TEKNOLOJİ - 25 Ekim 2023 Çarşamba 10:28

Gökova Körfezi’nin deprem tomografisi çekildi

A
A
A
Gökova Körfezi’nin deprem tomografisi çekildi

Gökova Körfezi’nin deprem tomografisinin araştırılması amacıyla 2020 yılında başlatılan çalışmalar tamamlandı. Ankara Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin AFAD desteği ile Gökova Körfezi ve çevresinin deprem tomografisinin çekilmesi için sürdürdükleri araştırma çerçevesinde bölgeye 9 adet geniş bantlı sismometreye sahip mobil gözlem istasyonu kuruldu.


Proje ile Gökova Körfezi ve yakın çevresinin depremleri izlendi, bölgenin derin sismik yapısı ile tektonik yapısal unsurları arasındaki ilişkiler araştırıldı. Bölgenin deprem aktivitesinin yüksek olduğunu söyleyen Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Kaypak, çalışmada AFAD’ın hem lojistik, hem de teknik destek verdiğini açıkladı.



“Araştırmanın 4 önemli başlığı var”


Ankara Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Kaypak, araştırma ile bölgedeki depremlerin yeniden konumlandırılmasını hedeflediklerini belirterek, “Projeye göre hedeflediğimiz dört amacımız var. Bunlardan birisi sismolojik görüntüleme yöntemleri ile bölgenin derin hız yapısını bulmak, ikinci hedefimiz bölgedeki depremlerin yeniden konumlandırılması, yani yerlerinin ve derinliklerinin yeniden bu hız yapısına göre belirlenmesi. Üçüncü hedefimiz bu bölgede olmuş depremlerin kırılma mekanizmasını tanımlayan ve kırılma karakterini belirleyen fay gözlemi çözümlerini hesaplamak. Son olarak da tomografik yöntemlerle belirlediğimiz hız yapısının yüzeydeki faylara ilişkisini ortaya çıkartılması” dedi.



“Asıl tehlike denizde”


Muğla’nın 100 yıllık geçmişine bakıldığında karasal depremlerin büyüklüğünün 6.6’yı geçmediğini belirten Prof. Dr. Kaypak, asıl tehlikenin denizde, yani Ege Denizi’nde olduğunu açıkladı. Kaypak, “Bölgeye baktığımızda bölgeyi şekillendiren önemli faylar var. Bunlar Milas fayı, Yatağan fayı, Muğla fayı, Gökova fayı gibi ama çok büyük faylar değil bunlar. Bu faylara baktığımızda depremler bu faylar üzerinde yoğunlaşmakta. Bu fayların bugüne kadar ürettiği 1900 yılından günümüze kadar en büyük deprem ise 21 Temmuz 2017 yılında Bodrum depremi ve yaklaşık 6.6 büyüklüğe sahipti. Bu depremlerin üretebileceği maksimum deprem büyüklüğü bu civarda. Yani 6 veya 6.5 civarında olacaktır. Dolayısıyla bu bölgede karasal faylarda bundan büyük deprem beklentisi söz konusu değil. Burada asıl tehlike deniz içerisinde. Yani Ege Denizi’nden gelebilecek tehlikeler var. Ege Denizi’nde bir dalma batma sonucu oluştuğu için bu bölgede büyük depremlerin beklenmesi ihtimal. Tarihsel depremlere baktığımızda çoğunlukla Kos Adası, yani deniz alanlarında biz büyük depremlerin olduğunu görüyoruz tarihi dönemlerde. Kos Adası da bunlardan birisi. Aletsel döneme geldiğimizde, yani 1900 yılından günümüze kadar baktığımızda bölgede gerçekten büyük bir deprem etkinliği gözlemlenmekte. Yani Ege Bölgesi’nin yoğun bir sismik aktivitesinden kaynaklanmakta. Gökova Körfezi de bundan nasibini alıyor. Gökova Körfezi’ne baktığımızda Gökova ve çevresi yoğun deprem aktivitesine sahip” diye konuştu.



