SAĞLIK - 10 Kasım 2025 Pazartesi 11:45

Prof. Dr. Akbaba: "Kış aylarında görülen deri hastalıklarına dikkat"

A
A
A
Prof. Dr. Akbaba: "Kış aylarında görülen deri hastalıklarına dikkat"

Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatolog Prof.Dr. Muhsin Akbaba, kış aylarında görülen deri hastalıklarına dikkat çekti.



Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, nem oranının düşmesi ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Bu dönemde hem cildin doğal bariyerinin zayıflaması hem de bağışıklık sisteminin baskılanması, birçok deri hastalığının daha sık görülmesine yol açabiliyor.



"Cildimiz, vücudumuzu dış etkenlere karşı koruyan en büyük organımızdır" diyen Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatolog Prof.Dr. Muhsin Akbaba "Kış aylarında soğuğa ve rüzgara maruz kalmak, kapalı mekanların kuru havası, kalın kıyafetlerin sürtünmesi ve yanlış ürün kullanımı nedeniyle çeşitli cilt hastalıklarıyla karşılaşmak mümkündür. Bu nedenle kış aylarında ortaya çıkan ya da alevlenen cilt rahatsızlıklarını bilmek ve korunma yollarını uygulamak büyük önem taşımakta" dedi.



"Cilt kuruluğu"


Prof. Dr. Akbaba "Cilt kuruluğu kışın en sık görülen problemlerin başında gelir. Özellikle duş sonrası gerilme hissi, pullanma ve kaşıntı ile kendini gösterir. Basit gibi görünse de ilerleyen durumlarda çatlaklar ve enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Düzenli nemlendirici kullanımı bu dönemde temel korunma yöntemidir" açıklamasında bulundu.



"Egzama"


Egzama’nın, özellikle çocuklarda ve hassas cilt yapısına sahip kişilerde kışın daha çok alevlendiğini belirten Prof. Dr. Akbaba, "Soğuk hava ve kuru ortam egzamanın en önemli tetikleyicilerindendir. Kaşıntı ve kızarıklık kişilerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Pamuklu giysi tercih etmek, deterjan ve tahriş edici maddelerden olabildiğince uzak durmak, tedavi sürecini destekler" dedi.



Sedef hastalığı


Sedef Hastalığı’nın belirtilerinin özellikle saçlı deri, diz ve dirseklerde görülen kızarık pul pul plaklar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akbaba, "Sedef hastalığı kronik bir deri hastalığıdır ve soğuk havalarda genellikle kötüleşme eğilimi gösterir. Hastalık bağışıklık sistemi ile ilişkili olduğu için stres ve enfeksiyonlar da tetikleyici olabilir. Düzenli takip, nemlendirici kullanımı ve gerektiğinde doktor kontrolünde ilaç tedavisi uygulanması önemlidir" şeklinde konuştu.



Prof. Dr. Akbaba açıklamasının devamında "Özellikle saçlı deri ve yüz bölgesinde kepeklenme ile kendini gösteren seboreik dermatit ise, soğuk aylarda şiddetlenir. Düzenli ve doğru şampuan kullanımı hastalığın kontrol altında tutulmasını sağlar" açıklamasında bulundu.



Soğuk ürtikeri


Soğuk Ürtikeri hastalığında, soğuğa maruz bölgelerde kabarıklık ve kaşıntı görüldüğünü belirten Prof. Dr. Akbaba, "Soğuğa karşı aşırı duyarlılık sonucu gelişen bu hastalık, özellikle dış ortamda çalışan veya soğuğa direkt maruz kalan kişilerde ortaya çıkar. Kabarıklık ve kaşıntı şikayetleri günlük yaşamı zorlaştırabilir. Soğuk yanığı hastalığı ise soğuğa bağlı dolaşım bozuklukları sonucu gelişen bu durum, özellikle ekstremitelerde morarma ve ağrı ile karakterizedir. Uygun giyinmek ve soğuktan korunmak en temel tedavi yaklaşımıdır" dedi.



"El Egzaması"


Prof. Dr. Akbaba, kış aylarında sık el yıkama ve deterjan kullanımının, el egzamasını arttırdığını, korunmak için düzenli nemlendirici kullanımı ve tahriş edici ürünlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi.



Kışın en sık görülen bulaşıcı deri hastalıkları konusunda da bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Akbaba, "Kışın sadece kuruluk ve egzama gibi sorunlarla değil, aynı zamanda bulaşıcı deri hastalıklarıyla da karşılaşabiliyoruz. Özellikle kalabalık ve kapalı alanlarda geçirilen zamanın artması, bu hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor. Uyuz; kalabalık ve kapalı ortamlarda hızla yayılır, gece artan kaşıntılar yapar. Bitlenme; özellikle okul, yurt gibi toplu yaşam alanlarında sık görülür. Uçuk; soğuk, stres ve bağışıklık düşüklüğüyle kışın daha çok görülür. Ayak mantarı; kalın çorap, kapalı ayakkabı nedeniyle kışın artar. Siğiller; kapalı alan, ortak eşya kullanımı ve bağışıklık düşüklüğü ile sıklaşır" dedi.



Deri hastalıklarından korunma yöntemlerini de sıralayan Prof. Dr. Akbaba, "Kış aylarında hem kuruyucu hem de bulaşıcı hastalıklardan korunmak için alınabilecek bazı basit ama etkili önlemler vardır. Kalabalık ortamlarda temaslardan kaçınmak, kişisel eşyaları (havlu, tarak, çorap, ayakkabı) paylaşmamak, el hijyenine dikkat etmek, bağışıklığı güçlü tutmak (dengeli beslenmek, uyku, stres kontrolü, giysi, çarşaf, çamaşırları düzenli ve yüksek ısıda yıkamak, havalandırması iyi ortamlarda bulunmak, şüpheli lezyonlarda erkenden dermatoloji kliniğine başvurmak" olduğunu aktardı.



"Doktorunuza başvurunuz"


Prof. Dr. Akbaba deri hastalığı belirtisi ile karşılaşan hastaların en yakın doktora başvurması gerektiğini belirterek, "Kış aylarında görülen cilt hastalıkları basit kuruluklardan ciddi bulaşıcı hastalıklara kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Cildinizde kaşıntı, kızarıklık, döküntü veya farklı bir lezyon fark ettiğinizde zaman kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurmanız, hem tanının erken konulmasını hem de tedavinin başarıya ulaşmasını sağlayacaktır" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.