EKONOMİ - 25 Temmuz 2025 Cuma 15:48

Bulanık’ta hububat hasadı başladı

A
A
A
Bulanık’ta hububat hasadı başladı

Muş’un Bulanık ilçesinde bin bir emekle ekimi yapılan 270 bin dönüm buğday ve 103 bin dönüm arpanın hasadına başlandı.


Bulanık ilçesine bağlı Sultanlı köyünün Boztaş mezrasında buğday hasadı başladı. Bölgedeki çiftçiler için yılın en önemli dönemlerinden biri olan hasat sürecine, Bulanık Kaymakamı Ömer Övünç Koşansu de eşlik etti. Kaymakam Koşansu, sabah saatlerinde bölgeye gelerek tarlalarda çiftçilerle buluşarak biçerdöverle yapılan hasat çalışmalarını yerinde inceledi. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Kaymakam Koşansu, tarımın ve üretimin önemine dikkat çekerek, "Bugün Sultanlı köyüne bağlı Boztaş mezrasında çiftçimizin buğday hasadına eşlik etmek için geldik. Emeği ile bu toprağı işleyen, sabırla ürününü bekleyen, hasatla emeğinin karşılığını alan tüm çiftçilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Rabbim tüm üreticilerimize hayırlı, bereketli ve bol kazançlı bir hasat nasip etsin" dedi.


Boztaş mezrasında yıllardır tarımla uğraşan Ballı ailesi ise bölgenin en büyük çiftçilerinden biri konumunda. Aile adına konuşan Yusuf Ballı ise üniversiteyi bitirdikten sonra köyüne döndüğünü ve modern çiftçilik yapmaya başladığını söyledi. Bu yıl verimden memnun olduklarını belirten Yusuf Ballı, "Aile olarak 13 bin dönüm arazi ekiyoruz. Hasadımız hayırlısıyla başladı. Şu an verimden oldukça memnunuz. Bugün kaymakamımızın hasat sırasında bizleri ziyaret etmesinden çok mutlu olduk. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Bütün çiftçilere bereketli bir sezon diliyorum" ifadelerini kullandı.


Bulanık İlçe Tarım ve Orman Müdürü Harun Korkmaz ise Bulanık’ın buğday üretiminde çevre ilçelere göre büyük avantajlara sahip olduğunu vurgulayarak, "Bu yıl Bulanık genelinde 270 bin dönüm buğday, 103 bin dönüm arpa hasadı gerçekleştiriyoruz. İlçemiz verim değerleri bakımından oldukça iyi bir seviyede. Dekar başına buğdayda 300 ila 350 kilogram arasında ürün alıyoruz. Arpada ise ortalama 300 kiloya yakın bir verim söz konusu. Bu da Bulanık’ı çevre illerle kıyaslandığında önemli bir noktaya taşıyor. Bütün üreticilerimize kazançlı ve bereketli bir yıl diliyoruz" diye konuştu.



