ASAYİŞ - 03 Aralık 2025 Çarşamba 17:58

Fethiye’de onlarca karavan ve bungalov küle döndü

A
A
A

Muğla’nın Fethiye ilçesinde karavan ve bungalovların bulunduğu alanda yangın çıktı. Yangın ekipler tarafından kontrol altına alınırken, onlarca karavan ve bungalov küle döndü.

Edinilen bilgiye göre, Yanıklar Mahallesi’nde bulunan Katrancı Koyu Tabiat Parkı’nda karavan ve bungalovların bulunduğu alanda ilk tespitlere göre elektrik aksamından kaynaklı yangın çıktı. Yangın, kısa sürede çevredeki ormanlık alana da sıçradı.

Fethiye’de onlarca karavan ve bungalov küle döndü

Alevler bitişik halde bulunan onlarca bungalov ve karavanı sardı. Dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, orman ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler, hem karavan ve bungalovları saran, hem de ormanlık alanı etkileyen alevlere müdahalede bulundu. Yoğun müdahalenin ardından yangın kontrol altına alınırken, bölgede soğutma çalışmaları devam ediyor. Yangın bölgesindeki çalışmaların ardından zarar tespiti yapılacağı öğrenildi. Yangında herhangi bir can kaybı ve yaralanma yaşanmadığı bildirildi.

Fethiye’de onlarca karavan ve bungalov küle döndü

Yangınla ilgili inceleme sürüyor.