“Girit Adası’ndaki büyük bir deprem tsunami üretirse, Gökova’nın iç kesimlerinde yıkıcı olur”


Ege Denizi’nde Girit Adası çevresinde meydana gelecek büyük bir depremin tsunami üretme ihtimalinin yüksek olduğunu, bunun da Gökova Körfezi’nin iç kesimlerinde yıkıcı olabileceğini belirten Prof. Dr. Kaypak, “Dikkatimizi çeken önemli şeylerden birisi de Gökova fayının, yani Ula tarafı ve Bodrum tarafındaki fayın her iki ucu arasında bu depremlerin yoğunlaşmış olduğunu görüyoruz. Ege’ye ait Girit Adası civarında meydana gelen büyük bir deprem tsunami üretebilir. Bu tsunaminin etkileri Gökova Körfezi’nin iç kesimlerine kadar gelip yıkımlara ve zararlara neden olabilir. Depremin etkisinden ziyade tsunami etkisinin bu bölgede daha büyük tehlike oluşturabileceğini söyleyebiliriz. Ama bu Girit Adası civarında olacak bir deprem ve açığa çıkması muhtemel olan tsunami dalgalarıdır ki, aslında aletsel dönem içeresinde, 100-200 yıllık bir dönem içeresinde böyle bir olaya rastlanmamıştır. Mesela 2017 yılında meydana gelen Bodrum depreminde küçük çaplı da olsa bir tsunami etkisi olmuştu. Tehlikeyi yok sayamayız ama tehlike her zaman vardır. Onun için bizim yapmamız gereken depreme hazır bir şekilde yaşıyor olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.



