GÜNDEM - 07 Ocak 2026 Çarşamba 16:32

Marmaris’in "kedi canlı" lakaplı ismi yine ölümden döndü

A
A
A
Marmaris’in "kedi canlı" lakaplı ismi yine ölümden döndü

Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşayan "kedi canlı" lakabıyla tanınan Mehmet Övet, dün çıktığı doğa yürüyüşünde talihsiz bir kaza geçirdi. Karaca Mahallesi’nde yürüyüş yaptığı sırada dengesini kaybederek düşen Övet’in sol bacağında iki ayrı kırık meydana geldi. Yaşanan kazanın ardından Marmaris Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Övet’in bugün ameliyat edildiği öğrenildi.



Daha önce defalarca ölümden dönen Mehmet Övet, yaşadığı son kazayla birlikte hayatta kalma mücadelesine bir yenisini daha ekledi. Tedavisi süren Övet’in sağlık durumunun iyi olduğu, ancak bacağındaki kırıklar nedeniyle yapılan ameliyatın ardından bir süre hastanede gözetim altında tutulacağı bilgisi edinildi. Yaşadığı sayısız ağır kazaya rağmen kendisini "talihsiz" değil, "şanslı" olarak tanımlayan iki kız çocuk babası olan Marmarisli Mehmet Övet’in ameliyatın ardından tedavisi devam ediyor.



"Çocuk yaşta ölümle burun buruna geldi"


Mehmet Övet’in ölümle burun buruna kalması henüz 7 yaşındayken oldu. Yat Limanı’nda Rodos’tan gelen gemilerin altına dalarken, teknenin paletlerine yapışan midye kabukları vücudunu kesti ve kalbi durdu. Yaklaşık 9 metre derinlikten çıkarılan Övet, olay yerinde bulunan bir doktorun müdahalesiyle hayata döndürüldü. Yine aynı yaşlarda, ailesinin yaşadığı evin korkulukları olmayan terasında oynarken yaklaşık 7 metre yükseklikten kafa üstü düşen Övet, 4 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra gözlerini açtı.



"İş kazaları peşini bırakmadı"


İlkokuldan sonra eğitimine devam etmeyerek bir elektrik firmasında çalışmaya başlayan Övet, 1991 yılında asansör tamiri sırasında elektrik akımına kapıldı. Kalbi duran genç adam, doktorların müdahalesiyle yeniden hayata döndürüldü. İyileştikten sonra elektronik sektöründe çalışmaya devam eden Övet, çanak anten montajı yaptığı sırada defalarca yüksekten düştü. Kapalı Çarşı içindeki bir apartmanda 9 metreden beton zemine düşen, ardından Kordon Caddesi’nde bir başka apartmanda çürük korkuluğun kırılması sonucu üç kat aşağıya kafa üstü çakılan Övet, tüm bu kazalara rağmen işine geri döndü. Ancak iki yıl sonra bir kez daha elektrik akımına kapılarak ölümden döndü.



‘Kurşunlar da durduramadı’


2008 yılında bu kez bir saldırının hedefi oldu. Öğle yemeği siparişi verdiği köftecinin ustasıyla yaşanan tartışma sonucu pompalı tüfekle vurulan Övet’in vücuduna 15 domdom kurşunu isabet etti. 60 gün yoğun bakımda kalan Övet’in vücudundan 10 kurşun çıkarıldı, kasıklarında kalan 5 kurşunla yaşamını sürdürmek zorunda kaldı.



‘Trafik kazası sonrası engelli kaldı’


2014 yılında motosikletiyle evine dönerken Yeni Datça Yolu’nda arkadan çarpan lüks bir minibüs nedeniyle ağır yaralanan Övet’in akciğerleri zarar gördü, beyin ödemi oluştu ve bağırsağının bir bölümü ameliyatla alındı. 78 gün yoğun bakımda kalan Övet, bu kazanın ardından yüzde 79 engelli raporu alarak malulen emekli olmuştu.



"Son kazadan da canlı kurtuldu"


Övet, dün çıktığı doğa yürüyüşünde talihsiz bir kaza geçirdi. Karaca Mahallesi’nde yürüyüş yaptığı sırada dengesini kaybederek düşen Övet’in sol bacağında iki ayrı kırık meydana geldi. Yaşanan kazanın ardından Marmaris Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Övet’in bugün ameliyat edilirken, sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.



Marmaris’in "kedi canlı" lakaplı ismi yine ölümden döndü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."