Murat Yalçın

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Heyelan sonrası yapılan istinat duvarlarında çatlaklar oluştu Gümüşhane’de sanayi sitesinde yaşanan heyelanın ardından yapılan istinat duvarlarında çatlaklar oluştu, sanayi esnafı yeniden tedirgin oldu. Gümüşhane’nin Bağlarbaşı Mahallesi’nde bulunan sanayi sitesinde geçen Ağustos ayında meydana gelen heyelan öncesinde bölgede oluşan çatlakları fark eden esnafın ihbarı üzerine belediye ekipleri harekete geçmiş, heyelan riski nedeniyle 25 iş yeri tedbir amaçlı boşaltılmıştı. Heyelanın, bölgenin üst kısmında bulunan su deposundaki kaçaklardan kaynaklandığı iddia edilmişti. Heyelan sonrası bölgede yapılan çalışmalar kapsamında riskli alanlara belediye tarafından istinat duvarları inşa edilirken, aradan geçen sürede bu duvarlarda da çatlaklar meydana geldi. Yeni çatlakların ortaya çıkması sanayi sitesindeki endişeyi yeniden artırdı. Yeniden heyelan yaşanabileceği korkusuyla tedirgin olan bazı sanayi esnaflarının iş yerlerini taşıdığı öğrenildi. Aylardır süren belirsizlik nedeniyle mağdur olduklarını dile getiren esnaflar, yetkililerden kalıcı ve güvenli bir çözüm beklediklerini ifade etti. "Heyelanlı alanın hemen önünde çalışıyoruz ve tedirginiz" Sanayi sitesinde esnaflık yapan Okan Çakmak, "Yaklaşık 3 ay önce, işletmemizin önünde bulunan istinat duvarı dağdan gelen heyelan nedeniyle çöktü ve bu süreçte işletmemiz kapatıldı. Daha sonra heyelanlı alanın boşaltılması ve ön kısma istinat duvarı yapılmasının ardından işletmemizin yeniden faaliyete geçmesine izin verildi. Ancak buradaki çalışmalar tam anlamıyla tamamlanmış değil. Yol çalışmaları ve dağın içinden geçtiği söylenen suyun tahliyesi gibi işlemler henüz bitmedi. Bu nedenle yaşadığımız mağduriyet tam olarak giderilmiş değil. Ön tarafta işletmemizin önüne bir istinat duvarı yapıldı, dağın üst kısmına da yeniden bir duvar inşa edildi. Dağda şu an yeniden bir hareketlilik olup olmadığını teknik olarak bilemem; bunu yetkililer ve mühendisler daha iyi değerlendirecektir. Ancak gözle görülebilen bir çatlak var. Hareket olup olmadığını bilmiyorum ama bu çatlağı görmek insanı ister istemez tedirgin ediyor. Çatlak, işletmemizin tam karşı kısmında bulunuyor. Üst taraftaki istinat duvarı yapıldıktan sonra, dağın orta kısmında bir çatlak oluştu. Daha sonra bu durumu önlemek amacıyla ön tarafa da bir duvar yapıldı. Şu an bu çatlağın ilerleyip ilerlemediğini bilmiyoruz ancak gözle görülür şekilde mevcut. Bu durum ister istemez tedirginlik oluşturuyor. ‘Yeniden heyelan olur mu, işletmeler tekrar kapatılır mı?’ endişesi yaşıyoruz. Sonuçta biz buradan ekmek yiyoruz. Bu süreçte bazı esnaf arkadaşlarımız mağdur oldu; iş yerini kapatanlar, kirada olduğu için çıkanlar oldu ve bazı işletmeler boş kaldı. İnsanlar doğal olarak tedirgin. Çünkü biz burada, heyelan alanının hemen önünde çalışıyoruz" dedi.
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "İhracat; sadece ürün satmak değil, güven inşa etmektir" Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) ihracat uzmanlığı dersinde deneyimlerini paylaşan Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "İhracat; sadece ürün satmak değil, güven inşa etmektir" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Ticaret Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) iş birliği protokolü kapsamında hayata geçirilen İhracat Akademisi İhracat Uzmanlığı Programı kapsamında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) ders verdi. ODTÜ’nün akademik geleneği içinde böyle bir programda kürsüye çıkmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren ASO Başkanı Ardıç, ihracatın yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını; güven, kalite, sürdürülebilirlik ve stratejik bakış açısı gerektiren uzun soluklu bir yolculuk olduğunu vurguladı. Ders kapsamında kendi iş hayatından ve ihracat yolculuğundan örnekler paylaşan Başkan Ardıç, dış ticarette kalıcı başarının temelinde güven ilişkilerinin yer aldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "İhracat; sadece ürün satmak değil, güven inşa etmektir. Kaliteyi sürdürülebilir kılmadan, beklentiyi doğru okumadan ihracatta kalıcı başarı sağlamak mümkün değildir." "Ankara savunma sanayinin kalbidir" Ankara’nın ihracat performansına da değinen Ardıç, başkentin son 20 yılı aşkın sürede ihracatta yaklaşık 10 katlık bir büyüme kaydettiğine dikkat çekti. Ankara’nın ihracatının 1,5 milyar dolar seviyelerinden 15 milyar dolara ulaştığını belirten Ardıç, Başkent’in Türkiye’nin en fazla ihracat yapan üçüncü ili konumunda bulunduğunu ifade etti. Savunma sanayi, havacılık, yazılım, medikal, makine, kimya ve elektronik sektörlerinin Ankara ihracatının omurgasını oluşturduğunu söyleyen Ardıç, yüksek teknolojili ürün ihracatında Ankara’nın payının yüzde 13’ün üzerinde olduğunu, bu oranın Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde seyrettiğini vurguladı. Ardıç, Ankara’nın savunma sanayiinde 4,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğine de dikkat çekerek, "Ankara savunma sanayinin kalbidir" dedi. "Dış ticaret güvenle başlar; kalite, sürdürülebilirlik ve beklentiyi anlamakla büyür" İhracat Akademisi’nin, genç ihracat uzmanları ve sektör profesyonelleri açısından son derece kıymetli olduğunu ifade eden Ardıç, tecrübe paylaşımının Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiren en önemli unsurlardan biri olduğunun altını çizdi. Pazar çeşitliliğinin; iyi günlerde büyümeyi, zor günlerde ise ayakta kalmayı sağladığını vurgulayan Başkan Ardıç, "Dış ticaret güvenle başlar; kalite, sürdürülebilirlik ve beklentiyi anlamakla büyür" ifadelerini kullandı. Program sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Ardıç, Ankara Sanayi Odası olarak katma değerli üretimi, ihracatı ve nitelikli insan kaynağını merkeze alan çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.
Yozgat İstanbul’dan memleketi Yozgat’a döndü, binlerce hayvan üreterek geçimini sağlıyor İstanbul’dan memleketi Yozgat’ın Şefaatli ilçesine dönen Hasan Şahan, kanatlı hayvan yetiştiriciliğiyle hem kendi geçimini sağlıyor hem de vatandaşlara uygun fiyatlı ürün sunuyor. Küçük bir başlangıçla çıktığı yolda bugün binlerce hayvan üretimine ulaşan Şahan, özellikle hindi üretimiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 10 yıl önce İstanbul’daki hayatını bırakarak Yozgat’ın Şefaatli ilçesine yerleştiğini belirten Hasan Şahan, kanatlı hayvanlara olan sevgisi nedeniyle bu alana yöneldiğini söyledi. İlk olarak 10-15 hayvanla işe başladığını ifade eden Şahan, bugün işletmesinde bine yakın hayvan bulunduğunu, bugüne kadar ise 10 ila 15 bin arasında hayvan üretip satışını gerçekleştirdiğini dile getirdi. "Kendi işimi severek yapıyorum" Köyde kendi işini yapmanın hem maddi hem manevi olarak daha kazançlı olduğunu vurgulayan Şahan, "İstanbul’da ya da Ankara’da asgari ücretle çalışmak yerine burada kendi işimi yapıyorum. Severek çalışıyorum ve güzel ekmek yiyebiliyoruz. İnsanların da bu işi yapmasını istiyorum, teşvik ediyorum" dedi. Şahan, Şefaatli Belediye Başkanı Zeki Bozkurt’un kendisine önemli destekler sağladığını belirterek, "Maddi anlamda zorlandığım dönemlerde başkanımızın çok desteği oldu. Barınma alanları, iş imkânları konusunda yanımda oldu. Kendisine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Herkes yiyebilsin diye 2 bin liradan satıyorum" Bu yılı ‘hindi yılı’ ilan ettiklerini söyleyen Şahan, yaklaşık 3 bin 500 hindi yetiştirdiğini belirterek, piyasada 3 bin ile 3 bin 500 lira arasında satılan hindileri vatandaşların uygun fiyata tüketebilmesi için 2 bin liradan satışa sunduklarını kaydetti. Şahan, "Vatandaşlarımız ucuz hindi yesin istedik. Hindilerimiz 6-8 kiloya kadar çıkıyor. İsteyenler gelip canlı olarak görebilir, isterlerse temizlenmiş şekilde de alabilir" diye konuştu. İşletmesinde hindi dışında ördek, tavuk, kaz gibi birçok hayvan türünün bulunduğunu aktaran Şahan, müşteri taleplerine göre üretim çeşitliliğini artırabildiklerini ifade etti. Yerli kazların 2 bin liradan başladığını belirten Şahan, Çorum kazı, Alman mas kazı ve mamut kaz gibi farklı türlerin de bulunduğunu, fiyatların türüne göre değişiklik gösterdiğini söyledi. Gelecek yıl için de yeni planlarının olduğunu dile getiren Şahan, "Bu sene hindiye girdik, seneye de inşallah kaz sezonu olacak. Şu anda kaz ve tavuk satışlarımız devam ediyor" dedi.
