EĞİTİM - 14 Mayıs 2026 Perşembe 08:46

MTK öğrencileri Kaunos Antik Kenti ve DEKAMER’i ziyaret etti

A
A
A
MTK öğrencileri Kaunos Antik Kenti ve DEKAMER’i ziyaret etti

MTK Koleji öğrencileri, ‘Arkeolojik Keşif, Tarihe Yolculuk Gezisi’ kapsamında Kaunos Antik Kenti’ni ziyaret etti. Program kapsamında Dalyan tekne turuna katılan öğrenciler, İztuzu’nda faaliyet gösteren DEKAMER’de caretta carettalar hakkında bilgi aldı.


MTK Koleji tarafından "yerinde öğrenme" anlayışıyla düzenlenen gezi programında öğrenciler; tarihi mirası yerinde tanıma, kültürel değerlerle bağ kurma ve çevre bilinci kazanma fırsatı buldu. Farklı yaş gruplarından öğrenciler, Karya uygarlığının önemli merkezlerinden biri olan Kaunos Antik Kenti’nde antik tiyatro, kaya mezarları ve tarihi kalıntıları inceleyerek bölgenin geçmişine ilişkin bilgi edindi.


Dalyan kanallarında gerçekleştirilen tekne turunda öğrenciler bölgenin doğal ve kültürel dokusunu gözlemledi. İztuzu’nda faaliyet gösteren DEKAMER ziyaretinde ise caretta carettaların yaşam döngüsü, korunması ve ekolojik dengeye ilişkin uzmanlardan bilgi alındı. Doğal yaşamın korunmasına yönelik farkındalık çalışmalarının öne çıktığı etkinlikte, öğrencilerin çevre bilinci konusunda deneyim kazandığı belirtildi. MTK Koleji’nin tarih, doğa ve bilimi bir araya getiren eğitim gezilerinin Stratonikeia Antik Kenti ziyaretleriyle devam edeceği bildirildi.