Bulanık’ta hububat hasadı başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Dumlupınar Denizaltı Faciası yapay zeka ile yeniden canlandırılıyor Çanakkale Boğazı’nda 1953 yılında 81 denizcinin yaşamını yitirdiği Dumlupınar denizaltı faciası, yüzde 100 yapay zeka destekli sinematik üretim teknikleriyle arşivler, tanıklıklar ve döneme ait belgeler temel alınarak film haline getiriliyor. Tamamı yapay zeka ile oluşturulan ilk Türk filmi olacak olan "DUMLU" 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nda gösterime girecek. Türk denizcilik tarihinin en acı olaylarından Dumlupınar denizaltı faciası, yapay zeka destekli sinematik tekniklerle hazırlanan "DUMLU" projesiyle yeniden izleyiciye aktarılacak. Türkiye’de ilk kez bu ölçekte kullanılan yapay zeka destekli üretim teknikleriyle hazırlanan yapımda arşiv fotoğrafları, resmi belgeler ve tanıklıklar temel alındı. Döneme ait yüzlerce fotoğraf yapay zeka ile renklendirilerek yüksek çözünürlükte yeniden üretildi, sahne sahne işlenerek sinematik video sekanslarına dönüştürüldü. Işık, renk, ses ve mekan tasarımlarında 1950’li yılların atmosferine bağlı kalındı. Yapımcılığını STE Prodüksiyon ve Erhan Ertarman’ın üstlendiği projeye MOVE Travel&Mice ana sponsor olarak destek verdi. "DUMLU"nun 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nda dijital platformlarda izleyiciyle buluşması, ayrıca yerel ve ulusal televizyon kanallarında yayınlanarak geniş kitlelere ulaştırılması planlanıyor. Yapımcı Erhan Ertarman, Türk denizcilik tarihinin en acı olaylarından biri olan Dumlupınar denizaltı faciasını konu alan "DUMLU" adlı belgeselin yapay zeka destekli üretim teknikleriyle hazırlandığını ve 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nda izleyiciyle buluşacağını açıkladı. 30 yıl boyunca gazetecilik ve televizyonculuk yaptığını kaydeden Ertarman, "Yapay zekanın gelişmesiyle birlikte yeni bir kulvara yöneldim. Gençlerimize bir hatıra bırakmak ve tarihe bir sayfa açmak amacıyla Dumlupınar denizaltı faciasının hazin öyküsünü anlatan bir projeye başladık. Bu, bir hikâyeden öte Türk denizcilik tarihinin en acı gerçeklerinden biridir. NATO tatbikatı dönüşünde gece saat 02.45’te İsveç bandıralı Naboland gemisiyle çarpışan denizaltı, Çanakkale Boğazı Nara Burnu açıklarında 90 metre derinliğe batar. 81 kişilik mürettebattan yalnızca 5 kişi kurtulur. 8 kişi sağ çıkarılmasına rağmen 2’si Naboland gemisinin pervanelerine kapılarak, biri ise boğularak şehit olur. Kurtarma operasyonu tam 3 gün sürer. 1953 yılının kısıtlı imkânları nedeniyle denizaltıya bir türlü ulaşılamaz. Kıç torpido bölümünde 72 saat hayatta kalmaya çalışan 22 denizciye maalesef orada veda edilir. Sürenin dolmasının ardından hazin bir törenle sonsuz nöbetlerine uğurlanırlar" dedi. "Amacımız unutulmayan bir tarih bırakmak" Ertarman, projeye ilişkin şunları söyledi: "Kazanın başlangıcından kurtarma çalışmalarına ve törene kadar olan süreci tamamen yapay zeka ile üretilen bir belgesel hâline getirmeye çalıştık. Yaklaşık 6 aydır üzerinde çalıştığımız bu projeyi 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nda tüm denizcilerimize armağan etmeyi hedefliyoruz. Amacımız unutulmayan bir tarih bırakmak. Yapım süreci oldukça zorluydu. Canlı bir sinema seti kadar olmasa da döneme ait tüm fotoğraflar tarandı, belgeler incelenerek yapay zekaya aktarıldı. Görseller dönemin atmosferine uygun şekilde renklendirildi ve bu fotoğraflar üzerinden senaryoya uygun sahneler üretildi" şeklinde konuştu. "Özellikle 1950’li yılların renk tonlarını yakalamak ayrı bir titizlik gerektirdi" "Montaj tamamlandığında ortaya güçlü bir tarih belgeseli çıkacağına inanıyorum" diyen Ertarman, "Bu belgeselde yapay zeka aracılığıyla duyguların izleyiciye doğrudan ulaşacağını düşünüyorum. Epik müzikler özel olarak tasarlandı. Dumlupınar’ın hafızalara kazınan ‘Ah bir ataş ver’ türküsü hem orkestral hem de epik yorumlarla yeniden işlendi. Maliyet açısından bir prodüksiyon filminin yaklaşık yarısı kadar bir bütçe oluştu ancak bu projede en büyük maliyet para değil, zamandı. Çünkü bir sahneyi bazen yüzlerce kez yeniden üretmek zorunda kaldık. Yapay zekâdan alınan çıktılar her zaman beklentiyi karşılamıyor; 20 saniyelik bir sahne için bile onlarca deneme yapmak gerekiyor. Özellikle 1950’li yılların renk tonlarını yakalamak ayrı bir titizlik gerektirdi. Senaryo yazımında eşimden büyük destek aldım, müzik konusunda ise oğlum katkı sağladı. Bu proje hem bir ekip işi hem de bir gönül emeği olarak ortaya çıktı" ifadelerini kullandı.
