SPOR - 20 Temmuz 2025 Pazar 15:57

Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları’nın Kıbrıs etabı Marmaris’ten start aldı

A
A
A
Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları’nın Kıbrıs etabı Marmaris’ten start aldı

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen 6. Uluslararası Yat Yarışları’nın Kıbrıs etabı, Muğla’nın turistik ilçesi Marmaris Körfezi’nde verilen startla başladı. Yarış, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 51. yıl dönümünü anmak, barış ve özgürlük mesajını denizlere taşımak amacıyla bu yıl ilk kez Marmaris’ten, Kıbrıs’a uzanan özel bir rota ile gerçekleşiyor.


Yarışın ikinci etabında 150 sporcu ve 15 ekip, 340 deniz millik zorlu bir parkurda Karpaz Gate Marina’ya ulaşmak için mücadele edecek. Rüzgarın ve denizin izin verdiği koşullarda en az üç gün sürecek bu mücadele, Marmaris’ten başlayan ilk doğrudan Kıbrıs rotalı yat yarışı olma özelliğini taşıyor.


Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkıları, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliği ve DHL Express ana sponsorluğunda gerçekleştirilen organizasyon, İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü tarafından koordine ediliyor.


Start töreni, Marmaris Körfezi’nde Arkın Group’a ait teknede yapıldı. Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Güney Deniz Saha Komutanı Tümamiral Rafet Oktar, Aksaz Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Neslim Eski, Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanı S.G Yarbay Akın Coşkunlar ve Arkın Group Yönetim Kurulu Başkanı Erbil Arkın, İl ve İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü yetkilileri, yarışa katılan tekneleri uğurladı. Kaymakam Kaya, telsiz anonsuyla tüm ekiplere başarılar dileyerek, "Rüzgarınız bol, deniziniz sakin olsun" mesajını verdi.



"Üç gün sürecek kesintisiz mücadele"


İstanbul Açık Deniz Yat Yarış Kulübü Başkanı Ekrem Yemlihaoğlu, "Şu anda eşsiz bir coğrafyadayız. 150’ye yakın sporcu, 340 millik parkurda mücadele ediyor. Bu yıl bir ilki gerçekleştiriyoruz. Kasım ayında yine aynı rotada bir yarış daha planlıyoruz. Yalnızca denizde değil, yelken sporuyla Türkiye’nin dört bir yanında bayrağımızı dalgalandırmaya devam edeceğiz" dedi. Yemlihaoğlu, kasım ayında düzenlenecek olan aynı rota yarışın ilk müjdesini de verdiğini belirtti.


Parkurun teknik detaylarını yarışın sportif direktörü Engin Yuvaktaş, "Bu bizim için çok özel bir rota. Tekneler Marmaris’ten start alarak durmaksızın üç gün boyunca Kıbrıs’a kadar yarışacak. Yarışın en zorlu noktalarından biri, teknelerin Anamur açıklarındaki geçiş kapısından dönmeleri olacak. Rüzgar yönü ve deniz akıntılarına göre bu bölüm sporcular için büyük stratejik önem taşıyor" şeklinde konuştu.


Arkın Group Yönetim Kurulu Başkanı Erbil Arkın ise yarışa katkı sunmaktan duyduğu memnuniyeti, "Cumhurbaşkanlığı Kupası bizim için büyük bir gurur. Bu yarışı bir başlangıç olarak görüyoruz. Komutanlarımızın burada olması bizim için onur verici. Kıbrıs’taki finiş noktasına kadar yarışçıları takip edeceğiz. Onları karşılamak da en az uğurlamak kadar anlamlı olacak" sözleri ile dile getirdi.



Özel kupa verilecek


Etap sonunda birinciliği elde eden ekibe, bu yıl ilk kez özel bir kupa verilecek. Kupayı Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri tasarladı. Bu yönüyle yarış, sanat ile sporun buluştuğu bir platforma da dönüşürken, 4 gün sürmesi beklenen yarışın ardından kazananlara kupaları, 25 Temmuz’da Kıbrıs’ta Arkın Karpaz Gate Marina’da düzenlenecek törenle takdim edilecek.



Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Yat Yarışları’nın Kıbrıs etabı Marmaris’ten start aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Kütahya’da "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" sahnelendi Kütahya Gençlik Merkezi ev sahipliğinde düzenlenen "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" programı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. "Geleneksel Dilde, Fikirde, İşte Birlik" temasıyla hazırlanan etkinlikte, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş Türk coğrafyasının kültürel mirası sahneye taşındı. Açılış konuşmalarında Türk kültürünün köklü geçmişine ve milletleri birbirine bağlayan güçlü bağlara vurgu yapıldı. Etkinlik, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarından ilham alınarak hazırlandı. Anadolu’dan Kazakistan’a, Özbekistan’dan Kırım’a uzanan geniş bir coğrafyanın gelenekleri tek sahnede buluşturuldu. Konuşmalarda, kültürel değerlerin korunmasının bir sorumluluk olduğuna dikkat çekilerek "Türk’ün töresi yaşarsa, cihan nefes alır" mesajı verildi. Program kapsamında, Türk tarihinin ritüellerinden biri olan demir dövme geleneği canlandırıldı. Protokol üyeleri örs üzerinde demir döverek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Bu anlar katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinlikte ayrıca "Anadolu Bereket Sofrası" kuruldu. Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırım Tatarları, Uygur ve Kırgız kültürlerine ait bahar ritüelleri; semeni, boyalı yumurta, kırmızı elma ve bereket suyu gibi sembollerle tanıtıldı. Geleneksel niyet manileriyle kadim kültür yaşatıldı. Program boyunca sahnelenen gösteriler izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Mistik Şaman dansları, Kazak ezgisi "Akkuşum" ve Azerbaycan’a özgü müzikler büyük beğeni topladı. Ayrıca Azerbaycan’ın "Naz Eyleme" dansı ile Anadolu’nun simgesi zeybek oyunu sahnelendi. Şiir konserinde ise Abdurrahim Karakoç’un "Anadolu’da Bahar" şiiri ile Ziya Gökalp’in "Ergenekon" eseri izleyicilerle buluştu. Programın finalinde sahne alan Azerbaycan Halk Tiyatrosu; Bahar Kızı, Köse ve Keçel gibi karakterlerle izleyicilere hem eğlenceli hem düşündürücü anlar yaşattı. Etkinlik, Türk dünyasının birlik ve beraberliğini belgeleyen eserlerin seslendirildiği konserle sona erdi.
Diyarbakır Zerzevan Kalesi yağışlı havaya rağmen bayramda 13 bin kişi ağırladı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi, 3 günlük bayram tatilinde yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırlarken, 35 kadın ise toprak altındaki tarihi yapıyı gün yüzüne çıkartıyor. Zerzevan Kalesi, Çınar ilçesi Diyarbakır-Mardin kara yolu üzerinde yer alıyor. Kazı - restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Aytaç Coşkun’un başkanlığında 2014 yılında başladı. Roma’nın sınır garnizonu olan Zerzevan Kalesi’nin tarihi 3 bin yıl öncesine Asur Dönemine (MÖ 882-611) kadar gidiyor. Pers Döneminde de (MÖ 550-331) Kral Yolu üzerinde bulunan yerleşim alanı yol güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılmış. Buluntular, alanın Parth (MÖ 140-85), Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemlerinde MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar kullanıldığına işaret ediyor. Roma Döneminde MS 3. yüzyılda Severuslar Döneminde (MS 198-235) asıl büyük askeri yerleşim inşa edildi. Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios I (MS 491-518) ve Justinianos I (MS 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazı yapılar ise yeniden inşa edilerek mevcut son haline getirildi. 