlıktır" Aracın 1,3 milyon lira bedelle hurdaya ayrıldığını anlatan Yaldız, "Araç hurdaya ayrıldı ancak aracın emsal bedelini ödeme kararı almadılar. Kazanın üzerinden 7 ay geçti, mahkemelerle uğraşıyoruz. 2012 model başka bir marka aracımla kaza yapmıştım. Aracımın emsal fiyatını 15 gün içerisinde iade etmişlerdi. Bu olayda aynı yaklaşımı göremedik. Chery tamamen pişmanlıktır. Firmadan bu konuda bize ulaşmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.