Gökova Körfezi’nin deprem tomografisi çekildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Kadın emeği sınır tanımıyor: ‘Çarşamba’dan dünyaya’ Samsun’un Çarşamba ilçesinde, Çarşambalı kadınların ihracata dahil olmalarına yönelik "Çarşamba’nın kadınları üretiyor, Dünya ile buluşuyor" projesi kapsamında eğitim programlarının ikincisi düzenlendi. Orta Karadeniz kalkınma ajansı tarafında finanse edilen ve Çarşamba’lı kadınların el emeği ürünlerini ihracata kazandırmak adına yürütülen proje çerçevesinde Çarşamba Ev Hanımları Derneği Başkanı Saniye Şen, İGMO İş Geliştirme ve İhracat Ofisi sahibi Fatih Bayraktar, Dış Ticaret Uzmanı Aydanur Demirkol kadın üreticileri bilgilendirdi. "Asla pes etmeyin" Ev hanımları adına bir çok çalışma yürüten Çarşamba Ev Hanımları Derneği Başkanı Saniye Şen, "Kadınlar üretsin ürettikçe kendi ayakları üzerinde dursun istiyoruz. Elinden ne geliyorsa yapsın. Ama asla pes etmeden üretmesini istiyoruz. Asla vazgeçmeyin."ifadeleriyle kadınlara çağrıda bulundu. "Yurt dışında çok güzel platformlarda var olacağız" Kadınların kendi emeğiyle özenle ürettikleri her ürünün değerli olduğuna vurgu yapan Dış Ticaret Uzmanı Aydanur Demirkol, "Çıkmış olduğumuz bu yolda amacımız özellikle yerelde üretim yapan kadınların ürünlerinin desteklenmesi, onların ticarete kazandırılması, ekonomik özgürlüklerinin kazandırılması. Kadının olduğu her yeri ve yaptıkları ürünleri çok değerli buluyorum. İklim krizi, gıda sıkıntıları, su krizi ve enerji krizi var. Bunların hepsi aslında yoğun sanayiden kaynaklanan süreçlerin sonucunda geldiğimiz durum. Bu konuda kadınların itinayla dönüştürdükleri ürünleri çok değerli. Hem yurt içinde hem de yurt dışında çok güzel platformlarda var olacağız" şeklinde konuştu. Kadın emeğinin değer kazandığı bu proje, bölge kalkınmasına da önemli katkılar sunmayı hedefliyor.
Aydın Aydın’dan Avrupa’ya açılan seferler için geri sayım başladı Aydın’ın Kuşadası ilçesi ile Yunanistan’ın Samos ve Patmos adalarına ulaşımı sağlayan deniz otobüsü seferleri için geri sayım başlarken, 22 Nisan itibariyle seferlerin başlayacağını duyuran Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu; "Ege’nin iki yakasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde birbirine bağlıyoruz" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Kuşadası’ndan Yunan adaları Samos ve Patmos’a deniz otobüsü seferlerinin başlayacağını duyurdu. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından turizmi canlandırmak ve ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında, Kuşadası ile Samos ve Patmos adaları arasında düzenli seferler gerçekleştirilecek. Kuşadası-Samos hattında seferler 22 Nisan itibarıyla başlayacak. Sabah saat 08.00’de Kuşadası’ndan hareket edecek deniz otobüsünün dönüşünü ise saat 18.00’de gerçekleştirecek. Kuşadası-Patmos hattında ise seferler 26 Mayıs’tan itibaren başlayacak. Bu hatta Kuşadası’ndan kalkış saati 08.15, Patmos’tan dönüş saati ise 17.00 olarak planlandı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, yeni seferlerle ilgili yaptığı açıklamada, "Kuşadası’ndan Samos ve Patmos adalarına deniz otobüsü seferlerimiz başlıyor, Ege’nin iki yakasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde birbirine bağlıyoruz. Turizmimize değer katmaya, Aydınımızı her alanda marka kent yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Samsun Türk hukukunun önemli ismi Ali Fuad Başgil unutulmadı Türk düşünce ve hukuk dünyasının önemli isimlerinden Ali Fuad Başgil, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen programla anıldı. Ali Fuad Başgil Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen anma programına akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Programda, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zühtü Arslan, OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Said Kurşunoğlu ve OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Şişman konuşmacı olarak yer aldı. Programın moderatörlüğünü ise Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil yaptı. Konuşmacılar, Ali Fuad Başgil’in hukuk, demokrasi ve fikir hayatına sunduğu katkıları farklı yönleriyle ele aldı. Başgil’in özellikle hukuk devleti, özgürlükler ve akademik duruş konusundaki görüşlerinin günümüzde de önemini koruduğu vurgulandı. "İnsanın başına gelebilecek en büyük talihsizliktir" Ali Fuat Başgil’in gelecek dönemlerdeki genç nesillere yönelik yaptığı konuşmaları hatırlatan Prof. Dr. Bekir Şişman, "Gençliğe dair bir çok önemli insanın, bir çok önemli sözü olmuştur. Atatürk, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Akif Ersoy gibi isimler bunların arasındadır. Ali Fuat Başgil, nasıl bir gençlik hayal ediyordu. Biz şuan nasıl bir gençlik görüyoruz. Bu değerlendirmek gerekir. Başgil’e göre kötü arkadaş, insanın başına gelebilecek en büyük talihsizliktir. Okulda, sokakta ve sitede arkadaşlar var. Birde şimdi dijital arkadaşlarımız oldu. Bu durum çok tehlikelidir. Son günlerde ülkenin gündemine bakarsak ne kadar ürkütücü olduğunu anlayabiliriz" ifadelerini kullandı. "Zengin bir fikir ve ahlaki miras bıraktı" Prof. Dr. Zühtü Arslan, "Ali Fuat Başgil’e vefa borcumuz var. Çünkü hepimize çok zengin bir fikir ve ahlaki miras bıraktı. Bu mirası bırakan insanı ne kadar ansak azdır" şeklinde konuştu. "Başgil’in döneminde şüpheyi göremezsiniz" Başgil’in inkılap ruhundan bahseden Prof. Dr. Mustafa Said Kurşunoğlu ise şunları söyledi: "Her inkılabın ve her devrin bir ruhu vardır. Bu durum kişiyi şekillendirir. O inkılapla açığa çıkan kurumları da canlı tutar. Varlığını devam ettirir. Yasayı yapan ya da uygulayan, bir dokuma ustası gibidir. Ali Fuat Başgil’in dönemine gittiğinizde, şüpheyi göremezsiniz. Çok kavgalı dönemlerin, Türk, İstiklal ve hürriyet mücadeleleri tarihinin içinde bulunmuş bir ferdidir." Program sonunda, Çarşamba Kaymakamı Mehmet Kamil Sağlam ve Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, konuşmacılara plaket takdim etti. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimi sonrası son buldu.