639 yılında İslam ordularının fethine kadar yerleşim kesintisiz kullanılmış. Yeni başlayan çalışmalar ulusal ve uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış, şu anda yerli ve yabancı turistlerin yoğun ziyaret ettiği bir ören yeri haline geldi. Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşimde dünyanın en iyi korunmuş Mithras Kutsal Alanı ortaya çıkarıldı. Bu yapılar kompleksi Roma’nın doğu sınırındaki ilk kutsal alanı olarak biliniyor. Bin 200 metre uzunluğunda, 15-18 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 24 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, Arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer alıyor. Kuzeyinde ise cadde-sokaklar ve konutlar takip ediyor. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yeraltı kilisesi, yeraltı kutsal yapısı, dünyada bulunmuş son, Roma’nın doğu sınırındaki ilk Mithras kutsal alanı tespit edildi. Surların dışında ise yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları, nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekiyor. Zerzevan Kalesinde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunuyor. Zerzevan Kalesi ve Mithras Kutsal Alanı 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girdi. Asıl liste için de çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından yürütülüyor. Yapının bu yıl Dünya Mirası olması planlanıyor. Tarihi yapı, yılda 400 bin yerli ve yabancı turist ağırlarken kale, 3 günlük bayram tatilinde ise yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırladı. Yapıya her geçen gün ziyaretçiler gelirken, kazı alanında ise 35 kadın, proje kapsamında tarihi yapıdaki eserleri gün yüzüne çıkartıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, bu yıl ilk defa İŞKUR’un "İş Gücü Uyum Projesi" kapsamında 35 kadının Zerzevan Kalesinde çalıştığını söyledi. Bu kadınların yanı baştaki köylerden geldiğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, hem ilk olması hem de kadın istihdamı açısından projenin oldukça önemli olduğunu ifade etti. Coşkun, İŞKUR ve Çınar Kaymakamlığının ortaklaşa projesi olduğunu belirterek, "35 kadın, tarihe ışık tutuyor. Kadın istihdamı ülkemizde ve bölgemizde oldukça önemli. Hem iş gücü uyum programı, hem aldıkları eğitimler, bunula birlikte tabii ki tarihe ışık tutmaları, bununla birlikte yine ekonomik açıdan evlerine katkı sunmaları oldukça önemliydi. Zerzevan Kalesinin en hassas noktasında çalışıyorlar. Burası askerlerin ve sivillerin kaldığı konutlar. Aslında en çok arkeolojik bulgunun ortaya çıkarıldığı yerler. Oldukça hassas çalışılması gereken yerler. Şu an buraya kadın eli değdi" dedi. "Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz" Zerzevan Kalesinin yılda ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği bir yer olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Coşkun, "Bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını bekliyoruz. Bayramda bölgemiz yağışlıydı. Ama buna rağmen çok sayıda tur Zerzevan Kalesindeydi. Çünkü Zerzevan Kalesi birçok tur programında. Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından turlar Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz. Bu sayı giderek artacak en az 1 milyona ulaşacağını düşünüyoruz. 3 günlük bayram sürecinde yaklaşık 13 bin kişi Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Bu yoğun yağışa rağmen" diye konuştu. "Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız" Kazı ekibindeki kadınlardan Eylem Atan, Demirölçek köyünde oturduğunu, mahallede böyle bir işin sunulmasının kendileri için çok iyi olduğunu söyledi. Ailelerine katkıda bulunduklarını kaydeden Atan, "Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Bu, bize mutluluk veriyor. Buranın tarihi yer açısından önemli bir yere sahip olduğunu biliyorduk. Ama bu kadarını bilmiyorduk. Kazı işleri başladıktan sonra daha çok ünlendi. Eserler bulundu, bu eserlerin bize de mutluluk heyecan veriyor. Ayrıca o döneme ait eserler bulabileceğimiz için biz de mutluyuz, heyecanlıyız. Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız. Çalışabilir miyiz dedik. Şimdi görüyoruz, hepimiz çalışıyoruz, yapabiliyoruz. Bazılarımız kazma ile kazıyor, kürek, mala ile kovalarımıza dolduruyoruz. O işlemeleri yaparken çok yavaş, çok detaylı bir şekilde yapıyoruz" şeklinde konuştu.
Manisa Manisa’da 500 yıllık hazireye saygısızlık Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde bulunan ve halk arasında Araplar Camii olarak bilinen tarihi Hüsrev Ağa Camii Haziresi’ndeki bazı mezar taşları tahrip edildi. Cami cemaati tarihi mezarların korunması için yetkililere çağrıda bulundu. Manisa’nın Şehzadeler ilçesindeki Hüsrevağa Camii Haziresi yüzyıllara meydan okuyarak tarihin sessiz tanıklığını sürdürüyor. Osmanlı zamanında II. Selim’in Manisa’daki sancakbeyliği sırasında Darüssaade (Harem) ağası olarak görev yapan Afrika kökenli Hüsrev Ağa tarafından 1554 yılında külliye halinde yaptırılan ve halk arasında Araplar Camii olarak bilinen Hüsrev Ağa Camii’nin haziresindeki bazı mezar taşları kendini bilmez kişi veya kişilerce tahrip edildi. Yıllar önce de birçok kez saldırıya uğrayan mezar taşları her seferinde onarılıp korunurken, cami cemaati yapılan saygısızlığın kusurunun olmadığını söyledi. Daha önceki yıllarda hazire içerisinde yer alan ve 1615 yılında 3. Murat Devri paşalarından Hanım Oğlu Yani Paşa tarafından kızı için yaptırılan Paşa Kızı Türbesinin içinde yer alan Yani Paşa’ya ait mermer lahidin 1 tonluk kapağını kaldırarak içini kazan define avcıları diğer mezarları da alttan kazmaya çalışarak define aramıştı. Kuruyan otlara atılan bir izmaritin çıkardığı yangın sonucunda da birçok mezar taşı siyah renge bürünmüştü. Son olarak ise bazı kişilerin mezar taşlarına taş atarak zarar verdiği iddia edildi. Yaklaşık 15 yıldır caminin müdavimi olduğunu söyleyen 82 yaşındaki Mahmut Ak, ecdat yadigarı mezarlara sahip çıkılması gerektiğini belirterek, "Ben buranın hemen hemen 15 yıldır müdavimiyim. Her gün buradan geçerken üç İhlas bir Fatiha okurum buradaki yatan Müslüman din kardeşlerimize. Ama buranın geçmişini, 16 yaşından beri bilirim. Bu kabristanın bu şekilde olması mantık dışı bir durum. İnsanlığa aykırı bir şey. Burada berduşlar çok" dedi. Üç yıldır camide tuvalet görevlisi olarak çalıştığını belirten Hasan Hüseyin Sarıdağ ise bazı kişilerin hazirede sürekli sorun çıkardığını ifade ederek, "Buraya tinerciler ve sarhoşlar geliyor. 3-5 tane söz anlamayan çocuk var, bana 2-3 sefer bıçak çektiler. Kolladım kendimi sonra polisi çağırdım. Polisin eline verdim. Bunların yaşı tutmuyor diye bir şey yapılmadı. Benim tuvaletin camlarını kırdılar. Babası ve anasına da söyledim, yine laf dinlemiyorlar. Geçenlerde polisler geldi. Çocukları topladı gitti. Hocayı da beni de aldı gitti. Biz ifademizi verdik" şeklinde konuştu. Tahrip edilen mezar taşlarının ve sandukaların daha evvel belediye tarafından onarıldığını kaydeden Sarıdağ, "Aşağı yukarı 5-10 senedir böyle kırık, çatlak buralar. Mezar taşlarının çocuklar bir kaç tanesini kırdı. Polisler o çocukları topladı, gitti. ’Yaşı tutmuyor bunlara bir şey yapamayız’ dediler. Belediyenin Park Bahçe İşleri Müdürlüğü ile görüştüm ’bayram sonu gelir temizleriz’ dediler. Her sene belediyeden bahçe temizlemesi için geliyorlar zaten. Her sene gelip uzayan otları biçip temizliğini yaparak gidiyorlar" dedi.