SAĞLIK - 07 Ocak 2026 Çarşamba 10:40

Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Akyol: "Estetik; bireylerde sağlık, sosyal ve psikolojik rahatlama sağlıyor"

A
A
A
Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Akyol: "Estetik; bireylerde sağlık, sosyal ve psikolojik rahatlama sağlıyor"

Memorial Bodrum Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gözde Akyol, estetik cerrahinin sanılanın aksine yalnızca kozmetik kaygılarla sınırlı olmadığını vurgulayarak konu ile ilgili önemli bilgiler verdi. Akyol, estetiğin bireylerde sağlık, sosyal ve psikolojik rahatlama sağlıyor" dedi.



Estetiğin, toplumda yıllardır güzel olmak için yapılan lüks bir işlem olarak algılandığını belirten Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Akyol, "Ancak günümüzde modern tıbbın imkanlarıyla uygulanan estetik cerrahi işlemleri bu algıyı tersine çevirmeye başladı. Çünkü estetik cerrahi uygulamaları dış görünümü değiştirmenin yanında solunum fonksiyonlarını olumsuz etkileyen burun yapılarını, görme alanını kısıtlayan göz kapağı sarkmalarını ya da omurga üzerinde baskı oluşturabilen meme büyüklüklerini doğru estetik cerrahi uygulamalarıyla değiştirerek bireylerin fonksiyonel olarak iyileşmesini sağlayabiliyor. Kişinin özgüvenini de doğrudan artıran estetik cerrahi işlemler, yaşam kalitesini olumlu yönde etkiliyor" dedi.



Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Akyol, "Toplumda yaygın olan inanışın aksine, estetik cerrahi yalnızca "daha güzel görünmek" amacıyla yapılmaz. Birçok cerrahi girişim, hastaların günlük yaşamını zorlaştıran fonksiyonel problemlerin çözümüne de katkı sağlar. Nefes alma güçlüğü, görme alanı kısıtlılığı ya da duruş bozuklukları gibi sorunlar, estetik cerrahiyle birlikte giderilebilir. Estetik cerrahi uygulamaları, birçok durumda yalnızca görünümü iyileştirmeyi değil, aynı zamanda sağlıkla ilgili sorunların giderilmesini de hedefler. Solunum fonksiyonlarını olumsuz etkileyen burun yapıları, görme alanını kısıtlayan göz kapağı sarkmaları ya da omurga üzerinde baskı oluşturan meme büyüklükleri, estetik cerrahi müdahalelerle birlikte fonksiyonel açıdan iyileştirilebilir. Bu tür uygulamalar, hastaların günlük yaşam konforunu artırırken kronik şikayetlerin azalmasına da katkı sağlar. Tüm bu yaklaşımlar, estetik cerrahinin yalnızca kozmetik bir alan olmadığını; sağlık, fonksiyon ve yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır" diye konuştu.



Estetiğin psikolojik etkilerinin de bulunduğunu söyleyen Dr. Akyol, "Estetik cerrahinin göz ardı edilmemesi gereken bir diğer yönü de psikolojik iyilik hali üzerindeki etkisidir. Kişinin kendisiyle barışık olması, özgüveninin artması ve sosyal hayatta daha rahat hissetmesi, ruh sağlığı açısından önemli kazanımlar sağlar. Özellikle doğumsal anomaliler, kazalar veya hastalıklar sonrası yapılan rekonstrüktif cerrahi işlemleri, bireylerin sosyal yaşama yeniden adapte olmalarında kritik rol oynar. Estetik cerrahinin toplumda lüks bir alan olarak algılanmasında, medya ve dijital platformlarda yapılan sunumların önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu alandaki uygulamalar sıklıkla "mükemmel görünüm" ve "trend estetik" kavramları üzerinden ele alınmakta, estetik cerrahinin tıbbi boyutu geri planda kalmaktadır. Oysa plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi; doğumsal anomalilerden travma sonrası onarımlara, fonksiyonel bozukluklardan yaşam kalitesini artırmaya yönelik pek çok tedaviyi kapsayan geniş bir tıbbi disiplindir. Bu yönüyle estetik cerrahi, yalnızca görsel kaygılara değil, sağlık ve fonksiyonel gereksinimlere de yanıt veren bir alan olarak değerlendirilmelidir" açıklamasında bulundu.



Estetik cerrahinin her zaman zorunlu bir müdahale olmadığını da değinen Dr. Akyol, "Ancak bireyin yaşam kalitesini düşüren, günlük hayatını olumsuz etkileyen ya da fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açan durumlarda estetik cerrahi bir ihtiyaç haline gelebilir. Bu tür uygulamalarda temel amaç yalnızca görünümü değiştirmek değil, kişinin sağlığını, konforunu ve yaşam kalitesini artırmaktır. Bu nedenle doğru hasta seçimi, gerçekçi beklentilerin belirlenmesi ve uzman hekim tarafından yapılan kapsamlı değerlendirme büyük önem taşır. Estetik cerrahiye karar verme sürecinde en önemli unsur, cesaret değil bilinçli bir değerlendirmedir. Uygulamanın kişiye sağlayacağı faydanın doğru analiz edilmesi, beklentilerin gerçekçi şekilde belirlenmesi ve kapsamlı bir hekim değerlendirmesinden geçilmesi, sürecin temelini oluşturur. Kişiye özel planlama ve hasta-hekim arasındaki açık iletişim, estetik cerrahi uygulamalarında güvenli ve başarılı sonuçların elde edilmesinde belirleyici rol oynar" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."