EKONOMİ - 15 Şubat 2025 Cumartesi 14:39

Muğla Büyükşehir’in yerel tohum dağıtımı devam ediyor

A
A
A
Muğla Büyükşehir’in yerel tohum dağıtımı devam ediyor

2016 yılında Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Yerel Tohum, Ulusal Güç’ sloganıyla başlatılan proje kapsamında bugüne kadar toplam 19 milyon tohum dağıtıldı. 2025 yılında dağıtılacak 2 Milyon tohumla bu sayı 21 milyona ulaşacak. Proje tüm Türkiye’de yerel tohum farkındalığı oluşturmak için yapılıyor.


Yerel Tohum Merkezi 980 çeşit ata tohumuna ev sahipliği yapıyor


Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Tıbbi Aromatik Bitkiler ve Yerel Tohum Merkezi, bugüne kadar 980 farklı yerel tohumu üreticiden alıp test ederek koruma altına aldı. Büyükşehir, 2025 yılı hedefleri doğrultusunda 2 milyon yerel tohumu vatandaşlara ulaştırmayı amaçlıyor. Ücretsiz tohum almak isteyen vatandaşlar, yereltohum.mugla.bel.tr adresinden başvuru formunu doldurarak veya Şubat ayı içerisinde Yerel Tohum Merkezi’ni ziyaret ederek tohumlardan alabilecekler.


Muğla genelinde üreticiler ve vatandaşlar Büyükşehir Belediyesi’nin yerel tohum projesine büyük ilgi gösteriyor. Projeden faydalanan vatandaşlar, ata tohumlarının korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik duydukları memnuniyeti dile getirdi.


Her yıl tohumlarını Büyükşehir Belediyesi’nin merkezinden temin ettiğini belirten Enise Çapan, "5-6 senedir geliyorum buradan tohum alıyorum. Ahmet Aras başkanıma da çok teşekkür ediyorum. Yerel tohumun devam etmesini canı gönülden diliyorum. Çocuklarımıza aktarabileceğimiz en güzel şey budur, yerel tohumdur" dedi.


Kavaklıdere’den tohum almak için merkeze geldiğini belirten Recep Uysal, "Çiftliklerim var. Lavanta yetiştiriyoruz. Ada çayı, dağ kekiği. Bunları da gelip burada sıktırıyoruz. Burada ayrıca sıkım yerimiz var. Lavantalarımızın hem yağını, hem suyunu sıktırıyoruz. Ayrıca da tohumlarımızı çiftlik için almaya geldik. Tohumları çoğaltma imkanımız oluyor. Yani Muğla Büyükşehir’in vermiş olduğu büyük bir hizmet burası" dedi.


Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, ata tohumlarının korunmasının tarımsal sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıdığını, ata tohumları, geçmişten günümüze gelen en kıymetli tarımsal miraslarımızda olduğunu açıkladı. Başkan Aras, tohumları koruyarak gelecek nesillere aktarmak, sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda tarımsal bağımsızlığın da teminatı olduğunu söyledi.



Muğla Büyükşehir’in yerel tohum dağıtımı devam ediyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Parkinsonla yaşamak Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
Ankara ‘Taşacak Bu Deniz’ oyuncuları Trabzon Günleri’nde hayranlarıyla buluştu Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliği, ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinin oyuncularını ağırladı. Etkinlik kapsamında Başkente gelen oyuncular, hayranlarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirilen Trabzon Günleri etkinliği, Karadeniz kültürünü tanıtmanın yanı sıra sanat dünyasından isimleri de bir araya getiriyor. Etkinliğe katılan ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinde yer alan oyuncular, imza günü ve söyleşi programlarında vatandaşlarla buluştu. "Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar" Etkinliğe katılan oyunculardan Ava Yaman, Karadenizlilerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Karadeniz bence adeta bir cennet. İsviçre ya da İskoçya’yı görmek isteyenlerin Karadeniz’e de uğraması gerektiğini düşünüyorum. Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar, buna layık olmaya çalışıyorum" dedi. "Oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim" Sosyal medyada yapılan yorumlara da değinen Yaman, "Paylaşımlarımda kıyafetlerim ya da fotoğraflarım hakkında yorumlar yapılıyor. Ben ise oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim. Özgürlük var deniyor. Bu da benim özgürlüğüm değil mi" ifadelerini kullandı. "Olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim" Genç oyuncu, sözlerini Kurt Cobain’den duyduğu bir sözle tamamlayarak, "Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim. Sektörde yeniyim, öğreniyorum ama çok mutluyum. Herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.