Aydın Didim Belediyesi Turizm Haftası’nda kültür, lezzet ve ritmi buluşturdu Ege’nin önde gelen turizm merkezlerinden Didim’de, Turizm Haftası kapsamında düzenlenen etkinlik yoğun katılımla gerçekleştirildi. Didim Belediyesi tarafından organize edilen programda, tarihi Apollon Tapınağı çevresinde kültür, lezzet ve ritim bir araya geldi. Etkinlik Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, turizm sektörü paydaşları ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Program kapsamında Didim’de faaliyet gösteren dernekler tarafından açılan stantlarda, kente özgü yöresel lezzetler tanıtıldı. Katılımcılar, bölgenin gastronomik zenginliğini yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Etkinlik boyunca sahnelenen ritim gösterileri ve kültürel performanslar, programa renk kattı. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay da etkinlik alanında şeflerle birlikte yöresel yemeklerin hazırlanmasına eşlik ederek tanıtıma katkı sundu. Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim’in turizm potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Didim yalnızca denizi, güneşi ve doğal güzellikleriyle değil; aynı zamanda köklü tarihi, kültürel mirası ve zengin mutfak kültürüyle de öne çıkan bir kenttir. Turizm Haftası kapsamında, Apollon Tapınağı gibi önemli bir tarihi mirasın çevresinde böyle anlamlı bir etkinlik gerçekleştirmek bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonlarla hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de Didim’in ulusal ve uluslararası alanda tanıtımını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Katılım sağlayan tüm halkımıza teşekkür ediyorum."
Van İpekyolu jandarmasından okullarda bayram mesaisi Van’ın İpekyolu İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri bir yandan okullarda güvenlik toplantıları düzenlerken, diğer yandan öğrencilerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusuna ortak oldu. İpekyolu İlçe Jandarma Komutanlığı, eğitim kurumlarında güvenliği en üst seviyeye taşımak amacıyla başlattığı çalışmalar kapsamında, bölgedeki okul yöneticileri ve öğretmenlerle bir araya geldi. Gerçekleştirilen saha çalışmalarında, öğrencilerin huzur ve güven içerisinde eğitim görmeleri için kritik adımlar atıldı. İpekyolu ilçesindeki Kavuncu Ali Çavuş İlk ve Ortaokulu, Değirmen İlk ve Ortaokulu, Köşebaşı İlk ve Ortaokulu, Kıratlı İlk ve Ortaokulu ile Sarmaç İlkokulu’nda düzenlenen toplantılarda okul güvenliği masaya yatırıldı. Toplantılarda, öğrencilerin emniyetini sağlamaya yönelik alınan tedbirler gözden geçirilirken, okul çevresi güvenliği ve kurumlar arası iş birliği konularında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Eğitim camiasına yönelik güvenlik çalışmalarının yanı sıra milli duyguların pekiştirilmesi noktasında da aktif rol alan İpekyolu İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hazırlıklarına da destek verdi. Öğrencilerin bayram heyecanını paylaşan ekipler, kutlama programlarının hazırlık sürecinde öğrencilerin yanında yer alarak çocukların coşkusuna ortak oldu. Hem eğitim güvenliğine verilen öncelik hem de milli bayramlara yönelik sergilenen hassasiyet, bölge halkı ve eğitim camiası tarafından takdirle karşılandı. Yetkililer, İpekyolu genelinde çocukların güvenli ve huzurlu bir ortamda eğitim almalarını sağlamak amacıyla yürütülen güvenlik çalışmalarının kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.
Erzurum Karcıoğlu: "Atlı ciritte asıl zafer, rakibini düşürmek değil; onu affedebilecek yüce gönlü gösterebilmektir" Türkiye Atlı Cirit Kulüplerini Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Dr. Uğur Karcıoğlu, " Cirit müsabakalarında "kesme" ve "yakalama" adı altında iki ayrı puan türünün varlığının, oyunun özüne aykırı bir durumu beraberinde getirdiğini vurguladı. Uşak’ta oynanan cirit müsabakasında kaza sonucu ağır yaralanan Volkan Gelmez ‘in vefatını derin bir üzüntü ile öğrendiklerini ifade eden Türkiye Atlı Cirit Kulüplerini Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Dr. Uğur Karcıoğlu, " Kardeşimize Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı dileriz mekanı cennet olsun. Atlı cirit, sadece bir spor değil; asaletin, cesaretin ve ahlâkın at üstünde vücut bulmuş hâlidir. Bu oyunun ruhunda rakibini incitmek değil, ona üstünlüğünü gösterirken aynı zamanda merhameti elden bırakmamak vardır. Bugün ise "kesme" ve "yakalama" adı altında iki ayrı puan türünün varlığı, oyunun özüne aykırı bir durumu beraberinde getirmektedir. Oysa sahada yaşanan gerçek şudur: Her iki durum da özünde aynıdır. Ancak puan farkı nedeniyle oyuncular, daha az puan kaybettirecek olan "kesme"ye yönelmekte; bu da kontrolsüz müdahaleleri artırarak hem sporcu hem de at için ciddi riskler doğurmaktadır. Neticede ise istenmeyen kazalar kaçınılmaz hâle gelmektedir" dedi. "Atlı ciritte asıl zafer, rakibini düşürmek değildir" Cirit geleneğinde esas olanın; rakibini zor durumda bırakmak değil, onu yakalayıp bağışlamak olduğunu hatırlatan Karcıoğlu, "Çünkü atlı cirit, yalnızca bileğin değil, yüreğin de konuştuğu bir meydandır. Bağışlamak; gücün en yüksek mertebesidir. Bu nedenle "yakalama ve bağışlama" esası korunmalı, "kesme" gibi oyunun ruhunu zedeleyen ve tehlikeyi artıran uygulamalar yeniden değerlendirilmelidir. Camiamızın bu konuda ortak bir duruş sergilemesi, hem sporun güvenliği hem de kültürel mirasımızın doğru şekilde yaşatılması adına büyük önem taşımaktadır. Unutmayalım: Atlı ciritte asıl zafer, rakibini düşürmek değil; onu affedebilecek yüce gönlü gösterebilmektir" şeklinde konuştu.