Şırnak Elektrik yok, makine yok: Şırnak’ta asırlık değirmenden dünyaya coğrafi işaretli tahin Şırnak merkeze bağlı Kumçatı beldesinde 1850’li yıllara uzanan tarihi bir değirmenin küllerinden doğan coğrafi işaretli tahin üretimi, KOSGEB’in makine ve girişimcilik destekleriyle yeniden hayat buldu. Şırnak merkeze bağlı Kumçatı beldesinde 1850-1860 yılları arasında kurulan su değirmeni KOSGEB desteği ile restore edilerek, doğal yöntemler ile coğrafi işaretli tahin üretimi yapılmaya başlandı. Geleneksel su gücüyle çalışan taş öğütme sisteminde, katkı maddesiz yüzde yüz doğal tahin üreten işletmede, Türkiye’nin 81 ilinden ve Avrupa’dan taleplere yetişmek için ara vermeden tahin üretimi gerçekleştiriliyor. KOSGEB’in stratejik desteğinin bu geleneksel mirası modern bir başarı hikayesine dönüştürdüğünü belirten KOSGEB Şırnak İl Müdürü Ömer Güngör, ’’Bize, burayı daha restore etmeden önceki halini gösterdi. Bu işletmeyi, tekrar aktif hale getirmek istediğini söyledi. 1850-1860’lı yıllardan kalma bir değirmen. KOSGEB’den bu konuda bize bir destek çıkar mı diye sohbet ettik. Biz de KOSGEB desteklerini anlattık. KOSGEB’in makine demirbaş anlamında bir desteğin olduğunu, girişimcilik destek programımız, iş geliştirme desteğimizin buna uygun bir model olduğunu, eğer böyle bir işletmeyi faal hale getirecekseniz destek sunabileceğimizi ilettik. Onlar da kolları sıvadılar ve başladılar. Çok şükür şuan neticelenmiş hali ile buradayız’’ dedi. "Bu üretim geleneksel değil tamamen doğal" Güngör, bölgenin coğrafi işaretli susam ve tahin mirasına dikkat çekerek, "Bulunduğumuz yerde susam coğrafi tescilli bir ürün ve burada üretimi gerçekleştirilen tahin de coğrafi tescilli. Ayrıca Kumçatı tahini ile bilinen bir yer Kumçatı beldesi. Doğal olarak böyle bir ürünü ülke içinde ve yurt dışında insanlar talep edecektir. Talep edildikçe de üretim konusunda onlara gerekli hizmeti sunacağız. Yurt dışına satışlar oluyor, yurt içinde çok çok fazla talep gördüğünü görüyoruz. Çünkü el değmemiş, dışarıdan herhangi bir katkı maddesi bulunmayan bir üründen bahsediyoruz. Eski bir üretim yönetimidir. Suyun çarklarını çevirdiği bir değirmen. Eski bir kavurma modeli, eski bir öğütme modeli ile yüzde yüz doğal bir tahinden bahsediyoruz. Özellikle belirtmek istiyorum, geleneksel bir üretim değil, tamamı ile doğal bir üretim" diye konuştu. İşletmeci Selahattin Demir, restorasyon öncesi zorluk çektiklerini kaydederek, "Biz ne yaptık burada, kültürümüze sahip çıktık, kültürümüzü yaşattık ve markalaştırdık, restorasyonumuzu yaptık. Türkiye’nin 81 iline gönderiyoruz. Taleplerimiz var. Avrupa’dan da talepler var. Biz insanların bunu tatmasını istiyoruz" şeklinde konuştu. Bölgenin sulak arazilerinde ekimi yapılan susamlar ile tahin üretimi yapılıyor Demir, üretim sürecini şöyle anlattı: ’’Susamlarımız, kendi sulak arazilerimizde ektiğimiz susamlarımız. Hasadı yapıldıktan sonra buraya getiriyoruz. Temizleme işleminden sonra taşta döverek soyuyoruz, taşta kavurduktan sonra yine taşta öğütüyoruz. Bütün aşamalar geleneksel ve o kültüre bağlı olarak yapılıyor. Tamamen su ile çalışıyor değirmenlerimiz. Elektrik yok, makine yok. KOSGEB bize destek oldu. KOSGEB’in makine desteği vardı bize. Paketlememizin tamamını KOSGEB destekledi. Zaten coğrafi işaretli bir ürün yapıyoruz. Türkiye’de yöntemi ile, mahreç alan tek ürün. Bazı yerler susamı ile alıyor. Ama biz geleneksel, doğal yöntem ile coğrafi işaret almış bir ürün yapıyoruz." İşletme, elektrik ve makineye sıfır bağımlılıkla, sadece su gücü ve taş teknolojisiyle üretim yapılarak çevre dostu bir model sunuluyor.