MTK öğrencileri Kaunos Antik Kenti ve DEKAMER’i ziyaret etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Toplumsal bir sorun olan depresyon zayıflık değil, tedavi edilebilir bir sağlık sorunu Depresyonun bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını derinden etkileyen ruhsal bir rahatsızlık olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu, günlük hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman fark edilmeyen bu durumun aslında milyonlarca insanın sessizce mücadele ettiği ciddi bir sağlık problemi olarak karşısına çıktığını söyledi. Özellikle son yıllarda daha sık dile getirilen depresyonun yalnızca bireysel bir sorun olmanın ötesine geçerek, toplumsal bir mesele haline geldiğini ifade eden Medicana Konya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu, "Depresyon, çoğu kişinin düşündüğü gibi sadece geçici bir üzüntü hali değildir. Zaman zaman herkes kendini mutsuz ya da isteksiz hissedebilir ancak depresyon, bu duyguların uzun süre (en az 15 gün) devam etmesi ve kişinin yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürmesi, sosyal ve mesleki işlevleri sıkıntıya uğratacak düzeyde olmasıyla ayrılır. Depresyon yaşayan bireylerde sürekli bir yorgunluk hissi, hayattan zevk alamama, kederlilik, umutsuzluk, isteksizlik, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, suçluluk, yetersizlik düşüncelerinin hakim olması, sosyal hayattan uzaklaşma gibi belirtiler görülebilmektedir. Ayrıca iştah değişimi, uyku düzensizlikleri, enerji azlığı ve bedensel şikayetler de tabloya eşlik edebilir" dedi. Uzm. Dr. Şahinoğlu, bu durumun kişinin okul başarısını, iş hayatını, sosyal ilişkilerini ve aile hayatını da doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti. "Anlaşılamamak yalnız hissedilmesine neden olabilir" Toplumda depresyonla ilgili en büyük sorunlardan birinin bu durumun yeterince ciddiye alınmaması olduğunu belirten Şahinoğlu, "Anlaşılamamak, durumun hafife alınması, depresyon yaşayan kişinin kendini daha da yalnız hissetmesine neden olabilir. Çünkü depresyon, kişinin kendi isteğiyle kontrol edebileceği basit bir duygu durumu değildir. Bu, tıpkı fiziksel hastalıklar gibi profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Depresyonun ortaya çıkmasında birçok farklı etken rol oynayabilir. Yoğun stres, ailevi sorunlar, akademik baskı, ekonomik sıkıntılar ve sosyal izolasyon, çeşitli kayıplar, beden sağlığının bozulması, incitici ve onur kırıcı durumlarla karşılaşmak ve daha nice fiziksel ve psiko-sosyal olaylar duygu durumu bozukluklarının ortaya çıkmasında ve süregelmesinde büyük rol oynar. Bunun yanı sıra, genetik faktörler ve çeşitli biyolojik etkenler depresyonun ortaya çıkmasında önem arz eder" ifadelerini kullandı. Depresyonun tek bir türden ibaret olmadığını, farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini belirten Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu şöyle devam etti: "En yaygın türlerden biri olan majör depresyon, yoğun ve uzun süreli belirtilerle karakterizedir ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde zorlaştırır. Daha hafif ancak uzun süreli seyreden distimi (kalıcı depresif bozukluk) ise kişinin yıllarca süren düşük ruh hali yaşamasına neden olabilir. Mevsimsel depresyon, özellikle kış aylarında güneş ışığının azalmasıyla ortaya çıkar ve bahar aylarında hafifleyebilir. Doğum sonrası görülen depresyon ise özellikle annelerin yaşadığı özel bir türdür ve hem anne hem de bebek için dikkatle ele alınması gerekir. Ayrıca bazı kişilerde depresyon, başka psikolojik rahatsızlıklarla birlikte de görülebilir. Bedensel hastalıklara bağlı, kullanılan ilaç ve maddelerin etkisiyle ikincil olarak ortaya çıkan depresyon tipleri de mevcuttur." "Toplum olarak duyarlı olmak tedavi sürecine olumlu etki sağlar" Depresyonun tedavisi mümkün olan ruhsal rahatsızlıklardan olduğunu, genellikle birden fazla yöntemin birlikte uygulanmasıyla daha etkili sonuçların elde edileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu, "Tedavi yöntemlerinden biri de psikoterapidir. Psikoterapi, bireyin düşünce kalıplarını fark etmesine ve daha sağlıklı başa çıkma yöntemleri geliştirmesine yardımcı olur. Özellikle bilişsel davranışçı terapiler, aile odaklı psikoterapiler ve kişiler arası ilişki terapileri, depresyon tedavisinde sıkça kullanılan etkili yöntemlerdendir. Bunun yanı sıra bazı durumlarda antidepresan ilaçlar da tedavi sürecine dahil edilebilir. Bu ilaçlar, beyindeki kimyasal dengenin düzenlenmesine yardımcı olarak, belirtilerin geçmesini ya da hafiflemesini sağlar. Ancak ilaç kullanımı mutlaka bir uzman kontrolünde olması gerekmektedir. İlaç tedavisinin bağımlılık yaptığı, beyni uyuşturduğu gibi yanlış inançlar tedaviye engel olmaktadır. Doğru ilaç tedavisi ve takibi yüksek oranda yarar sağlamaktadır. EKT, TMS, ışıkla sağaltım şeklinde farklı yöntemlerden de depresyon tedavisinde faydalanılabilmektedir. Tedavi sürecinde yaşam tarzı değişiklikleri de büyük önem taşımaktadır. Düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite, kişinin ruh halini olumlu yönde etkilemektedir. Fiziksel sağlığın iyi olması, sosyal destek, aile ve arkadaş çevresinin anlayışlı yaklaşımı, iyileşme sürecinde önemli bir rol oynar. Kişinin kendini ifade edebilmesi ve yalnız olmadığını hissetmesi, tedavinin en güçlü desteklerinden biridir. Kişinin hayatına anlam veren ilişkiler ve faaliyetler içinde bulunması koruyucu rol oynamaktadır. Bu noktada hem bireylere hem de topluma önemli sorumluluklar düşmektedir. Depresyon belirtileri gösteren bireylerin bu durumu görmezden gelmemesi ve profesyonel destek almaktan çekinmemesi gerekir. Aynı zamanda toplum olarak daha anlayışlı ve duyarlı olmak, çevremizdeki insanların duygularına kulak vermek büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki depresyon bir zayıflık değil, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Bu konuda farkındalık oluşturmak hem bireylerin hem de toplumun daha sağlıklı bir geleceğe adım atmasını sağlayacaktır. Ruh sağlığına verilen önem arttıkça, daha bilinçli ve güçlü bir toplum inşa etmek mümkün olacaktır" diye konuştu.
Antalya ASFİM’de yaz sezonu kayıtları başladı Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından vatandaşlara ücretsiz spor yapma imkanı sunan Antalya Spor ve Fitness Merkezleri’nde (ASFİM) yaz dönemi kurs kayıtları başladı. Sporu ve sağlıklı yaşamı destekleyen kurslara katılmak isteyen vatandaşlar, 21 Mayıs’a kadar online olarak kayıt yaptırabilecek. Yeni dönem eğitimleri ise 8 Haziran’da başlayacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Antalya Spor ve Fitness Merkezleri (ASFİM), Antalyalıları sporla buluşturmaya ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmaya devam ediyor. ASFİM’in ücretsiz spor kurslarından yararlanmak isteyen vatandaşların, yeni dönem kayıtları için 13-21 Mayıs tarihleri arasında genclikspor.antalya.bel.tr adresi üzerinden online başvuru yapmaları gerekiyor. Kurslarla ilgili detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar ise 0242 321 24 70 numaralı telefondan yetkililere ulaşabiliyor. "Antalya’da yaz sporla geçecek" ASFİM’de yeni dönem kursları 8 Haziran tarihinde başlayacak. Vatandaşlar, alanında uzman eğitmenler eşliğinde spor yaparak hem sağlıklı yaşam alışkanlığı kazanacak hem de aktif bir yaşamın parçası olma fırsatı elde edecek. Merkezlerde reformer, pilates, step-aerobik, zumba ve fitness gibi birçok branşta eğitim verilirken, çocuklara yönelik cimnastik kursları, Parkinson hastaları ve ileri yaş grubundaki vatandaşlar için özel olarak hazırlanan egzersiz programları da gerçekleştirilecek.
Bursa Şarkın İncisi Semerkand Konferansı BUÜ’de düzenlendi Bursa Uludağ Üniversitesi Kent Tarihi ve Araştırmaları Merkezi (KETAM), Orta Asya’nın en önemli medeniyet merkezlerinden biri olan Semerkand’ı mercek altına alan anlamlı bir etkinliğe imza attı. Marmara Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Başak Kuzakçı’nın "Şarkın İncisi Semerkand: Erken Dönem Kent Tarihi" adlı çalışması ışığında kadim kentin tarihi gelişimini ve kültürel mirasını ele aldığı konferans, Fen-Edebiyat Fakültesi Polis Memuru İbrahim Akın Salonu’nda gerçekleştirildi. "Tarihin derinliklerine dijital bir yolculuk" Etkinlikte konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, KETAM’ın üniversite bünyesinde yeniden aktif hale getirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dr. Başak Kuzakçı’nın çalışmalarının klasik tarih anlatımının ötesinde, heyecan verici ve yenilikçi teknikler barındırdığını söyleyen Çiftçi, özellikle "dijital rekonstrüksiyon" yöntemiyle bir şehrin tarihi katmanlarının ve hikâyesinin görselleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Bursa’nın da Semerkand gibi İpek Yolu üzerinde stratejik bir merkez olduğunu hatırlatan Çiftçi, İrani toplum olan Soğdlar örneğinde olduğu gibi toplumlardan miras kalan ticari gücün tarihi metodlarla incelenmesinin son derece önemli olduğunu ifade ederek katılımcılara teşekkürlerini sundu. "Semerkand doğuyla batıyı bağlayan stratejik bir kavşak" KETAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Karaaslan ise Semerkand’ın Mâverâünnehir bölgesinin en kadim kentlerinden biri olduğunu vurguladı. Şehrin doğal ve stratejik konumu sayesinde tarihin her döneminde Orta Asya’nın parlayan yıldızı haline geldiğini ifade eden Karaaslan, Semerkand’ın doğu ile batı, kuzey ile güney arasında bir ticaret, bilim ve zanaat merkezi olarak temayüz ettiğini belirtti. Karaaslan ayrıca, kentin Timurlular dönemindeki altın çağına ve edebiyata konu olan büyüleyici atmosferine değinerek, şair Hâfız-ı Şîrâzî ile Emir Timur arasında geçen ünlü nükteden örnekler sundu.